Okul Cinayetlerinin Çözümü; Gençlere Kuran’a Uygun, Samimi Bir Anlatımla Din Eğitimi Verilmesidir

By gundem
14 Min Read

T.C. ADALET BAKANLIĞI’NA

KONU :

Müvekkil Adnan Oktar’ın, son dönemde okullarda artış gösteren şiddet ve saldırı olaylarının nedenlerinin yalnızca televizyon, internet ve sosyal medya gibi dış etkenlerle açıklanamayacağının; asıl belirleyici olanın imani, vicdani ve ahlaki değerler olduğunun vurgulanması; bu kapsamda çocuklara ve gençlere küçük yaşlardan itibaren Allah korkusuna dayalı, doğru, açık, anlaşılır ve Kuran’a uygun, samimi bir anlatım ile din eğitimi verilmesinin gerekliliğine dair tespit ve değerlendirmelerinin sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

Son günlerde ülkemizde yaşanan okul içi şiddet olayları toplumda ciddi bir endişe, tedirginlik ve güvenlik kaygısına yol açmıştır. Şanlıurfa’da meydana gelen ve öğrencilerin yaralanmasına yol açan saldırı ile hemen ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan ve bir öğrencinin hayatını kaybettiği silahlı olay, konunun ne kadar ciddi ve acil olduğunu açıkça göstermektedir. Kısa süre içinde benzer nitelikte olayların yaşanması, bu meselenin çok yönlü şekilde ele alınmasının son derece elzem olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu tür olayların nedenleri üzerine kamuoyunda çeşitli değerlendirmeler yapılmakta; özellikle televizyon içerikleri, internet ve sosyal medya kullanımının gençler üzerindeki olumsuz etkisi sıkça tartışılmaktadır. Bu mecralarda şiddet içeren sahnelerin, cinayet ve saldırı eylemlerinin sıklıkla yer alması; bu tür davranışların bir çözüm yöntemi gibi ya da bir güç gösterisi veya saygınlık kazanma aracı olarak sunulması, söz konusu saldırıların temel nedeni olarak görülmektedir.

Özellikle genç yaştaki bireylerin bu tür içeriklerle sürekli ve denetimsiz şekilde muhatap olmasının, şiddetin olağanlaşmasına ve sorun çözme yöntemleri arasında şiddetin bir seçenek olarak algılanmasına yol açtığı dile getirilmektedir. Bu içeriklerin sınırlandırılmasıyla ise, sorunun büyük ölçüde çözülebileceği ifade edilmektedir.

Elbette bu tür içeriklerin denetlenmesi, gözden geçirilmesi ve gerekli düzenlemelerin yapılması önemlidir. Nitekim müvekkil de uzun süredir bu hususu yetkili mercilere iletmekte; televizyon, internet ve dijital platformlarda yer alan şiddet içerikli yayınların gençler üzerindeki olumsuz etkilerini gündeme getirerek; bu tür yayınların gözden geçirilmesi ve sınırlandırılması gerektiğini ısrarla dile getirmektedir. Bu kapsamda RTÜK, Millî Eğitim Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere birçok kuruma başvurular yapılmış; söz konusu yayınlara ilişkin somut tespitler, örnekler ve çözüm önerileri detaylı şekilde sunulmuştur.

Müvekkil, uzun süredir bu tür içeriklerin toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekmekte, özellikle çocukların korunması adına gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini önemle vurgulamaktadır.

Ancak bu tür tedbirlerin tek başına bir ÇÖZÜM OLMAYACAĞI da açıktır. Zira bir insanı şiddetten uzak tutan asıl güç dış denetim değil; içindeki manevi güç, yani ‘İMAN’,‘ALLAH KORKUSU’ ve ALLAH SEVGİSİ’dir.

İman etmeyen, Allah korkusu olmayan, vicdanını kullanmayan, güzel ahlakı yaşamayan ve sevgiyi bilmeyen bir kişinin yalnızca kısıtlamalar veya kurallarla engellenmesi MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Bu nedenle çocuklara ve gençlere küçük yaşlardan itibaren Allah korkusunun, insan sevgisinin ve güzel ahlakın; doğru ile yanlışı ayırt edebilme, başkalarına zarar vermekten kaçınma ve insan hayatının değerini kavrama bilincini kazandıracak DOĞRU BİR EĞİTİM VERİLMESİ büyük önem taşımaktadır.

Allah’tan korkan, ahirette yaptıklarının hesabını vereceğini düşünen şuurlu bir genç asla böyle bir eyleme yönelmeyecektir.

Aksi takdirde, dış etkenler ne kadar sınırlandırılırsa sınırlandırılsın, bu tür davranışların önüne geçilemeyecektir.

Bu noktada, Kahramanmaraş’ta gerçekleşen olayın faili hakkında bazı basın organlarında, kişinin özel hayatı, dijital platformlardaki etkileşimleri ve sosyal çevresine ilişkin çeşitli iddiaların da yer aldığı görülmektedir.1 Bu kişinin eşcinselliğe yöneldiğine, farklı kıyafetlerle videolar çektiğine ve psikolojik durumuna ilişkin sorunlar bulunduğuna dair bazı iddialar ortaya atılmış; basında bu yönde çeşitli video ve görseller yayınlanmıştır. Her ne kadar bu tür bilgiler resmi olarak doğrulanmamış olsa da; bu durum, olayların doğru analiz edilebilmesi için daha dikkatli ve çok yönlü bir değerlendirme yapılması gerektiğini göstermektedir.

Bu örnek dahi, bu tür eylemlerin yalnızca televizyon, internet veya benzeri dış etkenlerle AÇIKLANAMAYACAĞINI; asıl olarak o kişinin iç dünyasının, inançlarının, manevi değerlerinin, yargılarının, yetişme tarzının belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır.

Ayrıca şu da açık bir gerçektir ki, bu tür içerikleri izleyen ya da bu içeriklerle karşılaşan herkes şiddet eylemlerine yönelmemektedir. Toplumun çok büyük bir kesimi bu tür yayınlarla bir şekilde muhatap olmakta, ancak doğru ile yanlışı ayırt edebildikleri için bu tür şiddet eğilimli davranışlar sergilememektedirler. Nitekim bir insan sadece mafya temalı bir dizi seyrettiği için gidip cinayet işlememekte; sadece bu telkinler dolayısıyla “bir katil” olmamaktadır. Ya da internette izlediği vahşet görüntülerine bakıp insanlara zarar verme eğilimi göstermemekte, kötülük yapmamaktadır. Pek çok kişi, yıllarca bu tür içerikler izlemiş olsa dahi, son derece bilinçli bir şekilde, yanlış olan davranışlardan özenle uzak durmaktadır. Hatta çevresindeki tüm insanlara karşı her zaman saygı ve sevgi dolu, merhametli, sürekli iyilik yapan, en doğru tavırları göstermekte son derece titiz ve kararlı, güzel ahlaklı bir insan olarak hayatını sürdürmektedir. Çünkü doğru ile yanlışı ayırt edebilmekte ve yanlış olanı bilip hiçbir şekilde uygulamamaktadırlar. Bu durum göstermektedir ki kişiyi asıl etkileyen ve asıl belirleyici olan, izlediği yayınlar ve benzeri içerikler değil; İNSANIN İÇİNDEKİ İNANCI, MANEVİ DEĞERLERİ VE AHLAK ANLAYIŞIDIR.

Bu nedenle söz konusu vahim eylemlerin önüne geçilebilmesi için yalnızca güvenlik tedbirlerine veya dış etkenlerin sınırlandırılmasına odaklanmak yeterli değildir. Televizyon yayınlarının kısıtlanması, internet erişiminin daraltılması, sosyal medya kullanımına sınırlamalar getirilmesi veya dijital oyun içeriklerinin denetlenmesi, ceza yaptırımlarının artırılması veya önleyici amaçlı terapi uygulanması gibi önlemler tek başına kesinlikle kalıcı bir çözüm sağlamayacaktır.

Çocuklara ve gençlere küçük yaşlardan itibaren Allah korkusunun anlatılması, iman bilincinin ve manevi değerlerin kazandırılması, vicdanlı olma ve doğru ile yanlışı ayırt edebilme şuurunun geliştirilmesi ile sağlam ve güçlü bir ahlaki temel oluşturulması gerekmektedir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli husus da, BU EĞİTİMİN DOĞRU YÖNTEMLERLE VERİLMESİ; KURAN’A UYGUN OLARAK YAPILMASIDIR.

Dinin, insanları zorlayan, korkutan, karmaşık, yaşanması zor bir sistem gibi YANLIŞ ŞEKİLDE ANLATILMASI; gençlerin dinden UZAKLAŞMASINA ve dine karşı yanlış bir algı geliştirmesine neden olmaktadır.

GELENEKÇİ ÜSLUPLARLA ve DİNDE YERİ OLMAYAN AŞIRI DETAYCI ve HURAFE İÇERİKLİ ANLATIMLARLA dinin gerçek özünden uzaklaştırılıp gereksiz şekilde ZORLAŞTIRILMASI, özellikle genç nesillerin manevi değerlerden kopmasına hatta DİNE OLAN İNANÇLARINI TAMAMEN YİTİRMELERİNE dahi yol açabilmektedir.

Nitekim dinin özünden uzaklaştırılarak aşırı zorlaştırılması yalnızca İslam’da değil; tarih boyunca diğer dinlerde de benzer şekilde ortaya çıkmış, Musevilikte de Hristiyanlıkta da bu durum insanların dinlerden uzaklaşmasına neden olmuştur. Bu, şeytanın bir tuzağıdır ve insanlar bu yanlışa kapılmıştır. Gerçekte ise İSLAM; KOLAYLIK VE SEVGİ DİNİDİR.

Ancak gelenekçi ve bağnaz yorumlar içeren bazı anlatımlarla ibadetler son derece karmaşık ve uygulanması ve içinden çıkılması neredeyse imkansız hale getirilmiştir. Örneğin abdest gibi temel ve çok kolay bir ibadetin dahi, çok gereksiz detaylarla aşırı şekilde uzatılarak yüzlerce sayfada anlatılması veya namaz sırasında insanın aklına bir düşünce gelmesinin dahi sözde ibadeti geçersiz kılacağı gibi, 1000’lerce sayfa boyunca detaylandıran gerçek dışı kurallar, DİNİN ÖZÜNDE OLMAYAN, BATIL VE ZORLAŞTIRICI, SONRADAN EKLENMİŞ HURAFE İÇERİKLİ yorumlardır. Halbuki insanın doğası gereği, düşünmesi ve zihninden çeşitli konuların geçmesi olağandır; bunların hiçbiri namazı bozmaz, ibadetlere engel olmaz.

DİNİN, GERÇEK DIŞI ŞEKİLDE VE HURAFELERLE KARMAŞIKLAŞTIRILIP ZORLAŞTIRILMASI

Aşağıda bu konuya ilişkin bazı kitap örnekleri sunulmaktadır. Bu örnekler, dinin bazı anlatımlarda ne ölçüde detaylandırılarak karmaşık hale getirildiğini somut olarak ortaya koymak amacıyla yer almaktadır. Kuran’da son derece açık ve anlaşılır şekilde ifade edilen ibadet ve ahlaki hükümler; bazı kaynaklarda 100’lerce hatta 1000’lerce sayfa boyunca detaylandırılmakta, bu durum dinin özünden nasıl uzaklaştırılıp zorlaştırıldığını açıkça ortaya koymaktadır. Örneğin namaz ibadeti, Kuran’da sınırlı sayıda ayetle açık ve anlaşılır şekilde ifade edilmişken; bazı kaynaklarda yalnızca namazın bozulmasına dair konular dahi 100’lerce hatta 1000’lerce sayfa boyunca detaylandırılmıştır. Aynı şekilde abdest gibi son derece kolay ve kısa sürede uygulanabilen bir ibadetin bile, yine 100’lerce sayfa boyunca anlatılması; insanların, dinin sade ve uygulanabilir yapısından tamamen uzaklaştırılmasına neden olmaktadır.

Benzer şekilde aşağıda yer verilen kitaplarda; günlük hayata ilişkin PEK ÇOK İBADET, DUA, ZİKİR VE DİNİ UYGULAMANIN AŞIRI DETAYLANDIRILDIĞI, CİLTLER DOLUSU ESERLER HALİNDE SUNULDUĞU görülmektedir. Bu durum, özellikle genç nesiller açısından DİNİN (haşa) ANLAŞILMASI GÜÇ, KARMAŞIK VE YAŞANMASI ZOR BİR YAŞAM ŞEKLİ OLARAK ALGILANMASINA yol açabilmektedir.

Cübbeli Ahmet Hoca lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü’nün; abdestin nasıl alınacağını anlatan 288 sayfalık, cemaatle namazın nasıl kılınacağını anlatan 320 sayfalık ve namazın nasıl kılınacağını anlatan 248 sayfalık kitapları.

Cübbeli Ahmet Hoca lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü’nün; 140 sayfalık Safer Ayında Okunacak Dualar, 146 sayfalık Kadın Halleri Risalesi ve Kadir Gecesi’nde okunursa ‘işlenmediği halde sevabı kazanılacak amelleri’ anlatan 192 sayfalık kitapları.

Cübbeli Ahmet Hoca lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü’nün; 2 ciltten oluşan, ‘rızık bolluğu ve zengin olabilmek için yapılması gereken duaları’ anlatan toplam 825 sayfalık ve ‘fakirlik ve zenginliğe sebep olacak haller ve davranışları’ anlattığı 352 sayfalık kitapları.

Cübbeli Ahmet Hoca lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü’nün; ‘Recep, Şaban ve Ramazan aylarında yapılması gereken dua, ibadet, zikir ve amelleri’ anlattığı toplam 1074 sayfadan oluşan 3 kitabı.

Cübbeli Ahmet Hoca lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü’nün; Peygamber Efendimizi Hangi Dualarla Rüyada Görürüz? adlı 83 sayfalık, Dünya ve Ahiret ile Alakalı Çözülemeyen Bütün Düğümleri Çözecek Kıymetli Salevat adlı 280 sayfalık, Her Derdi İyileştiren Bir Dua –Yüce Mevla’nın İradesiyle Tabiplerin İlaçlarına Muhtaç Bırakmaz adlı 300 sayfalık ve Noel Kutlama Tehlikesi adlı 96 sayfalık kitapları.

Cübbeli Ahmet Hoca lakaplı Ahmet Mahmut Ünlü’nün; İslam’da Evlilik – Nişan ve Nikah Ahkamı adlı 320 sayfalık ve Fıkhi Suallere Cevaplar adlı 10 Cilt’ten oluşan, 4256 sayfalık kitapları.

Hadislerle Hanefi Fıkhı adlı 20 Cilt’ten oluşan, uyulması gereken İslami kuralların anlatıldığı 10886 sayfalık külliyat.

Fetavayi Hindiyye İslam Fıkhı adlı, ‘namaz, oruç, ticaret, evlilik, miras gibi pek çok konudaki fıkıhi hükümleri’ anlatan, 12 Cilt’ten oluşan toplam 7718 sayfalık kitaplar.

Fıkıh Usulü – El İhkam Fi Usulil Ahkam adlı, ‘İslam’da hüküm çıkarma yöntemlerini’ inceleyen, 4 Cilt’lik toplam 2390 sayfalık kitaplar.

Dört Mezhebe Göre İslâm Fıkhı – 3900 sayfa

Mızraklı İlmihali – 10 cilt / yaklaşık 5000 sayfa

Bu tür bağnaz ve batıl yaklaşımlar, dini yaşanabilir ve anlaşılabilir olmaktan çıkararak insanlar üzerinde büyük bir baskı oluşturmaktadır. Nitekim toplumda da zaman zaman dinin hurafelerle aşırı zorlaştırıldığı; bu şekilde yanlış aktarılmasının insanların dinden uzaklaşmasına neden olacağı yönünde sık sık eleştiriler de dile getirilmektedir.

Örneğin yakın bir zamanda Cübbeli Ahmet Hoca adıyla tanınan Ahmet Mahmut Ünlü’nün de bu gerçeği çok açık bir şekilde ifade ettiğine dair basında bazı haberler yer almıştır:

https://x.com/abcgazete/status/2025599590477558123?

Özünde apaçık, sade ve anlaşılır olmasına rağmen; sonradan eklenen gereksiz detaylar ve karmaşık yorumlar ile İslam dininin, anlaşılması ve yaşanması zor hale getirilmesi, özellikle gençlerin dine karşı mesafe koymasına neden olmaktadır.

Oysa DİNİN AMACI insanları zorlamak değil; kolaylık sağlamak, doğruyu göstermek ve HAYATI EN DENGELİ, EN GÜZEL, EN KONFORLU, EN MUTLU OLACAK ŞEKİLDE yaşanabilir hale getirmektir. Bu nedenle İSLAM’IN; hurafelerden arındırılmış, KURAN’A UYGUN, AÇIK, ANLAŞILIR, SADE, KOLAY VE SEVGİ TEMELLİ VE HAYATIN İÇİNDE UYGULANABİLİR YÖNÜYLE ANLATILMASI büyük önem taşımaktadır.

İSLAM’IN SEVGİYE, MERHAMETE, AKLA DAYALI AYDINLIK YÖNÜNÜN ÖN PLANA ÇIKARILMASI; insanlara Allah sevgisine, merhamete, vicdana ve güzel ahlaka dayalı bir anlayışın kazandırılması, insanların dine yakınlaşmasını, imanı ve güzel ahlakı kolaylıkla yaşamasını sağlayacaktır.

Allah korkusu, vicdan, sevgi ve güzel ahlak gibi hayati manevi değerler, insanların hem kendileriyle hem de toplumla sağlıklı bir ilişki kurmalarına; her zaman şuurlu, dengeli, tutarlı, insanlara karşı sevgi saygı dolu, barışçıl bir tavır içerisinde olmalarına vesile olacaktır.

Bu doğrultuda insanlara dinin, hayatı gereksiz yere zorlaştıran değil; İNSANI RAHATLATAN, FERAHLIK VEREN, HAYATIN DOĞAL AKIŞIYLA UYUMLU, MODERN VE AYDINLIK YÖNÜNÜN anlatılması son derece hayati bir konudur.

MÜZİK, SANAT, ESTETİK, SOSYAL HAYAT ve EĞLENCE gibi alanların İslam dini ile ÇATIŞMADIĞININ bilinmesi; dinin daha doğru anlaşılmasına ve Allah’ın izniyle insanların imana çok severek ve rahatlıkla yaklaşmalarına imkan sağlayacaktır.

Bu kapsamda, mevcut teknik tedbirlerin yanında asıl olarak; HURAFELERDEN ARINDIRILMIŞ, KURAN’A DAYALIİMANİ,MANEVİ VE AHLAKİ EĞİTİMİN GÜÇLENDİRİLMESİ, çocukların ve gençlerin şuurlu, güzel ahlaklı, dengeli ve sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmeleri açısından temel bir ihtiyaç ve gereklilik olarak değerlendirilmelidir.

ŞİDDET EĞİLİMLERİNİN ÖNLENMESİNDE ETKİLİ OLACAK TEK VE EN ÖNEMLİ YOL BUDUR.

Müvekkilim adına, toplumumuzun geleceği olan çocuklarımızın güzel ahlaklı, dengeli ve şuurlu bireyler olarak yetişebilmeleri için gerekli adımların atılacağına olan inancımızla, konunun hassasiyetle ele alınmasını saygılarımla arz ederim.


1 https://www.internethaber.com/kahramanmaras-canisinin-arkadasi-itiraf-etti-cok-esli-iliskimiz-vardi-foto-galerisi-2439807.htm

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir