CHP’nin “Kapı Siyaseti” Projesinden Beklentimiz: Herkese Eşit Yaklaşım ve “Herkes İçin Adalet”

By gundem
8 Min Read

Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel seçimlere yönelik başlattığı “KAPI SİYASETİ” ÇALIŞMASI kapsamında, toplumun tüm kesimlerinin sorunlarına ayrım gözetmeksizin eşit yaklaşım hedefi pozitif bir adım olmakla birlikte; bu projenin başarıya ulaşabilmesi için partinin;

⇒ SADECE SÖZDE DEĞİL,

UYGULAMADA DA;

⇒ YALNIZCA KENDİ TABANINA YÖNELİK DEĞİL,

FARKLI GÖRÜŞLERE SAHİP KESİMLERİN MARUZ KALDIĞI HAK İHLALLERİ, HAKSIZLIKLAR VE HUKUKA AYKIRILIKLAR KARŞISINDA DA;

AYNI ŞEKİLDE SAHİP ÇIKAN, HAKLARINI SAVUNAN, KAPSAYICI BİR TUTUM SERGİLEDİĞİNİN GÖRÜLMESİNİN GEREKTİĞİ;

halkımızın ancak SÖZLER İLE YAPILANLAR BİRBİRİYLE UYUMLU OLDUĞUNDA bu yaklaşımı GERÇEK,SAMİMİ VE İNANDIRICI BULACAĞINA ilişkin değerlendirmeleri içermektedir.

1) CHP’nin “Kapı Siyaseti” Çalışmasının Samimiyet Sınavı

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel tarafından, genel seçimlere yönelik saha çalışmalarına erken başlanması amacıyla 4 Mayıs itibarıyla “kapı siyaseti” olarak adlandırılan bir çalışmanın hayata geçirileceği ifade edilmiştir. Açıklamada özellikle, “vatandaşlarımızın ve siyasi görüşüne bakmadan herkesin kapısını çalacağız” vurgusu öne çıkarılmış; bu doğrultuda 81 ilde yalnızca parti mensuplarının değil, farklı siyasi görüşlere sahip tüm vatandaşların ziyaret edileceği belirtilmiştir.

Söz konusu çalışma, halkla doğrudan temas kurulmasını ve yerinde iletişim sağlanmasını hedeflemesi bakımından olumlu bir adımdır. Bu yaklaşım, toplumun farklı kesimlerinin sorunlarının doğrudan dinlenmesi ve çözüm önerilerinin birebir aktarılması açısından önemli bir imkan sunabilir.

Ancak BU ÇALIŞMANIN BAŞARISI, açıklamada yer verilen “SİYASİ GÖRÜŞÜNE BAKMADAN”ifadesinin PRATİKTE NE ÖLÇÜDE UYGULANACAĞI ile doğrudan ilişkilidir.

2) CHP “Herkes İçin Adalet” ve “Kurtuluş Yok Tek Başına; ya Hep Beraber ya Hiçbirimiz” Sloganlarını Sözde Bırakmamalı, Uygulamaya Geçirmelidir

Bu noktada, asıl yapılması gereken Cumhuriyet Halk Partisi’nin sıkça dile getirdiği “Herkes için adalet” ve “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlarınıUNUTMAMASI ve BU SÖZLERİNE UYGUN DAVRANMASIDIR. Bu ifadeler; birlik, dayanışma ve ortak mücadele vurgusu yapan toplumsal bir çağrı niteliği taşımakta olup, tekil kurtuluşun mümkün olmadığı ve toplumsal sorunların ancak birlikte hareket edilerek çözülebileceği anlamını içermektedir.

Yalnızca belirli bir kesime değil; görüşü ne olursa olsun toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede durmayı hedefleyen bu yaklaşımın, uygulamada da aynı hassasiyetle hayata geçirilmesi, çalışmanın inandırıcılığı ve halkın CHP’nin samimiyetinin anlaşılması açısından belirleyici olacaktır.

Dolayısıyla CHP’nin bu söylemlerinde samimi olduğunu gösterebilmesinin tek yolu, uygulamada da bu sözlerinin arkasında durabilmesidir. İNANÇLARINA, GÖRÜŞLERİNE, İDEOLOJİLERİNE GÖRE İNSANLARI AYIRMADAN, toplumun tüm kesimlerine kayıtsız şartsız sahip çıkmasıdır. Hak ihlallerine, hukuksuzluklara, adaletsizliklere karşı HER KİM OLURSA OLSUN, tüm vatandaşlarının hakkını savunan, her birinin özgürlüğü için, adaletini sağlamak için çalışan bir tavır ortaya koymasıdır.

3) Kapsayıcı Politikaların Geçmişteki Olumlu Sonuçları

Geçmiş siyasi uygulamalarda, yalnızca belirli bir kesime değil, farklı toplumsal ve siyasi gruplara da temas etmeye yönelik politikaların, geniş tabanlı destek kazandırdığı somut olarak gözlemlenmiştir.

Nitekim Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının ilk dönemlerinde, farklı siyasi görüşlere sahip kesimlerle temas kurma ve bu kesimleri de kapsama yönünde bir yaklaşım benimsendiği; farklı toplumsal kesimlere yönelik reformların hayata geçirildiği, azınlıklar ve çeşitli gruplara ilişkin hak ve özgürlük alanlarının genişletildiği ve bu doğrultuda daha geniş bir seçmen kitlesine hitap eden bir politika izlendiği bilinmektedir.

Bu süreçte, farklı toplumsal kesimlerden ve farklı ideolojik ve siyasi geçmişlere sahip kimselerin de kamu görevlerinde ve siyasi süreçlerde yer alabildiği gözlemlenmiştir. Bu tür kapsayıcı politikaların, söz konusu dönemde geniş tabanlı bir toplumsal destek oluşmasında etkili olduğu değerlendirilmektedir.

Bu kapsamda, örneğin geçmişte Gençlik ve Spor Bakanlığı görevinde bulunan Suat Kılıç’ın, farklı toplumsal kesimlerle temas kurabilen ve yalnızca belirli bir siyasi tabana hitap etmeyen bir profil sergilediği ifade edilmektedir. Bu tür kapsayıcı yaklaşımların, söz konusu dönemde geniş halk kesimlerinden destek alınmasında etkili olduğu bilinen bir gerçektir.

4) CHP’nin Toplumun Her Kesimine Sahip Çıkmama Sorunu

Bununla birlikte, mevcut siyasi tabloda, Cumhuriyet Halk Partisi, geniş toplum kesimlerine hitap edebilecek potansiyele sahip olmasına rağmen, özellikle kararsız seçmen nezdinde beklenen düzeyde tercih edilmemektedir. Uzun zamandır da bu durum değişmemekte ve CHP’ye bir yönelme olmamaktadır.

Bu durumun en temel nedenlerinden biri, partinin YALNIZCA KENDİ TABANINA YÖNELİK BİR KORUMA REFLEKSİ SERGİLEMESİ;

FARKLI GÖRÜŞLERE SAHİP KESİMLERE YÖNELİK HAK İHLALLERİ VEYA HUKUKA AYKIRILIK İDDİALARI KARŞISINDA

TAMAMEN DUYARSIZ VE TEPKİSİZ KALMASI; KAPSAYICI BİR TUTUM ORTAYA KOYMAMASIDIR.

Toplumun tamamının tek bir siyasi görüşten oluşmadığı, aksine önemli bir bölümünün farklı düşünce ve eğilimlere sahip olduğu dikkate alındığında; bu geniş kesimlerle güven ilişkisi kurulabilmesi, YALNIZCA SÖYLEM DÜZEYİNDE DEĞİL, UYGULAMADA DA HER KESİMİ KORUYUP KOLLAYAN BİR YAKLAŞIM SERGİLENMESİNİ zorunlu kılmaktadır.

“TÜM TOPLUMUN PARTİSİ OLMA” iddiasının, ancak farklı görüşlere sahip insanların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik SOMUT VE TUTARLI TAVIRLARLA DESTEKLENMESİ HALİNDE KARŞILIK BULABİLECEĞİ açık bir gerçektir.

BAŞKALARINA YÖNELİK ADALETSİZLİKLERE KARŞI SESSİZ KALINDIĞI yönündeki kanaat, siyasete duyulan güveni doğrudan etkileyen başlıca unsurlardan biridir.

Bu nedenle, “HERKES İÇİN ADALET” İLKESİNİN yalnızca belirli durumlar veya belirli kesimler bakımından değil, İSTİSNASIZ ve TARAF GÖZETMEKSİZİN uygulanması gerektiği açıktır. Siyasi aktörlerin, yalnızca kendilerine yönelen hukuksuzluk iddialarına değil, TOPLUMUN HERHANGİ BİR KESİMİNE YÖNELEN BENZER DURUMLARA KARŞI DA AYNI DUYARLILIĞI GÖSTERMESİ; hem ilkesel tutarlılık hem de toplumsal güven açısından belirleyici niteliktedir.

Bu yaklaşımın benimsenmesi halinde, özellikle kararsız seçmen kitlesi nezdinde güven duygusu güçlenecek ve bunun siyasi destek üzerinde doğrudan etkili olacaktır. Oy oranları artacak; CHP toplumun geniş bir kesimi tarafından desteklenecektir.

Buna karşılık, söylem ile uygulama arasındaki TUTARSIZLIĞIN DEVAM ETMESİDURUMUNDA, toplumda CHP’ye olan uzaklığın devam edeceği açık bir gerçektir.

5) Adnan Oktar Davası’nda CHP’nin SESSİZLİĞİ

Bu doğrultuda, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bazı davalardaki en detay hak ihlallerini ve hukuksuzlukları dahi dile getirirken; tüm bu hukuksuzlukların başlangıç noktası olan ADNAN OKTAR DAVASI’NDA AYNILARININ VE DAHA FAZLASININ YAŞANMIŞ VE YAŞANIYOR OLMASINI GÖZ ARDI ETMESİ,

herkes için adalet veya ya hep beraber ya hiçbirimiz” gibi söylemleriyle hiçbir şekilde BAĞDAŞMAMAKTADIR.

Hak, hukuk, adalet söylemleri elbette güzeldir; ama bu yalnızca sözde kaldığında toplum nezdinde bir değeri ve faydası yoktur. Önemli olan eylemdir.

CHP, HİÇBİR KESİMİ AYIRT ETMEDEN; TARAFSIZCA, HAK-HUKUK-ADALET YANLISI OLDUĞUNU GÖSTERMELİDİR.

Ancak böyle bir tavır değişikliği ile, toplumda CHP’nin sözlerine ve samimiyetine karşı bir güven duygusu oluşması sağlanabilir. Bu güven ise, akabinde CHP’ye kuşkusuz ki ciddi bir güç ve oy da kazandıracaktır.

SONUÇ :

Sonuç olarak, söz konusu “kapı siyaseti” çalışması, ancak bu samimiyet ortaya konulursa; SİYASİ GÖRÜŞ, İNANÇ, FİKİR AYRIMI GÖZETİLMEKSİZİN tüm vatandaşlara eşit olarak uygulanırsa, güven oluşacak; bu da CHP’ye olan toplumsal desteğin artması ve daha geniş kesimlerin partiye yönelmesi sonucunu doğuracaktır.

Müvekkil ayrıca, bir hususu önemle belirtmek istemektedir: Komünist ve Darwinist ideolojilere yönelik eleştirileri nedeniyle, bir kısım sol görüşlü kişiler, müvekkilin kendilerine karşı olduğunu düşünüyor olabilirler. Aynı şekilde sol kesim, müvekkilin sağ düşüncede olmasından dolayı; ateistler ise, müvekkilin dindar olmasından dolayı kendilerine karşı olduğu kanaatinde olabilirler.

Oysa BU, SON DERECE YANLIŞTIR. Müvekkil bir fikir insanıdır. Dolayısıyla mücadelesi insanlara değil, fikirlere yöneliktir.

Müvekkil, bu hususun bilinmesini son derece önemli görmekte ve fikri ve ideolojisi ne olursa olsun, HER GÖRÜŞTEN İNSANA SEVGİ VE SAYGI İLE BAKTIĞINI, buna BAŞTA CHP CAMİASININ DAHİL OLDUĞUNU önemle belirtmektedir.

CHP Genel Başkanlığının ve parti camiasının, müvekkilin yukarıda detaylı olarak ortaya konulan değerlendirmelerini dikkate alarak; söylemlerdeki kapsayıcı ve tutarlı yaklaşımı uygulamada da açık ve somut biçimde ortaya koyacağına dair beklenti ve inancımızı ifade eder, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 06.05.2026

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir