Doğu Perinçek, Adnan Oktar İsmini Kullanarak Prim Yapma Yöntemini Artık Terk Etmelidir

By gundem
17 Min Read

ADNAN OKTAR’DAN DUYURUDUR

1 Eylül 2026 tarihinde Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Vatan Partisi İzmir İl Başkanlığı’nda bir basın toplantısı düzenlemiş ve son dönemde çeşitli dini cemaat lider ve üyelerine yönelik operasyonlar üzerinden müvekkil Adnan Oktar hakkında bazı izahlarda bulunmuştur. Doğu Perinçek’in söz konusu açıklamaları ile ilgili olarak aşağıdaki açıklamaları sunuyoruz.

Doğu Perinçek

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, uzunca bir zamandır gerek basın açıklamalarında teveccüh kazanabilmek gerekse miting ve toplantılarına insan kazandırabilmek adına, müvekkil Adnan Oktar’ın adını sıklıkla zikretmektedir. Bu aslında bir süredir pek çok gazeteci tarafından yoğun olarak kullanılan bir yöntemdir. Bir kısım gazeteciler, yazılarının okunmadığını fark ettikleri anda, genellikle müvekkilin adını yazılarında geçirmekte ve bu şekilde yazılarını okunur hale getirmeye çalışmaktadırlar. İnsanlar, müvekkilin ismini duyduklarında söz konusu yazılara yöneldiklerinden, bu yöntem, gerek söz konusu gazeteciler gerekse bir kısım yayın organları tarafından sıklıkla tercih edilir hale gelmiştir.

Takipçisi oldukça az olan Doğu Perinçek de, bu tip basın toplantılarında dikkatin kendisinde olmasını ve toplantıya katılımın sağlanmasını mümkün kılmak için, basın toplantısının henüz tanıtım aşamasından itibaren özellikle müvekkilin adını geçirmiş ve konuşmasını da sürekli olarak müvekkile bağlamıştır.

Doğu Perinçek’in, Müvekkilin Adını Sürekli Zikretmesinin Nedeni Yaşadığı İdeolojik Yenilgidir

Doğu Perinçek, geçmiş yıllardan beri müvekkilin ismini bir türlü aklından çıkaramamakta, hemen her konuyu müvekkil ile ilişkilendirmektedir. Bunun temel sebebi, müvekkilin etkili bilimsel çalışmaları ile DARWİNİZM’İ VE KOMÜNİZMİ TAMAMEN YIKIMA UĞRATMASI ve Doğu Perinçek’in ideolojisinin tümüyle geçersiz kılınmasıdır.

Doğu Perinçek, geçmişten bugüne müvekkilin etkisinin oldukça farkındadır. Müvekkilin, Darwinist, komünist, materyalist ideolojileri YIKMASI, eminiz ki Doğu Perinçek’in karşılaşmayı ummadığı bir yenilgidir. Aynı zamanda Doğu Perinçek, müvekkilin, Kur’an’daki gerçek İslam’ı yaşayıp uyguladığını ve fikirlerinin imani ve bilimsel temelini müthiş GÜÇLÜ BİR ZEMİNE oturtmuş olduğunu görmektedir. Bu nedenle de HER KONUDA MÜVEKKİLİN MUTLAKA BAŞARI KAZANACAĞINDAN EMİNDİR. Bütün bunları görebilmesinin bir sonucu olarak, müvekkilin güçlü şekilde etkisi altındadır.

Doğu Perinçek, PKK Terör Örgütü Elebaşı Abdullah Öcalan’ın, geçmişte müvekkil ile ilgili tespitlerini eminiz ki yakından bilmektedir. PKK Terör Örgütü Elebaşı Abdullah Öcalan, 2001 yılında yazdığı “Oligarşik Cumhuriyet Gerçeği” isimli kitabında, müvekkil Adnan Oktar’ın ilmi çalışmalarının etkisini şu şekilde itiraf etmiştir:

“Tepede de MİT’in Türk oligarşik yapısının emrindeki din adamları vardır. Hem de filozofça din adamlarıdır bunlar. Osmanlı sultanlarında da tarih boyunca yol gösterenler din adamları değil miydi? Şimdi de rejime yol gösterecek din adamları vardır. MESELA O ADNAN HOCALAR NASIL ORTAYA ÇIKARILDI?”

Doğu Perinçek, kendisi de müvekkil ile ilgili yıllar önce önemli bir analiz yapmış ve bir konuşmasında şu sözleri sarf etmiştir:

“Adnan Hoca’nın talebeleri bütün Anadolu’yu karış karış gezdiler, Darwinizm’in ve materyalizmin aleyhinde çalışmalar yaptılar ve AK Parti iktidar oldu. AK PARTİ’NİN FELSEFİ ZEMİNİNİ ADNAN OKTAR SAĞLADI.”

Bu önemli analiz son derece doğrudur; ancak eksiktir. Doğu Perinçek’in bugün yüzde 0,1 oy almasının da, Vatan Partisinin ideolojik temeli olan komünizmin sona ermesinin de zeminini sağlayan ADNAN OKTAR’dır. Şayet Doğu Perinçek şu anda farklı bir çizgide olsa, Kur’an’daki İslam’ın gerçekliğini kabul etse, MÜVEKKİL, TÜM ETKİLİ KATKILARIYLA DOĞU PERİNÇEK’İ DE KUŞKUSUZ HEMEN İKTİDAR YAPABİLİR. Eminiz bunu Doğu Perinçek’in kendisi de çok iyi bilmektedir.

Müvekkil Cezaevinde Olsa da Fikirleri Hep İktidardadır

Doğu Perinçek, müvekkilin etkisini oldukça iyi bir şekilde analiz edecek yeterlilikte bir sosyologdur. Kendisinin müvekkili unutamaMAsı, sürekli bilinç altında tutması, sürekli zikretmesi de müvekkilin ideolojik anlamda oluşturduğu bu etkiye duyduğu hayranlıktan kaynaklanmaktadır. Doğu Perinçek’in, aslında, diğer cemaatlerle herhangi bir sorunu yoktur. Bu cemaatlerin kendi halinde dini topluluklar olduğunu gayet iyi bilmektedir. Ancak doğrudan sadece müvekkil hakkında konuşamayacağı için, konuyu, bir tarikatlar cemaatler başlığı altında tutmakta ve genelleştirmektedir. Asıl hedefin müvekkil olduğu ortadadır.

Doğu Perinçek’in, 9 yıldır cezaevinde bulunan ve hakkında 8 bin yıl ceza hükmü verilmiş olan müvekkili, çoktan gündeminden çıkarmış olması gerekirdi. Ama görüldüğü gibi bu, bir türlü mümkün olmaMAktadır. Müvekkilin etkisinin halen devam etmesi, söz konusu ideolojilere karşı galibiyetinin hala sürmesi ve komünist, materyalist ideolojilerin bir türlü tekrar canlanıp ayağı kalkamaMAsı, müvekkilin, Doğu Perinçek’in gündeminden çıkmasını engellemektedir.

Doğu Perinçek, muhtemelen, müvekkilin yakın bir zamanda cezaevinden çıkma ihtimalinden çekince duymaktadır. Kendisi, müvekkilin herhangi bir suç nedeniyle cezaevinde olMAdığını, dava dosyasının BOMBOŞ olduğunu, ideolojik anlamda susturulmak istendiğini en iyi bilenlerden biridir. Dolayısıyla, müvekkilin beraat alacağından da emindir. Bu nedenle de, müvekkilin her an serbest kalacağına dair bir endişe içindedir.

Oysa müvekkilin fikirlerinin vurucu darbesi, müvekkil cezaevinde olsa da olmasa da devam etmektedir. Darwinizm ve komünizm, müvekkil tarafından, cezaevi öncesinde bilimsel ve ideolojik olarak YOK EDİLMİŞTİR. Bunlara dair tüm deliller tüm topluma sunulmuştur. Müvekkilin cezaevinde bulunduğu son 9 yıl boyunca da bu çöküş hızla devam etmiştir. Dolayısıyla MÜVEKKİL CEZAEVİNDE OLSA DA, FİKİRLERİ HEP İKTİDARDADIR.

İşte bu nedenle müvekkilin etkili olabilmesi için cezaevinden çıkması şart değildir. Türk toplumu, müvekkilin fikirlerini de, bunların kesin doğru olduğunu da bilmektedir. Artık Doğu Perinçek için ideolojisini kurtarabilmesinin hiçbir yolu YOKTUR. DOĞU PERİNÇEK’İN YAPMASI GEREKEN, KOMÜNİST İDEOLOJİNİN BİTTİĞİNİ KABUL ETMEK VE KUR’AN MÜSLÜMANLIĞININ TEK GEÇERLİ VE GÜÇLÜ YAŞAM ŞEKLİ OLDUĞUNU KABUL ETMEKTİR.

Doğu Perinçek’in Bahsettiği “Devrim”,
Ancak Hayallerinde Yer Almaktadır

Yıllardır hayali bir “devrim” özlemi içinde olan Doğu Perinçek, söz konusu basın toplantısında da iki cümlede bir aynı hayali “devrim”den bahsetmiştir. Bu hayali “devrim”, yıllardır Doğu Perinçek’in dilindedir ama bir türlü gerçekleşemeMEktedir. 84 yaşındaki Doğu Perinçek, neredeyse 50 yıldan beri uğraşmakta ama ne demokratik devrimini ne de komünist devrimini hayata geçiremeMEktedir. Devrim beklentisi içinde, oylarını ancak yüzde 0,1’e ulaştırabilmektedir. Bu, bir devrim değil; hezimettir.

Oysa Doğu Perinçek, Maocu zihniyetin, komünist anlayışın sonunun geldiğini fark edemeyecek düzeyde bir insan değildir. Maocu zihniyetin insanlar tarafından destek görmediğini ve asla destek görmeyeceğini anlamayacak durumda da değildir. Kendisinin yapması gereken, apaçık doğruyu görüyorken buna direnmeMEsi, tek kurtuluş yolunun Kur’an Müslümanlığı olduğunu anlamazlıktan gelmeMEsidir.

Doğu Perinçek’i Aydınlatalım:
Atatürk
, bir Kur’an Müslümanıydı

Doğu Perinçek, basın toplantısı esnasında sıklıkla Büyük Önder Atatürk’ün, tarikatlarla ilgili bir sözünü tekrarlamış ve kendince Mustafa Kemal Atatürk’ü, “dine karşıt” bir lider gibi göstererek kendi tezlerine altyapı bulmaya çalışmıştır. Oysa bu konuda çok yanılmaktadır.

Büyük Önderimiz Atatürk’ün en önemli özelliği bir Kur’an Müslümanı olmasıdır. Atatürk, kendi döneminde bağnazlığa karşı olmuş ve bağnazların toplum içindeki etkisini elinden geldiğince ortadan kaldırarak, gerçek İslam dininin hakim olmasını istemiştir. Bu amaçla hareket ettiğinden, Allah, kendisine bu konuda başarı vermiş ve bağnazlık, yeni Türkiye’de yaşam alanı bulaMAmıştır.

Atatürk, bağnazlığa karşı mücadeleyi DİNSİZLİK YOLUYLA YAPMAMIŞTIR; Doğu Perinçek bu konuda çok yanılmaktadır. Bağnazlığa eleştiriler yöneltirken, aynı anda Kur’an’ı ve İslam’ı sürekli olarak övmüş, dinine verdiği önemi sürekli olarak zikretmiş ve Kur’an Müslümanlığının, yeni kurduğu Türkiye Cumhuriyeti için büyük önem arz ettiğini de “DİN GEREKLİ BİR KURUMDUR. DİNSİZ MİLLETLERİN DEVAMINA İMKÂN YOKTUR” sözleriyle dile getirmiştir.

Atatürk’ün din ile ilgili diğer bazı sözlerini, bizler de Doğu Perinçek’e hatırlatalım:

“TÜRK MİLLETİ DAHA DİNDAR OLMALIDIR. Yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. DİNİMİZE, BİZZAT HAKİKATE NASIL İNANIYORSAM BUNA DA ÖYLE İNANIYORUM.” (1923, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 3. Cilt, s.70)

“HANGİ ŞEY Kİ AKLA, MANTIĞA, HALKIN MENFAATİNE UYGUNDUR, BİLİNİZ Kİ O, BİZİM DİNİMİZE DE UYGUNDUR.” (1923-1924, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 2. Cilt, s.127)

DİN VARDIR VE GEREKLİDİR. (Asaf İlbay, Tan gazetesi, 13. 7. 1949)

EĞER BİZİM DİNİMİZ AKLIN MANTIĞIN UYDUĞU BİR DİN OLMASAYDI MÜKEMMEL OLMAZDI, SON DİN OLMAZDI. (1923-1924, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 2. Cilt, s.127)

MİLLETİMİZ DİN VE DİL GİBİ KUVVETLİ İKİ ERDEME SAHİPTİR. Bu erdemleri hiçbir kuvvet, milletimizin KALP VE VİCDANINDAN ÇEKİP ALAMAMIŞTIR ve alamaz. (1922, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 1. Cilt, s.66-67)

BİZİM DİNİMİZ, AKLA EN UYGUN VE EN DOĞAL BİR DİNDİR. Ve ancak bu nedenledir ki SON DİN OLMUŞTUR. BİR DİNİN DOĞAL OLMASI İÇİN AKLA, TEKNİĞE, BİLİME VE MANTIĞA UYMASI GEREKLİDİR. BİZİM DİNİMİZ BUNLARA TAMAMEN UYGUNDUR. 1923 (Atatürk’ün Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 1. Cilt, s.90)

MÜSLÜMANLIK, ASLINDA EN GENİŞ ANLAMIYLA HOŞGÖRÜLÜ VE ÇAĞDAŞ BİR DİNDİR. (Atatürk’ten BM., s. 70)

Allah kendisine uymaya mecbur tuttuğu insanların esasen kalp ve vicdanındaki gerçek gereksinimleri tamamen bilir. BU NEDENLE GÖNDERDİĞİ KİTAP, TAMAMEN O GEREKSİNİME UYGUN HÜKÜMLER İÇEREN BİR KİTAPTIR. 1921 (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 1. Cilt, s.203)

Kendisine, 1923 yılında armağan olarak küçük boyda bir Kur’an gönderilmesi üzerine teşekkürü: “BENCE DEĞERİNİ TAKDİRE İMKÂN OLMAYAN BU HEDİYEYİ, EN DERİN VE HÜRMETKAR DİN DUYGULARIMLA SAKLAYACAĞIM.” 1923 (Atatürk’ün T.T.B.IV, s. 480-481)

Doğu Perinçek açısından daha da vahim olan, Mustafa Kemal Atatürk’ün, KOMÜNİZME KARŞI oluşudur. Doğu Perinçek, kendi iddialarını desteklemek için, ısrarla Atatürk’ü örnek göstermeye çalışsa da gerçekler çok farklıdır. Atatürk, hayatı boyunca KOMÜNİZME KARŞI olmuş ve bu ideolojiyi Türk devletinden ve halkından daima UZAK TUTMUŞTUR.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 2 Kasım 1922 tarihinde Bursa’da, Fransız gazetesi Petit Parisien’in muhabirine verdiği resmi demeçte sarf ettiği şu sözleri de Doğu Perinçek’e hatırlatalım:

“Şurası unutulmamalı ki, bu tarz-ı idare, BİR BOLŞEVİK SİSTEMİ DEĞİLDİR. Çünkü, BİZ NE BOLŞEVİĞİZ NE DE KOMÜNİST; NE BİRİ NE DE DİĞERİ OLABİLİRİZ. Çünkü BİZ MİLLİYETPERVER VE DİNİMİZE HÜRMETKARIZ. Hülasa, bizim şekl-i hükümetimiz tam bir demokrat hükümetidir ve lisanımızda bu hükümet halk hükümeti diye yad edilir.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 3. Cilt, s.72)

Kendi sözlerinden anlaşılabileceği gibi ATATÜRK, SAMİMİ BİR MÜSLÜMANDIR VE KOMÜNİZME ŞİDDETLE KARŞIDIR.

Bağnazlık ile mücadele, müvekkil Adnan Oktar’ın da yıllardan beri yaptığı bir mücadeledir. Müvekkil, yıllar boyunca hep KUR’AN’DAKİ İSLAM’IN tebliğini yapmış ve İslam adı altında yaygınlaştırılan ve Kur’an’ı esas almayan ruhbanlık dinini tam anlamıyla reddetmiştir. Müvekkil, işte bu nedenle dünya çapında etkili olmuş, gerçek dinin güzelliğini gören gençler dindar olmaya başlamış ve müvekkil, Kur’an’dan delillerle, tüm kalplere dokunabilmiştir. Doğu Perinçek gayet iyi bilir ki, müvekkile yönelik eylemler ve kendisinin cezaevine konularak susturulması planı, TAM OLARAK BU BAŞARININ DURDURULMASI AMAÇLIDIR.

Ancak daha önce belirttiğimiz gibi, fikirler artık herkese ulaşmıştır. Toplum artık aydınlanmıştır. Aydınlanmış bir toplumu tekrar karanlığa alıştırmak mümkün değildir. Bu nedenle MÜVEKKİLİN FİKİRLERİ İKTİDARDA KALMAYA DEVAM ETMİŞ ve İNSANLARIN BAĞNAZLIĞI TERK EDEREK KUR’AN MÜSLÜMANLIĞINA DÖNÜŞLERİ HIZLANMIŞTIR.

Atatürk’ün de çabası, Kur’an Müslümanlığını korumak ve ülkemizi bağnazlıktan uzak tutmak üzerinedir. İşte tüm bu nedenlerle Doğu Perinçek, artık bir türlü başaramadığı devrim hayaline, Atatürk’ü örnek vermekten vaz geçmelidir.

Doğu Perinçek’e Bir Haberimiz Var:
İslam, Tek Bir Çatı Altında Birleşiyor

Doğu Perinçek, şu an gerçekleşen sürecin hikmetlerini tam olarak göremiyor veya görmezden geliyor olabilir. Müvekkile göre şu anda Devlet, tüm tarikat ve cemaatleri Mehdiyet çatısı altında toplamaktadır. İslam, tek bir çatı altında birleşmektedir. Her ne kadar şu anda bu haber, Doğu Perinçek için acı bir haber gibi görünse de, aslında onun da lehine bir durumdur.

Bilindiği gibi 2026 Ağustos ayının ilk haftasında Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında MEKKE ANLAŞMASI imzalanmıştır. Bu ittifak, bölgedeki İslam ülkelerinin bir araya gelmesi için ilk ve çok önemli bir adım olmuştur. Bu süreç, gitgide gelişecek ve gelişen bu ittifak dünya barışının öncüsü olacaktır.

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/gundem/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-ortak-savunma-anlasmasi-imzaladi/4021014

Mehdiyetin ilk dev adımı, bu anlaşmadır. Bu anlaşmaya, yakın bir zamanda, 40 ayrı ülke daha katılacaktır.

Doğu Perinçek, “Türk devrimi” hayallerinden bahsederken, TÜRK İSLAM BİRLİĞİ bütün ihtişamıyla gerçekleşmektedir.

İşte tüm bu sebeplerle bir kısım Maocular, komünistler ve solcular, cemaatlere yönelik yapılan bu polis operasyonlarıyla İslam’a karşı bir başarı elde ettiklerini ZANNETMEMELİDİRLER. Müvekkilin her zaman belirttiği gibi, Kur’an’daki İslam, yükselerek, güçlenerek, dört bir yana ulaşarak, herkesin kalbini fethederek ilerlemektedir. Bu ilerleme, tam da müvekkilin 40 yıldır anlattığı güzergahta devam etmekte ve tam olarak işaret ettiği zaferleri müjdelemektedir.

Hatırlatmak gerekirse, devlet, sırf Mehdiyet için SADAT’ı kurmuştur; bunun için milyonlarca liralık ödenek hazırlamıştır. Çünkü DEVLET, KUR’AN’DAKİ İSLAM’IN HAKİMİYETİNDEN DE MEHDİ’NİN ÇIKIŞINDAN DA EMİNDİR.

Bu, aslında Doğu Perinçek için de, onun görüşünü paylaşanlar için de bir MÜJDEDİR. Bahsettiğimiz birlik, komünistlerin de ateistlerin de beğenisini kazanacak ve her biri bu birliğin bir parçası olmayı isteyecektir. Tam anlamıyla iman edemeyenler de olacak, ancak yine de bu sistemin içinde yer alacaklardır. Kur’an’da bu tip kişilerin varlığı haber verilmiştir ve bunlar, esleme olarak adlandırılmışlardır. Bu kişiler, gerçekten iman etmeseler de, kendi istekleriyle İslam’a teslim olanlar olacaklardır.

Allah, Kur’an’da böyle kişilerin varlığını haber vermiştir:

Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız

Bedevîler, “İman ettik” dediler. De ki: “Siz iman etmediniz; ancak ‘İslam (Müslüman/teslim) olduk’ deyin. Çünkü iman henüz kalplerinize girmiş değildir. Eğer Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederseniz, O sizin amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Hucurat Suresi, 14)

Doğu Perinçek, kanaatimizce zaten bu niyettedir. Daha önce DUA EDERKEN verdiği görüntüler de bunu teyit eder mahiyettedir. Kendisine seslenişimizin altında yatan neden de budur.

Doğu Perinçek, Togg açılış töreninde dua ederken
(Kaynak:
https://www.yenisafak.com/gundem/dogu-perincekin-duasi-nevsin-menguyu-rahatsiz-etti-ataturklu-cevap-gecikmedi-3867228)

Her ne kadar Doğu Perinçek’in hedefi, basın toplantısında belirttiği gibi, cemaat mensuplarını “dönüştürmek” olsa da, ASIL DÖNÜŞÜME UĞRAYACAK OLANLAR DOĞU PERİNÇEK VE ONUN ZİHNİYETİNDEKİLER OLACAKTIR. BU, ONLAR İÇİN GÜZEL BİR HABERDİR.

Doğu Perinçek’e Sesleniyoruz

Doğu Perinçek, müvekkilin her zaman belirttiği gibi, olayları iyi analiz edebilen, zeki bir insandır. Bu nedenledir ki, müvekkil daima, Doğu Perinçek’in, kendisine izah edilecek şu hususları anlayabileceğine, kabul edeceğine inanmaktadır.

Sayın Doğu Perinçek;

Darwinizm, komünizm artık BİTMİŞTİR; yeniden dirilme imkanları YOKTUR.

Bu, ideolojik olarak SİZİN MAĞLUBİYETİNİZDİR ve BU MAĞLUBİYET, BİLİMSEL VE İLMİ YOLLARLA OLMUŞTUR.

Yüzde 0,1 oy, siyasi arenada bir BAŞARISIZLIKTIR; FİKRİ MAĞLUBİYETİN sonuçlarını buradan da anlamanız gerekir.

Samimi bir insan olmanıza rağmen, bu gerçeğe direnç göstermeMEniz gerekir.

Siz; kaliteli, görgülü, nezaketli, saygın ve genel kültürü yüksek olan bir insansınız. Atatürkçüsünüz, milliyetçisiniz, sosyal adaleti savunuyorsunuz. Bunlar elbette çok güzel özellikler.

ANCAK DİNE YÖNELİK ÖNYARGINIZ, ÇOK BÜYÜK BİR EKSİKLİĞİNİZ.

MÜSLÜMANLARA ÖFKE DUYMAMALISINIZ. KİN TUTMAMALI; ŞEFKATLİ OLMALISINIZ.

ALLAH KESİN VAR ve siz bunu açık şekilde biliyorsunuz.

Kur’an Müslümanlığının bağnaz anlayıştan FARKLI olduğunu ve asıl sosyal adaletin Kur’an’da tarif edildiğini de kanaatimizce çok iyi biliyorsunuz.

BÜTÜN BUNLARA DİRENMEMELİSİNİZ.

“Elhamdülillah Müslümanım“ demeniz çok güzel olur; o zaman TÜM TÜRKİYE SİZİ BAĞRINA BASAR.

“Elhamdülillah Müslümanım” demek, olabilecek en modern anlayış olan KUR’AN MÜSLÜMANLIĞINA SAHİP ÇIKMAKTIR; gericiliğe, bağnazlığa KARŞI OLMAKTIR.

Siz, EĞER KUR’AN’DAKİ MÜSLÜMANLIĞI SAVUNURSANIZ GÜÇLÜ OLURSUNUZ; fikirleriniz de güçlü olur ve karşılık bulur.

Bu, size hem BAŞARIYI hem MUTLULUĞU hem de aradığınız SOSYAL ADALETİ getirecek önemli bir davettir.

Dikkate almanız umuduyla…

Sonuç

Müvekkil Adnan Oktar’ın görüşlerinin aktarıldığı yukarıdaki yazıyı takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 09.09.2026


Dipnotlar:

  1. Kılıç Ali, Atatürk’ün Hususiyetleri, 1955 s. 116
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir