ADNAN OKTAR’DAN DUYURUDUR
Müvekkile, “dine yeni bir yorum katmak” iddiasıyla eleştiri getirenlere ve hatta bunu yargılama konusu yapanlara yönelik olarak müvekkil, kendisinin yeni bir yorum getirMEdiğini, İslam’ın gerçeğini anlattığını, İslam dininin kaynağının KUR’AN-I KERİM olduğunu ve kendisinin KUR’AN’DAN DELİLLERLE insanlara ulaştığını belirtmiştir. Müvekkilin, yıllarca İslam’ı tebliğ anlamında etkili olmasının, gençlere ulaşabilmesinin, anlatımları vesilesiyle iman edenlerin oranının artmasının en önemli sebebi budur. Müvekkilin bu başarısının farkında olan, bu başarıyı kendi ideal ve amaçları için sakıncalı bulan ve bu nedenle de müvekkili durdurmak isteyenler, müvekkile yönelik gizli plan ve kumpasların hep perde arkasında olmuşlardır.
Bugün gelinen noktada, müvekkilin bu çabasında ne kadar haklı olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Günümüzde gitgide azalmakta olan dindarlık oranı, gençler arasında ateist ve deistlerin sayısının artması, insanların iman güçlerinin, neşelerinin, mutluluklarının azalması ve gitgide ümitsizliğe doğru sürüklenmeleri, KUR’AN MÜSLÜMANLIĞININ ANLATILMAMASININ bir sonucudur.
Müvekkilin cezaevine girdiği 2018 yılı sonrası dindarlık oranının ciddi şekilde düştüğü istatistiklerle sabittir. Konuyla ilgili farklı kesimlerin yapmış olduğu yorumlar, durumun vahametini yeterince gözler önüne sermektedir:

Yukarıdaki gazete haberi, 2019 yılına aittir. Bu tarih, müvekkilin cezaevine girmesinden hemen sonraki bir tarihtir ve dindarların sayısındaki düşüş, bu tarihlerde başlamıştır.

Kaynak: https://medyascope.tv/2023/11/09/turkiyede-dindarlik-muslumanlik-algisini-degisiyor-mu/


DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşma

Nureddin Yıldız’ın 7 Ocak 2022 tarihinde YouTube kanalındaki konuşması
https://www.youtube.com/watch?v=YJTt6Ydj9nk

İhsan Eliaçık’ın 24 Ağustos 2024’te Kürsü TV isimli YouTube kanalında yaptığı konuşma
https://www.youtube.com/watch?v=-UcidN8LEuY

Kaynak: https://webtv.akittv.com.tr/genc-gorus/gencler-dinden-uzaklasiyor-mu-13598

Kaynak: https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-43832877

Cübbeli Ahmet Hoca
https://www.youtube.com/watch?v=twxYbN82888
Eski Kültür Bakan Namık Kemal Zeybek’in “gençlerin yüzde yetmişinin deist, ateist, panteist olduğu”na dair tespiti son derece önemlidir:

Kaynak: https://www.bursaarena.com.tr/yazarlar/namik-kemal-zeybek-113/seriati-elestirmek-suc-olmus-10261
Tüm bunlar olurken, gençler gitgide Allah inancından uzaklaşır ve ateizm ve deizm gibi ideolojilere yönelirken, Türkiye’de din konusunda insanları aydınlatma misyonu üzerine kurulmuş olan ve bu amaçla diğer TÜM BAKANLIKLARDAN ÇOK DAHA GENİŞ BİR BÜTÇEYE sahip olan, bir başka deyişle HALKA ULAŞMAK İÇİN OLDUKÇA GENİŞ İMKANLARA SAHİP olan DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’NIN önceki dönem başındaki isim olan Ali Erbaş, “GENÇLERE ULAŞAMADIKLARINI” itiraf etmiştir.

Kaynak: https://10haber.net/gundem/diyanet-topluyoruz-carpiyoruz-genclere-ulasamiyoruz-122417/
Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ise, Batman’da gerçekleştirilen bir sempozyumda, “gençliği dinden soğuttuklarını” ifade etmiştir.

Kaynak: https://ilkha.com/kultur/basiret-ve-hikmet-dilini-dijital-dunyaya-tasiyamadik-106787
Görmez, 2023 yılındaki bir başka röportajda ise, din söylemlerinin gençlerden uzaklaştığının itirafını yapmıştır.

Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=LEk2g00By5k
Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde, müvekkile göre, Türkiye’de oldukça vahim bir durum söz konusudur. Özellikle gençlerimiz, gitgide DİNSİZLİĞE SÜRÜKLENMEKTE, kendi YARATICILARINI TANIMAMAKTA, hatta bir kısmı DİNDARLARA ÖFKE DUYMAKTA ve ülkenin Diyanet İşleri Başkanı, GENÇLERE ULAŞAMADIĞINDAN VE CAMİLERİ DOLDURAMADIĞINDAN yakınmaktadır. Bu vahim durum, gitgide kötüleşmekte, ateizm ve deizme yöneliş ciddi boyutlara ulaşmaktadır.
Ancak müvekkile göre daha ilginç olan, tüm bunlar olurken;
Dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, Cuma hutbelerinde, KADINLARIN KIYAFETLERİNİ VE GÖRÜNÜMLERİNİ ELEŞTİREN, ONLARIN NE GİYECEKLERİNE VE NE GİYMEYECEKLERİNE KARIŞAN, GÜNAHKAR VARLIKLAR OLDUKLARINI TARİF EDEN vaazlar veriyor olmasıdır. Müvekkile göre İŞTE TAM OLARAK BU ZİHNİYET, gençlerin Allah’a yönelmelerinin önündeki en büyük ENGELDİR.
Hurafe Dinini Z Kuşağına Beğendirme Çabası Daima Hüsranla Sonuçlanacaktır
Şu an hali hazırda Diyanet görevdedir; çeşitli hocalar sürekli olarak televizyonlarda boy göstermektedir; camilerde vaazlar verilmekte, Ramazan ayında yayınlar yapılmakta, camilerde yapılan çeşitli etkinlikler ile gençler İslam’a kazandırılmaya çalışılmaktadır. Ancak beklenenin aksine gençler, sürekli olarak KAYBEDİLMEKTEDİR. İmam hatip mezunu olan gençler arasında dahi, ateizme deizme yöneliş oldukça yüksek boyutlardadır.
Ne Diyanet, ne cami hocaları ne de ekranlarda boy gösteren alimler, GENÇLERE ULAŞAMAMAKTADIR. İnsanları İslam’a KAZANDIRAMAMAKTADIR. Onlara, ihtiyaçları olan dini bilgiyi ULAŞTIRAMAMAKTADIR. Bu, bizim iddiamız değildir; bu, son 9 yılda Türkiye’de gençlerin dinden uzaklaşma oranlarının gösterdiği sonuçtur.
Zaten böyle olması da beklenen bir şeydir. Kur’an’a dayalı olmayan bir üslup üzerinden, sadece hurafelere dayanarak anlatılan din anlayışı, gençler arasında, özellikle Z kuşak ve onu takip eden Alfa kuşak arasında KABUL GÖRMEMEKTEDİR ve ASLA KABUL GÖRMEYECEKTİR. Söz konusu yeni kuşak,
Teknolojinin merkezinde doğmuşlardır; her şeyi saniyeler içinde araştırıp öğrenme yetisine sahiptirler.
Sorgulayıcı ve araştırmacıdırlar. Anlatılana körü körüne inanmaz; araştırıp anladıktan sonra kanaat getirirler.
Otoriteyi doğrudan kabul etmezler; adalete, eşitliğe ve hak savunuculuğuna önem verirler.
Bağımsızlığı ve bireysel özgürlüğü severler.

Geçmişte, hurafelerle, mevzu (sahte) hadislerle anlatılan ve bu şekilde dinleyici bulan din anlayışı, bugün bu kuşaklar tarafından kabul edilmeMEktedir. Söz konusu kuşaklar, anlatılan bu hikayelerin GERÇEKLERİ YANSITMADIĞINI bilmekte ve araştırmaktadır.
Müvekkilin yıllar boyunca yaptığı çalışmalar, söz konusu nesiller üzerinde halen oldukça etkilidir. Pek çok nesil, müvekkilin Kur’an’a dayalı anlatımlarını öğrenip anlayarak yetişmiş ve gerçek İslam’ın ne demek olduğunu çok iyi anlamışlardır. Dolayısıyla, BU GENÇLERE HURAFELERE DAYANAN, ÖFKELİ, YASAKÇI, BAĞNAZ YÖNTEMLERLE ULAŞMAYA ÇALIŞMAK, BEYHUDE BİR ÇABADIR.
Kur’an Dışı Zihniyetin Üniversite Gençlerine Ulaşabilmesi İmkansızdır
Müvekkilin her zaman hatırlattığı gibi, şu anda Diyanetten herhangi bir kişi veya bir cami hocası, örneğin İTÜ’ye veya ODTÜ’ye gidip oradaki öğrencilerle konuşmaya hiçbir şekilde cesaret edemez. Anlatımlarının, oradaki öğrenciler tarafından tepki çekeceğini, onların yöneltecekleri sorulara cevap vereMEyeceklerini, sorguladıkları konularda yetersiz kalacaklarını gayet iyi bilirler.
Geçmişte çeşitli hocaların bu tip platformlarda konuşmalar yapması, sempozyumlar vermesi mümkün olur ve söz konusu hocalar, dönemin bazı gençlerini kendi yöntemleriyle ikna edebilirlerdi. Ancak şu anda, aynı yöntemlerle Z kuşağına ulaşmaları mümkün değildir.
Her şeyden önce oradaki gençlerin büyük bölümünü etkisi altına almış olan Darwinist yanılgı ile mücadele edilmesi gerekmektedir. Söz konusu hocaların bilimsel yöntemlerle Darwinizm’i çürütecek bir altyapısı ve etki gücü olmadığı da bilinmektedir.
Buradaki zorluk, söz konusu öğrencilerin dine mesafeli olmalarından vs. kaynaklanmamaktadır. Oradaki öğrenciler, genellikle Darwinist görüşe sahip olsalar da, sol cenahı temsil etseler de; kendilerine Kur’an Müslümanlığının güzelliği anlatıldığında, bunu canı gönülden kabul edecek insanlardır.
Söz konusu hocalar, kendileri de durumun farkındadırlar. Zaten sırf bu nedenle genellikle halkın belli bir kesiminin iştirak ettiği yayınlarda boy göstermekte ve bu yayınlarda “HANGİ EVLİLİĞİN CAİZ, HANGİ SAKAL TÜRÜNÜN HARAM, HANGİ DİŞ FIRÇALAMA METODUNUN MAKBUL OLDUĞUNU” anlatmakta, bundan ötesine geçememektedirler. Hatta kimi zaman izleyicilerin de, soruların da özel seçildiği bazı programlar, din adına konuşulanlar bakımından insanı hayrete düşüren içeriklerde olmaktadır. Bunlara bazı örnekler, aşağıda takdirinize sunulmaktadır.

Hocalara bu sorular sorulurken, insanlara;
Allah tanıtılmaMAkta,
Allah sevgisi öğretilmeMEkte,
Allah’ın her yeri kapladığı anlatılmaMAkta,
Her an yalnızca O’nunla baş başa olduğumuz gerçeği izah edilmeMEkte,
Allah’ın, kainattaki muhteşem eserlerin kudretli Yaratıcısı olduğu tarif edilmemektedir.
Oysa müvekkilin yıllar boyunca yaptığı tam olarak bu olmuştur.
İşte bu nedenledir ki, müvekkilin Kur’an’daki İslam dinini anlattığı yıllarda, GENÇLER BÜYÜK ORANDA İMAN İLE BULUŞMUŞ, DİNDARLIK ORANI CİDDİ BİR ARTIŞ GÖSTERMİŞTİR.
Hatırlanacağı gibi müvekkil, A9 TV’de gerçekleşen canlı yayınlar sırasında, üniversiteli ateist gençleri programa davet etmiş ve söz konusu gençler bu çağrıya icabet ederek programlara katılım sağlamışlardı. Kendilerine anlatılan Kur’an Müslümanlığı son derece ilgilerini çekmiş, dini tamamen yanlış tanıdıklarını, böyle bir din anlayışına elbette yakınlık duyacaklarını belirtmişlerdir.

Müvekkilin, üniversiteli gençlerin bulunduğu bir ortamda, onların fikirlerine HEM BİLİMSEL HEM DE KUR’AN’DAN DELİLLERLE cevaplar getireceğini, ONLARI KISA SÜREDE İKNA EDECEĞİNİ, bunu da SON DERECE SEVECEN VE İNSANCIL BİR ORTAMDA, ONLARA SEVGİSİNİ VE ŞEFKATİNİ HİSSETTİREREK yapacağına dair eminiz kimsenin şüphesi yoktur. Bu, müvekkilin GEÇMİŞTEN BERİ SÜREGELEN BİR BAŞARISIDIR ve DENENMİŞ ve SONUÇLARI GÖRÜLMÜŞTÜR.
Gençlere Allah’ı Sevdiren Hiçbir Faaliyet Olmaması Vahim Bir Durumdur
Yukarıdaki izahlardan ve günümüz gençlerinin durumundan da anlaşılabileceği gibi, müvekkile göre, şu anda gençlerimize Allah’ı sevdirmeyi hedefleyen ve bunu başaran HİÇBİR FAALİYET YAPILMAMAKTADIR. GENÇLER, ADETA KENDİ BAŞLARINA BIRAKILMIŞ ve bu hallerine razı olunmuş gibidir. Diyanet’in veya cami hocalarının geleneksel yöntemleri devam ettirme konusundaki ısrarı, vahim sonuçlara neden olmaktadır. Şu anda hem Z kuşağı hem de yeni gelişmekte olan Alfa kuşağı, kendi Yaratıcılarını gereği gibi tanıyamadan, batıl akımlara kapılmaktadırlar.
Durumun vahametinin görülmesi ve bu konuda gerçekten etkili çalışmalar yapılması çok önemlidir. Müvekkilin tecrübelerinden faydalanılması mutlak surette başarı kazandıracaktır. Daha önce de çok defa belirttiğimiz gibi, müvekkil bu konuda her türlü yardıma hazırdır. Bunun için cezaevinden çıkma gibi bir beklentisi yoktur, danışmanlıkta bulunacağı kişilerle görüşmesinin sağlanması yeterli olacaktır.
Türkiye’yi büyük sorunlara doğru götüren bu vahim duruma bir an önce çare bulunması, Kur’an Müslümanlığına dayalı dindar bir nesil yetiştirilmesi için her türlü tedbirin alınması son derece önemlidir. Fakat müvekkile göre, bu konuda zaten uzun bir zaman israfı söz konusu olmuştur. Bir an önce harekete geçmek önem arz etmektedir.
Müvekkilin yukarıdaki görüşlerini takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 18.09.2026