Sayın İsmail Saymaz, Müvekkil Hakkında Taraflı Haberler Yaparken, Keşke Hucurat Suresi’ni Hatırlasaydı

By gundem
11 Min Read

Adnan Oktar’dan Duyurudur

Halk TV’de, 14 Mayıs 2026 tarihli Para Siyaset programında gazeteci İsmail Saymaz, aşağıdaki açıklamalarda bulunmuştur:

İsmail Saymaz: Şu an belli ki bir bir kampanya var. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ahlaken yıpratma kampanyası. Yani bir yandan yolsuzluk suçlamalarıyla diğer taraftan CHP’lileri ahlaken vurma kampanyası…

Hucurat Suresi’nden bir ayeti hatırlatmak isterim. Bunu muhafazakar camia bilir fakat unutmuşlar belli ki. Hatırlatmak isterim. Cenab-ı Allah Hucurat ayetinde şöyle buyuruyor. “Birbirinizin gizli hallerini ve kusurlarını araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. Allah’a gönülden saygı besleyip ona karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, tövbeleri çokça kabul edendir. Engin merhamet sahibidir.” Tövbe edin. Tövbe edin. Böyle düşkün ve sefil belediye başkanlarının KENDİSİNİ CEZAEVİNDEN KURTARMAK İSTEYENLERİN İFADELERE YERLEŞTİRDİĞİ İTHAMLARDAN, SUÇLAMALARDAN, İNSANIN İNSANA YAKIŞTIRMAYACAĞI, YARAŞTIRMAYACAĞI İTHAMLARDAN KENDİNİZİ SAKININ. Bunlar doğru işler değil. Bu tür insanın şeref, izzet ve haysiyeti siyasi mücadelenin alanı değildir, konusu değildir. Hucurat ayeti aklınızdan çıkmasın. Bu insan eti yemekten beterdir. Kardeşinin etini yemekten beterdir. Allah affetsin. Tövbe edin.

(Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=BNNM2qWwk34)

Sayın İsmail Saymaz’ın Kuran ayeti ile yapmış olduğu bu hatırlatmalar son derece doğrudur ve güzeldir. Sağ basına etki edecek şekilde ayet hatırlatması yapması takdir edilecek bir davranıştır. Kendisini cezaevinden kurtarmak isteyenlerin başkalarına kolaylıkla iftira atabilmesi, fütursuzca başkalarını suçlayabilmesi, yapmadıkları şeyler üzerinden insanları itham altında bırakabilmesi, insanlıkla çelişen, daha da ötesi Kuran ahlakıyla çelişen büyük bir hezimettir. Bu nedenle İsmail Saymaz’ın bu hatırlatmayı Kuran ayetiyle yapıyor olması, oldukça kıymetli olmuştur.

Ancak KEŞKE SAYIN İSMAİL SAYMAZ, AYNI HASSASİYETİ MÜVEKKİL ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARINA YÖNELİK YÜRÜTÜLEN TARİHİN EN KAPSAMLI İFTİRA KAMPANYASI SIRASINDA DA GÖSTERMİŞ OLSAYDI.

Müvekkil ve arkadaşlarına, özellikle polis baskınının ve tutuklamaların yapıldığı dönemlerde ve bunu takip eden yıllarda, tarihte görülmemiş bir iftira kampanyası başlatılmıştı. Grubun tamamı tutuklanmış olduğundan hiçbir savunma hakkına sahip olmayan, avukatları dahi tutuklanmış olan ve hiçbir suç işlemediği gayet iyi bilinen bir topluluğa yönelik linç kampanyası, akıl almaz bir biçimde “demokrasi ve adalet yanlısıyız” diyen bir kesim tarafından SADECE İZLENMİŞTİ. Hatta bir kısmı, BU LİNÇ KAMPANYASINA ALKIŞ TUTMAKTAN DAHİ GERİ KALMAMIŞTI. Bu kesim, hukuksuzluğun ve adaletsizliğin en pervasız şekliyle uygulandığına şahit olmuş; ama “nasılsa bizim mahalleden değil” diyerek zulmün destekçisi olmuşlardı.

Sayın İsmail Saymaz, kamuoyunda cesareti, araştırmacı gazeteciliği ve hukuk ve adalete verdiği önemle tanınan gazetecilerden biridir. Ancak müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları hakkında yürütülen bu süreçte, kendisi de şaşırtıcı şekilde yukarıda bahsedilen bu kesimin yanında yer almış ve bu iddiaları HİÇ SORGULAMADAN ve TEK TARAFLI bir bakış açısıyla yorumlayan gazetecilerden olmuştur. Nitekim o dönemde müvekkil ve arkadaşları, Sayın İsmail Saymaz’a da çeşitli vesilelerle ulaşarak; adaletin ve hakkaniyetin önemini ayetlerle hatırlatmışlardır. Buna rağmen, kamuoyuna yansıyan birçok iddianın gerçeği yansıtmadığına yönelik sunulan açıklama ve tekzipler, kendisi tarafından dikkate alınmamıştır.

Soruşturma sırasında emniyete çağırılan ve “ismin listede şüpheli olarak yazıyor, şikayetçi olursan tutuklanmazsın” tehdidiyle müşteki yapılan veya önce tutuklanıp sonra kendisine cezaevinde, “güneş yüzü göremeyeceksin, etkin pişman ol, iftira at, arka kapıdan çıkarsın” vaatleriyle etkin pişman yapılan genç kızların akıl almaz tutarsızlıklar içeren açıklamalarını ve iftiralarını SANKİ GERÇEKMİŞ GİBİ GÜNDEME TAŞIMIŞTIR.

Zorla şikayetçi yapılan genç kızların bu yalanları, bu grup aleyhine bir çizgi roman haline getirilirken, SAYIN İSMAİL SAYMAZ’IN AYNI ÖZENİ VE HASSASİYETİ GÖSTEREREK AÇIKLAMALARIMIZI DİKKATE ALMASINI VE HUCURAT SURESİ’Nİ HATIRLAMASINI BEKLERDİK. O zaman belki de bu iftiraları yaygınlaştırmaktan kaçınarak, ayette bu konuyla ilgili geçen ağır manevi sorumluluk konusunda daha titiz ve doğru bir yaklaşımda bulunurdu.

Etkin Pişmanlık Yoluyla İftiracı Üretme Sistemi
İlk Olarak Adnan Oktar Dosyasında Başladı,
İsmail Saymaz İse Bu Hukuksuzluğa Destek Oldu

Sayın İsmail Saymaz, etkin pişmanlık müessesinin, İFTİRACI ÜRETME SİSTEMİ olarak ilk ve en kapsamlı uygulandığı alanın ADNAN OKTAR DOSYASI olduğunu ve HER USULSÜZLÜĞÜN İLK OLARAK BU DOSYADA DENENDİĞİNİ aslında çok iyi bilmektedir. Zira bu süreci yakından takip etmiştir. Şayet o dönemde, Sn. Saymaz ve benzer yaklaşımda olanlar, bu sistemin İFTİRA MEKANİZMASINA DÖNÜŞMESİNE İZİN VERMESELERDİ, BU HUKUKSUZLUĞA KARŞI DURSALARDI, BUGÜN BENZER YÖNTEMLERİN CHP DOSYALARINDA BU DENLİ RAHAT BİÇİMDE KULLANILMASININ DA ÖNÜNE GEÇİLEBİLİRDİ.

Adnan Oktar dosyası, aslında bu iftira üretme mekanizmalarının sağlamasının yapıldığı yerdi. Bu sistemin nasıl işleyeceği tartıldı. Basın ve halk denendi. Bu aleni iftiraya karşı basın ses çıkaracak mı, halk itiraz edecek mi; buna bakıldı. HUKUKSUZLUĞA KARŞILIK DEV SESSİZLİK, özellikle hukuk ve adalet adına ortaya çıkan bazı kesimler tarafındaki SUSKUNLUK, İFTİRACI ÜRETME SİSTEMİNİ DENEME SÜRECİNDEN İSTENİLDİĞİ ŞEKİLDE GEÇİRMİŞ OLDU.

Özellikle Sayın İsmail Saymaz’ın da aralarında olduğu bir kısım gazetecilerin, bu sistemi destekler mahiyette anlatımları, bu mekanizmanın günün birinde sol kesime uygulanabilirliğini kolaylaştırdı. BAZI SOL GÖRÜŞ TEMSİLCİLERİ GEÇMİŞTE ÇOK GÜÇLÜ ŞEKİLDE DESTEKLEDİKLERİ BU MEKANİZMALARIN BİRGÜN BENZER ŞEKİLDE KENDİLERİ İÇİN DE KULLANILABİLECEĞİNİ MAALESEF ÖNGÖREMEDİ.

Şayet Sayın İsmail Saymaz, Adnan Oktar davasında o tarihlerde müşteki genç kızların cezaevinden çıkabilmek için verdikleri yalan beyanları gerçek gibi gösteren yayınlar yapmamış olsaydı, bugün CHP’li isimlerin izzet ve şerefine yönelik yapılan yayınların önü belki açılmamış olurdu. Bugün rahatsızlık duyulan bu üslubun oluşmasında, geçmişteki bu hatanın payı büyük olmuştur.

İsmail Saymaz, Geçmişte,
Herhangi Bir Görüntü, Kaset, Delil OLMADAN
Suçlamalarda Bulunmaktan Hiçbir Rahatsızlık Duymamıştı

Sayın İsmail Saymaz, Adnan Oktar grubuyla ilgili taraflı haberleri yaptığı sırada grup aleyhine TEK BİR KASET, GÖRÜNTÜ, VİDEO VS. BULUNMAMAKTAYDI; zira BÖYLE BİR GÖRÜNTÜ, SONRASINDA DA ASLA BULUNAMAMIŞTIR ÇÜNKÜ HİÇBİR ZAMAN VAR OLMAMIŞTIR. Bir başka deyişle İsmail Saymaz, ORTADA HİÇBİR DELİL YOKKEN müvekkil ve arkadaşları ALEYHİNE haber ve yorum yapmayı tercih etmiştir.

Şu anda ise, kendisinin de desteklediği CHP kanadına ilişkin çeşitli görüntü ve videolar sık sık gündeme gelmekte ve bunlar basında geniş şekilde yer bulmaktadır.

Müvekkil, bu yönde çıkan haberlerin ve görüntülerin HİÇBİRİNİ KABUL ve TASVİP ETMEMEKTEDİR. Gündeme getirilen çeşitli delillere rağmen, bu yöndeki haberlerin hiçbirine İTİBAR ETMEMİŞTİR. Keşke Sayın İsmail Saymaz da geçmiş dönemde müvekkil ve arkadaşları hakkında ortaya atılan iddialar karşısında aynı hassasiyet ve hakkaniyetli yaklaşımı gösterebilseydi.

Şunu önemle belirtmeliyiz ki, müvekkil Adnan Oktar, bugün CHP camiasına yönelik yapılan uygulamalardan dolayı son derece tedirgindir ve bu durumun bir an önce düzelmesini, cezaevindekilerin bir an önce tahliye olmalarını içten arzu etmektedir. CHP camiası, müvekkilin oldukça kıymet verdiği bir camiadır ve müvekkil, Sayın Özgür Özel’e, Sayın Ekrem İmamoğlu’na ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na büyük bir saygı duymaktadır. Atatürk’ün kurmuş olduğu bu partinin bugün bu söylemlerle anılmasını hiç istememekte, bu sürecin bir an önce sona ermesini ve hukukun tecelli etmesini içten arzu etmektedir.

8 yıl boyunca bu kumpas sürecinin neredeyse her aşamasını yaşamış olan müvekkilin, bu süre boyunca özellikle CHP camiasını uyarmasının ve hukuksuzluklara karşı ses çıkarılması gerektiğini dile getirmesinin asıl nedeni, aslında bu camiaya karşı duyduğu koruyucu ve samimi yaklaşımdır.

Müvekkil, sol kesimin bugün bunları yaşayacağını öngörmüş ve bu nedenle sessiz kalmamalarını istemiştir. Ne yazık ki CHP camiası, müvekkil ve arkadaşlarının yaşadıklarına büyük ölçüde kayıtsız kalmış ve hatta aralarında bu yaşatılanları destekleyenler bulunmuştur. Şu an, her ne kadar hiç istemesek de, müvekkilin uyarıları gerçekleşmiş görünmektedir.

Tüm bunlara rağmen İsmail Saymaz, hayret verici bir şekilde, müvekkil aleyhinde yayınlar yapmaya devam etmektedir. Müvekkili, 20.05.2026 tarihinde iddianamesi çıkmış olan Mehmet Akif Ersoy ile karşılaştırmakta ve gerçeği yansıtmayan iddialarını bu yönüyle devam ettirmektedir. Üstelik, Adnan Oktar davasında müşteki kadınların suçlamalarının, yukarıda anlattığımız iftiracı üretme sistemiyle gerçekleştiğini ÇOK İYİ BİLMEKTEDİR. Dahası, Adnan Oktar davasında, yapılan polis baskını kapsamında 226 KİŞİDEN ALINAN LABORATUVAR ÖRNEĞİ olduğunu ve TEK BİR KİŞİNİN ÖRNEĞİNDE DAHİ UYUŞTURUCU HATTA ALKOL İZİNE DAHİ RASTLANMADIĞINI gayet iyi bilmektedir. Bütün bunlara rağmen müvekkilin ismini hala bu şekilde kullanabilmesi, sonra da kendi camiasına yönelik haksızlıklarda insanları vicdanlı olmaya davet etmesi, Sayın Saymaz’ın inandırıcılığını da, güvenilirliğini de ciddi şekilde şüphe altında bırakmaktadır.

Sayın İsmail Saymaz, bugün bu durumu gayet iyi tespit etmiş bir gazeteci olarak, umarız nerede hata yaptığını görebilir. Kendi mahallesinden olmayana her türlü kötülüğün reva görüldüğü bir dünya, günün birinde EN ACIMASIZ YÖNÜNÜ BUNU YAPANLARA GÖSTERMEKTEDİR. Bu, hiçbir zaman isteyeceğimiz bir şey değildir; ancak bu, ALLAH’IN BİR KANUNU olarak mutlaka olmaktadır. Çünkü ALLAH, HAKSIZLIK YAPILMASINI DA HAKSIZLIĞA SEYİRCİ KALINMASINI DA BEĞENMEMEKTEDİR.

Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız

Yol, ancak insanlara zulmeden ve YERYÜZÜNDE HAKSIZ YERE ‘TECAVÜZ VE HAKSIZLIKTA BULUNANLARIN’ ALEYHİNEDİR. (Şura Suresi, 42)

Allah; kişinin, ailesi, yakınları, hatta kendi aleyhine bile olsa, ADALETİ AYAKTA TUTMASINI şart koşmuştur:

Ey iman edenler, KENDİNİZ, ANNE-BABANIZ VE YAKINLARINIZ ALEYHİNE BİLE OLSA, ALLAH İÇİN ŞAHİDLER OLARAK ADALETİ AYAKTA TUTUN. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. ÖYLEYSE ADALETTEN DÖNÜP HEVA (TUTKULARI)NIZA UYMAYIN. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 135)

Yine Allah, BİR TOPLULUĞA OLAN KİNİN, HİÇ KİMSEYİ ADALETTEN ALIKOYMAMASINI, her insanın, “ADİL ŞAHİT” olarak “HAKKI AYAKTA TUTMASINI” istemektedir:

Ey iman edenler, ADİL ŞAHİDLER OLARAK, ALLAH İÇİN, HAKKI AYAKTA TUTUN. BİR TOPLULUĞA OLAN KİNİNİZ, SİZİ ADALETTEN ALIKOYMASIN. ADALET YAPIN. O, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır. (Maide Suresi, 8)

Başkalarına Allah’ın sözü ile yaklaşmanın en samimi, en mükemmel ve en etkili yol olduğunu fark etmiş olan Sayın İsmail Saymaz’ın, bu ayetleri de birer yol gösterici olarak rehber alacağına ve ayetlerde belirtilen hususlara titizlik göstereceğine inancımız tamdır.

Takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 28.05.2026

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir