Fas’tan İspanya’ya Yüzen Göçmenler ve Müslüman Toplumlarda Kalite Sorunu

By gundem
9 Min Read

ADNAN OKTAR’DAN DUYURUDUR

İspanya Kıyılarına Yüzerek Çıkan Faslı Göçmenler ve
Bir Kısım
Ortadoğu Toplumları Üzerine Bazı Değerlendirmeler

Müvekkil Adnan Oktar, 9 yıldır devam eden yargılamalar boyunca, savunduğu din anlayışının Kur’an’a dayalı İslam olduğunu ve bu anlayışın geleneksel dini değiştirmek değil, GELENEKLEŞMİŞ İNANÇLARDAN UZAKLAŞARAK, GERÇEK DİNİ İNSANLARA TANITMAK olduğunu detaylarıyla izah etmiştir. Müvekkil, yıllardan beri, geleneksel hurafelere dayanan din anlayışının İslam camiasına çok büyük ZARARLAR VERDİĞİNİ, çünkü bu anlayışın Kur’an ile asla bağdaşmadığını, İslam dünyasının içinde bulunduğu sıkıntılı durumun da temel sebebinin bu olduğunu anlatmıştır.

Yaşanan pek çok olay, müvekkilin bu tespitlerinde ne kadar haklı olduğunu ortaya çıkarmıştır ve halen çıkarmaktadır. Son olarak Fas’tan gelen bir grup göçmenin yüzerek İspanya kıyılarına ulaşması haberi, Müslüman toplumların geldiği durumun ne kadar sakıncalı aşamalarda olduğunu göstermektedir. Konuyla ilgili olarak müvekkilin açıklamalarını takdirinize sunuyoruz.

Müslüman Toplumlara En Büyük Zararı
Ortadoğu Zihniyeti Veriyor

Geçtiğimiz haftalarda bir grup Fas vatandaşının yüzerek İspanya kıyılarına ulaştıkları bilgisi, bütün haber sitelerinde yerini aldı. Oldukça ilginç görüntülerin yer aldığı bu olayda, Fas vatandaşları, giysileriyle sudan çıkmış bir şekilde karaya ulaşmakta ve oradan kamyonlara bindirilmekteydiler.

Bu süreçte, ne yazık ki pek çok kişi de yaşamını yitirmiştir. Ortadoğu’dan ne olursa olsun kaçış düşüncesi, bu insanların yaşamına mal olmuştur. Yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet diliyoruz.

Bu insanların, yaşadıkları ülkelerde yaşam koşulları son derece zor olabilir, kendi ülkelerinden kaçmalarına neden olacak çeşitli sebepler mevzu bahis olabilir. Ancak söz konusu olayların görüntüsü, Ortadoğu’daki bazı ülkelerin mevcut durumu ile ilgili olarak çok şey izah etmektedir.

31 Temmuz 2026 tarihinde yüzerek İspanya kıyılarına varan Faslı göçmenler
Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/fastan-ispanyaya-gecmeye-calisirken-hayatini-kaybeden-duzensiz-gocmenlerin-sayisi-57ye-cikti/4014496

Bu görüntülerin gösterdiği zihniyet, aslında neredeyse bütün Fas’a, hatta Ortadoğu’nun büyük bölümüne hakimdir. Bangladeş, Pakistan, Afganistan gibi bir kısım ülkeler de, buna benzer görüntüler barındırmaktadır.

Pakistan ve Afganistan’a ait bazı görüntüler

Bir kısım Müslümanlar, sürekli olarak baskı ve korku içinde yaşadıkları kendi ülkelerinden, ÜZERLERİNDE KİRLİ GİYSİLERİYLE KAÇMAYA ÇALIŞAN, YARIM EKMEK BULDUĞUNDA SEVİNEN, KİRLİ, BAKIMSIZ, ANORMAL ORTAMLARDA YAŞAMAKTAN EN UFAK BİR RAHATSIZLIK DUYMAYAN bir görünüm sergilemektedirler.

Bugün, özellikle Ortadoğu’da, bu görünümün bazı ülkelere hakim olduğu görülmektedir. Buradaki insanlar, İspanya gibi kaliteli yaşama önem veren bir Avrupa ülkesinin himayesine girebilmekten dolayı ezik bir sevinç yaşamakta ve bu ezikliği ve sığınma ruhunu kendilerince bir başarı olarak görmektedirler. Buraya gelirken yaşadıkları perişanlık, adeta aralarında normal hayat haline gelmiştir.

Kur’an’ı değil, gelenekleri esas alan, Kur’an’ı yeterli görmeyen, hurafeci zihniyeti Kur’an’ın akılcı zihniyetinden önde gören anlayış, bugün bazı İslam toplumlarının PARAMPARÇA VE KALİTESİZ olmasının temel sebebidir. Normal bir insan, kendisine;

Kirlilik ve bakımsızlık içinde yaşamayı,

Sefalet içinde şuursuzca çoğalmayı,

Daha iyi bir yaşam için botlara binip kendisine kaliteyi yakıştırmış toplumların içine sızmayı

YAKIŞTIRMAZ.

Ancak Ortadoğu ülkelerinin bir kısmında, bütün bunlar artık normalleşmiştir. NORMAL İNSANLARIN KALDIRAMAYACAĞI HAYATLAR, BU İNSANLARIN BAZILARININ ADETA NORMAL YAŞAM BİÇİMİ OLMUŞTUR. Daha da önemlisi, dünyanın diğer ülkeleri, Ortadoğu’daki söz konusu ülkeleri böyle kabul etmişlerdir ve bunun sorumluluğunu da İslam’a yüklemişlerdir.

Oysa kalitesizliğe, kirliliğe, zevksizliğe, perişanlığa bu kadar dayanıklı olmak, CEHENNEM EHLİNİN ÖZELLİĞİDİR. Müslümanların, cehennem ehline layık görülmüş bir yaşam biçimini ASLA KABUL ETMEMELERİ gerekir. Allah, cehennem ehli için “ateşe ne kadar dayanıklıdırlar” (Bakara Suresi, 175) diye belirtmekte, onların korkunç şartlara dayanabilme gibi ürkütücü bir özellikleri olduğunu vurgulamaktadır. Onların kötüye gösterdikleri dayanıklılığa benzemek, Müslümanları ürkütmelidir.

Fakirlik,
Kalitesiz Yaşamanın Gerekçesi Olamaz

Yaşam şartları ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın, yukarıdaki görüntüler, ASLA BİR AVRUPALININ TENEZZÜL EDECEĞİ GÖRÜNTÜLER DEĞİLDİR. Aradaki farkın sebebi refah seviyesi veya fakirlik değil; KALİTE ANLAYIŞIDIR.

Daha önce de çok defa açıklamış olduğumuz gibi, kalitenin; parayla, zenginlikle, imkanlarla hiçbir alakası YOKTUR. KALİTE, BİR RUH HALİDİR. İnsanın doğru olanla yanlış olanı ayırt edebilmesi ve YANLIŞ OLANI ASLA KENDİNE YAKIŞTIRMAMASIDIR. Bir insan, kısıtlı imkanlara sahip olsa da kaliteli ve temiz yaşayabilir. Evini süsleyecek bir malzemesi yoktur; ama o evi tertemiz, iç ferahlatan bir hale getirebilir; küçük bir çiçek ile güzelleştirebilir, temiz örtüler serip pırıl pırıl yapabilir.

FAKİR OLMAK, PİSLİĞİN, ÇER ÇÖPÜN İÇİNDE YAŞAMAYA GEREKÇE DEĞİLDİR. FAKİR OLMAK, İNSANIN, ASLA KENDİSİNE YAKIŞTIRMAYACAĞI BİR GÖRÜNÜM VE TUTUM İÇİNDE OLMASI DEMEK DEĞİLDİR. Bunların parayla hiç ilgisi yoktur.

Bazı Ortadoğu toplumlarında ön plana çıkan ve sefalet sunan görünüm, olağanüstü yanlış bir inancın sonucudur. Bir kısım Müslümanların, ÖZELLİKLE İSLAM ADINA, cehennem ehlinin özelliği olan kirliliği, ezikliği, kalitesizliği kabul ediyor hale gelmeleri, daha da ötesi, bundan başka bir hayatı kendilerine yakıştıramıyor olmaları, HURAFECİ ZİHNİYETİN BAZI MÜSLÜMAN TOPLUMLARA GETİRDİĞİ EN KORKUNÇ SONUÇLARDAN BİRİDİR. Şu anda bir kısım Müslümanların bu hali de, bazı Müslüman ülkelerde hakim olan bu kalite anlayışı da, SADECE KUR’AN’A UYULMADIĞI İÇİNDİR.

Gerçek Kalite Taklit ile Değil,
Gerçekten Kur’an’a Uymakla Elde Edilir

Müslümanlar elbette güzel yaşamalıdırlar. Cennetin tüm özelliklerini dünyada oluşturmak için çabalamalıdırlar. Yaşadıkları yerden giydikleri kıyafetlere, konuşma biçimlerinden davranış şekillerine kadar her konuda, ÜSTÜN BİR KALİTEYİ örnek almalı ve bu konuda SÜREKLİ GELİŞMELİDİRLER.

Bu, zaten, başlı başına Kur’an ahlakının beraberinde getirdiği bir şarttır. Kur’an’ı okuyan bir insan, Kur’an’da, giyilecek temiz kıyafetlerden, takılacak ziynetlerden, güzel ahlaka kadar her detayın tarif edildiğini hemen görür. Dolayısıyla KUR’AN’I ESAS ALAN BİR İNSAN, DOĞAL OLARAK KALİTEYİ ELDE EDER.

Ancak şuna vurgu yapmak gerekir: Bu kalite, TEVAZU, SEVGİ VE FEDAKARLIK gibi üstün ahlak ile birlikte gelir. Müslümanların iyi yaşaması demek; güzel evler, güzel arabalar içinde olup aynı zamanda başkalarına yukarıdan bakmaları, sevgisiz bir görünüm sergilemeleri, kaba, sert ve gönül kırıcı bir tutum içinde olmaları demek DEĞİLDİR. Asıl kalite, son derece nezih bir görüntü verirken, SEVGİ VE TEVAZU İÇİNDE OLMAK demektir. İnsanı kaliteli yapan şey, altındaki arabası, marka kıyafetleri değil; TEMİZLİĞİ, NEZAKETİ, AHLAKI, SEVGİSİ VE TEVAZUSUDUR. Allah, bir ayetinde şöyle buyurur:

Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız

O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde ALÇAK GÖNÜLLÜ OLARAK YÜRÜRLER ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman “Selam” derler. (Furkan Suresi, 63)

Müslüman Toplumlar,
Kur’an Müslümanlığı ile Hızla Değişirler

Hurafeci zihniyetin yıllar boyunca hakim kıldığı ve genellikle Ortadoğu’nun bazı ülkelerinde hüküm süren, ancak ne yazık ki, az veya çok, pek çok Müslüman ülkenin içine yerleşmiş olan kalite eksikliği, ilk bakışta çözülmesi zor bir sorun gibi görünebilir. Ancak unutulmamalıdır ki, TÜM KALPLER ALLAH’A AİTTİR ve söz konusu insanlar Kur’an’daki gerçek Müslümanlığı kabul ettikçe, oradaki samimiyeti fark ettikçe, içinde bulundukları durumun Allah’ın istemediği bir görünüm ve ahlak olduğunu anladıkça, HIZLA DEĞİŞECEKLERDİR.

Ancak bunun için, hurafeci zihniyetten arınacak ve arındıracak bir ÇALIŞMANIN yapılması gerekmektedir. KUR’AN MÜSLÜMANLIĞININ anlatılması ve DİNİMİZİN KUR’AN’DA TARİF EDİLDİĞİNİN gösterilmesi gerekmektedir. Hadislerden ancak ve ancak KUR’AN İLE MUTABIK veya GERÇEKLEŞMİŞ olanların esas alınabileceğini izah etmek gerekmektedir.

Bütün bunlar için önce insanların KUR’AN’I, ASTIKLARI DUVARDAN İNDİRMELERİNİN, HAYATLARINA YÖN VEREN BİR KİTAP OLARAK OKUMALARININ ve mutlaka KENDİ DİLLERİNDE okumalarının sağlanması gerekmektedir. Bir kısım insanların hayatlarına hakim olmuş olan hurafeleri, Kur’an’dan delillerle, sabırla ayıklamak gerekmektedir. Elbette bütün bunlar çaba ve emek isteyecektir; ancak bu çabanın ve emeğin mutlaka gösterilmesi gerekmektedir.

Sonuç

Müvekkilin yukarıdaki açıklamaları doğrultusunda yapılması gereken şey, insanların tümüne ulaşacak bir eğitim çalışmasının yerine getirilmesidir. Geçmişte, müvekkil bu çalışmayı çok geniş kapsamlı olarak yapmış ve çok iyi bilindiği gibi, oldukça GENİŞ BİR KESİME ULAŞMIŞ VE CİDDİ BAŞARILAR ELDE ETMİŞTİR. Şu anda da müvekkil, daha önce de çok defa belirtmiş olduğu gibi, BU KONUDA GÖSTERİLECEK HER TÜRLÜ ÇABAYA DESTEK OLMAYA HAZIRDIR.

Müvekkilin açıklamalarını takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 23.08.2026

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir