Müvekkil Adnan Oktar’dan Sn. Barış Pehlivan’a Açık Mektup

By gundem
6 Min Read

MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’DAN SN. BARIŞ PEHLİVAN’A AÇIK MEKTUP:

MERHAMET MERHAMETİ, İFTİRA İFTİRAYI ÇEKER

Geçtiğimiz günlerde Sn. Barış Pehlivan hakkında, eski kız arkadaşına yönelik taciz iddiaları basına ve sosyal medyaya yansımış; bu iddialar üzerinden kendisi hakkında ağır ithamlarda bulunulmuştur. Sn. Pehlivan ise söz konusu iddiaları reddetmiş, iftiraya uğradığını açıklamıştır.

Sn. Pehlivan hakkındaki haber manşetlerinden bazıları şöyledir:

Akit TV’nin X sayfasından alıntıdır: https://x.com/akittv/status/2074450435788669429

Diriliş Postası isimli internet sayfasından alıntıdır: https://www.dirilispostasi.com/baris-pehlivanin-adi-taciz-skandalina-karisti-eski-sevgili-israrli-takipten-sikayetci-oldu

Öncelikle belirtmek isteriz ki, müvekkil Adnan Oktar, Sn. Pehlivan hakkındaki bu iddiaları doğru kabul etmemekte; Sn. Pehlivan’ın açıklamalarını esas almakta ve kendisinin bu süreçte haksız bir karalama ile karşı karşıya kalmış olabileceğini düşünmektedir.

Ancak bu olay, müvekkil açısından çok daha temel ve önemli bir meseleyi yeniden gündeme getirmiştir:

İftira, karalama, haksız suçlama ve peşin hüküm sadece kendinize ve sevdiklerinize değil; fikirlerinden hoşlanmadığınız birine yöneldiğinde de yanlıştır.

Şayet benzer iddialar müvekkil Adnan Oktar veya arkadaşları hakkında ortaya atılmış olsaydı, Sn. Pehlivan’ın geçmişteki yayın üslubu dikkate alındığında, bu iddiaların doğruluğunu sorgulamadan, müvekkile ya da ilgililere cevap hakkı tanımadan, bunları kesinleşmiş gerçekler gibi, elinde sunum çubuğu ile ekranda anlatması kuvvetle muhtemeldir.

Oysa hak, hukuk, adalet, sadece sevdiğimiz, yakın gördüğümüz veya aynı dünya görüşünü paylaştığımız kişiler için istenecek değerler değildir; hak, hukuk ve adalet, en uzak gördüğümüz, en çok eleştirdiğimiz, hatta fikren tamamen karşı olduğumuz kişiler için de aynı hassasiyetle savunulmalıdır.

Müvekkil Adnan Oktar, Sn. Pehlivan’ın düşünen, sorgulayan, Türkiye’de adalet ve yargı sisteminin düzelmesi, fikir özgürlüğünün güçlenmesi yönünde temennileri olan bir gazeteci olduğunu düşünmektedir. Bu nedenle, hakkında çıkan ağır iddialardan duyduğu rahatsızlığı da insani olarak anlamaktadır.

Ancak müvekkil, Sn. Pehlivan’ın ve genel olarak sol kesimin önemli bir kısmının, haksızlık ve hukuksuzluk karşısında çoğu zaman seçici davrandığı kanaatindedir.

Kendi çevrelerine, kendi fikir dünyalarına veya sevdikleri kişilere yönelen haksızlıklarda güçlü tepki gösterilirken; farklı ideolojiden, farklı hayat tarzından veya farklı inanç çevresinden kişilere yönelen haksızlıklarda aynı duyarlılığın gösterilmemesi, Türkiye’de adalet duygusunu zayıflatan en önemli sorunlardan biridir.

Oysa bir toplumda adaletin gerçekten yerleşebilmesi için, herkesin şu ilkeyi kabul etmesi gerekir:

Haksızlık, kime yapılırsa yapılsın haksızlıktır.
İftira, kime atılırsa atılsın iftiradır.
Zulüm, kime yönelirse yönelsin zulümdür.

Türkiye’de yargının kusursuz işlemesi, hukuksuzlukların sıradanlaşmaması, haksız uygulamaların olağan kabul edilmemesi için; gazetecilerin, hukukçuların, siyasetçilerin ve kanaat önderlerinin yalnızca kendi çevreleri için değil, herkes için adalet talep etmeleri şarttır.

Dindarlar için de, milliyetçiler için de, solcular için de, laikler için de, tarikat mensupları için de, başörtülüler için de, modern hayat tarzına sahip kişiler için de aynı hukuk ilkeleri savunulmalıdır.

Fikir ayrılıkları elbette tartışılabilir. Bir kişinin düşünceleri, yaşam biçimi, inançları veya geçmişteki açıklamaları eleştirilebilir. Ancak söz konusu bir insanın haysiyeti, özgürlüğü, itibarı ve temel hakları olduğunda; gerçek demokratlık ve gerçek vicdan, kişinin sevip sevmediğine bakmadan hakkı savunabilmektir.

Müvekkil Adnan Oktar, bu konuda Sn. Pehlivan’a somut bir örnek üzerinden seslenmektedir.

Yakın zamanda tutuklanan Sn. Deniz Göktaş’ın ellerinin arkadan kelepçelenmesi, birçok gazeteci ve siyasetçi tarafından insan onuruna aykırı bir uygulama olarak gündeme getirilmiştir. Bu tepkiler yerindedir. Bir insanın düşünceleri, esprileri veya sözleri nedeniyle ellerinin arkadan kelepçelenmesi, tutuklanması vicdanı rahatsız etmektedir.

ANCAK NE YAZIK Kİ SN. PEHLİVAN, 2018 YILINDA, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN GÖZALTINDA İKEN HASTANEYE VE EMNİYETE BAŞI BASTIRILARAK GÖTÜRÜLMESİNE; MÜVEKKİLİN ARKADAŞ GRUBUNDAN OLAN GENÇ HANIMLARIN VE ERKEKLERİN, POLİS OPERASYONU SIRASINDA KOLLARI TERS KELEPÇE OLARAK YÜZÜKOYUN YERE YATIRILIP, BAZI HANIMLARIN YÜZÜNE POSTALLA BASILMASINA AYNI DUYARLILIĞI GÖSTERMEMİŞTİR.

Hiçbir risk veya tehlike arz etmeyen, hayatında bir kez dahi karakola gitmemiş, eğitimli, nezih ve herhangi bir direnç göstermeyen kadınların, en azılı katillere, teröristlere uygulanan yöntemle, elleri arkadan kelepçelenerek yüz üstü yere yatırılmaları, saatlerce bu şekilde tutulmaları, direnç göstermedikleri halde, korku ve dehşet ortamı oluşturulmasına sessiz kalmak, hatta bunları alkışlamak,

  • bugünkü ters kelepçelerin,
  • yersiz tutuklamaların,
  • tehdit ve baskıyla devşirilen suni etkin pişmanların,
  • çıplak aramaların,
  • karalama ve iftira kampanyalarının,
  • itibar suikastlerinin zeminini hazırlamıştır.

Çünkü haksızlık karşısında sessizlik, haksızlığın büyümesine ve yayılmasına yol açar.

Bir kesim, başka bir kesime yapılan hukuksuzluğu alkışladığında, o hukuksuzluk zamanla herkese yönelen bir yönteme dönüşür. Bugün başkasına reva görülen haksızlık, yarın insanın kendi kapısına dayanabilir.

Sn. Pehlivan’ın sahip olduğu imkanları yalnızca kendi çevresi için değil; haksızlığa uğrayan herkes için, merhametle, adaletle ve hakkaniyetle kullanması büyük bir sorumluluktur.

Merhamet merhameti, zulüm ise zulmü çoğaltır.

İftiraya rıza göstermek, iftirayı meşrulaştırır.

Zulme sessiz kalmak, zulmün yayılmasına imkân verir.

Haksızlık karşısında seçici davranmak, adalet duygusunu yok eder.

Ülkemizde gerginliklerin azalması, hukuksuzlukların sona ermesi ve adalet duygusunun yeniden güçlenmesi için, her kesimin birbirinin hakkına sahip çıkması gerekir.

Gerçek adalet, yalnızca sevdiklerimiz için istediğimiz adalet değildir.
Gerçek merhamet, yalnızca yakın gördüklerimize gösterdiğimiz merhamet değildir.
Gerçek vicdan, sevmediğimiz kişilere yapılan haksızlık karşısında da ses çıkarabilmektir.

Kamuoyunun bilgilerine bilvekale sunarız. 12.07.2026

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir