ADNAN OKTAR’DAN DUYURUDUR
Bir kısım ülkelerde okullarda uygulanan başörtüsü yasağı ile ilgili olarak Karar Gazetesi’nde 16 Ekim 2026 tarihinde yayınlanan İletişim bilimci Prof. Dr. Hakan Temiztürk’ün yazısı bir hayli ilginç olmuştur. Temiztürk, yasağın savunucularının söz konusu olduğunu belirterek konuyu müvekkil Adnan Oktar’a getirmeye çalışmıştır. Konuyla ilgili olarak açıklamalarımızı aşağıda takdirinize sunuyoruz.
Hakan Temiztürk, Müvekkil ile İlgili Duyumları Konusunda
Doğruyu SöylemeMEktedir
Hakan Temiztürk, yazısında, yasağı savunanların bir kısmının “Adnan Oktarlar, Cübbeli Ahmet Hocalar mı yetiştirelim okulda?” diyerek argüman geliştirdiklerini iddia etmiştir.
Temiztürk, çok açık bir şekilde bu söyleminde DOĞRUYU SÖYLEMEMEKTEDİR.
Müvekkilin kitapları tüm dünyada dağıtılmış, sayısız konferans gerçekleştirilmiş ve müvekkilin eserleri dünyanın hemen her şehrine ulaşmıştır. Dolayısıyla müvekkil, dünyanın her yerinde gayet iyi tanınmaktadır. Müvekkilin, Cübbeli Ahmet Hoca ve onun düşünceleriyle oldukça zıt görüşlere sahip olduğu, tamamen Kur’an Müslümanlığını savunduğu ve Kur’an’a dayalı modern İslam anlayışı ile geleneklere dayalı İslam anlayışını reddettiği hemen herkes tarafından bilinmektedir.
Müvekkil, yıllar boyunca pek çok ülkede bir ROL MODEL olarak benimsenmişken, çeşitli kişilerin, okullarda Adnan Oktarlar yetişmesinden çekinmesi, hatta Adnan Oktar ismini Cübbeli Ahmet ile birlikte zikretmesi akla ziyan bir iddiadır.
Zannediyoruz ki Hakan Temiztürk, son dönemlerde daha sık görmeye başladığımız, görünürlüğü artırmak için müvekkilin ismini kullanma furyasına dahil olmuş gibidir. Yazısının teveccüh görmesi için müvekkilin ismini ilgili-ilgisiz her konuda geçirmek, son dönemlerde pek dikkat çekmeyen yazarların sıklıkla başvurduğu bir yöntem olmuştur. Hakan Temiztürk de, yazdığı yazının dikkat çekmesi adına belli ki aynı yönteme başvurmuş ancak ya müvekkili ya da müvekkilin etkisini gereği gibi bilmediğinden, çok büyük hatalar yapmıştır.
Hakan Temiztürk, Nerede Yanıldı?
Hakan Temiztürk’ün yanıldığı ana konu, MÜVEKKİLİN BAŞÖRTÜSÜ KONUSUNA BAKIŞ AÇISIDIR. Müvekkil, Kur’an Müslümanlığını savunan bir kişi olarak, Kur’an’a göre hareket etmekte ve uzun yıllardır, Kur’an’da başörtüsü hükmünün OLMADIĞINI çok açık şekilde ve delillerle anlatmaktadır. Dolayısıyla, başörtüsünün farz olmadığını açıklayan bir Müslüman olarak müvekkilin, okullarda başörtüsünü istemeyenler tarafından tasvip edilmediğini iddia etmek, OLAĞANÜSTÜ MANTIKSIZ OLMASININ YANINDA DOĞRU DA DEĞİLDİR.
Bunu daha iyi anlamak için, müvekkilin başörtüsü konusuyla ilgili uzun yıllardır yapmakta olduğu açıklamaları tekrar sunalım:
Müvekkil, Başörtüsü Konusunu Kur’an’a Göre Değerlendirir ve Kur’an’a Göre Başörtüsü Farz Değildir
Müvekkilin uzun yıllardır Kur’an’dan delillerle anlattığı önemli bir gerçek, başörtüsünün, Kur’an’a göre farz olmadığıdır. Konuyla ilgili açıklamalar şu şekildedir:
Nur Suresi 31. Ayette BAŞÖRTÜSÜ DEĞİL, GÖĞÜS ÜZERİNİ ÖRTEN ÖRTÜ tarif edilir. Arapça bilen herkes Kur’an’da ifadenin bu şekilde geçtiğini gayet iyi bilir.
Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız
Mü’min kadınlara da söyle: “Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. ÖRTÜLERİNİ, YAKALARININ ÜSTÜNÜ (KAPATACAK ŞEKİLDE) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah’a tevbe edin ey mü’minler, umulur ki felah bulursunuz.” (Nur Suresi, 31)
Nur Suresinin 31. Ayetinin hiçbir yerinde BAŞÖRTÜSÜ İFADESİ GEÇMEMEKTEDİR. Günümüzde çeşitli tefsircilerin ayete ekledikleri başörtüsü ifadesi, tamamen onların KENDİ EKLENTİLERİ, KENDİ YORUMLARIDIR.
Nur Suresinin 31. ayeti, çeşitli tefsircilerin zorlama izahları, Kur’an’da yer almayan yorumları ve bir kısım mevzu (sahte) hadislerin de etkisiyle, neredeyse bir tabu haline getirilmiş olan başörtüsü konusu için adeta bir delil olarak kullanılmaktadır. Oysa AYETİN HİÇBİR YERİNDE “BAŞÖRTÜSÜ” KELİMESİ GEÇMEZ, hatta “BAŞ” İLE İLGİLİ HİÇBİR BİLGİ VERİLMEZ. Ayet, çok açık bir şekilde GÖĞÜS BÖLGESİNİN KAPATILMASINI tarif eder.
İslam’da başörtüsünün farz olduğuna dair iddia, bir kısım mevzu (sahte) hadislerin İslam literatürüne dahil edilmesiyle yaygınlaştırılmış ve bugüne kadar gelmiştir. Benzer izahlara sahip 3 mevzu hadisten bir tanesi şöyledir:
Hz. Aişe: “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eyleye, Yüce Allah: “Mü‘min kadınlar başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar’ ayetini indirince, onlar eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örttüler.” der.1
Söz konusu mevzu hadisin başına Hz. Aişe’nin ismi özel olarak konmuştur. Çünkü başına Hz. Aişe’nin isminin konulmasıyla, insanların sahte bir hadisin doğru olduğuna inanacakları düşünülmüştür. Oysa bu, tümüyle SAHTE BİR HADİSTİR.
Başörtüsü konusunda uydurulan hadislerin tümünde, Nur Suresi 31. ayetin inmesi üzerine Müslüman kadınların hemen KENDİ ETEKLERİNDEN BİR PARÇA KESİP BAŞLARINA SARDIKLARI iddiası vardır. Zaten EN ŞİDDETLİ MANTIK ÇÖKÜNTÜSÜ burada başlar.
Nur Suresi 31. ayette “…örtülerini, yakalarının üstüne koysunlar…” ifadesi ile kadınların GÖĞÜSLERİNİ KAPATMALARI ifade edilmektedir. Fakat söz konusu hadislerde, bu ayetin indirilmesinin üzerine Müslüman kadınların hemen elbiselerinden bir parça keserek GÖĞÜSLERİNİ DEĞİL DE BAŞLARINI ÖRTTÜKLERİ belirtilir.
Oysa AYETTE BAŞLARIN ÖRTÜLMESİNE YÖNELİK HİÇBİR İFADE GEÇMEMEKTEDİR. Ayete göre kadınların, GÖĞÜS BÖLGELERİNİ ÖRTMELERİ istenmektedir. Ancak mevzu hadisteki izaha göre GÖĞÜS DEĞİL, BAŞ ÖRTÜLMEKTEDİR. Yani KADIN GÖĞSÜ AÇIK HALDEDİR, FAKAT BAŞINI 2 DEFA ÖRTMÜŞTÜR. Başını örtmek için eteklerini kesmiş, BACAKLARI DA AÇIKTA KALMIŞTIR.
Sırf başörtüsü izahını getirmek için ayeti, bir kısım tefsirciler “başörtülerini salsınlar” şeklinde yorumlamışlar ve kendi iddialarını haklı çıkarmak için “başta zaten var olan bir başörtüsü” izahıyla hareket etmişlerdir.
Oysa söz konusu mevzu hadislerde, Nur Suresi 31. ayet indiğinde KADINLARIN KENDİ ETEKLERİNİ KESEREK BAŞÖRTÜSÜ YAPTIKLARI iddiası vardır. AYETE KATTIKLARI YORUM İLE HADİS ÇELİŞMEKTEDİR. Hadiste, başlarında zaten bir başörtüsü olduğundan BAHSEDİLMEMEKTEDİR. Kadınların, eteklerini keserek ilk defa bir başörtüsü edindikleri iddiası vardır. Eğer ayete katılan yorum ile birlikte düşünülecek olursa, oradaki kadınlar, BAŞÖRTÜSÜNÜN ÜZERİNE, ETEKLERİNİ KESEREK TEKRAR YENİ BİR BAŞÖRTÜSÜ SERMİŞLERDİR. Görülebildiği gibi, bir kısım kişilerin ayeti kendilerine göre yorumlamaları tam olarak ayaklarına dolanmış, AYETE KATTIKLARI YORUM, UYDURULAN MEVZU HADİSİN YALANI İLE BİLE ÇELİŞMİŞTİR.


Kur’an’da Çarşaf (Cilbab) Hükmü Vardır;
Onun da Kararı Kadına Bırakılmıştır
Kur’an’da başörtüsü hükmü yoktur; ancak KUR’AN’DA CİLBAB (ÇARŞAF) HÜKMÜ VARDIR. Ahzab suresi 59. ayette, kadının kendisi için tehlike hissettiği bir ortamda CİLBAB (ÇARŞAF) giymesi tavsiye edilir; BUNUN DA KARARI KADINA BIRAKILMIŞTIR.
Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle; ONLARIN (ÖZGÜR VE İFFETLİ) TANINMASI VE EZİYET GÖRMEMELERİ İÇİN EN UYGUN OLAN BUDUR. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Ahzab Suresi, 59)
Cilbab, dış kıyafet demektir. Cilbab giyip giymemeyi kadın, Ahzab Suresi’ndeki hükme göre, girdiği ortamda kendisini güvende hissedip hissetmemesine bağlı olarak KENDİSİ BELİRLER. Kuran’da kadının baştan sona örtünmesini tavsiye eden başka bir ayet yoktur.
İnsanların bir kısmının, Kur’an’da hiç geçmeyen başörtüsü konusunu bu kadar tabu edinip, Kur’an’ın hükmü olan ve tercihi kadına bırakılan çarşaftan (cilbabdan) HİÇ BAHSETMEMELERİ düşündürücüdür.
Nur Suresi 31. Ayetin Gerçek Anlamı
Nur Suresi 31. Ayette, kadının, kendisini güvende gördüğü bir ortamda giyeceği kıyafet tarif edilir. Bu kıyafet, kadının ve erkeğin CİNSEL BÖLGELERİNİN ÖRTÜLMESİNİ ŞART KOŞAN bir kıyafet şeklidir.
Aslında bu konu, Hz. Adem ve Hz. Havva’nın yasağı çiğnediklerinde verdikleri tepki ile de anlaşılmaktadır. Yasağı çiğnemeleriyle çıplaklıkları kendilerine belirgin hale gelen HZ. ADEM VE HZ. HAVVA’NIN KAPATTIKLARI TEK YER CİNSEL BÖLGELERDİR. Bu ayet ile de örtünmenin nasıl olması gerektiğinin tarifi verilmiştir:
ONLARI ALDATARAK (YASAĞI İŞLEMEYE) SEVK ETMİŞTİ. (YASAK) AĞACI TATTIKLARINDA EDEP YERLERİ KENDİLERİNE GÖRÜNMÜŞTÜ. (ARDINDAN) BAHÇENİN YAPRAKLARINDAN ÜZERLERİNE ÖRTMEYE BAŞLAMIŞLARDI. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: “Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?” (Araf Suresi, 22)
Ayetten anlaşılabileceği gibi, Hz. Adem ve Hz. Havva, bahçenin yapraklarını alarak yalnızca cinsel bölgelerini örtmeye başlamaktadırlar. Şayet vücudun başka herhangi bir yerinin veya başın açık olması haram olsa, kendisi bir Peygamber olan Hz. Adem’in bu bölgelerin açık kalmasına izin vermeyeceği açıktır.
Müvekkilin, Başörtüsü Konusunda Bakış Açısı Açıkken,
Hakan Temiztürk’ün Yaklaşımı Tamamen Tutarsız Olmuştur
Müvekkilin uzun yıllardır, Kur’an’ı esas alarak açıkladığı başörtüsü konusundaki düşünceleri yukarıdaki gibidir. Hakan Temiztürk, muhtemelen müvekkili ve görüşlerini yakından takip etmediğinden, ÇOK YANLIŞ BİR YERDE müvekkilin adını kullanmıştır. Belli ki müvekkilin medyatik ve ilgi çeken kişiliği ile dikkat çekmeyi amaçlamış ama başarısız olmuştur.
Başörtüsü yasağına destek verenlerin, okullarda Adnan Oktarlar yetişmesinden endişe duyması İMKANSIZDIR. Bilakis bu kişiler, ASIL OLARAK ADNAN OKTAR ZİHNİYETİNİN OKULLARINDA YAYGINLAŞMASINI VE ADNAN OKTARLARIN YETİŞMESİNİ İSTERLER. Çünkü müvekkil, başörtüsünün Kur’an’da OLMADIĞINI belirterek, Kur’an’a uygun ÖZGÜR BİR İSLAM MODELİNİ savunarak ve KADINA, SANATA, BİLİME önem veren anlayışı İslam’ın esası olarak destekleyerek, bu insanların asıl isteyip bekledikleri AYDINLIK İSLAM MODELİNİ temsil etmektedir.
Asıl Hedef,
Çocuklara ve Halka Doğru Eğitimi Vermek Olmalıdır
Müvekkil, Kur’an’dan delillerle başörtüsü konusundaki gerçekleri açıkça belirtmekte ve Kur’an’da böyle bir farzın olmadığını her fırsatta dile getirmektedir. Çünkü Kur’an’a göre doğru olan budur.
Ancak müvekkil, hayatının hiçbir döneminde, başörtüsü yasağına taraftar olmamıştır.
Müvekkile göre bir kadın;
Ahzab Suresi 59. Ayet gereği, kendisini güvende hissetmediği için örtünüyor olabilir;
Kur’an’daki çarşaf hükmünü bu şekilde yorumlamış olabilir,
Kendisini bir başörtüsü ile daha güvende hissediyor olabilir,
Kur’an’a göre, istediği gibi giyinme özgürlüğü olduğunu biliyor ve ona göre başörtüsünü tercih ediyor olabilir.
Bu, kadının kendi tercihidir ve müvekkile göre bir kadın, nerede nasıl giyinmesi gerektiğini gayet iyi bilir.
Dolayısıyla, kadının giyim seçimini kendisine bırakmak gerekir. Zaten Allah, Ahzab Suresi’nin 59. Ayetinde, bu seçimi kadına bırakmıştır.
Önemli olan, kadına, Nur Suresi 31. Ayette BAŞÖRTÜSÜ HÜKMÜNÜN GEÇMEDİĞİNİ anlatmak, onu Kur’an ile bilgilendirmek ve doğruları izah etmektir. Bir kadın, ayetteki gerçek hükmü bildiği halde, kişisel bazı tercihleri nedeniyle başörtüsünü de tercih edebilir, çarşaf da giyebilir. Kadın, bu özgürlüğe sahip olmalıdır.

Müvekkil, Kur’an’da Nur Suresi 31. Ayette başörtüsü hükmü olmadığını açıkça belirtmekte fakat aynı zamanda BAŞÖRTÜLÜ KADINLARI ÇOK SEVMEKTE, ONLARA BÜYÜK SAYGI DUYMAKTADIR. Müvekkilin her zaman belirttiği gibi, başörtülü bir kadın görüldüğünde, hemen dindarlık akla gelmekte, bu da güzelliklere vesile olmaktadır. Müvekkil, başörtülü kadınların bu tercihlerine hiçbir zaman karşı olmamış, sadece başörtüsünün Kur’an’da farz olduğunu iddia ederek doğru söylemeyenlere karşı olmuştur.
Müvekkilin başörtülü kadınlarla ilgili geçmiş yıllarda yaptığı bazı izahları şu şekildedir:
ADNAN OKTAR: “Başörtülü-başörtüsüz” diye insanları ayırmaya kalkıyorsunuz. Çok büyük bir fitnedir bu. BAŞÖRTÜLÜ DE YÜZDE YÜZ MÜSLÜMAN’DIR, BAŞÖRTÜSÜZ DE YÜZDE YÜZ MÜSLÜMAN’DIR. (Adnan Oktar, 17 Mayıs 2011, A9 TV)
ADNAN OKTAR: BAŞÖRTÜLÜ KADINLARIN RAHAT HAREKET ETMESİ, ÖZGÜR OLMASI KİMSEYİ RAHATSIZ ETMEMELİ, ONLAR UZUN SÜRE HAKSIZ YERE ÇOK EZİLDİLER. BAŞÖRTÜLÜ İNSANLAR İSTEDİKLERİ HER MEVKİDE OLSUN, İNANCI NEYSE ÖYLE YAŞASIN. NEDEN ZORLA BAŞI AÇILSIN, NEDEN ACI ÇEKSİN? (Adnan Oktar, 31 Ağustos 2016, A9 TV)
ADNAN OKTAR: Neşeli, hoş sohbet, hürriyetleri ön plana alan üslup her zaman gereklidir. “Özgürlükleri alabildiğine teşvik ediyorum, özgürlük İslam’ın ruhunda vardır. İSTER DEKOLTE OLSUN İSTER BAŞÖRTÜLÜ OLSUN HEPSİ BAŞIMIZIN TACIDIR. KİMSE KİMSEYE KIYAFETİNDEN DOLAYI KARIŞAMAZ” açıklamaları güven verici olarak çok önemlidir. (Adnan Oktar, 10 Haziran 2018, A9 TV)
Kur’an’daki hüküm bilindikten ve tasdik edildikten sonra, kadının nasıl bir seçim yaptığı kadına kalmıştır. Müvekkile göre buna, saygı duyulması gerekir.
Ancak insanlara Kur’an’daki örtünme hükmünün detayları ANLATILMADAN, geleneksel yanlışlar DÜZELTİLMEDEN, doğru olan AKTARILMADAN, onları sadece yasaklarla durdurmaya ve susturmaya çalışmak, TERS TEPEBİLECEK bir uygulamadır. Öfkeye veya kalpte burkuntuya sebep olabilir.
Bu hata, ülkemizde 28 Şubat hadisesinde yapılmış ve bu uğurda çok büyük bedeller ödenmiştir; bu bedeller hala da ödenmektedir. O tarihlerde de;
Kur’an’a uygun bir anlatım yapılabilecekken,
Kur’an’ın bir sevgi, demokrasi, özgürlük kitabı olduğu anlatılabilecekken,
İnsanlar gerçek İslam’a davet edilebilecekken,
BÜTÜN BUNLAR YAPILMAMIŞ,
Onun yerine BASKI VE DAYATMA yöntemi kullanılmış,
İnsanlar YASAKLARLA DEĞİŞTİRİLMEYE ÇALIŞILMIŞ ve
Türkiye tarihi, o tarihten bu yana DERİN BİR KUTUPLAŞMA sürecine girmiştir.
Müvekkil, hiçbir ülkenin benzer aşamalardan geçmesini istememektedir.
Hakan Temiztürk’e Önerilerimiz
Şayet Sayın Hakan Temiztürk, yazılarının görünür ve okunur olması için müvekkilin ismini kullanmaya devam etmeyi düşünüyorsa, müvekkilin, daima sevgiyi, özgürlüğü, estetiği, sanatı, ilmi ve bilgiyi, bilimselliği savunan, insanların kardeşliği için sürekli olarak çalışan özelliklerini dile getirerek bunu yapabilir. Müvekkil, Kur’an’dan delillerle tanıttığı gerçek İslam dinini çok geniş bir çevreye yaygınlaştırabilmiş, onun döneminde gençlerin çok büyük bir kısmı DİNDAR hale gelmiştir. Yine müvekkil, tüm dünya çapında DARWİNİZM’İ YENİLGİYE UĞRATMIŞ ve Darwinist, materyalist felsefe, o günden beri YENİDEN AYAĞA KALKAMAMIŞTIR. Müvekkil, tüm insanlığa MEHDİ’NİN GELİŞİNİ MÜJDELEMİŞ ve bu müjdelerle, insanlara bir UMUT IŞIĞI olmuştur.
Şayet Hakan Temiztürk, müvekkilin adını kullanarak bir ün elde etmeye çalışıyorsa, MÜVEKKİLİN DÜNYA ÇAPINDAKİ BU ÜSTÜN BAŞARILARINDAN VE AYDINLIK BİR DÜNYAYA VESİLE OLACAK OLAN GÖRÜŞLERİNDEN bahsedebilir. Eminiz ki o zaman, okuyucularının sayısı beklemediği kadar artacaktır.
Yukarıdaki hususları takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 28.10.2026
1. Buhâri, Tefsir, Tefsir-u Süreti‘n-Nûr, 13 (V, 13); Ebû Dâvûd, Libâs, 33 (IV, 3577); Beyhaki, VII, 88.