ONLAR TV EKİBİ, BARIŞ TERKOĞLU’NUN GÖZ GÖRE GÖRE GERÇEK DIŞI BİLGİLER YAYMASINA ALET OLMAMALI, SOLCU ARKADAŞLARINA BİR ADALETSİZLİK YAPILDIĞINDA GÖSTERDİKLERİ HASSASİYETİ HERKES İÇİN GÖSTERMELİDİR
Onlar TV isimli YouTube kanalında Cem Küçük’ün tutuklanmasını konu alan 03.08.2026 tarihli yayında, konu bir şekilde yine müvekkil Adnan Oktar’a getirilmiştir. Programda Barış Terkoğlu, müvekkil Adnan Oktar hakkında baştan sona doğru olmayan yorumlarda bulunmuş, Türk Ceza Kanunu’nda suç teşkil etmeyen birtakım iddiaları da sanki çok önemli “sözde suçları” ifşa ediyormuş edasıyla gündeme taşımıştır.

Müvekkil Adnan Oktar’ın bu yayın hakkındaki görüş ve düşünceleri şu şekildedir:
Cem Küçük’ün gözaltına alınıp tutuklanmasıyla birlikte bazı sosyal medya hesaplarında ve TV programlarında müvekkil Adnan Oktar’ın ismi geçirilmiş, çeşitli gerçek dışı bilgilere ve dürüstlükten uzak yorumlara yer verilmiştir. 2018’deki operasyon öncesinde A9 TV programlarına konuk olan ve iftar davetlerine katılan onlarca bakan, milletvekili, akademisyen, hukukçu, gazeteci, bilim insanı, sanatçı, kanaat önderi gibi Cem Küçük de bir A9 TV programına konuk olmuştur. Program boyunca kitap tercümesi bedeli gibi cüzi bir tutar ve son derece sıradan bir olay üzerinden suni şekilde sansasyon oluşturulmaya çalışmıştır. Sadece bu zorlama çaba dahi müvekkil Adnan Oktar ve Cem Küçük arasında hiçbir hukuk dışı bağlantı olmadığını göstermektedir. Cem Küçük’ün şahsı hakkındaki iddiaların doğru olup olmadığı ise yapılacak yargılama neticesinde ortaya çıkacaktır. Müvekkil Adnan Oktar Türk Mahkemelerinin vereceği karara saygılıdır.
Görünen o ki, Onlar TV de 9 yıllık algı operasyonu kervanına dahil olmuştur. Söz konusu yayının yaklaşık yarım saatlik bir dilimi blok olarak müvekkilin adının zikredilmesine ayrılmıştır. Programın asıl amacının da 9 yıldır benzer yayınlarda binlerce kez yapıldığı gibi, konu her ne olursa olsun bir şekilde Adnan Oktar’ı gündeme getirmek olduğu anlaşılmaktadır. Programda ne müvekkil hakkında ne de herhangi bir arkadaşı hakkında hukuken suç kapsamına giren tek bir konu dahi bulunmadığı halde gazeteci Barış Terkoğlu sık sık yaptığı gibi, hiçbir gerçekliği olmayan birtakım hayali hikayeler anlatmıştır. Barış Terkoğlu’nun artık fark etmesi gereken, yıllardır büyük bir hevesle kendisine “kimsenin ulaşamadığı bilgilere ulaşan önemli insan” imajı vermeye çalışmasının toplum nezdinde bir karşılığı, anlam ve önemi olmadığıdır. Zira, bu tarz anlatımların gazetecilik başarısıyla elde edilen gerçekler değil, derin odakların karalama ve algı operasyonu amacıyla bazı kullanışlı elemanlarına servis ettirdiği kurgulardan ibaret olduğunu halkımız çok iyi bilmektedir.
Başta Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Timur Soykan olmak üzere Onlar TV programcılarının, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları aleyhinde algı oluşturma amacıyla özel kurgulanmış birtakım düzmece hikayeleri yıllardır kamuoyuna servis etme görevi üstlendikleri görülmektedir. Bu görevi yerine getirmedeki heyecan ve motivasyonlarının da müvekkil ve arkadaşlarına yönelik ideolojik karşıtlıklarından kaynaklandığı açıktır. Her şeye rağmen Müvekkil Adnan Oktar, kendilerinin “adalet savunucusu” olma iddialarına, eşitlik ve özgürlük taleplerine saygı duymakta, bu konuda dürüst ve samimi olmalarını temenni ettiği için bu hatırlatmaları yapmaktadır. İnancı ve düşüncesi ne olursa olsun her insana şefkatle yaklaşan, tek taraflı olarak her zaman iyilikte ve sevgide kararlı olan bir insan olarak kendilerine hiçbir kızgınlık duymamaktadır. Mevcut anlayış ve tutumlarının en çok kendilerinin ruhlarına, sevgi güçlerine ve yaşam kalitelerine zarar vereceğini görmekte, kimsenin sevgisizliğin karanlığı içinde kalmasını istememektedir.
Ne var ki bu gazeteciler söz konusu olan müvekkil ve arkadaşları olduğunda önyargıları ve ideolojik karşıtlıkları sebebiyle bizzat kendilerinin dile getirdikleri en temel gazetecilik ilkelerini ve anayasal hakları dahi göz ardı eden bir anlayışı tercih etmektedirler. Katıldıkları tv programlarında ve kendi yayınlarında ülkemizde son zamanlarda sıklıkla yaşanan hukuk ihlallerini her fırsatta durmadan en yüksek seviyede eleştirdikleri halde, eleştirdikleri tüm haksızlıkları müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı hiç çekinmeden sergilemektedirler.
Dikkat çekici olan bunu bir anlık yanılgıyla, o an hataya düştükleri için değil yıllardan beri bilinçli ve sistematik olarak, ısrarla yapmaya devam etmeleridir. Bu da adeta bu işle görevlendirilmiş gibi hareket ettikleri izlenimini doğurmaktadır. Gerçek dışı bilgi yaymayı, izleyicilerini yanlış, çarpıtılmış, kurgulanmış bilgilerle manipüle etmeyi, algı oluşturmayı, en aleni hukuksuzlukları dahi savunup desteklemeyi bizzat kendileri bu kadar olağanlaştırmışken, bir yandan da kendilerine hukuksuzluklarla, yolsuzluklarla, haksızlıklarla mücadele eden insanlar görünümü vermeye çalışmalarını kuşkusuz kimse samimi bulmamaktadır. Halkın bu samimiyetsizliği anlamadığını, vermeye çalıştıkları imajı ciddiye aldıklarını sanmaları ise çok ciddi bir akıl tutulmasıdır. Kendileri, sevdikleri, arkadaşları için temenni ettikleri adaleti, hukuku ve saygıyı karşıt oldukları da dahil her insan için savunacak bir olgunluğu gösterdiklerinde bu akıl tutulmasından da kurtulacaklardır.
1. SOL GÖRÜŞLÜ GAZETECİ, SİYASETÇİ VEYA AKADEMİSYENLERİN A9 TV YAYINLARINA VE İFTAR DAVETLERİNE KATILMASI NASIL SUÇ DEĞİLSE CEM KÜÇÜK’ÜN KATILMASI DA SUÇ DEĞİLDİR

Başta Barış Terkoğlu olmak üzere bazı gazeteci ve yorumcuların Cem Küçük’ün tutuklanması sürecinde en çok üzerinde durdukları konulardan biri sansasyon oluşturma amacı taşıyan “Cem Küçük ile Adnan Oktar bağlantısı ortaya çıktı” şeklindeki değerlendirmeleri olmuştur. Cem Küçük’ün A9 TV yayınına ve iftar davetlerine katılması, müvekkil Adnan Oktar’ın canlı yayında kendisi hakkında bazı olumlu cümleler kullanmış olması devlet sırrı olan, kimsenin bilmediği, öğrenilmesi çok zor olan, ilk defa Barış Terkoğlu veya arkadaşlarının keşfettiği bilgiler değildir. Bunlar zaten uydu üzerinden tüm Türkiye’ye hatta dünyaya yayın yapan ulusal A9 TV kanalında halka açık bir programda, milyonların gözü önünde yer almıştır. Hiçbirinde gizlenmeye, örtülmeye çalışılan bir durum yoktur. Suç hatta suça dair en küçük bir işaret dahi taşımayan günlük hayatın olağan durumlarıdır. Cem Küçük’ün tutuklu yargılanmasına sebep olan iddiaların A9 TV yayınlarına katılıp katılmamasıyla bir ilgisi bulunmamaktadır. Hakkındaki iddialarla ilgili henüz iddianame dahi hazırlanmamış, yargılama yapılmamıştır. Kendileri ve arkadaşları söz konusu olduğunda “yargısız infaz yapılmaması” konusunda haklı olarak feryat edenlerin, aynı şeyi başkalarına, yapmaları, TV ekranlarında düzmece iddialarla ortaya çıkmaları dürüstlükten uzaktır. Adil ve hukuka uygun bir yargılama sonucunda çıkacak neticeye müvekkil Adnan Oktar saygı duyacaktır. Ancak kendilerini hâkim ve savcı yerine koyup ellerinde sopayla ekran önünde güya hüküm verenlerin bu tutumlarını her kim için olursa olsun asla tasvip etmemektedir.
CEM KÜÇÜK’ÜN KATILDIĞI A9 TV PROGRAMLARINA CHP, MHP, AK PARTİ GİBİ TÜM SİYASİ PARTİLERDEN, SOL GÖRÜŞLÜ AYDIN VE SANATÇILARDAN, TÜRKİYE’NİN ÖNDE GELEN KESİMLERİNDEN ONLARCA İNSAN KATILMIŞTIR. EĞER BARIŞ TERKOĞLU A9 TV YAYINLARINA KATILMAYI KENDİNCE SUÇ OLARAK ALGILIYORSA, O ZAMAN AŞAĞIDA SADECE BAZILARINDAN ÖRNEK VERDİĞİMİZ KİŞİLERİN İSİMLERİNİ DE KENDİ PROGRAMINDA VE KATILDIĞI YAYINLARDA GÜNDEM YAPIP, AYNI SORULARI BU KİŞİLER İÇİN DE SORMALIDIR. Ancak kendisi de ne Cem Küçük’ün ne de aşağıda ismi bulunan kişilerin A9 TV yayınlarına katılmasında hiçbir yanlış olmadığını adı gibi iyi bildiğinden bunu hiçbir zaman yapamayacaktır. Doğru olan da budur.
A9 TV PROGRAMLARINA KATILAN SİYASETÇİ, GAZETECİ, AKADEMİSYEN, HUKUKÇU VE AYDINLARDAN BAZILARI
HAYATA DAİR PROGRAMI

Programa katılan misafirlerden bazıları şunlardır:
GAZETECİ YAZAR ARDAN ZENTÜRK,
GAZETECİ YAZAR SAYGI ÖZTÜRK,
ANAYASA MAHKEMESİ ESKİ BAŞKANI YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN,
GAZETECİ YAZAR SERDAR TURGUT,
EMEKLİ BÜYÜKELÇİ YALIM ERALP,
YÜKSEK MİMAR AHMET VEFİK ALP,
DIŞİŞLERİ ESKİ BAKANI MÜMTAZ SOYSAL,
DIŞİŞLERİ ESKİ BAKANI MURAT KARAYALÇIN,
GAZETECİ YAZAR DOĞAN HEPER,
GAZETECİ YAZAR SAMİ KOHEN,
PROGRAM YAPIMCISI KADİR ÇELİK,
EMEKLİ BÜYÜKELÇİ İLTER TÜRKMEN,
EMEKLİ BÜYÜKELÇİ İNAL BATU,
OYUNCU YAZAR PELİN BATU,
GÜVENLİK POLİTİKALARI UZMANI METE YARAR,
PİYANİST MÜZİSYEN ŞEVKET UĞURLUER,
AKUT KURUCUSU NASUH MAHRUKİ,
SİNEMA SANATÇISI SALİH GÜNEY,
GAZETECİ YAZAR CAN ATAKLI,
SPİKER GÜLER KAZMACI,
MÜZİSYEN TİMUR SELÇUK,
SPİKER BÜLENT ÖZVEREN,
PROGRAM YAPIMCISI WILCO VAN HARPEN…
BİRLİK ZAMANI PROGRAMI

Programa katılan misafirlerden bazıları şunlardır:
PROF. DR. MAHİR KAYNAK,
DEVLET ESKİ BAKANI MEHMET KEÇECİLER,
BAYINDIRLIK VE İSKAN ESKİ BAKANI PROF. DR. ABDÜLKADİR AKCAN,
ULAŞTIRMA ESKİ BAKANI ENİS ÖKSÜZ,
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK ESKİ BAKANI YAŞAR OKUYAN,
DEVLET GÜVENLİK MAHKEMESİ ONURSAL BAŞSAVCISI NUSRET DEMİRAL,
SAADET PARTİSİ ESKİ GENEL BAŞKANI SAADETTİN KAMALAK,
AK PARTİ 22. DÖNEM MİLLETVEKİLİ MEHMET ATİLLA MARAŞ,
AK PARTİ KURUCULARINDAN AVNİ DOĞAN,
AK PARTİ 22 VE 23. DÖNEM MİLLETVEKİLİ MAHMUT DURDU,
MİLLİ EĞİTİM GENÇLİK VE SPOR ESKİ BAKANI HASAN CELAL GÜZEL,
23. DÖNEM MHP MİLLETVEKİLİ BEHİÇ ÇELİK,
24. DÖNEM MHP MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞANDIR,
MHP MİLLETVEKİLİ VE GRUP BAŞKAN VEKİLİ PROF. DR. YUSUF HALAÇOĞLU,
23 VE 24. DÖNEM MHP MİLLETVEKİLİ PROF. DR. ALİM IŞIK,
21. VE 22. DÖNEM MİLLETVEKİLİ VE İKTİSAT PROFESÖRÜ PROF. DR. NEVZAT YALÇINTAŞ,
SAĞLIK ESKİ BAKANI HALİL ŞIVGIN,
DYP GENEL BAŞKANI ÇETİN ÖZAÇIKGÖZ,
SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI ABDURRAHMAN MUSTAFA,
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ KURUCUSU PROF. DR. ANIL ÇEÇEN,
EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İSTİHBARAT DAİRESİ ESKİ BAŞKAN VEKİLİ HANEFİ AVCI.
HERKES İÇİN ADALET PROGRAMI

Programa katılan misafirlerden bazıları şunlardır:
ADALET ESKİ BAKANI OLTAN SUNGURLU,
ANKARA ÜNİVERSİTESİ KAMU HUKUKU BÖLÜM BAŞKANI PROF. DR. ANIL ÇEÇEN,
TBMM ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI PROF. DR. BURHAN KUZU,
İSTANBUL BAROSU ESKİ BAŞKANI AVUKAT MUAMMER AYDIN,
YARGITAY ONURSAL ÜYESİ PROF. DR. CEVDET İLHAN GÜNAY,
ADALET BAKANLIĞI EMEKLİ GENEL MÜDÜRÜ SALİM ÖZDEMİR,
YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ ONURSAL BAŞKANI MAHİR ERSİN GERMEÇ,
ASKERİ YARGITAY ONURSAL BAŞKANI NURSAFA PANDAR,
ANKARA EMEKLİ DGM SAVCISI NUH METE YÜKSEL,
DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DEKANI PROF. DR. FEHİM ÜÇIŞIK,
BAŞBAKANLIK İNSAN HAKLARI KOMİSYONU ESKİ BAŞKANI PROF. DR. VAHİT BIÇAK.
YAŞAMDAN PORTRELER PROGRAMI

Programa katılan misafirlerden bazıları şunlardır:
DIŞİŞLERİ ESKİ BAKANI VE MECLİS ESKİ BAŞKANI HİKMET ÇETİN,
SİNEMA ELEŞTİRMENİ ATİLLA DORSAY,
SİNEMA SANATÇISI NİLÜFER AÇIKALIN,
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR ESKİ BELEDİYE BAŞKANI ALİ MÜFİT GÜRTUNA,
MÜZİSYEN NEJAT YAVAŞOĞULLARI VE BULUTSUZLUK ÖZLEMİ,
HALK MÜZİĞİ YORUMCUSU ARİF ŞENTÜRK,
SİNEMA SANATÇISI SÜLEYMAN TURAN,
TİYATRO OYUNCUSU SEMİH SERGEN,
İÇİŞLERİ VE MİLLİ SAVUNMA ESKİ BAKANI İSMET SEZGİN,
GAZETECİ VE TELEVİZYONCU İLNUR ÇEVİK,
SANATÇI SEVİM EGESOY,
SANATÇI CEMİL SAĞYAŞAR,
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK ESKİ BAKANI İMREN AYKUT.
BAŞKENT BİRİKİMLERİ PROGRAMI

Programa katılan misafirlerden bazıları şunlardır:
22. DÖNEM AK PARTİ MİLLETVEKİLİ VAHİT ERDEM,
22. DÖNEM AK PARTİ MİLLETVEKİLİ ATİLLA MARAŞ,
CHP MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞEKER,
MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ’NİN BAŞDANIŞMANI YAZAR METİN ÖZKAN,
CHP MİLLETVEKİLİ İZZET ÇETİN,
CHP MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART,
22. VE 23. DÖNEM AK PARTİ MİLLETVEKİLİ MAHMUT DURDU,
MHP MİLLETVEKİLİ KEMALETTİN YILMAZ,
DEVLET ESKİ BAKANI MEHMET KEÇECİLER,
22. VE 23. DÖNEM AK PARTİ MİLLETVEKİLİ POLAT TÜRKMEN,
DEMOKRAT PARTİ GENEL BAŞKANI GÜLTEKİN UYSAL.
YAŞAM VE SAĞLIK PROGRAMI

Programa katılan misafirlerden bazıları şunlardır:
PROF. DR. CENGİZ KUDAY,
PROF. DR. TURHAN ECE,
PROF. DR. SAMİ KATIRCIOĞLU,
PROF. DR. HÜSREV HATEMİ,
PROF. DR. YAVUZ DİZDAR,
PROF. DR. AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA,
PROF. DR. AHMET AKGÜL,
PROF. DR. MUSTAFA ÖZATEŞ,
PROF. DR. MURAT BEZER,
PROF. DR. METİN TULGAR,
PROF. DR. TÜRKER ŞAHİNER,
PROF. DR. ÖZENÇ MİNARECİ,
PROF. DR. TURGUT GÖKSOY,
PROF. DR. COŞKUN TECİMER,
PROF. DR. ALP GÜRKAN.
SOL GÖRÜŞLÜ BİR GAZETECİ, SOL GÖRÜŞLÜ BİR YAYINEVİ İÇİN KİTAP TERCÜME ETMİŞ OLSA BUNU ASLA GÜNDEM YAPMAYACAK OLAN ONLAR TV EKİBİ, CEM KÜÇÜK’ÜN TERCÜME YAPMASINI SUÇ İLAN ETMEYE ÇALIŞMAKTADIR
Cem Küçük’ün tutuklanmasıyla birlikte gündeme getirilen konulardan biri de Cem Küçük’ün müvekkil Adnan Oktar’ın ilmi çalışmaları için ücret karşılığında yapmış olduğu bir iki tercümedir. Cem Küçük gazetecilikten önce bir yayınevinde çalışan, eğitimi ve mesleği gereği kitap tercümesi yapan bir kişidir. Böyle bir tercüme yapması son derece sıradan bir konudur. Hiçbir noktasında ve aşamasında yasa dışı bir unsur ya da suç bulunmamaktadır. Bahse konu olan meblağlar da olağandır. Ne var ki, Barış Terkoğlu ve arkadaşları başta olmak üzere bazı sol basında ve sosyal medyada bu konu sanki çok büyük bir suç, hiç görülmemiş olağan dışı bir şeymiş gibi manşetlere taşınmıştır. Hatta “Adnan Oktar ve Cem Küçük arasında para trafiği” gibi cümlelerle sanki milyonlarca liralık, yasa dışı işlemler yapılmış gibi bir imaj oluşturulmaya çalışılmıştır.
Benzer bir olay sol görüşlü bir gazeteci ya da sol görüşlü bir davada yaşanmış olsa bunun tek kelime konusunu bile yapmayacak olanlar, tam tersine “Bunda ne var ki, böyle bir şey sorguda sorulur mu” diye tepki gösterecek olanlar konu müvekkil Adnan Oktar olduğunda genelde yaptıkları gibi hukuku ve ilkeleri bir anda unutmuşlardır.
Bu konuyu sanki dehşetli bir olay yakalamış gibi gündem yapanlar basit bir örnek üzerinden düşünerek kendi samimiyetlerini test edebilirler. Örneğin, İBB ya da diğer belediyelerden birinin kültür birimleri için mesela Timur Soykan ücret karşılığı tercüme yapmış olsaydı ya da Şule Aydın, hakkında soruşturma açılmış ve hatta yargılanıp cezaya hükmedilmiş bir yayınevi için bu hükümden önce kitap editörlüğü yapıp para almış olsaydı veya Özlem Gürses, TMSF tarafından kayyum atanmış ve hakkında ceza kararı verilmiş bir kanalda program yapmış olsaydı, yayınlarında ve paylaşımlarında Cem Küçük’ün mesleğinin bir gereği olarak yaptığı tercümeyi dev bir olay gibi uzun uzun yorumlayanlar tek kelime edecekler miydi? Yoksa tam tersine “Ne var Timur Soykan tercüme yapmışsa?”, “Ne olmuş Şule Aydın editörlük yaptıysa?”, “Özlem Gürses’in program yapması neden suç olsun ki” serzenişleri eşliğinde bu konunun bir soruşturmanın parçası olmasını mı eleştireceklerdi? Bu sorunun samimi cevabına göre, müvekkil Adnan Oktar söz konusu olduğunda benimsedikleri tutumun anlamını gayet iyi anlayacaklardır.
2. BARIŞ TERKOĞLU’NUN, BİR ETKİN PİŞMANIN İFADESİNDE TEK KELİMESİ BİLE GEÇMEYEN BAZI YALANLARI SANKİ O İFADEDEN AKTARIYORMUŞ GİBİ BİR ALDATMACAYA TEVESSÜL ETMESİ GAZETECİLİK MESLEĞİ ADINA UTANÇ VERİCİDİR

Barış Terkoğlu programda müvekkilin yargılandığı davalardan birindeki etkin pişman olan Fatih Kılıç isimli şahsın kendini kurtarabilmek adına sıraladığı bir dizi delilsiz, mesnetsiz, gerçek dışı, soyut anlatımları öne sürerek çeşitli ithamlarda bulunmuştur. Son 1,5 yıldır hemen her gün etkin pişman ifadelerine itibar edilmemesi gerektiğini var gücüyle ve tüm delilleriyle anlatmasına rağmen söz konusu müvekkil Adnan Oktar olduğunda dayatılmış bir etkin pişman ifadesinin üzerinden spekülasyon yapması kendisi adına kanaatimizce utanç verici olmuştur. Ancak daha da vahimi ETKİN PİŞMAN FATİH KILIÇ’IN İFADESİNİN HİÇBİR YERİNDE GEÇMEYEN BİR HAYALİ KASET HİKAYESİNİ SANKİ FATİH KILIÇ’IN İFADESİNDE VARMIŞ DA ORADAN OKUYORMUŞ GİBİ aktarması her şeyden önce izleyicilerine karşı çok büyük bir saygısızlık olmuştur. Barış Terkoğlu, kimsenin söz konusu etkin pişman ifadesine ulaşıp doğru söyleyip söylemediğini kontrol etme imkanı olmayacağını düşünerek son derece rahat bir şekilde doğru olmayan bir şey söylemiştir.
Barış Terkoğlu yayın sırasında önünde açık olan bilgisayardan Fatih Kılıç’ın ifadesini okuyor gibi yaparak, güya Cem Küçük hakkında bir kaset olduğunu, Cem Küçük’ün bu kasetin ortadan kaldırılması için müvekkil Adnan Oktar’ın arkadaşlarından biriyle bağlantıya geçtiğini iddia etmiştir. ‘’Fatih Kılıç itirafçı oldu, bir sürü şey ANLATTI, DEDİ Kİ…’’ şeklinde dillendirmiş ve devamında bir kere daha üstüne basa basa Fatih Kılıç’ın böyle bir şey söylediğini iddia etmiştir. ANCAK etkin pişman sanık Fatih Kılıç, hapse atılma kaygısıyla verdiği ve bundan kurtulmak için çok sayıda gerçek dışı soyut ithamlar içeren ETKİN PİŞMANLIK İFADESİNİN HİÇBİR YERİNDE BÖYLE BİR ANLATIMDA BULUNMAMIŞTIR!
FATİH KILIÇ’IN ONLARCA SAYFALIK EMNİYET VE SAVCILIK İFADELERİNİN VE MAHKEME HUZURUNDA VERDİĞİ BEYANIN HİÇBİR YERİNDE TEK KELİME DAHİ HERHANGİ BİR KASETTEN BAHSEDİLMEMEKTEDİR. DEĞİL BİR KASETİN YOK EDİLMESİ, FATİH KILIÇ’IN İFADELERİNDE CEM KÜÇÜK KONUSUNDA KASET KELİMESİ DAHİ GEÇMEMEKTEDİR.
Fatih Kılıç’ın ifadesini defalarca okuduğunu söyleyen Barış Terkoğlu da bu gerçeği çok iyi bilmektedir.
Konuşmalarına kendince “gizli bilgileri bilen, kimsenin ulaşamadıklarına ulaşan insan” gizemi katma çabasının da coşkusuyla sırf müvekkil hakkında şaibe oluşturabilme kastıyla bile bile, olmayan bir şeyi varmış gibi anlatmıştır. Üstelik doğru olmayan bu bilgiyi kendince etkili gibi gösterebilmek adına bir doğru olmayan bilgi daha vermiştir: Fatih Kılıç isimli şahsı ‘’sözde örgüt yöneticisi’’ diye tanıtmıştır. Ancak bu şahıs yönetici sıfatıyla değil üye sıfatıyla yargılanmaktadır. Terkoğlu, kendince ‘’Bakın en tepedeki bir kişinin sözlerini aktarıyorum’’ imajı verebilmek için ve böylece anlatımını gerçekçi gibi gösterebilmek için bir kez daha doğru olmayan bir söyleme başvurmuştur.
Tüm bu tutumlarıyla yanındaki yakın arkadaşlarına da çok büyük bir saygısızlık yapmış, onların da kendisine olan güvenlerini sarsmıştır. Doğru olmadığı küçük bir araştırma neticesinde ortaya çıkabilecek bir konuda dahi insanların gözünün içine baka baka kolaylıkla yalan beyanda bulunabilen birinin herhangi bir konudaki sözlerine itibar etmek elbette mümkün değildir.
Üstelik Barış Terkoğlu’nun 03.08.2026 tarihli Onlar TV yayınında bu “yargısız infaz” hevesi, tam olarak bir iftiraya ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçuna dönüşmüştür.
3. İMAMOĞLU DAVASINDA “ETKİN PİŞMAN İFADESİ DAYANAK OLAMAZ” DİYE FEVERAN EDEN BARIŞ TERKOĞLU VE ARKADAŞLARI ADNAN OKTAR DAVASINDA ETKİN PİŞMAN İFADESİNİ KULLANARAK KARALAMA YAPIYOR

Barış Terkoğlu’nun tüm suçlamalarını, mesnetsiz beyanları üzerine bina ettiği Fatih Kılıç isimli şahıs kendisini cezaevinden kurtarabilmek adına, 16 yıl boyunca severek yanında bulunduğu müvekkil Adnan Oktar ve masum arkadaşlarına iftira atarak etkin pişmanlıktan faydalanmayı tercih etmiş biridir. 2018’deki operasyondan sonra hakkında yakalama kararı olmasına rağmen firari olmuş, 4 yıl boyunca firari kalmıştır. Hakkında cinsel saldırı ve sözde örgütün hukuk yapılanmasında yer almak gibi son derece ciddi suçlamalar vardır. Benzer suçlamalara maruz kalan ama hapisten kurtulmak için iftira atmayı kendilerine yakıştırmayan arkadaşları onlarca hatta yüzlerce yıl ceza almışlardır ve halen cezaevindedirler. Fatih Kılıç kendi beyanlarına göre firari olduğu süre boyunca var gücüyle müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarının masum olduğunu savunmuş, bu konuda yüzlerce savunma dilekçesi yazmıştır. Ancak 2022 yılındaki İstinaf’ın bozma kararı sonrası yaşanan hukuksuzluk silsilesi bu şahsın hukuka olan güvenini tamamen yitirmesine, hukukla bu suçlamalardan kurtulacağına olan inancını kaybetmesine ve tek çıkış yolunun etkin pişmanlık yani iftiracılık olduğunu düşünmesine sebep olmuştur. Kanun ve içtihatlara uyarak Adnan Oktar Davası hakkında bozma kararı veren 25-30 yıllık yüksek mahkeme hakimlerinin linç edilerek görevlerinden uzaklaştırıldıkları, haklarında soruşturmalar açıldığı bir ortamda sıradan bir vatandaş olarak kanunla ve hukukla bir netice alamayacağını düşünmüştür. Can havliyle, Adnan Oktar Davası’nda tahliye ve beraatin tek şartı olarak ortaya konulan “Adnan Oktar’a iftira at, hapse girmekten kurtul” yoluna başvurmuştur. Fatih Kılıç’ın ifadelerindeki sayısız yalan, çelişki ve çarpıtma, yargı sürecinde kesin kanıt ve bulgularla ortaya konmuştur. Tıpkı bugün İBB dosyasında yaşananlar gibi…
Barış Terkoğlu ise, sırf müvekkil hakkında gerçek dışı, karalayıcı bir haber yapabilmek adına, hapse girmekten kurtulup özgürlüğünü kazanmak için iftira atmayı kabullenmiş birinin yalan beyanlarını kullanmıştır. O da yetmemiş, BU ETKİN PİŞMANIN YALANLARINA KENDİ ÜRETTİĞİ YALANLARI DA ONUN SÖZÜYMÜŞ GİBİ EKLEME SAHTECİLİĞİNE dahi başvurmuştur. Oysa, kendisi ve arkadaşları aylardır sayısız programda, etkin pişman sanıkların nasıl zorla gerçek dışı beyanlar verdiklerini, etkin pişmanlık kurumunun ‘’yargıda cehennemin kapılarını açmak olduğunu’’ feryat edercesine dile getirmektedirler. Sadece birkaç örnek sunmamız gerekirse;
- Barış Terkoğlu, Özlem Gürses ile Sözcü TV’de 12.03.2026’da yaptığı programda;
- Timur Soykan, Onlar TV programında 12.03.2026’da;
- Murat Ağırel ve Timur Soykan, Onlar TV Dosya programında 02.04.2026’da;
- Timur Soykan, Karga Kahvaltısını Yapmadan programında 22.04.2026’da;
- Timur Soykan, Karga Kahvaltısını Yapmadan programında 06.05.2026’da;
- Timur Soykan, Karga Kahvaltısını Yapmadan programında 13.05.2026’da;
- Timur Soykan, Karga Kahvaltısını Yapmadan programında ve Onlar TV Dosya programında 15.05.2026’da;
- Timur Soykan, Karga Kahvaltısını Yapmadan programında 02.06.2026’da;
- Timur Soykan, Onlar TV Dosya programında 04.06.2026’da;
- Barış Terkoğlu, Senem Toluay Ilgaz ile Sözcü TV’de 11.06.2026’da yaptığı programda;
- Timur Soykan, Karga Kahvaltısını Yapmadan programında 17.06.2026’da;
- Timur Soykan, Onlar TV Dosya programında 18.06.2026’da;
- Murat Ağırel, Senem Toluay Ilgaz ile Sözcü TV’de 29.06.2026’da yaptığı programda
ve burada yer vermediğimiz daha başka pek çok programda, etkin pişmanlık kurumunun nasıl kötüye kullanıldığını, bu kişilerin sözlerine itibar etmenin neden mümkün olamayacağını, bu kişilere uygulananların adeta bir zulüm olduğunu, bu kişilerin kendilerini kurtarabilmek için yalanlar söylemeye mecbur bırakıldıklarını ve daha başkaca pek çok detayı defalarca vurgulayarak, bu konuda olup bitenleri hayretler içerisinde dile getirmişlerdir.
Örneğin 29.06.2026 tarihli Sözcü TV yayınında gazeteci Murat Ağırel ekrana yansıtılan tablolar üzerinden tek tek açıklayarak etkin pişmanlık müessesinin nasıl çalıştığını, etkin pişman beyanına dayanılarak hüküm kurulmasının hukuken mümkün olmadığını tane tane anlatmıştır:

Murat Ağırel bu yayında, CHP’li Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek örneğini çok detaylı şekilde ele almış, Böcek’in daha önceki söylemleri ile üzerinde baskı oluşturulduğunu iddia ettiği sonraki dönemi kronolojik olarak ekrana getirmiş, Böcek’in kendi el yazılı mektuplarını göstererek ilk söylemleriyle etkin pişman olmaya karar verdiği zamanki söylemleri arasındaki çelişkileri vurgulamıştır.
Ancak hayret verici bir şekilde, konu müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları olduğunda, Murat Ağırel, Timur Soykan, Barış Terkoğlu ve Onlar TV programcısı diğer gazeteciler tüm bu söylemlerini, etkin pişmanlık müessesesi ile ilgili tüm eleştirilerini aniden “unutuvermektedirler”. Adnan Oktar Davası’nda da birebir aynı yöntem ve amaçla etkin pişman olmaya mecbur bırakılan Fatih Kılıç isimli şahsın tamamen soyut, hiçbir maddi delil içermeyen gerçek dışı bir beyanını programlarında sanki çok önemli bir gazetecilik başarısıymış gibi büyük bir heyecanla tekrarlamaktadırlar. Programda birisi bu etkin pişman sanığın bir “iftirasını” alıntılamakta, diğerleri de “vaaayy”, “aaaaaaa” gibi abartılı nidalarla öbürünü desteklemektedir. Bu derece çifte standart, samimiyetten uzak bir tavrın aklı başında, sağduyulu ve önyargısız hiçbir izleyiciyi ikna etmeyeceği çok açıktır.
Sonuç olarak;
Barış Terkoğlu ve arkadaşları pek çok defalar haksız şekilde soruşturmaya tabi olduklarını, hatta hukuksuzca tutuklandıklarını ve bunu sırf gazetecilik mesleği yüzünden yaşadıklarını anlatmakta, başlarına gelenlerden ne kadar muzdarip olduklarını her fırsatta dile getirmektedirler. Neredeyse her yayınlarında hukuksuzlukların yaygınlaşmasından şikâyet etmekte, hak, hukuk, adalet çağrısında bulunmaktadırlar. Bu çağrıları kıymetli ve güzeldir.
NE VAR Kİ;
Hemen hepsi cezaevine girmiş, yargı süreçlerindeki hukuk ihlallerine yaşayarak tanık olmuş, masum bir insanın hayatının nasıl elinden alınabildiğini görmüş olmalarına rağmen başka insanların özgürlüklerinin elinden alınması, daha da fazla haksız yere cezalandırılmaları, asla tahliye olmamaları için bu kadar iştiyakla, coşkuyla ve heyecanla algı operasyonuna katılmaları anlaşılır gibi değildir. Belki dikkat çekmek, belki daha çok izlenmek, belki güya gizli bilgilere vakıf önemli insan imajı vermek, belki kendince suçu yakalayıp ifşa eden “dosya açan” gazeteci olmak, belki karşıt ideolojideki insanları her ne pahasına olursa olsun karalamak, vb. amaçlar uğruna yaptıkları açıklamaların, kaleme aldıkları yazıların insanlara nasıl zarar verdiğini göz ardı etmektedirler. Ancak unutmamak gerekir ki hiçbir gerekçe masum bir insanın zarar görmesinin, özgürlüğünün elinden alınmasının, yakınlarının acı çekmesinin mazereti olamaz.
Ne Barış Terkoğlu ne de arkadaşları “bir kere böyle başladı böyle de devam eder” diye düşünmek ve hareket etmek zorunda değildirler. Bulundukları sosyal çevre ve konum kendilerini belirli bir üsluba, stile ve yayın politikasına sürüklüyor ya da kendilerine bunları dayatıyor olabilir. Kanaatimizce kendileri de Türkiye’nin içine girdiği bu hukuksuzluk sarmalı ve açmazın başka türlü son bulmayacağını görmektedir. Yapılması gereken sadece bir karar değişikliğidir. O da; alıştıkları sisteme göre değil, vicdanlarına göre hareket etmeye karar vermeleridir.
Bazı gazetecileri derin devlet yapılanmalarının namlusu gibi hareket etmeye mecbur bırakan ve sonunda kendilerini de aynı namlunun hedefi yapan bu sistemin böyle samimi bir kararla kökten değişmesi mümkündür. Gazetecilik sözde gizli dosyalara ulaşmayla, yalan yanlış kulis bilgileri anlatmayla, saldırgan üslupla, haklı haksız gözetmeden karşıt fikirdekileri ezme yarışıyla eş anlamlı olmak zorunda değildir. Bir gün bir kesimin manşetlerinde diğerinin, ertesi gün ötekinin yayınlarında öbürünün etkin pişman yalanlarıyla, zorlama çıkarımlarla, sahte suçlar üreterek “silahlı suç örgütü” ilan edilmesi, bir anda malına mülküne el konulması ve kendilerini cezaevinde bulması olağanlaşan bir süreç haline gelmemelidir. Her kesimin diğeri yaptığında eleştirdiği şeyi ertesi gün daha büyük coşkuyla kendisinin yaptığı bu yaygın ikiyüzlü zihniyeti kırmak mümkündür. Adil ve hakkaniyetli olmak, belli odaklardan gelen yönlendirmelere uymamak bir kere olsun uyguladığında arkası gelecektir. O zaman herkesin özlemi içinde olduğu özgürlük, eşitlik, adalet, huzur, ferah ve mutluluk hâkim olacaktır.
Unutmamak gerekir ki cesur davranıp vicdanına uyan kişiye en korktuğu şey dahi zarar veremez. İlk bakışta zarar gibi görünen şeylerin tamamı ise çok büyük kazançtır.
Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine sunarız. 17.08.2026