ADNAN OKTAR’DAN DUYURUDUR
Geçtiğimiz günlerde hem Süleymanlı Cemaatine hem de Furkan Vakfı’na arka arkaya polis operasyonları gerçekleşti. Bu operasyonlar sonrasında, bir kısım Maocu komünist basın, söz konusu topluluklardan alelacele “suç örgütü” diye bahsetmeye başlamış ve bu cemaatlerin başına gelenlerden dolayı adeta bayram sevinci yaşamıştır. Oysa bu sevinç boşunadır.
Söz konusu operasyonlar, doğrudan dini cemaatlere yönelik operasyonlar DEĞİLDİR. Devlet, suç olarak gördüğü konuları incelemekte, paraların kaynaklarını ve amacını sorgulamaktadır. Bu zaten Türkiye’de her kişiye veya gruba yönelik yapılabilecek ve hali hazırda yapılmakta olan bir uygulamadır.
Burada önemli olan, İslam’ın tebliğine dair faaliyetlerin halen devam ediyor olmasıdır. Cemaatlere bir şey olmuş değildir; şu anda cemaatlerin tüm faaliyetleri devam etmektedir. Kur’an kursları ve bunun gibi Kur’an’a dayalı eğitim yerleri varlığını sürdürmekte, Kur’an eğitimi kesintiye uğramaMAktadır.
195 ülkede Kur’an kursları vardır ve bunların hepsi faaliyetlerine devam etmektedir. Yapılan operasyonlar, adı geçen cemaatlerin tümüne, mevcut tüm yapıya yönelik operasyonlar değildir. Cemaatler, varlıklarına da faaliyetlerine de aynen devam etmektedirler.
Dolayısıyla, bir kısım Maocu komünist basının, yaşanan bu gelişmelerden dolayı dine, İslam’a bir darbe vurulduğunu zannetmesi nafiledir. Müvekkilin her zaman belirttiği gibi, İslam’ın tebliğine ve yükselişine darbe vurulması MÜMKÜN DEĞİLDİR; BU YÜKSELİŞ, KADERDEDİR. Dolayısıyla, bu gelişimin engellenmesi mevzu bahis olamaz.
Söz konusu Maocu, komünist basın, müvekkil Adnan Oktar’ın etkili faaliyetleri sonucunda kapsamlı bir yenilgi yaşamış olduklarının farkındadır. Müvekkil zaten, komünizmi ve komünizmin fikri temelini oluşturan Darwinizm’i, yıllar önce, hem ideolojik hem de bilimsel olarak yıkmıştır. Bu yıkımın etkisiyle, Darwinist, materyalist ve komünist ideolojilerin ayağa kalkması mümkün olmamış ve müvekkilin cezaevinde bulunduğu son 9 yıldır bile bu yenilginin etkileri devam etmiştir. Söz konusu kişiler, ideolojik ve bilimsel yıkımın hiçbir şekilde TAMİR EDİLEMEYECEĞİNİ, insanların Darwinizm ile aldatılabildiği eski günlerin GERİ GELMEYECEĞİNİ çok iyi bilmektedirler. Hatta, ideolojisini tamamen komünist temeller üzerine kurmuş olan PKK örgütü elebaşı Abdullah Öcalan bile, “20. yüzyılın reel sosyalizm modelinin ve ulus-devlet eksenli Marksist-Leninist stratejilerin çöktüğünü ve tıkanıp miadını doldurduğunu” belirtmektedir.i Dolayısıyla PKK dahi komünizmden vazgeçmiş durumdadır.
İslam Birliği Adım Adım Gerçekleşmektedir
Müvekkilin FİKİRLERİNİN 40 YILDIR SÜREKLİ OLARAK İKTİDARDA olduğu, dolayısıyla onun cezaevinde olup olmamasının BİR ŞEY FARK ETTİRMEDİĞİ, bundan sonrası için de ÖNGÖRÜLERİNİN MUTLAKA HAYATA GEÇECEĞİ ortadadır.
Örneğin, Darwinizm’in ve ona bağlı komünist ideolojilerin yıkılışının ardından gerçekleşecek en önemli aşama İslam Birliği’nin kurulmasıdır. Müvekkil bunu 40 yıldır açıklamaktadır. Hatta 90’lı yıllarda bu konuda kendisinin fahri başkanı olduğu Bilim Araştırma Vakfı, Türkiye’nin her yerine AFİŞLER astırmış ve BU BİRLİĞİN MUTLAKA HAYATA GEÇECEĞİ müthiş bir eminlikle dile getirilmiştir. Bu konuda kitaplar çıkarılmış, konferanslar düzenlenmiştir.

1994 yılında, müvekkil Adnan Oktar’ın kurucusu olduğu Bilim Araştırma Vakfı tarafından hazırlanan ve Türkiye’nin çeşitli yerlerine asılmış olan Türk İslam Birliği konulu afişler

Müvekkil Adnan Oktar’ın Türk İslam Birliği’ne Çağrı isimli kitabının birinci baskısı 2003 yılında basılmıştır
Şu anda, bir kısım Maocular, komünistler ve Darwinistler ne kadar istemese de, İslam Birliği kuruluş aşamasına gelmiş; bunun temelleri atılmıştır.
Bilindiği gibi 2026 Ağustos ayının ilk haftasında Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında MEKKE ANLAŞMASI imzalanmıştır. Bu ittifak, bölgedeki İslam ülkelerinin bir araya gelmesi için ilk ve çok önemli bir adım olmuştur. Bu süreç, gitgide gelişecek ve gelişen bu ittifak dünya barışının öncüsü olacaktır.

İşte tüm bu sebeplerle bir kısım Maocular, komünistler ve solcular, yapılan bu polis operasyonlarıyla İslam’a karşı bir başarı elde ettiklerini ZANNETMEMELİDİRLER. Müvekkilin her zaman belirttiği gibi, Kur’an’daki İslam, yükselerek, güçlenerek, dört bir yana ulaşarak, herkesin kalbini fethederek ilerlemektedir. Bu ilerleme, tam da müvekkilin 40 yıldır anlattığı güzergahta devam etmekte ve tam olarak işaret ettiği zaferleri müjdelemektedir.
Bu aslında, söz konusu Maocular, komünistler ve solcular için de büyük bir MÜJDEDİR. Müvekkile göre, tüm dünyaya barış getirecek, her dinden, her inançtan ve her görüşten insanın huzur ve güvenlik içinde yaşayacağı bir ortamı var edecek, adaleti hakim kılacak ve dünyayı bağnaz zihniyetin etkisinden kurtaracak olan Kur’an Müslümanlığı, her görüşten insanın mutluluğu ve güvencesi için EN BÜYÜK KURTULUŞTUR. Maocuların, komünistlerin ve solcuların aradıkları SOSYAL ADALET, asıl bu sistem ile yeryüzüne hakim olacak ve kimsenin hakkı asla yenmeyecektir.
İslam’ın Güçlenmesi,
İdeolojik Mücadelenin Zaferi ile Mümkün Olmaktadır
Yapılan operasyonlarda hedef olan kişiler, hayatları boyunca güzel ve hayırlı bir faaliyet olarak Kur’an’ı anlatmış olan kişilerdir. Ancak müvekkile göre bu kişiler, dünyanın asıl sorununu teşkil eden ve dinsizliğin kaynağı olan Darwinizm ve materyalizmle hiçbir zaman ilgilenMEmişler, bu konularda ideolojik bir mücadeleye girMEmişlerdir. Bu konuda mücadele veren dünya çapındaki tek Müslüman, müvekkil Adnan Oktar olmuştur ve bu konuda dünya çapındaki başarı da yine ona aittir.
Müvekkilin 9 yıldır cezaevinde bulunması, aslında Devletimizin bir koruma stratejisidir. Kuşkusuz ki Devletimiz, şu sıralar gerçekleşmekte olan ve cemaatlerden bazı isimleri hedef almış bulunan kargaşa ortamından haberdardır. Bu ortam içinde müvekkilin zarar görmemesi amaçlanmıştır. Elbette ki devletin her kademesinden tüm yetkili kişiler, müvekkil ile ilgili HİÇBİR SUÇ UNSURUNUN GERÇEKLERİ YANSITMADIĞINI çok iyi bilmektedirler. Kıymetli faaliyetlerin sürmesi ve bugün yaşanan bu kargaşa ortamından etkilenmemesi için müvekkil, cezaevi vesilesiyle bir nevi koruma altına alınmıştır.
Müvekkil, 9 yıldır devam eden bu cezaevi sürecini daima hikmetleriyle değerlendirmektedir. Bu operasyon vesilesi ile Zulkarneyn, Dabbetü-l Arz gibi sırlar, Yusuf ve Kehf Suresinde yer alan ayetlerin hikmetleri AÇIKLIĞA KAVUŞMUŞTUR. Mehdiyet gerçeği İTİRAZ EDİLEMEZ bir hale gelmiştir. Ahir zaman alametlerinin yaşandığı her geçen gün gerçekleşen olaylarla, Mehdi’nin çıkışına bir adım daha yaklaşıldığı anlaşılmıştır.
Sonuç
Müvekkil, önemle belirtmektedir ki, kimsenin cezaevinde bulunmasını elbette arzu etmemekteyiz. Söz konusu cemaat liderlerinin ve cemaat üyelerinin de cezaevinde bulunmalarına elbette rızamız yoktur. Gerekli araştırma ve incelemelerin bir an önce yapılması ve söz konusu kişilerin aklanarak ivedilikle tahliye edilmeleri temennimizdir.
Bu kişilerin tutuklanmasını büyük bir sevinçle karşılayan söz konusu basına ise müvekkilin üzerine durduğu şu hususu tekrar hatırlatalım: KUR’AN’A DAYALI İSLAM’IN GÜÇLENMESİ VE İSLAM BİRLİĞİ’NİN KURULUŞU, KESİN OLARAK GERÇEKLEŞECEKTİR. Cemaat liderlerinin ve üyelerinin cezaevlerine alınması, mutlaka gerçekleşecek olan bu sürece bir sekte DEĞİLDİR. Çünkü, KADERİN DURDURULMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR. Bu nedenle söz konusu gazetecilere, hakkaniyetle davranmalarını, farklı fikirlere tahammüllü olmalarını, hoşgörü ve sevgiye yönelmelerini ve Kur’an’a dayalı İslam’ın yayılışının kötü bir haber değil, bilakis kendileri için ÇOK GÜZEL BİR HABER olduğunu anlamalarını tavsiye ediyoruz.22.08.2026
Saygılarımızla,
i Abdullah Öcalan, Demokratik Ulus, 2016, s. 10
Rica ediyorum seslendirmede şu iğrenç ve itici sesi kullanmayın. Yunus peygamberin hapis yatması makalesindeki seslendirme gayet güzel ne anlıyorsunuz şu robotik berbat sesten?!