Adnan Oktar’dan Duyurudur
Adnan Oktar ve Arkadaşları ile Aynı Eylemleri Yaptıklarını Söyleyen Kişiler Hakkında Soruşturma Dahi Açılmıyorsa,
Adnan Oktar ve Arkadaşları da Suçsuz Demektir
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik verilmiş olan 8000 yıllık hapis cezası, gruptaki bu kişilerin günlük hayatlarına ait detayların, suçmuş gibi gösterilmesi üzerine kurgulanmıştır. Dava, kumpas davası olduğundan, şu an şahit olduğumuz diğer kumpas davalarında olduğu gibi, yaşama dair doğal detaylar, gerekçeli kararda adeta suç gibi gösterilmiş ve buna dayanarak suni bir suç örgütü ve örgüt üyeliği oluşturulmuştur.
Özetle hatırlatacak olursak, Adnan Oktar davasında, silahlı suç örgütü suçlamasına dayanarak yapılan ve ceza hükmünün gerekçesi olarak sunulan fiiller şunlardan ibarettir:
- Ana davanın sanıklarıyla aynı evlerde birlikte ikamet etmek,
- İhtiyacı olan birine ekonomik yardımda bulunmak,
- Kandilli’deki evi ziyaret ederek, orada zaman geçirmek,
- Adnan Oktar’ın kitaplarını satın alma, okumak,
- A9 TV yayınlarına katılmak,
- Kitap ya da makale yazmak, organizasyonlara katılmak veya grubun görüşleri doğrultusunda görüşmeler yapmak, kültürel faaliyetlere dahil olmak,
- Sosyal medya üzerinden Adnan Oktar ve arkadaş grubu hakkında övücü paylaşımlarda bulunmak,
- Tanışmak isteyen insanları gruptan insanlar ile tanıştırmak,
- Grubun diğer üyeleriyle telefon görüşmesi yapmak.
İşte Adnan Oktar kumpas dosyası, yukarıda sayılan doğal hayata ait unsurların, LAF KALABALIĞI ve ARALARA SERPİŞTİRİLMİŞ “ÖRGÜTSEL SAİK” İBARESİ İLE, KAĞIT ÜZERİNDE SUÇA DÖNÜŞTÜRÜLDÜĞÜ bir dosyadır.
Bu nedenledir ki bu davada, “cinsel saldırıda/istismarda bulundum” diyerek etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler SERBEST BIRAKILMIŞ, “cinsel saldırıda/istismarda bulunmadım” diyen kişiler onlarca yıllık hapis cezalarına çarptırılmıştır. Mahkemenin kendisi SUÇLAMALARA İNANMADIĞINDAN, herhangi bir İSTİSMARIN OLMADIĞINI BİLDİĞİNDEN, cinsel suçlu olduğu itirafını yapanları salıvermekten ve onların cezalarını azaltmaktan sakınmamıştır.
Aynı şekilde bu davada, şu anda cezaevinde 8. yıllarına girmiş bulunan Adnan Oktar grubu üyeleriyle aynı hayatı yaşamış olan, müvekkil ve arkadaşlarıyla yıllarca bir arada bulunmuş olan, onlarca yıl boyunca aynı eylemleri gerçekleştiren ve bunu açıkça kendileri de anlatmış olan kişiler, gerçekleşecek polis operasyonundan haberdar olup arkadaşları aleyhine beyanda bulundukları için KAYIRILMIŞ ve HAKLARINDA SORUŞTURMA DAHİ AÇILMAMIŞTIR.
Bu eylemlerin hiçbirinde SUÇ UNSURU OLMADIĞI zaten aslında kanunen de açıktır ve bunu, bu davanın yargılamasını yapan savcılar da hakimler de gayet iyi bilmektedirler. Zaten “tecavüzcüyüm” diyeni SALIVERMELERİNİN, diğer sanıklarla AYNI EYLEMLERİ YAPANLAR HAKKINDA SORUŞTURMA DAHİ AÇMAYA YANAŞMAMALARININ yegane sebebi ORTADA SUÇ OLMADIĞINI ÇOK İYİ BİLMELERİDİR.
Ancak, eğer bu davada;
- 201 KİŞİ, hiçbir suçları olmamasına rağmen, aynı isnatlardan dolayı hüküm aldıysa,
- Bunların 78’İ HALEN CEZAEVİNDE bulunuyorsa,
- CEZAEVİNDE TAM 8 YIL GEÇİRDİLERSE,
AYNI EYLEMLERİ YAPAN, HATTA BU EYLEMLERİN DAHA FAZLASINI YAPAN VE BUNU KENDİ EMNİYET VE MAHKEME İFADELERİNDE ANLATAN AŞAĞIDAKİ KİŞİLER HAKKINDA SORUŞTURMA DAHİ AÇILMAMASI OLDUKÇA ŞÜPHELİDİR. Şayet bu kişiler suçsuz görülüp, haklarında herhangi bir soruşturmaya gerek görülmüyorsa, o zaman haklarında hüküm verilmiş 201 KİŞİ DE SUÇSUZ DEMEKTİR.
Çünkü haklarında -hiçbir suç unsuru taşımayan- AYNI EYLEMLER söz konusudur.
Bu kişiler kendi Emniyet ve Mahkeme ifadelerinde, şu an tutuklu olan sanıkların tutuklanmalarına gerekçe olan şu açıklamaları yapmışlardır:
ÖZKAN DENİZ’İN (MAMATİ) KENDİ BEYANLARINDAN;
- Kendisinin müvekkil Adnan Oktar’a çok yakın olduğu, sözde örgüt liderinin en yakın adamı YANİ SÖZDE ÖRGÜTÜN YÖNETİCİSİ olduğu,
- Müvekkile çok sadık olduğu,
- Sözde örgütün GENELİNİ KONTROL EDEN KİŞİ olduğu,
- Her gün 3-4 saat müvekkilin bizzat arabasında bulunarak EN ÖZEL KONULARA DAHİ VAKIF OLDUĞU,
- İddia edilen suç örgütüne YENİ ÜYELER KAZANDIRDIĞI,
- İddia edilen suç örgütüne -kendi ifadesiyle- milyonlarca dolarlık gelir sağladığı,
- Müvekkilin yazdığı kitapları dağıtıp satarak sözde örgütün propagandasını yaptığı,
- Sözde örgütün TÜM FİNANSAL İŞLERİNDEN SORUMLU OLDUĞU,
- Sözde örgütün şirketlerinin tüm faaliyetlerinden sorumlu olduğu ve bunlarla birebir ilgilenip yakından takip ettiği,
- Sözde örgüte güya 10-15 kız getirerek bu genç kadınların cinsel saldırı ve tacize sistemine dahil ettiği, yani en az 10-15 genç kadının sözde tecavüzünde hem asli hem de dolaylı fail olduğu isnatları söz konusudur.
UĞUR ŞAHİN’İN KENDİ BEYANLARINDAN,
- Müvekkil Adnan Oktar’ın EN YAKININDAKİ KİŞİLERDEN olduğu,
- Sözde örgüte FİNANSMAN sağladığı,
- Müvekkilin sözde yakın koruma ekibinde yer aldığı, arabasının şoförlüğünü yaptığı, EN ÖZEL KONULARI BİLDİĞİ,
- Sözde örgüte güya KIZ GETİRME İŞİNİ NEREDEYSE TEK BAŞINA ÜSTLENDİĞİ, güya onlarca genç kadına hem CİNSEL SALDIRIDA BULUNDUĞU hem de bu kadınların cinsel saldırıya maruz kalmaları için faaliyet yaptığı,
- Dava kapsamında suçlayıcı iddiaları bulunan küçük yaş müştekiyi stüdyoda bizzat ağırladığı ve onunla özel olarak ilgilendiği isnatları söz konusudur.
SERPİL EKŞİOĞLU’NUN KENDİ BEYANLARINDAN,
- 1989 yılından beri müvekkili tanıdığı ve sözde suç örgütünün en eski ve HER ŞEYE HAKİM kişisi olduğu,
- Sözde örgüt içinde insan kaynakları şirketi kurduğu ve bu şirket aracılığı ile sözde örgüt mensuplarını Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde işe yerleştirdiği,
- Kurduğu şirketi sözde örgüt üyelerinden birine devrettiğini,
- Sözde suç örgütünün tüm faaliyetlerine ve davetlerine katıldığı, hatta pek çok davete ev sahipliği yaptığı,
- Müvekkilin kitap çalışmalarına yardımcı olduğu,
- Sözde örgüte finansal destek sağladığı,
- Sözde örgüt üyelerini kendi evinde ağırladığı, bazı kişilerin uzun süre evinde kaldığını,
- Sözde örgütün TV kanalını ziyaret için yurt dışından gelen bazı konukları evinde ağırladığını,
- MÜVEKKİLE EN YAKIN KİŞİLERDEN BİRİ OLDUĞU,
- -Kendi ifadesiyle- sözde örgüte ait para, çek ve fosilleri kendi evinde sakladığı,
- Müvekkilin bulunduğu eve her hafta mutlaka birkaç kere gidip, orada zaman geçirdiği isnatları söz konusudur.
Davanın gerekçeli kararında, sanık olarak yargılanan kadınların hukuki değerlendirme bölümlerine bakılacak olursa, SERPİL EKŞİOĞLU’NUN, BİRÇOK KİŞİDEN DAHA FAZLA GRUPLA İÇ İÇE OLDUĞU, GRUP ADINA YOĞUN KÜLTÜREL VE SOSYAL FAALİYETTE BULUNDUĞU, 30 yıl boyunca MÜVEKKİLE EN YAKIN KİŞİ OLDUĞU görülecektir. TCK 220/1 ve 220/2 kapsamında ceza verilen kadın sanıkların hukuki değerlendirmelerinde, Serpil Ekşioğlu’nun gruba aidiyetini ve faaliyetlerini gösteren listeden çok daha az kısmı bulunmaktadır.
Tekrar hatırlatmak gerekirse, bunların hiçbiri suç değildir.
Serpil Ekşioğlu, 11 Temmuz 2018 tarihinde yapılan operasyondan sadece birkaç ay önce, yani Şubat 2018’de gruptan ayrılmıştır. Bu süre içinde de, Adnan Oktar grubuna kumpas kuran ekip tarafından tehdit edilmiş (genelde müşteki kazanma yöntemleri bu şekilde olmuştur) ve husumetli müştekilerin kullandıkları bilinen @KediLeaks isimli X hesabında “Adnan Oktar örgütünün mali işlerinden sorumlu olan Serpil Ekşioğlu, aynı zamanda ‘Koç Üniversitesi’nde Öğrenci Dekan Yardımcısıdır” şeklindeki paylaşım sonrasında korkmuş, hapse gireceğini düşünmüş ve kendisini kurtarmak için müvekkil ve arkadaşlarından şikayetçi olmuştur.
Belli ki Serpil Ekşioğlu, şayet diğer grup üyeleriyle birlikte gözaltına alınmış olsaydı, “Mali İşlerden Sorumlu Yönetici” olarak yargılanacaktı.
Bu durumdan kurtulabilmek için, 30 seneden fazla bir zamandır arkadaşlık yaptığı kişilere iftira atma yolunu seçmiştir. İşte bu sebeple de bütün suçlamalardan sıyrılmıştır.
Oysa FAALİYETLERİ, ŞU AN HÜKÜMLÜ OLAN DİĞER GRUP ÜYELERİNDEN ÇOK DAHA KAPSAMLIDIR. 30 yıl boyunca müvekkilin en yakınlarında olmuş ve her faaliyete katılmış, hatta bunları kendisi organize etmiştir. Elbette bu faaliyetlerin hiçbiri suç değildir. Ancak kumpas gereği bu faaliyetler suçmuş gibi gösterilmiş ve grup üyelerine 8 bin yıllık cezalar verilmiştir.
Özkan Deniz’in (Mamati), Uğur Şahin’in ve Serpil Ekşioğlu’nun BU CEZALARDAN MUAF TUTULMASI, bu kişiler hakkında SORUŞTURMA YAPILMAYA DAHİ GEREK DUYULMAMASI, anlatılan eylemlerinin HİÇBİRİNİN SUÇ OLMADIĞININ AÇIK KANITIDIR.
Görüldüğü kadarıyla, soruşturma açmaya gerek duymayan Cumhuriyet Savcıları, ortada herhangi bir suç olduğunu düşünmemektedirler. Şu durumda, aynı isnatlara rağmen hüküm giymiş olan, yıllarca tutuklu kalmış olan ve tutukluluğu 8. yılında halen devam eden Adnan Oktar grubu mensupları için NEDEN ÇİFTE STANDART UYGULANDIĞININ izahı gerekmektedir.
Bu durum oldukça gariptir.
Adnan Oktar grubunun, intikam adına oluşturulmuş bir kumpas yargılamasının tam ortasında bulunduğu öylesine açıktır ki, bu kurguyu yapanlar dahi bunu açıkça göstermekten, çifte standart uygulamaktan çekinmemektedirler. Ancak bu durum, adalet adına izaha muhtaç bir durumdur. Şayet Adnan Oktar dosyasındaki, hiçbir suç unsuru içermeyen iddialar, ceza hükmüne gerekçe olarak kabul edilmişse, YUKARIDA İSMİNİ BELİRTTİĞİMİZ KİŞİLER İÇİN NEDEN SORUŞTURMA BAŞLATILMADIĞININ AÇIKLANMASI GEREKMEKTEDİR. Bu iddialar, herhangi bir suç unsuru içermediği için soruşturmaya gerek duyulmamışsa, o zaman MÜVEKKİL ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARI HAKKINDAKİ CEZA HÜKMÜ TÜMÜYLE GEÇERSİZDİR. SANIKLAR HAKKINDA DERHAL BERAAT HÜKMÜ VERİLMELİDİR.
Bu önemli hususu kamuoyunun takdirine sunuyor ve kamuoyunu, her an böyle bir çifte standart ile karşı karşıya kalma konusunda uyarıyoruz. Adnan Oktar dosyasında gerçekleşen hukuksuzlukların bugün başka davalar kapsamında tekrarlanmakta olduğunu görüyor ve yukarıda izahını yaptığımız hususun da aynı davalara uygulanacağı endişesi ile kamuoyunu bilgilendiriyoruz.
Saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz.29.01.2026