Nasuhi Güngör’e Tekzip: Adnan Oktar’ın Türkiye Siyasetindeki Etkisi ve Çalışmaları

By gundem
18 Min Read

MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’DAN TEKZİPTİR

SAYIN NASUHİ GÜNGÖR, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’I VE ÜLKE YARARINA YÜRÜTTÜĞÜ ÇALIŞMALARI YAKİNEN BİLMEKTEDİR

15 Ağustos 2026 tarihinde Habertürk TV’de yayımlanan “Gündem” programında Sayın Nasuhi Güngör, müvekkil Adnan Oktar hakkında bazı açıklamalarda bulunmuştur. Müvekkil Adnan Oktar, Sayın Güngör’ün söz konusu ifadelerini kendisine yakıştıramadığını; bu sözlerin, kendisini güvence altına alma kaygısıyla, yaşadığı yersiz bir paniğin etkisi altında dile getirmiş olabileceğini ve Sayın Güngör’ün gerçek kanaatini yansıtmadığını düşündüğünü; ayrıca söz konusu ifadelerin muhatabının bizzat Sayın Güngör olduğunu belirtmektedir.

Müvekkil, Sayın Güngör’ün hem kendisini hem de ülke yararına yürüttüğü çalışmaları yakından ve çok iyi bildiğini ifade etmektedir. Bu nedenle konuşmalarında, müvekkil Adnan Oktar’ın, Darwinist, materyalist ve komünist felsefeleri yerle bir ettiğinden, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a destek olup iktidara gelmesinde önemli rol oynadığından bahsetmesi çok daha yerinde olurdu kanaatindeyiz.

Sn. Nasuhi Güngör, günümüzün koşulları sebebiyle bir takım kaygılar yaşıyor ve bunun sebep olduğu panik hissiyle kendisine yakışmayacak, gerçekleri de yansıtmayan ifadeler kullanıyor olabilir.

Ancak kendisine hatırlatmak isteriz ki, Türkiye’de güçlü bir sağ olmasına, Darwinist ve materyalist felsefenin ve komünist ideolojinin yerle bir olmasına, Merhum Necmettin Erbakan Hocanın ve partisinin iktidar olmasına, Ak Parti’nin iktidar olmasına, ülkedeki irtica ve gericilik paranoyasının ortadan kaldırılarak, aydın, modern, kültürlü Müslüman modeli ile, laik kesimle uzlaşma sağlanmasına vesile olan müvekkil Adnan Oktar’dır.

Sn. Güngör bugüne kadar bir kişinin dahi iman etmesine vesile olmuş mudur? Türkiye’de Müslümanların rahatça ibadetlerini yapabilecekleri, başörtülerini rahatlıkla takabilecekleri ortamın oluşmasına herhangi bir katkısı bulunmuş mudur?

Sn. Güngör, güçlü bir sağ kurulduktan sonra, hazır bir sistemin içine gelmiştir; meyvesinden faydalandığı o sistemin kurulmasında hiçbir katkısı olmamıştır. Elbette sağı destekliyor olması da önemli bir artıdır.

Sn. Güngör’ün unutmuş gibi davrandığı, ancak aslında çok iyi ve yakinen bildiği bazı tarihi gerçekleri kendisine tekrar hatırlatmakta fayda görüyoruz:

Türkiye’de Darwinist, materyalist ve komünist felsefeleri yerle bir eden müvekkil Adnan Oktar’dır.

Müvekkil Adnan Oktar, eserleriyle, konferanslarıyla, ilmi ve fikri faaliyetleriyle tüm Türkiye ve dünya çapında Darwinizm’in ve materyalizmin yıkılmasına, evrim teorisinin bilimsel olarak yerle bir edilmesine ve bunun neticesinde insanların kalplerinde şüpheden arınmış tahkiki imanın yerleşmesine vesile olmuştur.

Müvekkilin yaklaşık 40 yıl önce başlattığı Kur’an mucizelerinin, iman hakikatlerinin, Darwinizm ve materyalizmin geçersizliğinin anlatıldığı yıllar süren yoğun, kapsamlı, yaygın, sistemli, akılcı ve etkili tebliğ faaliyetleri sonucunda, önceden halkın %70’inin Darwinizm’e inandığı ve dine mesafeli durduğu ülkemizde dindar bir toplum ve dindar bir nesil geliştiği bugün herkesçe bilinen açık bir gerçektir.

Müvekkil Adnan Oktar, Darwinizm konulu eserleri ile uluslararası Darwinist lobinin tüm baskı, tehdit ve dayatmalarına rağmen 150 yıllık bu yalanı bilimsel yollarla deşifre etmiş, evrim iddiasını yıkan bilimsel delilleri en net, somut, akılcı ve reddedilemez bir açıklıkla gözler önüne sermiştir. Müvekkilin evrim sahtekarlığını bilimsel ve felsefi olarak yerle bir eden kitapları gerek ülkemizde ve gerekse dünya çapında çok sayıda insanın Allah’ın varlığını ve yaratılış gerçeğini görüp kavramasına ve bu inancın gereği olan güzel ahlakı yaşamalarına önemli bir vesile olmuştur. 

Hatta öyle ki Müslümanlar, uzun yıllar boyunca ateistlerden, evrimcilerden kaçarken, onlarla yaptıkları tartışmalarda yenilirken, müvekkilin eserleri sayesinde evrimcilerin karşısına büyük bir özgüvenle çıkıp yaratılış gerçeğini bilimsel olarak savunma imkanına kavuşmuşlar; müvekkilden öğrendikleri gerçeklerle Darwinistleri fikren yenmeye başlamışlardır. Yıllardır Darwinistler karşısında aldıkları yenilgilerin doğurduğu eziklik kompleksinden kurtularak kendilerinden emin bir biçimde, halis “tahkiki imana” kavuşmuşlardır. İngiltere, ABD, Fransa, İskoçya, İrlanda, İsviçre, İtalya, Endonezya, Hindistan, İran gibi ülkeler başta olmak üzere, birçok ülkede üniversitelerin Müslüman öğrenci kulüpleri, müvekkilin eserlerini kullanarak veya müvekkilin arkadaşlarını konferans vermeye davet ederek, dünyanın önde gelen üniversitelerinde Darwinist ve materyalist felsefeyi bilimsel olarak yerle bir eden çalışmalar yürütmüşlerdir.

13 Eylül 2012 – ABD / Amerika’nın önde gelen üniversitelerinden Purdue Üniversitesi’nde verilen Kur’an Mucizeleri konulu konferanstan bir görüntü. Müvekkil Adnan Oktar’ın arkadaşları, bunun gibi dünya çapında yüzlerce konferans vermişlerdir.

Müvekkil Adnan Oktar’ın görüşleri ve uygulamaları Türkiye’de Müslümanları ve sağı güçlendirmiş ve sağ partilere iktidar yolunu açmıştır

Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada kaliteli, modern, elit, dışa dönük, bakımlı, özgür Müslüman modelini ortaya koyan yegane kişi müvekkil Adnan Oktar’dır. Türkiye’de özellikle sağ kesimin adeta ikinci sınıf vatandaş olarak görüldüğü, kendilerine söz hakkı verilmediği, en temel haklarından engellendiği dönemde, müvekkil Adnan Oktar’ın temsil ettiği ve TEK DOĞRU olan KURAN’DAKİ İSLAM MODELİ gündeme gelmiş ve Türkiye’nin, başta siyasi iklimi olmak üzere pek çok ortamı, Müslümanlar lehine dönüşüme uğramıştır.

Geçmişte ezilmeyi ve sürekli yenilen tarafta olmayı kabullenmiş olan bir kısım Müslümanların, bugün güçlü bir özgüven ve cesaret içinde bulunmalarının yegane sebebi, müvekkil Adnan Oktar’ın güçlü bir kararlılık ile ortaya koyduğu modern İslam modelidir.

Sn. Nasuhi Güngör’ün bugün en çok izlenen ulusal kanallardan birinde sık sık çıkıp konuşabiliyor, görüşlerini anlatabiliyor olmasının zeminini hazırlayan müvekkil Adnan Oktar’dır.

1993 yılında Refah Partisinin yükselişinde müvekkil Adnan Oktar’ın görüşlerinin ve tavsiyelerinin etkisi büyüktür

Müvekkil Adnan Oktar, fikirleriyle daima siyaset ortamına yön vermiş, fikri yönlendirmeleriyle siyasi arenada ciddi farklar yaratmış olan bir kişidir.

Geçmişte, dindar sağ siyasete, yaşam tarzlarının baskı altına alınacağı endişesiyle mesafeli duran kesimin, bu endişelerinin yersiz olduğunu görmelerini, müvekkil Adnan Oktar’ın girişimleri sağlamıştır. Böylece adım adım BUGÜNKÜ AK PARTİ HÜKÜMETİNİN İDEOLOJİK ZEMİNİ ve ARKASINDAKİ GENİŞ HALK DESTEĞİ oluşmuştur.

1993 yılında müvekkil Adnan Oktar’ın yakın arkadaşı Gülay Pınarbaşı’nın Refah Partisi’ne katılmasıyla birlikte bazı kesimlerde hakim olan “dindarlar modern olamaz” algısı yıkılmıştır. Bu hamle ile, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üst düzey komutanları tarafından da ifade edildiği üzere, Refah Partisi’nin “vitrininin değişmesiyle, Sayın Erdoğan’ı önce Belediye Başkanlığına oradan da Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığına taşıyan süreç başlamıştır. Müvekkilin arkadaşlarının katıldığı Refah Partisi Kongresinden birkaç ay sonra yapılan yerel seçimler, Refah Partisi’nin ve Sayın Erdoğan’ın zaferiyle sonuçlanmıştır.

12.12.1993 tarihli Milliyet gazetesinde, “Erbakan Hoca Gülay’ı Tanıttı” başlıklı haberde “Törene, arkadaşları Altuğ Berker ve Bahadır Güven ile katılan Gülay Pınarbaşı, ERBAKAN ve PARTİLİLER ile MİLLİ GÖRÜŞ YEMİNİ ETTİKTEN SONRA PARTİ ROZETİNİ ALDI” denilmektedir.

Müvekkil Adnan Oktar’ın yakın arkadaşı Gülay Pınarbaşı, 1993 yılı Refah Partisi Kongresinde konuşmasını yaparken, hemen yanında Sayın Recep Tayyip Erdoğan yer almıştır.

O gecenin ardından, müvekkilin arkadaşları arasında yer alan, tanınmış manken ve fotomodeller ile sosyetenin ünlü simaları da Refah Partisi’ne destek olmak amacıyla partiye üye olmaya başlamışlar; katıldıkları toplantı ve programlarda, “RP’nin modern ve yenilikçi anlayışına inandıklarını, Sayın Erbakan ile Sayın Erdoğan’a büyük bir sempati ve muhabbet duyduklarını, bu sebeple seçimlerde RP’ni destekleyeceklerini” dile getirmişlerdir.

31.01.1994 Tarihli Milliyet Gazetesi’nin “Adnan Hoca’dan RP’ye manken ordusu” başlıklı aşağıdaki haberinde; “ADNAN HOCA ve MANKENLERİNDEN OLUŞAN ORDUSU 27 MART SEÇİMLERİ ÖNCESİNDE REFAH PARTİSİ İÇİN ÇALIŞIYOR” ifadelerine yer verilmiştir. Haberde ayrıca “RP’ne katılan, ardından da örtünen Gülay Pınarbaşı’ndan sonra İslami yaşam tarzını benimseyen pek çok ünlü erkek manken, ‘OYLAR REFAH’A derken aralarında Şebnem Dinçgör, Melis Murathanoğlu, Cansel Özzengin ve Allegra’nın da bulunduğu sempatizanların sayısı giderek artıyor” bilgilerine yer verilmiştir.

27.01.1994 Tarihli Milliyet Gazetesi’nin “SEDEF BOZOK DA ‘REFAH’ÇI OLUYOR” başlıklı haberinde ise; “MANKEN GÜLAY PINARBAŞI’NDAN SONRA SOSYETE DÜNYASININ ÜNLÜ İSMİ SEDEF BOZOK DA ADNAN HOCA’NIN MÜRİTLERİ ARASINA KATILDI” ifadelerine yer verilmiştir. Haberde ayrıca Adnan Hoca’nın sağ kolu Altuğ Berker sosyete dünyasının ünlü ismi Sedef Bozok’u da saflarına katmayı başardı.”, “Manken Gülay Pınarbaşı’nı örnek gösteren bazı çevreler, Bozok’un da yakında kapanıp RP’ne gireceğini iddia ederken, Sedef Bozok’un yakınlarına ‘Ben de iyi bir Müslüman olmak istiyorum. Hayatımdan çok memnunum’ dediği öğrenildi” denilmektedir.

25.06.1994 Tarihli Milliyet Gazetesi’nde yer alan “Adil düzen düğünü” başlıklı haberde ise; RP Genel Başkanı merhum Sayın Erbakan’ın kızı Zeynep Erbakan’ın, Ankara Sheraton Oteli Balo Salonunda gerçekleştirilen düğününe, “ADNAN HOCACILAR” alt başlığıyla yer verilmiştir. Haber içeriğindeyse müvekkilin arkadaşlarından, Mankenliği bıraktıktan sonra kapanan Didem Ürer’le Gülay Pınarbaşı, nikaha Gökalp Barlan ve Bahadır Güven’le geldi” ifadeleriyle bahsedilmiştir.

Görülebildiği gibi, müvekkil Adnan Oktar’ın çalışmaları neticesinde;

Refah Partisi’ne, Sayın Erbakan’a ve Sayın Erdoğan’a yönelik kamuoyundaki önyargılar tamamen yıkılmıştır.

Partiye, müvekkilin önerdiği “hurafelerden arınmış Kuran’a dayalı modern İslam anlayışı”nı benimseyen, sergilediği vitrin vesilesiyle başı örtülü ya da açık “toplumun her kesimini kucaklayacağını ilan eden” görünüm hakim olmuştur.

Bunun sonucunda Refah Partisi’ne, kendilerinin dahi beklemediği derecede büyük bir teveccüh oluşmuştur.

Refah Patisi, 1994 Belediye Seçimlerinde başta Ankara ile İstanbul olmak üzere 28 şehirde seçimleri kazanarak EN ÇOK İLDE SEÇİM KAZANAN PARTİ olurkenSayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul, Sayın Melih Gökçek ise Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı seçilmişlerdir.

24 Aralık 1995’te gerçekleştirilen Türkiye Genel Seçimlerinde ise, Merhum Necmettin Erbakan’ın liderliğindeki Refah Partisi, oyların %21,4’ünü alarak SEÇİMDEN BİRİNCİ PARTİ OLARAK çıkmıştır.

Normal şartlarda Türk halkı da, devletin kendisi de, geleneksel muhafazakar bir çizgide bulunan Refah Partisi’ni, ardından aynı çizgide devam eden AK Parti’yi o dönemde KABULLENMEZ VE ASLA İKTİDAR YAPMAZDI. Söz konusu partilerin hem devlet hem de halk tarafından benimsenmesinin ve tercih edilmesinin en büyük sebebi, MÜVEKKİLİN BU KONUDA DEVREYE GİRMESİ, ARKADAŞLARINI PARTİYE DESTEK AMAÇLI YÖNLENDİRMESİ, Refah partisinin, MODERNLEŞME GÖRÜNÜMÜNÜ bu vesile ile sağlamasıdır. Müvekkilin vesilesiyle GÜZEL, MODERN, EĞİTİMLİ,   GÜÇLÜ KİŞİLİĞE SAHİP, YETENEKLİ VE SON DERECE MEDENİ GENÇLERİN REFAH PARTİLİ OLDUKLARINI AÇIKÇA GÖSTERMELERİ ile bir anda Refah Partisi’ne ve partiyi temsil eden kişilere (özellikle de o dönemlerde oldukça öne çıkan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a) teveccüh ciddi şekilde artmıştır. Aynı dönemde Refah Partisinin iktidar olması, ardından Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanı seçilmesi ve sonrasında AK Parti iktidarı, TAM OLARAK BU SÜRECİN BİR SONUCUDUR.

Türk siyasi tarihindeki bu büyük ve son 25 yıla damgasını vuran dönüşümün, müvekkil Adnan Oktar vesilesiyle olduğu günümüzde dahi birçok gazeteci ve siyasetçi tarafından ifade edilmektedir.

Vatan Partisi’nin Genel Başkanı, Aydınlık Gazetesi yazarı ve Maocu komünist ideolojinin ülkemizdeki önde gelen savunucusu DOĞU PERİNÇEK’in bir konuşmasında dile getirdiği: “Adnan Hoca’nın talebeleri bütün Anadolu’yu karış karış gezdiler, Darwinizm’in ve materyalizmin aleyhinde çalışmalar yaptılar ve AK Parti iktidar oldu. AK Parti’nin felsefi zeminini Adnan Oktar sağladı” ifadesi, bu gerçeğin ikrarlarından biridir.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek

PKK Terör Örgütü Elebaşı Abdullah Öcalan da, 2001 yılında yazdığı “Oligarşik Cumhuriyet Gerçeği” isimli kitabında, müvekkil Adnan Oktar’ın ilmi çalışmalarının etkisini itiraf etmiştir: “Tepede de MİT’in Türk oligarşik yapısının emrindeki din adamları vardır. Hem de filozofça din adamlarıdır bunlar. Osmanlı sultanlarında da tarih boyunca yol gösterenler din adamları değil miydi? Şimdi de rejime yol gösterecek din adamları vardır. MESELA O ADNAN HOCALAR NASIL ORTAYA ÇIKARILDI?”

Türkiye’de iktidar olan liderlerin bu süreçte elde ettikleri başarı, müvekkilin fikirlerinin etkileri sayesinde sağlanmıştır. Müvekkilin temsil ettiği Kuran’ı esas alan modern İslam anlayışı, önemli bir VİTRİN DEĞİŞİMİ olarak, siyasetin gidişatını da değiştirmiştir.

Refah Partisi’nin hükümet kurması müvekkil Adnan Oktar’ın Büyük Birlik Partisi’nden milletvekili desteği ricası sayesinde gerçekleşmiştir

1995 seçimleri sonrasında merhum Necmettin Erbakan önderliğindeki Refah Partisi’nin, Doğru Yol Partisi ile koalisyon yapmak ve meclisten güven oyu alabilmek için 7 milletvekili desteğine ihtiyacı vardı. Eksik kalan bu 7 milletvekili desteği, müvekkil Adnan Oktar’ın bizzat BBP lideri merhum Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ve 7 BBP’li milletvekiliyle görüşüp istişare etmesi sonucunda tamamlanmıştır.

24 Aralık 1995 genel seçimlerinde Sayın Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi, oyların %21,4’ünü alarak birinci parti olmuş ve 158 milletvekili çıkartmıştı. Ancak, çıkartabildiği milletvekili sayısı tek başına iktidar olabilmesi için yeterli olmadığı gibi, Doğru Yol Partisi ile kurmayı planladığı koalisyon hükümetinin meclisten alması gereken güvenoyu için de yeterli değildi.

Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini Sayın Necmettin Erbakan’a verdi, fakat Refah Partisi Meclis’te güvenoyu almak için yeterli milletvekiline sahip olmadığı, diğer partiler de destek vermediği için hükümet kurulamadı. Bunun üzerine hükümet kurma görevini alan Anavatan Partisi Lideri Mesut Yılmaz, Tansu Çiller ile anlaşıp 53. Hükümeti kurdu, fakat güvenoyu alamadı. Bunun üzerine, Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilen Anayol-DYP Hükümeti düşünce hükümet kurma görevi tekrardan Sayın Erbakan’a verildi.

Seçim sonuçlarına göre TBMM’de çoğunluk elde etmek, yani meclisten güvenoyu alabilmek için gereken milletvekili sayısı 275 idi. Ancak Refah Partisi milletvekillerinin sayısı ile Doğruyol Partisi milletvekillerinin sayısı 275 rakamına ulaşmak için yetersizdi ve ülke hızlı bir şekilde hükümet krizine doğru sürüklenmekteydi.

Müvekkil Adnan Oktar, o zaman durumun vahametini herkesten önce görerek Müslümanlara duyduğu sevgi ve merhameti, milli-manevi hamiyet hisleri ile, doğrudan inisiyatif alarak BBP Lideri Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ve BBP’li 7 milletvekiliyle görüşüp İSTİŞARE ETMİŞ, kendilerini, kurulacak RP-DYP hükümetine dışarıdan destek olmaya ve güven oylamasında ‘Kabul Oyu’ vermeye davet etmiştir.

Bu gelişme üzerine, Refah Partisi ile Doğruyol Partisi arasında kurulan RP-DYP Koalisyon hükümeti, TBMM’deki 8 Temmuz 1996 tarihli güven oylamasında merhum Başkan Sn. Yazıcıoğlu ve BBP’li 7 milletvekilinden aldığı destek sayesinde 278 kabul oyuyla GÜVENOYU ALABİLMİŞ ve HÜKÜMET KRİZİ BU SAYEDE ATLATILABİLMİŞTİR.

Bu tarihi olay, 2020 yılında Bilgeoğuz yayınevinin yayınladığı, Kürşat Mican’ın “Şehit Lider Muhsin Başkan ve Davası” isimli kitapta da geçmektedir. Kürşat Mican kitabında, olayı şöyle anlatmaktadır:

“RP-DYP Hükümeti kuruldu kurulmasına, ama güvenoyu alması için meclisten 7 milletvekiline ihtiyaç vardı. Yani Büyük Birlik Partisi’nin milletvekillerine… Muhsin Yazıcıoğlu: “İSTİŞARE’NİN GEREĞİNİ YAPTIK. EVET DEDİK, çünkü bugünkü şartlarda hükümetin güvenoyu almaması durumunda ülkenin yeni bir belirsizliğe düşeceğini düşündük ve bundan kaçınmak istedik.”

Burada, merhum Başkan Sayın Yazıcıoğlu’nun “İSTİŞARENİN GEREĞİNİ YAPTIK, EVET DEDİK” sözleriyle kastettiği, Sayın Yazıcıoğlu ve beraberindeki BBP’li 7 milletvekilinin müvekkil Adnan Oktar ile yapmış oldukları istişare toplantısıdır.

Nasuhi Güngör’ün, hiçbir katkısı olmadığı bir sistemden faydalanırken, bu sistemin temelini büyük fedakarlıklarla kuran müvekkil Adnan Oktar’a yönelik yakışıksız sözlerini kendisine iade etmekteyiz

Sn. Güngör bugüne kadar bir kişinin dahi imanına vesile olmamış, Müslümanların ve sağ görüşün başarısı ve iktidarı için duvara tek bir tuğla dahi eklememiş bir kişidir. Buna rağmen, 40 yılını, gece-gündüz demeden, hiçbir menfaat, ücret, mevki ve makam beklemeden ülkemizin ve hatta dünyanın manevi refahına adamış olan müvekkil Adnan Oktar’a yönelik ifadeleri, aslında kendisine aittir. Müvekkili ve çalışmalarını çok yakından tanıyor olmasına rağmen bu sözleri sarf ediyor olması da, muhtemelen yaşadığı paniğin, endişelerin ve çaresizliğinin sonucudur.

Müvekkil, bu vesileyle şu gerçeğe de dikkat çekmek istemektedir; Sn. Güngör, aynı programda yer alan Alişer Delek gibi, veya Nedim Şener gibi aslında sağı destekleyecek bir anlayışa sahip görünmeyen kişiler, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olağanüstü yeteneği ve başarısı vesilesiyle sağı destekler hale gelmişlerdir. Bu Sayın Cumhurbaşkanımızın bir yeteneği ve önemli bir başarısıdır.

Sn. Nasuhi Güngör’ün, bu yazıdaki tarihi gerçekleri tekrar gözden geçirerek, sonraki programlarda müvekkil hakkında konuşurken, müvekkil Adnan Oktar’ın Darwinizmi, materyalist ve komünist felsefeyi yerle bir etmesi, Müslümanların lehine olacak siyasi ve toplumsal gelişmelerde kültürel ve sosyolojik zemini oluşturan kişi olması, sağ bir hükümetin 25 yılı aşkın süredir iktidarda olmasının fikri ve kültürel anlamda sebebi olmasından dolayı bir kumpasa maruz kaldığını anlatacağını ummaktayız.

Kamuoyunun bilgilerine bilvekale sunarız. 21.08.2026

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir