MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’DAN BASIN DUYURUSU
ADNAN OKTAR’IN BARIŞ TERKOĞLU İLE İLGİLİ UYARILARININ NE KADAR YERİNDE OLDUĞU ŞU AN DAHA İYİ ANLAŞILMAKTADIR

Derin devlet yapılanmalarının toplumda bir kişi ya da olay hakkında algı oluşturmak istediklerinde kullandıkları en etkili araçlardan biri medyadır. Çünkü insanların büyük çoğunluğunun bir dosyayı baştan sona inceleme, belgelerin aslını görme veya anlatılanların kaynağını araştırma imkanı yoktur. İnsanlar doğal olarak televizyonda gördüklerine, gazetede okuduklarına ve güvendikleri gazetecilerin anlattıklarına göre fikir sahibi olurlar.
Gazetecilerin büyük çoğunluğunu elbette böyle bir değerlendirmeye dahil etmek mümkün değildir. Ancak basın dünyasında, kendilerine derin devlet elemanları tarafından temin edilen bilgi ve belgeleri araştırmadan yayınlayan veya daha ileri giderek belirli bir algının oluşturulmasında bilinçli biçimde rol üstlenen kişilerin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir.
Bu tür süreçlerde bazı gazetecilere hazırlanmış özel dosyalar ve özel hazırlanmış bilgiler, kaynağı belli olmayan birtakım iddialar aktarılmaktadır. Bu yöntemle yalnızca oluşturulmak istenen algıyı destekleyen bölümler öne çıkarılarak, gerçeğin tamamen dışında bir tablo meydana getirilmektedir. Böylece aslında bu merkezlerden gelen iddialar, kamuoyunun karşısına güya bağımsız bir gazetecilik araştırmasının sonucuymuş gibi çıkarılmaktadır.
Burada en etkili yöntemlerden biri aynı iddiayı sürekli tekrar etmektir. Bir insan hakkında aynı suçlama aylarca gazetelerde, televizyonlarda ve sosyal medyada tekrarlandığında, bir süre sonra insanlar “Bu kadar kişi söylüyorsa herhalde doğrudur” diye düşünmeye başlayabilir. Hatta birbirine tamamen zıt görüşlerdeki gazetecilerin aynı konuda benzer şeyler söylemesi bu etkiyi daha da artırır. Oysa hepsine ulaşan bilginin kaynağı çoğunlukla aynıdır.
İşte bu sistem bazı gazetecileri çeşitli yöntemlerle kendi namlusu gibi hareket etmeye mecbur bırakmaktadır; bu kişileri bazen çeşitli gerekçelerle tutuklayıp serbest bırakarak, bazen menfaat sunarak, bazen açıklarını kullanıp baskı altında tutarak istediği şekle sokabilmektedir.
İşte bu kişi ve çevrelere, gerçek dışı iddialarla ve yönlendirici içeriklerle hazırlanmış çeşitli bilgi ve belgeler ulaştırılmakta; ardından bu içeriklerin kamuoyuna aktarılması sağlanarak toplumda belirli bir kanaatin oluşmasına zemin hazırlanmaktadır.
Barış Terkoğlu ve arkadaşları, yıllardır süren bu anlayışın ve yapının bir parçası oldukları izlenimi vermektedirler; böyle bir görünüm vermekten, bu tür gazetecilere benzer davranışlar sergilemekten şiddetle kaçınmaları gerektiğini düşünmekteyiz. Üstelik kendileri de geçmişte yalnızca mesleklerini yaptıkları için haklarında soruşturmalar açıldığını, haksız yere tutuklandıklarını ve çeşitli mağduriyetler yaşadıklarını defalarca ifade etmişlerdir. Dolayısıyla kendi yaşadıkları haksızlıklardan şikayet ederken bu düzenin devam etmesine katkıda bulunacak bir tutumdan kaçınmaları gerekir.

Bu sisteme tabi olmalarını gerektirecek hiçbir zorunlulukları yoktur. Bazen büyük bir değişimin başlangıcı, insanın önce kendi kararını değiştirmesidir. Belli çevrelerin beklentilerine, kendilerine aktarılan yönlendirmelere, baskılara veya yerleşmiş kabullere göre değil; adalet duygusuna, vicdanına ve gerçeğe göre hareket etmeyi seçmek bunun ilk adımı olabilir.
Bir insan bir kez hiçbir etkinin altında kalmadan hakkaniyetli davranmayı tercih ettiğinde, bunun devamını getirmek de kolaylaşır. Toplumun ihtiyaç duyduğu özgürlük ve adalet ortamı da ancak insanların başkalarından bekledikleri adil yaklaşımı kendilerinin de göstermesiyle mümkün olabilir. Cesaret, endişe edilse bile doğru olduğuna inanılanın yanında durabilmekle ortaya çıkar. İlk anda kayıp veya sıkıntı gibi görünen bir tutumun, uzun vadede insanın itibarı ve vicdanı açısından çok daha değerli bir kazanıma dönüşmesi mümkündür.
BARIŞ TERKOĞLU’NA CHP İLE İLGİLİ ORTALIĞI BULANDIRMA GÖREVİ Mİ VERİLMİŞTİR?
Barış Terkoğlu’nun CHP, Yeni parti ve yönetimiyle ilgili yaptığı yorumlara dikkatle bakıldığında, bunların sadece zaman zaman dile getirilen eleştiriler olmadığı, belli bir çizgi ve plan doğrultusunda ilerlediği izlenimi oluşmaktadır. Bu tablo da ister istemez, arkasında kendisine yol gösteren ve destek veren bazı çevrelerin olabileceğini ve Terkoğlu’nun da bu desteğe güvenerek hareket ettiğini düşündürmektedir.
Terkoğlu belirli aralıklarla yaptığı programlarında eski CHP, Yeni Parti ve kadrolarına yönelik ağır ithamlarda bulunmakta, seçmenlerin hassasiyetlerini kullanarak tahrik edici ve ayrıştırıcı açıklamalar yapmaktadır. Bu açıklamalarını samimi eleştiri adı altında yapmakta ancak dikkatle bakıldığında bir toplum mühendisliği çalışması izlenimi vermektedir.

Özellikle son dönemdeki açıklamalarına bakıldığında, Sn. Özgür Özel ve eski CHP şu anki Yeni Parti yönetimine yönelik sıradan bir eleştiri çizgisinin ötesine geçtiği, parti içerisinde yönetime karşı bir rahatsızlık ve muhalefet oluşmasına vesile olan bir yol benimsediği izlenimi oluşmaktadır. Dışarıdan bakıldığında CHP’ye yakın duran, partiyi destekleyen ve iyiliğini isteyen bir gazeteci görüntüsü verse de kullandığı ifadelerin ve gündeme taşıdığı konuların önemli bir bölümünün sürekli olarak parti yönetimini eleştiren ve yıpratan bir yönde ilerlediği görülmektedir.
Bu nedenle Terkoğlu’nun çizgisiyle, ortaya çıkan görüntü arasında dikkat çekici bir farklılık olduğu görülmektedir. Bir taraftan partiye destek veren bir konumda görünürken, diğer taraftan Sn. Özgür Özel’in liderliğini, parti yönetiminin kararlarını ve izlediği siyaseti sürekli tartışmaya açan değerlendirmelerde bulunmaktadır. Bu açıklamaların peş peşe gelmesi de yapılanların yalnızca hayatın olağan akışındaki eleştiriler olmadığı; mevcut yönetime karşı olumsuz bir kanaatin güçlenmesine ve parti içinde farklı bir muhalefet havasının oluşmasına hizmet etmek üzere tasarlandığı izlenimini vermektedir.

https://x.com/Haber7/status/1889231985333391469

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/baris-terkoglu/ozgur-ozel-ocalanin-bile-gerisinde-2152734
BARIŞ TERKOĞLU’NUN SAYIN İMAMOĞLU VE CHP’YE YÖNELİK YAYINLARINDAKİ DİKKAT ÇEKEN KRONOLOJİ
Barış Terkoğlu, 9 Mayıs 2022 tarihli Cumhuriyet gazetesi yazısında şu ifadeleri kullanmıştı; “Türkiye için çıktığı yolculuğun sonunda “acaba İstanbul fazla mı geldi” dedirtti ya… “Herkes konuşsun” diye başladığı hikayeyi, parmak sallayarak “akıllı olun” diye bitirdi ya… Hesabını, oy torbalarının üstünde uyuyanlara, “kaç kişisiniz” diyecek noktaya vardırdı ya… “16 milyonun başkanıyım” derken, Fenerbahçe’yle bile karşı karşıya gelecek kadar toplumsal iletişimden koptu ya… Düzeni değiştirmek istediği için asılan gençlerin (Deniz, Hüseyin, Yusuf) anmasında, kürsüye çıkıp büyüklüğünü anlatacak kadar kendine sevdalandı ya… Tek adamdan, despotluktan, “devlet benim”den sıkılanlara; “güç zehirlenmesi”nin ve kibrin kaynağının, büyük koltuk değil insanın küçülmesi olduğunu gösterdi ya… Kendiyle başbaşa kalıp sorgulama mı yapar, uzman terapisiyle mi huzuru bulur, yoksa kendisini büyüten Süleymancı abilerine mi danışır, bilmem…”

https://x.com/KirmiziNotTR/status/2088148502106808443
Barış Terkoğlu’nun Sn. Ekrem İmamoğlu hakkında geçmişte dile getirdiği siyasi yükselişinde Süleymanlılar grubunun etkili olduğu yönündeki iddiaları, bugün yeniden gündeme geldi. Son dönemde Süleymanlılar grubuna yönelik gerçekleştirilen operasyonların ardından yaklaşık iki yıl önce yazdığı bu iddialar, Terkoğlu’nun Sn. İmamoğlu ve CHP hakkındaki diğer eleştirel açıklamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde ayrıca dikkat çekmektedir. Böyle tartışmalı bir bağlantının geçmişte bu şekilde delilsiz olarak gündeme getirilmesi bugün Sayın İmamoğlu ve Yeni Parti yönetimini yeni bir tartışmanın içine çekebilecek niteliktedir.
Üstelik bu açıklama tek başına ele alındığında sıradan bir gazetecilik değerlendirmesi olarak görülebilecek olsa da, Terkoğlu’nun son dönemde CHP, Ekrem İmamoğlu ve Yeni Parti yönetimi hakkında art arda yaptığı olumsuz değerlendirmelerle yan yana konulduğunda farklı bir görüntü ortaya çıkmaktadır. CHP’ye yakın veya partiyi destekleyen bir konumda görünmesine rağmen, sürekli yeni tartışmalar açan ve parti içindeki isimleri kamuoyu önünde sorgulatabilecek söylemlerde bulunması, üstelik de bunu zaman açısından bakıldığında belli bir kronoloji ile yapması çok düşündürücüdür. Süleymanlılar grubuna ilişkin güncel gelişmeler vesilesiyle eski yazısının yeniden gündeme gelmesi de Sn. İmamoğlu hakkındaki bu tartışmalı iddianın tekrar kamuoyunun önüne taşınmasına ve zaten yeni şekillenmekte olan Yeni Parti içindeki siyasi ortamın daha da bulanıklaşmasına yol açmaktadır.

BARIŞ TERKOĞLU’NUN YILLARA YAYILAN YAYIN ÇİZGİSİ BUGÜNKÜ CHP TABLOSUYLA BİRLİKTE YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ
Barış Terkoğlu’nun son birkaç yıla yayılan yazıları, açıklamaları ve genel yayın çizgisi, CHP’nin bugün içinde bulunduğu siyasi durumla birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bazı soru işaretlerini beraberinde getirmektedir. Parti içinde yaşanan ayrışmalar, kurultayın iptaline ilişkin tartışmalar, Sn. Ekrem İmamoğlu üzerinden yürüyen süreç ve peş peşe gelen tutuklamalar geriye dönüp bakıldığında, Terkoğlu’nun uzun süredir gündeme getirdiği konuların ve kullandığı dilin bugünkü gelişmelerle nasıl bir ilişki içinde olduğu sorusunu akla getiriyor.
Elbette buradan doğrudan bir bağlantı veya önceden hazırlanmış bir plan olduğu sonucuna varmak mümkün değildir. Ancak Terkoğlu’nun yıllara yayılan yayınlarının bugünkü gelişmelerle yan yana konulması, “Bu yayınlar yalnızca gazetecilik faaliyeti ve siyasi eleştirilerden mi ibaretti, yoksa CHP’yi yıpratan ve parti içindeki ayrışmayı büyüten daha geniş bir sürecin parçası mıydı?” sorusunun sorulmasına neden oluyor. Özellikle geçmişte yapılan bazı yayınların bugün yaşanan gelişmeler doğrultusunda yeniden anlam kazanması, bu çizginin geriye dönük olarak daha dikkatli incelenmesini gerekli kılıyor.
MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN TERKOĞLU İLE İLGİLİ UYARILARININ NE KADAR YERİNDE OLDUĞU ŞU AN DAHA NET ANLAŞILMAKTADIR
Müvekkil Adnan Oktar, Barış Terkoğlu hakkında daha önce de çeşitli uyarılarda bulunmuş, özellikle CHP çevrelerinin kendisinin yayınlarını ve izlediği çizgiyi dikkatle takip etmesi gerektiğini ifade etmişti. Sahip olduğu medya gücü, ulaştığı geniş kitle ve kamuoyunda oluşturabildiği etki düşünüldüğünde, yürüttüğü yayın politikasının parti açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekmiştik.
Bugün CHP’nin içinde bulunduğu tabloya bakıldığında, geçmişte dile getirdiğimiz bu endişelerin yeniden değerlendirilmesinin önemli olduğu kanaatindeyiz. Parti içerisindeki tartışmaların giderek büyümesi, yönetime ve öne çıkan isimlere yönelik tartışmaların artması ve kamuoyunda CHP hakkında oluşan olumsuz gündem, geçmişte yapılan yayınların da bugünün şartları içerisinde tekrar ele alınmasını gerekli kılmaktadır. O dönemde fazla önemsenmeyen bazı söylemlerin zaman içerisinde nasıl bir etki oluşturduğu bugün daha açık biçimde görülebilir.
Bu nedenle meseleye karşı alınması gereken tedbir Yeni Parti yönetiminin Barış Terkoğlu ile ilgili uyarılarımızı son dönemdeki gelişmeler doğrultusunda yeniden değerlendirmesidir. Bu kişi Cumhuriyet gazetesi, Halk TV ve Onlar TV gibi eski CHP’yi ve Yeni partiyi temsil eden yayın organlarında yazıp program yapmaktadır. Yeni Parti yönetiminin kamuoyunun bu kişinin tek taraflı anlatımlarıyla karşı karşıya kalmasını önlemesi gerekir. Aksi halde cevapsız bırakılan her iddia bir sonrakine zemin hazırlayabilir ve zaman içerisinde parti açısından çok daha zor giderilebilecek bir algının yerleşmesine yol açabilir. 24.08.2026