“Suç Buharlaştırma” Geleneğinin İlk Denemesi, Adnan Oktar Davasında Yapılmıştı

By gundem
12 Min Read

ADNAN OKTAR’DAN DUYURUDUR

CHP GENEL BAŞKANLIĞINA

Uzunca bir zamandır, hali hazırda İBB davasında kullanılan yöntemlerin, ilk olarak Adnan Oktar davasında uygulandığını, ilk denemelerin o davada yapıldığını ve bu deneme yoluyla bu tip kumpas davalarında uygulanabilecek stratejinin belirlendiğini anlatmaktayız. Müvekkil Adnan Oktar, henüz kendisine ve arkadaşlarına yönelik kumpas yöntemleri uygulanırken, özellikle CHP camiasını çeşitli yazılar ile uyarmış ve bütün bu hukuksuz uygulamaların BAŞLARINA GELEBİLECEĞİNİ, bu konuda dikkatli olmaları gerektiğini ve kendisine ve arkadaşlarına yapılan HUKUKSUZLUKLARI DESTEKLEMEMELERİ GEREKTİĞİNİ defalarca hatırlatmıştı. Ancak o dönemde, demokrasi, hukuk ve eşitlik adına ortaya çıkan bir kısım CHP’liler, ne yazık ki, Adnan Oktar grubunu, “kendi mahallelerinden” GÖRMEDİKLERİ için, bu hukuksuz eylemleri desteklemiş ve farkında olmadan KENDİLERİNE DOĞRU GİDEN BİR SÜRECİN YOLUNU AÇMIŞLARDIR.

Müvekkil, halen, CHP camiasını, hiçbir hukuksuzluğu desteklememeleri gerektiği yönünde uyarmakta ve özellikle kendisine ve arkadaşlarına yönelik hala karşıt tutum izleyenleri durumun vahameti konusunda uyandırmaya çalışmaktadır. Dün müvekkile yapılanlar bugün CHP’ye yapılmıştır ve CHP’nin içinde, KENDİNDEN OLMAYANA YAŞAM VE HUKUK HAKKI TANIMAYANZİHNİYETLER var olduğu sürece , bu yaşananların dozajı artacak gibi görünmektedir.

Bu, müvekkilin asla isteyeceği bir şey değildir. Müvekkil, söz konusu davalarda tutuklu sanıkların bir an önce yargılamalarının yapılıp suçsuz bulunmalarını ve tahliye edilmelerini gönülden istemektedir. Zaten müvekkilin şimdiye kadar yaptığı uyarıların nedeni, bu sorunların CHP camiasını daha fazla sarmasını engelleyebilmektir.

Kumpas Dosyaları Hep Aynı Yöntemlerle İlerler

CHP camiasına yönelik olarak gerçekleştirilen eylemler detay detay incelendiğinde, gerçekleşen neredeyse tüm hukuksuz olayların, ADNAN OKTAR DAVASINDA BİZZAT YAŞANDIĞI görülmektedir. Bu örnekleri CHP’nin dikkatine sunmaktaki amacımız, kumpas dosyalarında olayların AYNI AŞAMALARLA VE AYNI YÖNTEMLERLE sürdüğünü gösterebilmek içindir. Aynı zamanda, Adnan Oktar davasının, ÇOK DAHA KAPSAMLI BİR KUMPAS DAVASI olduğunu gösterebilmektir.

CHP camiasının, bütün bunları yaşayarak tecrübe etmelerini elbette asla istemezdik. Ancak bu ne yazık ki, yakın geçmişte yapılan hataların bir sonucudur. Adnan Oktar kumpas davası devam ederken ve tüm hukuksuzluklar Türkiye’nin gözleri önünde gerçekleşirken, CHP gibi kıymetli bir partinin sessiz kalması (hatta aralarında hukuksuzlukları destekleyenlerin bulunması) demokrat zihniyete yakıştıramadığımız bir durum olmuştur. Bu sessizlik, CHP’nin şu an AYNI HUKUKSUZLUKLARLA muhatap olmasına sebep olmuştur.

Adnan Oktar davasında yaşananların, bugün İBB davalarında yaşandığının önemli kanıtlarından biri geçtiğimiz günlerde tekrar gündeme gelmiştir.

Mehmet İlhan Gülay’ın
“Şüpheli”den “Müşteki”ye Dönüşümü

İBB soruşturması kapsamında tutuklanan Mehmet İlhan Gülay, Ataşehir’deki arazisine inşaat yapabilmek için İBB’ye rüşvet vererek emsal değişikliği yaptırmakla suçlanmıştır. Mehmet İlhan Gülay, bu soruşturma kapsamında 24 saatte üç farklı ifade vererek bir anda şüpheli konumundan müşteki konumuna geçiş yapmıştır.

Mehmet İlhan Gülay, ilk ifadesinde rüşvet iddialarını kesin bir dille reddetmiş, imar sürecinin AKP döneminde başladığını belirtmiştir.

İkinci ifadesinde ise “Benden rüşvet istendi” demiş ve bazı bürokrat ve siyasetçilerin isimlerini vererek “Protokolü zorla imzalattılar” iddiasında bulunmuştur.

Cezaevinden savcılığa gönderdiği üçüncü ve yazılı olan ifadesinde ise, daha önce verdiği isimlerden bazılarını çıkarmış ve yerlerine yeni isimler eklemiştir. İlk ifadede Sn. Ekrem İmamoğlu ile görüşmeye dair bir bilgi bulunmazken üçüncü ifadede Sn. İmamoğlu ile görüşüldüğünü iddia etmiştir.

Savcı karşısında tekrarladığı son ifadesinde, İBB beni de mağdur etti, ben de şikayetçiyim diyerek, DAVANIN ŞÜPHELİSİYKEN BİR ANDA DAVANIN ŞİKAYETÇİSİ OLMUŞTUR.

Son ifadenin hemen ardından Mehmet İlhan Gülay TAHLİYE EDİLMİŞTİR.

Bu durum son derece tanıdıktır. Keza, Adnan Oktar davasında çok çeşitli örneklerle yaşanmıştır.

Sanıktan Müştekiye Dönüşüm,
İlk Olarak Adnan Oktar Davasında Uygulandı

Adnan Oktar davası, birkaç husumetli kişinin iftiraları üzerinden şekillenmiş ve iddia makamının SADECE BU İFTİRALAR üzerine oluşturduğu ve hiçbir maddi delile dayanmayan bir iddianame üzerinden yürütülmüştür. Öyle ki iddia makamı, iddianamede, söz konusu kişilerin ve bu kişilerin tehditleri sonucunda müşteki konumuna getirilen bazı şahısların iftiralarından oluşan ifadeleri dışında hiçbir konuyu iddianamesine almamış, hatta iddiaları araştırmamıştır bile.

Söz konusu iddia makamı, bazı etkin pişman sanıklarla yaptığı bir ÖZEL GÖRÜŞMEDE, müvekkil ve arkadaşlarını kastederek, “EĞER ONLAR ÇIKARSA, BİZ GİRERİZ” ifadelerini kullanmış ve yaptıklarının hukuksuz olduğunu açıkça İTİRAF ETMİŞTİR. Bu görüşme, tüm detaylarıyla dava dosyasına sunulmuş; ancak bu belge de, -sanıklar lehine tüm diğer deliller gibi- gerekçeli karara alınmamış ve UNUTTURULMUŞTUR.

Soruşturma dosyası şekillenirken, bazı evraklarda isimleri ETKİN PİŞMANSANIK olarak geçen bazı kişiler, müvekkil ve arkadaşları hakkında iftira beyanlar verdikleri için bir anda MÜŞTEKİ KONUMUNA getirilmişlerdir. Örneğin soruşturma aşamasında, Özkan Deniz (Mamati) ve Uğur Şahin gibi isimler etkin pişman sanık sıfatıyla yer almış ve kendi itirafları ve çeşitli kişilerin ifadeleri doğrultusunda cinsel saldırı, taciz gibi iddialarla suçlanmışlardı. Ancak sonrasında, yaklaşık olarak 11 kere emniyette ifade veren bu kişiler, BİR ANDA MÜŞTEKİ SIFATINA KAVUŞMUŞ ve KUMPAS DOSYASINDA HER İSTEDİKLERİ YAPILAN, HER SÖYLEDİKLERİNE İNANILAN BİR İFTİRA KAYNAĞI olarak yerlerini almışlardır.

Özkan Deniz (Mamati – dava sonrasında soyadı değişikliği yapmıştır) ve Uğur Şahin’in, soruşturma dosyasında etkin pişman sanık olarak yer aldığına dair soruşturma savcısının imzası bulunan belgeler

Benzer durum bu kişilerin dosyada hedef gösterdiği bazı genç kadınlar bakımından da yaşanmıştır. Soruşturma dosyasına Özkan Deniz (Mamati) ve Uğur Şahin tarafından ismi şüpheli olarak verilen birtakım kadınlar, ifadelerine başvurulmak üzere emniyete çağırılmış ve emniyette, bu konu ile görevli olan ve pek çok şaibeli işlemde imzaları bulunan 3 POLİS MEMURU tarafından sorgulanmışlardır. Söz konusu sorgular sırasında bu kadınlara, “ismin dosyada ŞÜPHELİ olarak geçiyor, diğerleri gibi SEN DE TUTUKLANACAKSIN. Ancak ŞİKAYETÇİ olursan TUTUKLANMAKTAN KURTULURSUNtehdidi yapılmıştır. Dahası, bu kişilere, dosyanın diğer şüphelileriyle birlikte “YURT DIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI” tedbiri konmuştur. Bütün bu tehditleri karşısında gören genç kadınlar, cezaevinden kurtulmak için şikayetçi sıfatını kabul etmiş ve sadece arkadaş oldukları bu insanlar hakkında sayısız kere iftira metinlerine imza atmak zorunda kalmışlardır. Söz konusu kadınlar da en az 3-4 kere emniyete çağırılmış ve her biri AYNI TARİHLERDE, benzer, hatta KOPYALA-YAPIŞTIR metinlerin altına imza atmak zorunda bırakılmışlardır.

Bu şekilde Adnan Oktar davasında, hiç yoktan cinsel suçlar oluşturulmuş ve bu kadınlar, kendilerini aşağılamak pahasına, çeşitli iftiralarla, onlarca kişinin onlarca yıllık hapis cezalarına çarptırılmalarına sebep olmuşlardır. Adnan Oktar davasında cinsel suçların oluşum süreci, işte bu şüpheliden müşteki çıkaran sistem ile mümkün olmuştur.

Elbette dava bir kumpas davası olduğu için, iddia makamı ve mahkeme tarafından sadece söz konusu iftira beyanlara itibar edilmiş, bu iddiaları yalanlayan somut deliller dava dosyasına bile ALINMAMIŞTIR. Örneğin iki kişi, sözde cinsel isnatlar sırasında YURT DIŞINDA OLDUĞUNU BELGELEMİŞ, bir kişi o tarihlerde ağır kanser hastalığı nedeniyle HASTANEDE OLDUĞUNU VE KEMOTERAPİ GÖRMEKTE OLDUĞUNU DELİLLENDİRMİŞ, bir kişi de HTS KAYITLARIYLA, BELİRTİLEN TARİH VE SAATTE İDDİA EDİLEN YERDE OLMADIĞINI İSPAT ETMİŞTİR. Ancak bu ispatların hiçbiri dava dosyasındaki yerini ALMAMIŞ, mahkeme heyeti tarafından dikkate alınMAmış ve bu kişiler, SUÇSUZLUKLARINI KANITLAMIŞ olmalarına rağmen iftira beyanlara dayanarak tutuklanmış; hatta bu suçlamalardan hüküm giymişlerdir.

İşte Adnan Oktar dosyası, böylesine büyük hukuksuzluklarla tarihe geçmiş bir dosyadır.

Şimdi İBB davasında, bu hukuksuzlukların sadece bir tanesinin bile gerçekleşiyor olması, kamuoyunu oldukça şaşırtmakta, savunma tarafı -haklı olarak- bu konuların anormalliğini sürekli olarak dile getirmektedir. Ancak 8 yıl boyunca, Adnan Oktar davası sanıklarına bu yapılanlara o dönemde kimse SES ÇIKARMAMIŞ hatta bu yaşananlar GÖRMEZDEN GELİNEREK, yapılan kumpas eylemi pek çokları tarafından takdir görmüştür.

Bu Yaşananlar Yeni Değil;
Suçlar Son 8 Yıldır Sürekli Buharlaştırılıyor

İBB davasında tutuklu Gürkan Akgün’ün avukatı Selin Gönül, Mehmet İlhan Gülay’ın, dosyanın şüphelisi olarak tutuklandığını söylemiş ve “ancak sonra her ne olduysa müştekisi oldu. Hakkındaki ŞÜPHELİ SIFATI BUHARLAŞTI. Şimdi biz ne oldu da BU SIFAT DEĞİŞİKLİĞİNİN yaşandığını bilmiyoruz. DOSYANIN İÇİNDE DE GÖREMİYORUZ” demiştir.

İşte bu SUÇ BUHARLAŞTIRMA eylemi, şu anda İBB sanıklarına ve avukatlarına şaşırtıcı gelse de, aslında ADNAN OKTAR DAVASINDA SÜREKLİ OLARAK UYGULANMIŞ bir eylemdir:

Yukarıda isimlerini saydığımız davanın ana müştekileri, kendilerinin yaptıklarını itiraf ettikleri suçlar olmasına rağmen, bir anda polis ve mahkemeler tarafından sözüne itibar edilen müştekiler konumuna gelmişlerdir.

Soruşturma aşamasındaki evrakta yer alan ve bizzat kendi itirafları olan suçlar, HER NASILSA BİR ANDA BUHARLAŞIP YOK OLMUŞTUR.

Bu evraklar, dava dosyasında HALEN BULUNMASINA rağmen, her nedense mahkemeler tarafından açık ve aleni şekilde görmezden gelinmişlerdir.

Özkan Deniz (Mamati) tarafından yapılan dolandırıcılık itirafında, asli fail Özkan Deniz (Mamati) olmasına rağmen, ONA DAVA DAHİ AÇILMAMIŞ ama KENDİSİNİN İŞLEDİĞİNİ BELİRTTİĞİ BU SUÇ ÜZERİNE TAM 13 KİŞİ TUTUKLANMIŞ VE HÜKÜM GİYMİŞTİR. [Dolandırıcılık yargılaması ana davanın bitiminden 3 sene sonra başlamış ve BERAAT ile sonuçlanmıştır. Ancak bu yargılamaya kadar ÖZKAN DENİZ (MAMATİ) DIŞINDAKİ 13 KİŞİ, Özkan Deniz’in (Mamati) yaptığını iddia ettiği bu suç nedeniyle cezaevinde TUTUKLU KALMIŞLARDIR.]

Müvekkil ve arkadaşları hakkında, İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2025/42 Esas, 2025/165 Karar no’lu dolandırıcılık suçu bakımından beraat kararı

Görülebileceği gibi “SUÇ BUHARLAŞTIRMA“, PROVASI 8 SENE ÖNCE YAPILMIŞ olan ve ne yazık ki o dönemde pek çok CHP’li tarafından destek görmüş olan bir uygulamadır. Şayet;

Bu prova döneminde buna SES ÇIKARILSAYDI,

Bu hukuksuzluğun ÖNÜNDE DURULSAYDI,

Türkiye’de böyle bir hukuk sistemine izin verilmeyeceği YÜKSEK SESLE SÖYLENSEYDİ,

Sağcı-solcu ayırt edilmeden HERKES TEPKİSİNİ KOYSAYDI,

Bugün bu uygulama İBB davasında bu kadar rahat uygulanabiliyor olmazdı.

Hukuksuzluklara Karşı El Ele Vermek,
Güç ve Başarı Sağlar

Kanaatimizce CHP temsilcilerinin, Adnan Oktar davasının GERÇEK ve ÇOK DAHA BÜYÜK BİR KUMPAS DAVASI OLDUĞUNU ve bu davada yaşanan HUKUKSUZLUKLARA BİLE BİLE GÖZ YUMULDUĞUNU kabul etme zamanları gelmiştir. Vaktinde yapılan uyarıların dikkate alınmamış olması elbette büyük bir kayıptır ve şu an sonuçları çok ağır olmaktadır. Ama yine de hukuksuzluğa karşı ortak bir mücadele için hiçbir zaman geç değildir.

Müvekkil Adnan Oktar, İBB davasında karşılaşılan hukuk ihlallerine ve gereksiz olduğunu düşündüğü tutuklamalara karşı vicdanen rahatsız olmaktadır. Müvekkil, hiç kimsenin acı çekmesini, zorluk çekmesini İSTEMEMEKTE; herkese çok şefkat ve merhamet duymaktadır. Müvekkile göre, CHP YETKİLİLERİN DE, BAŞKALARINA YÖNELİK HUKUKSUZLUKLARDA GEREKEN TAVRI GÖSTERMELERİ ve KENDİ GÖRÜŞLERİNDEN OLMAYANLARIN DA HAKKINI SAVUNACAK BİR STRATEJİ İÇİNE GİRMELERİ hayati bir önem taşımaktadır. Aksi takdirde, gitgide vahim hale gelen bu hukuk sistemi, daha büyük sorunları beraberinde getirecektir.

CHP camiasının takdirine sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.10.07.2026


  1. https://www.evrensel.net/haber/5990258/ibb-davasinda-58-inci-gun
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir