BİR HUKUK DUAYENİ OLAN PROF. DR. AHMET GÖKÇEN’İN ADNAN OKTAR DAVASI DOSYASINDA “SUÇ YOKTUR” TESPİTİ VE BU GERÇEĞİN VERDİĞİ RAHATSIZLIK
13.08.2026 tarihinde Süleymanlılar cemaatine düzenlenen operasyon kapsamında pek çok isim gözaltına alınmıştır. Bu isimlerin arasında hukuk camiasının ve akademik çevrelerin değerli hocalarından biri olan Sayın Prof. Dr. Ahmet Gökçen de yer almıştır.
Bu gözaltı uygulaması ile birlikte, müvekkil Adnan Oktar’ın yargılandığı davada müdafilik görevi üstlenmiş olmasından dolayı Sayın Gökçen hakkında bir kara propaganda çalışması yürütülmüştür. Bahsettiğimiz kara propaganda paylaşımları ağırlıklı olarak Aydınlık gazetesi, SuperHaber veya Beyaz Gazete tarafından yapılmıştır.

Sayın Gökçen ülkemizin yetiştirdiği tecrübeli ceza hukuku profesörlerinden biridir. Geçmişte HSYK üyeliği yapmış, güncel Türk Ceza Mevzuatı’nın hazırlanmasında görev yapan heyette yer almış, TBMM Adalet Komisyonu danışmanı olarak devletimize hayatı boyunca kıymetli hizmetler vermiştir. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da dahil olmak üzere devletimiz tarafından yakından tanınan, bilinen ve güvenilen bir hukuk insanı olarak tarihe geçmiştir. Başta Sayın Adalet Bakanı Akın Gürlek olmak üzere, bugün görev yapan hakim ve savcıların birçoğuna hocalık yapmış, adaleti ve hukuku öğretmiştir. Ceza hukuku alanında temel ders kitaplarının yanı sıra 5 ciltlik TCK Şerhi dahil olmak üzere çok sayıda bilimsel eseri bulunmaktadır.
Elbette ki bir vatandaşın çok başarılı akademik kariyerinin olması, onun bir suç isnadı karşısında soruşturulamaz veya yargılanamaz olduğu anlamına gelmemektedir. Sayın Ahmet Gökçen’in de soruşturulmaktan veya yargılanmaktan bir çekincesi olmayacağı açıktır. Müvekkil Adnan Oktar, Sayın Gökçen’in tüm isnatlardan temize çıkacağına ve beraat edeceğine inanmaktadır. Ancak bir diğer duayen hukukçu, Sayın Cumhurbaşkanımızın eski danışmanlarından Sayın Prof. Dr. İzzet Özgenç’in de 14.08.2026 tarihli sosyal medya paylaşımında ifade ettiği gibi tüm işlemlerin hukuka ve usule uygun olarak yürütülmesi önemlidir:

https://x.com/izzetoezgenc/status/2088333760437604782
TÜRK CEZA KANUNUNU HAZIRLAYAN HUKUKÇULARDAN BİRİ OLARAK AHMET GÖKÇEN “ADNAN OKTAR DAVASI DOSYASINDA SUÇ YOKTUR” TESPİTİ YAPMIŞTIR
Sayın Gökçen’in gözaltına alınmasıyla birlikte başta Aydınlık grubu olmak üzere bazı sol basın ve malum sosyal medya trolleri tarafından bir algı operasyonu başlatılmıştır. Adnan Oktar Davası dosyasında ismi geçen Merve Büyükbayrak’ın savunmasını yapmış olması konu edilmiştir.
Bu karalama kampanyasının altında yatan temel sebep ise, Türk Ceza Kanunu’nu hazırlama yetkinliğine sahip, binlerce savcı ve hakim yetiştirmiş, HSYK gibi devletin önemli kurumlarında görev almış, tam anlamıyla bir devlet adamı olan tecrübeli ve bilgili bir insanın Adnan Oktar Davası dosyasının bomboş olduğunu tespit etmiş olmasıdır. Bu tespitle, her türlü hukuksuzluğa başvurarak hazırlanan kumpas dosyası böylece çökmüştür.
Sayın Gökçen, Adnan Oktar Davası dosyasını detaylı olarak tetkik ettikten sonra, dosyada isnat edilen suçlamaların hukuki dayanağı olmadığına kanaat getirdiği için bu dosya kapsamında yargılanan Merve Büyükbayrak’ın müdafiliği görevini üstlenmiştir. Yıllar süren yargılama sürecinde de dosyanın boş olduğu gerçeğini ortaya koymak için, hukuk adına tüm gayretiyle mücadele etmiştir. Kendisi gerek dosyaya sunduğu yazılı dilekçelerinde, gerekse mahkeme heyeti karşısında yapmış olduğu sözlü savunmalarda, uzun yıllara dayanan ceza hukuku birikimi ve tecrübesiyle suçlamaların temelsiz olduğunu ve beraat kararları verilmesi gerektiğini anlatmıştır:
SAYIN AHMET GÖKÇEN’İN İSTANBUL 30 AĞIR CEZA MAHKEMESİNE SUNDUĞU 08.11.2021 TARİHLİ SAVUNMA DİLEKÇESİNDEN:
İddianame, esas hakkındaki mütalaa ve gerekçeli karar hemen hemen birbirinin tekrarı ve kopyası niteliğinde evraklar olup, ortaya atılan ağır suç isnatlarına yönelik hukukun aradığı en temel gereklilikler dahi eksik bırakılmış durumdadır.
Yaklaşık 40 yıldır ortada olan bir grubun bir anda binlerce yıllık cezalara çarptırılan tehlikeli bir silahlı suç örgütü oluvermesi hukuka ve akla aykırıdır.
Haklarında defalarca yargı kararıyla “örgüt değildir” denildiği halde bu kararlar yok sayılmıştır.
Dini düşünceler Anayasa koruması altında olduğu halde dini inanışlarının klasik egemen anlayışın dışında olması sebebiyle bir arkadaş grubu suç örgütü olarak nitelendirilmiştir. Üstelik bu şekilde yapıldığı da iddia makamı tarafından açıkça yazılmıştır.
Somut delile erişmek ihtiyacı gözetilmemiş, aynı grubun içinden tartışmalı şekilde ayrılan ve eski arkadaşlarına husumet besleyen kişilerin soyut beyanları “müşteki ifadesi” adı altında salt gerçek kabul edilmiştir.
Sosyolojik realitelerin yanı sıra hukukun en temel ilkeleri kapsamında bakıldığında dahi kanunlarımızın çerçevesini çizdiği suç örgütü tanımı ortaya çıkmamaktadır. Bunun yanı sıra yine kanunlarımızın en temel kavramları arasında yer alan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi bu davada “şüphe varsa sanık kesin suçludur” şeklinde işletilmiştir… (08.11.2021 tarihli savunma dilekçesi)
Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına 1999 yılında düzenlenen operasyonun ardından yapılan yargılamada da Sayın Ahmet Gökçen, ceza hukukunun diğer duayen isimleri olan Prof. Dr. Emin Artuk ve Prof. Dr. Caner Yenidünya ile birlikte dosyayı inceledikten sonra “ortada bir suç örgütü olmadığı” yönünde bilimsel görüş sunmuşlardır. Bilimsel görüşün bazı bölümleri şu şekildedir:

Sayın Gökçen’in yanı sıra, Adnan Oktar Davası’nda müdafilik görevi üstlenen ya da dosyaya sundukları bilimsel ve hukuki mütalaalarla suç isnatlarını hükümsüz kılan 100’den fazla akademisyen, profesör, hukukçu ve uzman bilirkişi bulunmaktadır. Bunlar arasında Sayın Cumhurbaşkanı’nın hukuk danışmanlığını yapmış, Türk Ceza Kanunu’nu hazırlamış, binlerce savcı ve hakim yetiştirmiş hukukçular, Yargıtay onursal daire başkanları, adli tıp uzmanları ve siber bilişim uzmanları yer almaktadır.
Yıllarca hukuku anlatan, adaleti öğreten ve kanunların uygulanışına yön veren bu hukuk duayenleri ve konusunda uzman diğer bilim insanları, ana dava dosyasına sundukları mütalaalarında açık ve tartışmasız biçimde,
- MÜVEKKİL VE ARKADAŞ GRUBUNUN BİR SUÇ ÖRGÜTÜ OLMADIKLARINI,
- İSNAT EDİLEN SUÇLARI İŞLEMEDİKLERİNİ,
- Özetle bu dava dosyasında SUÇ VE SUÇ UNSURU OLMADIĞINI HER SUÇ İSNADI İÇİN SOMUT VERİLERLE ortaya koymuşlardır.
Sayın Prof. Dr. Ahmet Gökçen’in gözaltına alındığı dosya ile ilgili yapılan haberlerde, hakkında karalama yapılmaya çalışılmasının ana sebeplerinden biri de bu gerçeği gözler önüne seren hukukçulardan biri olmasıdır.
Sonuç olarak;
Sayın Gökçen’in, Adnan Oktar Davası’nda müdafilik görevi üstlenmesinden dolayı bugünlerde ona karşı bir kısım basında yürütülmek istenen kara propagandanın hiçbir geçerli yönü bulunmamaktadır. Avukatlık Kanunu çerçevesinde yürütülen savunma görevlerinden dolayı avukatlar kınanamazlar ve kamuoyunda suçlanamazlar.
Sayın Gökçen, Adnan Oktar Dosyası’nı hukuki açıdan inceledikten sonra kanunlara göre ortada bir suç örgütü bulunmadığı kanaatine varmış ve yargılama boyunca haklı ve doğru olan bu hukuki görüşünü güçlü bir şekilde savunmuştur. Üstelik bu, sadece Sayın Gökçen’e özgü bir değerlendirme değildir. Kamuoyunca yakından tanınan ve alanlarında uzman çok sayıda hukukçu ve akademisyen de binlerce sayfayı bulan hukuki mütalaalarında aynı sonuca ulaşmış ve dosyada suç unsuru olmadığı kanaatlerini ayrıntılı biçimde ortaya koymuşlardır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 24.08.2026