Adnan Oktar Hakkında Suç Bulamayınca Cinselliği Gündem Yapıyorlar

By gundem
15 Min Read

MÜVEKKİL ADNAN OKTAR HAKKINDA SUÇA DAİR HİÇBİR ŞEY SÖYLEYEMEDİKLERİNDEN CİNSELLİKLE İLGİLİ KONULARI GÜNDEM YAPIYORLAR

2018’de müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına düzenlenen operasyonun ilk gününden itibaren “cinsellik” içerikli ithamlar ve iddialar kamuoyunun gündemindeki en temel konulardan biri olmuştur. Müvekkil Adnan Oktar hakkında “şu suçu işledi”, “şu yollarla işledi” gibi somut tek bir delil ortaya konulmamış, bu konuda hiçbir konuşma dahi yapılmamıştır. Konuşulan tek konu cinsellik olmuştur.

İddianamenin yayınlanmasıyla birlikte bu durum daha da yoğunluk kazanmıştır. Müvekkil Adnan Oktar’a Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak belirtilmiş konularda tek bir somut suçlama dahi yapılamazken cinsellikle ilgili anlatımlara yüzlerce sayfa ayrılmıştır. Çünkü ortada suç veya suça dair bir delil bulunmamaktadır. Bu sebeple, kumpas davalarını kamuoyuna meşru gösterebilmek, dikkatleri galiz hukuksuzluklardan kaçırıp başka yönlere çevirebilmek için en kullanışlı algı malzemelerinden biri olan cinsellikle ilgili konular iddianameye bolca serpiştirilmiş ve basına malzeme yapılmıştır.

Mahkeme huzuruna çıktıklarında da hukuken olması gerektiği gibi somut suç isnatları hakkında yargılama yapılmamıştır. Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları baştan sona özel hayatlarının ve inançlarının sorgulandığı bir yargılamayla karşılaşmışlardır.

Müvekkil Adnan Oktar’a, hukuken bir değeri olan tek bir soru dahi sorulmamıştır. Bunların yerine sözde mağdur ve müştekilere, müvekkilin cinsel yaşamına, çok sayıda kadınla aynı anda birlikte olduğuna, bunun saatler boyunca devam ettiğine, birlikte olduğu kadınların haz çığlıklarının sokaktan dahi duyulduğuna dair beyanlar uzun uzun anlattırılmıştır.Müvekkil Adnan Oktar da hukuki savunma yapabilmek yerine mecburen söze mağdur ve müştekilerin bu anlatımlarına cevap vermek zorunda kalmıştır.

1. SÖZDE MAĞDUR VE MÜŞTEKİLERİN ANLATIMLARINDAN ÖRNEKLER

Etkin Pişman Sanık Beril Koncagül’ün 05.01.2019 tarihli ifadesi:

Ben içeri girdiğimde Adnan OKTAR ve E.A. çıplaktı. Adnan OKTAR sırt üstü yatar vaziyette E.A. da onun üstünde fiili seks yapar vaziyettelerdi. Adnan OKTAR ve E.A. seks yapıyordu…

Sözde Mağdur Nilgün Sağlam’ın 18-20.08.2020 tarihli ifadesi

Adnan Oktar S.Y’nin şu kısmını, göğüsler de dahil böyle deli gibi öpmeye başladıAynısını benim oda arkadaşım H.A.’ya yaptı... Böyle onun da, buralarını, göğüs bölgesini, boyun bölgesini öpmeye başladı

Sözde mağdur Merve Tezel’in 11.09.2018 tarihli ifadesi

N. stüdyoya her geldiğinde Adnan Oktar herkesi toplardı. N.’ye “anlat yavrum nasıldı o gün” diye sorup aralarındaki cinsel ilişkiyi çok açık bir şekilde anlattırırdı. Birden fazla pozisyonda olduğunu N. “Neredeyse ölecektim deyip anlatırdı.

Sözde mağdur Bahar Kuştepe’nin 13.08.2020 tarihli ifadesi

Ondan sonra beni dışarı çıkardı biri daha vardı orada o kız çok cesur giyinmişti ve hani yapılı bir kızdı… O içeri girdi. Adnan Oktar hemen pesine girdi bana yaptığı muamelenin aynısını yaptı kız inlemeye başladıhepimiz sesini duyduk kızın

Sözde mağdur Ezgi Çelenlioğlu’nun 02.08.2020 tarihli ifadesi

Adnan Oktar yatakta yatıyordu… ve etrafında birçok çıplak kadın vardı üstü açık her yeri açık kadınlar vardı

Etkin Pişman Sanık Müge Öğütçü’nün 12.04.2021 tarihli ifadesi:

…Adnan Oktar gece gündüz hiç dışarı çıkmadığı bu evde genelde 1. Gruptan olan kızlarla cinsel ilişkide bulunurdu. Bir gün (o zaman ailemle yaşadığım için eve dönmek durumundaydım) akşam eve dönmek için salonda çıkmayı bekliyordum. ADNAN OKTAR bir süre önce evdeki tüm kızları alıp yatak odasına geçmişti. S. salonun kapısından bana bakmadan üzerinde meyve, su, ve içecek bulunan bir tepsi uzattı ve “Bacım bunu abiye götürür müsünüz?” dedi. Ben de tepsiyi alıp yatak odasına girdim. İçerisi loştu, tüm odayı yer yatakları kaplıyordu ve her bir yatakta çıplak halde kızlardan biri yatıyordu. Hatırladığım kadarıyla altı kız vardı. Girdiğimde ADNAN OKTAR kızlardan biriyle fiili cinsel ilişki yaşıyor, diğerleri sanırım sıralarını bekliyordu…

Müge Ögütçü, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak için 12.04.2021 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ilettiği dilekçesinde müvekkilin kendisiyle imam nikahı olduğunu ve yıllar içinde 3 kez kendisiyle cinsel ilişkiye girdiğini de anlatmıştır.

09.09.2022 tarihinde, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmanın, 1. Celsenin 2. oturumunda bu konu şu şekilde gündeme gelmiştir:

SANIK ADNAN OKTAR: Onu defalarca çok özür dilerim yaptığımı söylüyor, o zaman cinsel organımı içinde hissetmiş mi hissetmemiş mi?

MAHKEME BASKANI: Evet.

SANIK MÜGE ÖGÜTÇÜ: 2000 yılından önce.

SANIK ADNAN OKTAR: Uzatmaya gerek yok, hissetmiş mi, hissetmemiş mi?

MAHKEME BASKANI: Bir saniye, bunun açıklamasını yapsın.

MAHKEME BASKANI: Cinsel birliktelik oldu mu? Vücudunuza bir organ girdi mi? Özetle benim sormak istediğim bu. TCK manasında vücudunuza bir ORGAN GİRDİ Mİ?

SANIK MÜGE ÖGÜTÇÜ: Evet girdi, bakın bunu söylemek bir hanım için kolay değil.

MAHKEME BASKANI: Vücudunuza giren organ bu kişinin cinsel organı mıydı?

SANIK MÜGE ÖGÜTÇÜ: Evet.

SANIK ADNAN OKTAR: Diyor ki ifadesinde şimdi demin Alkas da söyledi 6 tane hanımı peş peşe yapıyordu diyor, biriyle cinsel ilişki halinde gördüm diyor, hangi pozisyonda yapıyor muşum anlatsın.

MAHKEME BASKANI: Detayını hatırlıyor musun?

SANIK MÜGE ÖGÜTÇÜ: Evet, sırt üstü yatırmıştı.

MAHKEME BASKANI: Kim sırt üstü yatıyordu?

SANIK MÜGE ÖGÜTÇÜ: T…

MAHKEME BASKANI: Üstünde miydi sanıkta?

SANIK MÜGE ÖGÜTÇÜ: Evet.

SANIK ADNAN OKTAR: Ben de yapıyor muşum, güzel onu da görmüş güzel.

2. HUSUMETLİ MÜŞTEKİLERİN ÖFKESİNİN SEBEBİ KIZ ARKADAŞLARININ MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’A OLAN SEVGİLERİDİR

Adnan Oktar Davası kumpasının oluşturulmasında en kullanışlı malzeme; sevgi gücünü, yaşama enerjisini yitirmiş, tek bir tane bile gerçek seveni olmayan, ruhlarındaki olumsuzluklar yüzünden bedenen de hızla çökenlerin müvekkil Adnan Oktar’ın neşesine, sevincine, sevgi gücüne, heybetine, çok sevmesine ve çok sevilmesine duydukları kıskançlık olmuştur. Bu kıskançlık iddianamenin her satırında, bahse konu husumetli müştekilerin basın demeçlerinin tamamında, hatta bakışlarındaki fersizlik, ciltlerindeki solgunluk, vücutlarındaki streste açıkça görülmektedir. Milletimiz bu kişilerin halini ibretle seyretmektedir.

Bu kişiler aklen, bedenen ve ruhen karşısında duramadıkları müvekkil Adnan Oktar’ı toplum nezdinde kendilerince mahcup ederek, güya küçük düşürerek sonuç elde edeceklerini sanmışlardır. Bu yüzden de var güçleriyle cinsellikle ilgili iftira ve karalamalar kurgulamışlar ve bunları kamuoyuna taşımışlardır. Ancak anlattıkları hikayelerin 4 binden fazla çelişki içermesi, kurgularını destekleyen tek bir tane bile somut delil ortaya koyamamaları, tam tersine yüzlerce delilin müvekkil ve arkadaşlarının masum olduğunu ispatlaması ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararının da bu masumiyeti hukuken gözler önüne sermesi kumpaslarını yerle bir etmiştir.

Müvekkilin mahkeme beyanlarında da dile getirdiği gibi, Dürüst ve sevgiyi isteyen bir insanın bir kere Adnan Oktar’ı tanıdıktan sonra bir daha ondan vazgeçmesi asla mümkün değildir.”Müvekkil Adnan Oktar’ın samimiyeti, derinliği, sevgi gücü, ruh kalitesi, temizliği, aklı, vicdanı ve güzel ahlakına şahit olan her samimi insan o güne kadar hiç tatmadığı bir lezzet, güzellik ve iyilikle karşılaştığını hemen anlar. Bu nedenledir ki müvekkil Adnan Oktar’ın seveni hep çok olmuş, sayıları da sürekli katlanarak artmıştır. Müvekkil Adnan Oktar’ın 35-40 yıllık hanım arkadaşları tanıştıkları ilk günden bu yana her gün daha da artan bir hayranlık ve tutkuyla, her gün sanki ilk defa karşılaşmışlar gibi coşkulu bir heyecanla kendisini sevmektedirler. Operasyonlara, tutuklanmalara, binlerce yıllık hukuksuz cezalara, tüm mal ve mülklerine el konulmasına, amansız bir karalamaya maruz kalmalarına rağmen bir an bile müvekkil Adnan Oktar’a olan sevgileri sarsılmamış, bilakis katlanarak güçlenmiştir.

Müvekkil Adnan Oktar bu derece güçlü ve derin sevilirken bazı husumetli müştekilerin kendilerini en yakından tanıyanlar tarafından bile sevilmemeleri ve terk edilmeleri ise onların en büyük iç acıları olmuştur.

Örneğin FIRAT DEVELİOĞLU’NUN EŞİ Zeynep Yalçın müvekkil Adnan Oktar’ı gördüğü an samimiyetinden, derinliğinden ve sevgisinden müthiş etkilenmiş, Fırat Develioğlu’nun ahlak ve tavır bozukluklarına daha fazla dayanamayarak Fırat Develioğlu‘ndan ayrılmıştır. Bu terk ediliş Fırat Develioğlu’nun bedenini ve psikolojisini çökerten bir darbe olmuş, kumpaslarla, yalanlarla, hukuk dışı yol ve yöntemlerle terk edilmiş olmanın acısını ve ezikliğini gidereceğini sanmıştır.

Benzer bir şekilde Özkan Mamati de müvekkil Adnan Oktar’la tanışan kız arkadaşları tarafından hızla terk edilmiştir. Bu durum, söz konusu kişilerde telafisi mümkün olmayan derin bir acıya ve çaresizce çırpınma olarak gözlemlenen bir kıskançlığa neden olmuştur.

Bu kişiler açısından işin daha da vahim yönü, kıskançlık krizleriyle her yeni atak yaptıklarında, kendilerince güya müthiş tuzaklar ve planlar kurduklarını sandıklarında, müvekkil Adnan Oktar’ın hep daha çok gelişmesine, güçlenmesine, sevilmesine hizmet etmiş olmalarıdır.

2018 yılındaki operasyondan bu yana müvekkile Cumhuriyet tarihinde hiç kimseye uygulanmayan baskı, yıldırma, karalama yöntemleri uygulanmaktadır. Hemen tüm imkanları elinden alınmakta, hali hazırda tutuklu veya hükümlü bulunan hiçbir mahkuma, terör örgütü lider ve mensuplarına, mafya yapılanmalarına uygulanmayan sindirme ve kısıtlama yöntemlerine başvurulmaktadır. 8 yıldır yüzlerce insanı seferber edip milyonlarca lira harcayıp ilmek ilmek kurulan kumpas müvekkile hayır, bereket, gençlik, sağlık, güç, kuvvet, heybet, neşe olarak dönmüş, müvekkili kendilerince yok etmeyi hedefleyenler kendi elleriyle onu devleştirmişlerdir.

BAŞTA KENDİSİNE HUSUMET DUYAN SEVGİSİZ İNSANLAR OLMAK ÜZERE, İNSANLARIN ÇOĞU ZAMAN GEÇTİKCE YAŞLANIR VE ÇÖKERKEN MÜVEKKİL HER GEÇEN YIL GENÇLİK YILLARINA DÖNMEKTE, GENÇLİK YILLARINDAKİ DİNÇLİĞİNİN YANI SIRA ÇOK AZ İNSANA NASİP OLAN MUAZZAM BİR DERİNLİK VE BU DERİNLİĞİN GÜZEL BİR YANSIMASI OLAN ETKİLEYİCİLİK KAZANMAKTADIR.

Sonuç olarak;

Başta Peygamberimiz (sav) olmak üzere birçok peygamber ve salih mümin cinsellik konusuyla ilgili iftira ve karalamalara maruz kalmışlardır. Sevgi gücü olmayanlar, her devirde peygamberleri ve salih müminlerin sevgi güçlerini, enerjilerini, çok sevmelerini ve çok sevilmelerini kıskanıp engellemek istemişlerdir. Bu amaçla da -haşa- Peygamberleri ve salih müminleri “sapıklık içinde olmakla suçlamışlar, böylece sevilmelerini engelleyeceklerini sanmışlardır. Kuran’da Peygamberlerin sapıklık içinde olmakla suçlanmaları şöyle haber verilir:

Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız

Kavminin ileri gelenleri dediler ki: Biz seni gerçekten apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz!(Nuh) şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende hiçbir sapıklık yoktur; aksine ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.” (Araf Suresi, 60-61)

Peygamberimiz (sav)’in hem kendisinin çok yakışıklı ve etkileyici olması hem eşlerinin birbirinden güzel ve sevgi dolu olmaları hem de sevgi gücünün yüksekliği ve çok sevilmesi de devrin münafık ve müşriklerinin en büyük iç acısı olmuştur. Peygamberimiz (sav)’i müthiş bir coşkuyla seven hatta kendini ona adayan kadınların güzelliği ve çokluğu, Allah’ın rahmetiyle onu zengin kılması, kendisine çok sadık ve vefalı salih müminlerin varlığı bu kişilerin öfke ve kinlerinin ağızlarından taşmasına sebep olmuştur. Allah bu gerçeği şöyle bildirmiştir:

Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise daha büyüktür… (Al-i İmran Suresi, 118)

Kalem Suresi’nin 51. Ayetinde; Peygamberimiz (sav) Kuran’ı yani Allah’ın müminlere helal kıldığı özgürlükleri, derin sevgiyi ve güzellikleri anlattıkça, devrin müşrik ve münafıklarının öfke ve kıskançlıklarının” gözlerinden okunduğu haber verilmiştir.

O kafirler Kur’an’ı işittikleri zaman, hırslarından ve kıskançlıklarından neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. ‘O kesinlikle bir delidir’ diyorlar. (Kalem Suresi, 51)

Peygamberimiz (sav)’e Allah’ın lütfettiği nimetler sebebiyle besledikleri haset ve kendi sevgisiz hayatlarından duydukları acıyla haşa Peygamberimiz (sav)’in “arzu ve tutkularıyla” hareket ettiğini, “saptığını ve sapıklık yaptığını” yaymışlardır. Rabbimiz onların bu çirkin ve akılsızca tavırlarına karşı ayet indirmiş, Peygamberimiz (sav)’in onların tüm çirkin sözlerinden beri olduğunu bildirmiştir:

Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı. O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz. (Necm Suresi)

Mülk Suresi’nin 29. ayetinde ise asıl sapıkların Peygamberi -haşa- sapıklıkla suçlayanlar oldukları haber verilmiştir:

...Kim apaçık bir sapıklık içindedir, yakında öğreneceksiniz! (Mülk Suresi, 29)

Salih müminlerin de Peygamberimiz (sav)’in yaşadıklarına benzer imtihanlarla karşılaması, Allah’ın “Sizden öncekilerin başına gelenler başınıza gelmeden cennete girebileceğinizi mi sandınız” (Bakara Suresi, 214) ayetinin bir tecellisidir. Müvekkil Adnan Oktar da Peygamberimiz (sav), diğer peygamberler ve veli insanların maruz kaldığı olayların benzerlerini Allah’ın kendisine de yaşatıyor olmasından sevinç ve onur duymaktadır.

Adnan Oktar Davası Dosyası’nda suç olmadığını herkes bilmekte ve bir tek kişi bile suç olduğuna inanmamaktadır. 11 Temmuz 2018’de operasyon yapıldıktan hemen sonra bir iki saat içinde müvekkil Adnan Oktar hakkında, kasten adam öldürmeye teşebbüs, FETÖ’ye üye olmamakla birlikte yardım etme, askeri ve siyasi casusluk, kara para aklama, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgeyi yok etme, resmi belge sahtecilik, kişisel verileri kaydetme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, eğitim öğretim hakkının engellenmesi gibi Türk Ceza Kanunu’nda yer alan 33 ayrı suçlama isnat edilmiştir. Ancak TÜM TÜRKİYE BUNLARIN DOĞRU OLMADIĞINI BİLDİĞİ İÇİN KİMSE BU KONULARDAN BAHSETMEMİŞTİR ve HALEN DE BAHSETMEMEKTEDİR. Suç olmadığı gayet iyi bilindiği için de özellikle cinsellik gibi halkın dikkatini çekebilecek konular gündemde tutulmaktadır. DOSYADA YER ALAN ÇOK SAYIDA ANLATIMDAN SADECE BİR İKİ ÖRNEĞİNE YER VERDİĞİMİZ BU TÜR İFTİRALARLA KONU BAŞKA YERE ÇEKİLMEYE ÇALIŞILMAKTADIR.

Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine bilvekale arz ederiz. 22.07.2026


Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir