KONU : Müvekkil Adnan Oktar’ın bağnazlığın Kuran’dan uzak, sevgisiz, nefret dolu, hurafelere dayanan, katı din anlayışının insanları İslam’ı yaşamaktan uzaklaştırdığı ve bu tehlikenin ancak Allah’ın Kuran’da bildirdiği sevgiye dayalı gerçek dinin anlatılmasıyla önlenebileceğine dair görüşlerinin sunumudur
AÇIKLAMALAR:
İSLAMOFOBİ DEĞİL, BAĞNAZLIK KORKUSU
Bugün İslam coğrafyasında, Müslüman aleminin büyük bölümünde yaşanan din; her ne kadar “İslam” olarak bilinse de, gerçekte Kuran’dan ve Peygamberimiz (sav)’in anlattıklarından uzak, hurafelere dayalı, tutucu BAĞNAZLIK DİNİDİR.

Bağnazlık; her konuda – hiçbir delile ve Kuran ayetine dayanmadan– binlerce yasak ve kısıtlama üreten, insanları Allah’ın nimetlerinden, güzelliklerinden uzaklaştıran şeytani bir sistemdir.
Allah Kuran’ın yeterli olduğunu, eksiksiz, açık ve anlaşılır olduğunu bildirmişken, bağnaz bakış açısına sahip kişiler bunun aksini iddia ederek -Kuran’ı tenzih ederiz – Kuran’ın yeterli olmadığını söylerler.
Din adına çok sayıda hurafeler, sahte kurallar, emirler ve yasaklar uydurarak bunları insanlara güya hak dinin bir parçasıymış gibi göstermeye ve dayatmaya çalışmaktadırlar. Buna delil olarak da – içerisinde Kuran’a alenen aykırı binlerce uydurma hadis bulunmasına rağmen – uydurma hadis kaynaklarını göstermektedirler. Bu sözlerin sahih hadislerden ayırt edici özelliği, Kuran ile tam anlamıyla çelişmeleridir. Kuran ile çelişen bir söz ve uygulamanın Peygamberimiz (sav)’e ait olmasının imkansız olduğu açıktır. Ancak buna rağmen bağnazlar güya ehli sünnet itikadı doğrultusunda yaşadıklarını ve yaptıklarının doğru olduğunu iddia etmektedirler.
Oysa ki, Allah’ın Kuran’da bildirdiği İslam dini ile bağnazlık birbirine TABAN TABANA ZITTIR:
● Gerçek İslam’ın TEK GERÇEK VE GEÇERLİ KAYNAĞI KURAN’DIR. Bağnazlık dini ise, Peygamberimiz’e iftirayla atfedilen yüzbinlerce uydurma hadise, hurafelere, batıl örf, adet ve geleneklere dayalı yanlış inanç, hüküm ve uygulamalara dayanır.
● Gerçek İslam dini barış, sevgi ve şefkate dayalıyken, bağnazlar sapkın uygulamalarıyla şiddeti, nefreti, kin ve düşmanlığı körüklerler.
● Müslümanlar sanat, bilim, kalite ve estetiği hayatlarının her alanında yaşamaya çalışırken, bağnazlık sanat, kalite ve güzellik karşıtıdır, tüm hayatlarına kalitesizlik hakimdir.
● İslam’da demokrasi, fikir özgürlüğü varken, bağnazlıkta baskıcı, tahammülsüz ve katı bir yapı hakimdir.
Kuran’daki gerçek dini yaşamak son derece kolay ve zevkli iken, bağnazlar dini yaşamak ne kadar zor olursa, o kadar makbul olacağına inanırlar. Böylece insanları İslam’dan soğutacak öyle hükümler uydurmuşlardır ki; tarif ettikleri dini yaşamak, ibadetleri yerine getirmek neredeyse imkansız hale gelmiştir.

Gerçekte ise, bu kişiler kendilerince Kuran’daki dini beğenmemekte (Kuran’ı tenzih ederiz) ve yeni bir din oluşturmaya çalışmaktadırlar. Ancak kendi oluşturdukları dine kendileri de uyamamaktadırlar.
“… (Bir bid’at olarak) TÜRETTİKLERİ RUHBANLIĞI ise, BİZ ONLARA YAZMADIK (emretmedik). Ancak Allah’ın rızasını aramak için (türettiler) ama BUNA DA GEREĞİ GİBİ UYMADILAR.” (Hadid Suresi, 27)
Bağnazlar Allah’ın helal kıldıklarını sözde “DİN ADINA” haram kılmakta, Kuran’a göre yapılabilir olan şeyleri yapılamaz hale getirmekte, özgürlükleri kısıtlamakta, meşru olanı yasaklamaktadırlar. Böylece dini yaşanmaz hale getirmektedirler.
Kuran’da Allah, “HELAL OLAN ŞEYLERİ HARAM KILAN” kişiler olduğundan ve bu kişilerin DOĞRUYU SÖYLEMEDİKLERİNDEN şöyle bahsetmektedir:
“Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla ŞUNA HELAL BUNA HARAM DEMEYİN. Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.” (Nahl Suresi, 116)
İşte Kuran’la ve İslam’la uzaktan yakından ilgisi bulunmayan katı, tutucu, uydurulmuş kural ve ibadetlerle, hurafelerle, hikayelerle doldurulmuş çarpık bir din anlayışı sanki gerçek İslam’mış gibi insanlara empoze etmeye çalışan kişiler dünya çapında insanları dinden uzaklaştırmaktadırlar.
Ancak ne yazık ki, gerek Müslüman ülkelerde gerekse batı dünyasında bağnazlık “İslam” olarak anlatılmaktadır. İnsanların çoğunluğu “islam” ve “bağnazlık” arasındaki ayrımı yapabilecek bilgiye sahip olmadıkları için; bağnazlığa karşı duyulan korku, endişe, nefret ve düşmanlık İslamiyet’e yönlendirilmiş ve hatalı olarak “İslamofobi” olarak isimlendirilmiştir. Oysaki insanların yaşamak istemedikleri din BAĞNAZLIK DİNİDİR, KURAN’DA ALLAH TARAFINDAN BİLDİRİLEN GERÇEK İSLAM DİNİ DEĞİLDİR.
BAĞNAZ ZİHNİYET İNSANLARI İSLAM’DAN UZAKLAŞTIRIR
Bağnazlık dinini yaşayanlar başta kendilerine, diğer Müslümanlara ve gerçek İslam’a nasıl bir zarar verdiklerinin bilincinde bile değildirler. Yaşadıkları din dışı, Kuran’dan uzak, sevgisiz, nefret dolu, ürkütücü hayat nedeniyle insanları dini yaşamaktan ve İslam’dan uzaklaştırmaktadırlar.
Bağnazlar Kuran’da olmadığı halde;
● Allah’ı -haşa- her an kendilerini cezalandırmak isteyen bir Varlık olarak tanıtır,
● Kadınları aşağılar,
● Kadınların dövülmesi, haklarından mahrum edilmesi, insan yerine konulmaması gerektiğini savunur,
● Kadının “eksik” ve “eğri” olduğuna inanır,
● Makyaj, bakım, temizlik ve güzelleşmenin, güzel kıyafetler giymenin haram olduğunu empoze eder,
● Kadınla erkeğin aynı ortamda bulunmasının günah olduğunu iddia eder,
● Kadınların kıyafetlerine karışırlar,
● Kadınların çalışmayacaklarını söyler,
● Namaz kılmayan, kravat takan, sakalını kesen, içki içen, zina ve hırsızlık yapan, dinden dönen kişilerin öldürülmesi gerektiğini kabul eder,
● Orucu terk edenin hapsedilmesi ve aç bırakılması gerektiğini iddia eder,
● 18 yaşından küçük bir erkek çocuğunun bir kadından daha cezbedici olabileceği gibi sapkın bir yaklaşıma sahiptir,
● Düşünmeyi, araştırmayı, bilimi, teknolojiyi yasaklar,
● Ressamların cehenneme gideceği yalanını söyler,
● Resimli kitap, gazete vs tüm yayınların haram olduğunu söyler,
● Sanatın her dalının yasak olduğunu iddia eder,
● Müziğin haram olduğunu söyler,
● Gülmeyi, eğlenmeyi yasaklar,
● Hayvanları lanetler
Görüldüğü gibi bağnazlık dininin yasak listesi oldukça uzundur.
GELENEKÇİ İSLAM ANLAYIŞINI SAVUNAN BAZI KİŞİLER DE DİNDE YER ALMAYAN BU YASAKLARI İNSANLARA ANLATMAKTADIRLAR:
NURETTİN YILDIZ:

(https://www.odatv.com/guncel/istanbuldan-boluya-tek-basina-bir-hanimefendi-gidemez-168923)
CÜBBELİ AHMET HOCA:

(https://www.instagram.com/p/DdB0L9vDtR_/)
CÜBBELİ AHMET HOCA:

(https://www.odatv.com/guncel/cubbeli-ahmet-makyaj-cok-tehlikeli-allah-muhafaza-281677)
CÜBBELİ AHMET HOCA:

(https://www.instagram.com/reel/DLXANWFKEeG/)
HÜSEYİN ÇEVİK:

(https://www.instagram.com/reel/C8ZGFpkMag6/)
NURETTİN YILDIZ:

(https://www.hurriyet.com.tr/video/nurettin-yildiz-kadinlar-dayak-yiyorsa-sukretsin-40760221)
CÜBBELİ AHMET HOCA:

(https://www.instagram.com/reel/DV_Edo6DJVf/)
Elbette ki hiçkimse sadece bazı örneklerini verebildiğimiz yasakların, hurafelerin, baskının ve sevgisizliğin hakim olduğu bir hayat yaşamak istemez. ALLAH’IN KURAN’DA BİLDİRDİĞİ DİN BU DEĞİLDİR.
Ancak insanlar yukarıda tarif edilen Kuran’a aykırı inanç sistemini, inanmaları gereken din zannettikleri için dehşete kapılmakta ve dini kendilerince bir kabus olarak yorumlayarak (İslam dinini tenzih ederiz) bu din anlayışından alabildiğince uzaklaşmak istemektedirler. Bu son derece büyük bir tehlikedir.
● Bağnazların karanlık dünyasının detaylarının bilinmesi, tehlikenin büyüklüğünün anlaşılması açısından son derece önemlidir.
BAĞNAZ SİSTEMİN EN BÜYÜK MAĞDURU : KADINLAR
Bağnaz sistemin en büyük mağdurları şüphesiz kadınlardır. Kadınları sosyal hayattan, dünyanın nimetlerinden soyutlayan, onları evlerine kapatıp her türlü kötü muameleye, ayrımcılığa tabi tutan, ezen bağnazlık; bilinçaltında büyük bir kadın nefreti besler.
Bağnazlar tarafından ortaya atılan hurafelerin genelinde kadınları;
● ikinci sınıf insan gibi göstererek değersizleştirmek,
● kapalı tutmak,
● toplumdan soyutlamak,
● tüm haklarını elinden almak,
● bakımsız, çirkin hale getirmek
yani KADINLARI YOK ETMEYE ÇALIŞMAK düşüncesi hakimdir.
Bağnazlık; ortaya attıkları sayısız hurafeyle kadınların sokağa çıkmasını yasaklayan, sokağa çıksa bile ancak yolun kenarından yürüyebileceğini savunan, okula gitmesine izin vermeyen, kıyafetlerinin her detayına karışan, dekolte giymesine, makyaj yapmasına, süslenmesine, bakımlı olmasına, saçını boyamasına, kaşlarını almasına, kuaföre gitmesine izin vermeyen, gülmesini yasaklayan, araba kullanmasına müsaade etmeyen, kocasından dayak yemesini dahi makul gören korkunç bir sistemdir. BAĞNAZLIK; KADINLAR İÇİN DÜNYAYI ADETA CEHENNEME ÇEVİRİR.
Nitekim bağnaz zihniyetin kadınlara hayatı yaşanmaz hale getirdiğinin en çarpıcı örneklerinden biri Taliban’ın 15 Ağustos 2021’de iktidara gelmesinin ardından Afganistan’da yaşananlardır.

(https://www.bbc.com/turkce/articles/clewep33pqwo)
Taliban’ın yönetime geçişinin ardından kadın ve kız çocuklarının HAKLARI GÜN GÜN ELLERİNDEN ALINMIŞTIR1:
● 18 Eylül 2021: Kız çocuklarına 6. sınıftan (ortaöğretim) itibaren eğitim yasaklandı
● 23 Aralık 2021: (Erkek) Şoförlere, “İslama uygun takılmış hicab” giymeyen ya da yanında aileden bir erkek olmayan kadınları, 72 kilometreden uzağa götürmeleri yasaklandı
● 27 Mart 2022: Kadın ve kız çocuklarının parklara girmesi kısıtlandı, kadınlara yanında erkek olmadan iç ve dış hat uçuşlar yasaklandı
● 7 Mayıs 2022: Kadınların uygun bir hicab ile tercihen bir burka giyerek dışarı çıkması veya sebepsiz yere evden çıkmaması zorunlu tutuldu
● 21 Mayıs 2022: Kadın televizyon sunucularının yüzlerini kapatması zorunlu tutuldu
● 1 Haziran 2022: Dördüncü ve altıncı sınıf arası tüm kız çocuklarının okulda yüzlerini kapatması istendi
● 23 Ağustos 2022: Kadın hükümet görevlilerinin evlerinde kalmaları zorunlu tutuldu
● 10 Kasım 2022: Kadınların spor salonlarını kullanması yasaklandı
● 20 Aralık 2022: Kadınların üniversiteye gitmesi bir sonraki bildiriye kadar askıya alındı
● 22 Aralık 2022: Kadınlara ve kız çocuklarına, 6. sınıftan itibaren tüm eğitimler yasaklandı
● 24 Aralık 2022: Kadınların ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarında çalışması askıya alındı
● 4 Nisan 2023: Afgan kadınların Birleşmiş Milletler’de çalışması yasaklandı
● 21 Temmuz 2023: Güzellik merkezleri kapatıldı
● Ağustos 2023: 10 yaşından büyük kız çocuklarının okula gitmesi bazı bölgelerde yasaklandı

(https://www.bbc.com/turkce/articles/czkpdgyvje1o)
Görüldüğü gibi bağnaz zihniyet, Kuran’da hiçbir yeri olmayan kadın nefreti ile, DÜNYA ÇAPINDA KORKUNÇ BİR ZULÜM SİSTEMİNİN KAPISINI AÇMAKTADIR.
Bağnazların kadını yok etmek isteyen, öfkeli zihniyetinin ne kadar büyük bir tehlike olduğunun daha iyi anlaşılması için; bu çirkin zihniyetin temelini oluşturan, elbirliği ile sahip çıkıp uyguladıkları, ancak Kuran’da yeri olmayan, Peygamberimiz (sav) tarafından söylenmediği halde, kendisine atfedilen uydurma hadisleri incelemek gerekmektedir.
Bağnazların Allah’a iftirada bulunarak, kadınlar hakkında ortaya attıkları hurafelerden bazıları şöyledir:
⇒ KADINLARIN AKLININ VE DİNİNİN EKSİK OLDUĞUNU İDDİA EDERLER
| “Çok lanet ediyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen AKLI VE DİNİ EKSİK başka bir varlık görmedim.” (Müslim, İman, 34/132; İbni Mace, Fiten 19/4003)
“Allah: ‘…Ben onu mükemmel ve akıllı olarak yaratmıştım. Şimdi HAFİF AKILLI yapacağım; o iğrenerek ve istemeyerek yüklü olacak yavrusunu zorlukla dünyaya getirecektir’ dedi.” (et-Taberi Tefsir I 235 v.d.; Vffl143-44; Tarih 1/1 146-148; es-Salebi Arais&.21; İbnu’1-Esir el-KâmilI 34; tbn Kuteybe Te’vîlü Muhteüfi’l-Hadis. 139) |
Kuran’ın hiçbir ayetinde kadınların akıl olarak erkeklerden daha zayıf olduğu ifadesi yoktur. Tam tersine pek çok ayette “mümin kadınlar ve mümin erkekler” hitabıyla Allah Katında eşit sorumlu oldukları yani benzer akıl ve vicdana sahip oldukları ifade edilmiştir.
⇒ KADINLARIN AKLINA UYMAMAK GEREKTİĞİNİ İDDİA EDERLER
| “Başlarına bir kadını geçiren bir kavim ASLA İFLAH OLMAZ.” (İbni Hanbel Müsned 5/43,50; Tirmizi Fiten:75 Nesai Kudat:8; Buhari Fiten:18)
“Kadınlara itaat PİŞMANLIKTIR.” (Tezkiratul Mevzuat: 128, Kitabul Mevzuat: 2, 272) “Kadınlarla istişare edin, onlara danışın ve ONLARIN SÖYLEDİKLERİNİN ZITTINI YAPIN.” (El- Makasıdul Hasene: 248, Tezkiretul mevzuat:128, Tenzihuş Şeria: 2-204, Silsiletul Ehadis: 432) “Kadınlara DANIŞMAYIN, onlara MUHALEFET EDİN. Kadınlara muhalefet edin, zira KADINLARA MUHALEFET BEREKETTİR.” (Kadınlara Dîni Bilgiler 44,45 Suyuti, Leali II, 147; İbn Arrak, Tenzihü’ş Şeria II, 210) “Kim ki karısına itaat ederse Allah (cc) onu yüzüstü CEHENNEME ATAR.” (İbn Arrak II, 215) |
Bağnazların kadınları kendilerince aşağı kabul etmelerinin en önemli yansımalarından biri de kadınları toplumda etkili konumlarda asla görmek istememeleridir. Bu yüzden kadınların yönetici olmalarına karşıdırlar. Hatta kadınlarla istişare edilmesini bile kabul etmezler. Kadınların düşündükleri herşeyin yanlış olduğu, yaptıkları herşeyin hatalı olduğu gibi sapkın bir mantıkları vardır. Bu, kadınları tamamen toplumdan soyutlamak için geliştirdikleri kirli oyunun bir parçasıdır.
Kuran’da ise kadın, devletlerin başına geçmekte, hükümdar olmakta, iş konusunda karar verip emrini uygulatmaktadır. Bağnazların dinindeki kadın ile Kuran’daki kadının vasfı tam anlamıyla zıttır.
⇒ KADINLARIN İKİNCİ SINIF VARLIKLAR OLDUKLARINI VE ALLAH’IN ONLARI GERİDE BIRAKTIĞINI İDDİA EDERLER
| “Kadınları Allah geride bıraktığı gibi SİZ DE GERİDE BIRAKIN.” (Taberani)
“Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emretseydim, erkeklerin kadınlar üzerinde olan haklarından dolayı, KADINLARIN ERKEKLERE SECDE ETMESİNİ emrederdim.” (Sahih-i Buhari) |
Kadınların Allah tarafından geride bırakılmaları gibi bir anlayış Kuran’ın tek bir ayetinde dahi geçmemektedir. Aksine Kuran’da Allah kadın ya da erkek diye herhangi bir ayrım yapmadan; “müminler”, “iman edenler”, “inananlar”, “kadın olsun erkek olsun…” gibi hitaplarla kadın-erkek tüm inananları aynı sorumlulukla mükellef kılmıştır.
⇒ KADINLARIN EĞRİ OLDUĞUNU İDDİA EDERLER
| “Kadın bir kaburga kemiği gibidir. Kadın bir kaburga kemiğinden, BİR EĞRİ KABURGA KEMİĞİNDEN YARATILDI, onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın, kırılması da boşanmasıdır.” (Müslim, Reda 64; Nesai, Nikah 15; Ahmed b. Hanbel, II, 168) |
Hiçbir Kuran ayetinde kadının kaburga kemiğinden yaratıldığını ve eğri olduğunu bildiren bir ifade bulunmamaktadır. Bağnazların bu ifadelerinin aksine Allah Mümin Suresi 64. ayette kadını ve erkeği “en güzel surette” yarattığını bildirmektedir.
⇒ KADINLARIN MAKYAJ YAPMASININ, KOKU SÜRMESİNİN, DÖVME YAPTIRMASININ, KAŞLARINI ALMASININ, BAKIMLI OLMASININ, GÜZEL BİR ELBİSE GİYMESİNİN, SÜSLENMESİNİN DAHİ HARAM OLDUĞUNU İDDİA EDERLER
| “Camiye gelirken kokulanan kadın evine dönüp de cünüplükten ötürü boy abdesti alır gibi yıkanmadıkça, Allah Katında onun NAMAZI KABUL OLMAZ.” (Avnül Mabül, 11/230)
“İmam Cafer-i Sadık: “Hiçbir kadının, evinden dışarı çıkarken elbisesine GÜZEL KOKU SÜRMEMESİ GEREKİR.” (El-Kafi, C.5, S.519) “Resul-i Ekrem (s.a.v): ‘Bir kadın kocasından başkası için güzel koku sürünürse; cenabetinden yıkandığı gibi yıkanıp o kokuyu vücudundan temizlemediği müddetçe NAMAZI KABUL OLMAZ’.” (Men La Yahzurh-ul Fakih, C.3, S.440) “Resul-i Ekrem (s.a.v): ‘Kadının kocasından başkası için güzel koku sürünmesi, ATEŞ VE ZİLLETİ satın alması demektir.’” (Nehc-ül Fesaha, C.1, S.36) “Dövme yapan ve yaptırana, yüzdeki tüyleri aldıran ve estetik için dişlerini seyrelttiren kadınlara ALLAH LANET ETSİN”. (Sahih-i Buhari) “Takma saç takan, taktıran, kaşları incelten, kaşlarını incelttiren, dövme yapan ve dövme yaptıran LANETLENMİŞTİR”. (Ebu Davut, Tereccul, 5) “Resul-i Ekrem (s.a.v) kızı Hz. Fatıma’ya (s.a) hitaben şöyle buyurmuştur: ‘Ey Fatıma, herhangi bir kadın güzel bir şekilde süslenir ve güzel bir elbiseyle evinden çıkarak insanların dikkatini üzerinde toplar ve kendisine bakmalarını sağlarsa, yedi göğün ve yerlerin melekleri ona lanet eder ve ölüp de cehenneme girinceye kadar, Allah’ın gazabına mazhar olur. (Elbette tevbe edip dönüş yapar ve bir daha tekrarlamazsa o başka.)’” (Şehab-ül Ahbar) “İmam Sadık: ‘Bir insanın alçalıp rezil olması için, onu meşhur edecek (yani başkalarının dikkatini üzerinde yoğunlaştırıp, parmakla gösterilecek duruma getirecek) bir elbise giymesi yeterlidir’.” (Bihar-ül Envar, C.78, S.252) “Hz. Ali şöyle buyurmaktadır: ‘Kalın olan (vücudu göstermeyen) elbiseler giyin; zira elbisesi ince olanın DİNİ DE İNCE (GEVŞEK) OLUR.” (Bihar-ül Envar, C.79, S. 298) “Bir hadiste şöyle geçmektedir: ‘Allah Resulü (s.a.v), kadınları dışarıya çıkarken başkalarının dikkatini üzerinde toplayacak elbiseler giymekten ve ses çıkaracak takılar takmaktan nehyetmiştir’.” (Müstedrek-ül Vesail, C.14, S.280) |
Bağnaz zihniyetin amacı, kadını çirkinleştirerek, temiz ve bakımlı olmasını engelleyerek onu toplum içine çıkamayacak bir varlık haline getirmektir. Bağnazlar Müslüman kadınları Kuran’da kesinlikle olmayan, tamamen uydurma bir modelin içine hapsetmişler, böylece gerçek İslam’I yaşamalarını ve dini tebliğ etmelerini engellemişlerdir.
⇒ KADINLARIN DIŞARI ÇIKMAMASI, YENİ ELBİSE GİYDİRİLMEMESİ GEREKTİĞİNİ, ÇÜNKÜ ŞEYTANIN ALDATMASINA MÜSAİT OLDUKLARINI İDDİA EDERLER
| “Resul-i Ekrem (s.a.v)’den yine şöyle rivayet edilmiştir: ‘Kadın zarar görmeye müsait bir varlıktır; şeytan onun yanı başını kesiverir. (Onun için ya DIŞARIYA ÇIKMAMALI, ya da çıktığında çok dikkatli olmalıdır.)’” (Mizan-ül Hikme, C.2, S.259)
“Kadınları zarar vermeyecek miktarda AÇ, aşırı gitmeyecek kadar da KIYAFETSİZ BIRAKINIZ. Çünkü kadınlar iyice doyar, güzelce giyinirlerse onlar için dışarı çıkıp gezmekten daha sevimli bir şey yoktur. Fakat onlar biraz aç, biraz da çıplak kalırlarsa onlar için evde oturmaktan hayırlı bir şey yoktur”. (İbnül Cevzi, Mevzuat, II/282283; Suyuti, Leali, II/154 İbn Arrak, Tenzihü’ş Şeria, II/212213) “Kadınlarınıza evlerinin kapısında oturmamaları için YENİ ELBİSE YAPTIRMAYIN, çünkü elbiseleri güzel ve yeni olursa kalplerine dışarı çıkmak arzusu gelir”. (İmamı Gazali-Kimyayı Saadet sayfa:178 İbn Ebi Şeybe, Musannaf, IV/II, 420) “İçinizden biri yaşı ileri, ağzındaki dişleri dökülmüş, görünüş itibariyle de çok çirkin olabileceği gibi aksine karısı da genç ve güzel olabilir. Bu genç ve güzel kadın, çarşıya çıktıktan veya davet edildiği düğün ve ziyafetten evine döndükten sonra dışarıda gördüğü yakışıklı erkeklerle yaşlı ve dişleri dökülmüş kocasını kıyas ederek kocasının yüzüne dahi bakmak istemez. Belki kocasının kendisini öpmesini ve cinsel ilişkide bulunmasını dahi istemez. İşte genç kadının erkeklerin çokça bulunduğu çarşı, pazar, şenlik ve toplantı yeri gibi mekanlara gitmesinin kadın üzerinde yapacağı etki en azından budur”. (İmam Şarani, Uhudül Kübra) |
Bağnazlar, kadınları ölmeyecekleri derecede aç bırakarak ve onlara güzel kıyafetler giydirmeyerek kendilerince terbiye etmeyi hedeflemektedirler. Bu hastalıklı zihniyete göre eğer kadını aç bırakırlarsa, ona kötü ve eski kıyafetler verirlerse, kadının dışarı çıkma şevki de azalacaktır.
Bağnazlar kadınları her an ahlaksızlık yapmaya müsait, kendine mukayyet olamayan, iradesi zayıf, imanına güvenilmeyen, şeytanın iğfaline açık kişiler olarak göstermeye çalışmaktadırlar.
Oysa ki bu uydurma sözlerin Peygamberimiz (sav) tarafından söylenmediği çok açıktır. Kadınlarla istişare eden, savaşlarda kadınlara görev veren, meclislerinde kadınlara geniş yer ayıran, vaktinin büyük kısmını onlarla sohbet ederek geçiren, onlara karşı derin saygı ve sevgi besleyen Peygamberimiz (sav)’e iftira etmişlerdir.
⇒ KADININ GÜYA NAMAZI BOZACAĞINI VE UĞURSUZ OLDUĞUNU İDDİA EDERLER
| “Resulullah (sav) buyurdular ki: “Biriniz sütresiz olarak (seccadenin önüne değnek koymadan) namaz kılarsa (önünden geçtiği takdirde) şunlar NAMAZINI BOZAR: Eşek, domuz, Yahudi, Mecusi, KADIN…” (Buhari, Salat 90, İlm 18, Ezan 161, Cezau’s-Sayd 25; Müslim, Salat 254,(504); Muvatta, Kasru’s-Sala)
“NAMAZI BOZAN ŞEYLER kara köpek, eşek, domuz ve KADINDIR.” (Sahih- i Müslim, Salat 265; Tirmizi Salat 253/338 Ebu Davud, Salat, 110/720) “UĞURSUZLUK üç şeyde vardır: KADINDA, evde ve atta.” (Ebu Davud, Tıb, 24/3922; Müslim, Selam, 34/115 Buhari, Nikah, 17/4805) “Bir şeyde (uğursuzluk) olsaydı, bu atta, KADINDA, meskende olurdu.” (Buhârî, Cihad 47, Nikah 17, Tıb 43,54; Müslim, Selam 119, Müslim, Tıb 117-120, (2226); Muvattâ, İsti’zân 21) “Kadın sekiz sıfatlıdır: 1- Giyim kuşam hevesinden maymun. 2- Fakir düşmeye razı olmadığından köpek. 3- Kocasına ve diğer insanlara kibrinden yılan. 4- Gece gündüz koğuculuk (dedikodu) yaptığından akrep. 5- Evden eşya sattığından fare. 6- Erkeklere hile kurduğundan tilki. 7- Kocasına itaat ettiğinden dolayı koyundur.” (İmamı Gazali, İhya-u Ulumuddin) |
Bağnazlar kendi çirkin zihniyetlerine göre kadınların güya uğursuz olduklarını, hatta daha da ileri giderek namazı bozacaklarını iddia ederler.
Allah’ın “en güzel surette yarattım” dediği kadınları “kara köpek, eşek, domuz” gibi benzetmelerle aşağılamak, “uğursuz” diye nitelendirmek Kuran ahlakıyla asla bağdaşmamaktadır.
⇒ KADINLARIN “YOK OLMASINI” İSTERLER
| “KADINLAR OLMASAYDI Allah’a hakkıyla ibadet edilirdi.” (Suyuti, Buhari, İbn-i Adıyy, Ebu Hatim, İbn-i Cevzi, Muhammed Nasuriddin, İbn-i Hıbban hadisi mevzu kabul ederler.) (Silsiletul Ehadisuzzaif: 74, Tenzihuşşeria: 1/62, El-leali : 2/59)
“KADINLAR OLMASAYDI, erkekler cennete girerdi.” (Camiussağir: 2/113) |
Bağnazların kadın nefreti öyle şiddetlidir ki; kadınların adeta YOK OLMASINI İSTERLER. Kadınları dinin yaşanmasındaki en büyük engel olarak gördükleri için onlara karşı her türlü şiddeti, baskıyı, engellemeyi kendilerine hak görürler.
⇒ KADINLARIN “CEHENNEMLİK” OLDUĞUNU İDDİA EDERLER
| “Ey kadınlar topluluğu! Sadaka veriniz ve çok istiğfar ediniz. Çünkü ben CEHENNEM HALKININ ÇOĞU sizler olduğunu gördüm.” (Müslim, İman, 34/132 İbn Mace, Fiten 19/4003)
“Doksan dokuz kadından biri cennette, diğerleri ise cehennemdedir”. (Sahih-i Buhari) |
Bağnazlar kadınları günahkar, vicdanen ve aklen zayıf kişiler olarak göstermeye çalışırlar. Bağnazların kadına yönelik öfke dolu bakış açısının bir diğer göstergesi de, kadınları kendilerince cennete bile layık görmemeleridir. Oysaki bir kişinin iman derecesini, samimiyetini, kimin doğru yolda olduğunu yalnızca Allah bilir.
⇒ KADINLARIN KOCALARI İLE İLİŞKİLERİNİN NASIL OLMASI GEREKTİĞİNE DAİR ÇİRKİN İDDİALARI
| “Kişi kadınını yatağa davet eder de kadın kaçarak eşi sinirli bir şekilde gecelerse, melekler o kadına sabaha kadar lanet eder.” (Sahih-i Buhari, 9/36)
“Bir kadın, kocasının yatağını (haklı bir mazereti olmadan, küs bir şekilde) terk eder ve (başka bir yerde) sabahlarsa, sabah açılıncaya kadar melekler ona lanet okur.” (Nehc-ül Fesaha, S.36, Hadis: 187) “Ey kadınlar! Eğer kocalarınızın size olan haklarını bilseydiniz, ayaklarının tozunu yüzlerinizle silerdiniz.” (Hafız Zehebi, Büyük Günahlar Sayfa 187) “KOCANIN VÜCUDU İRİN İLE KAPLI DAHİ OLSA VE KARISI ONU YALAYARAK TEMİZLESE yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz.” (İbni Hacer El Heytemi 2/121, Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 239) “Bir kadın kocasından boşanırsa o kadına CENNET KOKUSU HARAM OLUR.” (Kadınlara Dini Bilgiler, s. 61) “Bir kadın, diliyle kocasına eziyet ederse, onu kendisinden razı edinceye kadar, ALLAH ONUN HİÇBİR TÖVBESİNİ, KEFARETİNİ VE İYİ AMELİNİ KABUL ETMEZ; hatta gündüzlerini oruç ve gecelerini ibadetle geçirse dahi.” (Bihar-ül Envar, C.103, S.244) “Bir kadın, kocasının hakkını eda etmediği müddetçe, Allah’ın da hakkını eda etmiş olamaz.” (Mekarim-ül Ahlak, S.247) “İmam Musa-i Kazım’a kocasını gazaplandıran kadının durumu sorulunca, şöyle buyurduğu nakledilmiştir: KOCASI ONDAN RAZI OLUNCAYA KADAR GÜNAHKAR SAYILIR.” (Kısar-ul Cümel, C.2, S. 258) |
Bağnazların çarpık zihniyetine göre; kadınlar kocalarının boyunduruğu altında yaşamaya mahkum, adeta köle gibi varlıklardır. Kadınlar, kocalarının ahlakı nasıl olursa olsun, onlara karşı hiçbir itirazda bulunmadan onları hoşnut etmeye mecbur tutulmuşlardır. Kocalarının dediklerini yapmadıklarında ise, her türlü şiddet uygulaması, kötü muamele, baskı bağnazların dinlerine göre uygun sayılmıştır. Oysaki Kuran’a göre kadın, erkekler gibi, yalnızca Allah’ı razı etmek için yaratılmıştır. Kadınlar üzerindeki tek hak sahibi de Allah’tır.
Gelenekçi Ortodoks anlayışa sahip bazı kişiler de yukarıda naklettiğimiz söz konusu uydurma hadisleri dayanak göstererek, Kuran’da yer almayan, kadınlara iftira niteliğindeki ifadeleri insanlara aktarmaktadırlar. Durumun vehametinin anlaşılması açısından aşağıda bazı örnekler verilmiştir:
MUSTAFA KARATAŞ:
Seyirci arıyor: “Kocamdan şiddet görüyorum” dediği halde, Karataş “Evcilik oynuyorsunuz” diyor. MUSTAFA KARATAŞ: ANNENLERE NİYE GİDİYORSUN? OYUN OYNUYORSUNUZ. EVCİLİK OYNUYORLAR. TELEFON BAĞLANTISI İZLEYİCİ: İlk yılda, evlendiğim zaman altı aylık bebeğimi ŞİDDETTEN KAYBETTİM. MUSTAFA KARATAŞ: Öbür dünyaya gitmeden size bu dünyada ceza vermek lazım. Niye annenin evine gidiyorsun ikide bir, ne işin var? Annende de suç var. Ben olsam annenin yerinde “bir daha geleceksen gelme git. Kocanın yeri senin evin orası.” Eskiden bir söz vardı, neydi o? KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIR. Annene babana da söyle “Bana gelince sahip çıkma” de. “Kov beni” de. “Hadi kızım evine git” desin. Olmaz. Bazı şeylere katlanacağız. |
CÜBBELİ AHMET HOCA:
“Kadınlar kocalarına özellikle RAMAZANDA İYİ DAVRANMAZLARSA DAYAK YERLER. İslamiyet sana diyor ki kocana iyi davran. Niye? İyi davranırsan o da sana iyi davranır. Herifi raydan atlatma, SOPAYI YİYECEKSİN. Kolay bir şey değil, hele bir de Ramazan’da, adam bir de oruçlu geldi eve 7’de, iftara kalmış 1 saat. Bir de sigara içen biriyse zaten kafa duman olmuş. Bu adama şimdi kadın bir hareket çekerse bu ne yapar ya. Benden size tavsiye Ramazan’da iyi davranmazlarsa SIKINTI ÇIKAR BAK adam oruçlu çünkü ona göre dikkat edin.” ** “CEHENNEME EN ÇOK KADINLAR GİRECEK, KADIN ALLAH BENİM BELAMI VERSİN DİYOR NE DİYECEKSİN? AMİN DİYECEKSİN. Ekseri cehennem ehli kadınlardı. Resulullah (sav) ‘cehenneme girdim gördüm, ekseri halkını kadınlardan gördüm’. Niye? Geçime nankörlük ederler. İyiliğe nankörlük ederler. Kocaya saygı etmezler. Kadınlar çok lanet okurlar. Onun için cehenneme ekseri onlar girecekler. Hepimizin evinde var, kadınlardan. ‘Allah benim belamı versin’ diyor, ne diyeceksin buna? Amin diyeceksin. “ |
ALPASLAN KUYTUL:
“KADINLARI DÖVÜN, SIRTLARINA FALAN VURUN. İslam’ın kadına şiddete bakışı nedir? Dövün diyor işte. Boşanmaktan iyidir, son bir şans. Kademe kademe. Hz. Ömer dövmüş mesela. Zaten ondan da beklenirdi yani. Bazı kadınlar gerçekten de öyle bir tepki göstermedikçe (dövülmedikçe) anlayamıyor olabilir. Hafiften şöyle. Artık çok sinirlendim yani. Şöyle vurması mesela sırtına falan mesela. Çok sinirleniyorum, yeter artık boşanacağız manasında.” |
NURETTİN YILDIZ:
“DEŞARJ OLMAK İÇİN KADINI DÖVEREK RAHATLAYIN. KADIN DAYAK YEDİĞİ İÇİN SABAHA KADAR ŞÜKRETMELERİ GEREKİYOR. Mesela bir erkeğe ‘kadını dövebilirsin’ diyor, deşarj olmak için vurdurtturuyor Allah Teala. Çünkü eğer erkeğe burasına kadar geldikten sonra ‘dokunma bu kadına’ dersen, başka yolla erkek rahatlar. Kadınların Allah erkeklere ‘dövün, rahatlayın’ diye müsaade etmesinden dolayı sabaha kadar şükretmeleri gerekiyor kumadan rahatsız oluyorlarsa. Evin içinde bu işleri halletmesi lazım. İster döver, ister kırar, evin içinde bu işi halledecek.” |
ŞEYH ABDULLAH YOLCU:
“Kadını da çocuğu da döveceksin. “Kendisi aldı yorganını gitti başka odaya, ya da gitti babasının evine. O ZAMAN KADINI DÖVECEKSİN. KADINI DÖVECEKSİN, ÇOCUĞU DA DÖVMEK CAİZDİR. Kadın var, dövmek değil sopa kırsan belinde işlemez. Böyle bir tane vurursun ona. Neresine? Sırtına, bacağına, bozulmayan yerlere vuracaksın. Böyle bir yerine vuracaksın, eline vuracaksın. ÇOCUĞA DA KADINA DA ayağına vuracaksın, sırtına vuracaksın, böyle…” |
MEHMET EMİN AKIN:
“BİZDE ADETTİR YA VURURUZ. İşte ELİMİZ ALIŞMIŞTIR YA VURMAYINCA OLMUYOR. Dedi ki, beni mahkemeye verdiler. Hâkim beni iki ay evden uzaklaştırdı. İSLAM’DA ADAM KADINA BİRŞEY DERSE, KADINA VURURSA, HAKİM NİYE VURDUN DİYE SORMA HAKKINA SAHİP DEĞİLDİR. RESULULLAH (sav) SÖYLÜYOR BUNU. KADININA NİÇİN VURDUN DİYE HESAP SORULMAZ.” |
OYSAKİ İSLAM’DA KADIN ÇOK DEĞERLİDİR
Bağnaz zihniyetin kadını ezen, baskı altına alan, toplumun dışına itmeye, haklarını ellerinden almaya çalışan sevgisiz ve şiddet eğilimli bakış açısının aksine Kuran’da kadına çok büyük bir ihtimamla değer verilmiştir.
Ayette Hz. Meryem için yapılan bu tarif, İslam’da kadına verilen önem ve değerin açık bir izahıdır:
“Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu GÜZEL BİR BİTKİ gibi yetiştirdi…” (Al-i İmran Suresi, 37)
Allah ayette kadınlar için “GÜZEL” demiştir. Kadınları dünyada güzellik, temizlik, zariflik, estetik sembolü olan “ÇİÇEĞE” benzetmiştir. Hz. Meryem’i “GÜZEL BİR KABUL İLE KABUL EDİP YETİŞTİRDİĞİNİ” söylemiştir. Güzel bir bitkinin bakımı müthiş bir özen ve hassasiyet gerektirir. Allah Kuran’da kadınlardan bahsederken onları çiçeğe benzeterek, kadınlara gösterilmesi gereken sevgi ve saygının da nasıl olması gerektiğini belirtmiştir.
Kuran’a göre KADIN VE ERKEK EŞİTTİR. Allah takvada kadın ve erkek ayrımı olmadığını bildirmiş, salih ameller yapma, güzel ahlakın yayılması için gayret etme, Allah yolunda fikren mücadele etme konusunda kadın ve erkeğe eşit sorumluluklar vermiştir. Kuran’da, kadının bahsinin geçtiği ayetlerde, kadına büyük bir ihtimamla değer verilmiş, kadın, tüm zor şartlarda özel bir himaye altına alınmıştır. Kadının korunması, bu korumaya muhtaç olduğu için değil, özel bir değere sahip olduğu içindir.
Görüldüğü gibi bağnazların karanlık dünyasından kadına bakış açıları ile Allah’ın Kuran’da bildirdiği gerçek İslam’ın kadına bakışı bambaşkadır.
BAĞNAZLIK NAMAZ KILMAYI DAHİ ZORLAŞTIRIR
Allah’ın indirdiği din son derece kolay, anlaşılır ve insan fıtratına uygundur. Kuran’da ibadetler açık, sade ve uygulanabilir şekilde tarif edilmiştir. Ancak bağnazlar tarafından dine sonradan eklenen çok sayıda hüküm, yorum ve kurallar ile Allah’ın kolay kıldığı ibadetler zorlaştırılmıştır.
Bu durumun en önemli örneği namaz ibadetidir. Allah’ın kulları için bir rahmet ve kolaylık olarak emrettiği namaz, bağnazlar tarafından sonradan eklenen yüzlerce ayrıntı ve şartlar nedeniyle birçok insanın gözünde YERİNE GETİRİLMESİ SON DERECE GÜÇ bir ibadet haline getirilmiştir.
Kuran’da abdest Maide Suresi 6. ayette son derece açık ve kısa bir şekilde tarif edilmiştir:
“Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.”
(Maide Suresi, 6)
Kuran’da tarif edilen abdest kolaylıkla alınabilecek şekildedir. Buna rağmen; nasıl abdest alınacağına dair; yüzlerce sayfalık ilmihal kitapları yazılmıştır. Örneğin Hüseyin Hilmi Işık’ın 1248 sayfadan oluşan Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye isimli eserinde “Namaza Hazırlık” başlığı altında yüzlerce sayfa abdestin nasıl alınacağına dair açıklama yer almaktadır.
Bağnazlar; namaz kılmak, abdest almak gibi en temel ibadetleri dahi zorlaştırırlar. Bağnazların anlattığı dinin kurallarına göre, günlük hayat içerisinde namaz ibadetini eksiksiz şekilde yerine getirebilmek neredeyse imkansızdır.
Namazın nasıl kılınacağı, namazı bozan unsurlar, abdestin nasıl alınacağı gibi detaylar 4 mezhebe göre farklılık göstermektedir. Her mezhep kendine göre hükümleri uygular ve farklı mezhepten olanların ibadetlerini geçersiz kabul ederler.
Bağnaz zihniyetin dini yaşamak isteyen insanları nasıl karanlık bir açmazın içine sürüklediğinin anlaşılması açısından mezheplerin namaz ve abdest konularındaki hükümleri arasındaki farklardan örnekler sunuyoruz:
|
KONULAR |
HANEFİ |
MALİKİ |
ŞAFİİ |
HANBELİ |
|
Namaz kılan kimsenin önünden geçilmesinin haram olduğu mesafe ne kadardır? |
40 kulaç |
1 kulaç |
3 kulaç |
3 kulaç |
| Namaz içinde unutarak konuşmak namazı bozar mı? |
Evet |
Hayır |
Hayır |
Evet |
| Namazda “ah” ve “of” demek namazı bozar mı? |
Evet |
Hayır |
Evet |
Evet |
| Abdestin farzları kaçtır? |
4 |
7 |
6 |
7 |
| Abdesti belli bir sıra ile almak farz mıdır? |
Hayır |
Hayır |
Evet |
Evet |
| Abdesti ara vermeksizin almak farz mıdır? |
Hayır |
Evet |
Hayır |
Evet |
| Abdesti bozan şeylerin sayısı kaçtır? |
12 |
3 |
5 |
8 |
| Namazda kahkaha ile gülmek abdesti bozar mı? |
Evet |
Hayır |
Hayır |
Hayır |
| Deve eti yemek ve cenazeyi yıkamak abdesti bozar mı? |
Hayır |
Hayır |
Hayır |
Evet |
| Abdest şüphe ile bozulur mu? |
Hayır |
Hayır |
Hayır |
Evet |
| Kan akması abdesti bozar mı? |
Evet |
Hayır |
Hayır |
Hayır |
| Gusül abdesti almayı gerektiren sebeplerin sayısı kaçtır? |
7 |
4 |
5 |
6 |
| Gusül abdestinin farzları kaç tanedir? |
11 |
5 |
3 |
– |
| Umursamazlıktan veya tembellikten dolayı namaz kılmayanın hükmü nedir? |
Hapsedilir, kanatılana kadar dövülür, öldürülür |
Tövbe etmezse öldürülür |
Üç gün içinde tövbe etmezse öldürülür |
Üç gün içinde tövbe etmezse öldürülür |
| Namazı bitirirken selam vermenin farz olduğu miktar nedir? |
Farz değildir |
1 tarafa vermek farzdır |
1 tarafa vermek farzdır |
2 tarafa vermek farzdır |
Görüldüğü gibi; insanların namazdan uzaklaşmasının sebebi namazın kendisi değil, bağnazlar tarafından dinin özüne, Kuran’a aykırı olarak eklenen hurafeler, gereksiz ayrıntılar, şartlar ve hükümlerdir.
BAĞNAZLIK
NEŞEYE, SANATA, RESİME, MÜZİĞE, BİLİME, ESTETİĞE;
GÜZEL VE KALİTELİ OLAN HERŞEYE KARŞIDIR
Bağnazlık, adeta güzel olan herşeyi yasaklamak üzere ortaya atılmış bir zihniyettir. İnsanların hayatlarında hoşlarına gidecek, ruhlarının zevk alacağı, kaliteli, modern bir şekilde yaşamalarına vesile olacak ne varsa bağnazlar tarafından engellenmeye çalışılmaktadır.
Kuran’da Allah’ın cennet nimeti olarak bildirdiği, sanat, estetik, güzellik, neşe gibi nimetler bağnazlar tarafından HARAM OLARAK açıklanmaktadır. Bağnazların dehşet verici bakış açısına göre:
⇒ BAĞNAZLIKTA GÜLMEK HARAMDIR
|
“Ebu Abdullah şöyle buyurdu: ‘KAHKAHA ŞEYTANDANDIR.’” (İman ve Küfür Kitabı / Usul-u Kafi kitabı / El-Kuleyni, S.1068) “Ebu Abdullah şöyle buyurdu: ‘(Aşırı) şakalaşmalardan, MİZAHTAN SAKININ; çünkü o insanın yüzünün suyunu giderir.’” (İman ve Küfür Kitabı / Usul-u Kafi kitabı / El-Kuleyni, S.1068) İmam şöyle derdi: “DİŞLERİNİZ GÖRÜNECEK ŞEKİLDE GÜLMEYİN.” (İman ve Küfür Kitabı / Usul-u Kafi kitabı / El-Kuleyni, S.1067) Ebu Abdullah şöyle buyurdu: “ÇOK GÜLMEK KALBİ ÖLDÜRÜR.” (İman ve Küfür Kitabı / Usul-u Kafi kitabı / El-Kuleyni, S.1067) “İbrahim b. Mihzem, kendisine anlatan biri aracılığıyla rivayet eder. Ebu’l Hasan el-Evvel (Musa b. Cafer) şöyle buyurdu: ‘Yahya b. Zekeriyya (as) AĞLAR, GÜLMEZDİ. Meryem oğlu İsa (as) ise bazen güler bazen de ağlardı. İsa (as)’ın davranışı Yahya (as)’ın davranışından daha efdaldi (daha üstündü).’” (İman ve Küfür Kitabı / Usul-u Kafi kitabı / El-Kuleyni, S.1070) “Hasan b. Kuleyb, rivayet eder: Ebu Abdullah şöyle buyurdu: ‘Müminin gülmesi, tebessüm etmekten ibarettir.’” (İman ve Küfür Kitabı / Usul-u Kafi kitabı / El-Kuleyni, S.1067) |
⇒ BAĞNAZLIKTA MÜZİK DİNLEMEK HARAMDIR:
| “Sizden birinizin içinin kusmuk ve kanla dolu olması şiirle dolu olmasından daha hayırlıdır.” (M. Mesabih, 4/4809)
“Musiki dinleyen bir kişiye cennette ruhanileri dinleme izni verilmez”. (Kurtubi, 14/53) “Şarkı kalpte nifak bitirir”. (Ebu Davud) “Allah şarkıyı, onun alışverişini, parasını, öğretmeyi ve dinlemeyi haram kılmıştır”. (Muhammed Gazali, Nebevi Sünnet) |
⇒ BAĞNAZLIKTA RESİM YAPMAK, HEYKEL YAPMAK HARAMDIR:
| “Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır”. (Buhari-Tesavir, 89)
“Resulullah (sav) buyurdular ki: ‘Kim resim yaparsa, Allah onu kıyamet günü, yaptığı resim sebebiyle, onlara ruh üfleyinceye kadar azap eder. Hiçbir zaman da ruh üfleyici değildir’.” (Buhârî, Tâ’bir) “Allah’ın yanında azabı en şiddetli olan insanlar tasvircilerdir”. (Müslim, 6:369) “Şu suretleri yapanlar kıyamet gününde azap görürler ve kendilerine yaptığınız suretlere can verin denilir”. (Müslim, 6:368) “İçinde suretler bulunan eve melekler girmez”. (Buhari, Libas 91) “Her musavvir cehennemdedir. Musavvirin, tasvir ettiği her surete kıyamet gününde Allah hayat verir de o canlı suret cehennemde kendini yapana azap eder”. (Müslim, 6: 370) |
Uydurulan bazı hadislere göre ressamlar ahirette en büyük azap gören insanlar arasında sayılmaktadır. Bu çarpık anlayışa göre bu kişiler, Allah’ın yarattıklarını taklit ederek –haşa– ilahlık iddiasında bulunmaktadırlar. Oysa bir ressamın veya bir heykeltıraşın bir sanat eseri meydana getirmesinin ilahlık iddiası ile hiçbir ilgisi yoktur. Bir ressam veya heykeltıraş eğer böylesine sapkın bir iddiayla ortaya çıkıyorsa bu onun icra ettiği sanat yüzünden değil, ancak ve ancak aklen ve ruhen içine düştüğü zaaf nedeniyle olabilir. Bu ise, her meslekten insan için geçerli bir ihtimaldir.
Dine sonradan eklenmiş olan bu hadislerin aksine, Kuran’da müziğin, dansın ve eğlencenin yasaklandığı tek bir hüküm dahi yoktur. Allah neşeyi, sevinci, nimetlerden zevk almayı Müslümanlara helal kılmıştır. Allah tüm kainatı muazzam bir sanatla; kullarını da Sanatından zevk alacak şekilde yaratmıştır.
⇒ BAĞNAZLAR BİLİME DE KARŞIDIR
Arap yarımadasında yedinci yüzyıl başlarında bilim ve medeniyet seviyesi oldukça geridir. Ancak ilk Müslümanların Kuran’daki Allah’ın yaratış sanatını araştırma ve tefekkür etme davetine uyması ile bu durum değişmiş ve İslam coğrafyasında bilim adına çok büyük gelişmeler yaşanmıştır.
Ne var ki birkaç yüzyıl sonra bağnaz anlayışın kök salmaya başlamasıyla birlikte İslam aleminde ilerlemeler durmaya başlamıştır. Bu duraklamanın temel nedeni bağnazlıkta bilim ile uğraşmanın fuzuli bir iş olarak görülmesi ve fıkıh ilmine büyük oranda ağırlık verilmesi önemli bir rol oynamıştır.
Yüzyıllar geçse de hala aynı sözde hadisler bağnazlar arasında okutulmakta ve kabul görmektedir.
| “Dünya balığın üzerindedir. Balık başını sallayınca Dünya’da depremler olur.” (İbn-i Kesir Tefsiri 2/29)
“Yeryüzü suyun üzerindedir, su kayanın üzerindedir, kaya da balinanın sırtı üzerinde olup iki tarafı arş ile buluşur. Balina da ayakları havada olan meleğin sırtının üst kısmındadır.” (El-Heysemi, 8/131) “Sizden birinizin (yemek) kabına sinek düşecek olursa, onu iyice batırın. Zira onun bir kanadında hastalık, diğerinde şifa vardır. O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur.” (Ebû Dâvud, Et’ime 49; Buhârî, Tıbb 58, Bed’ü’l-Halk 14; İbnu Mâce, Tıb 31; Nesâî, Fera’ 11) “Kim sabah 7 acve hurması yerse geceye kadar ona zehir ve sihir tesir etmez.” (Buhârî, Et’ıme 43, Tıb 52, 56; Müslim, Eşribe 155) “Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine’ye gelerek Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara dokununca Peygamber onlara deve idrarını içmelerini öğütledi.” (Buhari Tıp5/1, Hanbel, 3/107,163) |
Oysaki günümüzde gittikçe hızlanan bilimsel ve teknolojik gelişmeler, hepsi Allah’ın nimetleridir. Allah’ın insanların hayatlarını kolaylaştırmak, konforunu artırmak için yarattığı vesilelerdir. Modern dünyadaki yeniliklere kendini kapatmanın İslam diniyle hiçbir ilgisi yoktur.
Buraya kadar aktardığımız izahlarda da görüldüğü üzere; eğlencenin, müziğin, dansın, sanatın, bilimin yasak olduğu kavruk, kapalı, karanlık bir dünyada insanın sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşayabilmesinin mümkün olmayacağı açıktır.
⇒ BAĞNAZLAR KENDİLERİNDEN OLMAYANI ÖLDÜRMEYİ NORMAL GÖRÜRLER
Bağnazlar, namaz kılmayan, oruç tutmayan, sakalı olmayan, hatta sakalları kendi mezheplerine göre uygun boyda olmayan kişilere karşı her türlü şiddeti uygulamayı kendi dinlerine göre “caiz” görürler.
Kuran’a göre “…haksız yere bir insanın öldürülmesi, bütün insanların öldürülmesi…” (Maide Suresi, 32) anlamına gelir. Çok büyük bir günah ve suçtur. Ancak bağnazlık dininde CİNAYET NORMALDİR ve bazı kesimler de sözde İslam adına bu vahşeti uygulamaktadır.
Aşağıda Kuran’da yer almayan ancak bağnazlık dininde öldürmeyi gerektiren bazı hükümlerden örnekler verilmiştir:
|
|
|
BAĞNAZLIK DİNİNE GÖRE |
KURAN’A GÖRE |
|
1 |
İçki içen kişinin hükmü nedir? |
5. kez ısrar ederse ÖLDÜRÜLÜR |
ÖLDÜRME YOKTUR. Sarhoşluğu geçene kadar namaz kılmaz. |
|
2 |
Zina edenlerin hükmü nedir? |
ÖLDÜRLÜR, TAŞLANARAK ÖLDÜRÜLÜR |
ÖLDÜRME YOKTUR. TAŞLAMA YOKTUR. 4 şahit zinayı gözüyle görmediği sürece SUÇ KABUL EDİLMEZ. İFTİRA ATANA DA CEZA VERİLİR. |
|
3 |
Hırsızlığın hükmü nedir? |
ÖLDÜRÜLÜR |
ÖLDÜRME YOKTUR. EL KESİP KOPARMA YOKTUR. Sebebi araştırılır, affetme esas alınır, ısrar edene BELİRTİCİ OLACAK BİR İŞARET ÇİZGİSİ KOYULUR. |
|
4 |
Dinden dönenin hükmü nedir? |
ÖLDÜRÜLÜR, BOYNU VURULUR |
ÖLDÜRME YOKTUR. Dinde zorlama ve baskı yoktur. Herkesin inanç özgürlüğü vardır. |
|
5 |
Namazı terk edenlerin hükmü nedir? |
ÖLDÜRÜLÜR |
ÖLDÜRME YOKTUR. İstediğini yapabilir. |
|
6 |
Namazı terk eden çocukların hükmü nedir? |
DÖVÜLÜR |
DÖVMEK YOKTUR. Zorlama yoktur. İstediğini yapabilir. |
|
7 |
Zekât vermeyenin hükmü nedir? |
ZORLA ALINIR, SAVAŞ AÇILIR, ÖLDÜRÜLÜR, BOYNU VURULUR |
ÖLDÜRME, ZORLAMA YOKTUR. İstediğini yapabilir. |
|
8 |
Orucu terk etmenin hükmü nedir? |
HAPSEDİLİR, YEMEK ve SU VERİLMEZ. |
HAPSEDİLMEZ, AÇ ve SUSUZ BIRAKILMAZ. İstediğini yapabilir. Güç yetiremeyenler oruç yerine yoksulları doyurabilir. Hastalar olanlar iyileşince tutabilir. |
|
9 |
Sarhoşken dinden çıktığını söyleyenin hükmü nedir? |
Kendine gelmesi beklenir, tövbe etmezse ÖLDÜRÜLÜR. |
ÖLDÜRME YOKTUR. Dinde zorlama yoktur. İstediğini yapabilir. |
|
10 |
Peygambere (s.a.v.) saygıya uygun olmayan söz söyleyenin hükmü nedir? |
TÖVBEYE ÇAĞIRILMADAN, HEMEN ÖLDÜRÜLÜR. |
ÖLDÜRME YOKTUR. Müslüman o ortamdan kalkıp uzaklaşır. Herkes her zaman tövbe edilebilir. |
Günümüzde “EHLİSÜNNET OLDUKLARINI İDDİA EDEN BİR KISIM KİŞİLERİN” Kuran ve İslam’a uymayan ÖLDÜRME HÜKMÜ konusundaki anlatımlardan örnekler:
ŞEMSETTİN ÖZAYKAN:
“İmam Malik, İmam Şafi, İmam Ahmed İbn Hanbel diyor ki; ‘NAMAZ KILMAYANIN CEZASI ÖLÜMDÜR, İDAMDIR, İDAMLA YARGILARIM’. 3 gün içerisinde namaz kıldı mı kıldı, kılmadı mı 3 mezhebin imamına göre cezası idamdır. Allah Katında cezası idamdır. ŞEHRİN ÇÖPLÜĞÜNE ATACAĞIZ CENAZESİNİ.” |
CEVAT AKŞİT:
“ZİNA ETMESİ HALİNDE, CEZASI EĞER DİN UYGULANACAK OLSA, ÖLÜM. KADININ DA ERKEĞİN DE.” |
CEMAL NAR:
“BİR ADAM ZİNA ETTİĞİNDE CEZASI ÖLÜMDÜR. Ölüm cezası da taşlanarak öldürülmek şeklinde tespit edilmiştir. Ehl-i Sünnet ve cemaat mezhepleri bu konuda ittifak etmişlerdir.” |
HALİS ATİLLA:
“Bir kimse eğer dinden döner, İslam’ı reddederse hemen üç kere tövbeye çağırılır. ANCAK TEVBE ETMEZSE ÖLDÜRÜLÜR, onun cenazesi yıkanılmaz, üzerinde namaz kılınmaz cenazesi de Müslümanların mezarlarına defnedilmez.” |
BAĞNAZLIĞIN TEK ÇÖZÜMÜ:
MÜVEKKİLİN DE YILLARDIR YAPTIĞI GİBİ,
KURAN’DAKİ GERÇEK İSLAM’IN ANLATILMASIDIR
Buraya kadar delilleriyle ortaya koyduğumuz bağnazlığın dünya çapındaki tehlikeli gidişatını DURDURMANIN TEK YOLU KURAN’A DAYALI GERÇEK İSLAM’IN ANLATILMASIDIR.
Bağnazlık Kuran’a dayalı İslam’ın karşısında kurulmuş bir sistem olduğu için, yapılacak mücadele ancak Kuran’la mümkündür.
İSLAM SEVGİ DİNİDİR. İslam’ın barışçıl, teröre ve şiddete kesin olarak karşı çıkan, kadına değer veren, kardeşliği, hoşgörüyü, yardımlaşmayı, affediciliği, yani herşeyde sevgiyi temel alan ve KOLAYLIKLA YAŞANILABİLİR bir din olduğunun anlatılmasıyla Müslümanlar aleyhindeki yanlış algılar da tümüyle son bulacaktır.
Nitekim bağnazlığın gerçek dinmiş gibi giderek güçlendiği ve hakimiyetini artırdığı bir dönemde, müvekkil Adnan Oktar’ın çalışmaları, bağnazlığın tehlikesini tam olarak ortaya koymuş, dinin özünün anlaşılması ve uygulanması mümkün olmuştur.
Bağnazlığın, geleneksel din anlayışının tek din gibi gösterilmesi, gerçek İslamiyetin ortadan kalkmasına sebep olacakken, müvekkilin çalışmaları yetişmiş, bu çok büyük belayı bertaraf etmiştir.
Genç nesil, bağnazlığı kabul etmediği için dinden uzaklaşırken, müvekkilin Kur’an’ın özünü, gerçek dini, sahabe döneminde yaşandığı şekliyle ve sadece Kur’an’a bağlı olarak anlattığı eserleri vesilesiyle, genç nesil dine yönelmiştir.
Müvekkil Adnan Oktar’ın 40 yılı aşkın süredir titizlikle yürüttüğü çalışmaları vesilesi ile BAĞNAZLIK FİTNESİ ÖNÜNDE ADETA BİR SET OLMUŞTUR.
“Biz olmasak İslam ülkelerini helak edecekler Allah esirgesin, Müslüman bırakmayacaklar. Allah bizleri vesile ediyor da elhamdülillah bu fitneyi durduruyoruz.”
(Müvekkilin 2 Mart 2016 tarihli A9 TV canlı yayın konuşmasından alıntı)
Ancak müvekkilin cezaevinde bulunduğu 8 yılı aşkın süre boyunca başta ülkemizde olmak üzere özellikle gençler arasında dindarlık oranında ciddi bir düşüş yaşandığı bir gerçektir. Diyanet İşleri Bakanlığı genç nesil ile bağlantı kurmada, onlara dini anlatmakta ne kadar yetersiz kaldıklarını sık sık dile getirmektedir.
Müvekkil Adnan Oktar, bağnazlıkla mücadele kapsamında hazırlanan eserlerinin engellenmek yerine; ilgili kurumlarda yayınlanmasına ve okutulmasına olanak sağlandığı takdirde sorunun dünya çapında büyük ölçüde çözüleceğini ifade etmektedir.
Müvekkilin konuyla ilgili görüşlerini Sayın Mahkemenin bilgilerine bilvekale sunarız. 17.09.2026
MUSTAFA KARATAŞ:
CÜBBELİ AHMET HOCA:
ALPASLAN KUYTUL:
NURETTİN YILDIZ:
ŞEYH ABDULLAH YOLCU:
MEHMET EMİN AKIN:
ŞEMSETTİN ÖZAYKAN:
CEVAT AKŞİT:
CEMAL NAR:
HALİS ATİLLA: