“Kuralsız Sokaklar” Programında Dikkat Çeken Müslüman Mahallesi Manzaraları

By gundem
25 Min Read

ADNAN OKTAR’DAN DUYURUDUR

Kanal D’de geçen yıldan beri yayınlanmakta olan “Kuralsız Sokaklar” isimli programda, özellikle Ortadoğu, Güney Afrika ve Güney Amerika’da bulunan bazı ülkeler konu edilmekte ve bu ülkelere ait bir kısım görüntüler yer almaktadır. Tanıtılan ülkelerin genellikle varoş kısımları konu edilse de, ülkelere dair bazı günlük yaşam alanları da programda yer almaktadır.

Söz konusu yayında, ziyaret edilen ülkeler arasında bazı Müslüman ülkeler çoğunluğu oluşturmakta ve varoş görüntülerin yanı sıra, söz konusu ülkelerin yaşam alanı olan caddeleri, sokakları ve evleri de görüntülenmektedir. Örneğin, geçtiğimiz haftalarda Mısır ve Pakistan ülkeleri konu edilmiş ve Kenya‘nın bazı bölgelerine dair ilginç görüntüler ekrana yansımıştır.

“Kuralsız Sokaklar” Programından Bazı Görüntüler1

Mısır

Pakistan2

Kenya’nın Nairobi Kentinde Müslüman Mahallesi (Kibera)3

Yukarıdaki görüntüler, Ortadoğu’daki herhangi bir ülkenin, ara sokaklarının ortalama bir görüntüsünü temsil etmektedir. Pakistan, Mısır, Afganistan, Irak, Bangladeş, Libya, Filistin, Suriye, Tunus, Cezayir ve bunlar gibi bir kısım ülkeler, ekseriyetle bu veya buna benzer görüntüler içindedir. Elbette ülkelerin genellikle turistlere hitap eden ve bu nedenle de özen gösterilen bölgeleri ve yerleşim yerleri vardır. Ancak bu ülkeleri ziyaret edenler çok iyi bilirler; sadece kameralara yansıyan bölümler değil, bu ülkelerin geneli, böylesine harap görünümdedir. Halkın büyük kısmının estetik, temizlik, güzellik anlayışı oldukça GERİLERDEDİR.

Bu ülkelerin ortak özelliği ise, MÜSLÜMAN ÜLKELER OLMALARIDIR.

“Buradaki halk yoksul, o yüzden böyle yaşıyorlar” mantığı ise, müvekkile göre, olabilecek en SAKINCALI mantıktır. Bir insan yoksul olabilir ama yoksulluğu; o insanın, estetik, temiz, özenli, bakımlı yaşamasının ASLA ÖNÜNDE ENGEL DEĞİLDİR.

Yoksul olan bir insanın ÇÖPLERİNİ, EVİNİN ÖNÜNE, SOKAĞININ YERLERİNE ATMASININ BİR MANTIĞI YOKTUR.

Yoksul olan bir insanın, yaşadığı ortamı düzenli hale getirmesinin, temiz tutmasının önünde HİÇBİR ENGEL YOKTUR.

Bir insanın evinin önünden LAĞIM SULARININ akması ve bunun normal görülüp, bu lağımın içine evde yaşayanlar tarafından başka atıkların atılması, o ortamın içinde yaşamaya devam edilmesi, her yerin inanılmaz pis olması ve ülkede SITMA salgınının SADECE BU MAHALLELERDE olması, YOKSULLUĞUN BİR SONUCU DEĞİLDİR.

Bu, ZEVKSİZLİĞİN BİR SONUCUDUR.

Müvekkile göre bir insan, kısıtlı imkanlar içinde tek göz bir evde yaşayabilir. Ama o tek oda, imkanlar dahilide pırıl pırıl, tertemiz, güzel kokulu, mevcut şartlar dahilinde estetik bir şekle mutlaka getirilebilir. KALİTELİ YAŞAMANIN ZENGİNLİKLE ALAKASI YOKTUR. KALİTELİ YAŞAMAK, İNSANIN RUHUNDA YAŞATTIĞI, KENDİNE LAYIK GÖRDÜĞÜ BİR YAŞAM ŞEKLİDİR ve HER ŞARTTA OLUŞTURULABİLİR.

Bu Görüntüler Neden Her Zaman
Müslüman Ülkelere Ait?

Müslüman ülkelerdeki bu vahim durumun önemli bir sebebi vardır. Müvekkil Adnan Oktar, uzunca bir zamandır hurafelere dayanan din anlayışının sakıncalarını anlatmakta ve bu inancın, toplumları KENDİ DİNLERİNDEN UZAKLAŞTIRDIĞINI, sahte bir yaşam sistemine sürüklediğini, bu sistemin güzellikten, estetikten, temizlikten, sanattan, mutluluktan, sevgiden UZAK; YASAKÇI, DAYAKÇI, GADDAR VE ÖFKELİ bir yaşam meydana getirdiğini anlatmaktadır.

Aslında müvekkilin anlattığı bu durum, bahsini ettiğimiz Müslüman ülkelerdeki yozlaşmanın; estetik ruhundan ve temizlikten uzaklaşmanın; berduşluğun ve perişanlığın EN ÖNEMLİ SEBEBİNİ teşkil etmektedir. Müslüman toplumlar, ne acıdır ki, KURAN’DAKİ GERÇEK İSLAM’DAN UZAKLAŞMIŞLARDIR. Kuran’daki gerçek İslam, TEMİZLİĞİ, GÜZELLİĞİ, ESTETİĞİ, SEVİNCİ, ÖZGÜRLÜĞÜ, BAKIMLI VE ÖZENLİ OLMAYI, SANATI VE GÜZELLİĞİN HER TÜRLÜSÜNÜ esas alan bir dindir. Müvekkile göre, söz konusu ülkeler, bu görünümleriyle, KURAN’DAN UZAK YAŞAMIN NELERE MAL OLDUĞUNUN da canlı örneğini teşkil etmektedirler.

Müvekkil, Kuran’dan bazı ayetler hatırlatmakta ve KURAN’DA ALLAH’IN; TEMİZLİK, BAKIM VE GÜZELLİĞE ÇOK ÖNEM VERDİĞİNİ belirtmektedir.

Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız

“Ey örtünüp bürünen! Kalk ve uyar. Sadece Rabbini yücelt. ELBİSENİ TEMİZ TUT. PİSLİKTEN UZAK DUR.” (Müddessir Suresi, 1-5)

“Ey iman edenler! SİZE RIZIK OLARAK VERDİKLERİMİZİN TEMİZ OLANLARINDAN YİYİN ve eğer yalnız O’na kulluk ediyorsanız, Allah’a şükredin.” (Bakara Suresi, 172)

“Ey Âdemoğulları! HER MESCİTTE ZİYNETİNİZİ (SÜSLÜ, GÜZEL VE TEMİZ ELBİSELERİNİZİ) TAKININ. YİYİN, İÇİN FAKAT İSRAF ETMEYİN…” (Araf Suresi, 31)

Kuran’da Müslümanın; HAYATIN HER ANINDA, TEMİZ, GÜZEL, HATTA SÜSLÜ KIYAFETLER İÇİNDE OLMASI, TEMİZ BESLENMESİ, PİSLİKTEN KAÇINMASI, DÜZENLİ VE BAKIMLI OLMASI EMREDİLMEKTEDİR.

Müvekkile göre, zaten Kuran’ın ruhunu anlayan, Allah’ı gereğince takdir edebilen bir insanın, FITRATI GEREĞİ pisliğe yaklaşabilmesi, hayatını bakımsız ve pejmürde geçirebilmesi, hijyenine özen göstermemesi, pis yiyecekler yiyebilmesi MÜMKÜN DEĞİLDİR. Müslümanlar, Allah’ın birer tecellisi ve Ruhundan üflediği varlıklar olduklarını bilerek, Allah’ın oluşturduğu estetiğe ve güzelliklere özenmeli, Allah’ın sanatını kavrayıp, bundan zevk alacak bir anlayış içinde olmalıdırlar. Müvekkile göre, Kuran’ı anlayan gerçek Müslümanlıkta, bu zaten doğal olarak gerçekleşir.

Peygamberimiz Zengindi,
Her Zaman Temiz ve Bakımlıydı

Müslümanlara layık görülen bu durum aslında, geleneksel “bir lokma, bir hırka” mantığından ortaya çıkmıştır. Bu mantık ile Müslümanlar, yoksul ve sefil yaşamaları gerektiğine inanmış ve her bakımdan aşağılara çekilmek istenmişlerdir. Bu zihniyet ile Peygamberimize yönelik de yakışık almayan ithamlar gündeme gelmiş ve Peygamberimizin yoksulluğuna, hatta açlıktan karnına taş bağladığına dair hikayeler uydurularak bu SEFALET ZİHNİYETİNE zemin oluşturmaya çalışılmıştır.

Peygamberimizin fakirlikten aç kaldığı ve karnına taş bağlayarak açlığını yatıştırdığına dair sahte hadisler şu şekildedir:

İbni EbidDünya, İbni Buhayr’dan şöyle rivayet ediyor: “Birgün, AÇLIK PEYGAMBERİ ÇOK ETKİLEDİ. BUNUN ÜZERİNE KARNINA TAŞ BAĞLADI ve şöyle dedi… Bilin ki, dünyada nice tok ve nimetler içerisinde bulunan kimseler var ki, kendilerine çok değer verdikleri halde, kendilerini kıymetten düşürüyorlar. Hem bilin ki, nice kimseler vardır ki, nefsine değer vermediği halde kendine çok değer kazandırıyor”.

Bir gün Ebu Talha (ra) eve geldi ve eşine; “Yiyecek bir şey var mı? AZ ÖNCE HZ. PEYGAMBER’İN AÇLIKTAN SESİNİN KISILDIĞINI GÖRDÜM.” dedi. (Müslim, 2/191)

Müvekkile göre, bu ve bunun gibi hurafeler sürekli olarak gündeme getirilmekte, başta Sevgili Peygamberimize ve sonra da Müslümanlara, AÇ VE PERİŞAN BİR HAYAT LAYIK GÖRÜLMEKTEDİR.

Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/nihat-hatipoglu/o-gun-karnina-tas-baglamisti-12341538

Peygamberimizin yoksul olduğuna dair uydurma hadisler, bununla da sınırlı değildir:

Hz. Peygamber (asm) Efendimiz vefat ettiği zaman, bir Yahudi’de arpa borcundan ötürü rehin bıraktığı zırhı hâlâ rehin duruyordu. (Buhari, h.no: 2069; Nevevi, a.y.)

Ebu Hureyre anlatıyor: “Hz. Peygamber (asm) vefat edinceye kadar ailesi üç gün üst üste bir yiyecek yemekten doymadılar.” (Buhari, h.no: 5374)

Peygamberimizin KURU HASIR ÜZERİNDE, YERDEKİ BİR DERİ ÜZERİNDE VEYA DOĞRUDAN TOPRAK ÜZERİNDE UYUDUĞUNA dair uydurma izahlar özellikle yaygınlaştırılmıştır. Bu konuyla ilgili sahte hadisler ise şu şekildedir:

Efendimiz (asm), bazen bu yatak üzerine, bazen yere serili deri üzerine, bazen de hasır veya kuru toprak üzerine yatardı. (İbn’l-Kayyım, Zadu’l-Mead, 1/149)

Hz. Ömer’in meşhur hadisinde Hz. Peygamberin (asm) hasır üzerine yattığı ve hasırın izlerinin yanlarında görüldüğü bildirilmiştir. (Buhari, no: 4913)

Müvekkile göre, Peygamberimizi özellikle fakir gibi gösterme zihniyeti, hurafeci anlayışta yaygın bir zihniyettir. Bunun sebebi, Müslümanları PERİŞAN, FUKARA, ZAVALLI BİR HALE GETİRMEK; onların zengin, güçlü, nüfuzlu, elit olmalarını ENGELLEMEK; KALİTELİ VE ZENGİN BİR HAYATTAN ONLARI UZAK TUTABİLMEKTİR. Bu strateji, bugüne kadar bu şekilde uygulanmış ve bu yöntemle İslam dünyası, büyük ölçüde sefaleti temsil eder hale gelmiştir.

Oysa bunların tümü Peygamberimize iftiradır.

Müvekkile göre, bunların tümü, Müslümanlara çok zarar vermiş, bugün bu görüntülerin oluşmasına sebep olmuştur.

PERİŞANLIK, TAKVA DEĞİLDİR.

İftiraların aksine, Peygamberimiz zengindir ve son derece geniş imkanlar içinde yaşamıştır. Zaten bu, Kuran’da belirtilmiş kesin bir gerçektir:

BİR YOKSUL İKEN SENİ BULUP ZENGİN ETMEDİ Mİ? (Duha Suresi, 8)

Peygamberimiz, 9 ya da 12 yaşından itibaren amcası Ebu Talib’le birlikte ticari seferlere katılmıştır. Kumaş ve tahıl ticaretiyle uğraşan Ebu Talib yaşlanınca da, onun ticari faa­liyetlerini Peygamberimiz devam ettirmiştir.

Peygamberimiz, 25 yaşlarındayken, dul ve zengin bir hanım olan Hz. Hatice’nin ticari işlerinde ortaklık kurmuştur. Ardından Hz. Hatice ile yaptığı evlilik sonrasında bu ticari işleri yürütmeye devam etmiştir. Dolayısıyla, Peygamberimiz oldukça zengindir. Elbette imkanlarını hep İslam’ın hayrına kullanmıştır ancak aynı zamanda, son derece GÜZEL VE NEZİH BİR HAYAT sürmüştür. Zaten Müslümanların Peygamberi olarak, bunların tümüne asıl olarak o layıktır.

Peygamberimizin Fedek‘te (Medine’ye yaklaşık 150 km uzaklıkta bulunan, verimli bir hurmalık ve yerleşim yeri) sahip olduğu çeşitli ARAZİLERİ bulunmaktaydı. Peygamberimiz, sahip olduğu arazileri, intifa hakkı kendinde kalmak şartıyla kamunun istifadesine vakfetmiştir. Peygamberimizin sahip olduğu bu araziler, vefatının ardından devlete mal edilmiştir. Hz. Ebubekir, buranın gelirlerini, Peygamberimizin harcadığı yerlere sarf etmiştir.4

Peygamberimiz, müvekkilin sürekli dile getirdiği gibi, her zaman çok güzel ve temiz giyinirdi. Peygamberimizin bulunduğu ortamlar da, aynı şekilde, hep çok temiz ve bakımlıydı. Peygamberimiz, temiz kıyafetin yanı sıra, güzel kokmaya, saç ve sakal bakımına da büyük önem verirdi. Sahabelerinin, kirli, özensiz veya bakımsız olmasından hoşlanmaz, hemen onları uyarırdı.5 Peygamberimiz, Müslümanların temiz, özenli ve güzel görünmeleri konusunda, şu hadisi buyurmuştur:

Allah güzeldir; güzelliği sever.” (Sahih-i Müslim [İman 147, (91)] ve Tirmizî, Sünen [Birr 61])

Allah güzeldir ve güzelliği sever. İşte bu nedenle, cennet, HEP GÜZELLİKLERLE DOLU olarak yaratılmıştır. Müvekkile göre, cennette asla kirlenme olmayacak, her yer mis gibi tertemiz kokacaktır. Orada her yer aydınlıktır; temizlik ve güzellik içindedir. Allah, sonsuz cenneti, güzellikler içinde ve tertemiz yaratmıştır. Müvekkile göre, MÜSLÜMANLARIN DA CENNET GÜZELLİĞİNİ VE TEMİZLİĞİNİ ÖRNEK ALMALARI GEREKİR.

Dünyadaki güzellikleri ve nimetleri, başkalarına layık görüp Müslümanlardan esirgeyen bakış açısı, müvekkile göre, dünyada MÜSLÜMANLARIN EZİLMESİNİ İSTEYEN hurafeci bakış açısıdır.

Bir hususu önemle belirtelim: Müslümanların elbette hepsi zengin olmayabilir. Yoksul bir hayat sürmek zorunda kalan Müslümanlar da elbette vardır. Burada üzerinde durulan nokta, zenginliğin Müslümanlığa YAKIŞTIRILMAMASI; nimetlerin ve güzelliklerin, Müslümanlar tarafından SAHİP OLUNAMAYACAK DEĞERLER olarak gösterilmesidir. Müvekkilin buradaki eleştirisi, MÜSLÜMANLIĞI PERİŞANLIKLA EŞDEĞER TUTAN MANTIĞADIR. Buradaki eleştiri, Müslümanları, yoksulluğa, sefalete, düşkünlüğe, aç kalıp karnına taş bağlamaya, bedende iz bırakan sedir yataklarda yatmaya mecbur eden, onlara, DAHA İYİSİNE LAYIK OLMADIKLARINI telkin eden sahte ve tehlikeli zihniyetedir.

Müslümanların Örnek Alması Gereken Yaşam Şekli,
Cennette Tarif Edilen Yaşam Şeklidir

Müvekkile göre Allah, samimi kullarına, CENNETİ layık görmüştür. Onları üstün tutmuş; o yüzden onlar için, her türlü nimetin, güzelliğin, temizliğin, estetiğin kusursuz haliyle yer aldığı cenneti yaratmıştır. Demek ki Müslümanlar için asıl olan, ALLAH’IN SEÇİP BEĞENDİĞİ BU ORTAMI, BU GÜZELLİKLERİ KENDİLERİNE ESAS ALMALARI, CENNETİN NİMETLERİNE YAKIN OLMAYI ARZU ETMELERİDİR. Bütün yaşamları, TEMİZLİK, ESTETİK, GÜZELLİK hakimiyeti içinde olmalı, daima buna özenmelidirler.

Müvekkil şu gerçeği tekrar tekrar hatırlatmaktadır: ALLAH, TÜM NİMETLERİ VE GÜZELLİKLERİ DİLEDİĞİ AN YARATMAYA KADİRDİR. Dolayısıyla Müslümanların, bütün bunları ALLAH’TAN İSTEMELERİ, cennet ortamının bir benzerine ulaşabilmek için ALLAH’A DUA ETMELERİ ve ALLAH’I SEVDİKLERİNİ ALLAH’A GÖSTERMELERİ gerekir. Allah’ın yarattığı din, hurafecilerin oluşturduğu sahte sefalet dini DEĞİLDİR. ALLAH’IN YARATTIĞI DİN, SAMİMİ MÜSLÜMANLARIN AĞIRLANACAĞI CENNETİ VE ORADAKİ AHLAKI GÜZEL GÖREN BİR DİNDİR.

Kuran’da ve bir kısım hadislerde yer alan cennet tasvirleri, bu konuda çok önemli birer yol göstericilerdir:

KURAN’DAKİ BAZI CENNET TASVİRLERİ

Irmaklar, lezzetli ürünler, tertemiz eşler

(Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları müjdele. Gerçekten onlar için ALTLARINDAN IRMAKLAR AKAN CENNETLER vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiğinde: “Bu daha önce de rızıklandığımızdır” derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur. Orada, onlar için TERTEMİZ EŞLER vardır ve onlar orada SÜRESİZ KALACAKLARDIR. (Bakara Suresi, 25)

Güzel meskenler

Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde GÜZEL MESKENLER vadetmiştir. Allah’tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (Tevbe Suresi, 72)

Her yerde nimet ve mülk görülmesi

Her nereye baksan, BİR NİMET VE BÜYÜK BİR MÜLK görürsün. (İnsan Suresi, 20)

Yaşadıkları yer estetik ve sanatsaldır

Astarları, AĞIR İŞLENMİŞ ATLASTAN YATAKLAR ÜZERİNDE YASLANIRLAR. İki cennetin de meyve-devşirmesi (oradakilere) yakın (kolay)dır. (Rahman Suresi, 54)

Güzel konaklar / sevinç ve mutluluk

O da sizin günahlarınızı bağışlar, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki GÜZEL KONAKLARA yerleştirir. İşte ‘BÜYÜK MUTLULUK VE KURTULUŞ’ budur. (Saff Suresi, 12)

Nimetler içinde bir yaşam

Takva sahiplerine va’dedilen cennetin misali (şudur): İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenler için lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır ve orda onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden bir mağfiret vardır. Hiç (böyle mükafatlanan bir kişi), ateşin içinde ebedi olarak kalan ve bağırsaklarını ‘parça parça koparan’ kaynar sudan içirilen kimseler gibi olur mu? (Muhammed Suresi, 15)

İncelikler ve güzellikler

Çeşit çeşit ‘İNCELİKLERE VE GÜZELLİKLERE’ (veya her türden sık ağaçlara) sahiptirler. (Rahman Suresi, 48)

“Tertemiz” eşler

İman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Onda onlar için TERTEMİZ KILINMIŞ EŞLER vardır. Ve onları, ‘ne sıcak-ne soğuk, tam kararında gölgeliğe’ sokacağız. (Nisa Suresi, 57)

Estetik dekorasyon

Yeşil yastıklara ve çarpıcı güzellikteki döşeklere yaslanırlar. (Rahman Suresi, 76)

Ziynetler ve süsler

Hiç şüphesiz Allah, iman edenleri ve salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar, ORADA ALTINDAN BİLEZİKLERLE VE İNCİLERLE SÜSLENİRLER; ORADAKİ ELBİSELERİ İPEK(TEN)TİR. (Hac Suresi, 23)

Nefislerin arzu ettiği, gözlerin lezzet aldığı her şey

“Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; ORADA NEFİSLERİN ARZU ETTİĞİ VE GÖZLERİN LEZZET (ZEVK) ALDIĞI HER ŞEY VAR. Ve siz orada süresiz kalacaksınız.” (Zuhruf Suresi, 71)

Engin bir mutluluk

O gün, öyle yüzler de vardır ki, NİMETTE (ENGİN BİR MUTLULUK İÇİNDE)DİRLER. Harcadığı-çabadan dolayı hoşnuttur. (Ğaşiye Suresi, 8-9)

Sevinç içinde ağırlanma

Böylece iman edip salih amellerde bulunanlar; artık onlar ‘bir cennet bahçesinde’ ‘SEVİNÇ İÇİNDE AĞIRLANIRLAR’. (Rum Suresi, 15)

Işıl ışıl parlayan yüzler

O GÜN YÜZLER IŞIL IŞIL PARLAR. Rablerine bakıp-durur. (Kıyamet Suresi, 22-23)

HADİSLERDEKİ BAZI CENNET TASVİRLERİ

Cennetin güzelliklerini ve cennetteki nimetleri tarif eden hadislerden bazıları şu şekildedir:

Hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği nimetler

Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:

“Allah azze ve celle: BEN İYİ KULLARIMA HİÇBİR GÖZÜN GÖRMEDİĞİ, HİÇBİR KULAĞIN İŞİTMEDİĞİ VE HİÇBİR İNSANIN KALBİNDEN GEÇMEYEN ŞEYLER HAZIRLADIM, buyurdu. Allah’ın kitabında bunu tasdik eden delil şu ayettir: “Artık yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne sevinçler saklandığını hiç kimse bilemez.” [Secde Suresi (32), 17] (Buhârî, Bed’ü’l-halk 8, Tefsîru sûre (32), 1, Tevhîd 35; Müslim, Cennet 2-5. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân 33, 57; İbni Mâce, Zühd 39)

Mis koku

ONLARIN TARAKLARI ALTINDANDIR. KOKULARI MİS GİBİDİR. BUHURDANLIKLARINDA TÜTEN HOŞ KOKU, CENNET’İN HOŞ KOKULU AĞACINDANDIR. Eşleri hûrilerdir.” (Buhârî, Bed’ü’l-halk 8, Enbiyâ 1; Müslim, Cennet 15. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 60, Cennet 5; İbni Mâce, Zühd 39)

Kimsenin hatır ve hayalinden geçmemiş nimetler

“Mûsâ sallallahu aleyhi ve sellem Rabbine:

– Cennetliklerin en aşağı derecesi nedir? diye sordu. Allah Teâlâ da şöyle buyurdu:

– O, cennetlikler cennete girdikten sonra çıkagelen bir adamın derecesi olup kendisine:

– Cennete gir! denir.

– Yâ Rabbî! Herkes yerine yerleşmiş ve alacağını almışken ben nereye gideceğim? der. Ona:

– Sana dünya hükümdarlarından birinin mülkü kadar yer verilse razı olur musun? diye sorulur. O da:

– Razıyım yâ Rabbî! der. Bunun üzerine Allah Teâlâ ona:

– İşte öyle bir mülk senindir. Bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha, bir o kadar daha buyurur. Beşincisinde o adam:

– Razı oldum yâ Rabbî! der. Allah Teâlâ ona:

İşte bu kadar şey hep senindir. Onun on misli de senindir. BİR DE NEYİ ARZU EDİYORSAN, GÖZÜN NEDEN HOŞLANIYORSA HEPSİ SENİNDİR, buyurunca adam:

– Razı oldum yâ Rabbî! diyecek.

Daha sonra Mûsâ Aleyhisselâm :

– Yâ Rabbî! Cennetliklerin en üstün derecesi nedir? diye sordu. Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

ONLAR BENİM SEÇTİĞİM KULLARDIR. ONLARIN KERÂMET FİDANLARINI KUDRET ELİMLE BEN DİKİP MÜHÜR ALTINA ALDIM. ONLARA HAZIRLADIĞIM NİMETLERİ NE BİR GÖZ GÖRMÜŞ, NE BİR KULAK DUYMUŞ, NE DE BİR KİMSENİN HATIR VE HAYALİNDEN GEÇMİŞTİR.” (Müslim, Îmân 312)

Cennet kokuları ile güzellikte artış

“Cennet’te, Cennetliklerin her hafta gittikleri bir çarşı vardır. Orada, YÜZLERİNE VE ELBİSELERİNE CENNET KOKULARI ÜFLEYEN BİR KUZEY RÜZGÂRI eser ve böylece GÜZELLİKLERİ DAHA DA ARTAR. ESKİSİNDEN DAHA GÜZEL VE YAKIŞIKLI olarak eşlerinin yanına döndükleri zaman, aileleri onlara:

VALLAHİ GÜZELLİĞİNİZE GÜZELLİK KATILMIŞ, derler. Onlar da:

VALLAHİ YANINIZDAN AYRILALI BERİ SİZ DE DAHA BİR GÜZEL OLMUŞSUNUZ, derler.” (Müslim, Cennet 13)

Yükseklerde köşkler

CENNETLİKLER, YÜKSEKLERDEKİ KÖŞKLERİ, SİZİN GÖKYÜZÜNDEKİ YILDIZA BAKTIĞINIZ GİBİ SEYREDECEKLERDİR.” (Buhârî, Rikak 51)

Ölümsüzlük, sağlık, daimi gençlik, nimet ve mutluluk

“Cennetlikler Cennet’e girince bir kimse şöyle seslenir: SİZ CENNET’TE EBEDİYEN YAŞAYACAK, HİÇ ÖLMEYECEKSİNİZ; HEP SAĞLIKLI OLACAK, HİÇ HASTALANMAYACAKSINIZ; HEP GENÇ KALACAK, HİÇ YAŞLANMAYACAKSINIZ; HEP NİMET VE MUTLULUK İÇİNDE YAŞAYACAK, HİÇ KEDER VE SIKINTI ÇEKMEYECEKSİNİZ.” (Müslim, Cennet 22. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân 41)

Bütün dileklerin gerçek olması

“Sizden Cennet’in en aşağı derecesinde olan birine (Allah Teâlâ veya bir meleği):

– “Ne dilersen dile”, diyecek. O da bütün dileklerini söyleyecek. Kendisine, “kalbinden geçenlerin hepsini diledin mi?” diye soracak. O da:

– “Evet, diledim”, diyecek. Bunun üzerine o kimseye:

BÜTÜN DİLEKLERİN BİR MİSLİ FAZLASIYLA SANA VERİLECEKTİR, diyecek.” (Müslim, Îmân 301. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 315)

Müvekkile göre, Allah’ın güzelliğinin, sevgisinin en yoğun tecelli ettiği yer CENNETTİR. Demek ki Allah, cennetteki bu güzelliklerin yaşanmasını ve yaşatılmasını istemektedir. Bir Müslümanın her zaman BU GÜZELLİKLERE ÖZENECEK VE ONU İSTEYECEK BİR RUHTA olması gerekir. Bunun için kalbinde Allah sevgisini iyi oturtmalı, Allah’ın yarattıklarını Allah için sevmeli ve bu konuda kararlı olmalıdır. Kalbinde Allah sevgisi yerleşik olan ve bunu sürekli yaşatan bir insanın, hayatı her zaman güzelliklerle, nimetlerle ve zevk veren ayrıntılarla dolu olur.

Cennet; güzelliğin, temizliğin, estetiğin, aydınlığın ve beş duyuya hitap eden her türlü nimetin, olağanüstü halleriyle sergilendiği yerdir. Allah, böyle bir güzelliği, estetiği ve temizliği sevmektedir. Müslümanların, cennet güzelliğini ve temizliğini örnek almaları gerekir. Müslümanlar; akıllı, güzel, kaliteli kıyafetler giyen, estetik ve temizliği yaşam biçimi haline getirmiş, nezih görünümlü, saygın ve seçkin insanlar olmalıdır.

Allah, Müslümanlara Kuran’da, GÜZEL VE TEMİZ KIYAFETLER GİYMEYİ VE PİSLİKTEN KAÇINMAYI emretmektedir:

Ey bürünüp örtünen,

Kalk (ve) bundan böyle uyar.

Rabbini tekbir et (yücelt)

ELBİSENİ TEMİZLE.

PİSLİKTEN KAÇINIP-UZAKLAŞ. (Müdessir Suresi, 1-5)

Müvekkile göre, demek ki Müslümanlar, özenli bir TEMİZLİK içinde olmalı, PİSLİKTEN MUTLAKA UZAKLAŞMALI, GÜZEL GİYSİLER GİYMELİ ve hatta ZİYNETLERİNİ TAKARAK GÜZELLEŞMELİDİRLER. Bu, doğrudan KURAN’IN HÜKMÜDÜR.

Bir başka ayette Allah, Peygamberimize hitap ederken, kadınlar için “güzellikleri hoşuna gitse bile” ifadesini kullanmaktadır:

Bundan sonra (başka) kadınlar ve bunları başka eşlerle değiştirmek –GÜZELLİKLERİ SENİN HOŞUNA GİTSE BİLE– sana helal olmaz… (Ahzab Suresi, 52)

Bu ayetten de anlaşılıyor ki, güzellik, Peygamberimizin hoşuna gitmekte, kendisi, güzel kadınları beğenmektedir. Müvekkile göre, güzellik, Peygamberimize sevdirilmişken, Müslümanların böyle bir nimetten kendilerini uzak tutmaları elbette doğru olmayacaktır. Tüm güzellikler Müslümanlar içindir ve Müslümanlar, bu güzelliklere, onlardaki yaratılışı takdir ederek, Allah’ın sevgisini hissederek yaklaşmalı; bunları hayatlarında hep var etmelidirler.

İşte tüm bu sebeplerle, Müslüman ülkelerin, Avrupa’dan daha fazla sanat ve estetiğe önem vermesi, sokaklarını, caddelerini, binalarını olağanüstü estetik yapılar şeklinde inşa etmeleri, halkın sokaklarda güzel ve temiz kıyafetlerle gezmesi, her yerin çiçek gibi tertemiz kokması ve bakılan her yerde sevinç ve estetiğin göze çarpması gerekmektedir. Müslüman ülkelerin geneline baktığımızda, bundan oldukça farklı bir görünüm ortaya çıkıyor olması, oldukça vahimdir.

Müvekkile göre Allah, Kendi dininin yaşanmıyor olmasını ÖNEMLİ GÖRMEKTE, sahte bir inanış şeklinde üretilmiş hurafeci din anlayışına bu kadar azimle sahip çıkılmasını HOŞ GÖRMEMEKTEDİR. Normal şartlarda bir Müslümanın, bu korkunç görüntülerden uzak durması gerekir. ŞAYET BU ÜLKELER, KURAN MÜSLÜMANLIĞINI, YANİ GERÇEK İSLAM’I GEREĞİ GİBİ YAŞASALAR, BU GÖRÜNTÜLERİN ZERRESİNİN DAHİ ASLA OLUŞMAYACAĞI AÇIKTIR.

Müvekkilin yıllardır Kuran’dan delillerle anlattığı ve aslında, aklı ve izanı yeterli derecede çalışan herkesin çoktan anlamış olduğu GERÇEK İSLAM, bütün dünya için ACİL BİR İHTİYAÇTIR. Gerçek İslam, sadece Müslüman ülkelerin üzerindeki kara bulutları kaldırmayacak, aynı zamanda bütün dünya için kardeşliğin ve huzurun kaynağı olacaktır. Kuran’daki İslam’ın güzelliğini ve sevincini doya doya yaşamak varken, sırf geleneklere bağlı kalma uğruna bağnaz zihniyete böyle körü körüne yapışmak, müvekkile göre, derin bir AKIL TUTULMASIDIR. Gitgide derinleşen ve toplumları körelterek yok eden bu sorunun acilen ortadan kaldırılması ve Allah’ın isteğine kulak vermek gerekmektedir. Yoksa bu felaket, söz konusu toplumları, bir girdabın içine alıp yok edecek gibi görünmektedir.

Söz konusu görüntülerden, müvekkil Adnan Oktar’ın yıllardır büyük bir kararlılıkla anlattığı KURAN MÜSLÜMANLIĞININ NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞU bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Türlü kılıflarla, müvekkilin yaptığı bu büyük tebliğin önüne geçmek, Ortadoğu’yu saran bu ateşi daha da körüklemek anlamına gelir. MÜVEKKİLİN SÖZLERİNİN SÜRATLE UYGULANMASI GEREKİR.

Müvekkil, bu hususta tebliği oldukça güçlü ve etkili olan bir insandır. Geçmişte Türkiye’de gençler arasında Kuran dindarlığının yayılmasına vesile olan yegane kişidir. Şu anda da bu yönde çalışmalar yapılmasını elzem görmektedir. Kendisi, bu konuda her zaman yardıma hazır olduğunu yeniden belirtmektedir. Kendisinin cezaevinden çıkma gibi bir şartı bulunmamakta, bir danışman olarak yardımcı olup yönlendirebileceği kişilerle görüşme talep etmektedir. Bu hususun değerlendirilmesi, kendi ülkemiz için de, Müslüman toplumlar için de büyük önem teşkil etmektedir.

Takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.18.07.2026


  1. Kuralsız Sokaklar, 12. Bölüm
  2. Kuralsız Sokaklar, 13. Bölüm
  3. Kuralsız Sokaklar, 14. Bölüm
  4. Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, Prof. Dr. İbrahim Sarıçam, Ankara 2003, s. 399-400
  5. https://www.diyanethaber.com.tr/hz-peygamberin-giyim-tarzi-temiz-ve-sade
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir