Adnan Oktar’ın Yıllardır Yaptığı Uyarılar Bugün CHP’nin Gündeminde: Muhittin Böcek Olayı

By gundem
12 Min Read

MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’DAN BASIN DUYURUSU

Adnan Oktar yaklaşık dokuz yıldır tüm siyasi partilere ama özellikle CHP camiasına önemli bir konuyu hatırlatmaktadır: “Hukuk ve adalet yalnızca kendi siyasi görüşünüzden veya yakın çevrenizden insanlar için gerekli olduğunda savunulacak değerler değildir. Bir kişiye veya gruba haksızlık yapıldığını düşünüyorsanız, o kişiyi sevip sevmemenizden bağımsız olarak buna karşı çıkmanız gerekir. Çünkü bugün başkasına karşı normal görülen bir yöntem, yarın başka bir kişi veya siyasi hareket için de kullanılabilir.” Demokrasi, adalet, özgürlük ve insan haklarını siyasetinin temel değerleri arasında gösteren CHP açısından da bu ilkenin özellikle önemli olduğu yıllardır vurgulanmaktadır.

Adnan Oktar’ın uyarısının özü aslında çok basittir. Derin devlet yapılanmaları önce bir topluluk hakkında kamuoyunda ağır bir suçlama ve olumsuz bir algı oluşturmakta, ardından o topluluk üzerinde çeşitli yöntemler denemektedir. Bu uygulamalar tepki gösterilmez ve zamanla toplum tarafından olağan karşılanmaya başlanırsa, aynı yöntemlerin başka kesimlere uygulanmasının önündeki engeller de giderek ortadan kalkmaktadır. Bugün bir sivil toplum yapılanması hakkında “örgüt”, “gizli yapılanma” veya “casusluk” gibi son derece ağır suçlamalar yeterli somut delil aranmadan kolaylıkla kullanılabiliyorsa, yarın aynı suçlamaların bir belediye, siyasi parti veya başka bir topluluk hakkında kullanılmayacağının hiçbir güvencesi kalmayacaktır. Üstelik bu tehlike yıllardır defalarca hatırlatıldığı halde uyarıların üzerinde ısrarla durulmaması ve aynı anlayışın devam etmesi, sorunun giderek daha geniş kesimlere yayılmasına yol açmaktadır. Nitekim bugün gündeme gelen olayların kapsamının genişlemesi ve suçlamaların giderek ağırlaşması da yapılan uyarıların neden dikkate alınması gerektiğini bir kez daha göstermektedir. Bu nedenle mesele hiçbir zaman yalnızca Adnan Oktar ve arkadaşlarının yaşadıkları olarak görülmemeli; sessiz kalındığı düşünülen her hukuksuzluğun, ileride daha ağır ve daha geniş uygulamaların önünü açabileceği ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.

HUKUKSUZLUK GÖRMEZDEN GELİNDİĞİNDE SINIRLARI GENİŞLİYOR

Bugün CHP ve Yeni Parti camiası kendi belediye başkanları ve yöneticileri hakkında yürütülen soruşturmalar konusunda Adnan Oktar dosyasından yaşanılan benzer hukuksuzlukları kendileri dile getirmektedir. CHP camiası son dönemde çeşitli soruşturma ve davaları açıkça “komplo” olarak nitelendirmekte ve yargının siyasi amaçlarla kullanılmaması gerektiğini savunmaktadır. Adnan Oktar’ın yıllardır yaptığı çağrı da tam bu konuya yöneliktir: Bir hukuksuzluğu yalnızca hedefinde hoşlanmadığınız bir kişi bulunduğu için görmezden gelirseniz, aynı uygulama size yöneldiğinde itirazınızın toplumsal karşılığını da bulamazsınız.

Son dönemde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek hakkında kamuoyuna yansıyan cinsel suç iddiaları bu konuya başka bir örnek oluşturmuştur. Böcek’le ilgili fuhşa aracılık iddialarının dışında, müşteki ve mağdur ifadelerinde yaşı küçük kişilere yönelik cinsel istismar iddialarının bulunduğu basına yansımıştır.

https://haber.sabah.com.tr/galeri/son-dakika-muhittin-bocekin-pedofili-ve-istismar-agi-ortaya-cikti-igrenc-sozler-cocuk-gibi-olman-hosuma-gitti

https://www.takvim.com.tr/guncel/2026/09/06/chpli-muhittin-bocek-is-vaadiyle-epsteinvari-fuhus-agi-kurdu-organizator-tugce-guney-iki-kadin-daha-itirafci-oldu

https://www.sabah.com.tr/gundem/2026/09/03/is-vaadiyle-pedofili-agi

https://www.ahaber.com.tr/gundem/2026/09/02/muhittin-bocekin-fuhus-aginin-basindaki-isim-ortaya-cikti-hamile-kal-hayatini-yasa

https://www.sozcu.com.tr/magdur-kadinlar-anlatti-muhittin-bocek-birliktelikten-sonra-2-bin-lira-verdi-p355814

Böcek’in, basına yansıyan haberlere göre 17 yaşındaki bir kız çocuğu ve kardeşiyle 3 bin dolar karşılığında ilişki yaşadığı iddia edilmiştir.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir bunlar şu aşamada soruşturma kapsamında ileri sürülen iddialardır; bir mahkeme kararıyla kesinleşmiş suçlar değildir.

Adnan Oktar’ın yıllardır özellikle CHP camiasına yaptığı hatırlatmalardan biri de bir kişi hakkında henüz yargı süreci tamamlanmadan toplumda büyük infial oluşturacak suçlamaların gündeme getirilmesinin yanlışlığı ve o kişinin daha baştan kamuoyu önünde suçlu kabul edilmesine yol açılmasının hukuka aykırılığıdır. Bugün benzer bir durum CHP camiasında Muhittin Böcek üzerinden yaşanmaktadır. Böcek hakkında basına yansıyan bazı haberlerde fuhşa aracılık ve yaşı küçük kızlarla cinsel ilişki gibi ağır iddialar gündeme gelmiştir; konu kamuoyunda “fuhuş” ve “pedofili” gibi başlıklarla tartışılmaya başlanmıştır. Elbette bu iddiaların doğru olup olmadığına karar verecek olan kamuoyu değil bağımsız mahkemelerdir. Ancak Adnan Oktar’ın yıllardır yaptığı uyarıların önemi de burada ortaya çıkmaktadır. Hukukun temel değerleri, masumiyet karinesi ve delile dayalı yargılama yalnızca kişilerin kendisine yakın gördüğü, aynı fikre sahip olanlar için değil, toplumun her kesimi için aynı kararlılıkla savunulmalıdır.

ADNAN OKTAR’IN YILLAR ÖNCE YAPTIĞI KUMPAS UYARISI

Bugün İBB davaları kapsamında yapılan birçok uygulamanın aslında yeni olmadığına müvekkil tarafından uzun süredir dikkat çekilmektedir. Adnan Oktar davasında kumpas yöntemlerinin ,daha sonraki büyük dosyalarda kullanılan yöntemler açısından bir ilk örnek oluşturduğu CHP’ye gönderilen yazılar ve duyurularla defalarca dile getirilmiştir. O dönemde normalleştirilen bazı uygulamaların bugün farklı isimler ve farklı siyasi çevreler üzerinden yeniden gündeme geliyor olması da bu nedenle önemlidir.

Adnan Oktar henüz kendi yargılaması devam ederken uygulanan kumpas yöntemlerinin yalnızca kendisi ve arkadaşlarıyla sınırlı kalmayacağı yönünde defalarca uyarıda bulunmuştur. Özellikle CHP çevresine seslenerek, bir kişiye veya gruba yönelik hukuka aykırı olduğunu düşündükleri uygulamaları, sırf siyasi ya da fikri olarak kendilerine uzak oldukları için desteklememeleri gerektiğini anlatmıştır. Çünkü hukukun sınırları bir kez kişilere göre esnetilmeye başlanırsa, aynı yöntemlerin ileride bambaşka kesimlere yönelmesinin önünde de önemli bir engel kalmaz.

DÜN BAŞKALARI İÇİN SUSTULAR BUGÜN KENDİLERİ İÇİN ADALET İSTİYORLAR

Ne var ki o dönemde CHP çevresindeki bazı isimler, Adnan Oktar ve arkadaşlarını kendi ideolojik çevrelerinin bir parçası olarak görmedikleri için yaşananlara aynı hassasiyetle yaklaşmamışlardır. CHP’nin önde gelen isimlerinden Ali Mahir Başarır ve Veli Ağbaba’nın yanı sıra, İpek Özbey ve Barış Terkoğlu gibi gazeteciler ile siyasi olarak çok farklı bir çizgide bulunan Akit TV ve Akit Gazetesi de Adnan Oktar ve arkadaşları söz konusu olduğunda ortak bir dil ve noktada buluşmuştur.

Birbirlerinden son derece farklı görüş ve ideolojilere sahip bu kişiler, basında ortaya atılan iddiaların ne ölçüde delile dayandığını ve savunma tarafının bunlara verdiği cevapları sorgulamadan,okumadan söz konusu iddiaları doğru kabul eden bir yaklaşımla gündeme taşımışlardır. O gün üzerinde durduğumuz konu da tam olarak budur; hukuk, yalnızca ideolojik ve fikri olarak yakın gördüğünüz insanların ihtiyacı olduğunda hatırlanacak bir güvence değildir. Bugün ise geçmişte başkaları hakkında kolaylıkla söylenen ağır ithamların, yargısız infaz olarak görülen yayınların ve henüz hüküm verilmeden insanları suçlu gibi gösteren yaklaşımın benzerlerinden bu kez CHP’li siyasetçiler ve onlara yakın isimler şikayet etmektedir. İşte bu nedenle yıllar önce yapılan “Başkasına yapılan hukuksuzluğa sessiz kalmayın; bir gün aynı yöntem sizin için de kullanılabilir” uyarısı bugün yeniden üzerinde düşünülmesi gereken bir anlam kazanmıştır.

Bu nedenle bugün İBB dosyaları üzerinden dile getirilen hukuk ve adalet itirazları, geçmişte yapılan bu uyarıları yeniden hatırlatmaktadır. Savunduğumuz konu, yaşanan her olayın birebir aynı olduğu değil; hukukun kişiye ve gruba göre uygulanmasına izin veren anlayışın zamanla daha geniş kesimleri etkileyebileceğidir. Adnan Oktar’ın yıllar önce CHP’ye yaptığı çağrının özü de budur: Hukuksuz olduğunu düşündüğünüz bir uygulamaya, hedefinde kim olursa olsun karşı çıkın; çünkü bugün sessiz kalınan yöntem, yarın sizin karşınıza çıkabilir.

DÜN ALKIŞLADIKLARI SİSTEMİ BUGÜN ELEŞTİRMEKTE, DÜN GÜVENDİKLERİ AYNI KURUM VE KİŞİLERİ BUGÜN SUÇLAMAKTADIRLAR

https://ankahaber.net/haber/veli_agbaba_turkiye_feto_yargisindan_daha_kotu_bir_yargi_duzeniyle_karsi_karsiya_257655

https://www.dha.com.tr/politika/chpli-basarir-toplumun-karsisinda-kucuk-dusurulmeye-calisiliyoruz-2864321?utm_source=chatgpt.com

https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/chp-de-adalet-alarmi-ali-mahir-basarir-cumhuriyet-tv-de-konustu-iyi-halt-ettiniz-hesap-vereceksiniz-2407073

Buradaki çelişki daha da dikkat çekicidir; çünkü Adnan Oktar ve arkadaşları hakkında o dönemde basında yayınları yapan, emniyet soruşturmalarını yürüten ve yargı sürecinde görev alan kişi ve kurumlarla bugün kendileri hakkında yürütülen süreçlerde yer alan kişi ve kurumlar aynıdır. O gün bu kişilere ve kurumlara güvenen, yapılan operasyonları destekleyen, ortaya atılan suçlamaları doğru kabul eden ve süreci yürütenleri övgüyle anlatanlar; bugün aynı kişilerin ve aynı kurumların kendileriyle ilgili yürüttüğü süreçleri hukuksuzluk, iftira ve algı çalışması olarak değerlendirmektedirler. Eğer o gün aynı kaynaklardan gelen iddiaları doğru kabul etmişlerse, bugün de aynı kaynaklardan gelen iddiaları aynı ölçüyle değerlendirmeleri gerekmektedir. Yok eğer bugün bu kişi ve kurumların yanılabileceğini, haksız veya hukuka aykırı hareket edebileceğini düşünüyorlarsa, geçmişte Adnan Oktar ve arkadaşları hakkında yapılanları da aynı bakış açısıyla yeniden sorgulamaları gerekmektedir.

DÜN BİZİM ANLATTIĞIMIZ MÜŞTEKİ VE ETKİN PİŞMAN SÜRECİNİ BUGÜN KENDİLERİ SORGULUYOR

Bugün onlar hakkında ortaya atılan iddialara müvekkil itibar etmemektedir. Ancak anlatılanlarla Adnan Oktar davasında yaşandığını yıllardır söylediğimiz süreç arasında dikkat çekici benzerlikler bulunmaktadır. O dönemde de müşteki ifadeleri dosyanın en önemli dayanaklarından biri haline getirilmiştir. Müvekkil ve arkadaşları ise bazı kişilerin başlangıçta şüpheli sıfatıyla emniyete çağrıldığını, daha sonra şikayetçi konumuna geçtiğini; bazı genç kadınlar hakkında yurt dışına çıkış yasağı gibi tedbirler uygulanmasının üzerlerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu yıllardır anlatmaktadırlar.

Bugün aynı çevreler kendi dosyalarındaki müştekilerin baskıyla veya yönlendirmeyle şikayetçi yapıldığını söyleyip feryat ederek itiraz etmektedirler. Barış Terkoğlu, Murat Ağırel, Timur Soykan, Şule Aydın, İpek Özbey, Özlem Gürses gibi çok sayıda gazeteci ve yorumcu bugün İBB davasını tartışırken tanık, müşteki ve etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadelerin hangi şartlarda alındığını sorgulayarak; bu tür beyanların tek başına yeterli görülmemesi ve somut delillerle desteklenmesi gerektiği üzerinde durmaktadırlar.

https://www.dha.com.tr/gundem/muhittin-bocek-mustekiler-korkularindan-hakkimda-isnatta-bulunmuslardir-2869007

https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/ozgur-ozel-den-ozel-etkin-pismanlik-sorusturmasina-tepki-sorumlusunun-sen-olacagini-bil-2410999

https://x.com/ankahabera/status/1955933053085225336

https://halktv.com.tr/siyaset/veli-agbabadan-hakkindaki-iddialara-yalanlama-gercekle-bagdasmayan-iftiralar-1028137h

Oysa Adnan Oktar davasında benzer iddialar dile getirildiğinde söylenenler dikkate alınmamış, müşteki beyanları büyük ölçüde doğru kabul edilmiştir. Buna rağmen müvekkil onlar hakkındaki tüm iddialara hüsnüzanla yaklaşmaktadır. Bir kişinin müşteki olarak ifade vermesini tek başına suçlamaların doğru olduğunun kanıtı olarak görmemekte, iddiaların nasıl ve hangi şartlarda ortaya çıktığının da araştırılması gerektiğini düşünmektedir.

Bugün “Bir insanın verdiği ifade tek başına gerçeğin kanıtı değildir” diye itiraz edenlerin, aynı hukuk ilkesinin dün Adnan Oktar ve arkadaşları için de geçerli olup olmadığını sorgulamaları gerekmektedir. Hukuki bir ilke doğruysa, dosyadaki isimlere göre değişmemelidir.

SONUÇ

Özetle Adnan Oktar davasında yaşandığını savunduğumuz hukuksuzluklar görmezden gelinmeye ve yıllardır yapılan uyarılar dikkate alınmamaya devam ettiği sürece, benzer uygulamaların başka insanlara ve başka kesimlere yönelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Çünkü bir yöntem ilk uygulandığında sorgulanmaz, toplum tarafından normal karşılanır ve hukuken sınırlandırılmazsa, zaman içinde daha kolay ve daha geniş biçimde kullanılabilir. Bugün birkaç kişi veya bir grupla sınırlı görülen bir uygulama, yarın farklı çevrelere kadar uzanabilir. Bu nedenle mesele artık kimin haklı, kimin haksız görüldüğünden daha büyüktür. Hukuka aykırı olduğu düşünülen uygulamalara ancak kişinin kim olduğuna bakmadan karşı çıkılırsa bu zincir kırılabilir; aksi halde yaşanan sorunların kapsamının ve ağırlığının giderek artması riski vardır.

Bu nedenle Adnan Oktar’ın CHP’ye yönelik yıllardır dile getirdiği çağrı, “Bize yapılanlara şimdi size de yapılıyor” demekten daha geniş bir hukuk meselesidir. Burada müvekkilin uyardığı konu, hukuksuz olduğu düşünülen bir uygulamaya kime yönelirse yönelsin karşı çıkılması gerektiğidir. Bugün bir cemaat ,daha sonra bir belediye veya siyasi parti hedef haline gelmektedir. Toplum bu yöntemleri ilk uygulandıkları anda sorgulamazsa, sınır zamanla genişleyebilir.17.09.2926

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir