ADNAN OKTAR’DAN DUYURUDUR
Müvekkil Adnan Oktar’ın Saff Suresi ile ilgili açıklamalarını aşağıda takdirinize sunuyoruz:
Saff Suresi’nde Müjdelenen Elçi, Hz. Mehdi’dir
Yüce Allah, Saff Suresi 6. Ayette şöyle buyurmaktadır:
Hani Meryem oğlu İsa da: “Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah’tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat’ı doğrulayıcı ve BENDEN SONRA İSMİ “AHMED” OLAN BİR ELÇİNİN DE MÜJDELEYİCİSİYİM” demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: “Bu, açıkça bir büyüdür” dediler. (Saff Suresi, 6)
Ayette Allah, Hz. İsa’nın “Benden önceki Tevrat’ı doğrulayıcı ve BENDEN SONRA İSMİ “AHMED” OLAN BİR ELÇİNİN DE MÜJDELEYİCİSİYİM” dediğini bildirmektedir.
Bir kısım tefsirciler, Hz. İsa’dan sonra Peygamberimiz (SAV)’in gelmiş olduğunu esas alarak, burada haber verilen elçinin Peygamberimiz (SAV) olduğunu ve ayette geçen Ahmed isminin de Peygamberimiz (SAV)’e ait olduğunu söylemişlerdir.
Ancak Peygamberimiz (SAV)’in Ahmed diye bir ismi bulunmaMAktadır. Hiçbir ayette veya hadiste, Peygamberimiz (SAV)’in isminin Ahmed olduğuna dair bir açıklama YOKTUR. Allah, bütün ayetlerde Peygamberimiz (SAV)’e “MUHAMMED” ismi ile hitap etmiştir. Bir kısım tefsircilerin Peygamberimiz (SAV)’e Ahmed ismini yakıştırmalarının tek sebebi, söz konusu ayette Hz. İsa’nın, kendisinden sonra gelecek olan elçiyi Ahmed ismi ile müjdelemesindendir.
Oysa ayette geçen “ismihu Ahmed” ifadesi, aslında bir niteleme, bir sıfat olarak kullanılmıştır. Ahmed isminin anlamı, köken olarak, “ÖVGÜYE EN LAYIK OLAN” demektir. Ayette bir isime işaret edilmeMEkte, Hz. İsa, kendisinden sonra “ÖVGÜYE EN LAYIK OLAN“ bir elçinin geleceğini müjdelemektedir.
İsim yerine sıfatların kullanıldığı kalıplar, başka ayetlerde de yer almaktadır. Örneğin, Al-i İmran Suresi 45. Ayette, “ismihu el-Mesih” kalıbı bulunmaktadır.
Hani melekler, dediler ki: “Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Mesih, Meryem oğlu İsa’dır. O, dünyada ve ahirette ‘seçkin, onurlu, saygındır’ ve (Allah’a) yakın kılınanlardandır.” (Al-i İmran Suresi, 45)
Ayette geçen “Mesih” kelimesi bir özel isim DEĞİL, meshedilmiş, kutsanmış anlamlarına gelen bir sıfattır. Dolayısıyla burada, ismihu el-Mesih ifadesi ile MESİH İSMİNE DEĞİL, MESİH SIFATINA gönderme vardır. Zaten ayetin devamında Mesih’in ismi yani Meryem oğlu İsa ayrıca belirtilmektedir.
Aynı kullanım Zulkarneyn kıssasında da geçmektedir. Kehf Suresi 83. Ayette “Sana (Ey Muhammed) Zu’l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: “Size, ondan ‘öğüt ve hatırlatma olarak’ (bazı bilgiler) vereceğim” açıklamasıyla başlayan Zulkarneyn kıssasında, “Zulkarneyn”, bir isim DEĞİL, “çift zamanlı” anlamına gelen BİR SIFATTIR.
Aynı durum Saff Suresi 6. Ayet için de geçerlidir. Bu ayette de, bir isme değil, bir sıfata işaret bulunmaktadır. Allah’ın, Mehdi konusunu Kur’an’da işari bazı anlatımlarla bildirdiği dikkate alınacak olursa, buradaki anlatımın da ahir zamanda ortaya çıkacak olan Mehdi’ye işaret olduğu anlaşılabilmektedir.
Şayet burada anlatılan kişi Peygamberimiz (SAV) olsaydı, ayetteki anlatım hiçbir şekilde PERDELİ OLMAZDI. Ayette Hz. İsa’nın, “Benden sonra ismi Muhammed olan bir elçiyi müjdeliyorum” demesi beklenirdi. Çünkü Allah, Kur’an’da, hiçbir peygamberi gizleMEmiştir.
Gizlenen sadece Hz. Mehdi’dir. Gıyabi bir konudan bahsedildiği için de ayette perdeli bir anlatım bulunmaktadır.
Ayette Mehdi’ye işaret edildiğine dair diğer deliller de dikkat çekmektedir:
Ayette, Hz. Mehdi’yi Müjdeleyenin Hz. İsa Olması
Saff Suresi 6. Ayette, ÖVGÜYE EN LAYIK olan elçinin müjdesini veren peygamber HZ. İSA’DIR. Bu durum, müjdelenen elçinin Hz. Mehdi olduğunu daha net ortaya koymaktadır; çünkü Hz. Mehdi ile Hz. İsa’nın KADER ORTAKLIĞI vardır. Her ikisi de ahir zaman şahıslarıdır. Ahir zamanda Hz. Mehdi’nin zuhuru ile birlikte Hz. İsa da tekrar yeryüzüne inecek ve deccale karşı mücadeleyi birlikte yapacak, İslam’ı birlikte hakim kılacaklardır.
Hz. Mehdi, Hz. Adem’den beri bilinip tanınmakta, övülmekte ve müjdelenmektedir. (Konuyla ilgili önceki açıklamalarımızı buradan okuyabilirsiniz) Dolayısıyla, bir gayb bilgisi olarak tüm peygamberlere müjdelenmiş durumdadır. Ayette, Hz. İsa’nın da, ahir zaman şahsı olan Hz. Mehdi’den övülen sıfatıyla bahsetmesi, onu böyle örtülü bir şekilde anlatması, bu hususun bir gayb bilgisi olmasındandır. Elbette doğrusunu Allah bilir.
Saff Suresi 8. ve 9. Ayetlerde,
İslam’ın Dünya Hakimiyeti Müjdelenmektedir
Övgüye en layık olan elçinin müjdelendiği ayetin hemen sonrasında Allah, İSLAM’IN DÜNYAYA HAKİMİYETİNİ müjdeleyen ayetleri bildirmiştir:
Onlar, Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa ALLAH, KENDİ NURUNU TAMAMLAYICIDIR; KAFİRLER HOŞ GÖRMESE BİLE.
Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur. ÖYLE Kİ ONU (HAK DİN OLAN İSLAM’I) BÜTÜN DİNLERE KARŞI ÜSTÜN KILACAKTIR; MÜŞRİKLER HOŞ GÖRMESE BİLE. (Saff Suresi, 8-9)
Ayette, bir elçinin müjdelenmesinin HEMEN SONRASINDA İslam’ın dünya hakimiyetine dair bu ayetlerin yer alması, müjdelenen elçinin Mehdi olduğuna dair bir başka önemli işarettir. Çünkü İslam’ın dünya hakimiyeti, ahir zamanda Hz. Mehdi ve Hz. İsa’nın yeryüzüne gelişi ile gerçekleşecektir.
Hadislerde bu hakimiyet şu şekilde bildirilir:
“Yeryüzünde dört kişi malik olmuştur. İkisi mümin, ikisi kafirdir. Müminler, Zülkarneyn ve Süleyman Aleyhisselâm, kâfirler ise Nemrud ve Buhtunnasr’dır. BEŞİNCİ OLARAK EHL-İ BEYTİM’DEN BİRİSİ GELECEK VE O DA DÜNYAYA MÂLİK OLACAKTIR.” (İmam-ı Suyûtî)
Ayrıca Saff Suresi 9. ayette Hüda kelimesinin geçmesi de manidardır. Hüda kelimesi ile Mehdi kelimesi, aynı Arapça kökenden gelir.
ه د ي — H-D-Y
Bu kökün temel anlamı “yol göstermek, doğru yola iletmek, rehberlik etmek“tir.
Hüda, isimdir ve “doğru yol, rehberlik, hidayet” demektir. Mehdi ise aynı kökten türemiş bir ism-i mef’ûl yapısıdır; “HİDAYETE ERDİRİLMİŞ, DOĞRU YOLA YÖNELTİLMİŞ KİŞİ” anlamına gelmektedir.
Benzer izahlara daha önce Bakara Buresi 38. Ayette de dikkat çekilmiş ve bu konu detaylı olarak açıklanmıştır. (Konuyla ilgili önceki açıklamalarımızı buradan okuyabilirsiniz)
Buradaki işaretten de ayette Mehdi’ye yönelik bir anlam olduğu anlaşılmaktadır.
Saff Suresindeki sonraki ayetlerde de İslam’ın dünya hakimiyetine dair açıklamalar devam etmektedir:
Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: ALLAH’TAN ‘YARDIM VE ZAFER (NUSRET)’ VE YAKIN BİR FETİH. Mü’minleri müjdele. (Saff Suresi, 13)
Ayette geçen “Allah’tan yardım” ifadesinin Hz. İsa’ya işaret olması kuvvetle muhtemeldir. Çünkü Hz. İsa, ahir zamanda, Hz. Mehdi’nin yardımcısı olacaktır.
“Allah’ın yardımcıları“
Saff Suresi 14. Ayette, Hz. İsa ve havarileriyle ilgili şu ifadeler geçmektedir:
Ey iman edenler, Allah’ın yardımcıları olun: Meryem oğlu İsa’nın havarilere: “Allah (yolunda) benim yardımcılarım kimlerdir?” demesi gibi. HAVARİLER DE DEMİŞLERDİ Kİ: “ALLAH’IN YARDIMCILARI BİZLERİZ.” Böylece İsrailoğulları’ndan bir topluluk iman etmiş, bir topluluk da inkar etmişti. Sonunda Biz iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da galip geldiler. (Saff Suresi, 14)
Ayette, dikkat edileceği üzere çok defa Allah’ın yardımcıları ifadesi geçmektedir. Burada da HZ. İSA’NIN AHİR ZAMANDAKİ ROLÜNE İŞARET bulunmaktadır.
Ayetin sonunda Allah, bu yardım sonucunda İMAN EDENLERİN GALİP GELDİĞİNİ bildirmektedir.
Bilindiği gibi Hz. İsa’nın peygamberlik döneminde, Hristiyanların yeryüzünde böyle bir galibiyeti yoktur. Onun döneminde İseviler sürekli olarak AZINLIK halde ve MAĞLUP konumda idiler.
Ayette bahsedilen bu galibiyetin, GELECEKTEKİ BİR DÖNEME işaret ettiği açıkça anlaşılabilmektedir. Hz. İsa ve destekçileri, ahir zamanda Mehdi ile birlikte hareket edecek, onun yardımcısı olacak ve İslam’ın dünya hakimiyeti bu şekilde gerçekleşecektir.
Saff Suresi‘nde Önemli Bir İşaret:
Faraklit
Saff Suresi 6. Ayette, Hz. İsa’nın, kendisinden sonra gelecek ve ismi Ahmed olan bir elçiyi yani ÖVGÜYE EN LAYIK OLAN‘ı müjdelemesi, genel olarak Yuhanna İncil’inde geçen Faraklit (Parakletos) ifadesi ile de ilişkilendirilmektedir. İncil’de geçen Faraklit ile ilgili açıklamalar şu şekildedir:
Eğer beni seviyorsanız, emirlerimi gözetirsiniz. Ben de Allah’a yalvaracağım ve O SİZE BAŞKA BİR “FARAKLİT” GÖNDERECEKTİR. (Yuhanna, 14:15-16)
FARAKLİT, ÖYLE BİR HAKİKAT RUHUDUR Kİ, RAB ONU BENİM İSMİMLE GÖNDERECEKTİR. O size her şeyi öğretecek ve benim size söylediklerimi de tekrar hatırlatacaktır. (Yuhanna, 14:26)
FARAKLİT GELDİĞİNDE BENİM İÇİN ŞAHİTLİK EDECEKTİR ve siz de bana şahitlik edersiniz. (Yuhanna, 15:26-27)
Ben size hakkı söylüyorum. BENİM GİTMEM SİZİN İÇİN HAYIRLIDIR. ÇÜNKÜ BEN GİTMEZSEM FARAKLİT SİZE GELMEZ. AMA BEN GİDERSEM ONU SİZE GÖNDERİRİM. (Yuhanna, 16:7)
FARAKLİT GELDİĞİNDE BÜTÜN ALEMİ HATALARI SEBEBİYLE KINAR VE ONLARI TERBİYE EDER. Günah konusunda, çünkü bana iman etmezler. Doğruluk konusunda, çünkü Allah’a gidiyorum ve artık beni göremezsiniz. Ve hüküm konusunda, çünkü bu dünyanın reisinde hükmedilmiştir. Size söyleyecek daha çok şeylerim var, fakat şimdi dayanamazsınız. FAKAT O, YANİ HAKİKAT RUHU GELİNCE, SİZE HER HAKİKATE YOL GÖSTERECEK. Zira kendiliğinden söylemeyecektir, fakat her ne işitirse söyleyecek ve gelecek şeyleri size bildirecektir. (Yuhanna, 16:8-13)
Bu pasajlarda da görülebileceği gibi Hz. İsa, Kur’an’da olduğu gibi İncil’de de kendisinden sonra gelecek olan elçiyi müjdelemektedir.
Faraklit; Şii-İsmaili ve irfani geleneklerde, doğrudan ahir zamanda gelecek Mehdi ile ilişkilendirilmiştir. Dolayısıyla Faraklit, Müslümanların büyük bir kısmı tarafından beklenen, ahir zamanda zuhur edecek olan MEHDİ anlamına gelmektedir.
Faraklit;
Hz. İsa tarafından müjdelenmesi,
“Hakikat ruhu” olarak tanıtılması, yani hadislerde Mehdi’nin tariflerinde yer aldığı gibi doğruluk ve adalete yöneltecek olması,
Dünyayı günah, doğruluk ve hüküm konusunda ikna edecek olması, yani zulümle dolu dünyayı adaletle dolduracak olması,
İsa hakkında tanıklık edecek olması, yani ahir zamanda Mehdi’nin Hz. İsa ile birlikte çıkacak olması,
“Her şeyi öğretecek” olması, yani İslam’ın doğru ve gerçek hükümlerini insanlara öğretecek olması
Gibi özellikleri ile, Mehdi’yi tanıtan hadislerle benzerlikler göstermektedir.
Sonuç: Saff Suresi’nde Hz. Mehdi Tanıtılmaktadır
Daha önce Bakara Suresi ve Kehf Suresi’nde geçen açıklamalarda yer verildiği gibi, Saff Suresi’nde de örtülü bir şekilde Hz. Mehdi anlatılmaktadır. Mehdi konusu, tümüyle gıyabi bir konu olduğu için, Mehdi;
Peygamberler gibi açıkça GELMEYECEĞİ,
İCRAATLARINDAN tanınacağı,
Geldiği dönem, İNSANLIK TARİHİNİN EN ŞEDİT DÖNEMİ olacağı için,
Kur’an’da Mehdi’ye yönelik açık bir anlatım yer almaMAktadır.
Bunun hikmetleri çok fazladır.
Hz. Mehdi;
Kendisine kitap verilen bir peygamber olmaMAsı,
Ahir zamanda üzerine yüklenen zorlukları göğüsleyerek, en şiddetli bozulmaların olduğu dönemde BİR KURTARICI vasfı üstlenmesi,
Dolayısıyla kendisine karşı çıkacak olanların sayısının fazla olacak olması gibi nedenlerle,
GİZLENMİŞ, PERDELENMİŞ BİR ŞAHISTIR.
Hz. Mehdi’nin gerçek kimliğinin ve manevi konumunun görev vakti gelinceye kadar gizli kalması, ALLAH’IN ONU KORUMASINDAKİ HİKMETİN BİR PARÇASIDIR.
Allah, Hz. Mehdi hakkında onun anlaşılmasını sağlayacak çok sayıda işaret bildirmiş olmakla birlikte, ÖZELLİKLE KUR’AN’DA ONU GİZLİ TUTMUŞ, kimliğinin daha en başından açıkça teşhis edilmesini sağlayacak bir tarif verMEmiştir. Hz. Mehdi’nin ne zaman tanınacağı ve gerçek manevi konumunun ne zaman açıkça anlaşılacağı da Allah’ın takdirindedir.
Peygamberimiz (SAV)’in hadislerinde, Hz. Mehdi’nin, insanları iman, güzel ahlak, sevgi, barış ve kardeşlik etrafında birleştirmek için büyük bir manevi ve fikri mücadele yürüteceği ayrıntılı biçimde haber verilmiştir.
Aynı şekilde Hz. Mehdi hakkında aktarılan rivayetlerde ahlakı, soyu ve bazı özellikleri hakkında çok çeşitli ve detaylı işaretler de bulunmaktadır.
Ancak Hz. Mehdi hakkında bu kadar çok alamet ve bilgi bildirilmiş olmasına rağmen, bu anlatımlar belirli bir kişiyi, yaşadığı dönemin başından itibaren herkes tarafından açıkça teşhis edilebilecek şekilde ortaya koyan bir “kimlik belgesi” niteliğinde değildir. Dolayısıyla, Hz. Mehdi’nin gerçek kimliği ve taşıdığı manevi konum daha en başından herkes tarafından hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde anlaşılan bir bilgi şeklinde OLMAYACAKTIR.
KUR’AN’DA MEHDİ’NİN GİZLİ TUTULMUŞ OLMASI DA BUNDANDIR.
Hz. Mehdi’nin ortaya çıkacağı dönem; zulmün, çatışmaların ve büyük karışıklıkların yaşandığı bir dönem olacaktır. Hz. Mehdi’nin görevine başlayacağı bu dönemde, ONUN FAALİYETLERİNDEN RAHATSIZ OLACAK, yürüttüğü manevi mücadeleye KARŞI ÇIKACAK, ETKİSİNİ AZALTMAK veya TAMAMEN ENGELLEMEK İSTEYECEK kişiler ve çevreler olacaktır. Böyle bir ortamda, kimliğinin daha ilk günden açık ve kesin biçimde bilinmesi, daha en başından açıkça tanınması, ONU DOĞRUDAN BASKILARIN, TEHDİTLERİN VE SALDIRILARIN HEDEFİ haline getirebilir.
Bu nedenle Allah, Hz. Mehdi’yi belirli bir zamana kadar korumak ve gerçek konumunun, manevi makamının herkes tarafından hemen anlaşılmasını engellemek için onun kimliğini gizli tutmuştur.
Bu nedenle Hz. Mehdi’nin kimliğinin gizli kalması onun görevini engelleyecek bir durum değil; tam tersine Allah’ın onu korumasına ve görevini tamamlamasına imkan veren KADER PLANININ BİR PARÇASIDIR.
Yukarıdaki açıklamaları takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 15.10.2026