SAYIN FATİH ERBAKAN’I MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN İSMİNİ KULLANARAK KENDİLERİNCE YIPRATMAYA ÇALIŞMAK YERSİZ VE NETİCESİZ BİR ÇABADIR
MÜVEKKİL ADNAN OKTAR TÜM VATANSEVER SİYASETÇİLERİN SEVİP DESTEKLEDİĞİ, DEVLETİMİZİN YAKINDAN TANIDIĞI, İLMİ ÇALIŞMALARIYLA DİNSİZLİĞİN ÖNÜNDE SEDD-İ ZÜLKARNEYN OLMUŞ BİR İNSANDIR

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Sayın Fatih Erbakan samimi, dürüst, milli ve akılcı üslubu ve oy potansiyelindeki gözle görülür artış sebebiyle, sosyal medyadaki bazı hesaplar tarafından hedef alınmaktadır. Bu hesaplardan yapılan çeşitli paylaşımlarda, Sayın Fatih Erbakan’ın müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarıyla geçmişte birkaç kez görüşmüş olması bahane edilerek ısrarlı bir itibarsızlaştırma kampanyası yürütülmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Bu kişileri asıl rahatsız eden hususun ise Sayın Fatih Erbakan’ın tıpkı babası merhum Necmeddin Erbakan gibi cesur bir yaklaşımla,
- Allah’ın Kuran’da emrettiği gibi hukuku esas alması, adaletten yana olması, fasıklardan gelen söze itibar etmemesi, iftiraya yüz çevirmesi ve bir kumpas dosyasıyla insanların mağdur edilmesini kabul etmemesi,
- Müvekkil Adnan Oktar’ın sadece Türkiye’de değil tüm İslam aleminde Müslümanların sevinç ve onur kaynağı olan eserleri hakkında tüm dayatmalara rağmen olumsuz bir açıklama yapmaması,
- Bu eserlerin Allah’ın varlığının ve birliğinin anlatılmasında, tüm dinsiz ideolojilerin temel dayanağı olan Darwinizm’in bilimsel olarak yerle bir edilmesinde, Müslümanların aydın, modern, kaliteli ve yüksek ahlaklarının dünyaya tanıtılmasındaki müthiş etkisini göz ardı etmemesi
yer almaktadır.
Sayın Fatih Erbakan’ın adalete, vicdana ve kanunlara uygun olan bu tutumunu cahilce yorumlarla eleştirerek kendisini yıpratabileceklerini zannedenlerin ise göremedikleri ya da görmek istemedikleri çok önemli bir gerçek vardır. İlerleyen sayfalarda detaylarıyla izah edeceğimiz üzere,
1. Müvekkil Adnan Oktar Fatih Erbakan ile yalnızca 1 kere görüşmüştür. Merhum Necmeddin Erbakan ile ise çok sık görüşürdü. Müvekkil Adnan Oktar, rahmetli Necmettin Erbakan’ın en sevdiği insanlardan biriydi. Ayrıca müvekkilin GÖRÜŞTÜĞÜ KİMSELER ARASINDA BAŞTA CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN ERDOĞAN OLMAK ÜZERE AK Parti’de BAKANLIK, MECLİS BAŞKANLIĞI ve MİLLETVEKİLLİĞİ de yapmış çok değerli çok sayıda insanlar vardır. Müvekkil, SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZI HEM YATTA HEM ÇİFTLİKTE HEM DE EVDE MİSAFİR ETMİŞTİR. MÜVEKKİL VE ARKADAŞLARI SAYIN FATİH ERBAKAN’LA BİR KEZ GÖRÜŞTÜLERSE CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN ERDOĞAN’LA ONLARCA KEZ GÖRÜŞMÜŞLERDİR.
2. Sayın Fatih Erbakan, müvekkil Adnan Oktar hakkındaki iftiraların etkisinde kalıp olumsuz bir yorum yapmamış, Kuran ahlakının gereği olarak “fasıktan gelen haberlere itibar etmemiş”, yargısız infazlardan uzak durmuştur. ANCAK BU KONUDA EN GÜZEL ÖRNEĞİ SAYIN CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN SERGİLEMİŞ, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARI HAKKINDA BİR KEZ DAHİ ALEYHTE BİR AÇIKLAMA YAPMAMIŞTIR. KENDİSİNİN YAPTIĞI BİR AÇIKLAMAYI MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’A YÖNELİKMİŞ GİBİ GÖSTERMEK İSTEYENLER OLDUĞUNDA JET HIZIYLA BU KONUDA AÇIKLAMA YAYINLAYARA MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’I KAST ETMEDİĞİNİ SÖYLEMİŞTİR.
3. Aynı şekilde SAYIN DEVLET BAHÇELİ, operasyon döneminde CHP’nin liderliğini yapan SAYIN KEMEL KILIÇDAROĞLU da MÜVEKKİL ADNAN OKTAR ALEYHİNE TEK BİR CÜMLE DAHİ KULLANMAMIŞLARDIR.
Dolayısıyla Sayın Fatih Erbakan’ın müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarının yargılandığı kumpas davası ve müvekkilin ilmi çalışmaları konusundaki yorumları sadece kendisinin kişisel görüşü veya yaklaşımı değil başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Devletimizin görüşü ve yaklaşımıdır. Birtakım sahte sosyal medya hesaplarını kullanarak Sayın Fatih Erbakan aleyhinde algı oluşturmak isteyenler aslında farkına varmadan milletimizin Sayın Erbakan’ın dürüst, samimi, yerli ve milli olduğunu anlamasına vesile olmaktadırlar.
1. SADECE SAYIN FATİH ERBAKAN DEĞİL, CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN ERDOĞAN DA MÜVEKKİL VE ARKADAŞLARI HAKKINDAKİ İFTİRALARA İNANMAĞI İÇİN 8 YILDIR ALEYHLERİNDE TEK BİR SÖZ DAHİ SÖYLEMEMİŞTİR
Müvekkil Adnan Oktar’ın daha önce de birçok kez ifade etmiş olduğu üzere: “Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, müvekkil ve arkadaşlarının büyük bir kumpasın mağdurları olduklarını ve suçsuz olmalarına rağmen hapis yattıklarını bildiğinden dolayı, ALEYHLERİNDE TEK BİR SÖZ DAHİ SÖYLEMEMİŞTİR.”
Müvekkil bu gerçeği, 28.04.2025 tarihinde İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada geçen ifadesinde şu sözlerle de dile getirmiştir:

Yine Mahkeme kayıtlarına girdiği üzere, 2018 tarihindeki operasyondan sonra müvekkilin arkadaşları Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan ile tekrar görüşmüşler, bu görüşmede Sayın Cumhurbaşkanımız onlara da “Dikkat edin ben sizin aleyhinize tek bir söz söylemedim” demiştir.
Bu konudaki en dikkat çekici örneklerden biri ise 2018 senesinde düzenlenen operasyonun hemen ardından bazı art niyetli basın mensupları tarafından uydurulan, “Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın güya Adnan Oktar aleyhinde bir açıklamada bulunduğu” şeklindeki gerçek dışı iddiadır. Söz konusu iddianın basında yer almasının üzerinden DAHA BİRKAÇ SAAT BİLE GEÇMEDEN, dönemin Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Sn. İbrahim Kalın imzasıyla yapılan yazılı basın açıklamasıyla BUNUN BİR YALAN HABER OLDUĞU BELİRTİLMİŞ ve TEKZİP EDİLMİŞTİR.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yapılan bu düzeltmeye ilişkin basına yansıyan haberlerin bir kısmına aşağıdaki linklerden erişebilirsiniz.
https://www.birgun.net/haber/erdogan-dan-adnan-oktar-duzeltmesi-225257
2. MÜVEKKİL ADNAN OKTAR TÜM VATANSEVER SİYASETÇİLER TARAFINDAN SEVİLİP DESTEKLENMİŞ BİR İNSANDIR
Bazı kimseler Sayın Fatih Erbakan’ın hukuka saygılı, vicdani ve hakkaniyetli tutumunu eleştirerek kendilerince hem müvekkil Adnan Oktar’a yapılan görülmemiş hak ve hukuksuzlukları kimsenin dile getirmemesini sağlamayı hem de Sayın Fatih Erbakan’a yönelik teveccühü zayıflatmayı amaçlamaktadtır. Oysa haklı ve masum olanı hedef alan hiçbir propaganda halkımız tarafından kabul görmez. Aksine zamanla halkın tepkisini ve öfkesini kazanırlar.
Tüm bunların yanı sıra şu önemli hakikatin de hiç unutulmaması gerekir. Müvekkil Adnan Oktar daha Sayın Fatih Erbakan siyasete atılmamış, hatta küçük bir çocuken dahi Türkiye’nin tüm vatansever siyasetçileri tarafından sevilmiş, desteklenmiştir.
Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel, MHP’nin kurucu lideri Başbuğ Alparslan Türkeş, Milli Görüş hareketinin lideri merhum Necmeddin Erbakan, Ülkü Ocakları eski başkanı ve BBP lideri Şehit Muhsin Yazıcıoğlu başta olmak üzere 90’lı yılların tüm siyasetçileri ve Devlet adamları müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarıyla yakın bağlantı içinde olmuşlar, yönettikleri siyasi kadrolara da müvekkil Adnan Oktar’ın eserlerini okumalarını, faaliyetlerini desteklemelerini tavsiye etmişlerdir. Müvekkil Adnan Oktar birkaç kez Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’in ziyaretine gitmiş, kendisi yanındakilere müvekkil Adnan Oktar’a her konuda destekçi olmalarını söylemiştir. Müvekkil, Sayın Erbakan, Sayın Demirel, Sayın Yazıcıoğlu ile de defalarca görüşmüş, kimi zaman bazılarını misafir de etmiştir.
1999 yılında yapılan operasyonda da tıpkı bugün olduğu gibi müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları aleyhinde akıl almaz karalamalar yapıldığında vatansever siyasetçi ve devlet adamlarımızın hiçbiri bu iftiralara itibar etmemişler, müvekkil Adnan Oktar’a desteklerini göstermeye devam etmişlerdir.
Bu misyon bugün -müvekkil Adnan Oktar’ın Ak Parti’yi iktidara taşıdığını bilmenin vefasıyla- Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Merhum Başbuğ Türkeş’in vasiyetine sadık olan Sayın Devlet Bahçeli tarafından da devam ettirilmektedir. 2018’deki operasyondan bu yana müvekkil Adnan Oktar aleyhine tek bir cümle bir açıklama dahi yapmamış olmaları da bu gerçeği gözler önüne sermektedir.
MERHUM CUMHURBAŞKANI SÜLEYMAN DEMİREL’İN MÜVEKKİLE TEVECCÜHÜ
9. Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına her zaman sevgi ve dostlukla yaklaşmış, müvekkilin fikir ve eserlerini desteklemiştir. Bu desteğini açıkça ifade de etmiştir. Sayın Demirel’in Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanı olduğu dönemlerde her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen “Yıla Bakış” toplantısına müvekkil Adnan Oktar’ın konuşmacı olarak davet edilmesi bu gerçeğin göstergelerinden biridir.

Toplantıda müvekkil Adnan Oktar’ı kürsüye dönemin DYP İstanbul İl Başkanı Sayın Orhan Keçeli takdim etmiştir. Genel Başkan Sayın Süleyman Demirel ile birlikte dönemin DYP yöneticileri Tansu Çiller, Hüsamettin Cindoruk gibi başbakanlık ve bakanlık yapmış siyasetçiler ve toplantıya katılan diğer partililer müvekkil Adnan Oktar’ın konuşmasını can kulağıyla dinlemişlerdir.
Merhum Süleyman Demirel, müvekkilin en yakın arkadaşlarından biri olan Oktar Babuna’nın lösemi ile mücadelesinde de en büyük destekçilerinden biri olmuş, Devletimizin tüm imkanlarını ve kurumlarını Oktar Babuna’nın şifa bulması için seferber etmiştir.
Sayın Demirel 28 Mart 1999 tarihli demecinde şu sözleri sarf etmiştir: “İlik Bankası’nın kurulmuş olması fevkalade iyi olur. Ben hem her türlü himayeyi, hem her türlü desteği veririm, yapılacak her kampanyaya katılırım. Nihayet bu bir milli dayanışmadır, bir sosyal olaydır. Temsil ettiğim devletin başı olarak her türlü desteği vermeye hazırım. Benden ne zaman ne isterseniz yanınızda bulacaksınız. Bu hareketi başarıya ulaştıralım.”

Sayın Demirel’in desteği sadece beyanat vermekle de sınırlı kalmamış, toplanan kanların tahlil için yurt dışına gönderilmesi ile ilgili gümrük işlemlerinin kaldırılması ve kanların Türk Hava Yolları uçakları ile ücretsiz taşınması gibi pek çok konuda Cumhurbaşkanı Sn. Demirel bilfiil müdahale ederek yardımcı olmuştur.
Vatansever siyasetçilerin müvekkil Adnan Oktar’a sevgi ve ilgileri 2000’li yıllarda da devam etmiştir. A9 TV kanalının kurulmasıyla birlikte, müvekkil Adnan Oktar’ın savunduğu bölünme karşıtı, modern, aydın ve dindar gençlik ve ulus modelini tüm gönülleriyle destekleyen siyasetçi, gazeteci ve aydınlar A9 TV yayınlarına katılmışlardır. Sadece sağ partilerden değil sol görüşlü partilerden de çok sayıda siyasetçi A9 TV’nin konuğu olmuştur. Dolayısıyla, bugün Sayın Fatih Erbakan’ı müvekkille görüşmüş olmakla kendilerince itham edenler, A9 TV yayınlarında yer alarak müvekkil Adnan Oktar’ın fikirlerini destekleyen bu geniş kitleyi dikkate alarak bir kez daha düşünmelidir.
A9 TV PROGRAMLARINA KATILAN SİYASETÇİ, GAZETECİ, AKADEMİSYEN, HUKUKÇU VE AYDINLARDAN BAZILARI
HAYATA DAİR PROGRAMI

Programa katılan misafirlerden bazıları şunlardır:
GAZETECİ YAZAR ARDAN ZENTÜRK,
GAZETECİ YAZAR SAYGI ÖZTÜRK,
ANAYASA MAHKEMESİ ESKİ BAŞKANI YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN,
GAZETECİ YAZAR SERDAR TURGUT,
EMEKLİ BÜYÜKELÇİ YALIM ERALP,
YÜKSEK MİMAR AHMET VEFİK ALP,
DIŞİŞLERİ ESKİ BAKANI MÜMTAZ SOYSAL,
DIŞİŞLERİ ESKİ BAKANI MURAT KARAYALÇIN,
GAZETECİ YAZAR DOĞAN HEPER,
GAZETECİ YAZAR SAMİ KOHEN,
PROGRAM YAPIMCISI KADİR ÇELİK,
EMEKLİ BÜYÜKELÇİ İLTER TÜRKMEN,
EMEKLİ BÜYÜKELÇİ İNAL BATU,
OYUNCU YAZAR PELİN BATU,
GÜVENLİK POLİTİKALARI UZMANI METE YARAR,
PİYANİST MÜZİSYEN ŞEVKET UĞURLUER,
AKUT KURUCUSU NASUH MAHRUKİ,
SİNEMA SANATÇISI SALİH GÜNEY,
GAZETECİ YAZAR CAN ATAKLI,
SPİKER GÜLER KAZMACI,
MÜZİSYEN TİMUR SELÇUK,
SPİKER BÜLENT ÖZVEREN,
PROGRAM YAPIMCISI WILCO VAN HARPEN…
BİRLİK ZAMANI PROGRAMI

Programa katılan misafirlerden bazıları şunlardır:
PROF. DR. MAHİR KAYNAK,
DEVLET ESKİ BAKANI MEHMET KEÇECİLER,
BAYINDIRLIK VE İSKAN ESKİ BAKANI PROF. DR. ABDÜLKADİR AKCAN,
ULAŞTIRMA ESKİ BAKANI ENİS ÖKSÜZ,
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK ESKİ BAKANI YAŞAR OKUYAN,
DEVLET GÜVENLİK MAHKEMESİ ONURSAL BAŞSAVCISI NUSRET DEMİRAL,
SAADET PARTİSİ ESKİ GENEL BAŞKANI SAADETTİN KAMALAK,
AK PARTİ 22. DÖNEM MİLLETVEKİLİ MEHMET ATİLLA MARAŞ,
AK PARTİ KURUCULARINDAN AVNİ DOĞAN,
AK PARTİ 22 VE 23. DÖNEM MİLLETVEKİLİ MAHMUT DURDU,
MİLLİ EĞİTİM GENÇLİK VE SPOR ESKİ BAKANI HASAN CELAL GÜZEL,
23. DÖNEM MHP MİLLETVEKİLİ BEHİÇ ÇELİK,
24. DÖNEM MHP MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞANDIR,
MHP MİLLETVEKİLİ VE GRUP BAŞKAN VEKİLİ PROF. DR. YUSUF HALAÇOĞLU,
23 VE 24. DÖNEM MHP MİLLETVEKİLİ PROF. DR. ALİM IŞIK,
21. VE 22. DÖNEM MİLLETVEKİLİ VE İKTİSAT PROFESÖRÜ PROF. DR. NEVZAT YALÇINTAŞ,
SAĞLIK ESKİ BAKANI HALİL ŞIVGIN,
DYP GENEL BAŞKANI ÇETİN ÖZAÇIKGÖZ,
SURİYE TÜRKMEN MECLİSİ BAŞKANI ABDURRAHMAN MUSTAFA,
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ KURUCUSU PROF. DR. ANIL ÇEÇEN,
EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İSTİHBARAT DAİRESİ ESKİ BAŞKAN VEKİLİ HANEFİ AVCI.
HERKES İÇİN ADALET PROGRAMI

Programa katılan misafirlerden bazıları şunlardır:
ADALET ESKİ BAKANI OLTAN SUNGURLU,
ANKARA ÜNİVERSİTESİ KAMU HUKUKU BÖLÜM BAŞKANI PROF. DR. ANIL ÇEÇEN,
TBMM ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI PROF. DR. BURHAN KUZU,
İSTANBUL BAROSU ESKİ BAŞKANI AVUKAT MUAMMER AYDIN,
YARGITAY ONURSAL ÜYESİ PROF. DR. CEVDET İLHAN GÜNAY,
ADALET BAKANLIĞI EMEKLİ GENEL MÜDÜRÜ SALİM ÖZDEMİR,
YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ ONURSAL BAŞKANI MAHİR ERSİN GERMEÇ,
ASKERİ YARGITAY ONURSAL BAŞKANI NURSAFA PANDAR,
ANKARA EMEKLİ DGM SAVCISI NUH METE YÜKSEL,
DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DEKANI PROF. DR. FEHİM ÜÇIŞIK,
BAŞBAKANLIK İNSAN HAKLARI KOMİSYONU ESKİ BAŞKANI PROF. DR. VAHİT BIÇAK.
YAŞAMDAN PORTRELER PROGRAMI

Programa katılan misafirlerden bazıları şunlardır:
DIŞİŞLERİ ESKİ BAKANI VE MECLİS ESKİ BAŞKANI HİKMET ÇETİN,
SİNEMA ELEŞTİRMENİ ATİLLA DORSAY,
SİNEMA SANATÇISI NİLÜFER AÇIKALIN,
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR ESKİ BELEDİYE BAŞKANI ALİ MÜFİT GÜRTUNA,
MÜZİSYEN NEJAT YAVAŞOĞULLARI VE BULUTSUZLUK ÖZLEMİ,
HALK MÜZİĞİ YORUMCUSU ARİF ŞENTÜRK,
SİNEMA SANATÇISI SÜLEYMAN TURAN,
TİYATRO OYUNCUSU SEMİH SERGEN,
İÇİŞLERİ VE MİLLİ SAVUNMA ESKİ BAKANI İSMET SEZGİN,
GAZETECİ VE TELEVİZYONCU İLNUR ÇEVİK,
SANATÇI SEVİM EGESOY,
SANATÇI CEMİL SAĞYAŞAR,
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK ESKİ BAKANI İMREN AYKUT.
BAŞKENT BİRİKİMLERİ PROGRAMI

Programa katılan misafirlerden bazıları şunlardır:
22. DÖNEM AK PARTİ MİLLETVEKİLİ VAHİT ERDEM,
22. DÖNEM AK PARTİ MİLLETVEKİLİ ATİLLA MARAŞ,
CHP MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞEKER,
MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ’NİN BAŞDANIŞMANI YAZAR METİN ÖZKAN,
CHP MİLLETVEKİLİ İZZET ÇETİN,
CHP MİLLETVEKİLİ ATİLLA KART,
22. VE 23. DÖNEM AK PARTİ MİLLETVEKİLİ MAHMUT DURDU,
MHP MİLLETVEKİLİ KEMALETTİN YILMAZ,
DEVLET ESKİ BAKANI MEHMET KEÇECİLER,
22. VE 23. DÖNEM AK PARTİ MİLLETVEKİLİ POLAT TÜRKMEN,
DEMOKRAT PARTİ GENEL BAŞKANI GÜLTEKİN UYSAL.
YAŞAM VE SAĞLIK PROGRAMI

Programa katılan misafirlerden bazıları şunlardır:
PROF. DR. CENGİZ KUDAY,
PROF. DR. TURHAN ECE,
PROF. DR. SAMİ KATIRCIOĞLU,
PROF. DR. HÜSREV HATEMİ,
PROF. DR. YAVUZ DİZDAR,
PROF. DR. AHMET RASİM KÜÇÜKUSTA,
PROF. DR. AHMET AKGÜL,
PROF. DR. MUSTAFA ÖZATEŞ,
PROF. DR. MURAT BEZER,
PROF. DR. METİN TULGAR,
PROF. DR. TÜRKER ŞAHİNER,
PROF. DR. ÖZENÇ MİNARECİ,
PROF. DR. TURGUT GÖKSOY,
PROF. DR. COŞKUN TECİMER,
PROF. DR. ALP GÜRKAN.
3. SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ RECEP TAYYİP ERDOĞAN, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN KİTAPLARININ DEĞERİNİ MERHUM ERBAKAN’DAN BİZZAT ÖĞRENMİŞTİR
Çok tecrübeli ve alim bir siyasetçi olan, dindarlığı, samimiyeti ve öngörüsüyle bilinen Merhum Necmettin Erbakan, müvekkilin anti Darwinist, anti materyalist ilmi ve imani çalışmalarının önemini gördüğünden her fırsatta müvekkilin kitaplarını ön plana çıkartır, herkese müvekkilin eserlerini önerip tavsiye ederdi. Parti toplantılarından iftar yemeklerine, katıldığı programlardan özel sohbetlerine kadar hep müvekkilin kitaplarından alıntılar yapar, müvekkilin kitaplarının okunması ve dağıtılıp yaygınlaştırılmasının önemini dile getirirdi. Dolayısıyla, Sayın Fatih Erbakan’dan çok daha önce SAYIN CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN -merhum Necmeddin Erbakan’ın talebesi ve onun eğitimiyle yetişmiş bir insan olarak- müvekkil ADNAN OKTAR’IN KİTAPLARINI TANIMIŞ, ÖNEMİNİ GÖRMÜŞ ve ANLAMIŞTIR.
Aşağıda Sayın Necmettin Erbakan’ın müvekkilin eserlerinden alıntı ve açıklamalar yaptığı konuşmalarından bazı örnekleri yer almaktadır:
1. MERHUM SAYIN NECMETTİN ERBAKAN, GAZETECİ UĞUR DÜNDAR’IN ARENA PROGRAMINA ELİNDE MÜVEKKİLİN KİTABI İLE KATILMIŞTIR
Müvekkil Adnan Oktar’ın Harun Yahya müstear ismiyle kaleme aldığı “Siyonizm Felsefesi” adlı kitap, Uğur Dündar’ın sunduğu Arena programında merhum Sn. Necmettin Erbakan’ın elindedir. Star TV ekranlarında yayınlanan 1 Mart 2011 Tarihli bu röportajı aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=IvlFgmVjwps

Sayın Erbakan ile Uğur Dündar arasında yayında geçen diyalog ise şöyledir:
UĞUR DÜNDAR: Bu plan nedir peki size göre?
NECMETTİN ERBAKAN: Bu plan, önce birkaç kelimeyle söyleyeyim. Önce bir defa vesikayla konuşmuş olmak için şu kitabı size göstermek istiyorum. Bu kitap ‘Siyonizmin Felsefesi.’ Siyonizmin inancı amentüsü. Siyonizm 5760 sene önce Mısır’da Kabala adlı bir zatın yazdığı, kitaptaki temel esasları benimseyen bir görüş tarzıdır. Yahudilik ayrı şeydir. Yahudilik Hz. Musa (as)’a gönderilen din hak dindir. O ayrı bir konudur.
2. MERHUM SAYIN NECMETTİN ERBAKAN, TRT’DEKİ BİR RÖPORTAJINA, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’A AİT KİTAPLAR İLE KATILMIŞ, KİTAPLARDAN ALINTILAR YAPMIŞTIR
Merhum Sn. Necmettin Erbakan, TRT ekranlarında yayınlanan bir röportajına da, müvekkil Adnan Oktar’ın Harun Yahya müstear ismiyle kaleme aldığı eserleriyle katılmıştır. Program süresince müvekkilin kaleme aldığı “Siyonizm Felsefesi” ile “Gizli Dünya Devleti” isimli kitaplarından çok sayıda alıntı ve açıklamalarda bulunmuştur.

İlgili yayını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:
https://www.youtube.com/watch?v=wB37P9CDkrM&t=50s
3. MİLLİYET GAZETESİ’NDE YAYINLANAN “ADNAN HOCACI ERBAKAN!” BAŞLIKLI HABER
Merhum Sayın Necmettin Erbakan’ın müvekkil ve eserlerine olan teveccühüne ilişkin çok sayıda gazete haberi de yayınlanmıştır. Bunlardan birisi olan 13 Ocak 2001 tarihli Milliyet Gazetesi haberinde: “Adnan Hocacı Erbakan!” başlığı altında, “Adnan Oktar’ın ‘Harun Yahya’ takma adıyla yazdıkları Erbakan’ın ‘başucu’ kitapları oldu. Hoca iftarlarda kitaplardan alıntı yapıyor” ifadelerine yer verilmiştir.

Haberin devamında ayrıca,
“Umre dönüşü iftar yemeklerinde bir araya geldiği FP’lilere seslenirken parti içi sorunlara girmekten kaçınan Necmettin Erbakan, “Adnan Hoca” olarak bilinen Adnan Oktar’ın “Harun Yahya” takma adıyla yazdığı kitaplarını ders gibi anlatmaya başladı.”
“Erbakan burada Harun Yahya’nın “Evrim Aldatmacası” ve “Gizli Dünya İmparatorluğu” kitaplarından alınmış bölümleri anlattı. Erbakan’ın konuşma ve sohbetlerinde Yahya’nın kaleminden çıkan ve özellikle materyalizmle evrim teorisinin çürütülmesini amaçlayan ifadelerin tıpatıp aynılarını kullanması dikkat çekti.” ifadelerine de yer verilmiştir.
Müvekkil Adnan Oktar’ın eserlerinin ülke genelinde yaygınlaşıp daha çok vatandaşımıza ulaşmasında Sayın Necmettin Erbakan’ın verdiği büyük destek, sadece merhumun şahsi emek ve çabaları ile de sınırlı kalmamıştır.
Müvekkilin kitaplarının dağıtılıp yaygınlaştırılması ve konuşmalarda kitaplardan alıntılar yapılması bizzat merhum Sayın Erbakan’ın tüm Milli Görüş camiasına yönelik bir tavsiye ve talimat olduğundan, başta Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan olmak üzere tüm Milli Görüş camiası müvekkilin eserlerini büyük bir şevk, istek ve iştiyak ile sahiplenmişlerdir. Yine başta Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan olmak üzere Milli Görüş camiasına gönül vermiş pek çok kimse, katıldıkları davet ve toplantılarda hep Adnan Oktar’ın kitaplarından da bahsetmişler, dağıtılması ve okunup yaygınlaştırılması tavsiyesinde bulunmuşlardır.
4. MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ İLE YAKINLIĞI VE ONA DESTEĞİ, SAYIN FATİH ERBAKAN İLE KIYASLANAMAYACAK KADAR ÇOKTUR
Bugün Sayın Fatih Erbakan’ı müvekkil Adnan Oktar’la görüşmüş olduğu gerekçesiyle eleştirenlerin unuttuğu veya bilgi sahibi olmadığı en önemli gerçeklerden biri ise, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Ak Parti’yi iktidara taşıyan sürecin mimarının müvekkil Adnan Oktar olduğudur. Bazılarının cehaleti bazılarının ise derin devletin yönlendirmesi sebebiyle müvekkil Adnan Oktar’ın 50 yıllık ilmi mücadelesini, Devlete hizmetlerini, Müslümanların güç ve konum kazanmalarına vesile olan akılcı ve ileriyi gören uygulamalarını kendilerince karalamaya çalışanlar aslında Sayın Cumhurbaşkanı ve Ak Parti’nin geçmişini ve geleceğini karalamaya kalkışmaktadırlar.
1990’lı yıllarda Sayın Necmettin Erbakan, Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Refah Partisi, TOPLUMUN MODERN KESİMİNE DE HİTAP ETMEK İSTİYORDU. Ancak dönemin şartları ve çeşitli ön yargılar sebebiyle modern kesim genelinde Sayın Erbakan’a, Sayın Erdoğan’a ve Refah Partisi’ne olan ilgi ve teveccüh adeta yok denecek kadar azdı.
MÜVEKKİL ADNAN OKTAR, SAYIN ERBAKAN’A BU KONUDA DESTEK OLMAK AMACIYLA ARKADAŞLARINDAN BAŞTA SAYIN GÜLAY PINARBAŞI ve SAYIN SERAP AKINCIOĞLU OLMAK ÜZERE SANAT ve SOSYETE CAMİASINDAN TANINMIŞ BİRÇOK İSİMİN, REFAH PARTİSİ’NE KATILMASINI SAĞLAMIŞ, MÜVEKKİLİN ARKADAŞLARI REFAH PARTİSİNİN MODERN YÜZÜ, VİTRİNİ OLMUŞLARDIR.
TÜRKİYE GÜZELİ SAYIN GÜLAY PINARBAŞI’NIN REFAH PARTİSİ’NE KATILIMI İLE GELEN BÜYÜK HEYECAN: “ALLAH’IN İPİNE SIMSIKI SARILIN…”
Sayın Gülay Pınarbaşı Hanım 1989 yılında mankenliğe başlayıp, bir yıl sonra 1990 yılında ise “Miss Globe Türkiye Güzeli” seçilmiştir. Bundan sonraki dönemde birçok televizyon dizisinde ve filmde rol almıştır. “Ölümsüz Diriliş” ve “Kelebekler Sonsuza Uçar” gibi dini ağırlıklı filmlerde başrol oynamıştır.
1993 yılının Nisan ayında mankenliği bırakan Sayın Pınarbaşı, “İslami yaşam tarzını seçtim” demesiyle Türkiye’nin gündeminde çok fazlaca yer almıştır. Ardından 1993’de Vakit Gazetesi’nde köşe yazıları hazırlamaya başlayan Sayın Pınarbaşı, 1994 Şubat’ında Refah Partisi’ne katılarak bir kez daha kamuoyunda tüm dikkatleri üzerine çekmiştir.

Böyle modern ve kaliteli bir insanın Refah Partisi’ne katılması ülke çapında büyük bir ilgiyle takip edilmiştir. Sayın Gülay Pınarbaşı’nın Refah Partisi’ne katılması basında sürekli manşet haber olmuş ve geniş yankı uyandırmış, adeta yer yerinden oynamıştır.
10 Aralık 1993 Gecesi Abdi İpekçi Spor Salonu’nda gerçekleştirilen Refah Patisi İstanbul İl Teşkilatının ‘İstanbul Gecesi’nde, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN ARKADAŞLARINDAN TÜRKİYE GÜZELİ GÜLAY PINARBAŞI REFAH PARTİSİNE KATILIŞI SIRASINDA KÜRSÜYE ÇIKMIŞ, Sn. Gülay Pınarbaşı’nı geceye katılan çoşkulu kalabalığa BİZZAT SAYIN ERDOĞAN TAKDİM ETMİŞTİR.
Sayın Pınarbaşı, kongrede yaptığı konuşmasını “ALLAH’IN İPİNE SIMSIKI SARILIN, DAĞILIP AYRILMAYIN. MÜSLÜMANLAR BİRLİK OLMALI, BERABER OLMALI. ALLAH’IN SELAMETİ ÜZERİNİZE OLSUN.” sözleriyle bitirdiğinde büyük bir alkış tufanı kopmuş, salonu dolduran coşkulu kalabalık adeta kendilerinden geçmiştir.
https://www.youtube.com/watch?v=KqHJZ9lxIgg

12.12.1993 tarihli Milliyet gazetesinde yayınlanan, “Erbakan Hoca Gülay’ı Tanıttı” başlıklı haberde “Törene, arkadaşları Altuğ Berker ve Bahadır Güven ile katılan Gülay Pınarbaşı, ERBAKAN ve PARTİLİLER İLE MİLLİ GÖRÜŞ YEMİNİ ETTİKTEN SONRA PARTİ ROZETİNİ ALDI” denilmektedir.

Müvekkil Adnan Oktar’ın yakın arkadaşı Gülay Pınarbaşı, 1993 yılı Refah Partisi Kongresi’nde konuşmasını yaparken, hemen yanında Sayın Recep Tayyip Erdoğan yer almıştır. (Yukarıda)
Almanya’nın en büyük kamu yayın kuruluşlarından biri olan WDR (Westdeutscher Rundfunk)’de yayınlanan bir belgeselde de müvekkil Adnan Oktar’ın yakın arkadaşı Gülay Pınarbaşı’nın Refah Partisi’ne katılmasının, Refah Partisi’nin iktidara taşıyan en önemli adım olduğu gerçeği anlatılmıştır. “Halkın Adamı” isimli 4 bölümlük belgeselde Sayın Cumhurbaşkanı’nın hayatı ve siyasi tarihi anlatılmaktadır. 29.06.2026 tarihinde yayınlanan belgeselin birinci bölümünde şu bilgiler yer almıştır:

Ancak 90’ların ortasında İstanbul’un pek çok semtinde yaşam Batılı bir metropoldeki gibidir.
CAN DÜNDAR: Böylesine radikal görüşlere sahip birinin şehri yönetiyor olması şok ediciydi. Çünkü Türkiye siyasetinde şöyle bir söz vardır: “İstanbul’u kazanan tüm Türkiye’yi kazanır.” İlk kez bunun yaklaşmakta olduğunu sezmiştik. Siyasi İslam, Erdoğan’la iktidara gelmek üzereydi.
SONER ÇAĞAPTAY: Erdoğan yükselince siyasi İslam’ı iktidara taşıyacağı ve Türkiye’yi radikal biçimde dönüştüreceği endişesi vardı. O yüzden partisinin İslamcı olmadığını göstermek için yoğun bir çaba gösterdi.
Bir yıl öncesi… Erdoğan sürpriz bir adımla dikkatleri üzerine çeker. Türkiye’nin Miss Globe’u, Gülay Pınarbaşı’nı bir parti etkinliğine davet eder.
GÜLAY PINARBAŞI: Selamünaleyküm, Muhterem Kardeşlerim!
Erdoğan, güzellik kraliçesine kameralar önünde parti rozeti takılmasını sağlar. O, artık İslamcı Refah Partisi’nin bir üyesidir.
BÜLENT ARINÇ: Gülay Pınarbaşı o zaman partisine gelmişti. Kadınlar bizler çizgisinde siyasete girdikleri gün biz bir sıfır kazandık.
CAN DÜNDAR: Kadınları ve bu kadını öne çıkararak yeni fikirlere açık olduğunu, modern yaşama kapalı olmadığını ve layık Türkiye ile uzlaşmaya hazır olduğunu göstermeye karar verdi. Ve bu işe yaradı. Birçok insan ona inandı. (https://www.ardmediathek.de/serie/erdogan-tuerkce/staffel-1/Y3JpZDovL3dkci5kZS9lcmRvZ2FuIHR1ZXJraXNjaA/1)
O gecenin ardından, müvekkilin arkadaşları arasında yer alan, tanınmış manken ve fotomodeller ile sosyetenin ünlü simaları da Refah Partisi’ne destek olmak amacıyla partiye üye olmaya başlamışlar, katıldıkları toplantı ve programlarda “RP’nin modern ve yenilikçi anlayışına inandıklarını, Sayın Erbakan ile Sayın Erdoğan’a büyük bir sempati ve muhabbet duyduklarını, bu sebeple seçimlerde RP’ni destekleyeceklerini” dile getirmişlerdir.
31.01.1994 Tarihli Milliyet Gazetesi’nin “Adnan Hoca’dan RP’ye manken ordusu” başlıklı aşağıdaki haberinde, “ADNAN HOCA ve MANKENLERİNDEN OLUŞAN ORDUSU 27 MART SEÇİMLERİ ÖNCESİNDE REFAH PARTİSİ İÇİN ÇALIŞIYOR” ifadelerine yer verilmiştir.
Haberde ayrıca “RP’ne katılan, ardından da örtünen Gülay Pınarbaşı’ndan sonra İslami yaşam tarzını benimseyen pek çok ünlü erkek manken, ‘OYLAR REFAH’A derken aralarında Şebnem Dinçgör, Melis Murathanoğlu, Cansel Özzengin ve Allegra’nın da bulunduğu sempatizanların sayısı giderek artıyor” denilmiştir.

“DANİMARKALI GELİN” SAYIN SERAP AKINCIOĞLU’NUN ADININ REFAH PARTİSİYLE BİRLİKTE ANILMASI

Sayın Adnan Oktar’ın arkadaşlarından olan ve başarılı bir oyunculuk geçmişine sahip Serap Akıncıoğlu Hanımefendi’nin adının da Refah Partisi ile birlikte anılması toplum genelinde çok büyük bir etki yaratmıştır.
Milliyet, 14.02.1994: “Akıncıoğlu RP’yi istiyor”
“Manken ve sinema oyuncusu Serap Akıncıoğlu, RP’nin savunduğu fikirlerin kendisine “sıcak” geldiğini belirterek, “Partiye girmem için teklif gelirse kabul ederim” dedi.”
http://gazetearsivi.milliyet.com.tr/GununYayinlari/MeE22vA1PBJCZydsqmhi4Q_x3D__x3D
Gazeteci Yazar Yıldıray Oğur, Sayın Serap Akıncıoğlu’nun ve adının o dönemde Refah Partisi ile birlikte anılmasının etkilerini, Serbestiyet gazetesinde yayınlanan “Danimarkalı gelin” neden tutuklandı?” başlıklı 21.07.2018 tarihli köşe yazısında şöyle anlatmaktadır:

“80’li yılların sonları, 90’lı yılların başlarında Türkiye’de dindarların hayatına Beyaz ya da Milli Sinema denen akımın filmleri girmişti… Fimleri izlemek için dindarlar akın akın sinema salonlarına, çoğu sinemalarda gösterilmediği için de okullar ve vakıflardaki gösterimlere gidiyor, filmlerin kasetleri elden ele dolaşıyordu.”
“İslami uyanış, alternatif tarih, tebliğ, başörtüsü mücadelesi gibi konuları olan O FİLMLERİN EN UNUTULMAZLARINDAN BİRİYDİ DANİMARKALI GELİN. Televizyon filmi olarak çekilmiş, defalarca gösterilmiş, kasetleri her eve girmişti.”
“Film laik bir Türk genciyle evlenen Danimarkalı bir kızın, eşinin ricasıyla formalite icabı geçtiği İslam’ı gerçekten öğrenmeye çalışması ve sonunda da başını örtmesiyle laik eşi ve çevresiyle yaşadığı çatışmaları anlatıyordu. 90’LARIN EZİLEN, HORLANAN DİNDAR KİTLELERİNİ LAİKLER KARŞISINDA HEYECANLANDIRAN SARIŞIN, MAVİ GÖZLÜ MÜSLÜMAN DANİMARKALI GELİN’İ FİLMDE DEVRİN EN ÜNLÜ MANKENLERİNDEN SERAP AKINCIOĞLU OYNAMIŞTI.”
“Akıncıoğlu’nun hikayesi de Danimarkalı Gelin’e benzemiş, ünlü manken filmin ardından başını örtüp, podyumlardan ve setlerden çekilmişti. Aynı tarihlerde onunla birlikte Türkiye Güzeli seçilen ünlü mankenler Gülay Pınarbaşı ve Didem Ürer de tesettüre girerek, podyumlardan çekildiler.”
“Tesettüre giren üç ünlü manken Refah Partisi toplantılarına gidip gelmeye başladılar. Milletvekili adaylığı bile gündeme gelen Gülay Pınarbaşı, Erbakan’ın da katıldığı bir salon toplantısında partiye katılmış burada yaptığı konuşmada “Allah’ın ipine sıkı sıkıya sarılın kurtuluş bu yoldadır, aranızda olmaktan gurur duyuyorum” demişti.”
MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’A YAKINLIKLARIYLA BİLİNEN SOSYETE ve CEMİYET HAYATININ ÜNLÜ SİMALARININ DA REFAH PARTİSİNE YÖNELİMLERİYLE AK PARTİ İKTİDARININ SOSYOLOJİK ZEMİNİ OLUŞMUŞTUR
Sayın Gülay Pınarbaşı ve Sayın Serap Akıncıoğlu’nun ardından müvekkil Adnan Oktar’a yakınlığı ile bilinen sosyete ve cemiyet hayatının ünlü isimlerinden de Refah Partisi’ne yönelik teveccüh ve katılımlar gerçekleşmeye başladılar. Ana akım medya hemen her gün bu haberlerle çalkalanıyordu.
27.01.1994 Tarihli Milliyet Gazetesi’nin “SEDEF BOZOK DA ‘REFAH’ÇI OLUYOR” başlıklı haberinde, “MANKEN GÜLAY PINARBAŞI’NDAN SONRA SOSYETE DÜNYASININ ÜNLÜ İSMİ SEDEF BOZOK DA ADNAN HOCA’NIN MÜRİTLERİ ARASINA KATILDI” ifadelerine yer verilmiştir. Haberde ayrıca “Adnan Hoca’nın sağ kolu Altuğ Berker sosyete dünyasının ünlü ismi Sedef Bozok’u da saflarına katmayı başardı.”, “Manken Gülay Pınarbaşı’nı örnek gösteren bazı çevreler, Bozok’un da yakında kapanıp RP’ne gireceğini iddia ederken, Sedef Bozok’un yakınlarına ‘Ben de iyi bir Müslüman olmak istiyorum. Hayatımdan çok memnunum’ dediği öğrenildi” denilmektedir.

25.06.1994 Tarihli Milliyet Gazetesi’nde yer alan “Adil düzen düğünü” başlıklı haberde ise, RP Genel Başkanı merhum Sayın Erbakan’ın kızı Zeynep Erbakan’ın, Ankara Sheraton Oteli Balo Salonunda gerçekleştirilen düğününe, “ADNAN HOCACILAR” alt başlığıyla yer verilmiştir. Haber içeriğindeyse müvekkilin arkadaşlarından, “Mankenliği bıraktıktan sonra kapanan Didem Ürer’le Gülay Pınarbaşı, nikaha Gökalp Barlan ve Bahadır Güven’le geldi” ifadeleriyle bahsedilmiştir.

Görüldüğü üzere o dönemin en ünlü oyuncuları ve mankenleri müvekkil Adnan Oktar’ın vesilesiyle Refah Partisi ile yakınlaşıp katılmışlar ve Türkiye çapında Sayın Erbakan’ın ve Sayın Erdoğan’ın partisinin çok modern bir hale geldiğini, modernliğin, laikliğin teminatı olduklarını tüm milletimize göstermişlerdir.
Kısacası müvekkil Adnan Oktar’ın çok yönlü ve açık desteği vesilesiyle REFAH PARTİSİ’NE, SAYIN ERBAKAN ve SAYIN ERDOĞAN’A YÖNELİK KAMUOYUNDAKİ TÜM ÖNYARGILAR TAMAMEN YIKILMIŞTIR. Refah Partisi’ne, müvekkilin önerdiği “hurafelerden arınmış Kuran’a dayalı modern İslam anlayışı”nı benimseyen, sergilediği vitrin vesilesiyle başı örtülü ya da açık “toplumun her kesimini kucaklayacağını ilan eden” bir görünüm hakim olmuştur.
Refah Partisi aleyhindeki kamuoyunun olumsuz ön yargıları bu sayede değişmiştir. Dindarlara tamamen karşı olan o dönemin ana akım medyasının toplum üzerindeki olumsuz etkisi de böylelikle izale edilip giderilmiştir. Tüm bunların neticesinde ise, Refah Partisi’ne, ülke genelinde kendilerinin dahi beklemediği derecede büyük bir teveccüh oluşmuştur.
Refah Patisi, 1994 Belediye Seçimleri’nde başta Ankara ile İstanbul olmak üzere 28 şehirde seçimleri kazanarak EN ÇOK İLDE SEÇİM KAZANAN PARTİ olurken, Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul, Sayın Melih Gökçek ise Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı seçilmişlerdir.
24 Aralık 1995’te gerçekleştirilen Türkiye Genel Seçimleri’nde ise, Merhum Necmettin Erbakan’ın liderliğindeki Refah Partisi, oyların %21,4’ünü alarak SEÇİMDEN BİRİNCİ PARTİ OLARAK çıkmıştır.
Normalde o günün şartları ve dönemin toplumsal yapısı gereği Türk halkı da, devletin kendisi de, geleneksel muhafazakar bir çizgide bulunan Refah Partisi’ni ve ardından aynı çizgide devam eden AK Parti’yi o dönemde ASLA KABULLENMEZ VE İKTİDAR YAPMAZDI.
Ancak söz konusu partilerin hem devlet hem de halk tarafından benimsenmesinin ve tercih edilmesinin en büyük sebebi, MÜVEKKİLİN BU KONUDA DEVREYE GİRMESİ, ARKADAŞLARINI PARTİYE DESTEK AMAÇLI GÖNDERMESİ, bu sayede Refah Partisi’nin MODERNLEŞME GÖRÜNÜMÜNÜ sağlamasıdır.
Aynı dönemde Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanı seçilmesi, ardından Refah Partisi’nin iktidar olması ve sonrasında AK Parti iktidarı, TAM OLARAK BU SÜRECİN BİR SONUCUDUR.
REFAH PARTİSİ’NİN HÜKÜMET KURMASI ve İKTİDAR ORTAĞI OLMASI DA MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ’NDEN DESTEK RİCASI SAYESİNDE GERÇEKLEŞEBİLMİŞTİR
1995 seçimleri sonrasında merhum Necmettin Erbakan önderliğindeki Refah Partisi’nin, Doğru Yol Partisi ile koalisyon yapmak ve meclisten güven oyu alabilmek için 7 milletvekili desteğine ihtiyacı vardı. Eksik kalan bu 7 milletvekili desteği, müvekkil Adnan Oktar’ın bizzat BBP lideri merhum Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ve 7 BBP’li milletvekiliyle görüşüp istişare etmesi sonucunda tamamlandı.
24 Aralık 1995 genel seçimlerinde Sayın Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi, oyların %21,4’ünü alarak birinci parti olmuş ve 158 milletvekili çıkartmıştı. Ancak, çıkartabildiği milletvekili sayısı tek başına iktidar olabilmesi için yeterli olmadığı gibi, Doğru Yol Partisi ile kurmayı planladığı koalisyon hükümetinin meclisten alması gereken güvenoyu için de yeterli değildi.
Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini Sayın Necmettin Erbakan’a verdi, fakat Refah Partisi Meclis’te güvenoyu almak için yeterli milletvekiline sahip olmadığı, diğer partiler de destek vermediği için hükümet kurulamadı. Bunun üzerine hükümet kurma görevini alan Anavatan Partisi Lideri Mesut Yılmaz, Tansu Çiller ile anlaşıp 53. Hükümeti kurdu, fakat güvenoyu alamadı. Bunun üzerine, Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilen Anayol-DYP Hükümeti düşünce hükümet kurma görevi tekrardan Sayın Erbakan’a verildi.
Seçim sonuçlarına göre TBMM’de çoğunluk elde etmek, yani meclisten güvenoyu alabilmek için gereken milletvekili sayısı 275 idi. Ancak Refah Partisi milletvekillerinin sayısı ile Doğruyol Partisi milletvekillerinin sayısı 275 rakamına ulaşmak için yetersizdi ve ülke hızlı bir şekilde hükümet krizine doğru sürüklenmekteydi.
Müvekkil Adnan Oktar, o zaman durumun vahametini herkesten önce görerek Müslümanlara duyduğu sevgi ve merhameti, milli-manevi hamiyet hisleri ile, doğrudan inisiyatif alarak BBP Lideri Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ve BBP’li 7 milletvekiliyle görüşüp İSTİŞARE ETMİŞ, kendilerini, kurulacak RP-DYP hükümetine dışarıdan destek olmaya ve güven oylamasında ‘Kabul Oyu’ vermeye davet etmiştir.
Bu gelişme üzerine, Refah Partisi ile Doğruyol Partisi arasında kurulan RP-DYP Koalisyon hükümeti, TBMM’deki 8 Temmuz 1996 tarihli güven oylamasında merhum Başkan Sn. Yazıcıoğlu ve BBP’li 7 milletvekilinden aldığı destek sayesinde 278 kabul oyuyla GÜVENOYU ALABİLMİŞ ve HÜKÜMET KRİZİ BU SAYEDE ATLATILABİLMİŞTİR.
Bu tarihi olay, 2020 yılında Bilgeoğuz yayınevinin yayınladığı, Kürşat Mican’ın “Şehit Lider Muhsin Başkan ve Davası” isimli kitapta da geçmektedir. Kürşat Mican kitabında, olayı şöyle anlatmaktadır:
“RP-DYP Hükümeti kuruldu kurulmasına, ama güvenoyu alması için meclisten 7 milletvekiline ihtiyaç vardı. Yani Büyük Birlik Partisi’nin milletvekillerine… Muhsin Yazıcıoğlu: “İSTİŞARE’NİN GEREĞİNİ YAPTIK. EVET DEDİK, çünkü bugünkü şartlarda hükümetin güvenoyu almaması durumunda ülkenin yeni bir belirsizliğe düşeceğini düşündük ve bundan kaçınmak istedik.”
Burada, merhum Başkan Sayın Yazıcıoğlu’nun “İSTİŞARENİN GEREĞİNİ YAPTIK, EVET DEDİK” sözleriyle kastettiği, Sayın Yazıcıoğlu ve beraberindeki BBP’li 7 milletvekilinin müvekkil Adnan Oktar ile yapmış oldukları istişare toplantısıdır.
SONUÇ OLARAK;
Bugün müvekkil Adnan Oktar’ın bir kumpas davası sebebiyle tutuklu olması ve Türkiye’nin son 8-10 yıldır içinden geçtiği süreçler bazı kişilere mevcut konumlarına nasıl geldiklerini, müvekkil Adnan Oktar’ın akılcı, ileri görüşlü, samimi ve Kuran’ı esas alan uygulamaları olmasa şu an bambaşka koşullarda olacakları gerçeğini unutturmaktadır.
Kısaca hatırlatmak gerekirse, Ortodoks gelenekçi zihniyete sahip olan sağ görüşlü vatandaşlarımızın yakın geçmişte ülkemizde ne söz ne de yaşam hakkı ne yazık ki bulunmuyordu. Sağ kesimden insanlar, inançlarını ve haklarını göğüslerini gererek savunamaz, pek çok ortamda öfkeyle, nefretle karşılanırlardı.
Ana akım medya olarak adlandırılan gazete ve televizyon kanallarının büyük çoğunluğu Marksist, Darwinist, komünist düşünce yapısına sahip sol görüşlü kimselerin yönetimdeydi. BU MEDYA, TÜM GÜÇ ve ETKİSİYLE SAĞ KESİMİ EZİP AŞAĞILAMAK, PASİFİZE ETMEK AMACIYLA KULLANILIYORDU.
Sağ kesimin büyük çoğunluğu da bu sebeple, inandıkları değerleri dahi doğru düzgün ifade edip savunmaktan aciz, özgüvenini kaybedip pasifize olmuş bir haldeydi ve sosyal hayatın pek çok alanından çekilmiş, yaşam alanları sınırlanmıştı.
Özetle bugün “mangalda kül bırakmayıp” Müslümanlara akıl dağıtan bazı kişilerin gündeminde, aklında ya da hayalinde, DEĞİL BUGÜNKÜ GİBİ SÖZ SAHİBİ OLUP ÜLKE POLİTİKALARINA YÖN VEREBİLMEK, DİNLERİNİ KENDİ ARALARINDA ÖZGÜRCE YAŞAYIP FİKİRLERİNİ DİLEDİKLERİ GİBİ İFADE EDEBİLECEKLERİ BİR GELECEĞE YÖNELİK İNANÇLARI DAHİ BULUNMAMAKTAYDI. İŞTE BÖYLE BİR ORTAMDA DAHİ MÜVEKKİL ADNAN OKTAR HEM SAYIN CUMHURBAŞKANI’NIN BİZZAT KENDİSİNİ HEM DE SAĞ CAMİAYI AYDINLIK BİR GELECEKLE MÜJDELİYOR, ÇEVRESİNE ÜMİT VE ŞEVK AŞILIYORDU.
Şu anda sağ kesimden bazı kişiler, bir kısmı yaşları itibariyle bu süreci bilmediklerinden bir kısmı gelmiş oldukları konum nedeniyle yersiz bir gurura kapıldıklarından,
- Sağ kesimi geçmişteki acziyet, zayıflık ve umutsuzluğundan çekip kurtulmasına vesile olanların,
- AK PARTİ HÜKÜMETİNİN FİKRİ ALTYAPISI ile FELSEFİ ZEMİNİNİ HAZIRLAYARAK, 20 YILI AŞKIN SÜREDİR CUMHURBAŞKANIMIZ SN. ERDOĞAN’I İKTİDARDA TUTAN KESİNTİSİZ HALK DESTEĞİNİ SAĞLAYANLARIN
müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarının yıllardır anlattıkları BAĞNAZLIKTAN ARINMIŞ, KURAN’A DAYALI MODERN VE SAMİMİ İSLAM ANLAYIŞI OLDUĞUNU unutmamalıdırlar.
Hakkaniyetli, vicdanlı ve adil bir tutum Allah’ın tüm insanlara emridir. Özellikle sağ kesim başta olmak üzere tüm vatandaşlarımıza yakışan da Allah’ın emrettiği gibi dosdoğru ve adil olmaktır:
Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız
Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, adaleti ayakta tutanlar, Allah için şahitlik edenler olun. İster zengin olsun, ister fakir olsun, çünkü Allah her ikisine de daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (ve tutkularınız)a uymayın. Eğer dilinizi eğip bükerseniz ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Nisa Suresi, 135)
Ey iman edenler, adil şahitler olarak Allah için hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın (adil olun), o, takvaya daha yakındır. Allah’tan sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır. (Maide Suresi, 8)
…Konuştuğunuz zaman, yakınlarınız dahi olsa adil olun. Allah’ın ahdini yerine getirin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz. (En’am Suresi, 152)
Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine sunarız. 17.08.2026