Ali Mahir Başarır, Sadece Sevdikleri İçin Değil, Herkes İçin Adaletten Yana Olmalıdır

By gundem
39 Min Read

Adnan Oktar’dan Duyurudur

30 Nisan 2026 tarihinde, CHP grup başkanvekili Ali Mahir Başarır, Meclis’te müvekkil Adnan Oktar’ı gündeme getirmiş ve müvekkil hakkında “Çok sesliliğe kavuştuk ya, Adnan Hoca binlerce yıl ceza aldı, hala malı satışa çıkarılmadı Adnan Hocanın. Arabaları evleri villaları. Böyle bir adalet olabilir mi?” ifadelerini sarf etmiştir.

Konuyla ilgili müvekkil Adnan Oktar’ın açıklamaları aşağıda takdirinize sunulmaktadır:

Ali Mahir Başarır, Bu İfadeleri Sarf Etmeden Önce, Keşke Kısa Bir Araştırma Yapsaydı

Sayın Ali Mahir Başarır, yaşanan kumpasları görmesine, müvekkile yönelik hukuksuzlukların tamamına şahit olmasına ve kendi camiasının şu anda aynı hukuksuzluklarla muhatap olmasına rağmen, müvekkile yönelik önyargılı tutumunu ısrarla devam ettirmektedir. Özellikle mevcut durumda, müvekkile yönelik her türlü hukuksuzluk ve kısıtlama söz konusuyken, kendi camiası da aynı hukuksuz uygulamaları aynı sıralama ile yaşamaktayken, bu önyargıyı devam ettirmesi, tarafımızca anlaşılamamaktadır.

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır

Ali Mahir Başarır’ın Meclis’te müvekkil ile ilgili olarak ileri sürdüğü iddia, internette herhangi bir arama motoru ile yapılacak kısa bir araştırma ile kolayca anlaşılabilecek son derece basit bir konudur. Sayın Başarır, şayet Google benzeri bir arama motoruna yazmış olsaydı, ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARININ, 2018 TARİHİNDEN İTİBAREN BÜTÜN ŞİRKETLERİNE, TAŞINMAZLARINA VE MALLARINA EL KONULDUĞU, BUNLARIN TÜMÜNÜN MÜSADERE EDİLDİĞİ VE ELLERİNDEN ALINDIĞI, HATTA EŞYALARININ DAHİ SATILDIĞI bilgisine ulaşabilecekti. Hatta Sayın Başarır, biraz araştırsaydı, hukukun ayaklar altına alındığı bir başka uygulama ile, HENÜZ MÜSADERE KARARI KESİNLEŞMEDEN ARAÇLARIN DAHİ SATILDIĞI bilgisine de ulaşabilirdi. Ancak Sayın Başarır bilgiyi araştırma konusunda hiç çaba göstermeksizin, bu ifadeleri sarf etmeyi tercih etmiştir.

Sayın Başarır, sanki böyle bir el koyma durumu hiç olmamış, olsaymış da çok iyi olurmuş tarzındaki ifadelerle, beklenmedik bir anda, HİÇBİR GERÇEKLİĞİ OLMAYAN BU KONUYU GÜNDEME GETİRMEYE NEDEN İHTİYAÇ DUYMUŞTUR, tarafımızca anlaşılamamaktadır.

Müvekkil ve 236 Arkadaşının Tüm Mallarına, Şirketlerine, Taşınmazlarına EL KONULMUŞ, Müsadere Kararı KESİNLEŞMİŞ,
Mallarının Tümü SATILMIŞTIR

Sayın Ali Mahir Başarır, kendisi de bir hukukçu olmasından dolayı, Adnan Oktar davasında hukukun işleMEdiğini, dosyanın kapsamlı bir kumpas dosyası olduğunu kanaatimizce gayet iyi bilmektedir. Aslında zaten bu durumu Türkiye’de bilmeyen kimse kalmamıştır. Adnan Oktar davasında, henüz soruşturma aşamasında, müvekkilin arkadaşlarının tüm şirketlerine, taşınmazlarına, arabalarına, eşyalarına el konulmuş, DAHA İDDİANAME HAZIRLANMADAN bu şirketlere ait tüm arabalar, eşyalar, masalar, sandalyeler her şey SATILMIŞTIR.

DAVA HENÜZ DEVAM EDERKEN, müvekkilin arkadaşlarının tüm şirketlerine KAYYUM atanmış, ardından BÜTÜN ŞİRKETLER BATIRILMIŞTIR.

Yine müvekkilin bütün arkadaşlarının EVLERİ VE ARABALARI ELLERİNDEN ALINARAK SATILMIŞ, hatta bir kısım eşyalarına dahi müsadere kararı getirilerek el konulmuştur. SATIŞ İŞLEMİ, DAHA MÜSADERE KARARI KESİNLEŞMEDEN gerçekleşmiştir. Hukuksuz el koymaları hukuksuz satışlar takip etmiştir.

Bu durum 8 senedir süregelen bir süreçtir ve müvekkilin arkadaşlarına ait bu şirketler, taşınmazlar ve araçlar, HENÜZ GÖZALTI SIRASINDA ellerinden alınmış durumdadır.

Eşyalara el konulmakla kalmayıp tamamının satışa çıkarılması konusu, basına da yansımıştır:

Tarih: 28 Haziran 2021, Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/adnan-oktarin-mallari-satisa-cikti-wp6509961

Önemle belirtmek gerekir ki, yukarıda 28 Haziran 2021 tarihli haberde belirtilen satış işlemi sırasında, ADNAN OKTAR DAVASINDA HENÜZ KESİNLEŞEN HİÇBİR HÜKÜM YOKTU.

Müvekkil Adnan Oktar’ın kendine ait zaten hiçbir malvarlığı yoktur. Ama ANNESİNİN EMEKLİ İKRAMİYESİ İLE ALDIĞI 50 YILLIK EVİNE DAHİ EL KONULMUŞTUR, EV MÜSADERE EDİLEREK ELİNDEN ALINMIŞTIR.

Adnan Oktar davasında, ilerleyen yıllarda, içinde ASKERİ CASUSLUK, FETÖ’YE YARDIM, DOLANDIRICILIK VE KARA PARA AKLAMA GİBİ MÜSADERE İÇİN GEREKÇE YAPILACAK TAM 7 SUÇTAN BERAAT KARARI VERİLMİŞTİR. Bu kararların 5’i MALİ SUÇLARDIR. Dava dosyasında beraat kararları nedeniyle HİÇBİR MALİ SUÇ KALMAMIŞ OLMASINA, müsadereye gerekçe olabilecek FETÖ’YE YARDIM VEYA ASKERİ CASUSLUK GİBİ SUÇLAMALARDAN DA BERAAT ALINMIŞ OLMASINA rağmen, MÜSADERE EDİLEN MALLARIN HİÇBİRİ GERİ VERİLMEMİŞTİR. Zaten GERİ VERİLECEK DE BİR MAL KALMAMIŞ, TAMAMI SATILMIŞTIR.

Müvekkil Adnan Oktar ve Arkadaşları Hakkında Verilmiş Olan BERAAT KARARLARI

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, Dosya No: 2022/158 E., Tarih: 04.10.2022
FETÖ’ye yardım ve Askeri Casusluk Suçlarından Beraat Kararları

İstanbul 1. Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi, Dosya No: 2023/246 E., 2025/87 K., Tarih: 28.02.2025
Resmi Belgede Sahtecilik, Resmi Belgeyi Bozma, Eşyayı Gümrük Vergileri Ödenmeksizin Ülkeye Sokmak Suçlarından Beraat Kararları

İstanbul 1. Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi, Dosya No: 2025/43 E., 2025/159 K., Tarih: 24.04.2025
Dolandırıcılık ve Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçlarından Beraat Kararları

İstanbul 1. Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi, Dosya No: 2025/42 E., 2025/165 K., Tarih: 30.04.2025
Dolandırıcılık ve Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçlarından Beraat Kararları

Beraat kararlarından da görüleceği gibi, Adnan Oktar davasında, iftira üzere atılan cinsel suçlar dışında bir SUÇLAMA KALMAMIŞ bulunmaktadır. Ancak buna rağmen, müvekkil ve arkadaşlarının el konan hiçbir malı geri verilmemiş, tamamı SATIŞA ÇIKARILMIŞTIR.

Tüm malların satılması da yetmemiş, Müvekkil Adnan Oktar’ın TÜM KIYAFETLERİNE, CEKETLERİNE, KEMERLERİNE kadar tüm kişisel eşyaları da SATIŞA ÇIKARILMIŞTIR. Müvekkilin 380’den fazla sayıdaki kitabını basan YAYINEVİNE EL KONULMUŞ, 74 yabancı dile çevrilen bu eserler, SEKA’YA GÖNDERİLİP İMHA ETTİRİLMİŞTİR. Bu öyle bir kumpastır ki, KİTAPTAN BİLE İNTİKAM ALINMAK İSTENMİŞTİR.

Tahminimizce Ali Mahir Başarır, bu detayları bilmemektedir. Zira tarihin en büyük hukuksuzluklarının gerçekleştiği bu davada, mallara el konulması, ilk uygulamalardan biri olmuştur.

Sevgiyi Savunan Masum Müslümanların 8 Yıldır Suçsuz Yere Hapiste Olması, Ali Mahir Başarır’ı da Tedirgin Etmelidir

Sayın Ali Mahir Başarır, Adnan Oktar davasında hiçbir suç olmadığını kanaatimizce gayet iyi bilmektedir. (Zaten beraat kararları da bunu göstermiştir) Yine kanaatimizce kendisinin karşıtlığı, bu grubun ideolojisine yöneliktir. Ancak kanaatimizce yanlış düşünmektedir. Kuran Müslümanlığını savunan ve bu anlayış ile sevgi dolu, aydınlık, modern, kaliteli, eğitimli, akıllı, özgürlükçü, demokrat bir Müslümanlık modelini savunan insanların varlığının kendisini bu kadar tedirgin etmemesi gerekir.

İslam’ın sevgi dini olduğunu, kadınları üstün tuttuğunu, tüm canlılara Allah’ın tecellisi olarak değer verdiğini, barışın ve özgürlüğün savunucusu olduğunu, güzelliklerin, sanatın, estetiğin kaynağı olduğunu canla başla anlatan ve dünyayı kana bulayıp ürküten hurafeci zihniyetin ideolojisini ortadan kaldıran müvekkilin ve arkadaşlarının, 8 yıldır gerekçesiz şekilde cezaevinde tutulmakta olan genç kadınların, haksız yere o şartlarda olması, normal şartlarda Ali Mahir Başarır’ı huzursuz etmelidir. Bu insanlar, HER DİNDEN, HER İNANÇTAN, HER GÖRÜŞTEN insanın sevgi, huzur ve adalet içinde yaşaması için çabalayan, dünyayı daha güzel bir yer haline getirmek için KIYMETLİ İDEALLERİ olan insanlarken, Ali Mahir Başarır’ın tüm bunları görmeyerek, körü körüne ideolojik bir karşıtlık içinde olması doğru değildir.

Aşağıda, hali hazırda hiçbir suçları olmaksızın 8 yıldır cezaevinde bulunan müvekkil Adnan Oktar’ın kadın arkadaşlarından bir kısmı yer almaktadır:

HİÇBİR SUÇLARI OLMAMASINA RAĞMEN 8 YILDIR (VE HALEN) CEZAEVİNDE BULUNAN GENÇ BAYANLAR

Hukuksuz Şekilde 300 Kez Müebbet Hapis Cezası Almış Olan
Merve Büyükbayrak

30 yıldan fazladır Adnan Oktar’ın arkadaş çevresinde bulunan Merve Büyükbayrak, dünyanın en ünlü markalarından olan uluslararası bir şirketin Türkiye mümessili ve ülkemizin en büyük tekstil ve tül fabrikalarından birinin sahibi, tanınmış, sanayici bir aileye mensuptur. Avusturya Lisesi mezunu Merve Büyükbayrak, hiçbir suç işlememesine rağmen 8 yıldır cezaevindedir.

Hukuksuz Şekilde 300 Kez Müebbet Hapis Cezası Almış Olan
Sinem Tezyapar

30 yıldan fazla bir zamandır Adnan Oktar’ın arkadaş çevresinde bulunan Sinem Hacer Tezyapar, Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunudur. Sinem Hacer Tezyapar, hiçbir suç işlememesine rağmen 8 senedir cezaevindedir.

Hukuksuz Şekilde 300 Kez Müebbet Hapis Cezası Almış Olan
Didem Ürer

30 yıldan fazla bir zamandır Adnan Oktar’ın arkadaş çevresinde bulunan Ulviye Didem Ürer, Kabataş Erkek Lisesi, İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme ve Boğaziçi Üniversitesi Felsefe bölümlerinde eğitim görmüştür. Ulviye Didem Ürer, hiçbir suç işlememesine rağmen 8 senedir cezaevindedir.

Hukuksuz Şekilde 300 Kez Müebbet Hapis Cezası Almış Olan
Yeliz Aksoy

Yaklaşık 30 yıldır Adnan Oktar’ın arkadaş çevresinde bulunan Yeliz Aksoy, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler bölümünden mezundur. Yeliz Aksoy, hiçbir suç işlememesine rağmen 8 senedir cezaevindedir.

Hukuksuz Şekilde 300 Kez Müebbet Hapis Cezası Almış Olan
Aylin Atmaca

30 yıldan fazla bir zamandır Adnan Oktar’ın arkadaş çevresinde bulunan Aylin Atmaca, Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun olmuştur. Aylin Atmaca, hiçbir suç işlememesine rağmen 8 senedir cezaevindedir.

Hukuksuz Şekilde 300 Kez Müebbet Hapis Cezası Almış Olan
Hüma Babuna

30 yıldan fazla bir zamandır Adnan Oktar’ın arkadaş çevresinde bulunan Ayşegül Hüma Babuna, Alman Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun olmuş, master eğitimini Georgetown Üniversitesinde yapmıştır. Ayşegül Hüma Babuna, hiçbir suç işlememesine rağmen 8 senedir cezaevindedir.

Hukuksuz Şekilde 300 Kez Müebbet Hapis Cezası Almış Olan
Alev Babuna

30 yıldan fazla bir zamandır Adnan Oktar’ın arkadaş çevresinde bulunan Alev Babuna, Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Almanca Öğretmenliği ve Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi bölümünde eğitim görmüştür. Alev Babuna, hiçbir suç işlememesine rağmen 8 senedir cezaevindedir.

Ali Mahir Başarır’a, hem bir hukukçu hem de özellikle CHP’yi temsil eden bir siyasetçi olarak, bu tertemiz insanları hedef göstermesi YAKIŞMAMAKTADIR.

61 Aile Ferdinin, Çocukları Suçsuz Yere Cezaevindeyken Vefat Ettiğini Kaç Kişi Bilmektedir?

Ali Mahir Başarır, 8 yıldır cezaevinde bulunan bu insanların pek çoğunun ANNELERİNİ, BABALARINI, KARDEŞLERİNİ YİTİRDİKLERİNİ, bu 8 yıl içinde tam 61 ANNE-BABA-KARDEŞİN BU ACIYLA VEFAT ETTİĞİNİ, AİLELERİN PERİŞAN EDİLDİĞİNİ acaba biliyor mudur?

8 yıldır cezaevinde bulunan ve halen kalmaya devam eden bu masum insanlar, tehditle devşirilmiş müşteki ve etkin pişmanların, sadece satır aralarında geçirdiği isimler nedeniyle yüzlerce yıllık hapis cezalarına mahkum edilmişlerdir. Kendileri hapisteyken, DIŞARIDA KALAN AİLELERİ BİR BİR VEFAT ETMİŞTİR. Evlatları, kardeşleri, ailelerinin CENAZELERİNE DAHİ KATILAMAMIŞTIR.

Ali Mahir Başarır’dan beklenen, İNSAN HAYATINDAN BÖYLESİNE ÇALAN, VEBALİ BÖYLESİNE BÜYÜK OLAN SUÇLAMALARI kınayarak dile getirmesi, bu büyük hukuksuzluğa karşıt bir tutum sergilemesi olurdu. Eminiz, tüm bunları öğrenmesinin ardından, kendisinin bakış açısı da bu yönde değişecektir.

VEFAT EDEN ANNE-BABA ve KARDEŞLERİN BAZILARI

Sn. Ayhan Çalıkoğlu

Sn. Alphan İnal

Sn. Beyza Fişek

Sn. Cumhur Yüksel Kıral

Sn. Haluk Rahvancı

Sn. Hüseyin Can Akıncıoğlu

Sn. Nazif Tekin

Sn. Nermin Şahin

Sn. Oral Gökçaylar

Sn. Osman Nuri Canlı

Sn. Subutay Akçalı

Sn. Yılmaz Kasap

Sn. İhsan Yalçın

Sn. Merve Barlan

Sn. Yılmaz Sungur

Yukarıda resimleri verilen kıymetli kişiler, bu süreçte vefat eden 61 aile ferdinden sadece birkaçıdır. BU DAVA KAPSAMINDA AİLELERİNİ YİTİREN VE CEZAEVİNDE BULUNAN KİŞİLER, SON DÖNEMLERİNDE ANNE-BABALARININ, KARDEŞLERİNİN YANINDA BULUNAMADIKLARI GİBİ, ONLARIN CENAZESİNE DAHİ KATILAMAMIŞLARDIR. Bu ailelerinin pek çoğunun vefat nedeni, çocuklarının hapiste oluşundan dolayı BAKILAMAMALARI veya yine bu sebeple ŞİDDETLİ BİR MORAL ÇÖKÜNTÜSÜ yaşamalarıdır.

Hukuksuzluklara bilerek veya bilmeyerek destek verildikçe, bu suçsuz insanların hapiste geçirdikleri her bir günün, kaybedilen her aile ferdinin vebali, bu hukuksuzluklara destek olan kişilerin üzerine yüklenmektedir. Bu, bir insanın üstlenmek istemeyeceği ağır bir yüktür. Sayın Ali Mahir Başarır’ın bir demokrasi savunucusu olarak, bu yaşananlara kayıtsız kalmayacağına inanıyoruz.

Kendisine Yönelik İftiralara İnanılması
Ali Mahir Başarır’ı Mutlu Eder Miydi?

Özellikle son dönemlerde, CHP ile ilgili hatta Ali Mahir Başarır’ın bizzat kendisiyle ilgili de basında sayısız haber çıkmaktadır. Hatta bu haberlerin belgeleri dahi ortaya çıkmıştır. Buna rağmen bu haberleri değerlendirirken müvekkilin tavrı, her zaman hüsn-ü zan üzerine olmuştur. Müvekkil, bunların iftira olduklarına kanaat getirerek, Sayın Başarır’a ve CHP’ye yönelik suçlamalarda DAİMA ONLARIN TARAFINI KORUMAKTA, anlatılanlara inanmamayı tercih etmektedir.

Örneğin müvekkil Adnan Oktar; Ali Mahir Başarır’ın müvekkille ilgili iddialarda bulunduğu aynı gün basına çıkan ve Sn. Başarır, Sn. Veli Ağbaba ve Sn. Özgür Özel’in bir tekne turu sırasında çekilmiş bazı görüntü ve haberlerin yayınlanış şeklini doğru bulmamış ve söylenenlere itibar etmemiştir.

Buna rağmen Ali Mahir Başarır, hiçbir araştırma yapmadan müvekkile yönelik sarf ettiği sözlerinde, kendisine yönelik itibarsızlaştırma faaliyetleri yürüten ve şahsıyla ilgili Çakma halkçı“, “Kiracıyım dedi, 4 evi çıktı“, “22 milyonluk puro kullanıyorgibi başlıklar atan Akit grubuyla aynı çizgide, el ele hareket etmekte ve bu çevrelerin müvekkile yönelik iftiraya dayalı haberlerini bir nevi desteklemektedir.

Kaynak: https://www.yeniakit.com.tr/haber/kiraciyim-dedi-4-evi-cikti-ali-mahir-cakma-halkci-1999157.html

Kaynak: https://www.yeniakit.com.tr/haber/22-bin-liralik-puro-icen-chpli-basarir-yine-fakir-edebiyati-yapti-vatandas-gecinemiyor-1999500.html

Kendisine yönelik bu iddialar müvekkil tarafında hiçbir kabul görmezken, Ali Mahir Başarır, müvekkil ve arkadaşlarına yönelik, uydurulduğu açık şekilde belli olan iftiraları dahi esas kabul etmekte, bu iddialara yönelik HİÇBİR BELGE VE KANIT BULUNMAMASINA RAĞMEN, bunları dile getirmekte beis görmemektedir. Daha da ileri gitmekte ve çoktan el konulmuş, hatta el konularak satılmış olan mallarını dahi “korunuyor” iddiasıyla gündem yapmaktadır.

Oysa Adnan Oktar davasındaki suçlamalar, hapisten çıkarılma vaadi karşısında etkin pişman olmuş (zaten de bu yüzden hapse konmuş) kişilerin satır aralarında attıkları, akıl almaz çelişkilerle ve yalanlarla dolu cinsel iftiralara dayanmaktadır. Şu anda Adnan Oktar davasında, ANA KONULARIN TÜMÜ HAKKINDA BERAAT KARARI VERİLDİĞİNDEN, cezaevinde bulunanların halen orada bulunmalarının tek sebebi, atılan bu satır arası cinsel iftiralardır. Eminiz ki Ali Mahir Başarır, etkin pişmanlık denen sistemin nasıl çalıştığını ve nasıl iftiracı üretme sistemine dönüştüğünü gayet iyi bilmektedir. Zira, 8 yıldır Adnan Oktar dosyasında yaşananlar, aynı sıralama ile CHP’nin başına gelmektedir.

Eğer istense, CHP kanadından hapiste bulunan ve hakkında pek çok suçlamanın yer aldığı başkanlar ve kurmaylar hakkında anlatılan her şeye inanılabilir. Gizli tanık adı altında ifade verenlerin sözlerine itibar edilebilir. Uyuşturucu iddialarıyla gündeme gelenlerin durumu ayıplanabilir. Ancak MÜVEKKİL VE ARKADAŞLARI, SADECE SÖYLENTİLER ÜZERİNDEN İNSANLARA HÜKÜM VERECEK KİŞİLER OLMADIKLARINDAN, bu, esas olarak onlar için KURAN’A AYKIRI BİR TAVIR OLACAĞINDAN, böyle bir şeyi asla yapmamaktadırlar.

Üstelik, müvekkil ve arkadaşlarına atılan iftiraların GERÇEK DIŞI olduğu DELİLLERLE İSPAT EDİLMİŞTİR. Aylarca sözde şantaj kasetlerinden bahsedilmiş ama BİR TANE DAHİ ŞANTAJ KASETİ ÇIKMAMIŞTIR. Ancak bazı CHP’lilerle ilgili çeşitli uygunsuz görüntüler gündeme gelmiştir. Örneğin, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ile ilgili uygunsuz otel görüntüleri manşetlerde yer almıştır. Antalya Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in oğlu ve geliniyle ilgili uyuşturucu iddiaları ve bunun sonucunda evlerinden çıkan uyuşturucu madde konularıyla ilgili iddialar gündeme gelmiştir. Müvekkil ve arkadaşları, delilleri ortada olan bu görüntüler için bile tek bir kelime etmemiş, bu konuda CHP’ye yönelik hiçbir önyargılı bakış açısında olmamışlardır.

Tüm bunlara karşın, müvekkil ve arkadaşlarına yapılan eş zamanlı polis baskını esnasında, gözaltına alınan 226 KİŞİNİN her birinden laboratuvar örnekleri alınmış ve her biri bu testlerden TERTEMİZ olarak çıkmıştır. Yine bu polis operasyonu esnasında 100’den fazla ev ve iş yerine sabah 3.30’da baskın yapılmış, evlere kapılar kırılarak girilmiş ve TEK BİR EVDE DAHİ UYGUNSUZ BİR DURUMLA KARŞILAŞILMAMIŞTIR. CHP grubuna yapılan baskınlarda gördüğümüz şekilde havlularla kapıları açan kimse olmamıştır.

Kaynak: https://www.takvim.com.tr/guncel/2026/03/27/chpli-ozkan-yalim-otelde-gozaltina-alindi-telefon-sevgilisinin-ic-camasirindan-cikti

Bütün bunlara rağmen müvekkil ve arkadaşları, CHP camiasında ortaya çıkan bu durum hakkında tek bir yorum dahi yapmamıştır.

Şayet Adnan Oktar ve grubuna yapılan hukuksuzluklar, sol kesimden birine yapılmış olsaydı, eminiz ki Ali Mahir Başarır, onların haklarını canı pahasına korurdu. Ancak, karşı taraf hukuksuzluklara uğramış bir mağdur olmasına rağmen, ideolojik karşıtlık, Ali Mahir Başarır için ağır basmakta gibi görünmektedir.

Önemle belirtmek gerekir ki, müvekkil ve arkadaşları, hiç kimsenin basında hedef alınmasını veya mahcup edilmesini tasvip etmemekte, kişilerin kişilik haklarına tecavüz edilmesini hiçbir zaman onaylamamaktadır. Müvekkil de arkadaşları da, herkes için adil, merhametli, şefkatli bir yaklaşımın esas alınması gerektiğinde daima hemfikirdir. Bu konuda da, özellikle son zamanlarda CHP’ye yönelik operasyonlar konusunda daha ciddi bir hassasiyet göstermektedirler. Buradaki örnekler, müvekkil ve arkadaşlarına yönelik uygulanan çifte standardı ortaya koymak için verilmiştir.

Müvekkilin Desteğiyle CHP, Lider Parti Olur;
Ama “Kendine Adalet” İsteyenlerin Zihniyetiyle CHP,
Nasıl Bir Lider Parti Olacak?

Müvekkil Adnan Oktar, fikirleriyle daima siyaset ortamına yön vermiş, yönlendirmeleriyle siyasi arenada ciddi farklar yaratmış olan bir kişidir. Zira kendisinin şu an İngiliz derin devletinin kumpasıyla cezaevinde bulunmasının sebeplerinden biri, bu etki gücüdür. İngiliz derin devleti, müvekkilin Darwinist-materyalist ideolojiye, bağnazlığa karşı etkilerinin önüne geçebilmek, siyasi arenada tesirini giderebilmek amacıyla bu komployu kurmuştur.

Hatırlatmak gerekirse geçmişte müvekkil, 1995 seçimleri sonrasında Merhum Necmettin Erbakan’ın başbakan seçilmesini sağlamıştır. Seçimlerin sonrasında Merhum Necmettin Erbakan önderliğindeki Refah Partisi’nin, Doğru Yol Partisi ile koalisyon yapmak ve meclisten güven oyu alabilmek için 7 milletvekili desteğine ihtiyacı bulunmaktaydı. Eksik kalan bu 7 milletvekili desteği, müvekkil Adnan Oktar’ın bizzat BBP lideri merhum Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ve 7 BBP’li milletvekiliyle görüşüp istişare etmesi sonucunda tamamlanmıştır.

Müvekkil Adnan Oktar, o zaman durumun vahametini herkesten önce görmüş, doğrudan inisiyatif alarak BBP Lideri Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ve BBP’li 7 milletvekiliyle görüşüp istişare etmiş ve kendilerini, kurulacak RP-DYP hükümetine dışarıdan destek olmaya ve güven oylamasında ‘Kabul Oyu’ vermeye davet etmiştir.

Bu gelişme üzerine, Refah Partisi ile Doğruyol Partisi arasında kurulan RP-DYP Koalisyon hükümeti, TBMM’deki 8 Temmuz 1996 tarihli güven oylamasında merhum Başkan Sn. Yazıcıoğlu ve BBP’li 7 milletvekilinden aldığı destek sayesinde 278 kabul oyuyla GÜVENOYU ALABİLMİŞ ve Merhum Necmettin Erbakan Başbakan seçilmiştir.

1995 seçimleri sonrasında BBP desteği ile Necmettin Erbakan Başbakan seçilmiştir

Müvekkilin bir diğer önemli etkisi de AK Parti’nin iktidar olma sürecinde görülmüştür.

Dindar sağ siyasete, yaşam tarzlarının baskı altına alınacağı endişesiyle mesafeli duran kesimin, bu endişelerinin yersiz olduğunu görmelerini, müvekkil Adnan Oktar’ın girişimleri sağlamıştır. Böylece adım adım BUGÜNKÜ AK PARTİ HÜKÜMETİNİN İDEOLOJİK ZEMİNİ ve ARKASINDAKİ GENİŞ HALK DESTEĞİ oluşmuştur.

1993 yılında müvekkil Adnan Oktar’ın yakın arkadaşı Gülay Pınarbaşı’nın Refah Partisi’ne katılmasıyla birlikte bazı kesimlerde hakim olan “dindarlar modern olamaz” algısı yıkılmıştır. Bu hamle ile, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üst düzey komutanları tarafından da ifade edildiği üzere, Refah Partisi’nin “vitrininin değişmesiyle” Sayın Erdoğan’ı önce Belediye Başkanlığına oradan da Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığına taşıyan süreç başlamıştır. Müvekkilin arkadaşlarının katıldığı Refah Partisi Kongresinden birkaç ay sonra yapılan yerel seçimler, Refah Partisi’nin ve Sayın Erdoğan’ın zaferiyle sonuçlanmıştır.

12.12.1993 tarihli Milliyet gazetesinde, “Erbakan Hoca Gülay’ı Tanıttıbaşlıklı haberde “Törene arkadaşları Altuğ Berker ve Bahadır Güven ile katılan Gülay Pınarbaşı, ERBAKAN ve PARTİLİLER ile MİLLİ GÖRÜŞ YEMİNİ ETTİKTEN SONRA PARTİ ROZETİNİ ALDI” denilmektedir.

Müvekkil Adnan Oktar’ın yakın arkadaşı Gülay Pınarbaşı, 1993 yılı Refah Partisi Kongresinde konuşmasını yaparken, hemen yanında Sayın Recep Tayyip Erdoğan yer almıştır.

O gecenin ardından, müvekkilin arkadaşları arasında yer alan, tanınmış manken ve fotomodeller ile sosyetenin ünlü simaları da Refah Partisi’ne destek olmak amacıyla partiye üye olmaya başlamışlar; katıldıkları toplantı ve programlarda, “RP’nin modern ve yenilikçi anlayışına inandıklarını, Sayın Erbakan ile Sayın Erdoğan’a büyük bir sempati ve muhabbet duyduklarını, bu sebeple seçimlerde RP’ni destekleyeceklerini” dile getirmişlerdir.

31.01.1994 Tarihli Milliyet Gazetesi’nin “Adnan Hoca’dan RP’ye manken ordusu” başlıklı aşağıdaki haberinde; “ADNAN HOCA ve MANKENLERİNDEN OLUŞAN ORDUSU 27 MART SEÇİMLERİ ÖNCESİNDE REFAH PARTİSİ İÇİN ÇALIŞIYOR” ifadelerine yer verilmiştir. Haberde ayrıca “RP’ne katılan, ardından da örtünen Gülay Pınarbaşı’ndan sonra İslami yaşam tarzını benimseyen pek çok ünlü erkek manken, ‘OYLAR REFAH’A derken aralarında Şebnem Dinçgör, Melis Murathanoğlu, Cansel Özzengin ve Allegra’nın da bulunduğu sempatizanların sayısı giderek artıyor” bilgilerine yer verilmiştir.

27.01.1994 Tarihli Milliyet Gazetesi’nin “SEDEF BOZOK DA ‘REFAH’ÇI OLUYOR” başlıklı haberinde ise; “MANKEN GÜLAY PINARBAŞI’NDAN SONRA SOSYETE DÜNYASININ ÜNLÜ İSMİ SEDEF BOZOK DA ADNAN HOCA’NIN MÜRİTLERİ ARASINA KATILDI” ifadelerine yer verilmiştir. Haberde ayrıca Adnan Hoca’nın sağ kolu Altuğ Berker sosyete dünyasının ünlü ismi Sedef Bozok’u da saflarına katmayı başardı.”, “Manken Gülay Pınarbaşı’nı örnek gösteren bazı çevreler, Bozok’un da yakında kapanıp RP’ne gireceğini iddia ederken, Sedef Bozok’un yakınlarına ‘Ben de iyi bir Müslüman olmak istiyorum. Hayatımdan çok memnunum’ dediği öğrenildi” denilmektedir.

25.06.1994 Tarihli Milliyet Gazetesi’nde yer alan “Adil düzen düğünü” başlıklı haberde ise; RP Genel Başkanı merhum Sayın Erbakan’ın kızı Zeynep Erbakan’ın, Ankara Sheraton Oteli Balo Salonunda gerçekleştirilen düğününe, “ADNAN HOCACILAR” alt başlığıyla yer verilmiştir. Haber içeriğindeyse müvekkilin arkadaşlarından, Mankenliği bıraktıktan sonra kapanan Didem Ürer’le Gülay Pınarbaşı, nikaha Gökalp Barlan ve Bahadır Güven’le geldi” ifadeleriyle bahsedilmiştir.

Görülebildiği gibi, müvekkil Adnan Oktar’ın çalışmaları neticesinde;

Refah Partisi’ne, Sayın Erbakan’a ve Sayın Erdoğan’a yönelik kamuoyundaki önyargılar tamamen yıkılmıştır.

Partiye, müvekkilin önerdiği “hurafelerden arınmış Kuran’a dayalı modern İslam anlayışı”nı benimseyen, sergilediği vitrin vesilesiyle başı örtülü ya da açık “toplumun her kesimini kucaklayacağını ilan eden” görünüm hakim olmuştur.

Bunun sonucunda Refah Partisi’ne, kendilerinin dahi beklemediği derecede büyük bir teveccüh oluşmuştur.

Refah Patisi, 1994 Belediye Seçimlerinde başta Ankara ile İstanbul olmak üzere 28 şehirde seçimleri kazanarak EN ÇOK İLDE SEÇİM KAZANAN PARTİ olurken, Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul, Sayın Melih Gökçek ise Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı seçilmişlerdir.

24 Aralık 1995’te gerçekleştirilen Türkiye Genel Seçimlerinde ise, Merhum Necmettin Erbakan’ın liderliğindeki Refah Partisi, oyların %21,4’ünü alarak SEÇİMDEN BİRİNCİ PARTİ OLARAK çıkmıştır.

Normal şartlarda Türk halkı da, devletin kendisi de, geleneksel muhafazakar bir çizgide bulunan Refah Partisi’ni, ardından aynı çizgide devam eden AK Parti’yi kabullenmez ve asla iktidar yapmazdı. Söz konusu partilerin hem devlet hem de halk tarafından benimsenmesinin ve tercih edilmesinin en büyük sebebi, MÜVEKKİLİN BU KONUDA DEVREYE GİRMESİ, ARKADAŞLARINI PARTİYE DESTEK AMAÇLI GÖNDERMESİ, Refah partisinin, MODERNLEŞME GÖRÜNÜMÜNÜ bu vesile ile sağlamasıdır. Müvekkilin vesilesiyle, GENÇ, GÜZEL, MODERN KADINLARIN VE YAKIŞIKLI VE KARİZMATİK ERKEKLERİN REFAH PARTİLİ OLDUKLARINI AÇIKÇA GÖSTERMELERİ ile bir anda Refah Partisi’ne ve partiyi temsil eden kişilere (özellikle de o dönemlerde oldukça öne çıkan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a) teveccüh ciddi şekilde artmıştır. Aynı dönemde Refah Partisinin iktidar olması, ardından Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanı seçilmesi ve sonrasında AK Parti iktidarı, TAM OLARAK BU SÜRECİN BİR SONUCUDUR.

Türk siyasi tarihindeki bu büyük ve son 25 yıla damgasını vuran dönüşümün, müvekkil Adnan Oktar vesilesiyle olduğu günümüzde dahi birçok gazeteci tarafından ifade edilmektedir.

Vatan Partisi’nin Genel Başkanı, Aydınlık Gazetesi yazarı ve Maocu komünist ideolojinin ülkemizdeki önde gelen savunucusu DOĞU PERİNÇEK’in bir konuşmasında dile getirdiği: “Adnan Hoca’nın talebeleri bütün Anadolu’yu karış karış gezdiler, Darwinizm’in ve materyalizmin aleyhinde çalışmalar yaptılar ve AK Parti iktidar oldu. AK Parti’nin felsefi zeminini Adnan Oktar sağladı” ifadesi, bu gerçeğin ikrarlarından biridir.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek

PKK Terör Örgütü Elebaşı Abdullah Öcalan da, 2001 yılında yazdığı “Oligarşik Cumhuriyet Gerçeği” isimli kitabında, müvekkil Adnan Oktar’ın ilmi çalışmalarının etkisini itiraf etmiştir: “Tepede de MİT’in Türk oligarşik yapısının emrindeki din adamları vardır. Hem de filozofça din adamlarıdır bunlar. Osmanlı sultanlarında da tarih boyunca yol gösterenler din adamları değil miydi? Şimdi de rejimin saldırılarına yol gösterecek din adamları vardır. MESELA O ADNAN HOCALAR NASIL ORTAYA ÇIKARILDI?”

Türkiye’de iktidar olan liderlerin bu süreçte elde ettikleri başarı, müvekkilin fikirlerinin etkileri sayesinde sağlanmıştır. Müvekkil, siyasi arenada partilerin yön değiştirmelerine vesile olacak stratejileri gayet iyi tespit eden, bu konuda vizyoner bir görüşe sahip ve partilerin güçlenmesi için gerekli alt yapıyı ideolojik olarak akıllıca belirleyen fikirlere sahiptir.

Dolayısıyla müvekkil, ŞAYET TÜM DESTEĞİNİ CHP’YE YÖNELTSE, CHP’Yİ DE İKTİDAR YAPAR.

Ancak müvekkilin geçmişten beri CHP ile ilgili olarak en büyük çekincesi, bir kısım kişilerin dindar kesime olan taraflı tavrıdır. Şayet CHP iktidar olsa ve CHP’nin içinden tarafgirliğiyle ve diğer fikirlere tahammülsüzlüğüyle tanınan kişiler örneğin Adalet Bakanı olsa, bu durumda Türkiye’de sağ görüştekilerin oldukça zor durumda kalacağı anlaşılmaktadır. Zaten bu, dürüst liderlerine rağmen, CHP’nin yıllardır iktidar olamamasının ana sebebidir ve müvekkil bu konuda CHP yönetimini sıklıkla uyarmaktadır. Türkiye’de hatırı sayılır bir seçmen kitlesi olan HİÇBİR CEMAAT VE TARİKAT, BU ZİHNİYETE OY VERMEYECEKTİR VE VERMEMEKTEDİR.

Oysa, CHP, ılımlı bir çizgide olsa, dindarların da partisi haline gelse, söz konusu toplulukların da kanaati değişecektir. Ali Mahir Başarır’ın da temsilcisi olduğu tarafgir zihniyet nedeniyle, şu an anketlerde görülen %30 oranındaki kararsızlar CHP’ye YÖNELEMEMEKTE, fikren ikna edilebilecek durumdaki bu kesim, bir türlü İKNA EDİLMEMEKTEDİR.

Ali Mahir Başarır’ın bu durumu dikkate alacağı ve bu konuda daha ılımlı ve sevgi dolu bir üsluba yöneleceğine dair beklentimiz ve inancımız büyüktür.

Ali Mahir Başarır, Bilgisi Olmayan Konularda Müvekkil Aleyhine Rahatlıkla Konuşurken,
Nedense Hiçbir Mafya Mensubundan Bahsetmemektedir

Ali Mahir Başarır, müvekkil hakkında doğrusunu bilmediği bir konu üzerinden bu kadar rahatlıkla konuşabilir ve bu yanlış bilgiyi TBMM sıralarında dile getirmekten çekinmezken, CEZAEVLERİNDE BULUNAN MAFYA MENSUPLARINDAN, ONLARIN MALLARINDAN, ONLARIN MALLARINA EL KONULMASI GEREKTİĞİNDEN NEDENSE HİÇ BAHSETMEMEKTEDİR. Kendisi, bu tip konuları dile getirmede CESUR olma iddiasıyla ortaya çıkıyorsa, o zaman söz konusu MAFYA LİDERLERİNDEN VE MAFYA MENSUPLARINDAN BAHSETMESİ, ONLARIN MALLARINA EL KONULUP KONULMADIĞINI SORGULAMASI daha gerçekçi olacaktır.

Ama Ali Mahir Başarır, her nedense bu konulara HİÇ GİRMEMEKTEDİR. Mafyanın kendisinden hesap soracağını bilmekte, onlara yönelik böyle bir iddianın nelere mal olacağını önceden kestirmektedir.

Ali Mahir Başarır’ın, müvekkil Adnan Oktar hakkında, tamamen yanlış bilgiler üzerinden rahatlıkla konuşabilmesinin tek sebebi, MÜVEKKİLİN SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞUNA DAİR HİÇBİR KANAATİNİN OLMAMASIDIR. MÜVEKKİLE YÜKLENEN BU SAHTE SUÇLAMAYA KENDİSİ DE İNANAMAMAKTADIR. Müvekkili, bu anlamda korkulacak bir kişi olarak görmediği için de müvekkil hakkında yanlış bilgi üzerinden konuşma yapmakta sakınca görmemektedir. Aslında kendisi, müvekkilin; Müslüman, dürüst, mazlum, masum, adaletli, şefkatli, samimi ve güzel ahlaklı olduğundan emindir. Mafyadan çekinmekte ama hiçbir suçu olmadığını bildiği müvekkile yönelik böyle bir çekince taşımamaktadır.

Mafya mensupları hakkında aynı açıklık ve netlikte tek bir değerlendirme yapmaktan kaçınırken, Sayın Ali Mahir Başarır’ın, savunmasız gördüğü bir grup masum Müslüman hakkında hedef gösterici bir üslup kullanması, hukukçu kimliğiyle bağdaşmamaktadır. Asıl hesap sorulması gerekenler gerçek suçlulardır. Sn. Başarır, eğer iddia ettiği gibi delikanlıca gerçekleri ortaya çıkarma amacındaysa, o zaman, CEZAEVİNDEKİ MAFYA LİDERLERİ VE MAFYA MENSUPLARI HAKKINDA SORULAR YÖNELTMESİ en doğrusu olacaktır.

Ali Mahir Başarır’ın, CHP Liderlerinden Farklı Bir Üslup İçinde Olması, CHP’nin Aleyhine Olmaktadır

Ali Mahir Başarır’ın karşıt fikirlere olan tahammülsüzlüğü yeni bir konu değildir. Kendisi geçmişten beri, özellikle dindar kesime karşı agresif ve suçlayıcı üslubu ile tanınan bir siyasetçidir. Özellikle müvekkil Adnan Oktar’a yönelik olarak, 2018 yılında sarf ettiği cümleler, kendisinin sağ görüşe bakış açısını yeterince netleştirmektedir.

Ali Mahir Başarır’ın 15 Temmuz 2018 tarihinde müvekkil aleyhinde yapmış olduğu sosyal medya paylaşımı

Ali Mahir Başarır’ın 26 Temmuz 2018 tarihinde müvekkilin kitapları aleyhinde yaptığı girişimlerle ilgili gazete haberi (Kaynak: https://www.haberturk.com/mersin-haberleri/62421067-chpli-basarir-adnan-oktar-ve-gulenin-kitaplarini-sordu)

Ali Mahir Başarır, yukarıda yer alan izahlarında, müvekkilin, Cübbeli cemaatinin ve Menzil cemaatinin ortadan kaldırılması gerektiğine dair açıklamalarda bulunmuştur. Tamamen ideolojik tarafgirliğini göstermiş ve dindar kesime yönelik bakış açısını gözler önüne sermiştir.

Ali Mahir Başarır’ın Cübbeli Cemaati olarak bahsettiği topluluk, İstanbul Fatih’in neredeyse tümüne hakim olan ve milyonlarca üyesi bulunduğu tahmin edilen İSMAİLAĞA CEMAATİDİR. Ali Mahir Başarır, sözleriyle, böylesine büyük bir kitleyi açık ve aleni şekilde karşısına almaktadır. Bir başka deyişle bu dev kitle, Ali Mahir Başarır’ın bu sözleri yüzünden CHP karşıtı olmaktadır.

İsmailağa Cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte

İsmailağa Cemaati lideri Mahmut Ustaosmanoğlu, sol tarafında Cübbeli Ahmet Efendi ile birlikte

Milyonlarca üyesi ve takipçisi olduğu bilinen İsmailağa Cemaati

Bu üslup karşısında, dindarların CHP’ye oy vermesi nasıl beklenebilir?

CHP, sağdan oy istemektedir ama yukarıdaki sözlerden anlaşılacağı kadarıyla, CHP iktidara gelse, bir kısım tarafgir isimler, sağ kesime yaşam hakkı tanımayacak gibidirler. En azından bu, şu anda, sağ kesim için böyle algılanmaktadır.

Türkiye’de en az 10 MİLYON CEMAAT MENSUBU insan vardır. Onların anneleri, babaları, çocukları, akrabaları bulunmaktadır ve bunlar genellikle aynı görüşte insanlardır. Dolayısıyla, cemaatlere yakın duran, en az 20-25 milyon kişilik insan kitlesi bulunmaktadır. İsmailağa cemaati de, Süleymancılar da, Nurcular da kimseye zarar vermeyen kendi hallerinde insanlardır. Hiçbir terör eylemini desteklememektedirler. CHP’nin bütün bu insanları kazanması gerekmektedir ve bu mümkündür.

Ancak, söz konusu cemaatlere yönelik sevgisiz üslup, gitgide durumu zorlaştırmaktadır. Böylesine geniş bir kesime tümüyle sırt çevirmiş bir üslup, CHP’YE AKIL ALMAZ ZARAR VERMEKTEDİR. Bu üslup, halkın nezdinde hoş karşılanmayacağı gibi, DEVLETİN nezdinde de kabul edilir değildir.

Müvekkil, CHP’yi desteklemekte, bu partinin güçlenip herkesi kucaklayacak bir hale gelmesini istemektedir. Özellikle CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, SEVGİ ANLAYIŞLARIYLA, DÜRÜSTLÜKLERİYLE, SAMİMİYETLERİYLE, VİCDANİ HASSASİYETLERİYLE öne çıkan liderler olmaları bakımından müvekkil tarafından saygıdeğer bulunmakta, desteklenmekte ve savunulmaktadır.

Söz konusu liderler, bir kısım CHP temsilcilerinden farklı olarak sağ kesimi de kucaklamakta, onlara yakın duran dindar izahlarda bulunmaktadır. Örneğin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, hapiste olan arkadaşları için “Yusuf’un mektebinde terbiye oluyorlar” ifadelerini kullanmıştır.1 Sayın Ekrem İmamoğlu da aynı şekilde dindar üsluba önem vermektedir. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, her zaman, her fırsatta, her kesimi kucakladığını belirten bir üslupta olmuştur. BU LİDERLERİN TÜMÜ, SEVGİ İNSANLARIDIR. ONLARIN ZİHNİYETİNDE BİR CHP, HER KESİMİN KABUL EDECEĞİ BİR CHP OLACAKTIR.

Ancak kendisine, Mine Kırıkkanat, Merdan Yanardağ gibi kişileri destekçi olarak gören, iktidar olduğunda onlardan medet umacak olan, sevgiden uzak bir tutum sergileyen isimler, CHP’nin bu yaklaşımına sekte vurmaktadırlar. UNUTULMAMALIDIR Kİ, SEVGİ İNSANI OLMAYANA, DEVLET EMANET EDİLEMEZ.

CHP iktidar olsa, Mine Kırıkkanat, Merdan Yanardağ gibi isimlerin temsil ettiği sınırlı sayıdaki destekçi kitlesinin, sevgisiz ve radikal bakış açıları nedeniyle, CHP’yi çöküşe götürmeleri an meselesi olacaktır. Bütün bu hususları Sayın Başarır’ın dikkate alacağına inancımız tamdır.

Müvekkilin Atatürkçü ve Aydın Bir Dindar Olması,
Ali Mahir Başarır’ı Sevindirmelidir

Müvekkil Adnan Oktar, dindar bir insan olarak;

Bağnaz zihniyet ile en etkili mücadeleyi veren,

İslam dinini hurafelerden arındırmak için her türlü zorluğu göze alan,

Kuran Müslümanlığını, yani İslam’ın aydınlık yüzünü insanlara gösterebilmek için hayatı boyunca çaba içinde olan bir insandır.

Kendisi, hurafe dininin yıllardır zorunlu kıldığı din adına sevgisizliği, nefreti, yasakçılığı, adaletsizliği, kadınlara öfkeyi, kendi dininden olmayana nefreti, sanata, bilime, güzelliğe olan kini ortadan kaldırmak için çabalamaktadır. Kuran Müslümanlığında hakim olan DOSTLUĞU, İTTİFAKI, KADINI YÜCELTMEYİ, GÜZELLİK VE ESTETİĞİ ön plana çıkarmakta, özgürlüğü, demokrasiyi din adına savunmakta, Büyük Önderimiz GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ü, çağdaş, modern, özgür ve güçlü Türkiye’nin mimarı olarak yüceltmekte ve insanlara aydınlık bir hayat verecek olan KURAN’DAKİ GERÇEK DİNİN tebliğini yapmaktadır. Müvekkilin şu an cezaevinde olmasının, hakkında olmadık suçlamalarda bulunulmasının, bedeller ödemesinin en büyük sebebi, bu gerçekleri her şeye rağmen, korkusuzca ve kararlılıkla ortaya koymasıdır.

Ali Mahir Başarır gibi, laikliğin, adalet ve demokrasinin savunucusu olduğunu söyleyen bir insanın, MÜVEKKİLİN SAVUNDUĞU BU DEĞERLERDEN MEMNUN OLMASI, HURAFECİ ZİHNİYETLE CANLA BAŞLA MÜCADELE EDEN BÖYLE BİR KİŞİNİN VARLIĞINDAN MUTLULUK DUYMASI GEREKİR. Din adına, her görüşten insana kucak açan, İslam’ın sevgi dini olduğunu söyleyen, bu nedenle de tüm dünyaya sevgi yayma amacında olan böyle bir kişinin ideolojisine SAYGI DUYMASI GEREKİR. Çünkü müvekkilin savunduğu din anlayışı, Ali Mahir Başarır zihniyetindeki kişilerin şikayetçi oldukları hurafe anlayışının tüm anormalliklerini ortadan kaldırmaktadır.

Ali Mahir Başarır’ın tüm bunları görmezden gelerek, müvekkilin ideolojisini anlamaksızın karşıt bir tutum göstermesi, sol radikalizmi olarak adlandırılabilecek bir görünümdedir. Hurafelere inanan dindar kesim, nasıl farklı fikirlere tahammülsüzlerse, kendilerinden olmayanı nasıl asla kabul edemezlerse, saplandıkları fikirler dışındaki hiçbir fikre nasıl katlanamıyorlarsa; sol radikalizmin temsilcileri de benzer özellikleri gösterirler. Örneğin, şu anda Ali Mahir Başarır’ın müvekkile karşı gelmesinin tek nedeni, müvekkilin dindar kişiliği ve komünizme karşı oluşudur. Şayet müvekkil komünist olduğunu açıklasa, Sn. Başarır kendisine hemen sahip çıkacaktır.

Sn. Başarır, durumu bu kadar sathi değerlendirmemelidir. Çünkü müvekkilin savunduğu anlayış, Ali Mahir Başarır gibi solculara, komünistlere de RAHATLIK VE HUZUR GETİRECEK, din, inanç, ideoloji ayırımı göstermeksizin HERKESİN ÇÖZÜMÜ OLACAK, HERKESE SEVGİYİ ÖĞRETECEK bir KURTULUŞ YOLUDUR. Ali Mahir Başarır’ı, kendisine yakışmayan körü körüne karşıtlıktan kurtularak, burada izahı yapılan hususları anlamaya çalışmaya davet ediyoruz.

Sonuç

Sadece ideolojik karşıtlık, bir kişiye -fikirlerini tam olarak özümsemeksizin- körü körüne karşı olmaya, onu her fırsatta eleştirmeye, onun hakkında gerçekte olmayan iddiaları varmış gibi anlatmaya, yani iftira atmaya, temelinde de bu kişiye karşı öfke duymaya GEREKÇE OLAMAZ. Ali Mahir Başarır kişiliğindeki bir insana, bu özellikleri göstermek yakışmamaktadır.

Herkesin bildiği ve hukuken ortada olan bir konuda yanlış bilgi vermek, bunu yapan kişiyi küçük düşürecek bir eylem olacağından, Ali Mahir Başarır’ın geç kalmaksızın bu durumu telafi etmesi, siyasi kimliğine daha uygun olacaktır.

Sayın Ali Mahir Başarır;

Eğer gerçekten kendi partisinin İKTİDAR olmasını istiyorsa,

Türkiye’de CHP’ye oy vermeyen %50’ye yakın kesimin ve %30’luk kararsızların OYLARINA TALİPSE,

CHP’yi, ülkemize REFAH, HUZUR, EŞİTLİK, ADALET getiren bir parti yapma hedefindeyse,

Sol fraksiyonun sevgisiz birkaç temsilcisinin aferinini alma hedefini terk edip;

Dinsiziyle, dindarıyla;

Komünistiyle, Müslümanıyla;

Cemaatiyle, tarikatıyla;

Solcusuyla, sağcısıyla;

Seküleriyle, muhafazakarıyla;

Tüm Türkiye’yi kucaklayacak bir insan modeline geçiş yapmalıdır.

SOLUN BAĞNAZI olmak, daima sevgisizlik üretir. Kendinden olmayana öfke, nihayetinde kişinin kendisini yiyip bitirir. FAKAT ASIL ZARAR, İKTİDAR OLMA HEDEFİNDEKİ KIYMETLİ BİR PARTİYE, CHP’YE GELİR.

İnsanların büyük bir bölümünün, şu anda, CHP’den büyük beklentileri vardır. Ancak, kararsız oylardan da anlaşılabileceği gibi bu beklentileri karşılanamamaktadır. KANAATİMİZCE CHP YETKİLİLERİNİN, YUKARIDA YAPILAN TESPİTİ ÇOK İYİ DEĞERLENDİRMELERİ GEREKMEKTEDİR.

Ali Mahir Başarır’a yakışan ise;

Artık kemikleşmiş hale gelen bu karşıt üslubu terk etmesi,

Türkiye’nin %50’sinin RADİKAL SOLCU BİR YAKLAŞIM İSTEMEDİĞİNİ artık kavraması,

Cemaat ve tarikatların BU ÜLKENİN GERÇEĞİ olduğunu ve geniş bir kesimi temsil ettiğini görmesi,

Adalet ve demokrasiden bahsedip anlattıklarıyla çelişen bir model oluşturmamasıdır.

Yine kendisinden beklenen, müvekkil Adnan Oktar hakkında sarf etmiş olduğu GERÇEK DIŞI BEYANLARI BİR AN ÖNCE DÜZELTMESİ, söylediklerinin doğru olmadığı tüm Türkiye tarafından biliniyorken, bunlar resmi kayıtlarla doğrulanmışken, yalanı savunmakta ısrarcı davranmamasıdır.

Sayın Ali Mahir Başarır’a bir diğer önerimiz ise, MÜVEKKİLİN ANLATTIĞI DİN ANLAYIŞINI, YAKLAŞIMI, SAVUNDUĞU İDEOLOJİYİ, TEMSİL ETTİĞİ KURAN’A DAYALI SEVGİ ANLAYIŞINI İYİ ANALİZ ETMESİDİR. Belli ki körü körüne karşıtlık bugüne kadar tüm bunları görebilmesini engellemiştir. Ancak biraz dikkat verdiğinde, müvekkilin anlattığı hayat modelinin, kendisinin de savunacağı bir hayat modeli olduğunu görecek; bu modelin, tüm insanlık için sevgisizlikten, savaşlardan, kötülükten korunmanın tek yolu olduğunu anlayacaktır. Ali Mahir Başarır’a bu konuda katı bir bakış açısında olmamasını ve burada izah edilen hususları dikkate almasını tavsiye ediyoruz.

Takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.18.05.2026


  1. https://www.facebook.com/reel/1688228509031149
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir