Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Ceza Teklifinin Yeniden Değerlendirilmesi

By gundem
6 Min Read

T.C. ADALET BAKANLIĞINA

KONU: Suça sürüklenen çocuklara ilişkin ceza düzenlemelerinin ağırlaştırılmasına yönelik kanun teklifinin yeniden değerlendirilmesi talebidir.

TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile, suça sürüklenen çocuklara uygulanacak cezalara ilişkin önemli değişiklikler öngörülmektedir.

Mevcut hukuk sisteminde, Türk Ceza Kanunu’nun 31. maddesi uyarınca suç tarihinde 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış çocuklar, gelişim özellikleri ve yetişkinlerle aynı muhakeme gücüne sahip olmadıkları kabul edildiğinden, ceza sorumluluğu bakımından özel hükümlere tabidir. Bu nedenle, yetişkinler hakkında ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda dahi çocuklara yaş indirimi uygulanmakta; ağırlaştırılmış müebbet yerine belirli süreli hapis cezası, müebbet yerine ise daha düşük süreli hapis cezası verilmektedir.

Komisyonda kabul edilen kanun teklifiyle ise öncelikle bu süreli cezaların alt ve üst sınırları artırılmaktadır. Bunun yanında, kasten öldürme ile neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında; suçun işleniş şekli, kastın yoğunluğu, suçun işleniş amacı ve benzeri bazı ölçütlerin varlığı hâlinde, hakime çocuklara uygulanması gereken yaş indiriminin uygulanmaması konusunda takdir yetkisi tanınmaktadır. Böylece, belirli şartların gerçekleşmesi halinde, 15-18 yaş grubundaki çocuklar hakkında da müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesinin yolu açılmaktadır.

1. Cezaların Ağırlaştırılması Suçları Azaltmamaktadır

Kuşkusuz devletin görevi toplum güvenliğini sağlamak, suçla etkin şekilde mücadele etmek ve mağdurların haklarını korumaktır. Ancak suçla mücadelede asıl amaç, yalnızca suç işleyenleri cezalandırmak değil; SUÇLARIN HİÇ İŞLENMEMESİNİ SAĞLAMAKTIR. Bu nedenle, çocuk suçluluğu gibi çok boyutlu bir sorunun yalnızca cezaların ağırlaştırılmasıyla çözülebileceğini düşünmek, meselenin özünü gözden kaçırma riskini taşımaktadır.

Nitekim bugün Türkiye’de ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklu sayısı 500 bine yaklaşmıştır.1 Buna rağmen suç oranlarının ve suç çeşitliliğinin tamamen ortadan kalkmadığı, aksine yeni suç türlerinin ortaya çıkmaya devam ettiği ve ceza miktarlarının yıllar içinde sürekli artırılmasına rağmen suçun önlenmesinde beklenen sonucun elde edilemediği görülmektedir.

Bu tablo, suçla mücadelede yalnızca cezaların artırılmasının SUÇLARI AZALTMAYA YETMEDİĞİNİ açıkça göstermektedir.

Kriminoloji alanında yapılan birçok bilimsel araştırma da suçun önlenmesinde en önemli unsurun cezanın ağır olması DEĞİL; suç işlenmesine neden olan sosyal, psikolojik, ailevi ve eğitimle ilgili SEBEPLERİN ORTADAN KALDIRILMASI OLDUĞUNU ortaya koymaktadır.

2. Çocuklar Yetişkinlerle Aynı Muhakeme Gücüne Sahip Değildir

Türk Ceza Kanunu’nun çocuklara ilişkin özel hükümler getirmesinin temel nedeni, çocukları kayırmak değil; onların gelişimsel özellikleri gereği YETIŞKİNLERLE aynı muhakeme, öngörü ve davranışlarını kontrol edebilme yeteneğine SAHİP OLMADIKLARININ kabul edilmesidir.

Çünkü çocukların önemli bir kısmı henüz işledikleri fiilin hukuki sonuçlarını, hatta “müebbet hapis cezası” kavramının ne anlama geldiğini dahi tam olarak kavrayabilecek olgunlukta değildir. Böyle bir cezanın hayatı boyunca doğuracağı sonuçları yetişkinler gibi değerlendirebilecek bir muhakeme yapısına da sahip değildirler.

Bu nedenle cezaların daha da ağırlaştırılması, çocukları SUÇ İŞLEMEKTEN VAZGEÇİRECEK ETKİLİ BİR YÖNTEM DEĞİLDİR.

3. Asıl Caydırıcılık Allah Korkusu, Vicdan ve Ahlak Eğitimidir

Bir çocuğu suçtan uzak tutacak en güçlü mekanizma, işledikten sonra karşılaşacağı cezanın büyüklüğü değil; suç işlemeden önce KAZANDIĞI VİCDAN, AHLAK VE SORUMLULUK BİLİNCİDİR.

Dolayısıyla suçla mücadelede asıl başarı, cezaların sürekli ağırlaştırılmasıyla değil; çocukların daha suç işlemeye yönelmeden önce DOĞRU EĞITİMLE YETİŞTİRİLMESİ, GÜÇLÜ BİR AHLAKİ BİLİNÇ KAZANDIRILMASI, VİCDAN VE SORUMLULUK DUYGULARININ GELİŞTİRİLMESİYLE mümkündür.

Çocuklara küçük yaşlardan itibaren ALLAH SEVGİSİNİ, ALLAH KORKUSUNU, KUL HAKKINI, MERHAMETİ, DÜRÜSTLÜĞÜ, ADALET DUYGUSUNU, BAŞKALARININ HAKLARINA SAYGI ve HESAP VERECEĞI BİLİNCİNİ kazandıran bir eğitim anlayışı; suç işlendikten sonra verilen en ağır cezalardan ÇOK DAHA ETKİLİ, KESİN VE KALICI SONUÇLAR doğuracaktır.

Böyle bir durumda, suç işlemekten alıkoyan en güçlü denetim dışarıdaki ceza değil, KİŞİNİN KENDİ VİCDANI olacaktır.

Buna karşılık bu bilinç hiç oluşmamış bir çocuğa verilecek cezanın 20 yıl yerine MÜEBBET OLMASI, çoğu durumda suç işleme kararını DEĞİŞTİRMEYECEKTİR.

4. Devletin Asıl Başarısı Daha Fazla Ceza Vermek Değil, Daha Az Suç İşlenmesini Sağlamaktır

Bir hukuk devletinin başarısı, cezaevlerinde bulunan kişi sayısının ARTMASIYLA DEĞİL; cezaevine girecek insan sayısının AZALMASIYLA ölçülmelidir.

Suç işlendikten sonra verilen en ağır ceza bile yalnızca bir suçluyu cezalandırmaktadır. Buna karşılık doğru ahlaki ve vicdani eğitim, güçlü aile yapısı, manevi gelişim, psikolojik destek ve sağlıklı sosyal politikalar sayesinde HENÜZ SUÇ İŞLENMEDEN BİNLERCE SUÇUN ORTAYA ÇIKMASI ÖNLENEBİLMEKTEDİR.

Bu nedenle çocuk suçluluğuyla mücadelede TEMEL HEDEF;

★ cezaları sürekli AĞIRLAŞTIRMAK DEĞİL;

★ çocukların SUÇA YÖNELMELERİNİ ENGELLEYECEK ŞARTLARI OLUŞTURMAKTIR.

 

SONUÇ VE TALEP:

Toplumun geleceğini koruyacak olan,

DAHA FAZLA MÜEBBET HAPİS CEZASI DEĞİL; DAHA AZ SUÇ İŞLEYEN NESİLLER YETİŞTİREBİLMEKTİR.

Bunun yolu da CEZALARI AĞIRLAŞTIRMAKTAN DEĞİL, çocukların AHLAKİ EĞİTİMİNE, ve MANEVİ GELİŞİMİNE DAHA FAZLA ÖNEM VERMEKTEN geçmektedir.

Bu nedenlerle; suça sürüklenen çocuklara yönelik cezaların ağırlaştırılmasını öngören düzenlemelerin, yukarıda arz edilen hususlar çerçevesinde yeniden değerlendirilmesini; çocuk suçluluğuyla mücadelede ceza artırımı yerine çocuk suçluluğunu önleyici eğitim, aile desteği, psikolojik rehabilitasyon ile birlikte, asıl olarak çocuklarda Allah’a iman, Allah sevgisi, Allah korkusu, kul hakkı bilinci ile manevi ve ahlaki gelişimi esas alan bir yaklaşımın benimsenmesine yönelik gerekli yasal ve idari çalışmaların yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 28.07.2026


  1. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Ceza İnfaz Kurumları İstatistikleri, https://cte.adalet.gov.tr/Home/BilgiDetay/22
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir