“Ben Mehdiyim” veya “Ben Evliyayım” İddiaları İslam İnancıyla Bağdaşmaz

By gundem
13 Min Read

KONU : Müvekkil Adnan Oktar’ın, bir kimsenin kendisi hakkında “Mehdiyim”, “veliyim”, “evliyayım”, “Allah tarafından seçilmiş özel bir kişiyim” şeklinde iddiada bulunmasının İslam inancı ve Kuran ayetleriyle BAĞDAŞMADIĞINA ilişkin görüş ve değerlendirmelerinin Sayın Mahkemenize sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR:

Dava dosyası kapsamında gündeme getirilen; müvekkilin sözde “kendisinin Hz. Mehdi olduğu” yönünde iddiada bulunduğu şeklindeki değerlendirmelerin GERÇEĞİ YANSITMADIĞININ anlaşılabilmesi bakımından;

müvekkilin, bir kimsenin kendisi hakkında “ELÇİYİM”, “RESULÜM”, “MEHDİYİM”, “VELİYİM” veya “ALLAH TARAFINDAN SEÇİLMİŞ ÖZEL BİR KİŞİ OLDUĞU” yönünde iddialarda bulunmasının İSLAM İNANCIYLA, KURAN AYETLERİYLE VE KULLUK ANLAYIŞIYLA BAĞDAŞMAYAN, NEN HARAM OLAN BİR ANLAYIŞ OLDUĞUNA ilişkin görüş ve değerlendirmelerinin ortaya konulması önem arz etmektedir.

Müvekkil, konuyla ilgili olarak Kuran ayetleri ve İslam’ın temel inançları doğrultusunda şu hususlara dikkat çekmektedir:

HİÇBİR MÜSLÜMAN KENDİSİ İÇİN ALLAH’A AİT BİR HÜKÜM VEREMEZ

Kuran’a göre insanların dini konumu, Allah Katındaki derecesi ve kendilerine verilmiş İlahi görevler, insanların KENDİ İRADESİ VEYA BEYANLARIYLA BELİRLENEBİLECEK HUSUSLAR DEĞİLDİR.

Bir Müslüman, (—haşa; Allah’ı ve dini değerleri tenzih ederiz—)

  • ALLAH ADINA KONUŞAMAZ;
  • Allah’ın kendisi hakkında vermediği bir hükmü KENDİ ADINA İLAN EDEMEZ.

Bu sebeple hiçbir Müslüman;

  • “Ben Allah’ın elçisiyim.”
  • “Ben resulüm.”
  • “Ben peygamberim.”
  • “Ben Mehdiyim.”
  • “Ben Allah’ın veli kullarındanım.”
  • “Ben Allah tarafından özel olarak seçildim.”
  • “Ben kesin cennetliğim.”
  • “Ben Allah Katında masumum.”

gibi iddialarda bulunamaz.

Çünkü bunların tamamı, kişinin kendi hakkında ALLAH’IN HÜKMÜNÜ AÇIKLAMASI anlamına gelir.

Kuran’da ise Allah böyle bir iddiayı AÇIKÇA YASAKLAMAKTA ve insanlara KENDİLERİNİ TEMİZE ÇIKARMAMALARINI EMRETMEKTEDİR:

—Kovulmuş Şeytandan Rahman ve Rahim Olan Allah’a Sığınırız—

“KENDİNİZİ TEMİZE ÇIKARMAYIN. KİMİN TAKVA SAHİBİ OLDUĞUNU EN İYİ BİLEN O’DUR.” (Necm Suresi, 32)

Yine Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır:

“De ki: Göklerde ve yerde GAYBI ALLAH’TAN BAŞKA KİMSE BİLMEZ.”
(Neml Suresi, 65)

Bir insanın;

Allah Katındaki DERECESİNİ,

GELECEKTEKİ GÖREVİNİ veya

CENNET EHLİNDEN OLUP OLMADIĞINI

kesin olarak bilmesi MÜMKÜN DEĞİLDİR.

1. ELÇİLİK VE RİSALET İDDİA EDİLEMEZ

Kuran’a göre elçilik tamamen Allah’ın seçimidir.

“Allah, elçiliği kime vereceğini en iyi bilendir.” (Enam Suresi, 124)

Bu sebeple hiç kimse “Ben Allah’ın elçisiyim.” Veya “Ben resulüm.” YEMEZ.

Çünkü bunun söylenebilmesi ANCAK ALLAH’IN VAHYİYLE MÜMKÜN OLABİLİR.

Ayrıca Allah, Kuran’da bildirildiği üzere,

“Muhammed Allah’ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur.” (Ahzab Suresi, 40)

buyurarak peygamberliği sona erdirmiştir.

2. VELİLİK VE MANEVİ MAKAMLAR İDDİA EDİLEMEZ

Kuran hiçbir insanın kendi nefsini temize çıkarmasına İZİN VERMEMEKTEDİR.

  • Bir Müslüman, “Allah’ın veli kullarından olmayı ÜMİT EDİYORUM.” YEBİR.
  • Fakat “Ben veliyim.” DEME HAKKINA SAHİP DEĞİLDİR.

Çünkü VELAYET de ALLAH’IN KULLARI HAKKINDAKİ HÜKMÜDÜR.

3. HZ. MEHDİ DE KENDİSİNİN MEHDİ OLDUĞUNU İDDİA EDEMEZ

Hz. Mehdi hakkında rivayet edilen hadislerde, onun kendi iradesiyle ortaya çıkacağına veya kendisini Mehdi ilan edeceğine ilişkin herhangi bir ifade BULUNMAMAKTADIR. Aksine, Hz. Mehdi’nin ALLAH’IN TAKDİRİYLE ORTAYA ÇIKACAĞI ve ALLAH TARAFINDAN SEÇİLECEĞİ bildirilmektedir.

Nitekim büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi de, ahir zaman şahıslarına ilişkin açıklamalarında bu konuyu şöyle dile getirmektedir:

Halbuki demiştik: Bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz. ÖYLE İSE O EŞHAS (ahir zamanın mühim şahısları HZ. MEHDİ (A.S.) ve HZ. İSA (A.S.)), hattâ o müthiş Deccal dahi ÇIKTIĞI ZAMAN ÇOKLARI, HATTÂ KENDİ DE BİDAYETEN (BAŞLANGIÇTA) Deccal OLDUĞUNU LMEZ.

BELKİ NUR-U ÎMÂNIN DİKKATİYLE (imanın verdiği basiret ve dikkatle), O EŞHAS-I ÂHİR ZAMAN (ahir zamanın mühim şahısları HZ. MEHDİ (A.S.) ve HZ. İSA (A.S.)) TANINABİLİR.

(Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 24. Söz, Üçüncü Dal.)

Bediüzzaman’ın, “Belki nur-u imanın dikkatiyle o eşhas-ı âhirzaman tanınabilir.” ifadesi, bu şahısların herkes tarafından açıkça bilinemeyeceğini; ancak iman nuruyla değerlendiren kimseler tarafından fark edilebileceğini ifade etmektedir.

Bu değerlendirme, Kuran’da bildirilen imtihan sırrı ile de uyumludur. Zira imani hakikatler, insanların iradelerini ortadan kaldıracak şekilde açık ve zorlayıcı biçimde ortaya konulmamaktadır. Aksi halde imtihanın anlamı kalmayacaktır.

Bu durum, Kuran’da bildirilen imtihan sırrının da bir gereğidir. Zira Allah, imani hakikatleri insanların iradelerini ortadan kaldıracak veya onları iman etmeye mecbur bırakacak şekilde açık ve zorlayıcı biçimde bir düzen yaratmaz. Aksi halde imtihanın sırrı ve anlamı ortadan kalkardı.

Nitekim Hz. Mehdi hakkında rivayet edilen hadislerde de, onun KENDİSİNİ MEHDİ İLAN EDECEĞİ DEĞİL, ALLAH TARAFINDAN GÖREVLENDİLECEĞİ bildirilmektedir.

“Mehdi biz Ehl-i Beyt’tendir. Allah onu bir gecede ıslah eder.” (İbn Mâce, Fiten, 34, Hadis No: 4085; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, I, 84.)

Yine Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

“Dünyadan bir gün dahi kalmış olsa Allah o günü uzatır ve BENİM EHL-İ BEYTİMDEN BİR KİMSEYİ GÖNDERİR…” (Ebû Dâvûd, Kitâbü’l-Mehdî, Hadis No: 4282; Tirmizî, Fiten, 52.)

Bu hadislerde dikkat çekilen husus, HZ. MEHDİ’NİN KENDİSİNİ MEHDİ İLAN ETMESİ DEĞİL, ALLAH’IN ONU SEÇMESİ, HAZIRLAMASI VE GÖNDERMESİR.

Dolayısıyla bir kimsenin “Ben Mehdiyim.” demesi;

  • Allah tarafından seçildiğini,
  • hadislerde bildirilen kişinin kendisi olduğunu,
  • Allah Katındaki özel görevini bildiğini

iddia etmesi anlamına gelir.

Bir kimsenin kendi nefsi hakkında bu şeklinde beyanda bulunması ise, kendi nefsi hakkında ALLAH ADINA HÜKÜM VERMESİ anlamına gelir. Böyle bir iddia, bir Müslümanın kulluk anlayışıyla bağdaşmayacağı gibi; İslam inancına göre bir Müslümanın söyleyebileceği veya ileri sürebileceği bir söz değildir.

Nitekim bu husus yukarıda açıklanan Kuran hükümlerine, Peygamberimiz (sav)’den rivayet edilen hadislere ve Bediüzzaman Said Nursi’nin Hz. Mehdi hakkındaki rivayetlere ilişkin açıklamalarına da açıkça aykırıdır.

4. MÜVEKKİL, KENDİSİ HAKKINDA HİÇBİR ZAMAN ELÇİLİK, MEHDİLİK VEYA BENZERİ BİR DİNİ MAKAM İDDİASINDA BULUNMAMIŞ; AKSİNE BÖYLE BİR İDDİANIN KURAN’A GÖRE MÜMKÜN OLMADIĞINI ISRARLA İFADE ETMİŞTİR.

Yukarıda açıklanan Kuran ayetleri, Peygamberimiz (sav)’den rivayet edilen hadisler ve Bediüzzaman Said Nursi’nin Hz. Mehdi hakkındaki rivayetlere ilişkin açıklamaları doğrultusunda müvekkil Adnan Oktar da uzun yıllar boyunca eserlerinde, makalelerinde, röportajlarında ve televizyon programlarında; hiçbir Müslümanın kendisi hakkında “Ben Mehdiyim.”, “Ben Allah tarafından seçilmiş özel bir kişiyim.”, “Ben Allah’ın veli kullarındanım.” veya benzeri şekilde dinî bir makam iddiasında BULUNAMAYACAĞINI AÇIKÇA ve DEFALARCA İFADE ETMİŞTİR.

Aşağıda yer verilen açıklamalar, müvekkilin bu konudaki kamuoyuna açık çok sayıdaki beyanından yalnızca çok kısa birkaç örneği oluşturmaktadır.

23 Haziran 2017 – A9 TV

“Hayatımın hiçbir döneminde Mehdilik iddiam OLMADI VE OLMAYACAK. Ama Mehdiyet bir gerçek. İsa Mesih’in gelişi de bir gerçek.”

28 Haziran 2017 – A9 TV

“Benim hiçbir zaman Mehdilik iddiam OLMADI VE OLMAYACAK. Bu konuda DEFALARCA kamuoyu önünde YEMİN ETTİM.”

22 Temmuz 2017 – A9 TV

“Hiçbir zaman Mehdilik iddiam OLMADI, OLMAZ. Hocalık, alimlik iddiam YOK. Ben sadece samimi bir Müslümanım.”

Bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilin kamuoyu önünde açık ve tekrarlanan beyanlarının; kendisini Hz. Mehdi olarak tanıttığı veya böyle bir iddiada bulunduğu yönündeki isnatlarla açıkça çeliştiği görülmektedir. Aksine müvekkil, yıllar boyunca bu yöndeki her türlü iddiayı REDDETMİŞ; hatta bu konuda defalarca kamuoyu önünde YEMİN ETTİĞİ dahi ifade etmiştir.

5. MÜSLÜMAN NE DİYEBİLİR?

İslam inancına göre, bir Müslümanın kendi nefsi hakkında Allah adına kesin hüküm vermesi DOĞRU DEĞİLDİR. Buna karşılık, bir Müslüman Allah’tan HAYIRLI ŞEYLERİ ÜMİT EDEBİR, DUA EDEBİR VE TEMENNİDE BULUNABİR.

Buna kapsamda bir Müslüman;

  • “Ben Allah’a iman eden biriyim.”
  • “İnşaAllah salih kullardan olurum.”
  • “Allah’ın rızasını kazanmaya çalışıyorum.”
  • “İnşaAllah cennet ehlinden olurum.”
  • “İnşaAllah Allah bana dinine hizmet etmeyi nasip eder.”
  • “İnşaAllah Allah beni veli kullarından kılar.”
  • “İnşaAllah Allah beni kendisine layık bir kul yapar.”

diyebilir.

Çünkü bunlar kişinin temennisi, niyeti ve duasıdır ümidini ve Allah’ın rahmetine olan güvenini ifade etmektedir; Allah adına verilmiş kesin hükümler değildir.

Buna karşılık;

  • “Ben Allah’ın veli kullarındanım.”
  • “Ben Mehdiyim.”
  • “Ben Allah tarafından seçildim.”
  • “Ben kesin cennetliğim.”

şeklindeki ifadeler ise, kişinin kendi nefsi hakkında Allah adına kesin hüküm vermesi anlamına gelir. İşte Allah’ın Kuran ayetleriyle yasakladığı yanlış olan anlayış da budur.

MEHDİ KELİMESİ “HİDAYET ÖNDERİ” ANLAMINA GELDİĞİ İÇİN, İNSANLARIN HİDAYETİNE VESİLE OLAN HER MÜSLÜMAN BU YÖNÜYLE BİR NEVİ “MEHDİ” VASFINI TAŞIR

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde haber verilen ve AHİR ZAMANDA Hz. İsa ile birlikte İSLAM AHLAKININ DÜNYAYA HAKİM OLMASINA VESİLE OLACAK olan Hz. Mehdi, ALLAH’IN TAKDİRİYLE SEÇİLECEK ÖZEL BİR ŞAHSİYETTİR. Bu makam hiçbir kimsenin kendi iradesiyle üstlenebileceği veya kendisi hakkında “Ben Ahir Zaman Mehdisiyim.” diyerek iddia edebileceği bir makam değildir. BU GÖREVİ ME NASİP EDECEĞİ YALNIZCA ALLAH BİR.

Ancak bunun yanında, “Mehdi” kelimesinin anlamı da dikkate alındığında konunun bütün Müslümanları ilgilendiren bir yönü daha ortaya çıkmaktadır.

Mehdi kelimesi, Arapça “hedâ (هدى)” kökünden türemiş olup “hidayete erdirilmiş”, “doğru yola iletilmiş” anlamlarını taşımaktadır. Bu kelime, aynı zamanda İNSANLARIN HİDAYETİNE VESİLE OLAN, DOĞRU YOLU GÖSTEREN KİMSE anlamında da kullanılmaktadır.

İslam’a göre, her Müslümanın en önemli hedeflerinden biri; Allah’ın dinini en güzel şekilde yaşamak, tebliğ etmek ve insanların hidayetine vesile olabilmek ve Allah’ın rızasını kazanmaktır. Bu hedef doğrultusunda dua eder ve ömrü boyunca samimiyetle gayret gösterir. Zira bu anlayış, Kuran’da tarif edilen Müslüman ahlakının doğal bir gereğidir.

İşte “Mehdi” kelimesinin anlamı ve Müslümanların bu ahlakı birlikte değerlendirildiğinde;

Allah’ın dinini anlatan, insanları doğru yola davet eden ve onların HİDAYETİNE VESİLE OLAN her Müslüman, bu yönüyle bir nevi “MEHDİ” VASFINI TAŞIMAKTADIR.

Ancak bütün bunlar, kişinin kendi hakkında “Ben Ahir Zaman Mehdisiyim.” şeklinde bir iddiada bulunabileceği anlamına gelmez. Ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi’nin kim olacağını yalnızca Allah bilir ve bu görevi dilediği kuluna nasip eder. Hiç kimse kendi hakkında Allah adına böyle bir hüküm veremez.

SONUÇ:

Yukarıda arz ve izah olunan Kuran ayetleri, Peygamber Efendimizden (sav) rivayet edilen hadisler, Bediüzzaman Said Nursî’nin konuya ilişkin açıklamaları ve müvekkilin yıllar boyunca eserlerinde, röportajlarında ve televizyon programlarında kamuoyuna açık şekilde yaptığı açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;

  • müvekkilin kendisi hakkında “Ben Mehdiyim.”, “Ben Allah tarafından seçilmiş özel bir kişiyim.”, “Ben Allah’ın veli kullarındanım.” veya benzeri herhangi bir dini makam iddiasında BULUNMADIĞI;
  • aksine, böyle bir iddianın Kuran’a göre MÜMKÜN OLMADIĞINI ve gerçek bir Müslümanın böyle bir iddiada BULUNAMAYACAĞINI yıllardır açıkça ifade ettiği görülmektedir.

Bu itibarla, DAVA DOSYASI KAPSAMINDA müvekkilin sözde kendisinin Hz. Mehdi olduğunu ileri sürdüğü veya bu yönde bir iddiada bulunduğu şeklindeki değerlendirmelerin; müvekkilin kamuoyuna açık beyanları, eserleri ve İslam dinine ilişkin ortaya koyduğu görüşleriyle AÇIKÇA ÇELİŞTİĞİNİN dikkate alınmasını,

dilekçemizin dosya kapsamındaki iddilarla birlikte değerlendirilmesini,

saygılarımızla arz ve talep ederiz.

Yukarıda müvekkilin görüşlerinin anlatılmasının temel nedeni; müvekkilin düşüncelerinin ve yaşam biçiminin TCK kapsamında hiçbir surette suç teşkil etmediğini bir kez daha vurgulamaktır.

Müvekkil Adnan Oktar’ın konuya ilişkin görüş ve değerlendirmelerini Mahkemenizin bilgilerine vekaleten sunarız. 31.07.2026

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir