Hadi Özışık’ın Adnan Oktar Hakkındaki İddialarına Cevap

By gundem
26 Min Read

HADİ ÖZIŞIK, İFTİRALARLA DİNDARLARI KARALAMAYA ÇALIŞANLARIN SAFINDA OLMAYI KENDİSİNE YAKIŞTIRMAMALI

KRT TV’de 19.08.2026 tarihinde yayınlanan Panorama isimli programda Süleymanlılar cemaati ve Kuytul grubuna yapılan operasyon hakkında değerlendirmeler yapılırken dindar grupların, cemaat ve tarikat mensuplarının ezilmesi gerektiğinin propagandası yapılmıştır. Gazeteci Hadi Özışık da bu hukuka ve vicdana aykırı karalamanın bir parçası olmuş, müvekkil Adnan Oktar hakkında hiçbir doğruluk payı olmayan açıklamalarda bulunmuştur.

Öncelikle ifade etmek gerekir ki kötü söz sahibine aittir. Anlaşılan o ki Hadi Özışık, müvekkil Adnan Oktar’ın cezaevinde olması sebebiyle hukuk önünde hakkını savunma imkanı bulamayacağını düşündüğünden, kontrolsüzce hakaret boyutuna varan açıklamalar yapabileceğini sanmaktadır.

Oysa kendisine yakışan üslup, bir eleştirisi varsa bunu somut delillere dayandırarak ve saygılı bir dille anlatmaktır. Hakaret, savunduğu fikre güvenmeyen, öne sürdüğü iddialara kendisi bile inanmayan insanların başvurduğu bir aciz bir yöntemdir. Hadi Özışık’ın eğer müvekkil Adnan Oktar’ın inancı, eserleri ve yaşamı hakkında bir eleştirisi varsa, bunu Kuran ayetleri ve hadisler doğrultusunda yaparsa müvekkil bu eleştirilere itibar edebilir. Ancak Kuran’a ve hadislere göre müvekkilin herhangi bir yanlışını ortaya koyamıyorsa –ki koyamayacaktır– o zaman kendisinin bir özeleştiri yapması gerekir.

Bilindiği üzere Diyanet İşleri Başkanlığı, topluma zarar veren bir inanç ya da yapılanma söz konusu olduğunda bunların riskleri, tehlikeleri ve yanlışları ile doğrusunun ne olması gerektiği konusunda toplumu bilgilendirme çalışması yapmaktadır. IŞİD ve FETÖ gibi yapılanmaların dini nasıl yanlış yorumladıkları, halkı nasıl yanılttıkları konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanmış broşürler ve kitapçıklar bulunmakta, bunlar ücretsiz olarak da halka dağıtılmaktadır. ANCAK MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN KURAN AYETLERİNE DAYALI OLARAK ANLATTIĞI İSLAM ANLAYIŞINA KARŞI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NIN TEK KELİME DAHİ ALEYHTE AÇIKLAMASI OLMAMIŞTIR.

Hatta bu durum, operasyonu yapan eski polis memuru Furkan Sezer ve husumetli müştekilerin de en önemli serzenişlerinden biri haline gelmiştir. İpek Özbey’in bir programında Furkan Sezer, rahatsızlığını şöyle ifade etmiştir:

İPEK ÖZBEY: “Elebaşı gibi çalışan insanlar var ama o kadınlar arasında mağdurlar da var. Biz niye onlara hiç sahip çıkmadık? DİYANET NEDEN BİR GÜNDEN BİR GÜNE ÇIKIP DA ‘BÖYLE BİR DİN YOK KARDEŞİM’ DEMEDİ?”

FURKAN SEZER: “HALA DEMEDİ… Sıkıntı orada, hala demedi. BEN OPERASYONDAN SONRA DİYANET’İ ARADIM. ÇÜNKÜ HEM BU KONUYLA İLGİLİ ARADIM, ONDAN SONRA DA DİYANET VAKFI’NI ARADIM. Hem bu konuyla ilgili hem de Adnan’ın alenen A9 TV’de din adamlarına yönelik çok ağır hakaretleri oldu, bununla ilgili aradım. ‘SİZ BUNUN FARKINDA MISINIZ? BUNUNLA İLGİLİ BİR ŞEY YAPMIYOR MUSUNUZ SİZ?’ DİYE. HAREKETE GEÇİREMEDİK, GEÇMEDİLER. Şimdi bugün de geçmiyorlar.” (Medyascope, Müge İplikçi ile Zeytin Dalı, 9 Ağustos 2024, https://www.youtube.com/watch?v=yX8w9-0mGtw&t=649s)

Müvekkil ve arkadaşlarına yönelik operasyonu düzenleyen mali şube müdürünün ilgili makamı BİZZAT ARAMASINA VE “ALEYHLERİNE AÇIKLAMA YAPIN” DİYEREK BASKI KURMASINA RAĞMEN Diyanet İşleri Başkanlığı’nı tek bir kelime dahi yorum yapmaktan alıkoyan şey, müvekkil Adnan Oktar’ın söylediklerinin doğru olduğunu biliyor olmasıdır.

Müvekkil Adnan Oktar, 50 yıldır Hadi Özışık’ın tahayyül dahi edemeyeceği etkinlikte büyük bir ilmi mücadele yürütmüş, dünya çapında on binlerce insanın hidayetine vesile olmuş, birbirinden kaliteli, nezih, güzel, görgülü ve eğitimli insanlar tarafından gönülden sevilmiş, sevenlerinin sayısı da her geçen gün artan bir insandır. Müvekkil Adnan Oktar’ın bilinen bilinmeyen tüm hizmetlerinin kıymetini başta MİT olmak üzere devletimizin kurumları en güzel şekilde takdir etmektedir.

Gazetecilik mesleğine bazı eski siyasetçiler tarafından kamuoyu algısı oluşturmak amacıyla kurulan bir grupta başlayan, meslek hayatı boyunca adı farklı skandallarla anılan ve kurucusu olduğu İnternethaber sitesinin FETÖ tarafından finanse edildiğine dair sayısız bilgi ve haber bulunan Hadi Özışık’ın herhangi bir yorumda bulunmadan önce kendi hayatının özeleştirisini yapması daha yerinde olacaktır.

https://journo.com.tr/hadi-ozisik-tgc

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-57212316#google_vignette

1. ÖFKE VE NEFRETİ KÖRÜKLEMEK GAZETECİLİK DEĞİLDİR

Özellikle son 8-9 yıldır hem sağ hem de sol basın içinde gazetecilikten ziyade karalama, yaygara ve kara propagandayı görev edinmiş bir zihniyetin etkin olduğu görülmektedir. Müvekkil Adnan Oktar, Hadi Özışık’ın da bu durumdan rahatsız olduğu ve söz konusu anlayışı tasvip etmeyeceği kanaatindedir. Böyle bir ortamın oluşması bazı kişiler tarafından kaçınılmaz veya değiştirilemez gibi görülüyor olsa da bir anlık vicdani bir kararla sevgisizlik, nefret, kutuplaşma, öfke ve kavga telkin eden bu anlayışın tamamen ortadan kalkması mümkündür. Hadi Özışık da samimiyetten yana olmaya azmedip vicdanlı davranarak bu iyiliğin öncüsü olabilir.

“Böyle gelmiş böyle gider” düşüncesi, gelecek korkusu ve menfaat endişesi gibi bazı gazetecileri yönlendiren güdülerin yerine samimiyeti, dürüstlüğü, candanlığı, hukuku ve ahlakı esas alan anlayışı kabul etmek kolay ve ferahlatıcı olandır. Zor olan ise her gün sonu gelmeyen bir hırsla yaşamak, yükselebilmek adına anlamsız bir kavganın içinde yer almak, hep daha saldırgan, daha öfkeli, daha sansasyonel olmak zorunda hissetmek ve yapay bir nefreti sürekli sıcak tutmaya çalışmaktır. Türk milleti candan, sevecen, arif ve anlayışlıdır. Türkiye her şeyiyle güzel ve mübarek bir ülkedir. Bu güzel topraklarda severek ve sevilerek, dostluk içinde yaşamak varken her gün yeni bir gerginliğe yol açmanın kimseye hiçbir faydası yoktur. Sırf dikkat çekmek uğruna insanları hedef alarak linç etmek, kavgada tonu sürekli yükseltmek ve “kim daha kavgacı, kim daha öfkeli, kim daha hırslı” yarışına girmek son derece anlamsızdır. İnsanın tüm ömrünü böyle yıpratıcı bir ortam içinde geçirmesi kendisi için olabilecek en büyük kayıptır.

Bu gerçeklere rağmen hiçbir bilgisi veya yeteneği olmadığı halde, yalan ve yaygarayla kitleleri yönlendirmeye çalışmayı gazetecilik sananların en büyük yanılgısı; Devlet aklını ve irfanını hiç kavramamış olmalarıdır. Dikkat edilirse bu kişiler hep kendilerini “birilerinin adamı”, “kimsenin ulaşamadığı bilgilere ulaşan”, “en gizli dosyalar kendisine getirilen” kişiler gibi gösterme çabasındadırlar. Ortak özellikleri sevgisiz olmaları, genellikle kısıtlı maddi imkanlara sahip ortamlardan gelmeleri, bunun içlerinde oluşturduğu olumsuz duygulardan bir türlü kurtulamamaları, Allah’a ve kadere teslimiyetin huzurunu bilmedikleri için de kendilerinden daha çok sevilen, daha iyi yaşayan, daha mutlu insanlara karşı amansız bir kıskançlık duymalarıdır. Çevrelerinde kendilerini seven hiç kimse olmadığını bilmenin hırçınlığı ve menfaat hırsları nedeniyle, derin odaklar tarafından kolaylıkla yönlendirilebilmektedirler.

Bu kişilerin bazıları, bir televizyon stüdyosuna girip spot ışıklarını gördüklerinde ve bir koltuğu olup eline de mikrofon verilince fikirlerine gerçekten önem verildiği yanılgısına kapılır. Daha da acısı, kendilerine dikte edilen söylemleri kendi orijinal fikirleriymiş gibi savunmalarıdır. Oysa bu şahıslar genellikle kendilerine belirlenmiş görevi yerine getirir, ellerine verilen metinleri tekrar ederler. Görevleri ise kanal kanal dolaşarak kendilerince halkı yalan ve algı operasyonlarıyla manipüle etmektir. Nitekim zıt kutuplarda yer alan sağ ve sol basındaki çeşitli kanallarda, farklı ideoloji ve yaşam tarzlarına sahip hatta birbirine son derece karşıt olan kişilerin tek bir ağızdan aynı söylemleri tekrar ediyor olmasının sebebi de budur.

Bu şahıslardan bazılarının yaşamları incelendiğinde ise başkalarına attıkları iftiraların çok daha vahim örnekleriyle dolu bir geçmişe sahip oldukları ve pek çok karanlık işin içinde yer aldıkları görülür. Ne var ki utanma duygusundan yoksun olduklarından, içinde bulundukları hali düşünmeden başkalarına ahlak dersi vermeye, haksız eleştirilerde bulunmaya ve akıl dağıtmaya kalkmaktadırlar.

Tüm bu düzenin neticesinde; gerçeğe aykırılığı bilinmesine rağmen büyük bir coşkuyla iftiraların tekrar edildiği, “Şu tutuklansın, bu yok edilsin, bu ezilsin” çağrılarının yapıldığı, operasyon haberlerinin sevinç çığlıklarıyla duyurulup “Daha yok mu?” denildiği, bir yandan da göstermelik olarak “hukuk, adalet, insanlık” söylemlerine sığınıldığı son derece samimiyetten uzak, toplum vicdanını rahatsız eden bir model ortaya çıkmaktadır. Halkımız son yıllarda ölçüsüzce tırmandırılan bu gerginlik iklimini ibretle izlemekte, hangi görüşten olursa olsun bu tarzı benimseyenlere asla itibar etmemektedir. Bu şahıslar ise, “Hangimiz, hangi kanalda daha fazla propaganda ve karalama yaptı” yarışı ve hırsıyla gözleri kör olduğundan halkın nezdinde ne denli büyük bir itibar kaybına uğradıklarını idrak edememektedirler.

Medya dünyasının aydın, demokrat, güzel ahlaklı, dürüst binlerce çalışanı arasında sayıları 10-15’i geçmeyen bu kişilerin de aslında değişmeleri; makul, yapıcı ve sevecen bir üsluba yönelmeleri mümkündür. Müvekkil Adnan Oktar bu şahıslara şefkat duymakta, düştükleri yanılgıyı iyi niyetle dile getirmekte, hem dünya hem de ahiret hayatlarının güzelleşmesi amacıyla hatırlatmada bulunmaktadır.

2. RAHMİ TURAN’IN KIZI PINAR TURAN, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN YAKIN ARKADAŞLARINDANDIR

Hadi Özışık söz konusu yayında akıl ve mantıkla çelişen, şaşırtıcı bir iddia ortaya atmıştır:

HADİ ÖZIŞIK: İşte geçmişte, ben biliyorum, yani bazı gazetecilerin çocuklarını rehin almıştı. Yani ya, ben polis muhabirliği yaptığım dönemde çok iyi bilirim. Kimin kızını rehin aldığını da çok iyi biliyorum. Şu anda hala büyük bir gazetede köşe yazarlığı yapıyor. Rehin almıştı, yani kaçırmıştı.

Sanki çok gizli ve bugüne kadar hiç kimsenin ulaşamadığı bir bilgiden bahsediyormuş izlenimi vererek gizem katmak amacıyla isim vermekten imtina ediyor gibi göstermeye çalıştığı konu: gazeteci RAHMİ TURAN’IN KIZI şu an Sözcü gazetesinde köşe yazarlığı yapan PINAR TURAN’IN yıllarca MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN YAKIN ARKADAŞI OLMASI GERÇEĞİNDEN İBARETTİR. İddia edildiği gibi bir kaçırılma veya rehin alma kesinlikle söz konusu değildir; bu anlatımın tamamı hayal ürünüdür. Türkiye Cumhuriyeti gibi medeni bir ülkede, Rahmi Turan gibi deneyimli, tecrübeli ve sosyal çevresi çok geniş bir gazetecinin kızının “kaçırıldığını” ve “rehin alındığını” iddia etmek, her şeyden önce kamuoyunun zekasına ve aklına hakarettir. Böylesine dehşet verici bir olay yaşanmış olsaydı, Türkiye’de kamuoyunun ayağa kalkacağı, tüm emniyet birimlerinin teyakkuza geçeceği ve durumun mutlaka adli kayıtlarda yer alacağı açıktır.

Pınar Turan yıllar boyunca müvekkil Adnan Oktar’ın yakın çevresinde yer almış ve müvekkili çok seven hanım arkadaşlarından biri olmuştur. Müvekkil de her zaman kendisini sevmiş, değer vermiş, beğenmiştir. Pınar Turan müvekkil Adnan Oktar vesilesiyle Darwinizm’in bilimsel geçersizliğini görmüş, Allah’ın varlığının ve birliğinin kesin delillerini öğrenerek Kuran ahlakıyla tanışmış, Kuran’a uygun bir yaşam benimsemiştir.

Müvekkilin arkadaş grubu içinde yer aldığı dönemde ailesiyle birlikte yaşayan Pınar Turan, her gün müvekkil Adnan Oktar ile görüşmeye babası Rahmi Turan’ın evinden çıkıp gelmiş, gün sonunda da yine babası Rahmi Turan’ın evine geri dönmüştür. Pınar Turan ile müvekkilin arkadaşlıkları boyunca, Rahmi Turan’ın resmi kayıtlara yansıyan bir şikayeti ya da başvurusu olmamıştır.

Hadi Özışık’ın, müvekkil Adnan Oktar’ın cevap hakkını kullanma imkanından yoksun bulunmasını fırsat bilerek, gerçek dışı olduğu hemen açığa çıkacak bir konuda dahi böylesine fütursuzca iftira atabilmesi şaşırtıcıdır. Kamuoyunda sansasyon yaratma gayesiyle yapılan bu tarz mesnetsiz konuşmalar, iddia sahibini küçük düşürmekten başka bir sonuç doğurmamaktadır.

3. TÜM MESELE MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN DARWINİZM’İ FİKREN YERLE BİR ETMESİNİN BAZI ÇEVRELERDE OLUŞTURDUĞU RAHATSIZLIKTIR

Hadi Özışık konuşmasında müvekkil Adnan Oktar’ın FETÖ’den çok can yaktığını öne sürmektedir. Her ne kadar Hadi Özışık çarpıtma yaparak kendince karalama yapmaya çalışsa da bu iddiasında bir anlamda doğruluk payı vardır. FETÖ’nün nasıl bir felakete dönüştüğü tüm kamuoyunun malumudur. Ancak FETÖ hiçbir zaman için Darwinizm ve materyalizmi temel alan dinsiz ideolojiler ve insanları Kuran ahlakından uzaklaştıran hurafe sistemi için “can yakıcı” olmamıştır. Tam tersine yayın organlarında yoğun bir biçimde evrim propagandası yapmışlardır. Allah’ın Kuran’da emri olan İslam Birliği’ne karşı olmuşlar, “ayrılıkta rahmet vardır” şeklindeki, ayetlerle tamamen çelişen bir anlayışı savunarak Müslümanların birleşmesine engel teşkil etmişlerdir.

Müvekkil Adnan Oktar ise DARWINİZMİ SOMUT BİLİMSEL DELİLLERLE BİR DAHA ASLA BELİNİ DOĞRULTAMAYACAK ŞEKİLDE FİKREN YERLE BİR EDİP, DİNSİZ FELSEFELERİN TÜM DAYANAKLARINI ORTADAN KALDIRARAK, KURAN AHLAKININ AYDINLIK YÜZÜNÜ TÜM DÜNYAYA TANITMIŞ VE VAR GÜCÜYLE İSLAM BİRLİĞİNİ SAVUNMUŞTUR. MÜVEKKİL BU İLMİ ÇALIŞMALARIYLA MÜSLÜMANLARIN KARŞISINDA YER ALAN TÜM ODAKLARIN FİKREN, İLMEN, ZİHNEN CANLARINI YAKMIŞTIR. VURGULAMAK GEREKİR Kİ BU ETKİ ASLA FİİLİ BİR CAN YAKMA DEĞİLDİR. MÜVEKKİL İNSANLIĞI ACIYA, ŞİDDETE, YOKSULLUĞA, BENCİLLİĞE SÜRÜKLEYEN İDEOLOJİLERİN VE BUNLARDAN MENFAAT SAĞLAYANLARIN VARLIK AMAÇLARINI İLMİ MÜCADELE YOLUYLA ELLERİNDEN ALMIŞTIR.

Müvekkil Adnan Oktar’ın ilmi faaliyetlerinden rahatsızlık duyan ve bu çalışmaların engellenmesi için çaba gösteren din karşıtı, Darwinist, materyalist çevrelerle Hadi Özışık’ın aynı çizgide buluşması dikkat çekicidir.

Şunu önemle hatırlatmak gerekir ki Hadi Özışık her devirde dönemin koşullarına göre şekil alırken maalesef Türkiye’nin ve İslam aleminin önceliklerinin neler olduğunu görememiştir. İlerleyen sayfalarda belgeleriyle ortaya koyulduğu üzere, geçmişte “dönemin koşulları gereği” FETÖ savunuculuğu yapmış, gün gelmiş PKK terörünü eleştirmekten imtina etmiştir. Bugün de anlaşılan o ki yine “koşulların bir gereği olarak” cemaat ve tarikatların ortadan kaldırılması gibi son derece basiretsiz ve hiçbir zaman da gerçekleşmesi mümkün olmayan bir düşüncenin güdümüne girmiştir.

  • Türkiye Cumhuriyeti’nin bin yıllık devlet aklını ve ferasetini kavrayamamış,
  • Ortadoğu’nun sürüklenmek istendiği çatışmaları öngörememiş,
  • İttihadı İslam’ın farz olduğunu anlayamamış,
  • PKK’nın ideolojisine, Darwinizm’e ve materyalizme karşı tek kelime bile akılcı ve bilimsel bir cevap verememiş,
  • Hayatı boyunca tek bir kişinin dahi hidayetine vesile olmamış

şahısların, müvekkil Adnan Oktar’ın milli güvenliğin muhafazası ve Devletin bekası adına yürüttüğü hizmetleri idrak edebilmesi elbette mümkün değildir. Bu tip kişilerin bilerek veya bilmeyerek Devlet ve ümmet adına büyük hayırlara vesile olan bu hizmet ve faaliyetleri karalamaya yeltenen ve engelleme gayretinde olan çevrelerin üslubuyla konuştuğu da dikkat çekmektedir.

Müvekkil Adnan Oktar, insanları dinden uzaklaştıran, yaşama sevinçlerini ve mutluluklarını elinden alan, akıl sağlıklarını bozan tüm fikri akımları ve şeytani sistemleri analiz ederek Kuran ayetleri doğrultusunda bu çarpık zihniyete karşı fikren mücadele etmiş bir insandır. Toplumun, deccaliyetin iki fitnesi olan Darwinizm ve bağnazlık arasında ezilmelerine seyirci kalmamıştır.

Müvekkil ve arkadaşları aleyhinde 8 yılı aşkın süredir medya ve basın aracılığıyla yoğun bir biçimde yürütülen -Cumhuriyet tarihinde bir eşi ya da benzeri görülmemiş- sayısız iftira ve karalama kampanyasına rağmen, kamuoyunda müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları denildiğinde, akla ilk olarak Darwinizmi fikren çürütüp yok eden ilmi eserler, yaratılış gerçeği konulu konferanslar, iman hakikatleri ile evrimin bilimsel eleştirilerini içeren ücretsiz kitaplar ve dünya çapında Darwinist diktatörlüğü yıkan Yaratılış Atlası kitap serisi gelmektedir.

Müvekkilin kaleme aldığı kitaplar, makaleler ve yayınlanan bilgilendirici videolar geçmişten bugüne geniş kitlelere ulaşmış; milyonlar tarafından okunmuş, izlenmiş, öğrenilmiş ve halen de okunup izlenmektedir. Bugün Türkiye’de müvekkilin eserlerini bilmeyen, hayatının bir döneminde denk gelip okumayan neredeyse hiç kimse yoktur. Söz konusu eserler başta Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere gerek bürokraside ve siyaset dünyasında, gerekse akademik çevrelerde pek çok isim tarafından bilinmekte ve değerlendirilmektedir. Devlet ricalinden, hükümet temsilcilerinden, milletvekillerinden ve akademisyenlerden oluşan birçok kişi de Adnan Oktar kitapları ile iç içe bulunmuş, müvekkilin arkadaşları tarafından düzenlenen kültürel ve bilimsel konferanslara katılım sağlamış, bu ilmi çalışmalardan istifade etmiş ve müvekkilin fikirlerini iktidara taşımış kimselerdir.

3.1 Adnan Oktar’ın Kaleme Aldığı “Yaratılış Atlası” Eseri Vesilesiyle Darwinizm’in Dünya Çapındaki Mağlubiyeti

Bugün en ateşli Darwinizm savunucuları tarafından bile itiraf edildiği üzere müvekkil Adnan Oktar, kaleme aldığı 4 ciltlik dev eser olan “Yaratılış Atlası”nı tüm dünyaya ulaştırarak Darwinizm’e en esaslı darbeyi indirmiştir.

Darwinizm’in bilimsel bir dayanağı olmadığını savunan ve bu doğrultuda somut bulgular ortaya koyan “YARATILIŞ ATLASI” isimli eser, başta Fransa olmak üzere Amerika, Çin, Brezilya, Hollanda, Belçika, İngiltere, İtalya, İsveç, İsviçre, İspanya, Danimarka gibi birçok ülkede geniş yankı uyandırmıştır.

YARATILIŞ ATLASI‘nın kısa süre içerisinde Avrupa ülkelerinin Darwinist felsefesi üzerindeki fikri etkisi o kadar yıkıcı olmuştur ki konu Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin (AKPM) gündemine gelmiştir. Nitekim, konseye konuya ilişkin rapor sunan AKPM üyesi ve Lüksemburg milletvekili Anne Brasseur, YARATILIŞ ATLASI’nın fikri gücüne ve yayılım hızına dikkat çekerek acilen yasaklanması gerektiğini belirtmiş, “BU KİTAP 300 YILLIK FELSEFEMİZİ YIKTI” şeklinde tarihe geçen değerlendirmelerde bulunmuştur.

Fransa’nın en büyük gazete ve dergileri “Yaratılış Atlası” isimli esere geniş yer ayırmıştır. Le Figaro, L’Express, Le Monde ve La Croix gibi önde gelen yayın organlarında eserin fikri içeriği kamuoyuna “deprem”, “hücum”, “bomba etkisi” gibi dehşet ve panik ifade eden sarsıcı ve çarpıcı başlıklarla aktarılmıştır. Müvekkil Adnan Oktar’ın etkili fikri çalışması ile gerçekleşen bu yenilgiyi, “Fransız tarihinin en büyük yenilgisi” gibi cümlelerle ifade etmişlerdir.

Bu eser Avrupa’da, Darwin’in teorisine körü körüne sahip çıkan kesimde, kendi ifadeleri ile “ideolojik bir deprem” etkisi meydana getirmiştir. Avrupalı Darwinistler fikri olarak hiçbir cevap veremedikleri Yaratılış Atlası isimli esere karşı ne yapacaklarını şaşırmışlar ve bu kitabı yok etmek için kendilerince çözüm arayışına girmişlerdir. Hatta yüzyıllardır savundukları özgürlükçü geleneklerini bir çırpıda terk etmişler ve yasakçı ve baskıcı bir kimliğe bürünmüşlerdir. Öyle ki, kitabı yasaklatmaya dahi kalkışmışlardır.

3.2 Darwinizm ile Birlikte Komünist İdeolojilerin de Yenilgiye Uğraması Terörist Başı Abdullah Öcalan’a Bile “Sosyalizm Çöktü” İtirafı Yaptırmıştır

Darwinizm’in dünya çapında yenilgiye uğraması beraberinde çok önemli başka sonuçlar da getirmiş, sözde bilimsel dayanağını Darwinizm’den alan komünist ideolojiler gerek Türkiye’de gerekse dünya genelinde büyük bir yıkım ve yenilgiye uğramıştır.

Bu konudaki en güncel itiraf Marksist-Leninist bir terör örgütü olan PKK’nın kurucusu terörist başı Abdullah Öcalan’dan gelmiştir.

Terörist başı Abdullah Öcalan, 27 Şubat 2025 tarihinde DEM Partili milletvekilleri tarafından okunan “Silah Bırakma Çağrısı” konulu mektubunda, “PKK’nın kuruluşunda reel-sosyalizmin dayanak alındığını, ANCAK REEL-SOSYALİZMİN ÇÖKÜŞÜYLE BİRLİKTE, PKK’NIN DA ANLAM YOKSUNLUĞUNA DÜŞTÜĞÜ, ÖMRÜNÜ TAMAMLADIĞI VE FESH EDİLMESİ ZAMANININ GELDİĞİNİ” açık şekilde ilan ve itiraf etmiştir.

4. HADİ ÖZIŞIK COŞKUYLA FETÖ SAVUNUCULUĞU YAPTIĞI GÜNLERİ UNUTMAMALIDIR

Hadi Özışık program boyunca müvekkil Adnan Oktar hakkında konuşurken kendince FETÖ’ye gönderme yapmaktadır.

Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları hakkında 2018 yılından bu yana basında ve sosyal medyada en çok gündeme getirilen mesnetsiz iftiralardan biri de müvekkil ile FETÖ arasında sözde bir bağlantı olduğu iddiasıdır.

Öncelikle FETÖ/PDY iltisakı veya bağlantısı iddiası, müvekkilin arkadaşlarının şirketlerine el koyma amacıyla uydurulmuş bir yalandır. Ortada şirketlerle ilgili herhangi bir mali suç bulunmadığından, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının tüm çabalarına rağmen soruşturma aşamasında müvekkilin arkadaşlarının şirketlerine TMSF kayyumu atanamamıştır. Savcılığın bu amaçla yaptığı her başvuru, başvuruyu inceleyen mahkemeler tarafından gerekçesiz bulunduğu için reddedilmiştir.

Bunun üzerine ÖZKAN MAMATİ isimli husumetli müşteki ihtiyaç duyulan her konuda olduğu gibi yeniden devreye sokulmuş ve BİR GECE VAKTİ APAR TOPAR EMNİYETE GİDEREK 20. KEZ İFADE VERMİŞTİR. BÖYLECE, MAMATİ’NİN DAHA ÖNCE VERDİĞİ 19 İFADESİNDE YER ALMAYAN SÖZDE FETÖ/PDY İLTİSAKI, BU ŞEKİLDE SORUŞTURMA DOSYASINA DAHİL EDİLMİŞTİR.

Bunun üzerine müvekkilin arkadaşlarına ve ailelerine ait şirketlere TMSF kayyum olarak atanmış, yasal mevzuatla sağlanan dokunulmazlık/yargılanmazlık gibi muafiyetler dayanak gösterilerek söz konusu şirketlerin içleri hızlıca boşaltılmış, mal varlıkları usulsüz bir şekilde tasfiye edilmiştir.

Ancak, daha soruşturma aşamasında yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarının FETÖ yapılanması ile aralarında hiçbir ilişki veya bağlantı bulunmadığı açıkça tespit edilerek kesinlik kazanmıştır.

İstanbul 30 ACM’de 2019/313 E sayılı dosyanın soruşturma safhasında, müvekkil ve arkadaşları hakkındaki “FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” iddiasına yönelik olarak, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün 30.07.2018 tarih ve 58604142.66693.(63044).D2-38854 sayılı yazıları ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun yürüttüğü 2018/117729 sayılı soruşturmasına istinaden müvekkil Adnan Oktar ve 235 sanık hakkında FETÖ/PDY ile irtibatlı olup olmadığına ilişkin bilgi talep edilmiştir.

NİTEKİM DOSYAYA SUNULAN RESMİ RAPORDA; MÜVEKKİL ADNAN OKTAR VE BERABERİNDEKİ 235 KİŞİNİN TAMAMININ FETÖ İLE HİÇBİR BAĞININ BULUNMADIĞI AÇIKÇA BELİRTİLMİŞTİR. Kanaatimizce Türkiye’de neredeyse hiçbir sosyal grupta ve camiada rastlanmayacak şekilde, TEK BiR KİŞİNİN DAHİ “FETÖMETRE” OLARAK TABİR EDİLEN KRİTERLERDEN HİÇBİRİNE UYMADIĞI VE HAKLARINDA BU YÖNDE OLUMSUZ BİR BULGUYA RASTLANMADIĞI SABİTTİR.

Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün raporuna göre müvekkil Adnan Oktar ve 235 sanık hakkında;

1. BYLOCK başlığında kayda rastlanmamıştır.

2. BANK ASYA başlığında kayda rastlanmamıştır.

3. KRİZ MERKEZİ VERİSİ başlığında kayda rastlanmamıştır.

4. SORUŞTURMALAR başlığında kayda rastlanmamıştır.

5. BELGE EVRAK/DERNEK başlığında kayda rastlanmamıştır.

6. ŞİRKETLERİ SORUŞTURMA başlığında kayda rastlanmamıştır.

7. ŞİRKETLERİ BANK ASYA başlığında kayda rastlanmamıştır.

8. ŞİRKETLERİ BELGE EVRAK başlığında kayda rastlanmamıştır.

9. ŞÜPHELİ ŞİRKETTE SGK KAYDI başlığında kayda rastlanmamıştır.

10. KHK İLE İHRAÇ EDİLENLER başlığında kayda rastlanmamıştır.

11. TEPE YÖNETİMLE İRTİBAT başlığında ayrıca tutanak tanzim edilmiş olup, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üst düzey yöneticisi olduğu kabul edilen 72 şahsa ait olduğu bildirilen 336 GSM numarasının 01.01.2006 – 01.01.2016 TARİHLERİ ARASINDAKİ 10 YILLIK DÖNEMİ KAPSAYAN HTS KAYITLARI KULLANILARAK YAPILAN SORGULAMA SONUCUNDA DA HİÇBİR KAYDA RASTLANMAMIŞTIR.

Buna rağmen iddianameyi hazırlayan savcılık, SÖZ KONUSU SUÇLAMAYI DA SEVK MADDELERİ ARASINDA İDDİANAMEYE DAHİL ETMİŞTİR.

Ancak İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülen yargılama neticesinde, 150’den fazla müşteki beyanı, HTS kayıtları, tanık beyanları, telefon tapeleri, vb. tüm belgeler topluca değerlendirilmiş, MÜVEKKİL VE DİĞER SANIKLAR HAKKINDA ÜZERLERİNE ATILI SUÇTAN BERAAT KARARI verilmiştir.

FETÖ/PDY’YE YARDIM ETMEK SUÇLAMASI HAKKINDA İSTANBUL 30 ACM TARAFINDAN VERİLEN 2022/158 E. SAYILI 04.10.2022 TARİHLİ BERAAT KARARI

FETÖ’YE YARDIM ETMEK SUÇUNDAN BERAAT KARARININ KESİNLEŞME ŞERHİ

Hadi Özışık ise yıllar boyunca FETÖ savunuculuğu yapmakla kalmamış, bu yapılanmanın tüm toplantılarına büyük bir hevesle katılmıştır. Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşları hakkında yürütülen resmi soruşturmanın aynısı Hadi Özışık için yapılmış olsa ortaya nasıl bir tablo çıkacağını tüm Türkiye bilmektedir. Hadi Özışık’ın “FETÖ’den daha tehlikeli” diye cümleler kurmadan önce kendisinin FETÖ ile nasıl bir yakınlık içinde olduğunu göz önünde bulundurması gerekir. Hadi Özışık kendi sitesinden bu yazıların birçoğunu alelacele kaldırtmış olsa da diğer birçok internet sitesinde yazıları ve paylaşımları halen durmaktadır:

Konuyla ilgili sadece birkaç örneği hatırlatmak gerekirse;

HADİ ÖZIŞIK’IN, FETHULLAH GÜLEN’İN ADETA AVUKATLIĞINI ÜSTLENEREK ORTADA BİR “ÇETE OLMADIĞINI”, “FETHULLAH GÜLEN’İN SUÇSUZ OLDUĞUNU” VE “FETHULLAH GÜLEN’E YAPILAN ZULME SESSİZ KALMAYACAĞINI” ANLATAN YAZISI

https://www.veryansintv.com/kose-yazisi/erdem-atay/tebrikler-hilal-kaplan-ve-hadi-ozisik-tesekkurler-azerbaycan

HADİ ÖZIŞIK’IN, MUHALEFETİN FETHULLAH GÜLEN’İ ISRARLA GÜNDEMDE TUTMASINA TEPKİ GÖSTERDİĞİ YAZISI

https://www.internethaber.com/turkiyenin-tek-sorunu-fethullah-gulen-mi-1222495y.htm

HADİ ÖZIŞIK’IN, FETHULLAH GÜLEN’İN MAVİ MARMARA AKTİVİSTLERİNİ ELEŞTİREN AÇIKLAMASINI DESTEKLEYEN YAZISI

https://www.haksozhaber.net/mavi-marmara-yildonumunde-tekrar-hatirlayalim-kim-ne-demisti-127466h.htm

HADİ ÖZIŞIK’IN, TÜRKÇE OLİMPİYATLARINA ÖVGÜLER DİZDİĞİ SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARINDAN BİR ÖRNEK

https://x.com/memo80ygt/status/1269698486985019392

HADİ ÖZIŞIK’IN, FETHULLAH GÜLEN’İN 17-25 ARALIK KALKIŞMASI ESNASINDA CUMHURBAŞKANI TAYYİP ERDOĞAN’I HEDEF ALAN OLUMSUZ DUASINI DESTEKLEYEN PAYLAŞIMI

https://x.com/lvntozrn/status/1396064431625363460

HADİ ÖZIŞIK’IN, HER NE PAHASINA OLURSA OLSUN FETHULLAH GÜLEN’İ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİNİ ANLATTIĞI YAZISI

https://www.veryansintv.com/kose-yazisi/erdem-atay/tebrikler-hilal-kaplan-ve-hadi-ozisik-tesekkurler-azerbaycan

HADİ ÖZIŞIK’IN, HALİHAZIRDA FETÖ DAVASINDAN CEZAEVİNDE OLAN MEHMET BARANSU’YU SAVUNAN VE “BURADA, GELİN ALIN” ŞEKLİNDE ADETA MEYDAN OKUYAN PAYLAŞIMI

https://x.com/birolakbaba/status/1394731072131411976

Görüldüğü üzere geçmişi böylesine açık ve net FETÖ savunuculuğuyla dolu olan Hadi Özışık’ın, FETÖ ile ilgili kendisine yöneltilen tüm mesnetsiz suçlamalardan yargılama sonucunda beraat eden müvekkil Adnan Oktar aleyhine karalama amaçlı ‘örgüt’ kıyaslamaları yapması, trajikomik ve bir o kadar da ibretlik bir durumdur.

Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine sunarız. 08.09.2026

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir