ADNAN OKTAR’DAN DUYURUDUR
Namaz Esnasında Kedi Tekmeleyecek Kadar Zalim Olup, Allah’ın Rızasını Kazanacağını Sananlar
25 Ağustos 2026 tarihinde Erzurum Adalar Camii’nde yatsı namazı sırasında, cemaatin önünde dolaşan bir kedi, namaz kılan kişilerden birinin ayaklarının arasına girmeye çalışmış, söz konusu şahıs ise namaz içerisinde kediyi tekmelemiştir. Olayın güvenlik kameralarına yansıması ve bu görüntülerin sosyal medyada paylaşılması sonucunda olay büyük tepki çekmiş ve ardından söz konusu eylemi yapan kişi bulunarak gözaltına alınmıştır.

Kaynak: https://www.sondakika.com/3-sayfa/haber-erzurum-da-namazda-kediyi-tekmeleyen-sahis-gozalti-20204906/
Söz konusu eylem, sosyal medya üzerinden tepki görmekle kalmamış, civardaki insanlar tarafından da tepkiyle karşılanmıştır. İnsanlarımızın bu tip konularda böylesine duyarlı davranmaları, kedinin sağlığını merak edip aramaya başlamaları, eylemi yapan kişiye tepki göstermeleri ve söz konusu kişinin de gözaltına alınması elbette sevindirici gelişmelerdir. Ancak bu eylemin göstermiş olduğu çok vahim bir toplumsal sorun vardır.
Konuyla ilgili olarak müvekkil Adnan Oktar’ın açıklamalarını aşağıda takdirinize sunuyoruz:
Sevgisizlik, Müslümanlıkla Taban Tabana Zıttır
Sevgisizlik, özellikle de Müslüman kimliğiyle ve ibadet adına ortaya çıkan kişilerin sevgisizliği, topluma büyük ölçüde sirayet etmiş olan çok vahim bir sorundur. Namazda saf tutmuş bir kişinin, Allah’a sevgisini en yoğun göstereceği bir anda, Allah’ın yarattığı masum bir varlığa tekme atabilecek kadar SEVGİSİZ olabilmesi, İMANLA ASLA BAĞDAŞMAYACAK BİR DURUMDUR. Ancak ne yazık ki, ibadet adı altında sevgisizlik, sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
Örneğin, insanların bir kısmı Allah’ın rızasını kazanmak için Hacca gider, fakat Kabe’yi Tavaf sırasında şeytan taşlarken birbirlerinin üzerine çıkar, birbirlerini ezerek geçer, ortamı adeta vahşi bir rekabet ortamına çevirebilirler.
Yine bir kısım insanlar, oruç ibadetini yerine getirir ancak oruçlu yani “aç” olma gerekçesi ile alabildiğine sinirli olur, etraflarındaki insanlara bağırıp çağırır, hatta saldırganlaşırlar.
Bu kişilerin, ibadeti, sinirli ve öfkeli olmaya, bağırıp çağırmaya, nefret duymaya, insanlarla kavga etmeye, masum canları tekmelemeye gerekçe olarak görebilmeleri, sevginin hakim olması gereken yerde nefret ve saldırganlığı hakim etmeleri ve bunu din adına yapmaları ÜRKÜTÜCÜ BİR GÖRÜNTÜDÜR.
Böyle bir din anlayışında, dinin neyi amaçladığı, dindar olmanın anlamının ne olduğunu HİÇ ÖNEMSENMEMEKTE, hatta kişi, adeta ibadeti bile neden yaptığının farkında olMAdan şekli bir Müslümanlığı devam ettirmektedir. Aslında o sırada, ALLAH’IN RIZASINDAN DA, İBADETİN ANLAMINDAN DA ÇOK UZAKTIR.
Sevgiyi Unutarak İbadet Olmaz
ALLAH, TÜM KAİNATI SEVGİ İÇİN YARATMIŞTIR. İman ve ibadet de, yalnızca sevgi içindir.NAMAZ;
İnsanın Allah’a olan sevgisini candan, içten, samimi bir şekilde göstermesinin en mükemmel yoludur.
Kişinin, Allah’a yönelişini, Allah’a olan şükrünü, Allah’a kalpten teslimiyetini göstermesidir.
Namaz, Allah’a aşkla, O’na olan sevgiyle, kalpten, içten, coşkuyla ve sevinçle yapılan bir ibadettir. Ruha dinginlik, kalbe huzur veren; Allah’a yönelişin getirdiği bir mutmainlik içinde yapılan bir ibadettir.
Allah’a olan sevgi, Allah’ın yarattığı tüm varlıklara olan sevgiyi kalpte pekiştireceği için, NAMAZ, SEVGİNİN EN DORUKLARDA YAŞANDIĞI, NEFSANİ EĞİTİMİN EN MÜKEMMEL ŞEKİLDE GERÇEKLEŞTİĞİ, İNSANIN RUHUNDAKİ TÜM KARANLIKLARIN AYDINLANDIĞI ÇOK GÜÇLÜ BİR HUZUR VESİLESİDİR.
Sevginin bu kadar mükemmel bir ifadesi olan ve insanı böylesine büyük güzelliklerle eğiten bir ibadet sırasında, Allah’ın yarattığı masum bir canlıyı tekmeleyebilecek kadar ZALİM olabilmek, ALLAH’I DA, O’NUN BAHŞETTİĞİ DİNİ DE, İBADETLERİN AMACINI DA HİÇ ANLAMAMIŞ OLMAK DEMEKTİR.
Veya insanı çok daha anlayışlı, çok daha sabırlı, sevgi dolu, nimetlere şükredici hale getiren; insana, zorluklar karşısında sebat edecekgücü veren; insanı daha mülayim, daha fedakar, daha ferasetli hale getiren ORUÇ gibi bir ibadeti, sevgisiz, zalim, gaddar, öfkeli, saldırgan bir tavır için vesile olarak görmek, ALLAH’A VE İSLAM’A DAİR HİÇBİR ŞEYİ ANLAMAMAK DEMEKTİR.
Hac ibadetini yapmak için kilometrelerce yol aşıp, bu büyük ibadeti yerine getirme imkanına sahip olup, bu ibadet sırasında insanları ezip geçmek, başkalarına zarar verecek vahşiyane bir tavra bürünmek, insani tüm özellikleri yitirip sinir ve öfke ile hareket etmek, ALLAH’I VE O’NUN YARATTIĞI SEVGİ ORTAMINI HİÇ ANLAMAMAK DEMEKTİR.
Allah, Hac ibadeti esnasında kavgaya girişmenin açıkça haram olduğunu ayetinde bildirmiştir:
Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız
HACC, bilinen aylardır. Böylelikle kim onlarda haccı farz eder (yerine getirir)se, (bilsin ki) haccda kadına yaklaşmak, GÜNAHA GİRMEK VE KAVGAYA GİRİŞMEK YOKTUR. (Bakara Suresi, 197)
Allah, Kabe’yi ziyaret eden insanlar için orayı güvenlik yeri kılmıştır:
Gerçek şu ki, insanlar için ilk kurulan Ev, Bekke (Mekke) de, o, kutlu ve bütün insanlar (alemler) için hidayet olan (Ka’be)dir.
Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim’in makamı vardır. KİM ORAYA GİRERSE O GÜVENLİKTEDİR. (Al-i İmran Suresi, 96-97)
İbadetleri hakkıyla yerine getirebilmek için;
Allah’ı,
O’nun tüm kainatı sevgi için yarattığını,
Sevgiyi istediğini,
Tüm varlıkların Allah için sevilmesi gerektiğini,
Yeryüzündeki varlığımızın yegane amacının başta Allah’a sonra tecellilerine sevgi duymak olduğunu anlamak gerekir.
Bunu anlamamış bir insan, Allah’ın asıl istediği sevgiyi kalbinde hiç yaşamadan, ibadeti sadece bir görev gibi yerine getirerek Allah’ın rızasını kazanabileceğini düşünüyorsa, DİNİN GERÇEK ANLAMININ ÇOK UZAĞINDA YAŞIYOR DEMEKTİR.
Allah, Kur’an’da, ibadetleri yerine getirmesine rağmen, TÜM AMELLERİ BOŞA GİTMİŞ olanların varlığını haber verir:
De ki: “Davranış (ameller) bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi?”
“ONLARIN, DÜNYA HAYATINDAKİ BÜTÜN ÇABALARI BOŞA GİTMİŞKEN, KENDİLERİNİ GERÇEKTE GÜZEL İŞ YAPMAKTA SANIYORLAR.” (Kehf Suresi, 103-104)
İman edenler: “Olanca yeminleriyle elbette sizlerle birlik olduklarına ilişkin Allah’a yemin edenler bunlar mıdır? ONLARIN BÜTÜN YAPIP-ETTİKLERİ BOŞA ÇIKMIŞTIR, BÖYLECE HÜSRANA UĞRAYANLAR OLMUŞLARDIR.” derler. (Maide Suresi, 53)
Bu, Allah’ın hidayetidir; kullarından dilediğini bununla hidayete erdirir. Onlar da şirk koşsalardı, ELBETTE BÜTÜN YAPIP-ETTİKLERİ ‘ONLAR ADINA’ BOŞA ÇIKMIŞ OLURDU. (Enam Suresi, 88)
Şirk koşanların, kendi inkarlarına bizzat kendileri şahidler iken, Allah’ın mescidlerini onarmalarına (hak ve yetkileri) yoktur. İşte bunlar, YAPTIKLARI BOŞA GİTMİŞ OLANLARDIR. Ve bunlar ateşte süresiz kalacak olanlardır. (Tevbe Suresi, 17)
Sizden öncekiler gibi. Onlar sizden kuvvet bakımından daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular. Onlar kendi paylarıyla yararlanmaya baktılar; siz de, sizden öncekilerin kendi paylarıyla yararlanmaya kalkışmaları gibi, kendi paylarınızla yararlanmaya baktınız ve siz de dalanlar gibi daldınız. İŞTE ONLARIN DÜNYADA AHİRETTE BÜTÜN YAPIP-ETTİKLERİ (AMELLERİ) BOŞA ÇIKMIŞTIR VE İŞTE ONLAR KAYBA UĞRAYANLARDIR. (Tevbe Suresi, 69)
Andolsun, sana ve senden öncekilere vahyolundu (ki): “Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz AMELLERİN BOŞA ÇIKACAK ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın. (Zümer Suresi, 65)
Allah, kendisini iyi iş yapmış gibi gören bir kısım insanların tüm yaptıklarının BOŞA GİDEBİLECEĞİNİ, ahirette UMDUKLARI KARŞILIĞI ALAMAYABİLECEKLERİNİ ayetlerinde açıkça haber vermiştir. İşte bu yüzden Müslümanların, ibadetin ne amaçla yapılması gerektiğini iyi anlamaları, kalplerinde sevgisizlik barındırmamaları, gaddarane her türlü eylem ve düşünceden şiddetle kaçınmaları ŞARTTIR.
Peygamberimiz (SAV)’in hayvanlara sevgisi ve şefkati
Peygamberimiz (SAV), “Cenab-ı Hakkın haksız olarak bir serçeyi öldürenden kıyamet gününde hesap soracağını” (Ebu Davud, 2/11) bildirmiş; “Kuşların yuvalarının bozulmamasını, yumurta ve yavrularının alınmamasını” (Buhari Edebü’l-Müfred, 139) emretmiştir.
Peygamberimiz (SAV) savaş sırasında, on bin kişilik ordusuyla ilerlerken, yolları üzerinde yeni doğum yapmış dişi bir köpekle yavrularını görür. Efendimiz (SAV) Suraka oğlu Cuayl’i çağırarak emir verir. “Anneyle yavrularının önünde duracak ve ordunun tamamı geçinceye kadar onlara nöbetçilik edip, ezilmekten koruyacaksın.” (eş-ŞÂMÎ, Sübülü’l-hüda ve’r-reşâd, VII, 51) Peygamberimiz (SAV)’in şefkatiyle dişi köpekle yavrularını rahatsız etmemek için on bin kişilik ordu istikametini değiştirmiştir.
Peygamberimiz (SAV)’in kedisinin ismi Müezza’dır. Peygamberimiz (SAV), kedisi Müezza’yı o kadar çok severdi ki, Müezza bir gün sedirde oturan Peygamberimiz (SAV)’in giysisinin ucunda uyuyakalınca, kediye kıyamayan Peygamberimiz (SAV), giysisini keserek sedirden kalkmayı tercih etmiştir.
Ek Bilgi: Peygamberimiz (SAV)’den hadisler aktaran Ebu Hureyre’nin anlamı “kedi babası”dır.
Peygamberimiz (SAV) Medineli Müslümanlardan birinin bağında bir devenin açlıktan bağırdığını görmüş bundan rahatsız olmuştu. Devenin yanına gelerek onu okşamış ve sahibinin kim olduğunu sormuş ve öğrenmişti. Sonra da: “Hayvanlara gösterdiğiniz muamelede Allah’tan korkmuyor musunuz?” (Ebû Davud, “Cihad”, 44) buyurarak devenin sahibini uyarmıştı. Başka bir hadiste ise Peygamberimiz (SAV): “Konuşamayan bu hayvanlar hakkında Allah’tan korkun!” (Ebû Dâvûd, Cihâd, 44/2548) buyurmuştur.
Peygamberimiz (SAV), bir sefer esnasında sıcak bir gölgede kıvrılıp uyumakta olan bir ceylan görmüştü de, bir sahabisine, herkes geçinceye kadar orada bekleyip kimseye hayvanı rahatsız ettirmemesini emretmişti. (Muvatta, Hacc, 79; Nesâî, Hacc, 78)
Kur’an’da Sevgi Anlatılır;
Kur’an’ı Esas Almayan Din Anlayışında ise
Sevgisizlik Hakimiyeti Vardır
İbadet adı altında yapılan tüm gaddarlıklar, tüm kötü ahlak özellikleri, Allah’a karşı birer eylemdir. Kişi, sevgi adına yapılması gereken ibadeti -HAŞA- nefret kaynağı gibi göstermekte, kendi öfkesini artırmakla kalmayıp insanlara “ibadet edenlerin böyle insanlar olduğu” imajını vermekte, etrafındakileri büyük ölçüde dinden uzaklaştırmaktadırlar.
İşte bu, uzun zamandır anlattığımız, KUR’AN MÜSLÜMANLIĞINDAN UZAK OLMANIN GETİRDİĞİ VAHİM SONUÇLARDAN BİRİDİR. Hurafeler üzerine kurulu din anlayışı, KEDİYİ DÖVEN, ÇOCUĞU DÖVEN, KADINI DÖVEN zihniyet üzerine kurulu, ALABİLDİĞİNE SEVGİSİZ, sadece öfke ve nefret üzerine inşa edilmiş bir din anlayışıdır. KUR’AN İLE TAM ANLAMIYLA TEZAT olan bu anlayışa temel oluşturan mevzu (sahte) hadisler;
10 yaşındaki ÇOCUKLARIN namazı terk ettikleri için DÖVÜLMESİNİ emretmekte,
Kadını CEHENNEM EHLİ olarak görmekte,
İçki içmede ısrar edenin, zina edenin, dinden dönenin ÖLDÜRÜLMESİNİ şart koşmakta,
Eşeklerin ŞEYTAN GÖRDÜĞÜNÜ, farelerin YAHUDİ OLDUĞUNU, kargaların SAPKIN, güvercinlerin ise ŞEYTAN olduğunu, zavallı kara köpeklerin ve kertenkelelerin ÖLDÜRÜLMESİ GEREKTİĞİNİ söylemektedir.
Hurafelere dayalı dinin esas aldığı rehber, işte bu UYDURULMUŞ HADİSLERDİR. Yıllar boyunca bu sahte hadislere göre bir din anlayışı geliştirmiş bir kısım insanlar ise, DİNLERİNİN YEGANE KAYNAĞI OLAN KUR’AN’I KERİM’E BAŞVURMAYI DÜŞÜNMEDİKLERİ gibi, kendilerini Kur’an’a çağıranlara da en şiddetli tepkiyi yöneltmişlerdir.
İşte bu zihniyet, meydanı, İslam adına sahte bir dininin propagandasını yapan bir kısım kişilere bırakmıştır. Bu zihniyete sahip kişiler, hitap ettikleri Müslüman toplumlarında KADINA bakış açısını da şekillendirmiş ve kadını, AŞAĞILANMASI, ERKEĞE KÖLE OLMASI GEREKEN, KAPATILMASI, YASAKLANMASI, SUSTURULMASI, İKİNCİ PLANA ATILMASI GEREKEN bir insan görünümüne sokmuştur. Tüm bu sebeplerden dolayı bu toplumlarda, kadına sevgi ve saygı gelişmesi mümkün olamaMAktadır.
Sayısız mevzu hadis ile aşağılanmış olan kadınlar, bu sözlere uyan bir kısım erkekler tarafından alabildiğine değersiz görülmekte, birer META olarak kabul edilmekte ve bunun sonucu olarak da değersiz bir varlık statüsünde olan kadının dövülmesi, aşağılanması veya öldürülmesi bu çevreler tarafından çok büyük sorun teşkil etmeMEktedir.
İslam adına ekranlarda boy gösteren bir kısım alimlerin bu konudaki açıklamaları da, bu vahim durumu desteklemekte ve yaygınlaştırmaktadır. Bunlardan bazı örnekler şöyledir:
Nurettin Yıldız:

Kaynak: Nurettin Yıldız – https://www.facebook.com/watch/?v=10160300802360106

Yusuf Kavaklı:
Kadınsa benim çamaşırımı yıkayacak, bir, yemeğimi yapacak, iki, evladıma bakacak, üç, evladımı temizleyecek, dört, evimi temizleyecek, beş, yatağımı serecek, altı… ALLAH EMRETMİŞ BUNLARI BE, NE KONUŞUYORSUN SEN?
Kaynak: Yusuf Kavaklı – https://www.facebook.com/watch/?v=153557244182717
Ömer Döngeloğlu

Ömer Döngeloğlu; “Bey” diyor “sen dolapta var ısıtır yersin” diyor. “Sen yemeği ısıt ye” diyor. E ne olacak? “Biz yasin okuyacağız”. Çarpar o yasin seni. Evlilik bu hemi. Kadın erkeğe erkek kadına, sen bana ben sana dum duma kim kime. Yok öyle bir şey. Çek tesbihi dur. Lailahe illallah, lailahe illallah. Suratına şamar gibi vurur. Senin kocan orada zinaya yönelecek, senin adam yemeği buzdolabından soğuk soğuk yiyecek sen tesbih çekerek evliya olacaksın öyle mi? Memleketin bütün evliyaları peşine düşse seni bir derece yukarı çıkaramazlar.
Kaynak: Ömer Döngeloğlu – https://www.facebook.com/watch/?v=3759922490948103
Cübbeli Ahmet Hoca

Kaynak: Cübbeli Ahmet Hoca – https://www.dailymotion.com/video/x7ktakp


Kaynak: https://www.haberturk.com/polemik/haber/787110-7-yas-alti-da-olsa-kiz-cocuguna-el-opturmeyin-
Hüseyin Çevik

MEMRİ TV – Ortadoğu Medya Araştırma Enstitüsü TV kanalı

Cübbeli Ahmet Hoca’nın aşağıdaki sözleri, ORUÇ gibi kutsal bir ibadeti -HAŞA- külfet, sinirlenmek ve dehşet saçmak için bir gerekçe olarak gören,kadını da bu vesile ile köleleştiren zihniyetin tarifidir:
Cübbeli Ahmet Hoca: “İslamiyet sana diyor ki KOCANA İYİ DAVRAN. Niye, iyi davranırsan o da sana iyi davranır. HERİFİ RAYDAN ATLATMA, SOPAYI YİYCEN ONDAN SONRA. Kolay bir şey değil, HELE BİR DE RAMAZAN’DA. ADAM BİR DE ORUÇLU. Geldi eve 7’de, iftara kalmış bir saat. Bir de sigara içen biriyse zaten kafa duman olmuş. BU ADAMA ŞİMDİ KADIN BİR HAREKET ÇEKERSE BU NE YAPAR YA. Benden size tavsiye, RAMAZAN’DA İYİ DAVRANMAZLARSA SIKINTI ÇIKAR BAK. ADAM ORUÇLU ÇÜNKÜ, ONA GÖRE DİKKAT EDİN.“
CÜBBELİ AHMET HOCA’YA AİT AŞAĞIDAKİ SÖZLERİN HİÇBİRİ
KUR’AN’A VE İSLAM’A UYGUN DEĞİLDİR.

Kaynak: https://www.harunyahya.info/videolar/kuran-disi-islamin-dehset-verici-dunyasi-3
Bahsettiğimiz bu zihniyet, ibadet adı altında dehşet saçan, namaz ibadetinin kazandırdığı sevgi ve güzellikten İSTİFADE ETMEYİP masum bir kediyi tekmeleyen, oruç ibadetinin kazandırdığı mutmainlikten İSTİFADE ETMEYİP karısına dayak atan, öfke saçan ürkütücü zihniyetin kaynağıdır. Böyle kişiler, ibadetin hiçbir güzelliğinden istifade etmeyen, belki de çalışan ama boşuna yorulanlardır.
Sunduğumuz görsellerle ilgili şu hususu önemle hatırlatalım: KURAN’DA KADININ DÖVÜLMESİ ŞEKLİNDE BİR EMİR ASLA GEÇMEMEKTEDİR. Kadının dövülmesi iddiasına dayanak olarak gösterilen fiil “darabe” fiilidir. Nisa Suresi 34. ayetteki darabe fiili, UZAKLAŞTIRMAK manasındadır.
Müvekkilin, 7 Ocak 2017 tarihli A9 TV canlı yayınındaki açıklamaları şu şekildedir:
Sn. Adnan Oktar’ın 7 Ocak 2017 tarihli A9 TV canlı yayınından:
Adnan Oktar: “Kadın dövmek haramdır. Kadını dövün demiyor Cenab-ı Allah. Diyor ki “Önce uyarın. Olmazsa yataklarınızı ayırın.” Bunu kadın da yapabilir. “Yataklarını ayırdığı halde yine olmuyorsa EVDEN UZAKLAŞTIRIN.” Mesela annesinin evine götürün, yahut babasının evine götürün. “Yine olmuyorsa hakem oluşturun; iki taraftan hakem insanlar getirin. Sizi bir araya getirip konuştursunlar, aranızı bulmaya çalışsınlar. Yine olmuyorsa boşanırsınız.” diyor Allah. DÖVME DİYE BİR ŞEY YOK. İslam’ı karmakarışık yapmışlar. Kadın dövme diye bir şey yok. KURAN’DA BÖYLE BİR ŞEY BULAMAZSIN, YOK. İslam’a iftira var, Kuran’a iftira var. Şeytan oyun oynuyor. İslam’ı çökertmek için oyun oynuyor. Allah’ın tek dinini, hak dini ortadan kaldırmaya uğraşıyor şeytan. Buna müsaade etmeyeceğiz.”
Kur’an’dan Uzak Yaşamanın Zararları
İnsanların büyük bir kısmı;
KUR’AN’IN SEVGİ ESASINA DAYALI olduğunu bilmediğinden,
Hurafe dininin getirdiği öfke ruhunu sürekli olarak canlı tuttuğundan,
Mevzu (sahte) hadislerde yer alan “öldürün”, “dövün“, “kilitleyin“, “yasaklayın“ gibi KUR’AN’A AYKIRIeylemleri hayat şekli haline getirdiğinden,
Allah’ın yarattıklarına sevgi yerine öfke duyduğundan,
Allah’ın yarattığı masum canlıları lanetli gördüğünden,
Allah için yaptığını iddia ettiği ibadetleri de, sevgisizliğini gösterebileceği ortamlara dönüştürebilmektedir.
Bu, KUR’AN’DAN UZAK YAŞAMANIN GETİRDİĞİ BÜYÜK BİR VEBALDİR.
Toplumlar, Kur’an’daki gerçek dine DİRENDİKÇE, Kur’an yerine bir kısım sözde hocaların doğrularını esas aldıkça, geleneklerin ürettiği din anlayışına sıkı sıkıya sahip çıkıp ayetlerde anlatılan dine mesafeli durdukça, Müslüman kimliği ne yazık ki bu görünümünden ÇIKAMAMAKTADIR.
“Müslümanım” diyen bir kısım kişiler, SEVGİSİZLİKTEN KURTULAMAMAKTADIR.
İslam, sevgi dini olmasına rağmen, Müslümanlığı temsil ettiğini iddia eden kişiler, SEVGİYİ YAŞAYAMAMAKTADIR.
Allah’ı ve tecellilerini nasıl sevmeleri gerektiğini BİLMEMEKTE, kainattaki her şeyin Allah’a ait olduğunu ANLAYAMAMAKTA, dolayısıyla EZBEREibadet edip EZBERE bir din yaşamaktadır. Sevgiyi hiç bilmeden yaşamış, hatta sevgiye direnmiş bir insan, SADECE SEVGİ İÇİN YARATILMIŞ CENNETTE NASIL VAR OLACAKTIR?
Kur’an’daki İslam SEVGİYİ anlatır. Kainatın, yerdeki ve gökteki canlıların, ibadetlerin sevgi için yaratıldığını bildirir. Bunların tümünün Allah’a ait olduğunu, dolayısıyla tecellilere gösterilen sevginin Allah’a gösterilmiş olduğunu anlatır. Sevgi dolu toplumları oluşturmak, ancak ve ancak insanların Kur’an Müslümanlığını yaşamaları ile mümkündür. Aksi takdirde toplumlar, Müslümanlığı sevgisiz ve hatta gaddarlıkla eşdeğer gören modele şahit olmaya devam edeceklerdir.
Müvekkilin yukarıdaki açıklamalarını takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 19.09.2026