Ümitsiz ve Negatif Bir Hayatı Bırakıp, Pozitif Yaşayabilmek Mümkündür – 🎙️

By gundem
11 Min Read
Bu yazıyı dinleyebilirsiniz Arkaplan işlemlerinde sese dönüştürüldü

ADNAN OKTAR’DAN DUYURUDUR

Müvekkil Adnan Oktar, uzun yıllar boyunca insanların hayatlarında önemli bir ümit ışığı olmuş, sevgiyi yayması, Allah’ın rahmeti ile müjdelemesi ve Kuran Müslümanlığındaki güzellikleri haber vererek insanlara İslam dininin barış ve sevgi dini olduğunu göstermesiyle, insanların dünyaya yönelik olumsuz bakış açıları büyük ölçüde ortadan kalkmıştı. Müvekkil, ahir zamanda olduğumuz için, yaşamakta olduğumuz zorlukların şiddetli ama geçici olduğunu, bütün bunların mutlaka sona ereceğini ve Hz. Mehdi ve Hz. İsa’nın zuhur dönemlerinin tüm dünyaya görülmemiş bir güzellik getireceğini delilleriyle ortaya koymuştu. Müvekkilin anlatımlarını yaptığı ve eserlerini yayınladığı dönemlerde insanlar, hayata daha ümitvar bakmaya başlamış, dindarlık oranları ciddi şekilde yükselmiş ve sevgi, sürekli olarak dile getirilir ve yaşanır bir hale gelmişti.

Ancak bu durum, müvekkilin cezaevine konulmasından sonraki 9 yıl içinde çok ciddi şekilde değişmiştir. İnsanlar, kendilerine Allah sevgisini hatırlatacak, Allah için sevmenin güzelliğini açıklayacak bir yol gösterici bulamadıklarından, sadece felaket senaryoları ile muhatap olduklarından ve ahir zamanın şu anki hakimi deccaliyetin olumsuz telkinlerine maruz bırakıldıklarından dehşetli bir karamsarlık ile baş başa bırakılmışlardır. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak, müvekkilin izahlarına göre, şeytanın bu yöndeki yönlendirmelerine kendilerini teslim etmiş ve mutluluk ve sevgi yerine hep negatif olana eğilim gösterir hale gelmişlerdir.

Müvekkil, söz konusu durumu ciddi bir vahamet olarak görmektedir. Konuyla ilgili olarak müvekkilin açıklamalarını aşağıda takdirinize sunuyoruz:

Toplumları Saran Felaket;
Ümitsiz, Asık Suratlı, Negatif Hayatlar

Genel olarak insanların konuşmalarına bakıldığında, dikkat edilirse, ağızlarından neredeyse olumlu, hayırlı, güzel, ümitvar, sevinç dolu kelimeler çıkMAdığını görüyoruz. İnsanlar büyük ölçüde hep hastalıklardan, ekonomik krizden, hayatın zorluklarından bahseder hale geldiler. Etraflarında da, her zaman EN KÖTÜSÜNÜ görmelerini isteyen bir sistem ile çevrelendiler. Bu yüzden hemen her olayda mutlaka bardağın boş tarafını görüyorlar.

Toplumlar, birbirlerinden hızlı etkilenirler. Bu nedenle toplum içinde yaygınlaştırılan şikayet üslubu, çok geçmeden insanların büyük bir kısmına sirayet etmektedir.

Toplumsal konulara yönelik şikayet; çok geçmeden kendi hayatlarında, ailelerinde, dostluklarında da kendisini hissettirir. Negatif konuşma hayatlarına hakim bir hale geldiği için, aileleri, arkadaşları, çevreleri, komşuları, dostları hakkında da negatif konuşmalar yapmaya başlarlar. Birbirleri hakkında takdir edici, onore edici, güzel ve pozitif bir üsluba YANAŞMAZ hale gelirler. Zaten kötü ve zorlayıcı olan hayatları, bu negatif bakış açısı ve negatif konuşmalarla DAHA DA KÖTÜ HALE GELİR. Aileleri, dostları arasında da BİR TÜRLÜ MUTLU OLAMAZLAR. Haklarında kötü konuştukları insanlardan gitgide uzaklaşır, kötü konuşmanın getirisi olarak sürekli bu kişiler hakkında kötü düşünmeye ve kötülükleri görmeye başlarlar. Kendi dostlarını, kendi ailelerini, kendilerinden uzaklaştırırlar.

Elbette BUNUN ZARARI SADECE KENDİLERİNEDİR. Sevecek ve mutlu olacak bir şey bulamamanın, sürekli olarak olumsuz bakmanın bir sonucu olarak hastalanırlar ve çok erken çökmeye başlarlar. İnsan bedeni, sevgisizlik ile çöken, mutsuzluk ile içine kapanan bir varlık olduğundan, negatif dünyanın etkileri beden üzerinde MÜTHİŞ YIKICI olur.

Ümitsizlik ve karamsarlık, insanın mutlaka kendi aleyhine döneceğinden, insanların bu sıkıntılı zihniyeti kendi iyilikleri için terk etmeleri önemlidir. Karamsarlığın başkalarına da sirayet ettiği unutulmamalıdır. Bulundukları ortamlarda sürekli negatif şeyleri konuşan, ortamda gerilim meydana getiren, laf sokan, tersleyen, olumsuz yorumlar yapan insanların, O ORTAMDAKİ TÜM İNSANLARIN GÜCÜNÜ VE ENERJİSİNİ YİTİRMESİNE NEDEN OLDUĞU, yaşam sevinçlerini ellerinden alacak şekilde YIPRATICI ETKİ YARATTIĞI bilinmektedir.

Negatif Dünyayı Besleyen TV Yapımları

Bu durum, hali hazırda insanlara sunulan hayat modeliyle de desteklenmektedir. TV dizileri ve filmler, çoğunlukla bu olumsuz ruh halini destekleyen içeriklerle doludur. Tartışma, trip, kavga, insan öldürme, kaos, öfke, nefret, intikam gibi unsurların hakim edildiği dizi ve filmler, günümüzde bazı insanların neredeyse tüm hayatlarına hakim olmuş gibidir. İnsanlar bunları izledikçe, BU HAYATLARLA KENDİLERİ ARASINDA BİR BAĞ KURMAKTA ve burada tarif edilen RUH HALİNİ YAŞAMAYA BAŞLAMAKTA, nefret ve kin güden, adam öldüren karakterleri KAHRAMAN ilan etmekte, bu ortamlardan neredeyse zevk alır hale gelmektedirler. Özellikle bir kısım gençler bu hayatları ve karakterleri örnek alarak ters kavgacı, gergin, tripli bir yaşam şekli geliştirmektedirler.

Son dönemlerde dizi ve filmlerde yer alan şiddet ve nefret içerikli sahneler oldukça artmış durumdadır.

Dikkat edilirse İNSANLARIN KARŞISINDA EN FAZLA VAKİT GEÇİRDİKLERİ TV EKRANLARI, EN FAZLA NEGATİF TELKİNİN VERİLDİĞİ ORTAMLARDIR. Günümüzde televizyonlarda güzel, eğlenceli, iç açıcı görüntüler içeren, eğitici, mutluluk verici, pozitife yönlendirici dizi ve filmleri görmek zorlaşmıştır.

Geçtiğimiz günlerde Rus Psikolog Raushan Birmagambetova, kendi ülkesinde de yayınlanmakta olan Türk dizileriyle ilgili bazı tespitlerde bulunmuştur. Rus Psikolog Birmagambetova’nın açıklamaları şu şekildedir:

Kaynak: https://onedio.com/haber/rus-psikolog-yali-capkini-dizisini-paylasarak-turk-dizilerini-elestirdi-insanlari-yozlastiriyor-1285960

Raushan Birmagambetova: Türk dizilerinden dolayı insanlar yozlaşıyor mu? Evet aynen öyle oluyor. Genel olarak ne görüyoruz, ENTRİKA VAR, DEDİKODU VAR, AGRESİFLİK VE ACIMASIZLIK VAR, ALDATMA VAR. İnsan bunu izlediğinde, HAYATIN NORMALİ BÖYLE diye düşünmeye başlıyor. Yani O FARKINDA OLMADAN BUNA İNANIYOR. Yani insan bu şekilde yaşamak istemez evet ama bu dizilere böyle yapışıp kalmak, ona odaklanmaktan dolayı BEYİNDEKİ SİNİRSEL BAĞLANTI VE DEVRELER BUNU KOPYALIYOR ve BELLİ BİR SÜRE SONRA AYNISINI O DA YAPIYOR. Ve İLERİDE KENDİ HAYATINDA BUNU GÖSTERİYOR ve bu çok üzücü bir şey.1

Rus Psikolog Birmagambetova’nın bu sözlerinden, Türk dizilerinin yabancı ülkelerde böyle sakıncalı bir imaj verdiği görülebilmektedir. Oysa Türk dizilerinin böyle bir imaj vermemesi çok daha iyi olacaktır.

Şu hususu önemle belirtelim: Amacımız Türk dizilerini hedef göstermek ve bu çalışmalara karşı durmak elbette DEĞİLDİR. Ülkemizde sanatın her türlüsünün gelişmesi ve dizi ve film sektörünün dünyaya yayılması elbette takdir edilecek bir durumdur. Burada eleştiri konusu İÇERİKLERDİR. Son derece yetenekli olan Türk senaryo yazarları ve yapımcılar, eminiz ki sevgi odaklı, pozitif temalı içeriklerle ÇOK DAHA BAŞARILI olacaklardır. İnsanların öfke, şiddet ve göz yaşı beklentisi olduğuna dair hikayeler şehir efsanesidir. Sevgi üzerine yaratılmış hiçbir fıtrat, öfke, şiddet ve göz yaşı beklentisi içinde olmaz. İnsanlar sadece, kendilerine sürekli olarak arz edileni, düşünmeden ve değerlendirmeden talep eder hale gelmişlerdir.

OYSA HAYAT MUTLULUK ÜZERİNE KURULU OLMALI, TELEVİZYONLARDA İNSANLARA SUNULAN GÖRÜNTÜLER DE BU MUTLULUĞU PEKİŞTİREN GÖRÜNÜMDE OLMALIDIR. TV’lerde insanları dehşete, vahşete, kine, öfkeye sürükleyen görüntülerin var olması, saçma görülmelidir. İnsanlar, karakterlerin birbirlerinden nefret ettiği dizi ve filmlerin varlığından RAHATSIZ OLMALI, bu tip görüntüleri hayatlarına almak İSTEMEMELİDİRLER. Olması gereken tam olarak budur.

Sevginin arz edildiği bir ortamda, talepler de ona göre değişecek, insanlar sevgi odaklı çalışmaları tercih edecek ve hayatları da buna uygun olarak güzelleşecektir.

Beynin Bağlantılarını Değiştirmek ve
Sürekli Pozitif Olana Yönelmek

İnsanların büyük bir kısmı, hayat şartları zor olduğundan, “sevinecek neyimiz var ki” diye düşünür ve bu bataklığın içine iyice kendilerini bırakırlar. OYSA HAYATLARINDA SEVİNECEK, ŞÜKREDİLECEK, MUTLULUK VERECEK ÇOK ŞEY VARDIR. ONLAR SADECE BUNLARI GÖRMEYİ REDDETMEKTEDİRLER. İnsan;

Her dakika atan kalbi ve gören gözleri ile kendisine sürekli yaşam verildiği için,

Etrafında ailesi, sevdikleri olduğu için,

En büyük zorluklardan, en ağır hastalıklardan, en vahim sıkıntılardan uzak yaşadığı için,

Sabredebildiği, şükredebildiği için,

Etrafında kendisine sunulmuş güzellikler için,

Sofrasındaki nimetler, hayatındaki ayrıcalıklar için,

Nefes alıp verebildiği için,

SÜREKLİ OLARAK ŞÜKÜR HALİNDE OLDUĞUNDA, ETRAFINDAKİ ZORLUK VE KÖTÜLÜKLER, ÇOK DAHA ÖNEMSİZ HALE GELECEKTİR.

Yapılan bilimsel araştırmalar, beynin pozitife odaklanınca sürekli pozitifi aradığını ve pozitif düşündüğünü; negatife odaklandığında da sürekli etrafındaki negatif şeyleri bulduğunu kanıtlamıştır.2

Kaynak: https://iletim.istanbul.edu.tr/index.php/2026/04/22/bilim-dogruluyor-beyin-ic-sesten-etkileniyor/

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, konuyla ilgili şu açıklamaları yapmıştır:

Beynimiz, yaşamımız boyunca değişebilir ve gelişebilir. Buna nöroplastisite denir. POZİTİF SÖZLER, BEYNİN YENİ BAĞLANTILAR OLUŞTURMASINI TEŞVİK EDEREK OLUMLU DÜŞÜNME ALIŞKANLIĞI YARATIR. Beyin, olumlu bir söz duyduğunda, prefrontal korteks devreye girer. Bu bölge, karar verme ve duygusal düzenlemeden sorumludur. SÜREKLİ POZİTİF SÖZLER DUYAN BİR BEYİN, KENDİNİ OLUMLU DUYGULARA DAHA AÇIK HALE GETİRİR. BU, KİŞİNİN YALNIZCA O ANDA MUTLU OLMASINI DEĞİL, UZUN VADEDE DAHA İYİMSER BİR ZİHİNSEL YAPI GELİŞTİRMESİNİ SAĞLAR.3

Bilimsel açıklamalardan da anlaşılabileceği gibi, insan, inancını ve düşüncesini neye yöneltirse, karşısına ona dair görüntüler çıkmaktadır. Aslında BU, O KİŞİNİN DUASIDIR. İnsan, olumlu bakmaya dua ettikçe, bu yönde niyet ettikçe, Allah da o kişinin zihnini olumluya yöneltmekte ve olayları bu şekilde algılamasını sağlamaktadır. Böylelikle kişi, kendisini üzecek şeyleri görmektense, şükredecek detayları görmeye başlamaktadır.

Bilimsel izahlardan da anlaşılabileceği gibi, kişinin beyni hep olumlu olana yöneldiğinde, sevgi dolu ve iyimser bakış açısı, tüm hayatına sirayet etmektedir. Demek ki KARAMSARLIK, insanın yapısı veya genetik mirası DEĞİL, TERCİH ETTİĞİ ŞEYDİR. İnsan, pozitif olmayı tercih ettiğinde, Allah onun dünyasını pozitife çevirecektir.

Pozitif Bir Hayat Mümkündür

Görülebildiği gibi insanların hayata olumlu bakmaya ve şükredici olmaya karşı bulabilecekleri HİÇBİR BAHANE YOKTUR. Bunu sağlamak ise yine insana bağlıdır. İnsan, önce buna niyet edecek, bu doğrultuda düşünmeye ve şükretmeye başlayarak, duasının bu olduğunu gösterecektir. Pozitif olmak, neşeli yaşayıp eğlenceli konuşmalar yapmak, sorunları düşünmek yerine mutlu olmayı tercih etmek, iç açıcı konulardan bahsetmek bu yönde yapılmış bir duadır. Allah, bu duaya elbette icabet etmekte ve bu aşamadan sonra kişinin hayatını hep olumlu görüntülerle doldurmaktadır.

Allah, ümitvar olmayı, şükredici olmayı ve olumsuz bir ruh halinden kaçınmayı emretmektedir.

Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız

ALLAH’IN RAHMETİNDEN UMUT KESMEYİN. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden umut kesmez.” (Yusuf Suresi, 87)

Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) BANA ŞÜKREDİN ve (sakın) nankörlük etmeyin. (Bakara Suresi, 152)

Unutulmamalıdır ki zorluklar, yalnızca birer imtihan olarak yaratılır ve her biri Allah’ın kontrolündedir. Allah, ayetinde, her zorlukla beraber bir kolaylık olduğunu haber verir:

Demek ki, GERÇEKTEN ZORLUKLA BERABER KOLAYLIK VARDIR.

GERÇEKTEN GÜÇLÜKLE BERABER KOLAYLIK VARDIR. (İnşirah Suresi, 5-6)

İşte tüm bu nedenlerle hayata olumlu bakmayı, sevgi dolu olmayı, Allah’ın beğendiği bir yaşam şekli olarak görmek çok önemlidir. Şükredilecek detayları görmek, daha büyük nimetlerin önünün açılmasına vesiledir. Allah ayetinde bildirmiştir:

“Rabbiniz şöyle buyurmuştu: “ANDOLSUN, EĞER ŞÜKREDERSENİZ GERÇEKTEN SİZE ARTIRIRIM ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, Benim azabım pek şiddetlidir.” (İbrahim Suresi, 7)

Sonuç:

Müvekkilin yukarıdaki açıklamalarını takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 23.08.2026


  1. https://onedio.com/haber/rus-psikolog-yali-capkini-dizisini-paylasarak-turk-dizilerini-elestirdi-insanlari-yozlastiriyor-1285960
  2. https://iletim.istanbul.edu.tr/index.php/2026/04/22/bilim-dogruluyor-beyin-ic-sesten-etkileniyor/https://www.researchgate.net/publication/355375474_Research_on_Brain_Has_a_Negative_Bias_and_How_to_Fix_It
  3. https://www.deryauluduz.com/pozitif-olumlamanin-beyne-etkisi/
TAGGED:
3 yorum
  • Canım Adnan Oktar vesilesiyle hayatın gerçeklerine göre değil Kuran’ın gerçeklerine göre yaşamanın, her durumda ümitvar olmanın değerini, güzelliğini, kolaylığını, ferahlığını anladım elhamdülillah. Canımın ve arkadaşlarının aklanıp çıkacakları günü tüm sevenleri gibi sevinçle bekliyorum🙏

  • Allah canım Adnan Oktardan Razı olsun onun vesilesiyle Rabbimin indirdiği kitabı ve kayinat kitabını okumayı öğrendim. Rumun aydınlığı Allah’ın en güzel lütfu.. Rahim bizi en uygun gördüğü zamanda sana kavuştursun

  • Sayın Adnan Oktar’dan Rabbim sonsuz razı olsun.Onun vesilesiyle Kur’an ı anlayarak okumayı öğrendik.Kuraın sadece bir sevap almak için okuma değil, okuduğunu hayata geçirme uygulama olduğunu öğrendik.Allahın sonsuz bağışlaması ve sonsuz sevgisini öğrendik.Hayatın Sevgi ,barış ,hoşgörü ile ne kadar güzel olduğunu öğrendik.Güzel ahlakın önemini bize gösterdi.
    O kadar mükemmel bir ahlaka sahip insanı bana tanıtan Rabbime sonsuz şükürler olsun ♥️

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir