Beyin Göçünün Gerçek Nedeni: Gençler Özgürlük İstiyor – 🎙️

By gundem
10 Min Read

MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’DAN BASIN DUYURUSU

Son yıllarda ülkemizde özellikle gençler arasında mutsuzluk, ekonomik sıkıntılar, gelecek kaygısı, özgür hissedememek gibi sebeplerle ülkesini terk edip yurt dışında yaşama arzusu giderek artmaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 verilerine göre; ülkemizde üniversite mezunlarının beyin göçü oranlarında son 10 yılın en yüksek rakamlarına ulaşılmıştır.

https://karadenizgazete.com.tr/gundem/beyin-gocunde-rekor-kirildi/630107

Yapılan gençlik araştırmaları da, beyin göçünün artışının nedenlerini açıkça ortaya koymaktadır:

Gençler;

− KENDİLERİNİ, KENDİ ÜLKELERİNDE ÖZGÜR HİSSETMEDİKLERİNİ SÖYLÜYOR,

− Sahip oldukları YAŞAM KOŞULLARINDAN MEMNUN DEĞİLLER,

− Ruh hallerini “BIKKIN” olarak tanımlıyorlar,

− HER 3 GENÇTEN 1’İ “KENDİ ÜLKEMDE KENDİMİ YALNIZ HİSSEDİYORUM” diyor.

Bu vahim tablonun kaçınılmaz sonucu olarak da, HER 4 GENÇTEN 1’İ TÜRKİYE’DE YAŞAMAK İSTEMEDİĞİNİ SÖYLEMEKTE ve hayalini kurduğu hayatları başka ülkelerde aramaktadır.

https://www.politikhaber.com.tr/haber/gencler-turkiye-de-yasamak-istemiyor-1501

Ülkemizde gençler, dışa dönük, araştıran, sorgulayan, dinamik, özgürlüklerine son derece düşkün bir yapıya sahiptirler. Hayatlarında sanatı, güzelliği, modernliği, estetiği, kaliteyi, eğlenceyi, neşeyi aramaktadırlar.

Oysaki günümüzde; gençler bir yandan maddi zorluklar nedeniyle kendileri için istedikleri hayatı yaşayamazken, bir yandan da toplumun geneline hakim olan sevgisizlik ortamı, geleneksel İslam anlayışını benimseyen zihniyetin üzerlerindeki baskısı ve özgürlüklerinin kısıtlanması nedeniyle kendilerini ülke sınırları içinde sıkışmış ve mutsuz hissetmektedirler.

Allah, Kur’an’da (kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız) “dinde zorlama ve baskı yoktur.” (Bakara Suresi, 256) diye bildirmektedir. Bu ayette gerçek İslam’daki özgürlük anlayışı tarif edilmiştir. Bu ayetin anlamı çok açıktır: Kimse kimsenin ibadetine, giyimine, hayatına, neşesine, eğlencesine karışma hakkına sahip değildir; din konusunda kimse kimseyi zorlayamaz ve üzerinde tahakküm kuramaz.

Ancak ülkemizde bazı kesimler tarafından, Kur’an’la ve İslam’la uzaktan yakından ilgisi bulunmayan, katı, kuralcı, uydurulmuş hurafelerle doldurulmuş çarpık bir din anlayışı sanki gerçek İslam’mış gibi topluma, özellikle de gençlere empoze edilmeye çalışılmaktadır.

Bu sahte din anlayışını benimseyen bazı kişilerin başkalarının hayatlarını denetleme, neyin uygun olup neyin uygun olmadığına karar verme ve kendi düşüncelerini toplumun geneline dayatmaya çalışmaları, gençler tarafından özgürlüklerine yönelik ciddi bir tehdit olarak algılanmaktadır.

Gençlerin hayatlarına sürekli müdahale edilmekte, gençler en temel bireysel özgürlüklerini dahi rahatça yaşayamamaktadırlar. Düşüncelerini özgürce dile getirememektedirler. Nasıl giyindikleri, saçları, kıyafetleri, makyajları, nasıl eğlendikleri, neşelerini, mutluluklarını nasıl ifade ettikleri dahi eleştirilmekte ve kınanmaktadır.

Kuran’da asla yer almayan ancak geleneksel İslam anlayışına sahip kişiler tarafından benimsenen dinin gençlerin hayatlarını kurallarla ve yasaklarla nasıl kısıtladığını birkaç örnekle açıklamak gerekirse:

YANLIŞ GELENEKÇİ ANLAYIŞTA GENÇ KIZLARIN OKULA GİTMELERİNE, EĞİTİM GÖRMELERİNE İZİN VERİLMEZ:

https://www.cumhuriyet.com.tr/video/cubbeliden-skandal-sozler-kadinlarin-kizlarin-okumasi-aman-yarabbi-asla-483973

KADINLARIN ÇALIŞMALARI BÜYÜK BİR FİTNE OLARAK GÖRÜLÜR:

CÜBBELİ AHMET HOCA:

https://www.instagram.com/reel/DV_Edo6DJVf/

GENÇ KIZLARIN MAKYAJ YAPMALARINA DAHİ KARIŞILIR:

YANLIŞ GELENEKÇİ ANLAYIŞTA MÜZİK DİNLEMEK HARAMDIR:

İSMAİL HÜNERLİCE:

https://www.instagram.com/reel/DQm48YcDao_/

YANLIŞ GELENEKÇİ ANLAYIŞTA RESİM YAPMAK GÜNAHTIR:

HÜSEYİN ÇEVİK:

https://www.instagram.com/reel/C8ZGFpkMag6/

YANLIŞ GELENEKÇİ ANLAYIŞA GÖRE SPOR YAPMAK, SPOR YAPANLARI İZLEMEK, ONLARI TAKDİR ETMEK DAHİ UYGUN DEĞİLDİR:

https://www.instagram.com/p/DdB0L9vDtR_/

YANLIŞ GELENEKÇİ ANLAYIŞTA SATRANÇ OYNAMAK BİLE ELEŞTİRİLİR:

https://www.instagram.com/reel/DLXANWFKEeG/

YANLIŞ GELENEKÇİ ANLAYIŞTA GENÇ KIZLARIN TEK BAŞLARINA BİR YERDEN BİR YERE GİTMELERİNE DAHİ İZİN VERİLMEZ:

NURETTİN YILDIZ:

(https://www.odatv.com/guncel/istanbuldan-boluya-tek-basina-bir-hanimefendi-gidemez-168923)

Elbette hiçbir genç burada sadece bazı örneklerini verebildiğimiz yasaklarla kuşatılmış, sanatın, müziğin, sporun, eğlencenin, neşenin engellendiği, baskı ve sevgisizliğin hakim olduğu katı bir yapı içinde yaşamak istemez. Allah’ın Kur’an’da bildirdiği din bu değildir.

Ancak gençler yukarıda tarif edilen, kendilerine dayatılan, Kur’an’a aykırı inanç sistemini, inanmaları gereken din zannettikleri için dehşete kapılmakta, bu din anlayışından alabildiğince uzaklaşmak istemektedirler.

Ülkemizde dini eğitim hizmetlerinden sorumlu olan Diyanet İşleri Başkanlığı da gençlere dini anlatma konusunda yetersiz kalmakta, Diyanet ile gençler arasında derin bir uçurum bulunmaktadır. Bu durumu bizzat Diyanet İşleri eski Bakanı Ali Erbaş şu sözlerle itiraf etmektedir:

https://10haber.net/gundem/diyanet-topluyoruz-carpiyoruz-genclere-ulasamiyoruz-122417/

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çalışmalarının, yayınlarının, TV’lerde ve sosyal medyada yer verilen din alimlerinin, cami hocalarının üslup ve yaklaşımlarının günümüz gençlerine hitap etmediği açıktır.

Nitekim Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez de yaptıkları çalışmalarla, “GENÇLİĞİ DİNDEN SOĞUTTUKLARINI” ifade ederek, bu gerçeği sözleriyle de teyit etmiştir.

https://ilkha.com/kultur/basiret-ve-hikmet-dilini-dijital-dunyaya-tasiyamadik-106787

Görmez, 2023 yılındaki bir başka röportajda ise, DİN SÖYLEMLERİNİN GENÇLERDEN UZAKLAŞTIĞININ söylemiştir:

https://www.youtube.com/watch?v=LEk2g00By5k

Görüldüğü gibi; Diyanet İşleri Başkanlığı da gençlere ulaşmada başarılı olamamakta, aksine gençler üzerinde daha da olumsuz bir etkiye neden olmaktadırlar.

Sonuç olarak; baskı korkusuyla gençlerin milli ve manevi duyguları körelmekte, ülkelerine aidiyet hisleri giderek azalmaktadır.

Kendi ülkelerinde yalnızlaştırılmış hissettikleri ve aradıkları özgürlüğü bulamadıkları için de çareyi ülkelerini terk etmekte, kendilerini daha özgür hissedecekleri ülkelere gitmekte aramaktadırlar.

https://www.sonmuhur.com/turkiyedeki-mutsuz-gencler-yurt-disina-mi-kacmak-istiyor

BEYİN GÖÇÜ, ANCAK MÜVEKKİLİN ANLATTIĞI, KUR’AN’DAKİ GERÇEK İSLAM MODELİ YAŞANIRSA ÖNLENEBİLİR

Müvekkil Adnan Oktar, gençlerin içinde bulundukları ümitsiz ruh hali ve ülkelerini terk etme düşüncelerinin tek çözümünün Kur’an’da anlatılan gerçek İslam ahlakının yaşanmasında olduğuna inanmaktadır.

Başta gençler olmak üzere; insanlara Allah sevgisi, akılla ve bilimle Allah’ın varlığının delilleri anlatıldığında, gelenekçi İslam anlayışının çarpık bakış açısının ve insanların neşesini ellerinden alan sisteminin tahribatı ortadan kaldırıldığında, Türkiye’ye hakim olan olumsuzlukların tamamı sona erecektir. Bugün toplumu kuşatan tüm negatifliklerin yerini sevgi alacaktır.

Sevginin olduğu yerde ise;

− Huzur, sevinç, neşe, güvenlik hissi,

− Dostluk, kardeşlik, birlik beraberlik, fedakarlık, anlayış, bolluk, bereket, ferahlık,

− Her yere sanat, kültür, kalite, estetik, modernlik, temizlik

hakim olur. Çünkü tüm güzelliklerin kaynağı sevgidir.

Kur’an Müslümanlığının aydınlık ve özgür ruhu tam olarak anlaşılır ve tüm topluma yayılır. Türkiye cennet gibi bir ülke haline gelir.

ADNAN OKTAR: Türkiye çok kaliteli hale getirilirse, her yerde sanat, bağlar, bahçeler, tertemiz sokaklar olursa beyin göçü diye bir şey de olmaz. (2 Haziran, 2017)

Müvekkil Adnan Oktar’ın kendisinin bizzat yaşadığı ve yıllardır anlattığı Kur’an’daki İslam ahlakı ülkemize hakim olduğunda gençlerin hayatları nasıl olur?

− Allah’a iman eden, dindar gençlerin sayısı hızla artar,

− Gençler Kur’an’ın ölçüsü içerisinde özgürce, diledikleri gibi hür ve rahat bir şekilde yaşarlar,

− Genç kızlar istedikleri gibi giyinirler, kimse kimsenin kıyafetine, saçına, makyajına, başörtüsüne karışmaz,

− Gençler sanatla, müzikle, dansla diledikleri gibi ilgilenirler, bu alanlarda üretkenlikleri artar, sanatçı gençler desteklenir,

− Gençler istedikleri gibi gezer, eğlenirler, kimse gençlerin neşesine, kahkahasına müdahale etmez, aksine gençlerin sosyalleşebilecekleri ortamlar son derece kaliteli ve nezih hale gelir,

− Fedakarlık ve cömertlik üzerine kurulu bir düzende ihtiyaç içinde hiçbir genç kalmaz, gençlere her alanda fırsat eşitliği sağlanır,

− Ülkede dostluk, kardeşlik, muhabbet ortamının hakim olmasıyla gençler kendilerini yalnız hissetmez, güven ve sevgi içinde, mutlu bir yaşantıları olur,

− Nefret dili ortadan kalkacağı için gençler fikirlerini özgürce dile getirebilirler,

− Gençler sağlıklı, dinç, bakımlı, şık, hayat dolu olurlar,

− Gençler tüm kötü alışkanlıklardan, suç sayılacak eylemlerden uzak dururlar,

− Gençlerin ülkelerine bağlılıkları, milli duyguları kuvvetlenir.

Elbette ki, böyle bir modelde Türkiye’de, gençlerin hayatlarını etkisi altına alan ümitsizlik ve gelecek kaygıları tamamen ortadan kalkacaktır. Hiçbir genç ülkesinden ayrılmak istemeyecektir, aksine başka ülkelerdeki insanlar ülkemize gelmek ve bu güzellikleri yaşamak isteyeceklerdir.

Gençlerin dostluk, sevgi, kalite, neşe ve özgürlük konusunda ısrarcı olmaları Müvekkil Adnan Oktar’ın yıllardır sürdürdüğü ilmi çalışmalarının güzel bir neticesidir

Müvekkil Adnan Oktar tüm hayatını Kur’an’daki sevgi anlayışını ve gerçek İslam’ın özgürlük dini olduğunu, insanların üzerindeki tüm baskıları ortadan kaldırdığını anlatmaya adamıştır.

Müvekkil, 2018 yılında cezaevine girdiği tarihe kadar yapmış olduğu canlı yayınlar ve ilmi çalışmalar vesilesiyle gençlere ulaşabilen tek kişi olmuştur.

Geleneksel İslam anlayışına sahip bakış açısının gençler üzerinde oluşturduğu tahribatı sadece müvekkil bertaraf edebilmiştir.

Müvekkil yapmış olduğu yayınlarda, Kur’an’a göre müziğin, dansın, sanatın haram olmadığını, dinde zorlama ve baskı olmayacağını anlatmıştır. Bir insanın hem çok dindar, hem de hayat dolu olabileceğini bizzat kendi yaşantısıyla örnek olarak göstermiştir.

Müvekkilin samimi, akla, mantığa uygun anlatımları neticesinde gençler yaşamak istedikleri hayatın, gerçek İslam modeli olduğunu görmüşler ve Kur’an Müslümanlığını severek ve isteyerek kabul etmeye başlamışlardır.

ADNAN OKTAR: Gençler Kur’an Müslümanlığının ışığında yaşamak istiyorlar, hepsi dostluk, sevgi, kardeşlik, kalite, neşe, özgürlük istiyor. Gençliğin bu güzel taleplerde ısrarcı olması bizim ilmi çalışmalarımızın güzel bir neticesi. (20 Aralık 2017)

Müvekkile göre; yeni neslin tamamının güzellik, sanat, kalite, sevgi, barış ve özgürlük özlemi içinde olması Mehdiyet’in gençler arasında dalga dalga yayıldığının da ispatıdır.

Gençlerin hayalini kurdukları özgürlük, huzur ve kalite ortamı Allah’ın izniyle Mehdiyet devrinde kusursuz şekilde gerçekleşecek, gençler kendi ülkelerinde, sevinç içinde, neşeyle yaşayacaklar, tüm yeteneklerini ve bilgi birikimlerini milletimizin menfaati için kullanarak, ülkemizi kalkındırıp daha da güçlendireceklerdir.

Kamuoyunun bilgilerine bilvekale sunarız. 30.10.2026

TAGGED:
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir