Zayıflama İğnelerinin Bilinçsiz Kullanımı ve Sağlık Riskleri – 🎙️

By gundem
16 Min Read

TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANLIĞINA

KONU :

Son dönemde toplumda hızla yaygınlaşan, halk arasında “zayıflama iğneleri” olarak bilinen ilaçların tıbben ihtiyacı bulunmayan kişiler tarafından yalnızca daha fazla zayıflamak amacıyla kullanılmasının önüne geçilmesi, bu ilaçların bilinçsiz ve gereksiz kullanımının oluşturabileceği sağlık sorunları konusunda toplumun bilgilendirilmesi, hekimlerin hastaları ilaçların yararlarının yanında riskleri konusunda da ayrıntılı olarak bilgilendirmelerinin sağlanması ve televizyon kanalları ile diğer medya mecralarında uzman hekimlerin katılımıyla bilinçlendirici yayınlar yapılması hakkındaki görüş ve taleplerimizin sunulmasından ibarettir.

ZAYIFLAMA İĞNELERİNİN GEREKSİZ VE BİLİNÇSİZ KULLANIMININ ÖNLENMESİ VE TOPLUM SAĞLIĞININ KORUNMASI

Son yıllarda özellikle sosyal medya, televizyon, magazin dünyası ve güzellik anlayışındaki değişimlerin de etkisiyle toplumda yeniden ciddi bir aşırı zayıflık furyası oluşmaya başlamıştır.

Özellikle sosyal medya, televizyon, magazin dünyası ve sürekli değişen güzellik anlayışının etkisiyle insanlar normal ve sağlıklı kilolarında olmalarına rağmen kendilerini yeterince zayıf görmemekte; daha da zayıflamayı bir güzellik ve başarı ölçüsü olarak değerlendirebilmektedir.

Bu defa söz konusu eğilimi daha da önemli hale getiren husus ise insanların yalnızca diyet ve sporla değil, halk arasında “zayıflama iğneleri” olarak bilinen ilaçları kullanarak çok kısa sürelerde ve yüksek miktarlarda kilo vermeye yönelmeleridir.

Semaglutid, liragluitid ve tirzepatid gibi ilaçlar; temel olarak iştahı azaltan, kişinin daha uzun süre tok hissetmesine yardımcı olan ve bu yolla kilo kaybını kolaylaştırabilen ilaçlardır. Bu ilaçlar, obezite veya bazı metabolik hastalıkları bulunan kişiler açısından HEKİM DEĞERLENDİRMESİ ALTINDA önemli bir tedavi seçeneği olabilmektedir. Dolayısıyla söz konusu ilaçların tıbben gerekli kullanımı elbette ayrı bir konudur.

Asıl üzerinde durulması gereken konu; fazla kilosu bulunmayan, obez olmayan veya beslenme ve hareket düzenini değiştirerek sağlıklı şekilde kilo verebilecek kişilerin, sağlık açısından böyle bir tedaviye ihtiyacı olmadığı halde yalnızca daha ince, daha zayıf görünmek ve birkaç kilo daha vermek amacıyla bu iğnelere yönelmesidir.

Avrupa İlaç Ajansı’nın da zayıflama amacıyla kullanılan semaglutid içeren ilaçlarla ilgili resmi bilgilerinde, bu tedavinin esas olarak obezitesi bulunan veya fazla kilosunun yanında kilo ile bağlantılı sağlık sorunları yaşayan kişiler için, diyet ve fiziksel aktiviteye ek olarak kullanılması öngörülmektedir.

Sağlık Bakanlığı’nın aile hekimleri ve temel sağlık hizmetlerine yönelik obezite rehberinde de kilo kontrolü için öncelikle kişiye özgü ve uzun süreli yaşam tarzı değişikliği, tıbbi beslenme tedavisi, fiziksel aktivite ve davranış değişikliği esas alınmakta; ilaç tedavisinin belirli Beden Kitle İndeksi (BKİ) ve sağlık riski kriterlerinde değerlendirilmesi öngörülmektedir.

Dolayısıyla bu ilaçlar, yalnızca kişinin “biraz daha zayıf olmak istemesi” düşüncesiyle kullanılacak sıradan zayıflama ürünleri DEĞİLDİR.

Bu ilaçların, birkaç kilo fazlası dahi bulunmayan veya beslenme ve hareket düzenlemesiyle sağlıklı biçimde kilo verebilecek kişiler tarafından adeta sıradan bir “zayıflama yöntemi” gibi görülmesi SON DERECE SAKINCALIDIR.

1. HER KİLO KAYBI SAĞLIKLI KİLO KAYBI DEĞİLDİR

Toplumda oluşan en yanlış algılardan biri, tartıda ne kadar fazla kilo verilirse kişinin o kadar sağlıklı ve iyi durumda olacağı düşüncesidir.

Oysa önemli olan yalnızca kilo vermek değil, sağlıklı biçimde kilo vermektir.

Kişi kısa sürede çok fazla kilo verdiğinde yalnızca yağ dokusunu değil, kas dokusunun bir bölümünü de kaybedebilir. Özellikle yeterli ve dengeli beslenilmemesi, yeterli protein alınmaması ve kasları koruyacak fiziksel hareketlerin yapılmaması halinde bu durum daha önemli hale gelebilir.

Kaslar yalnızca vücudun dış görünüşünü belirleyen dokular değildir. Kas gücü; kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi, hareket kabiliyetini koruması ve ilerleyen yaşlarda daha güçlü kalabilmesi açısından son derece önemlidir.

Dolayısıyla tartıdaki rakamın küçülmesi tek başına sağlık göstergesi DEĞİLDİR.

Toplumda bu ilaçlarla ilgili oluşan EN YANLIŞ ALGILARDAN BİRİ de, verilen bütün kilonun ZARARLI YAĞ DOKUSUNDAN GİTTİĞİ düşüncesidir.

Oysa hızlı ve yüksek miktardaki kilo kaybında yağ dokusunun yanında YAĞSIZ VÜCUT KİTLESİNDE DE AZALMA meydana gelebilmektedir. Bazı kişiler bu ilaçlarla çok kısa bir süre içerisinde o kadar fazla kilo vermektedir ki yüzlerinde belirgin bir çökme, kollarında ve bacaklarında aşırı incelme ve genel vücut görünümlerinde ciddi bir değişiklik ortaya çıkabilmektedir.

Özellikle sosyal medyada aşırı zayıflığın sürekli olarak övülmesi, insanların kendi bedenlerini objektif değerlendirme yeteneğini de olumsuz etkileyebilmekte; kişi sağlıklı bir kiloda olduğu halde kendisini hala yeterince zayıf görmeyebilmektedir.

Bu kimseler bazen kilo verme sürecine kendisini o kadar kaptırabilmektedir ki artık ne kadar zayıfladığını ve sağlıklı görünümünden ne kadar uzaklaştığını kendisi fark etmeyebilir. Çevresindeki insanların uyarılarına rağmen tartıda daha düşük rakam görmek istemeye devam edebilir. Bu nedenle amaç “mümkün olduğunca zayıf olmak” değil, sağlıklı olmak olmalıdır.

2. ZAYIFLAMA İĞNELERİ YAN ETKİSİZ DEĞİLDİR

Bu ilaçların “bir iğne yapılır ve kilo verilir” şeklinde son derece basit bir uygulama olarak sunulması son derece SAKINCALIDIR.

Bunlar vücutta belirli sistemler üzerinde etkili olan ilaçlardır ve diğer ilaçlar gibi bunların da YAN ETKİLERİ BULUNMAKTADIR.

Avrupa İlaç Ajansı’nın resmi bilgilerinde, semaglutid içeren zayıflama ilaçlarının bazı kişilerde çeşitli yan etkilere ve günlük yaşamı etkileyebilecek sağlık şikayetlerine yol açabildiği belirtilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü de bu ilaçların obezite tedavisinde önemli bir tedavi seçeneği olduğunu kabul etmekle birlikte, tavsiyesini koşullu olarak yapmakta; özellikle uzun süreli kullanım, uzun dönemdeki güvenlilik ve tedavinin bırakılmasından sonraki süreç konusunda halen sınırlı veriler bulunduğuna dikkat çekmektedir.

Bu durum çok önemli bir ayrımı ortaya koymaktadır:

Gerçekten obezite hastası olan bir kişide ilacın sağlayacağı sağlık yararı, belirli yan etki risklerinden daha ağır basabilir.

Ancak sağlıklı kilosunda bulunan ve tıbbi olarak böyle bir ilaca ve tedaviye ihtiyacı olmayan bir insan açısından AYNI DEĞERLENDİRME YAPILAMAZ.

Bir kişinin sırf birkaç kilo daha zayıf görünmek uğruna gereksiz yere ilaç kullanması, tıbbi bir ilacın yan etkilerini göze alması ve bunun karşılığında sağlık riski yüklenmesi normalleştirilmemelidir.

3. İĞNE, SAĞLIKLI BESLENME VE HAREKETİN YERİNE GEÇMEMELİDİR

Kilo vermenin temel amacı yalnızca tartıda daha düşük bir sayı görmek değil, kişinin daha sağlıklı bir yaşam biçimine kavuşması olmalıdır.

Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmeden, hareket etmeden ve kişinin kilo almasına neden olan yaşam biçimini değiştirmeden yalnızca ilaç kullanarak kilo vermeye çalışması uzun vadeli ve sağlıklı bir çözüm olarak görülmemelidir.

Sağlık Bakanlığı’nın obeziteye ilişkin bilgilendirmelerinde de tedavinin temelinde yeterli ve dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve kalıcı yaşam tarzı değişikliklerinin bulunduğu belirtilmektedir.

Buna rağmen toplumda giderek;

“Beslenme alışkanlıklarımı değiştirmeme gerek yok, spor yapmama gerek yok, İĞNE OLURUM, KİLO VERİRİM.”

şeklinde SON DERECE SAKINCALI BİR ANLAYIŞ gelişme riski bulunmaktadır.

Elbette hastalığı bulunan ve doktor tarafından bu ilaçların kullanılması uygun görülen insanlar bundan ayrı tutulmalıdır. Ancak sağlıklı insanların mümkün olan her durumda beslenme, hareket, uyku ve yaşam alışkanlıklarını düzeltmek yerine doğrudan ilaca yönelmesi TEŞVİK EDİLMEMELİDİR.

4. AŞIRI ZAYIFLIK SAĞLIK VE GÜZELLİK ÖLÇÜSÜ HALİNE GETİRİLMEMELİDİR

Son dönemde özellikle kadınlar üzerinde “ne kadar zayıf, o kadar güzel” şeklinde yeni ve son derece baskıcı bir beden algısı oluşturulmaktadır.

Oysa sağlıklı kadın bedeni tek bir kalıptan ibaret değildir.

Kadınların doğal beden yapıları, yağ dağılımları, kas kütleleri, kemik yapıları ve vücut oranları birbirinden farklıdır. Bir kadının sağlıklı kilosunda olması ile mümkün olduğunca ince olması aynı şey değildir.

Kadın bedeninde doğal olarak bulunan yağ ve kas dokusunun tamamen kaybolmasına kadar ilerleyen bir zayıflığın güzellik ölçüsü gibi sunulması son derece yanlış bir toplumsal mesaj vermektedir.

Normal kilosunda, sağlıklı ve doğal vücut hatlarına sahip bir kadının yalnızca güncel güzellik anlayışına uymak için kendisini sürekli daha fazla zayıflamak zorunda hissetmesi doğru değildir.

Bugün bazı kişilerde kolların ve bacakların aşırı inceldiği, yüzün çöktüğü, kişinin doğal vücut hatlarının büyük ölçüde kaybolduğu bir görünüm dahi “ideal zayıflık” olarak sunulabilmektedir.

Burada üzerinde durulması gereken mesele insanların kiloları veya görünümleri nedeniyle eleştirilmesi değildir. Tam tersine mesele, sağlıklı bir bedene sahip insanların kendilerini yetersiz görmelerine yol açan ve onları gereksiz tıbbi müdahalelere yönelten aşırı zayıflık idealinin sorgulanmasıdır.

Toplumda sağlıklı ve doğal beden görünümünün değerini azaltan, aşırı inceliği ideal hale getiren güzellik anlayışının yaygınlaşmasının ÖNÜNE GEÇİLMELİDİR.

Özellikle genç kızların ve kadınların, normal ve sağlıklı kilolarında oldukları halde kendilerini sürekli daha fazla kilo vermek zorunda hissetmelerine yol açan bu anlayış yerine; sağlığın, bedenin doğal yapısının ve fiziksel gücün korunmasını esas alan bir yaklaşım teşvik edilmelidir.

Normal ve sağlıklı kiloda, canlı ve doğal görünen bir kadın bedeni son derece güzel ve estetiktir. Genç kızların ve kadınların aşırı zayıf, güçsüz ve sağlıksız bir görünümü ideal kabul etmeleri yerine; sağlıklı, bakımlı ve kendilerini iyi hissettikleri doğal beden yapılarını korumaları teşvik edilmelidir.

5. İSLAM’DA SAĞLIĞI VE BEDENİ KORUMAK, ÖLÇÜLÜ OLMAK VE KENDİNE ZARAR VERMEMEK ESASTIR

Konu yalnızca tıbbi değildir; aynı zamanda insanın kendisine emanet edilen bedenine karşı sorumluluğu açısından manevi bir öneme de sahiptir.

İnsanın bedeni ve sağlığı, kendisine verilmiş çok değerli bir emanettir. Bu nedenle insanın bedenine iyi bakması, sağlığını korumak için çaba göstermesi, ne yiyip içtiğini, hangi ilaçları kullandığını ve bedenine nasıl müdahale ettiğini düşünerek hareket etmesi de önemli bir ibadettir.

İnsan sağlığıyla ilgili kararlarını yalnızca sosyal medyada gördüklerine, dönemsel güzellik anlayışlarına, popüler kültüre veya çevresindeki insanların yönlendirmelerine göre VERMEMELİDİR. Aklını ve vicdanını kullanmalı; ARAŞTIRMALI, BİLGİLENMELİ, BİLİMSEL GERÇEKLERİ DİKKATE ALMALI ve gerektiğinde konunun uzmanı olan DOKTORLARA DANIŞMALIDIR.

Sağlığını korumak için gösterilen çaba da insanın kendisine verilen nimetin kıymetini bilmesinin bir göstergesidir. Dengeli beslenmek, hareket etmek, bedeni güçlendirmek, zararlı alışkanlıklardan sakınmak ve hastalık halinde doğru tedaviyi araştırmak bu sorumluluğun bir parçasıdır.

İnsanın yaratılışında da bir ölçü, denge ve hikmet vardır.İslam ahlakında her konuda ölçülü, dengeli ve bilinçli davranmak önemli bir esastır. Bu anlayış beden ve sağlık konusunda da gözetilmelidir. İnsan,

− ne aşırı yemeyi ve sağlığına zarar verecek ölçüde kilo almayı normal görmeli

− ne de aşırı zayıf olma isteğiyle gerektiği kadar beslenmemeli,

− sağlıklı kilosunun altına inmeye çalışmamalı veya

− tıbbi gereklilik bulunmadan ilaç ve iğnelere yönelmemelidir.

Esas olan, ifrat ve tefritten uzak durarak kişinin kendi beden yapısına ve sağlık durumuna uygun, dengeli ve sağlıklı bir yaşam sürmesidir.

6. HEKİMLERİN AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ BULUNMAKTADIR

Bu konuda hekimlerin sorumluluğu da son derece önemlidir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 15. maddesine göre hastaya diğer tedavi seçenekleri, bunların fayda ve riskleri, muhtemel komplikasyonlar, kullanılacak ilaçların önemli özellikleri ve sağlığı açısından kritik yaşam tarzı önerileri hakkında bilgi verilmesi gerekmektedir.

Yönetmeliğin 31. maddesinde de hastanın rızası alınırken tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında aydınlatılmasının esas olduğu açıkça düzenlenmiştir.

Bu nedenle bir kişinin yalnızca kilo vermek istemesi, söz konusu ilaç veya zayıflama iğnelerinin otomatik olarak reçetelendirilmesi için YETERLİ GÖRÜLMEMELİDİR.

Hekim tarafından;

  • kişinin gerçekten obezite veya tedavi gerektiren fazla kilo sorununun bulunup bulunmadığı,
  • eşlik eden hastalıkları,
  • mevcut ilaçları,
  • beslenme ve hareket alışkanlıkları,
  • ilaçtan sağlayacağı gerçek sağlık yararı,
  • muhtemel yan etkiler,
  • kas ve yağsız vücut kitlesinin korunması,
  • tedavinin ne kadar sürdürüleceği,
  • tedavi kesildiğinde kilo yönetiminin nasıl yapılacağı

bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

Beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle sağlıklı biçimde kilo verebilecek bir kişiye de öncelikle bu seçeneklerin ayrıntılı biçimde anlatılması gerekir.

7. TOPLUMSAL BİLİNÇLENDİRME ÇALIŞMALARINA İHTİYAÇ VARDIR

Bu konudaki en önemli eksikliklerden biri de insanların bu zayıflama iğnelerinin olumlu etkilerini sürekli duymasına rağmen risklerini aynı ölçüde DUYMAMASIDIR.

Televizyon programlarında, sosyal medyada ve magazin haberlerinde çok hızlı kilo veren kişiler sık sık gösterilmekte; bunun nasıl gerçekleştiği konuşulmakta ancak bu ilaçların kimler için uygun olduğu, kimler için gerekli olmadığı ve hangi riskleri taşıdığı yeterince ANLATILMAMAKTADIR.

Bu nedenle Sağlık Bakanlığı tarafından uzman;

− endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları hekimlerinin,

− iç hastalıkları uzmanlarının,

− obezite konusunda çalışan hekimlerin,

− diyetisyenlerin

− ve gerektiğinde psikiyatri/psikoloji uzmanlarının

ulusal televizyon kanallarında ve dijital platformlarda HALKI BİLGİLENDİRMELERİ son derece faydalı olacaktır.

Bu programlarda yalnızca ilaçların yan etkileri değil;

“Kimler gerçekten bu ilaçlara ihtiyaç duyar?”

“Kimlerin kullanması gereksizdir?”

“Normal kilodaki bir insan neden zayıflama iğnesi kullanmamalıdır?”

“Hızlı kilo verirken kas kaybı nasıl ortaya çıkabilir?”

“Sağlıklı kilo kaybı nedir?”

“İlaç bırakıldıktan sonra kilo yönetimi nasıl yapılmalıdır?”

“Sosyal medyanın oluşturduğu aşırı zayıflık baskısından nasıl korunulur?”

gibi konular da anlaşılır bir dille halka anlatılmalıdır.

SONUÇ VE TALEP

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Halk arasında “zayıflama iğnesi” olarak bilinen GLP-1 ve benzeri ilaçların tıbbi gerekliliği bulunmayan kişiler tarafından yalnızca estetik amaçla kullanılmasının önlenmesine yönelik tedbirlerin değerlendirilmesini,

2. Bu iğnelerin gerçekten ihtiyacı bulunan obezite veya ilgili metabolik hastalıkları olan kişilerin tedavisinde kullanılmasının ayrı tutulmasını; konunun akılcı ilaç kullanımı ve doğru hasta seçimi kapsamında ele alınmasını,

3. İlaç reçetelenmeden önce hastanın Beden Kitle İndeksinin (BKİ), eşlik eden hastalıklarının, mevcut sağlık durumunun ve alternatif kilo yönetimi yöntemlerinin değerlendirilmesine yönelik uygulamaların güçlendirilmesini,

4. Hekimlerin hastaları ilacın yalnızca yararları konusunda değil, yan etkileri, yağsız vücut kitlesi kaybı ihtimali, tedavi süreci ve tedavinin bırakılmasından sonraki kilo yönetimi konusunda da ayrıntılı şekilde bilgilendirmelerinin teşvik edilmesini,

5. Tıbbi gerekliliği bulunmayan kişilere bu iğnelerin kolaylıkla önerilmesi veya reçetelenmesi yönünde bir uygulama bulunup bulunmadığının Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumlarca değerlendirilmesini,

6. İnternet ve sosyal medyada bu ilaçların adeta sıradan bir güzellik veya hızlı zayıflama ürünü gibi tanıtılması, tavsiye edilmesi veya temin edilmesine yönelik faaliyetlerin TİTCK (Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu) ve ilgili kurumlar tarafından daha sıkı takip edilmesini,

7. Sağlık Bakanlığı tarafından “Zayıflama İğneleri Kimler İçindir, Kimler İçin Değildir?” başlığı altında geniş kapsamlı bir kamuoyu bilgilendirme çalışması yapılmasını,

8. Ulusal televizyon kanallarında ve dijital platformlarda uzman hekimlerin katıldığı kamu spotları ve bilgilendirici programlar hazırlanarak özellikle gençlere ve kadınlara yönelik aşırı zayıflık baskısının ve gereksiz ilaç kullanımının zararlarının anlatılmasını,

9. Toplumda “ne kadar zayıf, o kadar sağlıklı ve güzel” anlayışı yerine, sağlıklı kilo, dengeli beslenme, yeterli kas kütlesi, hareketli yaşam ve beden sağlığının korunması anlayışının yaygınlaştırılmasını,

10. Sağlık Bakanlığının mevcut obezite klinik protokolleri doğrultusunda, ilaç tedavisinden önce ve ilaç tedavisiyle birlikte beslenme, fiziksel aktivite ve davranış değişikliğinin öneminin daha görünür biçimde halka anlatılmasını,

11. Özellikle sosyal medya etkisiyle, sağlıklı kilosunda oldukları halde sürekli daha fazla zayıflamak isteyen kişilerin beden algısı ve yeme davranışları açısından gerektiğinde ilgili uzmanlara yönlendirilmesine yönelik hekim farkındalığının artırılmasını,

12. Konunun toplum sağlığını ilgilendiren yeni ve giderek yaygınlaşan bir sorun olarak değerlendirilerek gerekli görülmesi halinde Sağlık Bakanlığı tarafından özel bir bilim kurulu/çalışma grubu oluşturulmasını

saygılarımla arz ve talep ederim. 29.10.2026

TAGGED:
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir