Ahir Zamanda Olduğumuzu Gösteren Alametleri Görmezden Gelmek Gerçeği Değiştirmez

By gundem
59 Min Read

ALAMETLERİ GÖRMEZDEN GELMEK VEYA GİZLEMEK AHİR ZAMANDA OLDUĞUMUZ VE MEHDİ’NİN ÇIKACAĞI GERÇEĞİNİ ORTADAN KALDIRMAZ

16 Temmuz 2026 Tarihinde Diyanet TV’de yayınlanan “Diyanet’e Soralım” isimli programa konuşmacı olarak katılan Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı ve Eski Üyesi Mehmet Kapukaya, Deccaliyet ve Mehdi’nin gelişi konusuna ilişkin izleyenleri yanıltıcı çeşitli açıklamalarda bulunmuştur.

Müvekkil Adnan Oktar kendisinin tüm Diyanet Kurumu çalışanları gibi Mehmet Kapukaya’nın da samimi, iyi niyetli ve dürüst bir Müslüman olduğuna inanmakta, kendisine bir Müslüman kardeşi olarak sevgi ve şefkat duymaktadır. Müslümanların kardeşlerinin bir hatalarını gördüklerinde bunu Kuran ayetleri ve gerçekleşmiş sahih hadislerle uyarmaları ve düzeltmeleri farz olduğundan kendisine bazı hususları hatırlatmayı vicdani bir sorumluluk olarak görmektedir. Müvekkil Adnan Oktar’ın konuya ilişkin görüşleri şöyledir:

İÇİNDEKİLER

1.AHİR ZAMAN HADİSLERİNİN TAMAMI 1979’DAN (HİCRİ 1400) BU YANA ARDI ARDINA GERÇEKLEŞMİŞ VE SAHİH OLDUKLARI ANLAŞILMIŞTIR3

2.SAHİP OLDUĞU İMKAN VE AYRICALIKLARI KAYBETMEMEK İÇİN SAHİH HADİSLERİ YOK SAYMAK MÜSLÜMANLARA YAKIŞMAZ5

3.HZ. İSA VE HZ. MEHDİ GELDİĞİNDE “MEHDİ ÇIKMAYACAK, HZ. İSA GELMEYECEK” DİYENLER NE YAPARLAR?13

4.PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN MEHDİ, DECCAL ve AHİR ZAMAN HAKKINDAKİ GERÇEKLEŞMİŞ SAHİH HADİSLERİ19

4.1MEHDİ (AS)’IN GELİŞİNDEN ÖNCE DOĞU TARAFINDAN BİR ATEŞİN GÖRÜLMESİ19

4.2AFGANİSTAN’IN İŞGALİ26

4.3KABE BASKINI VE KABE’DE KAN AKITILMASI27

4.4İRAN IRAK SAVAŞI28

4.5ŞAM VE MISIR MELİKLERİNİN ÖLDÜRÜLMESİ31

4.6RAMAZAN AYINDA GÜNEŞ VE AY TUTULMASI32

4.7HALLEY KUYRUKLU YILDIZININ DOĞUMU33

4.8AZERBAYCAN’IN İŞGALİ36

4.9TOZLU DUMANLI BİR FİTNE37

4.10BİR ORDUNUN KAYBOLMASI38

4.11BAĞDAT’IN ALEVLERLE YOK EDİLMESİ39

4.12KUFE’DE ÇATIŞMALAR OLMASI, KUFE MESCİDİ’NİN KUBBESİNİN VE DUVARININ YIKILMASI40

4.13LULİN KUYRUKLU YILDIZININ ÇIKIŞI41

LULİN KUYRUKLU YILDIZI’NIN BİLDİRİLDİĞİ HADİSTE IRAK’A DA DİKKAT ÇEKİLMİŞTİR45

4.14UZAYDA İNSAN ELİNE BENZER GÖRÜNTÜ OLUŞMASI46

4.15MEKKE’NİN TÜNELLERLE DELİNMESİ VE SAAT KULESİ46

4.16ŞAM’DA FİTNELER GÖRÜLMESİ49

4.17IRAK’IN YENİDEN YAPILANMASI50

4.18IRAK’IN ÜÇE BÖLÜNMESİ51

4.19GÜNEŞ’TE YÜZE BENZER GÖRÜNTÜLERİN OLUŞMASI52

4.20JÜPİTER VE VENÜS’ÜN “BETHLEHEM YILDIZI” ADI VERİLEN PARLAK IŞIĞI OLUŞTURMALARI53

4.21KORONAVİRÜS (COVİD-19) SALGINI56

DUHAN SURESİ’NDEKİ DUMAN KORONA’YA İŞARETTİR60

4.22KORONA SALGININDA HACCIN YASAKLANMASI, CAMİLERİN KAPATILMASI62

4.23NEOWİSE KUYRUKLU YILDIZININ 6766 YIL SONRA DÜNYADAN TEKRAR GEÇMESİ64

4.24HADİSLERDE ERZİNCAN’DAKİ ALTIN MADENİ OCAĞININ ÇÖKMESİ HABER VERİLMİŞTİR65

4.25AHİR ZAMAN ALAMETLERİNDEN ‘YEŞİL KUYRUKLUYILDIZ’70

4.26RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI73

4.27GÖRÜLMEMİŞ ŞİDDETTEKİ SICAKLARIN GELMESİ75

4.28SEL BASKINLARININ ARTMASI76

4.29ÇÖLLERİN YEŞERMESİ80

4.30DEPREMLERİN ARTMASI, ŞEHİRLERİN YIKILMASI81

4.31YER ÇÖKMELERİNİN YAŞANMASI84

4.32KASIRGALARIN ARTMASI87

4.33KURAKLIĞIN ARTMASI, KITLIK YAŞANMASI89

4.34EKONOMİK KRİZLER92

1. AHİR ZAMAN HADİSLERİNİN TAMAMI 1979’DAN (HİCRİ 1400) BU YANA ARDI ARDINA GERÇEKLEŞMİŞ VE SAHİH OLDUKLARI ANLAŞILMIŞTIR

Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi’nin çıkışına, Deccaliyete, Hz. İsa’nın yeniden yeryüzüne gelişine, İslam ahlakının dünyaya hakim oluşuna dair yaşanacak tüm olayları ve gelişmeleri detaylı olarak haber vermiştir. Peygamberimiz (sav)’in verdiği bu haberler, Hicri 1400’in başından (1979’dan) bu yana bir bir, ardı ardına gerçekleşmiş ve böylece ahir zamandaki bu olayları haber veren hadislerin sahih (doğru ve güvenilir) olduğu kesinleşmiştir.

Aşağıda detaylarıyla anlattığımız üzere; savaşlar, çatışmalar, katliamlar, adaletsizlikler, ahlaki dejenerasyon, ekonomik krizler, salgın hastalıklar, eşitsizlikler, büyük sosyal ve siyasal değişimler, felaketler, binlerce yılda bir gerçekleşen olaylar, dinsiz ve inkarcı ideolojiler ve bunların doğurduğu büyük çalkantılar, insanları kuşatacak fitnenin her sokağa, hatta her eve kadar girmesi gibi gelişmeler Peygamberimiz (sav)’in bundan 1400 sene önce Hz. Mehdi’nin çıkışından önce gerçekleşeceğini haber verdiği olaylardır.

Peygamberimiz (sav) bu alametleri, gerçekleştiği zaman Müslümanların görüp bilmeleri, Mehdi devrinde olduklarını anlamaları için anlatmıştır. Üstelik Mehdi’nin orta boylu, geniş omuzlu, geniş karınlı, başı büyük, açık alınlı hilal kaşlı, düzgün ve beyaz dişli, küçük burunlu, yeşil ve çekik gözlü, siyah saçlı, siyah sakallı olduğunu söylemiş, hatta yüzündeki benin açık renk olmasından omuzundaki nübüvvet mührüne, uyluklarının arasında kasıklarında bir genişlik ve büyüklük olmasından, yürürken uyluklarının birbirinden açık olmasına kadar çok fazla detay vermiştir. Ki böylece Müslümanlar Mehdi’yi gördükleri zaman “işte beklediğimiz mübarek şahıs budur” diye tanıyabilsinler.

Saygıdeğer, kıymetli bir Müslüman olan Mehmet Kapukaya’nın, Kuran’a ve hadislere göre Hz. Mehdi ve Hz. İsa’nın kesin olarak geleceğini gösteren bu bilgilerden habersiz olması şaşırtıcıdır.

Peygamberimiz (sav)’in bu kadar önem verdiği bir konuyu bazı Müslümanların ısrarla gözardı etmeye çalışmaları, hatta açıkça ve alenen yok saymaları kuşkusuz Peygamberimiz (sav)’e olan sevgilerine ve saygılarına hiç yakışmayacak bir tutumdur. Peygamberimiz (sav) kendilerine, “Ben size Mehdiyet’i tüm detaylarıyla anlatmamış mıydım, neden anlamazdan geldiniz?” diye sorduğunda nasıl cevap vereceğini her Müslümanın samimi olarak düşünmesi gerekir.

2. SAHİP OLDUĞU İMKAN VE AYRICALIKLARI KAYBETMEMEK İÇİN SAHİH HADİSLERİ YOK SAYMAK MÜSLÜMANLARA YAKIŞMAZ

Diyanet TV ve Diyanet Kurumu her şeyden önce Peygamberimiz (sav)’e verdiği değer ile örnek olmalıdır. Çalışanlarının bu konuda titiz ve vicdanlı davrandıkları da görülmektedir. Ancak kimi zaman bazı Diyanet çalışanları, Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim, Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i İbni Mace, Sünen-i Tırmizi, Sünen-i Nesei başta olmak üzere tüm güvenilir hadis kitaplarında sayfalarca yer alan ahir zaman hadisleri yok sayan bir üslup içine girebilmektedir. Bu, Peygamberimiz (sav)’in sözlerine önem vermemek anlamına geleceğinden tüm Müslümanların sakınması gereken bir durumdur.

Peygamberimiz (sav) ahir zamanda yaşayacak olan Müslünmanlara çıkış yollarını göstermiş, o döneme geldiğinizde “Mehdi ile müjdelenin”, “Mehdi’yi arayıp bulun”, “Mehdi’nin alametleri, onun zamanında olacak olaylar bunlardır” buyurmuştur. Peygamberimiz (sav)’in misvak kullanılması, sağ elle yemek yenilmesi, eve önce sağ ayakla girilmesi, oturarak su içilmesi, Cuma günü tırnak kesilmemesi gibi sünnetleri üzerine günlerce konuşup sayfalarca kitap yazarken, Peygamberimiz (sav)’in ahir zamanda Müslümanları saran katliamlardan, yokluklardan, acılardan kurtulmalarının yoluna dair sözlerine tek kelime yer vermemek ağır bir vicdan tutulmasıdır. Peygamberimiz (sav)’in gösterdiği yolu anlamazdan gelenler, bugün Filistin’de, Suriye’de, Libya’da, Yemen’de, Sudan’da, Doğu Türkistan’da oluk oluk akan Müslüman kanı, şehit edilen el kadar çocuklar, eziyete uğratılan kadınların vebalini üstlendikleri ihtimalini göz ardı etmemelidir.

Sn. Mehmet Kapukaya’nın Diyanet TV’deki yayında Mehdi’nin gelişi ve deccaliyet hakkında kullandığı üslup ve açıklamalar ise halkımızın bazı şüphelere kapılmasına sebep olacak niteliktedir. Bu sohbeti dinleyen vatandaşlarımız,

“SAYIN MEHMET KAPUKAYA ACABA,

  • Peygamberimizin SAHİH HADİSLERİNİ YOK MU SAYIYOR,
  • Ahir zaman hadislerinin gerçekleşmiş olduğunu GÖREMİYOR MU,
  • Bir yandan Mehdiyeti yok sayarken bir yandan da kendisini Müslümanlara yol gösteren bir önder, BİR MEHDİ GİBİ Mİ GÖRÜYOR,
  • Mehdi’den, Deccaliyetten, Hz. İsa’nın gelişinden ve İttihad-ı İslam’dan BAHSEDİLMESİNİ, haşa iş çıkartıp RAHAT BOZAN KONULAR GİBİ Mİ ALGILIYOR” şüphesine kapılabilecektir.

Sayın Mehmet Kapukaya, eğer Peygamberimiz (sav)’in Mehdiyet ve ahir zaman konusundaki sahih hadislerini anlatıp savunursa, KENDİSİNİN HALİ HAZIRDAKİ İMKANLARINDAN ÖDÜN VERMEK ZORUNDA KALACAĞINDAN HİÇ ENDİŞE ETMEMELİDİR. Kendisinin böyle bir endişeyle doğru olanı anlatmaktan vazgeçmeyecek bir kişilikte olduğu da görülmektedir.

Sahih Hadislerde AHİR ZAMANDA GÖRÜLECEK DEHŞETLİ FİTNELERDEN ve ZULME UĞRAYAN MÜSLÜMANLARDAN BAHSEDİLMEKTE; BUNDAN KURTULABİLMEK İÇİN İSE, MÜSLÜMANLARIN DECCALİYETE KARŞI BİRLİK OLMALARI ve TÜM İMKANLARINI SEFERBER EDEREK TOP YEKÜN FİKREN MÜCADELE ETMELERİ GEREKTİĞİANLATILMAKTADIR. MÜSLÜMANLAR İÇİN ÖNEMLİ OLAN HER ŞEYİN SAHİBİ VE TEK HAKİMİ OLAN ALLAH’IN RIZASINDAN ÖDÜN VERMEMEKTEDİR. ALLAH BU SAMİMİYETLE HAREKET EDENLERİN KORUYUCUSU, VELİSİ VE YARDIMCISI OLACAĞINI VAAD ETMİŞTİR, ALLAH VAADİNE SADIK OLANDIR.

Bugün milyonlarca Müslüman tüm dünyanın gözleri önünde, Deccaliyetin boyunduruğu altında ezim ezim ezilmekte, zulme uğratılıp aşağılanmakta, tepelerine bombalar yağdırılmakta, çocuk kadın veya erkek gözetilmeksizin şehit edilmektedir. Televizyonlardaki haber kanallarında ve internet gazetelerinde Müslümanların yaşadıkları eziyet ve acılara ilişkin neredeyse her gün çok sayıda haber yer almakta, videolar yayınlamaktadır.

Zayıf bırakılmış bu insanların çektikleri çile ve acılara son verebilmenin yegane yolu ise, Müslümanların ellerindeki imkanların tümünü seferber ederek var güçleriyle maddi, manevi çaba sarfetmelerine bağlıdır. Müslümanlar fitneleri durdurabilmek ve İslam aleminin birliğini sağlayabilmek için mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cehdetmeli, çalışmalıdırlar.

Ancak, böyle dehşetli bir mücadele ortamına göğüs gerebilmek, elbette bazı kimselere zor gelecek, bazı kimseler de hali hazırdaki imkan, lüks ve konforlarından, makam, mevki ve konumlarından feragat etmek ya da ödün vermek istemeyeceklerdir. Nitekim Allah Kuran’da böyle kimselerin Peygamberimiz (sav) döneminde de var olduklarını Tevbe Suresi 54. ayetinde şöyle bildirmiştir:

Kovulmuş şeytan’dan Allah’a sığınırız:

EĞER YAKIN BİR YARAR ve ORTA BİR SEFER OLSAYDI, onlar mutlaka seni izlerlerdi. AMA ZORLUK ONLARA UZAK GELDİ. ‘Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık.’ diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor. (Tevbe Suresi, 54)

Her Müslümanın bu ayetin üzerinde samimi olarak düşünmesi önemlidir. Özellikle de içinde bulunduğumuz ahir zamanda kimi insanların Mehdiyet’i kendi menfaatleri için riskli bulacakları anlaşılmaktadır. Nitekim Cübbeli Ahmet Hoca da Mehdiyet’i anlattığı coşkulu vaazlarında bu konuya özellikle dikkat çekmektedir. Cübbeli Ahmet Hoca’nın da bir zamanlar şevkle Mehdiyeti müjdelerken bugün neden Mehdiyet karşısında yer aldığı sorusunun cevabını bu vaazı ışığında tekrar samimiyetle değerlendirmesi doğru olacaktır.

Efendi kardeşlerim (Mehdi’yi) bekleyip de, geldiğinde inanmamak da var ha.. Onun için şimdi Mehdi (as) bekliyoruz diyenlerden, Mehdi (as) geldiğinde ‘Hadi git işine bu değil’ diyen de çıkabilir ha…

Olacak bu, bu olacak. Aynı Resulullah bekleyenler gibi bu da başımıza gelecek. Bak “Mehdi (as)’ı bekliyoruz, bekliyoruz” diyenler, bir de Mehdi (as) çıkacak, bakacak herifin işine gelmeyecek. Maddesine dokunacak, menfaatine dokunacak. İşte o zaman çokları, ‘Bu sapıktır dinimizi kaldırmak istiyor” Medine’nin (İstanbul’un) aliminin dediği gibi diyecekler. Ama hepsi helak olup gidecekler. Allah bize beklediğimiz Mehdi’yi gönderdiğinde, inanmayı nasip eylesin. Âmin.”

(Cübbeli Ahmet Hocaefendi ile Kıyamet Alametleri 37. Ders, Hazreti Mehdî 2. Bölüm, 23 Mayıs 2006, https://www.youtube.com/watch?v=5F5iqlbN5xA&t=137s)

Bugün aralarında Sn. Mehmet Kapukaya’nın da bulunduğu Diyanet çalışanları düzenli şekilde maaşlarını almakta, sabah evden işe akşam işten eve makam araçlarıyla gidip gelmekte; toplantı, eğitim ve seminerlerini Antalya ve Muğla gibi tatil beldelerindeki 5 yıldızlı lüks otellerde yapmakta; Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yönetici ve çalışanlarına tahsis etmiş olduğu her türlü imkanlardan sonuna kadar faydalanmaktadırlar. Hatta medya ve basında yer alan çok sayıdaki habere konu olduğu üzere, gerek Sayın Kapukaya’nın gerekse kendisiyle benzer pozisyonda görevli Diyanet yetkili ve çalışanlarının menülerinde Haftanın 4 günü: biftek, bonfile, haşlama/kızartma et, tavuk, ciğer, kebap rosto, kuru köfte, izmir köfte, dalyan köfte, iskender kebap, haftanın 3 günü ise: mevsimine göre taze sebzeler, kuru sebze yemekleri, parça etli konserve bezelye, patlıcan musakka, etli dolma, sarma bulunduğu da bilinmektedir.

Diyanet gibi kıymetli bir kurumun çalışanlarının beslenmelerine ve çalışma koşullarının kalitesine özen gösterilmesi yerinde bir uygulamadır. Bunda yanlış bir şey yoktur. ANCAK BAZI ZAYIF KİŞİLİKLİ İNSANLARIN BİR MÜDDET SONRA BU İMKANLARA BAĞLANARAK, BUNLARI KAYBETME KORKUSU YAŞAMALARI, BU KORKU SEBEBİYLE DE DOĞRU OLANI YAPMAKTAN, DOĞRULARI SÖYLEMEKTEN İMTİNA ETMELERİ RİSKİ VARDIR. SIRF İMKANLARINI KAYBETMEMEK İÇİN SİSTEMDEN DIŞARI ÇIKMAKTAN ÇEKİNECEK, SİSTEMDEN DIŞLANMAMAK İÇİN DE DOĞRU VE HAK OLDUĞUNU BİLDİKLERİ HALDE HZ. MEHDİ VE HZ. İSA’NIN GELİŞİNİ İNKAR ETME AŞAMASINA GELECEK KİŞİLER OLABİLECEKTİR. Eminiz ki Sayın Kapukaya bu konuda titiz ve samimi bir vicdan muhasebesini düzenli olarak yapan değerli bir Müslümandır ve bu tehlikenin farkındadır.

Yine basında çıkan benzer haberlerde, Diyanet görevlileri için açılan yemek ihalesinde kullanılacak her gıdanın en güzel ve en kalitelisinin alınacağı detaylı şekilde şöyle anlatılmaktadır:

  • Dana etlerinin 1,5 – 2 yaş arasındaki danalardan elde edileceği, etlerin renginin pembe kırmızı arası, kıvamı sert, kendine has görünüşünde ve kokusunda, gövdenin dış kısımlarının kısmen bir yağ tabakası ile örtülü olacağı,
  • Tavukların üzerinde boyun bulunmayan, kanat tamamen çıkartılmış ve sırt kemiği alınmış; butlarının ise iyi etlenmiş, yuvarlak ve dolgun olanlardan seçileceği,
  • Garnitürlerin yemek çeşidi sayılmayacağı,
  • Makarna ve böreklerde beyaz peynir ve kaşar peynirinin kullanılacağı,
  • Baklavalarda cevizin, fındığın ve Antep fıstığının 1. Kalite kullanılacağı,
  • Portakalın “kendine has tatlılık, koku ve lezzette; kemale ermiş” olması gerektiği önemle belirtilmekte, detaylı şekilde ve maddeler halinde tarif edilmektedir.

https://www.youtube.com/watch?v=ieyX49e-_t8

https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/diyanetten-8-milyonluk-yemek-sozlesmesi-et-pembe-ve-erkek-olacak-2216540

https://www.sozcu.com.tr/diyanet-in-biftekli-rostolu-yemek-listesi-p44364

Tekrar ifade etmek gerekir ki, Sn. Kapukaya’nın, mevkidaşlarının ya da meslektaşlarının yiyip içtikleriyle, faydalandıkları Diyanet imkanlarından kimse bir rahatsızlık duymamaktadır. Tam tersine milletimiz dindar insanların rahatından ve konforundan zevk alır. Allah’ın hem kendilerine hem de tüm Müslümanlara benzer, hatta daha iyi imkan ve hayat şartları sunmasını Rabbimiz’den temenni ve niyaz ederiz. Ancak müminin dünyadaki varlık amacı sadece imkan sahibi olmak değildir. Allah’ın verdiği her imkan Allah yolunda kullanmak için vardır, bunları kaybetme korkusuyla inancından ve doğruyu anlatmaktan taviz vermek bir müminin şiddetle sakınacağı bir felakettir.

3. HZ. İSA VE HZ. MEHDİ GELDİĞİNDE “MEHDİ ÇIKMAYACAK, HZ. İSA GELMEYECEK DİYENLER NE YAPARLAR?

Allah Nur Suresi’nin 55. Ayetinde İslam ahlakının yeryüzüne hakim olacağını vaad etmiştir:
Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vaad etmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl güç ve iktidar sahibi kıldıysa, onları da yeryüzünde güç ve iktidar sahibi kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini onlar için yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, Bana kulluk ederler ve Bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasık olanlardır. (Nûr Suresi, 55. Ayet)

Allah’ın bu vaadi gerçekleştiğinde Müslümanların önderi olan kişi Hz. Mehdi’dir. Hadislerde de Mehdi’nin çıkış kapsamlı olarak anlatılmış, mezhep imamları başta olmak üzere tüm büyük alimler Mehdi’nin çıkışı ve Hz. İsa’nın gelişi konularını temel itikat konuları olarak kabul etmişlerdir.

MEHDİYET İSLAM’IN TEMEL İNANÇLARINDAN BİRİDİR. HANEFİ, HANBELİ, MALİK, ŞAFİ DÖRT MEZHEPTE, CAFERİLİKTE, ŞİİLİKTE MEHDİ’NİN GELİŞİNE İNANMAK VACİPTİR.

HAK MEZHEP İMAMI, İMAM-I AZAM EBU HANİFE, HANEFİLİĞİN TEMEL ESERİ OLAN “FIKHI EKBER” İSİMLİ KİTABINDA MEHDİ’NİN GELİŞİNİN ve BUNA İNANMANIN HAK OLDUĞUNU SÖYLEMİŞTİR:

Deccal’in ve Yecüc’ün çıkması, Güneşin batıdan doğması, İsa (as)’ın gökten inmesi ve sahih haberlerin getirdiği diğer KIYAMET ALAMETLERİ HAKTIR VE OLACAKLARDIR. Kıyametin büyük alametlerinden daha başkaları da vardır. ÖRNEĞİN MEHDİ’NİN GELMESİ GİBİ. BÜTÜN BU OLAYLAR SAHİH HABERLERİN GETİRİP SÖYLEDİĞİ GİBİ HAKTIRLAR VE GERÇEKLEŞECEKLERDİR. (Fıkhı Ekber Tercümesi, İmamı Azam Ebu Hanife, Hazırlayan Ali Rıza Kaşeli, s. 99)

PEYGAMBERİMİZ “MEHDİ’Yİ İNKAR EDEN BENİ İNKAR ETMİŞTİR” BUYURMUŞTUR

“Kâim, (kıyam edecek olan Mehdi) benim evlatlarımdandır. Adı, benim adım; künyesi, benim künyem; huyu, benim huyum ve davranışları da benim davranışlarım olacaktır. İnsanları benim dinime çağıracak, Allah’ın Kitabına davet edecektir. ONA (MEHDİ’YE) İTAAT EDEN, BANA İTAAT EDER. ONA (MEHDİ’YE) İSYAN EDEN BANA İSYAN EDER. ZUHURUNDAN EVVEL ONU (MEHDİ’Yİ) İNKAR EDEN BENİ İNKAR ETMİŞTİR. ONU (MEHDİ’Yİ) TEKZİP EDEN (YALANLAYAN) BENİ TEKZİP ETMİŞTİR. ONU (MEHDİ’Yİ) TASDİK EDEN, BENİ TASDİK ETMİŞTİR. ONU (MEHDİ’Yİ) TEKZİP EDENLERİ (YALANLAYANLARI), ONUN (MEHDİ’NİN) HAKKINDAKİ SÖZLERİMİ İNKAR EDENLERİ VE ÜMMETİMİ SAPTIRANLARI ALLAH NEZDİNDE ŞİKAYET EDECEĞİM. Zalimler yakında işlerinin sonucunu göreceklerdir.” (Bihar-ul Envar, c.51, s.73)

PEYGAMBERİMİZ “İBADETLERİN EN ÜSTÜNÜ MEHDİ’Yİ BEKLEMEKTİR” BUYURMUŞTUR

Emir’ul- Muminin Ali, Resulullah (s.a.v)’den şöyle nakleder: “İBADETLERİN EN ÜSTÜNÜ MEHDİ’NİN ZUHURUNU BEKLEMEKTİR.” (Yenabi’ul- Mevedde, s.493. el-Mehdi, s.201)

MEHDİ İLE İLGİLİ HADİSLER MÜTEVATİRDİR, İSLAM ALİMLERİ MÜTEVATİR HADİSLERİN İNKAR EDİLMESİNİN KÜFÜR OLDUĞUNU SÖYLEMİŞLERDİR

ÖMER NASUHİ BİLMEN MÜTEVATİR HADİSİN NE OLDUĞUNU ŞÖYLE AÇIKLAR: “Yalan üzerine birleşmeleri aklen mümkün görülmeyen toplulukların birbirinden ve ilk topluluğun direk Resulullah (sav)’den rivayet ettiği hadis-i şeriftir. Yakin (hiç şüphe edilmeyecek) bir ifade eder. Artık bu hadis hakkında “Acaba bu hadis Resulullah (sav) tarafından söylenmiş midir?” diye bir şüpheye imkan yoktur.” (Ömer Nasuhi Bilmen, “Mu vaz zah İlm-i Ke lam”, s. 53)

BÜYÜK İSLAM ALİMLERİ MEHDİ İLE İLGİLİ HADİSLERİN MÜTEVATİR OLDUĞU KONUSUNDA HEMFİKİRDİR VE MÜTEVATİR HADİS OLAN MEHDİYETE İNANMAMAYI DA KÜFÜR OLARAK GÖRMÜŞLERDİR

CELALEDDİN SUYUTİ: Biliniz ki: Her kim ister sözüyle, ister davranışı ile -fıkıhta belirtildiği üzere- (mütevatir hadisleri) inkar edip hüccet bilmezse kafir olur, İslam dairesinden çıkar. (Ab dul ga ni Ab dul hak, “Hüc ci yet’üs Sün net”, s. 270, Mif tah’ül Cen net’ten nak len)

MUHAMMED RESUL EL’BERZENCİ: Mehdi’nin varlığı ve ahir zaman da zuhur edeceği, Peygamber (sav) ailesinden ve Fatıma (ra) oğullarından oluşu, tevatür ölçüsüne ulaşan hadislerle açıklanmıştır ve bu hadisleri inkar etmenin hiçbir anlamı yoktur... Tevatür ölçüsünü aşan, doğru ve açık hadisler de, Hz. Mehdi (as)’ın Fatıma soyundan olup, dünya sona ermeden zuhur edeceği, zulüm ve haksızlıkla dolmuş olan dünyaya, adalet ve hakkaniyet getireceği, onun zamanın da İsa Mesih’in gökten ine eği ve onun önderliğin de namaz kılacağı kanıtlanmış bulunmaktadır. (Muhammed b. Resul Berzen ci, “el-İşaretüli Eşrat’is-Sa eti”, s. 305)

 ON BEŞ BÜYÜK ALİM MUTEBER KİTAPLARINDA “MEHDİ’Yİ İNKAR EDEN HZ. MUHAMMED’E İNDİRİLENİ İNKAR ETMİŞTİR” HADİSİNİ NAKLETMİŞTİR.

Hadis: ” Mehdi’nin çıkışını inkar eden, Hz. Muhammed (sav)’e indirileni inkar etmiştir…”

“… Mehdi’yi inkar eden şüphesiz kâfirdir.” (“el-Kavl-ul Muhtasar fi Alamât-il Mehdi-il Muntazar”, İbn-i Ha cer eş-Şafii el-Mekki; “İkd-ud Durer fi Ahbar-il Mehdi-il Muntazar”, Yusuf b. Yahya Makdisi eşŞafii; “el-Burhan Fi Alâmât-i Mehdi-i Ahir-iz Zaman”, Muttaki Hindi)

Sayın Kapukaya,

“Mehdi gelmeyecek olsa Peygamberimiz (sav) bu konuyu neden bu kadar detaylı anlatsın?”,

“Mehdiyet hak olmasa büyük alimler neden bu konu üzerine binlerce kitaplar, risaleler yazsın?”

sorularının cevabı üzerine samimi olarak düşündüğünde Mehdiyetin reddedilmesi mümkün olmayan bir konu olduğunu daha iyi anlayacaktır.

Bazı kişilerin mümkün olduğunca Mehdiyeti geçiştirmeye, bazılarının gerçekleşmiş alametleri görmezden gelmeye, bazı kişilerin de Mehdiyeti anlatan gerçekleşmiş sahih hadisleri yok saymaya çalışmalarının temelinde -yukarıda da değindiğimiz üzere- menfaatlerinin, makamlarının, keyiflerinin ve kurulu düzenlerinin elden gitmesi korkusu vardır. Hz. İsa geldiğinde, Hz. Mehdi çıktığında kimsenin artık kendilerinin sözünü dinlemeyeceğini, itibarlarının kalmayacağını, televizyonlarda, konferanslarda ücret karşılığı konuşma yapamayacaklarını ve din üzerinden artık para kazanamayacaklarını bildikleri için, Mehdi’nin gelmesini de istememektedirler. Var güçleriyle konuyu örtbas etmeye çalışmalarının sebebi İslam ahlakının hakim olması durumunda kurulu düzenlerinin ve sistemlerinin bozulacak olmasından endişe etmeleridir.

Bu kişiler Mehdiyet konusundaki yorumlarında gerçekten samimi olsalar “Geleceğini düşünmüyorum ama eğer gelirse en önde ben o mübarek zata yardımcı olurum” demeleri gerekirken, var güçleriyle “asla gelmeyecek” diye ısrar etmekte, hatta kimi zaman bazı sözde alimler “gelmeyecek işte gelmeyecek” diye son derece sinirli çocukça çıkışlar yapmaktadırlar.

Mehdi’nin çıkışını, Hz. İsa’nın gelişini kabul etmeyen, makamından, parasından, sözde itibarından olmak istemeyen bazı kişilerin Mehdiyete karşı bu dirençlerinin ise halkımız nezdinde bir karşılığı yoktur. Çünkü Mehdi’nin gelişini haber veren hadisler tüm temel İslami eserlerde sayfalar boyunca anlatılmakta, bu eserlere internetten rahatlıkla ulaşılmakta, hadislerde anlatılan yüzlerce olayın tek tek gerçekleştiği de ayan beyan görülmektedir.

4. PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN MEHDİ, DECCAL ve AHİR ZAMAN HAKKINDA GERÇEKLEŞMİŞ SAHİH HADİSLERİ

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Mehdi’nin çıkışının alametleri olarak haber verdiği olaylar, Hicri 1400’ün başından itibaren yaklaşık son 50 yıldır, ardı ardına, tam hadiste anlatıldığı şekilde gerçekleşmektedir. Bu olayların her biri için Peygamberimiz (sav) “olacak” demiş ve tam dediği şekilde de olmuştur. Tüm dünyanın şahit olduğu bu alametleri yok saymak mümkün değildir.

4.1 MEHDİ (AS)’IN GELİŞİNDEN ÖNCE DOĞU TARAFINDAN BİR ATEŞİN GÖRÜLMESİ

Ebu Cafer b. Muhammed b. Ali (ra)’dan rivayet edildi:

Siz üç veya yedi gün, DOĞUDAN BİR ATEŞİ GÖRDÜĞÜNÜZ ZAMAN AL-İ MUHAMMED’İN (MEHDİ’NİN) ÇIKMASINI BEKLEYİNİZ, inşaAllah-ü Teala, bir münadi Mehdi (as)’ın ismi ile semadan (gökten) nida edecek ki, Doğu’da Batı’da olan herkes bu sesi işitecek. ÖYLE Kİ KORKUDAN UYKUDA OLANLAR UYANACAK, AYAKTA OLAN ÇÖKECEK, OTURAN İSE AYAĞA FIRLAYACAKTIR. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , s. 32)

Hadiste Peygamberimiz (sav)’in bildirdiği bu büyük patlama ve ardından ortaya çıkan büyük ateş 1979 yılında yani Hicri 1400’de Kadıköy açıklarında meydana gelen Independenta adlı petrol yüklü tankerin infilakını haber vermektedir. 15 Kasım 1979 tarihinde, dünyanın dördüncü büyük tankeri olan 150 bin grostonluk Independenta adlı 95.530 ton hampetrol yüklü bir Romen tankerinin, İslam aleminin son merkezi olan İstanbul’a gelirken bir Yunan şilebiyle çarpışması neticesinde petrol tutuşmuş ve denizde günlerce süren büyük bir ateş ortaya çıkmıştır. Denizcilik tarihinin en büyük kazalarından biri olan bu kaza, Independenta gemisinin 19. seferinde yaşanmıştır.

Patlamanın şiddeti ile şehrin boğaza yakın sahil kesiminde yer alan pek çok bina hasar görmüş, evlerin camları kırılmıştır. Yangın günlerce sürmüştür. Alevlerin etkisiyle gökyüzü kızıla boyanmıştır. Patlamanın ardından ortaya çıkan duman bulutuysa günlerce İstanbul’un üzerinde asılı kalmıştır.

DİKKAT EDİLİRSE GAZETE HABERLERİNDE YER ALAN TANIMLAR VE TASVİRLER HADİSTE VERİLEN DETAYLARLA BİREBİR UYUMLUDUR

Olayın görgü tanıklarından gazeteci Haluk Özüzlü ise gördüklerini ve yaşadıklarını şöyle anlatmıştır:

“Bir perşembe sabahı, 15 Kasım 1979, uykumun içinde 5 kesik düdük. İnsanın, duymadığı, bilmediği, deneyimi olmadığı, bir sesle karşılaştık. Bu müthiş bir patlamaydı.

Öyle bir patlama oldu ki bütün evlerden, Kadıköy’deki bütün evlere varıncaya kadar hatta … Beşiktaş’a bu cepheye bakan bütün evlerin camları olduğu gibi aşağı indi. Hemen evin terasına çıktım, Haydarpaşa’ya doğru baktığım zaman ilk izlenimim deniz yanıyor oldu. Bu olaya tanık olanlar, fakat görmeyenler bunun deprem olduğu izlenimine kapıldıklarını söylediler. VE HERKES YATAĞINDAN OK GİBİ KALKDI. Ne olduğunu bilmiyorsunuz. Arkadaşım, foto muhabir arkadaşım sinemaya gitmiş, onlar tam o saatte çıkmışlar sinemadan. Ve çıkar çıkmaz o şeyden sinemanın boşluğundan, karanlığından gökyüzünü öyle birdenbire aydınlık görünce kıyamet koptu zannetmişler ve secdeye kapananlar olmuş, o kadar öyle büyük bir aydınlık. Yani şu anda bir başka misal veremiyorum bunu anlatmak için, yani şunun gibi şöyle oldu, bunun gibi böyle oldu diyemiyorum. Çünkü böyle bir şey bugüne kadar hiç olmadı. Bir anda böyle gündüz oldu. Bir anda gündüz oldu. Beklemediğimiz, hani böyle aniden flash patlar ya onun gibi bir şey oluyorsunuz. Gökyüzü aydınlanıyor. (CNN TÜRK, 24 Mart 2013)

HADİSTE HABER VERİLEN BİR DİĞER ÖNEMLİ DETAY DA BU PATLAMANIN MEHDİ’NİN GELİŞ VAKTİNDE OLACAĞIDIR

Hüseyin b. Ali (ra)’dan şöyle rivayet olunmuştur: “GÖKYÜZÜNDE DOĞU CİHETİNDEN, GECEYİ AYDINLATAN BÜYÜK BİR ATEŞ GÖRDÜĞÜNÜZ VAKİT, İŞTE O AN, MEHDİ’NİN GELİŞ VAKTİDİR.” (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar)

Peygamberimiz (sav), İstanbul’da meydana gelen bu büyük olay anının Mehdi’nin İstanbul’a (hadislerde Konstantiniye olarak belirtilir) geliş vakti olduğunu; “… İŞTE O AN, MEHDİ’NİN GELİŞ VAKTİDİR” ifadesiyle açık bir şekilde bildirmiştir. Hadiste verilen bilgilere göre bu, Mehdi’nin İstanbul’a ayak bastığı günler içerisinde gerçekleşecek bir olaydır. Bu olay ile Mehdi’nin İstanbul’a gelişi, bir müjde olarak herkesin duyacağı şekilde bütün dünyaya alemine ilan edilmiştir. Böylece, hem gök gürültüsü gibi şiddetli bir sesle, hem günlerce süren dev ateş, ışık ve duman bulutuyla ve zaman zaman süregelen patlamalarla Mehdi’nin İstanbul’a geldiği Allah tarafından insanlara haber verilmiştir.

Müvekkil Adnan Oktar da tam da o günlerde, kazandığı Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne kayıt yaptırmak üzere Ankara’dan İstanbul’a geldiğinde büyük patlama ile karşılaşmıştır. Bir Mehdi talebesi olarak, Mehdiyeti anlatmaya, İslam ahlakının hakimiyetini müjdelemeye azmetmiş bir insan olarak bu alamete tanıklık etmekten, bu güzel tevafuku yaşamaktan onur duymuştur.

4.2 AFGANİSTAN’IN İŞGALİ

TALİKAN’A (AFGANİSTAN’A) YAZIK OLDU. Şüphesiz Allah Teala’nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır… (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)

4.3 KABE BASKINI VE KABE’DE KAN AKITILMASI

Onun (Hz. Mehdi (as)’ın) çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan gidecekler… Hep birlikte Beyt-i Şerif’i tavaf edecekler, sonra Mina’ya indiklerinde, KÖPEKLER GİBİ BİRBİRİNE SALDIRACAK, HACILAR SOYULACAK, kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak.” (Kıyamet Alametleri, s. 168-169)

Yukarıdaki hadislerde “onun çıkacağı yıl” cümlesi kullanılarak, Mehdi’nin çıkış tarihinde Hac sırasında meydana gelecek bir katliama dikkat çekilmektedir. 1979 yılında, Hac sırasında gerçekleşen Kabe baskınında aynen böyle bir katliam yaşanmıştır. Çok ilginçtir bu kanlı Kabe baskını da ahir zamanın başlangıcının ve Mehdi’nin çıkışının diğer alametlerinin gerçekleştiği dönemin tam başında yani HİCRİ 1400 YILININ İLK GÜNÜNDE, 1 MUHARREM 1400 (21 KASIM 1979) tarihinde meydana gelmiştir.

Yine hadis-i şerifte kanların akacağından bahsedilerek öldürme olaylarına dikkat çekilmiştir. Baskın sırasında Suudi askerleri ile saldırgan militanlar arasında meydana gelen çarpışmada 30 kişinin öldürülmesi, bu rivayetin kalan kısmını da doğrular. 1979 (Hicri 1400)’da gerçekleşen bu Kabe baskının ardından 7 sene sonra Hicri 1407 yılında, Hac sırasında çok daha büyük kanlı bir olay meydana gelmiştir. Bu hadisede caddelerde gösteri yapan hacılara saldırılarak 402 kişi katledilmiş, çok fazla kan akıtılmıştır.

4.4 İRAN IRAK SAVAŞI

Şevval ayında ayaklanma Zilkade’de harb konuşmaları, Zilhicce’de ise harb vaki olacak. (Kıyamet Alametleri, s. 166)

Hadiste belirtilen Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları İran-Irak Savaşının gelişim aşamalarıyla aynı tarihlere denk gelmektedir:

Şevval ayında ayaklanma…

İran Şahı’na karşı olan ilk ayaklanma bilindiği gibi hadiste belirtilen 5 Şevval 1398 (8 Eylül 1976)’de olmuştur.

Zilkade’de harp konuşmaları ve Zilhicce’de ise harp vaki olacak…

Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştı.

Bir başka hadiste de bu savaşın ayrıntıları şöyle tarif edilir:

FARIS YÖNÜNDEN GELECEK olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: “Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır… Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin, ve karşılıklı sözler tutulsun…” ONLAR MUTIKA ÇIKACAKLAR, MÜSLÜMANLAR ORADAN AŞAĞI YAZIYA İNECEKLER Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarında duracaklar… ARALARINDA SAVAŞ OLACAK: HER İKİ ORDUDAN, ALLAH, ZAFE KALDIRACAK… (Kıyamet Alametleri, s. 179)


– Faris yönünden gelecek olan: İran tarafından gelecek olan

Faris : İran – İranlı (Büyük Lugat)

Yazıya inecekler : Ovalık-Irak Ovası

– Mutık : Yöredeki bir dağın adı.

– Rakabe : Petrol kuyularının çok olduğu bölgedir.

“Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır…”

Hadisin bu bölümünde iki taraf arasında, ırkçılıktan kaynaklanan bir anlaşmazlığın olacağına dikkat çekiliyor. Bu anlaşmazlık sebebiyle, “Yazı”ya (Yazı: Irak Ovası) inilecek ve savaş başlayacak.

“Allah, her iki ordudan zaferi kaldıracak…”

Bu hadisin de işaret ettiği gibi, İran-Irak Savaşı 8 yıl sürmüş ve binlerce kayıp verilmesine rağmen bir netice alınamamıştır. İki taraf da kesin bir üstünlük sağlayamamıştır.

4.5 ŞAM VE MISIR MELİKLERİNİN ÖLDÜRÜLMESİ

Ondan (Mehdi’nin çıkışından) önce ŞAM VE MISIR MELİKLERİ ÖLDÜRÜLECEKTİR… (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)

4.6 RAMAZAN AYINDA GÜNEŞ VE AY TUTULMASI

… Güneş’in Ramazan ayının ortasında, Ay’ın ise sonunda tutulması… (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 38)

4.7 HALLEY KUYRUKLU YILDIZININ DOĞUMU

Hz. Mehdi (as)’ın çıkışından evvel, (her tarafı) aydınlatan KUYRUKLU BİR YILDIZ DOĞACAKTIR. (Kıyamet Alametleri, s. 200)

Hicri 1406’da yani Miladi 1986 yılında “Halley” kuyruklu yıldızı Dünyamızın yakınından geçmiştir. Bu kuyruklu yıldız parlak ışıklı bir yıldızdır.

O (Mehdi) gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görünecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi AlamatilMehdiyy-il Muntazar, s. 53)

Halley’in hareket yönü doğudan batıya doğrudur. Halley’in Ahir Zaman’a rastlayan bu son geçişi, hadislerde bildirildiği gibi bizlere Hz. Mehdi(as)’ın çıkışını duyurmaktadır.

O yıldızın doğması, Güneş ve Ay tutulmasından sonra olacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)

Halley 1981 ve 1982 yani Hicri 1401-1402 yıllarında meydana gelen Ay ve Güneş tutulmaları olayından sonra ortaya çıkmıştır. Tarih boyunca bu kuyruklu yıldızın geçtiği zamanlarda Müslümanlar açısından çok önemli sayılabilecek hadiseler meydana gelmiştir.

Peygamberimiz (sav)’den aktarılan rivayetlere göre bu yıldız göründüğünde;

Hz. Nuh kavmi helak olmuş,

Hz. İbrahim ateşe atılmış,

Hz. Musa ile mücadele eden Firavun ve kavmi yok edilmiştir.

Ayrıca bu yıldız geçtiğinde meydana geldiği rivayet edilen diğer önemli olaylar da şunlardır:

Hz. İsa doğmuştur.

Peygamber Efendimiz (sav)’e ilk vahiy gelmeye başlamıştır.

Osmanlı Devleti tarih sahnesinde yer almaya başlamıştır.

İstanbul Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildiğinde de bu yıldız görülmüştür.

Halley Kuyruklu Yıldızı Hakkında Bazı İlginç Rakamlar

Halley kuyruklu yıldızı ile ilgili bazı sayıların “19” sayısının tam katları olması da oldukça dikkat çekicidir:

Halley Kuyruklu Yıldızı 76 yılda bir geçiyor 76 = 19 x 4 76 19’un 4 katıdır.

Bu yıldız en son Hicri 1406’da görüldü 1406 = 19 x 74

Halley yıldızının geçmiş olduğu Hicri 1406 yılı 19’un tam 74 katıdır. “74” sayısı ise aynı zamanda Kuran-ı Kerim’de 19 mucizesine işaret edilen MÜDDESSİR Suresi’nin sıra numarasıdır.

4.8 AZERBAYCAN’IN İŞGALİ

AZERBAYCAN’DAN MUTLAKA BİR ATEŞ ÇIKACAKTIR. VE HİÇBİR ŞEY ONUN KARŞISINDA DURAMAYACAK. BÖYLE BİR ŞEY OLUNCA EVİNİZDE OTURUN… (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 311)

Bilindiği gibi Ermenilerin, Dağlık Karabağ üzerinde hak iddia etmeye başlamasının ardından, Azerilerin bağımsızlık isteklerini dile getirmeye başladıkları Azerbeycan’da tarihi bir katliam yaşanmıştır. 20 Ocak 1990’da yüzlerce Azeri Müslüman şehid olmuştur. Gorbaçov yönetimindeki Kızıl Ordu tarafından, tank ve askeri panzerleri kullanılarak, Bakü’nün tüm giriş noktalarında Rus tanklarının önünü kesen sivil ve silahsız Azeriler’in üzerine ateş açılmış, Hazar Denizi’ndeki Rus donanmasından şehre bombalar yağdırılmıştır.

4.9 TOZLU DUMANLI BİR FİTNE

Tozlu dumanlı, karanlık bir fitne görülecek, bunu diğerleri takip edecek. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)

New York’ta İkiz Kuleler’e saldırı:

4.10 BİR ORDUNUN KAYBOLMASI

BİR ORDU SAVAŞ İÇİN GELİR, ÇÖLE GİRDİĞİNDE BAŞ VE SONUNDAKİLERİ BATAR, ortadakiler de kurtulmaz. (Hanbel, Tirmizi, İbni Mace, Ebu Davud’dan; Geleceğin Tarihi 4, s.30)

4.11 BAĞDAT’IN ALEVLERLE YOK EDİLMESİ

Ahir zamanda BAĞDAT ALEVLERLE YOK EDİLİR… (Risalet-ül Huruc-ül Mehdi, Cilt 3, sf.177)

4.12 KUFE’DE ÇATIŞMALAR OLMASI, KUFE MESCİDİ’NİN KUBBESİNİN VE DUVARININ YIKILMASI

Ona, “(Hz. Mehdi (as)) ne zaman çıkacak?” diye sordum. O dedi ki: “Irak’ın Anbar ilinde, Fırat ile Şiraz ve Dicle kıyısında ordular gördüğünde, KUFE’NİN KUBBESİ YIKILDIĞINDA, KUFE’DE BAZI EVLER YANDIĞINDA, TÜM BUNLARI GÖRDÜĞÜN ZAMAN ALLAH DİLEĞİNİ HAKİKATEN GERÇEKLEŞTİRECEKTİR, hiç kimse Allah’ın emrini engelleyemez ve hiç kimse onun hükmünü değiştiremez.” (Falahi Ssa’il: 199; ve El-Misbaah: 51 ve El-Baladul Amin: 35)

4.13 LULİN KUYRUKLU YILDIZININ ÇIKIŞI

“Vaad edilen Mehdi’nin zuhur mukaddimeleri olan Abbasi Melik Horasan’a vardığı zaman, şark tarafında iki dişli münevver bir boynuz çıkar. Onun her günkü irtifi (geçiş yönü) ise, meşrikten (doğudan) mağribedir (batıyadır)…:” (İmam-ı Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 381. Mektup, s.1184)

Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisinde ahir zamanda gelmesi beklenen Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alameti olarak belirttiği ve İmam-i Rabbani’ninde detaylı olarak tasfir ettiği İKİ DİŞLİ MÜNEVVER (FAZLA PARLAK, AYDINLIK) BİR BOYNUZ ÇIKAR ifadesi 24 Şubat 2009 yılında yani Hicri 1430’da dünyaya en yakın noktadan keçen LULİN KUYRUKLU YILDIZI’ haber vermektedir. İmam-ı Rabbani bu yıldızın diğer özelliklerini de ayrıntılı olarak bildirmiştir.

1-İKİ DİŞLİ

….O sütunun üst tarafında da iki başı var; İKİ DİŞE BENZİYOR. (İmam-ı Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 381. Mektup, s.1184)

Lulin Kuyruklu Yıldızının arka kısmındaki kuyruğun çatallı olması hadisteki iki dişli ifadesiyle bire bir bağdaşmaktadır.

2-MÜNEVVER (FAZLA PARLAK AYDINLIK)

şark tarafında iki dişli MÜNEVVER (fazla parlak, aydınlık) bir boynuz çıkar. (İmam-ı Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 381. Mektup, s. 1184)

Hadiste bahsi geçen münevver (fazla parlak, aydınlık sıfatı) Lulin Kuyruklu Yıldızının dünyaya yaklaşdıkca 6 YILDIZ PARLAKLIĞı kadar artan parlaklığına işaret etmektedir.

3-BİR BOYNUZ

Şark tarafında meydana çıkan o beyazlık; önceleri nurlu bir sütun halinde idi. Sonra, ona bir eğirlik geldi; BOYNUZ ŞEKLİNİ ALDI. (İmam-ı Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 381. Mektup, s.1184)

Lulin Kuyruklu Yıldızını diğer kuyruklu yıldızlardan ayıran en önemli farklılığı çekirdeğin ön kısmında yani ilerleme yönünde de bir kuyruğun bulunmasıdır.

4– SABİTLERİN SEYRİ MAĞRİPTEN (BATIDAN) MEŞRİKADIR (DOĞUYADIR)…..

Bu ifade gök cisimlerinin dönüş yönüne işaret etmektedir. Nitekim bütün gök cisimleri batıdan doğuya hareket etmektedir.

5- ONUN HER GÜNKÜ İRTİFİ (GEÇİŞ YÖNÜ) İSE, MEŞRİKTEN (DOĞUDAN) MAĞRİBEDİR (BATIYADIR)….

Burdaysa onun her günkü irtifi (geçiş yönü) ise denilerek, Lulin Kuyruklu Yıldızının diğer gök cisimlerinden farklı olarak DOĞUDAN BATIYA DOĞRU HAREKET ETTİĞİ BİLDİRİLMİŞDİR.

Bu kuyruklu yıldızın çok önemli bir diğer özelliği daha bilim adamlarınca açıklanmıştır.

BU YILDIZ BİR DAHA EN AZ 1000 YIL SONRA YENİDEN DÜNYANIN YAKININDAN GEÇEBİLECEKTİR. OYSA BU MÜMKÜN OLMAYACAKTIR. ÇÜNKÜ; hadisler ve ehl-i sünnet alimlerinin yaptıkları değerlendirmelere göre HİCRİ 1500 İLE BİRLİKTE İSLAM ÜMMETİNİN ÖMRÜ DE BİTMİŞ OLACAKTIR.

BU ÜMMETİN ÖMRÜ BİN SENEYİ GEÇECEK, FAKAT BİN BEŞ YÜZ SENEYİ AŞMAYACAKTIR…. (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed b. Resul el-Hüseyni el-Berzenci, Pamuk Yayıncılık, İstanbul, 2002, S.299)

Dolayısı ile LULİN KUYRUKLU YILDIZININ DÜNYANIN YAKININDAN BİR DAHA 1000 YIL SONRA GEÇMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR.

LULİN KUYRUKLU YILDIZI’NIN BİLDİRİLDİĞİ HADİSTE IRAK’A DA DİKKAT ÇEKİLMİŞTİR

İmam-ı Rabbani hazretleri Peygamberimiz (sav)’den şöyle rivayet eder:

“Vaad edilen Mehdi’nin zuhur mukaddimeleri (çıkışının ön alametlerinden) olan ABBASİ MELİK (IRAKLI YÖNETİCİ), HORASAN’A VARDIĞI ZAMAN ŞARK TARAFINDA İKİ DİŞLİ MÜNEVVER BİR BOYNUZ (PARLAK, AYDINLATICI, IŞIKLI ÇİFT KUYRUKLU BİR YILDIZ) ÇIKAR

Sabitlerin seyri (gök cisimlerinin hareketi) mağribden meşrikadır (batıdan doğuyadır)ONUN HER GÜNKÜ IRTİFİ (GEÇİŞ YÖNÜ) İSE, MEŞRİKTEN MAĞRİBEDİR (DOĞUDAN BATIYADIR)(İmam-ı Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 381. Mektup, s.1169-1184)

ABBASİ MELİK, HORASAN’A VARDIĞI ZAMAN

Lulin’in çıktığı 2009 tarihinde Abbasi devletinin, yani bugünkü Irak’ın Başbakanı Nuri el-Maliki’dir.

Peygamberimiz (sav) zamanında, Türkiye diye bir ülke olmadığı için hadiste AHİR ZAMANDAKİ TÜRKİYE TOPRAKLARINA, TÜRKLERİN O DÖNEMDE YAŞADIĞI BÖLGE OLAN “HORASAN” İFADESİYLE dikkat çekilmiştir.

Nitekim, IRAK BAŞBAKANI MALİKİ de tam hadiste bildirildiği gibi, Lulin’in geçtiği 2009 yılını içine alan 2006-2010 yılları arasında TÜRKİYE’YE ÇEŞİTLİ ZİYARETLERDE BULUNMUŞTUR.

Hadisteki “Abbasi MELİKİ” ifadesindeki, yönetici anlamına gelen “MELİK” kelimesi, aynı zamanda Hz. Mehdi’nin geldiği dönemdeki Irak Başbakanı’nın ismi olan “MALİKİ” ile aynı kökten gelmektedir. Peygamberimiz, dönemin Irak yöneticisinin ismine de mucizevi bir biçimde dikkat çekmiştir.

4.14 UZAYDA İNSAN ELİNE BENZER GÖRÜNTÜ OLUŞMASI

… İşte o zaman (Hz. Mehdi (as)’ın zuhuru zamanında) SEMADAN KENDİNİ BELLİ EDEN BİR EL GÖRÜNÜR… (Celalettin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, s. 51)

4.15 MEKKE’NİN TÜNELLERLE DELİNMESİ VE SAAT KULESİ

MEKKE DAĞLARINI DELİNMİŞ, (tüneller inşa edilmiş), BİNALARI DAĞLARA ERİŞMİŞ, SAATİN GÖLGESİNİ İNANANLARIN ÜZERİNE DÜŞMÜŞ GÖRDÜĞÜNDE VAKİT (Mehdi’nin çıkış vakti) gelmiştir. (Suyuti) (İbn Abi Şeyfah – El- Muşannef – Hadis 124) (El Ezraki – Kitab-ı Akbar Mekka – Hadis 1724)

4.16 ŞAM’DA FİTNELER GÖRÜLMESİ

ŞAM’DA FİTNELER BİR TARAFTAN SAKİNLEŞTİKÇE, DİĞER BİR TARAFTAN ALEVLENİR. Gökten çağırıcı bir münadi “Mehdi emirinizdir. Mehdi Halifenizdir (manevi lideriniz)” demedikçe de fitneler bitmez. (Risalet-ül Huruc-ül Mehdi, s.63)

Müminleri Emiri Ali şöyle buyurmuştur: “SARI BAYRAKLILARIN KIRMIZI MADDELERLE ŞAM’A GİRDİKLERİ ZAMAN ADINA HARESTA DEDİKLERİ ŞAM KÖYLERİNDEN BİRİNİN YERİN DİBİNE GEÇİŞ OLAYINI BEKLEYİN. Sonra ciğer yiyenin oğlunu (Süfyani’yi) bekleyiniz.” (Mucem-ul Ehadis-i İmam Mehdi, cilt 3, s. 86 ve İkdud Durer, s. 54 ve Gaybet-i Tusi, s. 461 ve Bihar-ül Envar, cilt 52, s.216)

4.17 IRAK’IN YENİDEN YAPILANMASI

…Irak’a saldırmadıkça kıyamet kopmaz. Ve Irak’taki masum insanlar Şam’a doğru sığınma yerleri ararlar. ŞAM YENİDEN YAPILANIR, IRAK DA YENİDEN YAPILANIR. (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, cilt5, s. 254)

4.18 IRAK’IN ÜÇE BÖLÜNMESİ

Irak halkı üç fırkaya ayrılır. Bir kısmı çapulculara katılır. Bir kısmı ailelerini geride bırakıp kaçarlar. Bir kısmı savaşır ve öldürülürler. Siz bunları gördüğünüz vakit kıyamete hazırlanın. (Yusuf el-Makdisi, Fera İdu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar)

4.19 GÜNEŞ’TE YÜZE BENZER GÖRÜNTÜLERİN OLUŞMASI

İNSANLARIN GÖZÜ ÖNÜNDE GÜNEŞ’TE BİR YÜZ BELİRİR. (Kitab-ül İrşad, Şeyh El Müfid s. 541-542)

4.20 JÜPİTER VE VENÜS’ÜN “BETHLEHEM YILDIZI” ADI VERİLEN PARLAK IŞIĞI OLUŞTURMALARI

Doğu’dan bir yıldız (Bethlehem Yıldızı) doğar ve Ay’ın ışık verdiği gibi ışık verir. Daha sonra iki ucu neredeyse birleşinceye kadar sarkar. Gökte bir renk oluşur ve ışık her iki ufkuna da yayılır. (Kitabü-l Fiten)

“Doğu’dan bir yıldız (BethlehemYıldızı) doğar ve AY’IN IŞIK VERDİĞİ GİBİ IŞIK VERİR.”

Ay’ın kendi ışığı yoktur, Güneş’in ışığını yansıtır. Gezegenler de tıpkı Ay gibidir. Işıkları yoktur, ışığı yansıtırlar. Demek ki hadiste bahsedilen bir yıldız değil, gezegendir.

“Daha sonra İKİ UCU NEREDEYSE BİRLEŞİNCEYE KADAR sarkar.”

Hadiste bu iki gök cisminin NEREDEYSE birleştiği bildirilmiş ve iki uç yani iki ufuktan bahsedilmiş. Bethlehem Yıldızı tek bir gök cismi gibi telaffuz edilir, fakat Venüs ve Jüpiter gezegenlerinin Dünya’dan görülebilecek şekilde birbirlerine yakınlaşması ile oluşur. Bu iki gezegen, dünyadan, giderek birbirine yakınlaşan iki yıldız gibi görünür.

“Gökte bir renk oluşur ve ışık HER İKİ UFKUNA DA yayılır.”

Yıldızlar kendi ışığını ürettiği için ufuk çizgileri yoktur, gezegenlerin ufuk çizgileri olur. Hadiste bildirilen tüm bu özellikler Bethlehem Yıldızı’nı anlatmaktadır.

Bethlehem Yıldızı, Hz. İsa (as)’ın doğumunda da görülmüş, İsa Mesih’in doğumunun müjdesi olarak İncil’de yer almıştır.

“İsa’nın Kral Hirodes devrinde, Yahudiye’nin Bethlehem Kenti’nde doğmasından sonra bazı yıldızbilimciler DOĞUDAN YERUŞALİM (KUDÜS)’E GELİP ŞÖYLE DEDİLER: YAHUDİLERİN KRALI OLARAK DOĞAN ÇOCUK NEREDE? DOĞUDA ONUN YILDIZINI (BETHLEHEM YILDIZINI) GÖRDÜK…” (Matta, 1)

Yıldızbilimciler, kralı dinledikten sonra yola çıktılar. DOĞUDA GÖRMÜŞ OLDUKLARI YILDIZ (BETHLEHEM YILDIZI) onlara yol gösteriyordu, ÇOCUĞUN BULUNDUĞU YERİN ÜZERİNE VARINCA durdu. (Matta, 9)

Görüldüğü gibi Peygamberimiz (sav) bundan 1400 yıl önce Bethlehem Yıldızı’nın vasıflarını tüm detaylarıyla anlatmış ve bu yıldızın çıkışının Hz. Mehdi’nin gelişini haber verdiğini söylemiştir. Peygamberimiz (sav)’in bildirdiği diğer yüzlerce alamet gibi bu da içinde bulunduğumuz devirde birebir gerçekleşmiştir.

4.21 KORONAVİRÜS (COVİD-19) SALGINI

Altı şey kıyametten önce olur: … Sonra çok ölen olur. Sizin içinizde koyunların BURUNLARINDAN AKAN VE ANİDEN ÖLDÜREN HASTALIK gibi ölümcül iki hastalık yaygınlaşacak. (Sahih-i Buhari, Cizye 15)

İmam Ali (ra) şöyle buyurdu: Ey insanlar dikkat edin! DOĞUDAN AYAĞINI KALDIRAN BİR FİTNEDEN ÖNCE, ÖNCE BANA SORACAKLARINIZI SORUN. O FİTNE, AĞZI VE BURNU SARMASIYLA EZER. BİRÇOK ÖLÜMDEN SONRA HAYATTA KALANLAR OLUR. BU FİTNENİN YOĞUN ATEŞİ BATIYI TEHDİT EDER… (Bihar’ül Envar 53/82)

Çok ölen olur => Dünya çapındaki Korona salgınında her gün binlerce insan hayatını kaybetti.

Burunlarından akan => Koronavirüs grip gibi semptomlarla ortaya çıkıyor.

Aniden öldüren => Koronavirüs nefes darlığına ve pıhtı atmasına sebep olarak ani ölüme sebep oluyor.

Ölümcül iki hastalık => Koronavirüsün ardından Hanta virüsü de Çin’de yeni ortaya çıktı.

İmam Ali (ra) şöyle buyurdu: Ey insanlar dikkat edin! DOĞUDAN AYAĞINI KALDIRAN (YAYILAN) BİR FİTNEDEN ÖNCE BANA SORACAKLARINIZI SORUN. O FİTNE, AĞZI VE BURNU SARMASIYLA EZER. Birçok ölümden sonra hayatta kalanlar olur. Bu fitnenin yoğun ateşi Batıyı tehdit eder. Sizler O (Mehdi) öldü veya helak oldu, hangi vadide yok oldu gitti dediğinizde işte o gün şu ayetin yorumu gerçekleşir: “Sonra tekrar onlara karşı size yeniden imkan verdik. Sizi mallarla ve oğullarla destekledik ve sayıca daha kalabalık hale getirdik.” (İsra Suresi, 6) (Bihar’ül Envar 53/82)

Doğudan ayağını kaldıran (yayılan) bir fitne => Koronavirüs ilk kez Çin’in Wuhan bölgesinde görüldü.

O fitne ağzı-burnu sarmasıyla ezer => Koranavirüs solunum yolları ve akciğeri etkilemektedir.

Sizler O (Mehdi) öldü veya helak oldu, hangi vadide yok oldu gitti dediğinizde => Bu salgının, Mehdi’nin hapsedilmek suretiyle gözlerden uzak olduğu, etkisiz bırakıldığı, hatta bazılarının onun yok edilmesini istediği, insanların bir kısmının da Mehdi’nin çıkışından ümit kestiği bir dönemde yaşanacağı anlaşılmaktadır.

İmam Cafer Sadık şöyle dedi: “Mehdi’nin çıkışından önce iki tür ölüm olur. Kızıl ölüm ve BEYAZ ÖLÜM. KIZIL ÖLÜM KILIÇLARLA, BEYAZ ÖLÜM İSE SALGIN HASTALIK iLE OLUR. (Biharul Envar,52/207)

Kızıl ölüm => Kızıl ölüm ifadesiyle Suriye’deki savaş sebebiyle bölgede oluk oluk akan kana işaret edilmektedir. Nitekim hadisin sonunda kızıl ölümün kılıçla yani çatışma ve savaşla olacağı söylenmiştir.

Beyaz ölüm => Bu ifadeyle, kan akmadan ölüme sebep olan Koronavirüs anlatılmaktadır. Ayrıca Korona salgını nedeniyle bembeyaz koruyucu kıyafetler giyilmesi, beyaz eldivenler ve beyaz maskeler kullanılması da sembolik olarak açıkça Korona’ya işaret etmektedir.

DUHAN SURESİ’NDEKİ DUMAN KORONA’YA İŞARETTİR

Öyleyse sen göğün açıkça bir DUHAN (duman) getireceği günü gözle. (Bu Duman) insanları sarıp kuşatıverir. İşte bu, acı bir azaptır. (Duhan Suresi, 10-11)

Ayetteki DUHAN kelimesi “aleve eşlik eden şey” için kullanılır. Arapça’da “dumanı çıkmak, fesatlık” manasına gelen dahn kökünden türemiş bir isimdir. Araplar da insanlar üzerinde galip olan kötülüklere, belalara DUHAN adını verirler.

Hadislerde ise insanlara felaket getirecek dumandan şöyle söz edilir:

DUMAN insanların BURUNLARINDAN GİREREK adeta kulaklarını delecek, nefeslerini daraltacaktır. Başları pişmiş gibi olacaktır, dumanın etkisiyle NEZLEYE TUTULMUŞ gibi olacaklardır. (Kurtubi, 1985, XVVI 30)

Ayette belirtildiği gibi Koronavirüs duman gibi havadan yayılıp insanları sarmaktadır. Hadiste de bu dumanın nefes darlığına ve “başları pişmiş gibi” ifadesiyle de 40 derece yüksek ateş ve grip semptomlarına sebep olduğu anlatılmaktadır.

Huzeyfe b. Useyd el-Ğıfârî, “Ey Allah’ın Resûlu, DUHAN DA NEDİR?” deyince, Hz. Peygamber söz konusu ayeti okuduktan sonra “Bu, DOĞU İLE BATI ARASINI DOLDURAN BİR DUMANDIR. KIRK GÜN VE KIRK GECE KALIR… isabet ettiğinde, onu NEZLEYE TUTULMUŞ KİMSE GİBİ yapar… BU DUMAN, ONUN BURUN DELİKLERİNDEN, KULAKLARINDAN VE ARKASINDAN (GİRER VE) ÇIKAR.” demiştir (Taberî, 2000: XXII/17-18)

İTALYANCA “QUARANTENA” KIRK GÜN ANLAMINDADIR. Ortaçağ’da gemiyle yolculuk yapanların bir yere ulaştıklarında kırk gün karaya çıkmaları yasak olduğu için kelime bu anlamı kazanmıştır.

HADİSLERDE DE 40 GÜNE İŞARET VARDIR:

….Camiler 40 GÜN kapatılır. (Bihar’ül Envar 53/ 82)

Deccal dünyada 40 GÜN KALACAK … (Sahih Müslim)

Sembolik ifadeyle 40 GÜN olarak belirtilen sürede Koronavirüs sebebiyle KARANTİNA olacağını ifade etmektedir.

SALGIN HASTALIKLAR DÖNEMİNDE EVDE KALINMASI ÖĞÜTLENECEK

Kıyametten hemen önce Mehdi’nin zuhuru zamanında karanlık gecenin parçaları gibi fitneler (Allah’tan bir deneme, imtihan) vardır… O fitnede, OTURAN, AYAKTA DURANDAN HAYIRLIDIR…” (Hadis-i Şerif Meali; Ebû Dâvûd, Fiten, 2)

Fitne zamanı EVİNİZDEN AYRILMAYIN! Âdem’in oğlu [Habil] gibi olun!) [Ebu Davud, Tirmizi]

FİTNE ZAMANINDA EVİNİZDE OTURUN, günahlarınıza tevbe edin, dilinizi tutun, kendi işinize bakın, başkalarının işine karışmayın! [Nesai]

Koronavirüs dolayısıyla dünya çapında tüm insanların evlerinde kalınmasına yönelik tedbirler alınmış, sokağa çıkma yasakları ilan edilmiştir.

4.22 KORONA SALGININDA HACCIN YASAKLANMASI, CAMİLERİN KAPATILMASI

İmam Ali şöyle buyurdu: Dikkat edin! Mehdi’nin çıkışının alametleri vardır… CAMİLERİN KAPATILMASI, HACCIN DURMASI, YERE BATMA … (Bihar’ül Envar, 36/454)

4.23 NEOWİSE KUYRUKLU YILDIZININ 6766 YIL SONRA DÜNYADAN TEKRAR GEÇMESİ

O YILDIZIN DOĞMASI, GÜNEŞ VE AY TUTULMASINDAN SONRA OLACAKTIR. (Kitab-ull Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 22)

4.24 HADİSLERDE ERZİNCAN’DAKİ ALTIN MADENİ OCAĞININ ÇÖKMESİ HABER VERİLMİŞTİR

“FIRAT’IN ALTINDAN BİR DAĞ KOPUP AKINCAYA KADAR kıyamet kopmaz. Bunu gören insanlar birbirlerine yönelecekler. BU HADİSEDE 9 KİŞİ TOPRAK ALTINDA KALACAK.” – İbni Mace’den. (“Kıyamet Alametleri”, Muhammed b. Resul el Berzenci, sf. 225)

1– FIRAT’IN ALTINDAN: Fırat nehrinin yakınından, Fırat nehrinin alt, başlangıç kısmından. Bilindiği gibi, Fırat Nehri İliç’teki altın madeninin bulunduğu Erzincan il sınırları içinden doğmaktadır. Altın madeni Fırat nehrine sadece 300 metre mesafededir.

2– BİR DAĞ KOPUP AKINCAYA KADAR: Hadiste mucizevi bir şekilde KOPMA, AKMA ifadeleri kullanılmış, dağın bir parçasının sıvı gibi kopup akacağı anlatılmıştır. Erzincan’daki faciada da dağdan bir parça koparak adeta sıvı şeklinde hareket edip akmıştır.

3– BUNU GÖREN İNSANLAR BİRBİRİNE YÖNELECEKLER: Olaydan sonra galeyan olacağı, olayla ilgili suçluların aranacağı, ailelerin öfke içinde olayın sorumlularını arayacağı, olayın medyada yoğun gündem olacağı, gözaltı ve tutuklamaların olacağı haber verilmektedir.

4– BU HADİSEDE 9 KİŞİ TOPRAK ALTINDA KALACAK: Hadiste, altın madenindeki dağın çöküp akması sonucunda 9 KİŞİNİN toprak altında kalacağı çok net bir şekilde haber verilmiştir.

İbn-i Ömer’den (ra):

“Birçok muhtelif maden yatakları bulunacak. Onlar orada çalışırlarken bol miktarda altın bulacaklar. ALMAK İÇİN BAŞINA ÜŞÜŞTÜKLERİNDE ALTINLARLA BİRLİKTE YERE BATIP YERLE BİR OLACAKLAR. –Hakim rivayet etmiştir.” (“Kıyamet Alametleri”, Muhammed b. Resul el Berzenci, sf. 225)

Hadisteki, “ÜŞÜŞME” ifadesinden OLAY YERİNDE ÇOK SAYIDA İNSAN BULUNACAĞINA dikkat çekilmektedir. Resmi kayıtlara göre maden sahasında çalışan 667 İŞÇİ bulunmaktadır. Bu insanlardan bir kısmının kayan toprağın altında kaybolacakları bildirilmektedir.

Onlar böylece yaşayıp dururlarken yeryüzü çok yüksek sesle yankılanacak. Kimse sesin nereden geldiğini, sesin yönünü anlayamayacak. Onlar ne yapacaklarını bilmez şaşkın bir haldeyken, karar veremezken ALTIN MADENİ DAĞLA BİRLİKTE YERLE BİR OLUP AKIP GİDECEK. O gün şehitler olacak, altının kimseye hiçbir faydası olmayacak. (“Kıyamet Alametleri”, Muhammed b. Resul el Berzenci, sf. 225)

1– YÜKSEK SESLE YANKILANACAK: Dağın kopup akması sırasında şiddetli bir ses ve yankılanma olacağı bildirilmiştir. Bu yankı nedeniyle insanların sesin nerden geldiğini, hangi yönden geldiğini anlayamayacaklarına dikkat çekilmiştir.

2– ONLAR NE YAPACAKLARINI BİLEMEZ ŞAŞKIN BİR HALDEYKEN: Olay çok ani ve beklenmedik şekilde gelişmiş, bu nedenle insanlar ne olduğunu ilk başta anlayamamış, büyük şaşkınlık yaşanmıştır.

3– ALTIN MADENİ DAĞLA BİRLİKTE AKIP GİDECEK: Altın madenindeki dağın yerinden koparak akıp gideceği mucizevi bir şekilde haber verilmiş.

4– ALTININ KİMSEYE HİÇBİR FAYDASI OLMAYACAK: Faciada insanlar hayatlarını kaybedecekleri için altının, maddi zenginliğin onları kurtarmaya, geri getirmeye hiçbir faydası olmayacağı belirtilmiştir.

4.25 AHİR ZAMAN ALAMETLERİNDEN ‘YEŞİL KUYRUKLUYILDIZ’

“Yıldız doğduğunda Araplar korkuya kapılır. O yıldızın bir kuyruğu vardır. O ZAMAN ORADA, HER TARAFTA YAĞMURLAR KESİLİR, NEHİRLER KURUR, DEVİRLER DEĞİŞİR, FİYATLAR ARTAR.” (Biharu’l Envar, c. 51, s.162)

50.000 yıldan beri dünyamızı ilk defa ziyaret eden C/2022 E3 (ZTF) kuyruklu yıldızı, yemyeşil parıltısı nedeniyle gökbilimciler tarafından YEŞİL KUYRUKLUYILDIZ (Green Comet) olarak adlandırıldı.

Yeşil Kuyrukluyıldız, 2 ŞUBAT 2023’te dünyaya en yakın mesafeden geçti.

Hadiste, bu kuyruklu yıldızın geçeceği dönemde, GENİŞ ÇAPLI BİR KURAKLIĞIN MEYDANA GELECEĞİNE, FİYATLARIN ARTACAĞINA, HAYAT PAHALILIĞINA, ESKİSİNDEN ÇOK FARKLI ALIŞILMADIK OLAYLARIN, ZAMANLARIN YAŞANACAĞINA dikkat çekilmektedir. Yeşil Kuyrukluyıldız’ın tam da tarif edilen böyle bir dönemde dünyayı ziyaret etmesi hadisle büyük bir uyum göstermektedir.

Hadisteki, ‘Arapların korkuya kapılması’ ifadesiyle, kuyruklu yıldızın geçeceği aynı dönemde ORTADOĞU’DA, ARAP COĞRAFYASINI DA İÇİNE ALAN DEHŞET VERİCİ BÜYÜK BİR DEPREM FELAKETİ OLACAĞINA ve bunun bölgede doğurduğu korku ve paniğe işaret edilmektedir.

Hadislerde Yeşil Kuyruklu Yıldızla ilgili olarak başka önemli bilgiler de verilmektedir:

Velid ve Ka’b şöyle dedi: “O doğudan doğan yıldızdır ve YERYÜZÜ HALKINI AYIN DOLUNAYDAKİ AYDINLATMASI GİBİ AYDINLATIR.”

Velid ve Hamra dedi ki: “Bizim gördüğümüz yıldızlar o alametler değildir. Asıl alamet, Safer veya Rebiayn (Rebiülevvel ve Rebiülahir) veya RECEP ayında ufuklarda dönüp duran bir yıldızdır. BU OLDUĞUNDA HAKAN, TÜRKLERLE BİRLİKTE İLERLER, ONU DESTEKLEYEN RUMLAR DA BAYRAKLAR VE HAÇLARLA ONU İZLERLER.” (Kitabu’l Fiten, Nuaym bin Hammad, 620. Hadis)

Hadislerde, Müslüman topraklarında “TÜRKLERİ RUMLAR DA BAYRAKLAR VE HAÇLARLA İZLER” ifadesi, Yeşil Kuyruklu Yıldız’ın hemen ardından yaşanan büyük deprem felaketi sırasında gerçekleşmiştir. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki deprem felaketinin ardından, 80 YABANCI ÜLKENİN BÖLGEYE ÜZERLERİNDE “KENDİ BAYRAKLARI VE HAÇLAR BULUNAN” YARDIM EKİPLERİ GÖNDERMESİ hadisin işaret ettiği bilgiyi göstermektedir.

Hadiste bildirildiği şekilde, kuyrukluyıldızın ufuklarda göründüğü Şubat 2023’ün ilk birkaç haftası hicri tarihle RECEP ayıdır. Kuyrukluyıldızın, dünyaya en yakın mesafeden geçtiği 2 Şubat 2023, Hicri 11 RECEP gününe denk gelmektedir.

4.26 RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI

Rüşdin bize İbni Lahi’a’dan, o da Abdülaziz bin Salih’ten, o da Ali bin Rabah’tan o da İbni Mesud’dan rivayet etmiştir:

“SARIŞIN KAVİMDE (RUSYA’DA) BİR ALAMET VARDIR. VE BİR KUYRUKLU YILDIZ ORTAYA ÇIKAR.” (Kitab’ul Fiten, Nuaym bin Hammad sayfa 130 /Mecma’ul E-Hadis’ul İmam Mehdi, Şeyh Ali El Kurani cilt 1 sayfa 439)

Bir başka hadiste de Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurur:

Sonra, BENİ ESFER’DE (RUSYA’DA) BİR ALAMET OLUR. Ve BİR KUYRUKLU YILDIZ GELİR, üzerlerinden geçer ve GERİ DÖNMEZ. (Kitab-ul Fiten, Nuaym bin Hammad, Sayfa 120-121)

Hadislerde, birbirine çok yakın tarihlerde gerçekleşecek 2 alamete dikkat çekilmiştir:

➢ 12 Aralık 2021’de, çok parlak yeşil ışık saçarak dünyaya en yakın mesafeden geçen ve astronomlar tarafından –aynı hadiste özel olarak dikkat çekildiği gibi– bir daha dünyaya hiç GERİ DÖNMEYECEĞİ belirtilen Leonard kuyruklu yıldızı

Leonard kuyruklu yıldızının bir daha dünyaya hiç geri dönmeyeceği birçok yerli ve yabancı basında da yer almıştır.

➢ 24 Şubat 2022’de, bu ilginç gök olaylarının hemen akabinde Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaş başlatmıştır.

4.27 GÖRÜLMEMİŞ ŞİDDETTEKİ SICAKLARIN GELMESİ

Ahmed bin Muhammed Bin Ebu Nasr der ki, İmam Rıza aleyhisselamın şöyle buyurduğunu duydum: “MEHDİ’NİN ZUHURUNDAN ÖNCE ‘BÛYUH’ OLACAKTIR.” Ben ‘BÛYUH’un ne demek olduğunu bilmiyordum. Hacca gittiğimde bir bedevinin “Bu ne BÛYUH bir gündür.” dediğini duyunca ona sordum: “ŞİDDETLİ SICAK VE HARARET” dedi. (Gaybeti-i Numanî, Şeyh Muhammed Bin İbrahim-İ Numanî, Sayfa 170, Çeviri: Cevad Gök)

4.28 SEL BASKINLARININ ARTMASI

“Hazreti Kaim Mehdi’nin zuhurundan önce BİR YIL ÇOK SULU GEÇER ve tüm ürünler, meyveler kokuşur, hurmalar dallarında kokar. Böyle olunca bu işte, İmam Kaim Mehdi’nin zuhuru hakkında hiç kuşku duymayın. (İrşad-Oniki İmamın Hayatı, Şeyh Müfid, s. 623)

İmam Ali (as)’dan nakledildi:

“Sanki bu KÖYÜNÜZÜ SULAR ALTINDA GÖRÜYORUM, öyle ki camilerin şerefelerinden başka bir şey görünmüyor. Sanki denizin derinliklerinde bir kuş sesi gibi.” (Bihar’ul Envar, Cilt 32, sayfa 245/ Nehcü’l Belağa Şerhi – İbn Ebi el-Hadid – Bölüm 1 – Sayfa 251)

Son yıllarda, dünyanın dört bir tarafında daha önce benzeri görülmemiş sıklık ve şiddette yaşanan sel, su baskını, kasırga gibi doğal felaketler yaşandığı bilinmektedir. 2024’te görülmemiş bir kasırga, sağnak ve sel baskını Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Umman’ı vurmuştur. Dubai, tarihinin en büyük sel felaketlerinden birini yaşamıştır. Rusya’da, Irak’ta, Pakistan’da, Cezayir’de, Fas’ta, Fransa’da, İspanya’da, Libya’da dev sel felaketleri olmuş, hatta Derne şehri adeta haritadan silinmiştir.

Rusya 2024, Sel Felaketi

4.29 ÇÖLLERİN YEŞERMESİ

ARABİSTAN’DA DA NEHİRLER VE BAHÇELER OLUŞMADIKÇA kıyamet kopmaz. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 17/22, hadis no: 8819)

4.30 DEPREMLERİN ARTMASI, ŞEHİRLERİN YIKILMASI

BÜYÜK ŞEHİRLER DÜN SANKİ YOKMUŞ GİBİ HELAK OLUR. (Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 38)

“ÜMMETİMDE ZELZELELER OLUR. ÖYLE Kİ, BU ZELZELELERDE ON BİN, YİRMİ BİN, OTUZ BİN KİŞİ ÖLÜR. ALLAH, BU ÖLÜMÜ MUTTAKİLERE ÖĞÜT, MÜMİNLERE RAHMET, KAFİRLERE İSE AZAP KILAR.” (İbni Asakır, Geleceğin Tarihi 1, Orhan Baytan, Mevsim Yayıncılık, sf.81)

4.31 YER ÇÖKMELERİNİN YAŞANMASI

(Kıyamet) alametlerinin İLKİ YER ÇÖKMELERİDİR. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.518)

4.32 KASIRGALARIN ARTMASI

Kıyametten önce on alamet görmeden o, kopmayacaktır. Onuncusu, İNSANLARI DENİZE ATACAK OLAN KASIRGA. (Kıyamet Alametleri, s.288)

4.33 KURAKLIĞIN ARTMASI, KITLIK YAŞANMASI

Deccal’in çıkmasından önce GÖKYÜZÜ ÜÇ SENE YAĞMURUNU TUTAR. Birinci senede normal yağmurun üçte birini tutup üçte ikisini yağdırır. Yeryüzü bitkisinin üçte birini bitirmez. İkinci yılda GÖKYÜZÜ NORMAL YAĞMURUNUN ÜÇTE İKİSİNİ YAĞDIRMAZ. Yeryüzü de bitkisinin üçte ikisini bitirmez. Üçüncü yılda ise GÖKYÜZÜ YAĞMURUNUN TAMAMINI KESER, YERYÜZÜ DE BİTKİSİNDEN HİÇBİRİNİ BİTİRMEZ. (Ebu Davud, İbni Mace, Taberani; Geleceğin Tarihi 3, s.241)

4.34 EKONOMİK KRİZLER

FAKİRLER ÇOĞALACAK. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 455)

AÇLIK VE HAYAT PAHALILIĞI ALABİLDİĞİNE YAYILACAK. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 440)

Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine sunarız. 05.08.2026

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir