“CEZAEVLERİNİ DOLAŞARAK ETKİN PİŞMAN DEVŞİREN AVUKAT” UYGULAMASI İLK ADNAN OKTAR DAVASINDA KULLANILMIŞTIR
CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel
ve
Adalet Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın Gökçe Gökçen
Dikkatlerine
KONU: İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesinde başlayan İBB Davası’yla İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde tamamlanan Adnan Oktar Davası’nın duruşma süreçlerinde yaşanan benzer hukuk ihlallerinden beşincisinin sunumudur: Belli bir avukatın farklı cezaevlerindeki tutukluları ziyaret ederek etkin pişmanlık adı altında insanları iftira atmaya zorlaması
AÇIKLAMALAR:
Etkin pişmanlık müessesesi, İBB Dosyasının soruşturma ve kovuşturma aşamalarında aynı Adnan Oktar Dosyasının soruşturma ve kovuşturma aşamalarında olduğu gibi maddi ve manevi zarardan kurtuluş yolu olarak işletilmiş, bazı insanlar da zarara uğramamak adına dosyadaki suçlamaları doğrulayacak veya genişletecek şekilde ifade vermeye mecbur bırakılmıştır.
Konunun daha net anlaşılması bakımından Adnan Oktar Davası’nın başlangıcından itibaren bazı temel konuları kısaca özetlemek yerinde olacaktır:
Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları hakkındaki dosya 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden yaklaşık 2 hafta sonra yapılan ve asılsız FETÖ bağlantısı iddiasını ortaya atan sahte bir ihbarla açılmıştır. Özkan Deniz (Mamati) ve Uğur Şahin 2017 yılının Ekim ayında gruba operasyon yapılması planlandığı haberini alınca kendilerini kurtarmak amacıyla arkadaş grubundan ayrılmışlardır. Ancak gruptan ayrılmaları tek başına yeterli olmamış, kurgulanan dosyanın alt yapısını oluşturacak karalama ve iftiralar bu kişilerin yalan beyanlarıyla şekillenmiştir. Sonrasında da dosyadaki delil yokluğunu ortadan kaldırabilmek için bir insan avı başlatılmıştır.
Nitekim devam eden süreç boyunca birçok genç kadın Özkan Deniz (Mamati) ve Fırat Develioğlu’nun başrollerinde yer aldığı bir yapılanma tarafından korkutularak, kışkırtılarak, tehdit edilerek ve menfaat temin edilerek asılsız ifadeler vermeye yöneltilmişlerdir. Buna dair çok sayıda somut delil ana dava dosyasında belgeleriyle mevcuttur. Bu faaliyetler ilerleyen yıllar boyunca ortaya sahte müştekiler ve etkin pişmanlıkçılar çıkarmıştır.
11 Temmuz 2018 tarihli polis operasyonuyla birlikte gözaltına alınan 170 kişi tutuklanmış, Türkiye’nin farklı illerindeki cezaevlerine dağıtılmış, alabildiğine zor şartlarda hayatlarını devam ettirmeye zorlanmışlardır. Bu uygulamanın ana amacının ise isnatlara dair somut delil olmaması açığını etkin pişman beyanlarıyla kapamak olduğu kısa sürede açığa çıkmıştır. Tutuklamaların hemen ardından Av. Celal Ülgen’in ofisinde çalışan Av. Fuat Selvi tek tek cezaevlerini dolaşmaya başlamıştır. Bir süre sonra Av. Hüseyin Küçük isimli bir kişi de etkin pişman bulmak için cezaevi turlarına katılmıştır.
Av. Fuat Selvi’nin ziyaret ettiği tutuklulardan bazıları şunlardır:
- Serdar Dayanık – İzmir
- Altuğ Revnak Eti – Tekirdağ
- Mustafa Arular – Bandırma
- Burak Abacı – İzmir
- Murat Develioğlu – Bandırma
- Necati Koç – İzmir
- Saim Erdem Ertüzün – İzmir
- Görkem Erdoğan – Ankara
- Mehmet Murat Atmaca – İzmir
- Ayşegül Hüma Babuna – Silivri
- Gökalp Barlan – Tekirdağ
- Aydın Kasap – İzmir
- Ahmet Oktar Babuna – Tekirdağ
- Ferhunde Eda Babuna – Kocaeli
- İbrahim Tuncer – Tekirdağ
- Hikmet Fatih Müftüoğlu – Burhaniye
Av. Fuat Selvi’yi bunca tutukluyu, hiçbirinin vekaleti kendisinde olmadığı halde, Tekirdağ’dan İzmir’e, Ankara’dan Silivri’ye her türlü masrafa katlanarak tek tek dolaştıran motivasyon; oluşturulan kumpas dosyasındaki iftiraları destekleyecek beyanlar toplayabilmektir. Görüştüğü her kişiye güya “Devletin Adnan Oktar’ın üzerini çizdiği” yalanını söyleyerek, “yeniden mavi gökyüzünü görmenin” tek yolunun Adnan Oktar’ı karalayan beyanlarda bulunmak olduğunu anlatmıştır. GÖRÜŞMELERİNDE, “DEVLET SİZİN ÜZERİNİZİ ÇİZDİ”, “DEVLET SİZİN DURUŞUNUZU BEĞENMİYOR”, “DEVLETİN İSTEDİĞİNİ YAPIP İFADE VERİRSENİZ HAKKINIZDAKİ SUÇLAMALAR BUHARLAŞTIRILACAK”, “ÖRGÜT DOSYALARINDA TCK İŞLEMEZ, SAVCI VE HAKİMLERİN YAPACAĞI BİRŞEY YOK, DİLEKÇELERİNİZİ BİLE OKUMUYORLAR” ŞEKLİNDE KONUŞMALAR YAPARAK KARŞISINDAKİ KİŞİLERE KORKU VE SAHTE UMUT AŞILAMIŞTIR.
Müvekkilin arkadaşları Av. Fuat Selvi’nin cezaevi ziyaretlerinden sonra kendisinden şikayetçi olmuşlardır. Bu şikayetlere bir örnek şöyledir:
Adnan Oktar Davası dosyasında, Av. Fuat Selvi’nin ve Av. Hüseyin Küçük’ün cezaevleri ziyaretleri yaparak müvekkilin arkadaşlarını etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmadıkları takdirde cezaevlerinden asla çıkamayacaklarıyla korkuttuklarına dair çok sayıda belge vardır. Bunlardan bir tanesi ile ilgili bilgiler şöyledir:
İzmir Barosu avukatı olan Hüseyin Küçük de hiçbir tanışıklığı olmadığı halde Zeynep Yalçın, Mukbil Yalçın, Ebru Altan, Beril Koncagül (yeni adı: Alin İzgi Demir) ve Çağla (Çelenlioğlu) Doğan gibi tutuklularla görüşme gerçekleştirmiştir. Ebru Altan, Mukbil Yalçın ve Zeynep Yalçın bu avukatın art niyetini sezmişler, oyunlarına aldanmamışlardır. Ebru Altan ve Zeynep Yalçın meslek etiğine aykırı söylemleri sebebiyle şikayet dilekçesi yazmışlardır. Çağla (Çelenlioğlu) Doğan ve Beril Koncagül ise Av. Hüseyin Küçük’ün baskı ve korkutmalarına dayanamamışlar, cezaevinden kurtulmak için etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmaya mecbur kalmışlardır.
Beril Koncagül ve Av. Hüseyin Küçük arasındaki iletişim, şahsın 5 Ocak 2019 tarihli etkin pişman ifadesinde şöyle vurgulanmıştır:
“…İKİMİZ AVUKAT HÜSEYİN KÜÇÜK İLE KONUŞTUK VE BİZ ÇAĞLA İLE BERABER KOĞUŞTA BİLDİKLERİMİZİ SAVCILIĞA AYRI AYRI DİLEKÇE HALİNDE ÖRGÜT HAKKINDAKİ TÜM BİLDİKLERİMİZİ DOĞRU BİR ŞEKİLDE YAZIP GÖNDERDİK.”
Daha da ilginç olan, o esnada avukatı farklı bir kişi olmasına rağmen etkin pişman Beril Koncagül’ün 12.02.2019 tarihinde yapılan fotoğraf teşhisine de Av. Hüseyin Küçük’ün girmiş olmasıdır. Bu durum etkin pişman toplamak için cezaevlerini dolaşan söz konusu avukatların yönlendirdikleri kimseleri herhangi bir aksaklık çıkmasın diye her aşamada kontrolleri altında tutmaya çalıştıklarının da bir göstergesi olmuştur.
İBB DAVASI İLE İLGİLİ HABERLERE VE YORUMLARA BAKILDIĞINDA, BAZI AVUKATLARLA CEZAEVİ TURLARI DÜZENLEYİP ETKİN PİŞMANLIKÇI DEVŞİRME STRATEJİSİNE SÖZ KONUSU DOSYADA DA BAŞVURULDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR.
(https://x.com/CanBursali/status/2031983720865943585)
(https://x.com/ltansancar21/status/2031999497547452905)
“Dün Sırrı Bey’in müdafinin ifadesinde, cezaevinde kendisini Recep Seyhan isimli bir avukatın ziyaret ettiğini ve itirafçı olması konusunda baskıya uğradığından bahsetmişti. Benzer aynı avukatla ilgili, biz de suç duyurusunda bulunmuştuk. Kamuoyuna da yansımıştı. Kendisi gelip, müvekkilime cezaevinde ziyaret ederek itirafçı olması yönünde baskı yaptı. Eğer olmazsa, hakkındaki iddiaların ağırlaşacağından bahsetmişti. Buna işte suç duyurumuz da vardı. Şimdi bu dosyada görüyoruz ki aynı zamanda bu şahıs, etkin pişmanlık beyanında bulunan sanık Adem Soytekin’in de etkin pişmanlık esnasındaki müdafiydi. Yani burada görüldüğü kadarıyla, bir baskı mekanizması da arka taraftan yürümüş. Biz aynı zamanda Adem Soytekin’in de bu baskılar neticesinde etkin pişmanlık beyanlarında bulunduğunu da düşünüyoruz. Bu aynı zamanda sizin de sorgularda sanıklara sorduğunuz ‘Etkin pişmanlıkçıyla aranızda bir husumet var mı’ sorusunun da cevabını taşıyor. Çünkü gösteriyor ki husumet, etkin pişmanlıkta bulunanlarla diğer sanıklar arasında değil, doğrudan savcılıkla bizim müvekkillerimiz arasında. Dolayısıyla bu avukat hakkında, mahkemeniz tarafından ihbarda bulunulmasını talep ediyoruz.
(https://x.com/ersineroglu_/status/032006883288949162)
Adnan Oktar Davasında etkin pişmanlık müessesesi, müvekkil ve arkadaşları arasındaki dostluk bağlarını koparmak, dosyada var olmayan -suç işlenmediği için hiçbir zaman elde edilemeyecek olan- delilleri yalan beyanlarla sağlamak üzere işletilmiştir. O zamanlarda bazı basın tarafından coşkuyla karşılanan ve büyük manşetlerle kamuoyunu yönlendirmek üzere sunulan etkin pişmanlıkçı hikayelerinin benzerleri bugün hemen hemen tüm siyasi davalarda kullanılan bir yöntem haline gelmiştir.
“İftira at kurtul” anlayışıyla kimi insanlar belki cezaevi tehdidinden kurtulmaktadır ama diğer insanların haksız cezalarla ömür boyu özgürlükleri ellerinden alınmaktadır. İnsanları yalan söylemeye, iftira atmaya ve bencilliğe teşvik eden bu sistemin toplum düzeni, huzur ve güvenliği açısından da ne kadar büyük bir tehlike içerdiği göz ardı edilmemelidir. Yalan söylemeye ve iftira atmaya yönlendirilen vatandaşların oluşturduğu toplumun birliğini ve dirliğini muhafaza edemeyeceği açıktır. Adaleti sağlamak için kurulan müesseselerin art niyetli şekilde işletilmesi sadece o dosyada adı geçenlerin değil çok sayıda masum insanın daha mağdur olmasına sebep olmaktadır.
Kanunun bu şekilde uygulanmaya devam edilmesi, hiç bitmeyecek toplumsal ve hukuki sorunlar üretmeye devam edecektir. Kanunun bu haliyle uygulanması adalet duygusunu zedelemektedir. Yargıtay kararlarından da görüldüğü şekilde “etkin pişmanlıkçıların beyanlarının muhakkak surette somut delillerle desteklenmesi”nin, “hukuki menfaat elde etmek için yalan beyan verilmesi ihtimali yüksek olduğundan salt beyanla hüküm kurulmaması”nın titiz şekilde uygulanması çok önemlidir.
Saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 17.03.2026