ADNAN OKTAR’DAN DUYURUDUR
Bir kısım odaklar tarafından propaganda ve karalama yöntemlerinin yaygınlaştırılması için özel olarak kullanılan, belli başlı medyatik olaylarda, muhaliflere karşı sesini çıkarmak için özel olarak konuşturulan ve bu amaç için özel olarak görevlendirildiği artık Türkiye’de herkes tarafından bilinen Burak Bekiroğlu isimli şahıs, en önemli görev alanı olarak Adnan Oktar davasını benimsemiştir. Kamuoyunda gündeme getirilmesi gereken ne kadar karalama malzemesi varsa, her biri hep ilk olarak Burak Bekiroğlu’na söylettirilmiştir. Toplum içinde misyonu öylesine bellidir ki, onun hedef aldığı kişilerin, söz konusu odaklar tarafından hedef alınmış ÖZEL KİŞİLER olduğunu anlamak artık hiç kimse için zor değildir.
Kendisine söylettirilenleri tekrar edip duran ve tek görevinin bu olduğu bilinen bu şahıs, elbette ki bu özellikleri nedeniyle toplumun her iki kesimi tarafından da samimiyetten uzak görülmekte ve tepkiyle karşılanmaktadır.
Burak Bekiroğlu denen şahıs, Adnan Oktar davasına yönelik olarak ÖZEL GÖREVLENDİRİLDİĞİ için, hemen her imkanda konuyu müvekkil ve arkadaşlarına getirme fırsatını kaçırmamakta, bu şekilde kendisine verilen görevi layığıyla yaptığını düşünmektedir. 11 Temmuz 2026 tarihinde, kendisi gibi bu konuda görevlendirilmiş diğer birkaç eleman ile birlikte, adeta bir tuşa basılmış gibi devreye girmiş ve bu birkaç kişi AYNI ANDA, Adnan Oktar operasyonunun 8. Sene-i devriyesini kendilerince kutlayan mesajlar yayınlamışlardır. AYNI DAKİKALARDA, AYNI MİNVALDE yazılan bu mesajlar bile, söz konusu kişilerin örgütlü hareket ettiklerinin bir delilidir.
Burak Bekiroğlu, yaptığı sosyal medya paylaşımında, müvekkil ve arkadaşlarının cezaevinde olduğu son 8 senede, ülkemiz sokaklarının, aileler, kadınlar ve çocuklar için DAHA GÜVENLİ DAHA HUZURLU olduğu iddiasıyla bir açıklama yapmıştır.
Yapılan bu açıklamanın KÖRÜ KÖRÜNE BİR MANİPÜLASYON olduğunu açıklamak adına, müvekkil ve arkadaşlarının cezaevine girdiği 2018 yılından beri, yani son 8 yıldır, ülkemizin sokaklarının aileler, kadınlar, çocuklar için nasıl daha güvensiz hale geldiğini bir inceleyelim.
2018’den Sonra, Kadın Cinayetlerinin Ani Artışı
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2019 yılı raporuna göre, 2019’da işlenen 474 kadın cinayetinden 115’i şüpheli olarak kayıtlara geçmiş ve suçluları bulunamamıştır. 2020 yılı raporuna göre Türkiye’de 2020 yılında erkekler tarafından 300 kadın öldürülmüş ve 171 kadın şüpheli şekilde ölü bulunmuştur; toplam sayı 471’dir:
2021’de 280 kadın cinayeti, 217 şüpheli ölüm vakası, toplamda 497;
2022’de 334 kadın cinayeti, 245 şüpheli ölüm, toplamda 579;
2023’te 315 kadın cinayeti, 248 şüpheli ölüm, toplamda 563 kadın öldürülmüştür.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre, 2024 yılı en çok kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümünün gerçekleştiği yıl olmuştur. Platformun verilerine göre 2024 yılında 394 kadın cinayeti ve 259 şüpheli ölüm gerçekleşmiştir. Yani 2024 yılında toplamda 653 KADIN ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR. Bu cinayetlerin yüzde 71’i kadınların eşleri, babaları, boşandıkları ya da boşanmaya çalıştıkları ERKEKLER tarafından gerçekleştirilmiştir.
Bu veriler, platformun veri toplamaya başladığı 2010 yılından bu yana kayda geçen EN YÜKSEK rakamlardır.1
2025 yılında ise veriler, şu şekildedir:
Kaynak: https://tr.euronews.com/2024/10/08/turkiyede-son-yedi-yilda-supheli-kadin-olumleri-yuzde-82-artti
2018’den Sonra, Şiddet Olaylarının Ani Artışı
İstanbul Kültür Üniversitesi Adalet ve Suç Psikolojisi Laboratuvarı (ASLAB) tarafından hazırlanan “Türkiye Şiddet Haritası” raporunun 2025 yılı sonuçlarına göre, şiddet vakalarının toplam sayısı 2024 YILINA ORANLA YÜZDE 75’LİK BİR ARTIŞ GÖSTEREREK 2 bin 289’a yükselmiştir.
2025 yılında Türkiye genelinde silahlı şiddet olayları ciddi boyutlara ulaşmıştır. Umut Vakfı verilerine göre basına yansıyan 3 bin 422 olayda 2 bin 225 kişi hayatını kaybetmiş, 3 bin 167 kişi yaralanmıştır. Bu olayların 2 bin 784’ünde ateşli silah, 638’inde ise kesici ve delici aletler kullanılmıştır.2
2018’den Sonra, İntihar Vakalarının Ani Artışı
Bir insanın başkasının canına kıyması gibi, kendi canına kıyması da dehşetli bir şiddet hareketidir. Ülkede son yıllarda, manevi boşluk ve psikolojik bozulmaların etkisiyle intihar oranlarında da ciddi bir artış meydana gelmiştir.
Sosyo-Politik Saha Araştırmaları Merkezi; son yıllarda gündeme gelen intihar vakalarına, vakalarının cinsiyet, yaş ve kent bağlamlı boyutlarına, intihar nedenleri ve araçlarına/biçimlerine dair TÜİK’in 2015-2019 tarihleri arasında yayınlanmış verilerini incelemiştir. Buna göre yıl bazlı olarak tablolar incelendiğinde TOPLAM İNTİHAR VAKA SAYILARININ 2018’E KADAR DÜŞÜŞ GÖSTERDİĞİ FAKAT 2018 İTİBARİYLE ARTIŞ GÖSTERMEYE DEVAM ETTİĞİ TESPİT EDİLMİŞTİR.3
Kaynak: https://www.bbc.com/turkce/articles/cly66nd8jjyo
2018’den Sonra, İnançsızlık Oranındaki Artış
KONDA Araştırma, sosyal medya hesabından 2008 ve 2025 yıllarında yaptığı çalışmaların verilerini kıyaslamıştır. Paylaşılan verilere göre Türkiye’de dindarlık azalırken, inançsızlığın artış gösterdiği gözlemlenmiştir.
Yapılan kıyaslamalara göre, 2008 yılında Türkiye’de kendisini “ateist ya da inançsız” olarak tanımlayanların oranı yüzde 2 iken, bu oran 2025’te yüzde 8’e yükselmiştir.4
2008’de yüzde 55 olan dindar oranı, 2025’te yüzde 46’ya gerilemiş durumdadır.
Kaynak: https://www.evrensel.net/haber/555651/turkiyede-ateist-ve-inancsizlarin-orani-17-yilda-4-kat-artti
2018’den Sonra, Suç Oranlarının Ani Artışı
Türkiye’de suç oranlarında 2018 yılı sonrasında ciddi bir artış gözükmektedir. Cenevre merkezli Küresel Organize Suç Endeksi’nin 2025 raporuna göre Türkiye, BM üyesi 193 ülke arasında 10. SIRAYA YÜKSELEREK dünyanın EN YÜKSEK SUÇ SKORUNA SAHİP ülkeleri arasına girmiştir. Avrupa’da ise 2023 yılından beri BİRİNCİ sıradadır.5
Raporda en dikkat çeken hususlar, uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılığından finansal dolandırıcılığa; sahte ilaç üretiminden akaryakıt ve altın kaçakçılığına; eğlence sektörü ve özel güvenlik şirketleri üzerinden yürütülen suçlardan kamu kaynaklarının zimmete geçirilmesine kadar geniş bir suç yelpazesidir.
Uzmanlara göre, suç yelpazesinin güçlenmesi hukuk devletinin zayıflamasıyla doğrudan ilişkilendirilmiştir. Dolayısıyla, artışın 2018 sonrasına işaret etmesi, müvekkil ve arkadaşlarına yönelik yapılan hukuksuz uygulamalar, suçların ve gerçek suç örgütlerinin artış göstermesinin önemli bir sebebi olmuştur.
2018’den Sonra Suça Karışan Çocuk Oranında Ani Artış
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nun taslak raporuna göre, çocukların karıştığı olay sayısı, 2015’te 133 bin 829 iken, 2024’te yüzde 51,5 artışla 202 bin 785’e yükseldi.
TÜİK verilerine göre, güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısının, 2015’TE 133.829 İKEN 2024’TE 202.785’E YÜKSELDİĞİ kaydedilmiştir. Raporda, “Buna göre son 10 yıllık dönemde çocukların karıştığı olay sayısında yaklaşık YÜZDE 51,5 ORANINDA ARTIŞ meydana gelmiştir. Bu artış, çocukların adli sistemle temasının yaygınlaştığını ortaya koymaktadır.” ifadesine yer verilmiştir.6
Suça Sürüklenen Çocuk oranında, grafikte de görülen 2020 yılından sonraki artış dikkat çekmektedir. Kaynak: https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/53989
2018’den Sonra Çocuğa İstismar ve Çocuğa Şiddet Oranlarındaki Ani Artış
Bu konudaki istatistikler TUİK tarafından, en son 2024 yılına ait olarak hazırlanmıştır. 2025 verileri henüz kayda geçilmemiştir. O yüzden 2025 önceki verilerden bahsedilecektir.
Türkiye’de güvenlik birimlerine gelen veya getirilen cinsel suç mağduru çocuk sayısı, 9 yılda %187 artmıştır. Verilere göre 2014’te 11 bin 95 olan cinsel suç mağduru çocuk sayısı 2023 yılında 31 bin 890’a yükselmiştir.
Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre 2023 yılında güvenlik birimlerine giden veya götürülen mağdur 242.875 çocuğun %12’ye yakını, cinsel istismar nedeniyle mağdur olmuştur. Bu, yaklaşık 29 bin çocuğa denk gelmektedir.
Kaynak: https://www.bbc.com/turkce/articles/cy76rd5k5xro
2018’den Sonra Türkiye’de Mutsuzluk Artışı
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 yılına ait Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre Türkiye’de mutlu olan bireylerin oranı AZALMIŞTIR. Mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı 2023 yılında yüzde 52,7 iken 2024 yılında 3,1 puan AZALARAK yüzde 49,6 olmuştur. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise 2023 yılında yüzde 13,7 iken, 2024 yılında 0,8 puan artarak yüzde 14,5 olarak gerçekleşmiştir. 2025 yılına ait oranlar, henüz açıklanmamıştır.
TÜİK verileri, Türkiye’de özellikle 2018 yılından sonra mutluluk oranında ciddi bir düşüşün gerçekleştiğini göstermektedir. Kaynak: https://d3lzqxb6168e52.cloudfront.net/a/turkiye-istatistik-kurumu-turkiye-2024-mutsuzlasti/7977806.html
Dünya genelinde yapılan değerlendirmelere baktığımızda, BM ve Gallup iş birliği ile her sene hazırlanan Dünya Mutluluk Raporu’nda, 2017 yılından sonra Türkiye’nin her yıl düzenli olarak dünyanın en mutsuz ülkeleri arasında sayıldığı gözlemlenmektedir. Türkiye, sürekli olarak LİSTENİN EN SONLARINDA yer almaktadır.
BM ve Gallup tarafından her sene hazırlanan dünya mutluluk raporunda, özellikle son 8-9 yılda Türkiye hep alt sıralardadır. Türkiye, 2022 yılında 112. Sırada yer almıştır.
(Kaynak: https://sonhaber.ch/dunya-mutluluk-raporunda-turkiye-112-inci/ )
Gallup’un 2024 yılı mutluluk anketine göre Türkiye, sıralamanın en sonlarında, dünyanın en mutsuz ülkeleri arasındadır. (Koyulaşan renkler mutsuzluk artışını simgelemektedir) (Kaynak: https://rotka.org/iste-dunyanin-mutluluk-haritasi/ )
2018’den Sonra Türkiye’de Ani Ekonomik Çöküş
2018 Türkiye Ekonomik Krizi, özellikle Temmuz ayından itibaren belirginleşen ve Türk lirasının ciddi değer kaybıyla tetiklenen bir ekonomik sarsıntı olarak tarihe geçmiştir. Bu süreç, bazı kaynaklarda Büyük Türk Buhranı olarak anılmaya başlanmıştır. Bu kriz; döviz kurlarındaki ani yükseliş, faiz oranlarındaki sert artışlar, enflasyonun hızla tırmanması ve iş dünyasında güven kaybı ile kendini göstermiştir. Ağustos 2018’de Amerikan doları, yılın başındaki yaklaşık 3,75 TL seviyesinden 7,24 TL’ye kadar çıkarak tarihi bir zirveye ulaşmıştır.
Aynı dönemde Türkiye’de enflasyon %25’i aşarak son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır; işsizlikte artış gözlenmiş ve pek çok şirket konkordato ilan etmek zorunda kalmıştır. Bu süreç, daha da artarak devam etmektedir.
Kaynak: https://lotusfinans.com/agustos-2018-kur-krizi/
2018’den Sonra Türkiye’de Beslenemeyen Çocuklar ve Bozulan Nesil
Ekonomik krizin olağan etkisi sonucu insanlar yeterli beslenemez ve çocuklarını da besleyemez hale gelmişlerdir. Hibrit tohumların devreye girmesi de ciddi bir beslenme bozukluğunu beraberinde getirmiştir. Yetersiz beslenmekten dolayı bağışıklık düşmüş ve hastalıklar çoğalmıştır. Salgın hastalıklar bu nedenle bir türlü ülkeyi terk edememektedir. Tüm bunların sonucunda, çocuklar yeterince gelişemez ve büyüyemez hale gelmişlerdir. Nesil ciddi şekilde bozulmuştur.
Kaynak: https://www.nefes.com.tr/milyonlarca-cocuk-yataga-ac-giriyor-64909
2018’den Sonra Türkiye’de Evlenmek İstemeyen Genç Nesil
Toplum, ahlaki olarak da çöküşe doğru giderken, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal sorunlar, insanları mutsuzluğa ve öfkeye doğru sürüklemiştir. Artık toplumda, kadınlar erkeklere, erkekler de kadınlara saygı duymamaya başlamış durumdadır. Bu saygı eksikliğinin bir sonucu olarak toplumda EVLİLİKLERDE CİDDİ BİR AZALMA meydana gelmiştir. Aile birliği sağlanamamıştır. Hükümet, bu konuda çok çeşitli girişimlerde bulunsa da, toplum içinde sevgi ve saygıda azalma söz konusu olduğu için, ikna yoluyla veya maddi yardımla istenen sonuçlar elde edilememiştir.
2018’den Sonra Türkiye’de Boşanan Çiftlerdeki Artış
Bekarlar evlenmek istemezken, evli olanlar da birer birer boşanmaya başlamışlardır. Boşanma oranları son 7 yılda adeta rekor seviyeye çıkmıştır. Sevgi, saygı, merhamet, fedakarlık gibi üstün ahlak özelliklerinde ciddi zaaflar oluşunca, bunlar aile birliğine de yansımıştır. Eşler, artık birbirlerine tahammül edemez hale gelmişlerdir. Aile birliğinin korunması oldukça zorlaşmıştır.
Kaynak: https://www.cnbce.com/veriler/tuik-acikladi-evlilik-yerinde-saydi-bosanma-hizi-rekor-kirdi-h9815
2018’den Sonra Türkiye’de Nüfus Oranındaki Azalma
İnsanların artık evlenmek istememeleri, evlenenlerin özellikle birkaç yıl içinde boşanmaları, evli kalanların ise çocuk yapmak istememeleri nedeniyle Türkiye’de genç nesilde ciddi bir azalma yaşanmaya başlamıştır. Sevgisizliğin büyük bir sorun olması, kadınlara karşı saygı ve şefkatin yerini şiddet ve öfkenin almış olması, hukuka dayalı sistemin yerini güvensizlik ortamına bırakmış olması ve ekonomik krizin can yakıcı hale gelmesi, insanları çocuk yapmaktan uzaklaştırmıştır.
İnsanlar, çocuk yaptıklarında özellikle ekonomik olarak zor durumlarla karşılaşacaklarını fark etmişlerdir. Ayrıca günümüz şartlarını sakıncalı bulmaya, bu sevgisiz ve güvenilmez ortam içinde çocuğun varlığının büyük sorunlar doğuracağını, çocuğun da gaddar ve sevgisiz yetişme ihtimalinin güçlü olduğunu veya mutlaka dışarıda zarar göreceğini düşünmeye başlamışladır. Bir çocuğun sorumluluğunu haklı olarak alamayacaklarına, bu zorlu ortamda çocuklarını koruyup kollayamayacaklarına inanmışlardır. Büyük umutlarla okullara gönderdikleri çocuklarının, okullarda akran zorbalığına uğrayabileceğinden, uyuşturucuya alışabileceğinden, suça karışabileceğinden, hapse girebileceğinden şüphe duymaya başlamışlardır.
2018 Yılından Sonra Sadece Toplumsal Vahşet Değil,
Felaketler de Artış Göstermiştir
2018 yılından sonraki değişimler, sadece toplum içindeki felaketleri kapsamamaktadır. 2018 yılından sonra, doğal afetler bakımından da ani artışlar meydana gelmiştir. Yeryüzü, daha önce hiç görmediği felaketler yaşamış ve bu felaketlerin sıklığı oldukça artmıştır. Türkiye, son 8 yıldır her bakımdan EN ZOR DÖNEMLERİNİ yaşamaktadır, sorunlar her geçen gün DAHA FAZLA ARTMAKTADIR ve bu sorunların hiçbirine ÇÖZÜM BULUNAMAMAKTADIR.
2018’den Sonra Türkiye’de Doğal Afetlerdeki Ani Artış
Türkiye’de 2000-2024 yılları arasındaki oluşan doğal afetler ile ilgili detaylar, aşağıdaki tabloda verilmiştir.
Kaynak: 2000–2024 ARASI EM-DAT VERİLERİNE GÖRE TÜRKİYE VE DÜNYA’DA DOĞAL AFETLERİN KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ, Gül Senir, Tarsus Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi 2025, 5(2): 91-105
Türkiye’de en çok oluşan afet türü DEPREMLER olarak belirlenmiştir. DEPREMLER, 2020-2024 yılları arasında 32 afet sayısı ile (%35,55) ilk sıradadır. İkinci sırada 31 afet sayısı ile SELLER gelmektedir (%34,44). Üçüncü sırada, 10 afet sayısı ile FIRTINALAR (%11,11) yer almaktadır.7
Bu verilere, 2025 yılı dahil değildir.
2025 yılını kısmi olarak dahil ederek, doğal felaketlere dünya çapında baktığımızda, özellikle 2018 yılından sonra afetlerde çok ciddi bir artış görülmektedir. Dünya çapında değerlendirmeler, aşağıdaki grafikte verilmektedir:
Kaynak: https://emsal.com/2025-biterken-dunyada-ve-turkiyede-afet-riskleri/
8 Yıldır Türkiye’de Aileler, Kadınlar, Çocuklar
Dehşeti Yaşıyor
Burak Bekiroğlu, Türkiye sokaklarının, aileler, kadınlar, çocuklar için güvenli hale geldiğini anlatırken, bir yandan Türkiye’nin her ilinin her sokağında;
KADINLAR KATLEDİLİYOR,
Çocuklar okulları basıp kendi arkadaşlarını, öğretmenlerini KURŞUNA DİZİYOR,
Küçük çocuklar kaçırılıp TECAVÜZE uğruyor, sonra da KATLEDİLİYOR,
İnsanlar, yaşadıkları huzursuzluk yüzünden İNTİHARA sürükleniyor,
Her gün daha fazla CİNAYET, daha fazla KATLİAM gerçekleşiyor,
Sokaklarda ŞİDDET eylemleri katlanarak büyüyor ve yol verme kavgası bile KATLİAMLA sonuçlanıyor,
CİNAYET VE YARALAMA suçları rekor düzeylere ulaşıyor.
İnsanlar İNANÇLARINI KAYBEDİYOR, DİNSİZLİĞE SÜRÜKLENİYOR
İnsanlar, her geçen gün daha da MUTSUZ bir hale geliyor.
Bununla da bitmiyor;
EKONOMİK KRİZ bütün aileleri vuruyor.
DOĞAL AFETLERİN biri bitiyor, diğeri başlıyor.
Afetlerin mağdur ettiği aileler, bir türlü normal standartlarına dönemiyor.
İnsanlar, GÜVENCESİZ olarak yaşamaya devam ediyorlar.
EVLİLİKLER BİTİYOR.
Hatta EVLİLİKLER ARTIK HİÇ BAŞLAMIYOR.
Çocuklar da aileler de YETERSİZ VE YANLIŞ BESLENMENİN etkisiyle gelişemiyor.
SALGIN HASTALIKLAR, toplumların peşini bırakmıyor.
Şu durumda sormak lazım; Burak Bekiroğlu, acaba hangi güvenli sokaktan bahsediyor?
Kadın cinayetlerinin hemen her ay 2-3 KAT ARTTIĞI bir ülkede, hangi kadın artık huzur içinde?
Çocukların suça karıştığı, kendi akranlarını katlettiği bir dünyada, hangi çocuk huzuru yaşıyor?
Küçük kız çocuklarının istismar edildiği, katledildiği, aile fertleri tarafından boğularak öldürüldüğü bir ülkede, acaba hangi çocuk güven içinde?
Burak Bekiroğlu’nun huzurlu-güvenli diye bahsettiği ülkede, acaba neden insanlar sürekli İNANÇLARINI KAYBEDİP dinsizliğe sürükleniyorlar?
Acaba neden ülkede MUTSUZLUK oranı gitgide daha korkunç bir hal alıyor?
İnsanlar acaba neden SON 8 YILDA, tüm neşelerini, HAYATA OLAN İNANÇLARINI, UMUTLARINI KAYBETMİŞ durumdalar?
Neden insanlar evlenmek, yuva kurmak, bir aile oluşturmak İSTEMİYORLAR.
Neden bütün bunlar özellikle son 8 yılda oldu?
Bütün bunlar son 8 yılda oldu, çünkü müvekkilin cezaevine girişi ile birlikte, ülkemizde gözle görülür bir BEREKETSİZLİK meydana geldi. ALLAH, GÖZ GÖRE GÖRE YAPILAN HAKSIZLIKLARA RIZA GÖSTERMEDİ.
Umut ışığı arayan İNSANLAR, MÜVEKKİLİN SOHBETLERİNE, SİTELERİNE, ESERLERİNE ULAŞAMADILAR.
Burak Bekiroğlu, acaba gerçekleri mi görmek istemiyor; yoksa uluorta açık olan bu gerçekleri örtbas etmeye mi çalışıyor?
Ülkemizin, çok acı bir tabloya doğru sürüklenmekte olduğu gerçeği, Türk yetkililerinin ve Türk halkının tamamı tarafından esefle zikredilen bir durumken, herkes bu konuya çözüm oluşturmaya çalışırken, bunun için platformlar, dernekler, vakıflar kurulmuşken ve aynı anda felaketler gerçekleşmeye, cinayetler işlenmeye devam ederken, acaba Burak Bekiroğlu, neyi örtbas edeceğini zannetmektedir?
Buradan Burak Bekiroğlu’na oldukça açık olan gerçekleri bir defada biz açıklayalım. Son 8 yılda çok şey değiştiği doğrudur. Bu değişiklikler, ülkemizi acı bir şekilde karabasan gibi sarmıştır. Ülkemiz, felaketlerin sardığı, insanların birbirlerini katlettiği, kadınları katlettiği, çocukları istismar ettiği, çocuklarını suça sürüklediği, inancını kaybettiği, mutsuzluktan intihar ettiği bir yere dönüşmüştür.
Düşünmesini, araştırmasını bilen, hikmet gözüyle derin bakan insanlar neden bunların gerçekleştiğini anlar ve bilirler; gaflet gözüyle bakanlar ise bilemez.
Şunu belirtelim ki, insanlara UMUT IŞIĞI olan, insanların İMANINI GÜÇLENDİREN, insanlara SEVGİYİ ÖĞRETEN müvekkilin yorumlarından ve eserlerinden mahrum kalmak, insanları, hayatın yükü ile baş başa bırakmıştır. Geçen bu süre içinde insanlar, müvekkilin yokluğunda imani takviye almadıkları için, kendilerine ümit veren gerçekleri duyamadıkları için, sevgi anlatımlarından uzaklaştıkları için, sadece sevgisizlik ve dertlerle boğuştukları için ve bunlarla nasıl başa çıkacaklarını bilemedikleri için MÜTHİŞ BİR ÇÖKÜŞE yönelmişlerdir.
İşte son 8 yıldır olan budur.
Burak Bekiroğlu, dilerse bu konudaki istatistiklere kaynaklarından da bakabilir.
Bu durumu zaten Türk halkı fark etmiş ve müvekkilin cezaevine girdiği zamandan beri Türkiye’de her şeyin ters gittiğini, hemen her platformda sürekli olarak dile getirir olmuştur. Eminiz Burak Bekiroğlu, bütün bu yorumlara da hakimdir.
Bu konuda Kıymetli Merhum Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin çok önemli bir sözünü hatırlatalım. Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri, 21 Ocak 1989 tarihli Güneş Gazetesi’nde yayınlanan röportajında şu sözleri söylemiştir:
Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri: “Allah ile arasında ne gibi bir rabıta olduğu belli olmaz. Belki bir icabat saatinde dua eden olur, başlarına bir felaket gelir. ONUN İÇİN ADNAN HOCA İLE UĞRAŞILMASINI TAVSİYE ETMEM. BUNDAN SONRA DA UĞRAŞANLARA BİR FELAKET GELECEĞİNİ HABER VERİRİM. Çünkü ben de bazı şeyler bilirim. Maneviyat yolunda bazı haberlerim olur. Haber verirler.”
Kaynak: Güneş Gazetesi, 21 Ocak 1989
Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri K.S.
Burak Bekiroğlu’nun, yaptığı bir sosyal medya yorumu ile mevcut durumu toz pembe göstermeye çalışması müthiş bir akıl tutulmasıdır. Ancak zaten üstlendiği görev, körü körüne propaganda olduğu için bu durum şaşırtıcı olmamıştır.
Burak Bekiroğlu’na, Türk halkı nezdinde hiçbir inandırıcılığı olmadığını yeniden hatırlatır, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 28.07.2026
- https://www.bbc.com/turkce/articles/ced87ln92zno ↩
- https://bianet.org/haber/umut-vakfi-ndan-2025-siddet-haritasi-3-bin-422-silahli-olay-317166 ↩
- chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://sahamerkezi.org/wp-content/uploads/2020/11/intihar-1.pdf ↩
- https://www.indyturk.com/node/759403/haber/konda-ara%C5%9Ft%C4%B1rmas%C4%B1-t%C3%BCrkiye%E2%80%99de-dindarl%C4%B1k-azal%C4%B1yor-inan%C3%A7s%C4%B1zl%C4%B1k-y%C3%BCkseli%C5%9Fte ↩
- https://gazeteoksijen.com/dunya/organize-suc-endeksinde-turkiye-10-sirada-avrupanin-en-kotu-performans-gosteren-ulkesi-257087 ↩
- https://t24.com.tr/gundem/tbmm-raporunda-alarm-veren-tablo-cocuklarin-karistigi-suclarda-yuzde-515-artis,1331794?_t=1784121749819 ↩
- 2000–2024 ARASI EM-DAT VERİLERİNE GÖRE TÜRKİYE VE DÜNYA’DA DOĞAL AFETLERİN KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ, Gül Senir, Tarsus Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dergisi 2025, 5(2): 91-105 ↩