Güzel Ahlaklı Müslümanları Örnek Almak ve Hayırlarda Yarışmak – 🎙️

By gundem
15 Min Read
Bu yazıyı dinleyebilirsiniz Arkaplan işlemlerinde sese dönüştürüldü

KONU : Müvekkil Adnan Oktar’ın; güzel ahlakın yalnızca anlatılarak DEĞİL, onu yaşayan insanların GÖRÜLMESİ ve ÖRNEK ALINMASIYLA çok daha kolay öğrenilip uygulanabileceği; bu nedenle güzel ahlaklı Müslümanların birbirlerine örnek olmalarının, güzel ahlakın insanlar arasında hızla yayılmasına vesile olacağı yönündeki görüş ve değerlendirmelerinin Sayın Mahkemenize sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR :

Müvekkil Adnan Oktar hakkında dava dosyasında, insanları kendi etkisi altına aldığı ve çevresindeki kişilerin onun yönlendirmesiyle hareket ettiği yönünde çeşitli iddia ve değerlendirmelere yer verilmiştir. Bu iddialar GERÇEK DIŞI olduğu gibi, müvekkilin kişiliği, inançları ve hayata bakış açısıyla da hiçbir şekilde BAĞDAŞMAMAKTADIR.

Müvekkilin çevresindeki insanların onunla birlikte olmak ve arkadaşlıklarını sürdürmek istemelerinin nedeni herhangi bir baskı, zorlama veya iradelerini ortadan kaldıran bir etki değil; müvekkilin SAMİMİYETİNİ, SEVGİSİNİ VE GÜZEL AHLAKINI GÖRMELERİ, BUNLARI TAKDİR ETMELERİ VE ONUN ARKADAŞLIĞINDAN MEMNUNİYET DUYMALARIDIR.

Nitekim bu kişiler, müvekkil hakkındaki bu yöndeki olumlu düşünce ve değerlendirmelerini içeren çok sayıda dilekçeyi de dava sürecinin başından bu yana dosyaya sunmuşlardır.

Müvekkilin önemle üzerinde durduğu husus da zaten insanların bir kişiye körü körüne tabi olması değil, güzel ahlakı gördüklerinde onu samimiyetle örnek almaları, birbirlerinden güzel davranışlar öğrenmeleri ve iyilikte yarışarak kendi ahlaklarını daha da geliştirmeleridir.

Bu dilekçede açıklanan görüşler, müvekkilin insan ilişkilerine ve güzel ahlakın insanlar arasında nasıl yayılması gerektiğine dair yaklaşımının doğru anlaşılması bakımından önem taşımaktadır.

GÜZEL AHLAK, ONU YAŞAYAN İNSANLAR GÖRÜLDÜĞÜNDE DAHA KOLAY ÖĞRENİLİR VE UYGULANIR

İslam ahlakında insanlara yalnızca güzel ahlakın ne olduğunu anlatmak değil, aynı zamanda bu ahlakın YAŞAYAN ÖRNEKLERİNİ GÖSTERMEK de son derece önemlidir. Çünkü bir insan sabrın, fedakarlığın, merhametin, sevginin, bağışlayıcılığın, neşenin, tevazunun, cesaretin veya ince düşüncenin ne kadar güzel olduğunu sözle dinleyebilir; fakat bunların bir insanın günlük hayatında nasıl uygulandığını GÖRDÜĞÜNDE, anlatılan ahlakı çok daha kolay kavrar.

Nitekim Kuran’da GÜZEL AHLAKIN yalnızca TEORİK BİR BİLGİ OLARAK ANLATILMADIĞI, insanların önüne ÖRNEK ŞAHSİYETLER ve ÖRNEK DAVRANIŞLAR KONULDUĞU görülmektedir.

Bunun en açık örneklerinden biri, Peygamberimiz (sav) için kullanılan GÜZEL ÖRNEK” ifadesidir:

—Kovulmuş Şeytandan Rahman ve Rahim Olan Allah’a Sığınırız—

“Andolsun, sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için ALLAH’IN RESÛLÜ’NDE GÜZEL BİR ÖRNEK VARDIR.” (Ahzab Suresi, 21)

Dolayısıyla Müslüman için

güzel ahlakın öğrenilmesinin yollarından biri,

GÜZEL AHLAKI YAŞAYAN İNSANI GÖRMEK ve

ONUN GÜZEL DAVRANIŞINI KENDİSİNE ÖRNEK ALMAKTIR.

SAHABELERİN GÜZEL AHLAKINA UYULMASI DA KURAN’DA ÖVÜLMEKTEDİR

Bu konuda Tevbe Suresi’nin 100. ayeti dikkat çekicidir. Ayette ilk önce MUHACİRLER ve ENSAR‘dan söz edildikten ve övüldükten sonra “onlara ihsanla/güzelce uyanlar” da Allah’ın razı ve hoşnut olduğu kimseler arasında sayılmaktadır.

“İslam’ı ilk önce kabul eden muhacirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır. (Tevbe Suresi, 100)

Buradaki ifade önemlidir. Çünkü Allah Kuran’da;

  • hem ilk Müslümanların güzel davranışlarını övmekte,
  • hem de onların güzel yoluna güzelce uyanları da övmektedir.

Bu da göstermektedir ki bir Müslümanın;

  • kendisinden daha güzel ahlaklı bir Müslümanın davranışını görmesi,
  • o davranışı beğenmesi,
  • ondan etkilenmesi,
  • aynı güzel tavrı kendi hayatında uygulamaya çalışması

Kuran’da teşvik edilen bir ahlak özelliğidir.

Bu da, samimi Müslümanların ortaya koyduğu güzel davranışların daha sonra gelen Müslümanlar tarafından görülmesinin, öğrenilmesinin ve örnek alınmasının İslam ahlakında önemli bir yeri bulunduğunu göstermektedir.

Elbette burada kastedilen, bir insanın başka bir insanın her davranışını düşünmeden taklit etmesi DEĞİLDİR.

Ölçü KURAN’A UYGUN OLAN güzel ahlakın görülmesi, anlaşılması ve samimiyetle benimsenmesidir.

Bir Müslüman;

  • kendisinden daha sabırlı bir insanın sabrını,
  • daha fedakar bir insanın fedakarlığını,
  • daha merhametli bir insanın merhametini,
  • daha affedici bir insanın affediciliğini,
  • daha ince düşünceli bir insanın inceliğini

görüp beğenebilir ve “Ben de Allah’ın rızası için böyle güzel davranmalıyım” diyerek bu güzel ahlakı kendi hayatında uygulamaya çalışabilir.

ENSAR’IN FEDAKARLIĞI: GÜZEL AHLAKI YAŞAYARAK ÖRNEK OLMALARI

Allah Kuran’da Ensar‘ın güzel ahlakının somut bir örneğini de vermektedir. Onların, kendileri ihtiyaç içinde olsalar dahi başkalarını kendilerine tercih ettikleri bildirilerek bu üstün fedakarlık ahlakı övülmektedir:

“Onlardan önce o yurda yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (Haşr Suresi, 9)

Bu son derece üstün bir ahlak örneğidir ve güzel ahlakın yaşanarak öğrenilmesi bakımından da Müslümanlara yol göstermektedir.

Bir insana yalnızca “fedakar ol” denildiğinde bunun ne anlama geldiğini ancak teorik olarak anlayabilir. Fakat gerçekten fedakar bir insanın, kendisinin de ihtiyacı olduğu halde başka bir insanı kendisine tercih ettiğini; kendi rahatından vazgeçerek başka bir insanı düşündüğünü GÖRDÜĞÜNDE, fedakarlığın ne olduğunu çok daha açık biçimde kavrar.

Aynı şekilde “merhametli ol”, “affedici ol”, “sabırlı ol”, “ince düşünceli ol”, “insanlara sevgi göster” demek önemlidir; fakat insan bunların canlı örneklerini GÖRDÜĞÜNDE, güzel ahlak onun açısından çok daha anlaşılır ve uygulanabilir hale gelir.

GÜZEL AHLAKI ÖRNEK ALMAK, ŞEKLİ VE SAMİMİYETSİZ BİR TAKLİT DEĞİLDİR

Burada kastedilen elbette ki kişinin düşünmeden ve samimiyetsiz biçimde başka bir insanın hareketlerini kopyalaması DEĞİLDİR. Kişinin öncelikle içtenlikle güzel ahlaklı olmayı istemesi gerekir. Ardından kendisinden daha sabırlı bir insan gördüğünde onun sabrını; daha fedakar bir insan gördüğünde onun fedakarlığını; daha merhametli bir insan gördüğünde onun merhametini; daha ince düşünceli bir insan gördüğünde onun inceliğini kendisine örnek alabilir.

İnsan başlangıçta başkasında gördüğü güzel bir davranışı bilinçli olarak TAKLİDE DAYALI olarak uygulamaya gayret edebilir; bu yanlış değildir. Bunu Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla samimiyetle sürdürdüğünde, zaman içerisinde o güzel davranış kendi ahlakının ve karakterinin de bir parçası haline gelebilir.

Dolayısıyla burada söz konusu olan

SAMİMİYETSİZ BİR TAKLİT DEĞİL;

♦ iyiyi görüp iyiyi öğrenmek,

♦ güzel olanı benimsemek ve

♦ onu daha da geliştirerek kendi hayatında samimiyetle uygulamaktır.

Bu şekilde bir insanın güzel ahlakı başka bir insana, onun güzel ahlakı bir başkasına ÖRNEK OLUR ve

GÜZEL AHLAK toplum içerisinde DALGA DALGA YAYILIR.

ALLAH KURAN’DA MÜSLÜMANLARI “HAYIRDA YARIŞMAYA” ÇAĞIRMAKTADIR

Kuran’da dikkat çekici şekilde YARIŞMAK, ÖNE GEÇMEK ve “GÜZELLİKLERDE BİRBİRİNİN ÖNÜNE GEÇMEYE ÇALIŞMAK anlamındaki ifadeler kullanılmaktadır.

  • Allah, Müslümanlara “Öyleyse hayırlarda yarışın.” diye buyurmakta ve onları iyilik yapmak konusunda birbirleriyle yarışmaya teşvik etmektedir. (Bakara Suresi, 148)
  • Kuran’ın başka bir ayetinde de yine insanların hayırlı işlerde birbirleriyle yarışmaları istenmektedir: “… O halde hayırlı işler yapmakta birbirinizle yarışın…” (Maide Suresi, 48)
  • Allah, bir başka ayette ise insanları Allah’ın bağışlamasına ve cennetine ulaşmak için yarışmaya çağırmaktadır. Ayetin devamında ise bu yarışta öne geçen güzel ahlaklı insanların özellikleri örnek verilmekte; bollukta ve darlıkta infak eden, öfkesini yenen ve insanları affeden kişiler övülmektedir. (Al-i İmran Suresi, 133-134)
  • Kuran’da ayrıca, (İman ve amelde/hayırda) öne geçenler ise (ahirette de/ecirde de) öne geçenlerdir.” buyurulmakta; bu kişiler Allah’a yakın olanlar arasında gösterilmekte, ayrıca iman ve güzel davranışlarda öne geçmenin değeri bildirilmektedir. (Vakıa Suresi, 10-11)
  • Mutaffifin Suresi’nde ise cennet nimetlerinden söz edilirken Allah; “Yarışanlar, işte bunlar için yarışsınlar.” buyurmaktadır. (Mutaffifin Suresi, 26)

Kuran’daki ayetler, MÜSLÜMANLAR ARASINDAKİ YARIŞIN mal, makam, gösteriş, şöhret veya dünyevi üstünlük için DEĞİL; iyilik, güzel davranış ve Allah’ın rızasını kazanmak için olması gerektiğini göstermektedir. Örneğin:

Bir Müslüman başka bir Müslümanda çok güzel bir davranış gördüğünde bundan rahatsız olmak, onu küçümsemek, kıskanmak veya sadece takdir etmekle kalmak yerine,

“BEN DE BÖYLE GÜZEL DAVRANMALIYIM,

HATTA İMKANIM VARSA ALLAH RIZASI İÇİN BUNDAN DAHA DA GÜZELİNİ YAPMAYA GAYRET ETMELİYİM” diye düşünmelidir.

Bir insanın çok sabırlı olduğunu gören diğer Müslüman daha sabırlı olmaya, çok fedakar olduğunu gören daha fedakar olmaya, insanlara çok sevgi gösterdiğini gören daha fazla sevgi göstermeye, çok affedici olduğunu gören daha affedici olmaya gayret etmelidir.

HAYIRLARDA YARIŞMANIN RUHU BUDUR.

İnsanların birbirlerinin güzel ahlakını görmeleri bu nedenle son derece değerlidir. Çünkü görülmeyen bir güzelliğin örnek alınması ve onunla hayırda yarışılması da mümkün olmayacaktır.

Bu, diğer kişinin üstünlüğünden rahatsız olunan dünyevi bir rekabet DEĞİLDİR. Tam tersine:

“O çok güzel bir ahlak gösterdi; Allah razı olsun. Ben de Allah’ın rızasını kazanabilmek için daha güzelini yapmaya gayret edeyim.”

anlayışıdır.

Böyle bir yarış insanları birbirlerinden uzaklaştırmaz;

Aksine iyiliğin ve güzel ahlakın seviyesini sürekli yükseltir.

İNSANIN “KİMLERLE BİRLİKTE OLDUĞU” DA AHLAKI ÜZERİNDE ETKİLİDİR

Kuran’da insanın Allah’ı isteyen samimi ve güzel insanlarla beraber olmasına ilişkin de önemli bir ölçü bulunmaktadır.

  • Allah Kuran’da; “Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte olmaya candan sabret. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme.” (Kehf Suresi, 28) buyurmaktadır.

Bu ayet de insanın kimlerle birlikte olduğunun, kimleri dinlediğinin ve kimlerin ahlakından etkilendiğinin çok önemli olduğunu göstermektedir.

HZ. İSA’NIN ÖĞÜDÜ: GÜZEL AHLAKLI İNSANLARLA BİRLİKTE OLMANIN ÖNEMİ

Hz. İsa’nın havarilerine verdiği bir öğüt de bu konuyu çok güzel açıklamaktadır. Rivayete göre havariler Hz. İsa’ya:

“Ey Allah’ın Ruhu, kiminle oturup kalkalım?” diye sorarlar.

Hz. İsa’nın cevabı şöyledir:

“Gördüğünüzde size Allah’ı hatırlatan, konuşması bilginizi artıran ve davranışları sizi ahirete teşvik eden kimselerle oturup kalkın.” (el-Küleyni, el-Kafi, c. 1, s. 39. Aynı anlamdaki rivayet için ayrıca bkz. Süyuti, ed-Dürrü’l-Mensur, Al-i İmran Suresi 48. ayetin tefsiri.)

Burada anlatılan ölçü de son derece önemlidir. Bu öğüt, güzel ahlaklı insanlarla birlikte olmanın İNSANIN KENDİ AHLAKINI GELİŞTİRMESİ BAKIMINDAN neden önemli olduğunu çok güzel göstermektedir. Hz. İsa’nın tarif ettiği kişi, daha onu görmekle insana Allah’ı hatırlatan, konuşmasıyla bilgisini artıran ve davranışlarıyla ahireti ve Allah’ın rızasını kazanmayı düşündüren bir insandır.

Dolayısıyla güzel ahlaklı bir insanın etkisi yalnızca söyledikleriyle sınırlı değildir. Onun davranışlarını görmek de başlı başına bir eğitimdir. Sabrını, fedakarlığını, merhametini, sevgisini, affediciliğini ve ince düşüncesini gören kişi, bu ahlakın nasıl yaşandığını somut olarak görür ve kendisi de aynı güzellikleri uygulamaya yönelir.

Bu nedenle Müslümanların güzel ahlaklı insanlarla birlikte olmaları, onların güzel davranışlarını görmeleri ve bu davranışları samimiyetle örnek almaları, güzel ahlakın öğrenilmesine ve insanlar arasında yayılmasına vesile olur.

İNSANIN YANINDA BULUNDUĞU KİŞİ ÖYLE BİR AHLAKA SAHİP OLMALIDIR Kİ:

  • Onu görmek dahi insana Allah’ı, güzel ahlakı ve doğru davranışı hatırlatsın.
  • Konuştuğunda kişinin bilgisini ve anlayışını geliştirsin.
  • Davranışlarıyla da karşısındaki insanda daha iyi, daha vicdanlı ve daha güzel ahlaklı bir insan olma isteği uyandırsın.

Bu nedenle güzel ahlaklı insanların toplum içerisinde görünür olması, birbirleriyle görüşmeleri, konuşmaları ve güzel davranışlarının başkaları tarafından görülmesi son derece önemlidir ve güzel ahlakın eğitim yollarından biridir.

İnsan bazen uzun uzun yapılan bir ahlak anlatımından anlamadığı bir konuyu, güzel ahlaklı bir insanın tek bir davranışını gördüğünde anlayabilir.

  • Birinin öfkeleneceği yerde sabrettiğini,
  • kendisini düşüneceği yerde başkasını düşündüğünü,
  • intikam alabileceği halde affettiğini,
  • zor durumda bulunan bir insana şefkatle yaklaştığını veya
  • kendisine yapılan bir iyiliğe büyük bir vefa gösterdiğini

görmek, insan üzerinde uzun açıklamalardan ÇOK DAHA GÜÇLÜ BİR ETKİ meydana getirebilir.

Bu nedenle Müslümanların birbirlerinin güzel ahlakından etkilenmeleri ve güzellikleri birbirlerinden öğrenmeleri son derece doğaldır. Esas olan, kişinin bunu Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla ve samimi olarak yapmasıdır.

Bir Müslüman güzel bir davranışı gördüğünde;

  • “Bunu yapan kişi ne kadar güzel ahlak gösterdi. Ben de böyle davranmalıyım.” demeli ve Kuran’ın hayırda yarışma ahlakına uygun olarak;
  • “Ben bundan da güzelini nasıl yapabilirim?” diye düşünmelidir.

Böylelikle bir kişinin güzel ahlakı diğerine, onun güzel ahlakı bir başkasına örnek olacak; sevgi, fedakarlık, merhamet, sabır, vefa, affedicilik, nezaket ve ince düşünce toplum içinde giderek yayılacaktır.

Gerçek anlamda hayırda yarışan bir Müslüman toplumu da bu şekilde oluşur. Birbirinin güzel ahlakından, gördüğü güzellikten sevinç duyan; onu örnek alan ve daha da güzelini yapmak isteyen insanlar ortaya çıktığında, güzel ahlakın seviyesi sürekli yükselir.

Bu nedenle Müslümanların güzel ahlaklı Müslümanları örnek almaları, onlarla birlikte bulunmaları, güzel davranışlarını görmeleri ve bunları samimiyetle kendi hayatlarına geçirmeye çalışmaları, Kuran’da teşvik edilen örnek olma, güzele uyma, salih insanlarla birlikte bulunma ve hayırda yarışma anlayışının hayata geçirilmesinin en güzel yollarından biridir.

SONUÇ

Yukarıda açıklandığı üzere; İslam ahlakında güzel davranışların yalnızca sözle anlatılması değil, güzel ahlaklı kişilerin fiili olarak görülüp örnek alınması, onların güzel davranışlarından etkilenilmesi ve Müslümanların iyilik ve güzel ahlakta birbirleriyle yarışması da; güzel ahlakın öğrenilmesi, uygulanması ve toplumda yaygınlaşması bakımından büyük önem taşımaktadır.

Yukarıda müvekkilin görüşlerinin anlatılmasının temel nedeni, müvekkilin düşüncelerinin ve yaşam biçiminin TCK kapsamında hiçbir surette suç teşkil etmediğini bir kez daha vurgulamaktır.

Müvekkil Adnan Oktar’ın konuya ilişkin görüş ve değerlendirmelerini Mahkemenizin bilgilerine vekaleten sunarız. 21.08.2026

TAGGED:
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir