Konu : Müvekkil Adnan Oktar’ın inancı, dünya görüşü ve yaşam tarzı itibarıyla isnat edilen suçları işlemeye müsait bir kişiliğe sahip olmadığının ortaya konulması amacıyla; hayatını Allah’ın en razı olacağı şekilde yaşama konusundaki görüş ve açıklamalarının Sayın Mahkemenin dikkat ve takdirlerine sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR :
Müvekkil Adnan Oktar, tüm hayatını Allah’a ve Kur’an’a olan inancına göre yaşayan, Allah’ın haram kıldıklarına ve emirlerine titizlikle riayet eden bir kişi olması sebebiyle, kendisine isnat edilen suçları işlemesinin imkansız olduğunu tüm beyanlarında ifade etmiştir. Sayın Mahkemenin de bunu müşahade edebilmesi için, dosyaya inancı, dünya görüşü, yaşam tarzıyla ilgili görüşlerini ve çalışmalarını yansıtan dilekçeler sunulmasını gerekli ve önemli görmekteyiz.
Bu dilekçede de, müvekkilin, “bir insanın hayatının tek amacının Allah’ın rızasını, rahmetini ve Cennetini kazanmak” olduğuna ve Allah’ın rızasını kazanmak için, müminin Allah’ın EN RAZI OLACAĞI davranışı seçmesi gerektiğine dair görüşleri sunulmaktadır.
Müvekkil Adnan Oktar, “Benim hayattaki tek gayem Allah’ın rızası, rahmeti ve cennetidir; hepsinin üstünde Allah’ın rızası, yani Allah’ın beni en çok sevmesi ve benim de Allah’ı en derin aşkla sevmemdir. Başka hiçbir şeyin önemi yoktur.” Ifadesiyle, inancını ve dünya görüşünü özetlemektedir.
Allah’ı Gerçekten Seven İnsan, Her An Allah’ın EN ÇOK Razı Olacağı Davranışı Seçer
Allah’ı gerçekten çok seven, hayatını Allah’ın rızasını, rahmetini ve Cennetini kazanmak için yaşayan bir insan, her davranışında Allah’ın EN ÇOK RAZI OLACAĞI davranışı seçmelidir. Bir derece azını dahi seçmesi, nefsini, rahatını veya çıkarını Allah’ın rızasına tercih ettiği anlamına gelir; yaptığı şey haram olmasa dahi Allah bundan razı olmayabilir.
Bazı insanlar mazeretler öne sürseler de aslında Allah’ın EN ÇOK hangi seçimden razı olacağını çok iyi bilirler:
Örneğin, bir insanın malını, parasını, imkanlarını infak etmesi Allah’ın emridir. Neyin ne kadarının infak edileceği ise insanın vicdanına, aklına bırakılmıştır. Allah ölçü olarak “ihtiyaçtan arta kalanın infak edilmesini” emretmiştir. (Bakara Suresi, 219) Her insan ihtiyacından arta kalanı farklı şekillerde hesaplayacaktır. Allah’ı en çok seven, Allah’ın sevgisini kaybetmekten en çok korkan, en fazla miktarda infak edecektir.
Samimi bir mümin, hayatının her anında; okulunu, mesleğini, eşini seçerken de mutlaka Allah’ın en razı olacağı seçimler yapmalıdır.
Örneğin müminlerle daha sık görüşme imkanı olan bir okulu seçmesi Allah’ın rızasına daha uygundur; Allah müminlerin hep bir arada olmalarını emretmekte, bundan hoşnut olmaktadır. Ancak bu okul bana uzak, gelip giderken yorulurum bahanesiyle başka bir okulu seçmek Allah’ın rızasının en fazlasına uygun değildir. Bu kişinin söylediği doğru olabilir; daha yakın bir okula gitmek daha makul görünebilir; ancak müminlerle görüşemeyeceği için, Allah’ın rızasına en uygun olan, daha zor da olsa uzak olana gitmektir.
Meslek seçiminde de samimi bir Müslüman Allah’ın en razı olacağı mesleği seçer; diğer tüm alternatifler de helal olan mesleklerdir; ancak İslam’a daha çok hizmet imkanı bulunan, kişinin hayırlı faaliyetler yapmasına olanak sağlayan mesleği seçmek Allah’ın rızasının en fazlasına daha uygundur. Mümin heva ve hevesi için değil, Allah’ın en razı olacağına göre seçimler yapar.
Evlilikte de samimi müminler Allah’ın rızasının en çok olacağı şekilde eş seçmelidirler. Samimi bir kadın eşini seçerken mesleğine, fiziğine, yaşına, maddi imkanlarına göre değil, takvasına, samimiyetine, dürüstlüğüne, Allah yolunda gözü kara olmasına göre seçimini yapar; kendisini Allah’a en çok yaklaştıracak, kendisine manevi anlamda en çok katkı sağlayacak kişiyi seçer.
Bunun örneklerinden biri Kur’an’da verilmektedir:
Hz. Zeyd ve Hz. Zeynep, Allah’ın rızasının en fazlasına uymuşlardır:
Peygamber Efendimiz, azat ettiği kölesi Hz. Zeyd’i Hz. Zeynep ile evlendirmiştir. Hz. Zeynep ve Hz. Zeyd bir süre sonra boşanmışlar ve Hz. Zeynep Peygamber Efendimizle evlenmiştir.
Hz. Zeynep çok güzel ve çok akıllı bir hanımdı. Hz. Zeyd ile evliyken kendisini yeterince yetiştiremeyeceğini, Peygamber Efendimizin imanından, ilminden, hikmetinden çok daha fazla istifade ederek, imanını çok daha fazla güçlendirebileceğini düşünerek, Peygamber Efendimizle evlenmeyi tercih etmiştir. Hz. Zeyd, çok imanlı, Peygamberimize bağlı, güzel ahlaklı bir insandır. Ancak Peygamberimizle kıyaslandığında, takvası, ilmi, sevgisi, iman gücü Peygamberimizin çok daha güçlüdür. Mümin bir kadın da evliliğini Allah rızası için yapar; evliliğinde de Allah’ın en razı olacağı kişiyi seçer. Peygamberimizin olduğu bir ortamda, Allah’ın en razı olacağı seçimin Peygamber Efendimiz olacağı açıktır.
Bazı kişiler, bu açık gerçeği anlamazlıktan gelerek, Nur Suresi’ndeki Allah’ın “evlendirin” emrini öne sürerek, herkes Peygamberimizle evlenirse, o zaman diğer kişiler nasıl evlenecekler diye sormaktadırlar. Ayette “evlendirmek” emredilmektedir; ancak önemli olan Allah’ın rızasının en çoğuna uygun olarak evlenmektir. Evlenmeyle ilgili ayet var diye, mümin kadınların, iman, ilim, görgü, ahlak yönünden zayıf, ya da daha takva olana göre daha düşük olan kişilerle evlenmeleri, Allah rızasına uygun değildir. Hiçbir iman sahibi kadın, Peygamber Efendimiz varken, daha az takva, kendisine daha az katkısı olacak, Peygamberimiz kadar güzel ahlaklı olmayan bir erkekle evlenmek istemez.
Sonuç:
Müvekkil Adnan Oktar’ın, hayat felsefesi olarak kabul ettiği “Allah’ın rızasının en fazlasını, rahmetini ve Cennetini kazanmak” konusundaki görüşlerini, Sayın Mahkemenin değerlendirmelerine sunarız. 19.09.2026
Sayın Adnan OKTAR’ın ALLAH’a karşı titizliği ne güzel. Çok güzel bir örnek bizlere.