Caner Taslaman ve Evrimi Diriltmek Adına Üstlendiği Misyon – 🎙️

By gundem
24 Min Read

ADNAN OKTAR’DAN DUYURUDUR

Prof. Dr. Caner Taslaman, Buket Aydın’ın YouTube programına katılmış ve bazı izahlarda bulunmuştur. 6 Ekim 2026 tarihinde katılmış olduğu TV100 YouTube programında yer alan bazı konuşmalarıyla ilgili açıklamalarımızı aşağıda takdirinize sunuyoruz.

Allah, “Ol Der Olur”,
Süreçler İmtihan Gereği Sonradan Yaratılır

6 Ekim 2026 tarihli program sırasında Caner Taslaman, Yüce Allah’ın ayetlerinde bildirdiği “Kün fe yekün” (Ol der ve olur) ifadesi üzerine açıklamalar yapmıştır.

Önce konuyla ilgili ayetleri hatırlatalım:

Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ONA YALNIZCA “OL” DEMEKTEN İBARETTİR; O DA HEMEN OLUR. (Nahl Suresi, 40)

Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, BİR İŞİN OLMASINA KARAR VERİRSE, ONA YALNIZCA “OL” DER, O DA HEMEN OLUR. (Bakara Suresi, 117)

“Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken, nasıl bir çocuğum olabilir?” dedi. (Fakat) Allah neyi dilerse yaratır. BİR İŞİN OLMASINA KARAR VERİRSE, YALNIZCA ONA “OL” DER, O DA HEMEN OLUR.” (Al-i İmran Suresi, 47)

Şüphesiz, Allah Katında İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, SONRA ONA “OL” DEMESİYLE O DA HEMEN OLDU. (Al-i İmran Suresi, 59)

O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O’NUN “OL” DEDİĞİ GÜN (HER ŞEY) OLUR, O’nun sözü haktır. Sur’a üfürüldüğü gün, mülk O’nundur. O, gaybı ve müşahede edilebileni bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır. (Enam Suresi, 73)

BİR ŞEYİ DİLEDİĞİ ZAMAN, O’NUN EMRİ YALNIZCA: “OL” DEMESİDİR; O DA HEMEN OLUR. (Yasin Suresi, 82)

Dirilten ve öldüren O’dur. BİR İŞİN OLMASINA HÜKMETTİ Mİ, ONA YALNIZCA: “OL” DER, O DA HEMEN OLUR. (Mümin Suresi, 68)

Allah, “Kün fe yekün” (Ol der ve olur) ifadesini çok fazla ayet ile insanlara bildirmiştir. Bu, ALLAH’IN YARATMADAKİ EŞSİZ ÜSTÜNLÜĞÜNÜ VE YÜCE ALLAH’IN YÜCE KUDRETİNİ gösteren çok önemli bir bilgidir. Allah, yeri göğü, canlı ve cansız varlıkları, bu kainatı ve dünya hayatını yaratmak için HİÇBİR SEBEBE İHTİYACI OLMADIĞINI, diriltmeye ve öldürmeye malik olduğunu ve her şeyi YOKTAN ve SADECE “OL” EMRİ İLE YARATTIĞINI haber vermiştir.

Eminiz Caner Taslaman da, Kur’an’da geçen bu ifadenin, YÜCE ALLAH’IN YÜCE KUDRETİNİ GÖSTEREN ve KAİNATIN VARLIĞININ ADETA BİR SIRRI olan bir ifade olduğunu çok iyi bilmektedir. Ancak son zamanlarda, inandığı için değil, sadece dindarların onayını almak adına, evrim ile dini ittifak halinde gösterme oyununa araç olarak kullanıldığından, konuyu –hiçbir bilimsel açıklama yapmaksızın– evrime bağlama çabası içinde olmuştur.

Caner Taslaman’ın gerçekte çok iyi bildiği hususları, burada bir kez daha tekrar edelim.

Evrim, Bir Sebep DEĞİLDİR

Allah, tüm kainatı kuşkusuz ki sadece OL emri ile yaratmaya kadirdir ve o şekilde yaratmıştır. Ancak dünya, tüm insanlar için bir imtihan yeri olduğundan her şey sebeplere bağımlı görünmek zorundadır. Yani Allah, her şeyi yoktan ve sebepsiz yaratmakta, ancak imtihanın gereği olarak her yaratılışa bir sebep de yaratmaktadır.

Allah, Kur’an’da buna bir örnek vermiş ve ÖNCE GÖLGEYİ yarattığını, ARDINDAN GÜNEŞ’İ ONA BİR DELİL OLARAK VAR ETTİĞİNİ bildirmiştir:

Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatmıştır? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. SONRA BİZ GÜNEŞ’İ ONA BİR DELİL KILMIŞIZDIR. (Furkan Suresi, 45)

Kainattaki her şey, ayette bildirilen gölge örneğindeki gibidir. ALLAH ZATEN YARATIR; BİZ SEBEBE İHTİYAÇ DUYDUĞUMUZ İÇİN, SONRA SEBEBİ VAR EDER.

Sebeplerin yaratılmasının özel hikmetleri vardır. Bu dünya bir sınanma yeri olduğundan, insanlar gayba iman ile sorumlu tutulduklarından, doğru yola ulaşıp ulaşmayacakları sorgulandığından, sebeplere bağımlı bir dünyada yaşamak zorundadırlar. Sebeplere rağmen Allah’ın Kudretini anlayabilenler, bu imtihanı geçerek bu dünyadan ayrılırlar. Önemli olan, sebeplerin ardındaki asıl gerçeği görebilmektir. Sebepler insanları oyalayıp yanılttığından, bunu fark edebilmek, sebeplerin aldatıcılığına rağmen Allah’a rağbet etmek, Allah için kıymetlidir. İşte imtihan da bu şekilde gerçekleşir.

Eğer her şey, araya hiçbir sebep girmeden doğrudan ve aniden yaratılsaydı, iyilikle kötülük, çaba göstermekle tembellik, akıl kullanmakla gaflet AYIRT EDİLEMEZDİ. Herkes Allah’ın kudretini hemen görür, imtihan da ortadan kalkardı. İnsanlar, yaratılışa, açık ve aleni şekilde şahit olur ve iman, son derece kolaylaşırdı.

ANCAK ALLAH KAİNATI BU ŞEKİLDE YARATMAMIŞTIR. Günlük hayatta her şeyin mucizevi ve sebepsiz yaratılmaması, İlahi kudretin ihtişamının ve hikmetinin “sebepler perdesi” arkasında saklanmasını sağlar. Böylece akıl sahibi insan, sebeplere körü körüne tapmak ile sebeplerin arkasındaki asıl kudreti görmek arasında bir tercih yapar.

Ahiret, imtihanın son bulduğu nihai mekan olduğundan, orada artık sebeplere ihtiyaç kalmayacaktır. Allah, yoktan yaratma sanatını HER AN gösterecek, cennette insanlar, bir uçağa binmeye ihtiyaç duymadan uçabilecek, denizin derinliklerinde nefes alabileceklerdir. Çünkü bu, Allah için zor değildir. Allah’ın dünyada bunu bu şekilde yaratmamasının sebebi, bu imtihanın buraya has olmasındandır.

Dikkatli incelendiğinde, Allah’ın sebepleri de mükemmel bir düzen içinde yarattığı anlaşılır. Örneğin, gece ve gündüzün oluşması için Dünya, kendi ekseni etrafında dönmek zorundadır. İnsanın nefes alabilmesi için kalbinin atması, beynin atıklardan kurtulabilmesi için insanın uyuması, dünyada yaşamın devam etmesi için dağ ve denizlerin oranının mükemmel bir dengede kalması gerekir. Aslında Allah, bütün bu sonuçları zaten yaratmıştır. Ancak imtihan olan insana, bu sebeplerin gösterilmesi gerekir.

ANCAK EVRİM TEORİSİ, CANLILARIN YOKTAN YARATILIŞINA BİR SEBEP DEĞİLDİR. Caner Taslaman da bunu GAYET İYİ BİLMEKTEDİR.

Evrim, Sebep de Değil, Bilim de Değil;
Sadece Bir Safsata

Allah, tüm canlı varlıkları da OL emri ile yaratmıştır. Ancak yaratılışları için de sebepler yaratmıştır. Caner Taslaman, yaratılışı inkar etmemekte ancak kendince evrim teorisine bir yol açabilmek için, bu sebebi evrim teorisi ile bağdaştırmaya çalışmaktadır. Oysa EVRİMİN HİÇ YAŞANMADIĞI BİLİMSEL BİR GERÇEKTİR.

Bilim, şunları göstermiştir:

♦ Canlılığın temelini oluşturan TEK BİR PROTEİN DAHİ RASGELE MEYDANA GELEMEZ. Proteinlerin oluşması için proteinlere ihtiyaç vardır.

♦ Canlılığın temelini oluşturan TEK BİR PROTEİN, LABORATUVAR ŞARTLARINDA DAHİ OLUŞTURULAMAMIŞTIR. “Başarı kaydettik” diye ortaya atılan deneyler, canlı bedeninde hiçbir işe yaramayan proteinoidleri ortaya çıkarmış, PROTEİNLERİ ASLA VAR EDEMEMİŞTİR.

♦ TEK BİR ARA FOSİL DAHİ BULUNAMAMIŞTIR. “Ara fosil bulduk” iddiasıyla ortaya çıkan haberlerin tümünün YALAN olduğu, bulunan fosillerin sözde ara formlara değil, TAM VE EKSİKSİZ CANLILARA AİT OLDUĞU ortaya çıkmıştır.

♦ MİLYONLARCA YIL ÖNCESİNE AİT KOMPLEKS YAPILI CANLILARIN SAYISIZ FOSİLİ, evrim teorisini temelinden çürütmüştür. Canlılar, milyonlarca yıl öncesinde de TAM VE EKSİKSİZ haldedirler.

♦ Tek hücreliden çok hücreliye, sudan karaya, karadan havaya herhangi bir geçiş formu ASLA BULUNAMAMIŞTIR. Hiçbir yapı, o canlıda olmayan bir başka yapıya DÖNÜŞMEMİŞTİR.

♦ Evrimin iddia ettiği sözde mekanizmaların hiçbir gelişme, dönüşme, değişme ve evrimleşme SAĞLAMADIĞI ortaya çıkmıştır. Doğal seleksiyonun yeni yapılar ortaya ÇIKARAMAYACAĞI, mutasyonların etkisinin MUTLAKA ZARARLI OLDUĞU modern bilimle ortaya konulmuş ve bu mekanizmalar evrim için çöpe dönüşmüştür.

♦ Kompleks yapıların (göz gibi) tek bir parçasında dahi bir eksilme yapılamayacağı, aksi takdirde o yapının işlevini tamamen yitireceği gerçeği, aşama aşama evrim iddiasını temelinden YOK ETMİŞTİR.

Bunlar, evrimin temel yıkılış noktalarıdır. Bunun üzerine getirilen iddialar, sunulan sahte deliller, laf kalabalıkları tümüyle hükümsüzdür. Darwinistlerin önce, yukarıdaki ana konulara bir açıklama getirmeleri gerekir. Ancak bu vakte kadar bu gerçeklere “öyle değil, kanıtım şu” diyen KİMSE ÇIKAMAMIŞTIR; ÇIKMASI DA İMKANSIZDIR.

Caner Taslaman’a şu hususu özellikle belirtelim:

Allah, istese, elbette tüm canlı alemini evrimi vesile ederek yaratabilirdi. Bu, Allah’ın kudretinden uzakta değildir. O zaman bizler, Allah’ın kusursuz yaratmasına yine hayran olur ve ona vesile kılınan mekanizmaları da yine hayranlıkla izlerdik.

Şayet Allah, canlı alemini evrim ile yaratsaydı, o zaman bunun sayısız deliline de ulaşabiliyor olurduk. Allah, sebep kıldığı bu sisteme dair PEK ÇOK İZ BIRAKIR, DELİL YARATIR, hatta bütün bunlar kolaylıkla GÜNLÜK HAYATTA VEYA LABORATUVARDA GÖZLEMLENEBİLİR olur, değişim ve dönüşümler milyonlarca yıl boyunca SAYISIZ İZ BIRAKMIŞ olurdu.

AMA BÖYLE OLMAMIŞTIR.

Bilim bize buna dair TEK BİR DELİL BİLE VERMEMEKTEDİR.

Ortada evrimle yaratılışa dair TEK BİR İZ YOKTUR.

Tekrar dikkat çekmek gerekirse, bunu bize söyleyen BİLİMİN TA KENDİSİDİR.

Dolayısıyla Allah’ın yaratma sanatına kıldığı sebep, EVRİM DEĞİLDİR.

Caner Taslaman, Bilimin İnkar Ettiği Bir Safsatayı
Neden Savunma İhtiyacı Duyuyor?

Burada özellikle bu sorunun sorulması gerekir: Bilimsel delillerin son derece farkında olan Caner Taslaman, acaba neden evrim safsatasını savunma ihtiyacı duymaktadır? Bu kararı ani bir şekilde almıştır; acaba evrimi savunmaya yönelik bu ani karar değişikliğinin sebebi nedir?

Sebebi şudur: Müvekkil Adnan Oktar’ın evrim teorisine ve Darwinist diktatörlüğe vurduğu darbe ÇOK GÜÇLÜ olmuştur. kendisi, bu konuda tek başına ortaya çıkmış, tüm Avrupa’ya ve Amerika’ya dağıtılan kitaplar, gerçekleştirilen konferanslar ve tüm dünyaya ulaşan canlı yayınlar vesilesi ile evrim teorisi pek çok cihette yenilgiye uğramıştır. 2007-2008 yıllarında özellikle Avrupa’ya ve Amerika’ya ulaşan YARATILIŞ ATLASI isimli 4 ciltlik eser, bir anda tüm dünyanın karşısına MİLYONARCA YIL BOYUNCA DEĞİŞMEDEN KALMIŞ FOSİLLERİ çıkarmıştır.

Dahası müvekkil, tek bir ara form örneği getirene PARA ÖDÜLÜ koymuştur. Ancak evrimciler, Darwinizm’in en önemli delili olduğunu iddia ettikleri, fosil katmanlarında milyonlarca örneği var olması gereken ARA FOSİLLERDEN TEK BİR TANE DAHİ GETİREMEMİŞLERDİR. Darwinist cepheyi bir SUSKUNLUK sarmıştır.

Müvekkil, Darwinist diktatörlüğün temelini teşkil eden sistemleri deşifre etmiş ve bununla ilgili kitaplar da herkese ulaşmıştır.

İşte bütün bunların gerçekleşmesi sonucunda, öğrenciler, akademisyenler, özellikle gençler, EVRİM TEORİSİNİ SORGULAR hale gelmiştir. Artık evrim, yaşam alanını tümüyle yitirmiştir.

Ülkemizin tanınan evrimcilerinden Prof. Dr. Ali Demirsoy’un bir hocasıyla yaptığı şu konuşma, bu konuda Darwinistlerin içine düştüğü çaresizliği gözler önüne sermektedir:

ALİ DEMİRSOY: Evrim kitabı yazmış, yıllarca Türkiye’nin en büyük bir üniversitesinde bu konuda ders vermiş saygıdeğer rahmetli bir HOCAMIZ, bir gün beni kimsenin olmadığı bir odaya çekerek, “Sana bir şey sormak istiyorum Aliciğim” dedi; “Buyur hocam!” dedim: SEN GERÇEKTEN EVRİMLEŞME OLDUĞUNA İNANIYOR MUSUN, dedi. – Hiç kuşkum yok hocam! Elimizdeki sayısız bilgi bunun böyle olduğunu gösteriyor, dedim. Sizin kuşkunuz var mı hocam? – YILLARCA BU DERSİ VERMİŞ VE KİTABINI YAZMIŞ OLMAMA RAĞMEN, BEN PEK İNANMIYORUM, DEDİ. O AN, İŞİMİZİN ÇOK ZOR OLDUĞUNU FARK ETTİM. (Ali Demirsoy, Biyoloji Eğitiminde Evrim Sempozyumu, İnönü Üniversitesi, 2007, Malatya, Sayfa 45)

İşte bu, yani evrimcilerin bile evrime inanmadıklarını itiraf etmeleri, müvekkilin çalışmalarının etkisidir.

Müvekkil, bilindiği gibi 9 yıldır cezaevindedir. Ancak çalışmalarının etkisi hala sürmektedir. İnsanlar, ideolojik ve bilimsel olarak çöküşe uğramış bir teoriye tekrar inanç geliştiremeMEktedirler. Dolayısıyla insanlar, EVRİMİ DOĞRUDAN SORGULAR OLMUŞ ve bunun bir safsata olduğuna dair inançlarını pekiştirmişlerdir.

Özellikle Darwinist felsefenin asıl ortaya atılma amacının, Allah inancına muhalefet etmek olduğu anlatıldığında, bu durum DİNDAR ÇEVRELER tarafından daha çok tepki çeker hale gelmiştir.

İşte bu çaresizlik ortamında bir kısım Darwinistler, taraftarlarını ciddi şekilde kaybedince ve özellikle dindar kesimden büyük tepkiler alınca, çözümü, din ile evrimin ittifak ettiğine dair yalanlar üretmekte bulmuşlardır. Bunun için, çeşitli hocaları televizyonlarda konuşturmaktan da geri kalmamışlardır. Bunu yaparak, evrimin din ile çelişmediğini, dindar bir insanın da evrimci olabileceğini, evrimin Allah’ı inkar anlamına gelmediğini empoze etmeye çalışmışlardır.

İşte Caner Taslaman, bu uğurda başvurulan kişilerden bir tanesidir.

Medyada görünür olması, din felsefesi konusunda profesör unvanına sahip olması, Kur’an ve bilim üzerine izahlarda bulunması gibi özellikleri nedeniyle tercih edilmiş olan Caner Taslaman, BİZZAT İNANMADIĞI HALDE, din ile evrimin uzlaştığı iftirası üzerine izahlar yapmaktadır. Darwinist çevreler, medyatik kişiliği ve uzmanlıkları gereğince Taslaman’ı bu konuda oldukça uygun görmüşlerdir. Caner Taslaman da, geçmişte tümüyle evrim karşıtıyken, bir anda üslup değiştirmiş ve üstlendiği görevi yerine getirmeye başlamıştır.

Ancak Caner Taslaman, kendisine bu konuda uzun zamandır sorulmakta olan pek çok soruyu CEVAPSIZ bırakmaktadır. Oysa bu sorulara vereceği cevaplar, kendisinin samimiyetini anlamak bakımından önemli bir göstergedir. Şu an bu vesile ile, bahsi edilen bu soruları tekrar kendisine yöneltelim:

Caner Taslaman’dan
Bu Soruların Cevaplarını Bekliyoruz

Caner Taslaman’a daha önce yöneltmiş olduğumuz, ancak cevap alamadığımız soruları tekrar yöneltiyoruz:

SORU 1: CANER TASLAMAN, İKİŞER, ÜÇER, DÖRDER KANATLI MELEKLERİN YARATILIŞINI EVRİMSEL SÜREÇLE NASIL AÇIKLAYACAKTIR?

Caner Taslaman gibi, yaratılışın evrimsel süreçlerle gerçekleştiği yanılgısına inananların göz ardı ettikleri çok önemli bir konu, ALLAH’IN FARKLI YARATMA ŞEKİLLERİDİR. Allah, insandan ve hayvandan çok farklı yaratılışa sahip varlıklar yaratmış; örneğin MELEKLERİ VE CİNLERİ var etmiştir.

Allah, meleklerin yaratılışını Kur’an’da şöyle bildirmiştir:

Hamd, gökleri ve yeri yaratan, İKİŞER, ÜÇER VE DÖRDER KANATLI MELEKLERİ elçiler kılan Allah’ındır; O, yaratmada dilediğini arttırır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir. (Fatır Suresi, 1)

Ayette geçen ifadeden de anlaşıldığı üzere, melekler, görünüm itibariyle insanlardan çok farklıdırlar. Nitekim Allah, yukarıdaki ayette “O yaratmada dilediğini artırır” ifadesiyle de farklı yaratış şekilleri olduğunu haber vermiştir.

Bu bilgiler ışığında soru şudur: Acaba, İNSANDAN TAMAMEN FARKLI bir yaratılışa sahip ve NURDAN yaratılmış olan MELEKLER, NASIL OLUP DA EVRİMLE YARATILMIŞLARDIR?

SORU 2: CANER TASLAMAN, ATEŞTEN YARATILAN CİNLERİN YARATILIŞINI EVRİMSEL SÜREÇLERLE NASIL AÇIKLAYACAKTIR?

Melekler gibi CİNLER de hali hazırda farklı bir alemde varlıklarını sürdürürler ve insanlardan tümüyle FARKLI BİR YARATILIŞA sahiptirler. Allah, insanın balçıktan, cinlerin ise ATEŞTEN yaratıldığını aşağıdaki ayetlerde şöyle haber verir:

And olsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. VE CANN’I DA DAHA ÖNCE ‘NÜFUZ EDEN KAVURUCU’ ATEŞTEN YARATMIŞTIK. (Hicr Suresi, 26-27)

İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı. CANN’I (CİNNİ) DA ‘YALIN-DUMANSIZ BİR ATEŞTEN’ YARATTI. (Rahman Suresi, 14-15)

Kuran’da haber verilen bir diğer husus ise aynı meleklerde olduğu gibi cinlerin de İNSANDAN ÖNCE yaratılmış olmalarıdır. Allah, Hz. Adem’i yarattığı zaman meleklere ve İblis’e ona secde etmelerini emretmiştir. Ancak İblis bu emri yerine getirmemiştir. Ayette İblis’in cinlerden olduğu haber verilir:

Hani meleklere: “ADEM’E SECDE EDİN” demiştik; İblis’in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O CİNLERDENDİ, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı… (Kehf Suresi, 50)

Melekler ve cinler, insanlardan farklı bir boyutta yaşamaktadırlar ve o boyutun fizik kuralları bizim bağlı olduğumuz fizik kurallarından farklıdır. Evrim teorisini doğru kabul eden, Allah’ın evrimsel süreçlerle canlılığı yarattığını iddia eden Caner Taslaman ve benzeri Müslümanların, “cinler ve melekler evrimsel süreçle nasıl yaratıldılar?” sorusuna verebilecekleri HİÇBİR BİR CEVAPLARI BULUNMAMAKTADIR.

SORU 3: CANER TASLAMAN, HZ. İSA’NIN ÇAMURDAN YAPTIĞI KUŞUN CANLANMASINI, EVRİMSEL SÜREÇLERLE NASIL AÇIKLAYACAKTIR?

Hz. İsa Peygamber’e, Allah, birçok mucize lütfetmiştir. Hz. İsa’nın gösterdiği mucizelerden biri balçıktan yaptığı bir kuşun canlanıp uçmasıdır.

(Hz. İsa’yı) İsrailoğullarına elçi kılacak. (O, İsrailoğullarına şöyle diyecek:) “Gerçek şu, ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. BEN SİZE ÇAMURDAN KUŞ BİÇİMİNDE BİR ŞEY OLUŞTURUR, İÇİNE ÜFÜRÜRÜM, O DA HEMEN ALLAH’IN İZNİYLE KUŞ OLUR…” (Al-i İmran Suresi, 49)

Allah şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu’l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğrettim. İZNİMLE ÇAMURDAN KUŞ BİÇİMİNDE (BİR ŞEYİ) OLUŞTURUYORDUN DA (YİNE) İZNİMLE ONA ÜFÜRDÜĞÜNDE BİR KUŞ OLUYORDU…” (Maide Suresi, 110)

Hz. İsa’nın çamurdan yaptığı kuş şeklindeki heykel, hiçbir sebebe bağlı olmadan, Allah’ın dilemesi ve mucizesiyle, “Ol” demesiyle can bulmaktadır. Cansız bir maddeden can sahibi olan kuşun bir anda meydana gelmesi, Yüce Allah’ın örneksiz, sebepsiz, üstün yaratışının örneklerinden biridir.

Cansız bir maddeden, bir anda tüm organlarıyla, nefes alan, kalbi atan bir kuşun oluşumunu, ACABA CANER TASLAMAN EVRİM İLE NASIL AÇIKLAMAKTADIR?

SORU 4: CANER TASLAMAN, HZ. MUSA’NIN ASASININ YILANA DÖNÜŞMESİNİ EVRİMSEL SÜREÇLERLE NASIL AÇIKLAYACAKTIR?

Hz. Musa’nın asasının Allah’ın izniyle yılan haline gelmesi hadisesi, Kur’an’da haber verilmiş önemli bir gerçektir:

“Sağ elindeki nedir ey Musa?” Dedi ki: “O, benim asamdır; ona dayanmakta, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim, onda benim için daha başka yararlar da var.” Dedi ki: “Onu at, ey Musa.” Böylece, onu attı; (bir de ne görsün) O HEMEN HIZLA KOŞAN (KOCAMAN) BİR YILAN (OLMUŞ). Dedi ki: “Onu al ve korkma, Biz onu ilk durumuna çevireceğiz.” (Taha Suresi 17-21)

Hz. Musa’nın asası örneği de Hz. İsa’nın çamuru kuş yapması örneğinde olduğu gibi, Allah’ın fizik kanunları olmadan, sebepler olmadan, yoktan bir canlı var ettiğini göstermektedir. Hz. Musa, elindeki asasını yere attığı anda, Allah’ın lütfuyla, cansız bir odun parçası, hızla hareket eden, başkalarının ortaya koyduklarını yutan, yani sindirim sistemi de olan tamamen canlı bir varlığa dönüşmektedir.

Böylece Allah insanlara canlılığın nasıl yoktan var edildiğinin bir örneğini göstermektedir. Cansız bir madde, sadece Allah’ın dilemesiyle, yani “Ol” emriyle can bulmaktadır. Allah’ın Hz. Musa’ya lütfettiği bu mucize, eski Mısırlıların batıl evrim inanışlarını bir hamlede yerle bir etmiş, Hz. Musa’ya karşı olan insanlar dahi hemen o an gerçeği kavrayıp, batıl inanışlarını bırakıp, Allah’a iman etmişlerdir.

Allah için yaratmak çok kolaydır. Allah, hiçbir sebebe gerek duymaksızın yoktan var edendir. Cinleri ve melekleri nasıl farklı şekillerde ve yoktan var ettiyse, insanı da evrimi vesile etmeden, ayrı bir varlık olarak yoktan var etmiştir.

SORU 5: CANER TASLAMAN, CENNET VE CEHENNEMİ, HURİLERİ, GILMANLARI, CEHENNEM ZEBANİLERİNİ, ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLMEYİ EVRİMSEL SÜREÇLERLE NASIL AÇIKLAYACAKTIR?

İnsanlar dünyada evrimsel süreçler olmadan yaratıldıkları gibi, ahiret hayatlarında da herhangi bir evrim süreci yaşanmadan, Allah’ın “Ol” emriyle, BİR ANDA DİRİLTİLECEKLERDİR. Ölen, yaşam fonksiyonları durmuş bir insanın tekrar, yeni bir bedende dirilmesi, cennet veya cehennemde sonsuz bir hayata başlaması, Kur’an’da yer alan temel inançlardan biridir. Caner Taslaman’ın, öldükten sonra dirilmeyi, cenneti, cehennemi, zebanileri, hurileri herhangi bir evrimsel süreçle açıklaması İMKANSIZDIR.

Yaratma da diriltme de tamamen Allah’ın elindedir ve Allah’ın, aynı yaratmada olduğu gibi diriltmede de bir sebebe ihtiyacı YOKTUR. Kur’an’da bildirildiği gibi, insan, ölüp toprağa karıştıktan sonra ahiret gününde yeni bir yaratılışla diriltilecektir.

Bu, şüphesiz, onların ayetlerimizi inkar etmelerine ve: “Biz kemikler haline geldikten, toprak olup ufalandıktan sonra mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışla diriltileceğiz?” demelerine karşılık cezalarıdır. Görmüyorlar mı; GÖKLERİ VE YERİ YARATAN ALLAH, ONLARIN BENZERİNİ YARATMAYA GÜCÜ YETER ve onlar için kendisinde şüphe olmayan bir süre (ecel) kılmıştır. Zulmedenler ise ancak inkarda ayak direttiler. (İsra Suresi, 98-99)

Cennetteki huriler, gılmanlar, cehennemde görevli melekler olan Zebaniler, hiçbiri evrimle yaratılmamışlardır; HEPSİ ALLAH’IN “OL” EMRİYLE YARATILAN VARLIKLARDIR. Caner Taslaman, “Kur’an, evrim ile çelişmez” derken, hurilerin, gılmanların, zebanilerin yaratılışını da açıklamalıdır. Bu yaratılış gerçeklerini evrimsel süreçle açıklayamayacağı ortadadır.

SORU 6: CANER TASLAMAN, HZ. İBRAHİM’E GELEN MELEKLERİ, PEYGAMBERİMİZE VAHİY GETİREN CEBRAİL’İ EVRİMSEL SÜREÇLERLE NASIL AÇIKLAYACAKTIR?

Kur’an’da meleklerin, Hz. İbrahim peygambere ziyareti anlatılmaktadır. Melekler, Hz. İbrahim’e insan suretinde gelmişlerdir; ikram ettiği yemeği yemediklerinde Hz. İbrahim, onların insan olmadıklarını, melek olduklarını anlamıştır.

Melekler, insandan farklı nurani varlıklar oldukları için onların en belirgin özelliklerinden biri yememeleri, içmemeleri ve insani ihtiyaçlardan münezzeh olmalarıdır. Elçilerin yemek yememesi üzerine Hz. İbrahim’in, onların insan olmadığını anlayıp korku duymasının nedeni bu olmuştur.

Kur’an’da bu olay şöyle anlatılır:

Andolsun, elçilerimiz İbrahim’e müjde ile geldikleri zaman; “Selam” dediler. O da: “Selam” dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi.

Ellerinin ona uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı ve içine bir tür korku düştü. Dediler ki: “Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik.” (Hud Suresi, 69-70)

Acaba Caner Taslaman, meleklerin insan suretine dönüşüp, insanlarla görüşüp sonra tekrar melek suretine geri dönmelerini, nurani bir varlık iken birden insana ait cismani görünüme bürünmelerini evrimsel süreçlerle nasıl açıklayacaktır?

Caner Taslaman, bu soruların hiçbirini ŞİMDİYE KADAR CEVAPLAYAMADIĞI gibi, BUNDAN SONRA DA CEVAPLAYAMAYACAKTIR. Çünkü savunduğu “evrimle yaratılış” iddiası, ÇOK BÜYÜK BİR YALANDIR.

Caner Taslaman’ın
Sorulara Cevap Verememesinin Nedeni

Caner Taslaman’ın yukarıdaki sorulara uzun zamandır cevap verememesinin sebebi:

Canlı yaratılışının insan, hayvan ve bitki ile SINIRLI OLMADIĞININ farkında olması ve

Yukarıda izahını yaptığımız YARATILIŞ ÖRNEKLERİNİN EVRİMLE HİÇBİR YOLLA AÇIKLANAMAYACAK olmalarıdır.

O yüzden, ne kadar beklersek bekleyelim, Caner Taslaman’dan bu sorulara cevap gelmeyecektir.

Şu durumda Caner Taslaman’ın yerine, bu soruları biz cevaplayalım:

Kainatta ve ahirette, her türlü yaratılış, ALLAH’A AİTTİR.

Allah, onları dilediği an, dilediği şekilde, dilediği suret ve özellikte YARATMAYA MUKTEDİRDİR.

ALLAH, BUNLARIN HİÇBİRİNİ EVRİMLE YARATMAMIŞTIR. EVRİMLE YARATTIĞINA DAİR BİR DELİL GÖSTERMEMİŞTİR. EVRİM, DEV BİR SAHTEKARLIKTIR.

Yıllar boyunca eğitim hayatının içinde olmuş, profesörlük kademesine yükselmiş, sayısız çalışma yapmış kıymetli bilim adamları, evrim adına bu tuzağa düşerek, kendi isimlerinin bu uğurda kullanılmasına izin vererek, inanmadıkları bir şeyi savunuyor gibi yaparak kendilerine de emeklerine de yazık etmektedirler.

Bilimsellik, kendisine dayatılanı değil, DOĞRULARI savunmaktır.

Bütün bu hususları tekrar hatırlatarak, Caner Taslaman’a bu konuda hataya düşmemesini tavsiye ediyoruz.

Saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 21.10.2026

TAGGED:
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir