Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Sayın Fatih Erbakan samimi ve dürüst kişiliği, milli kimliği, akılcı üslubu ve oy potansiyelindeki gözle görülür artış sebebiyle, son günlerde bazı gazeteciler ve sosyal medyadaki bazı hesaplar tarafından hedef alınmaktadır. Sayın Fatih Erbakan’ın müvekkil Adnan Oktar ve eserlerini öven açıklamaları ve geçmişte müvekkil ve arkadaşlarıyla birkaç kez görüşmüş olması öne sürülerek Sayın Erbakan’a yönelik sözde karalama yapılmak istenmektedir.
Sayın Fatih Erbakan, geçmişte olduğu gibi bugün de Allah’ın Kuran’daki emirleri doğrultusunda hareket etmekte ve doğruları söylemektedir.
Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız
“Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve sözü doğru söyleyin.” (Ahzab Suresi, 70)

Bir insan uzun uzun konuşabilir ama anlattıkları hikmetten uzak olursa anlattıklarının bir değeri ve etkisi olmaz. Önemli olan samimi, hikmetli ve doğru konuşmaktadır. Nitekim vatandaşlarımız da Sayın Fatih Erbakan’ın samimi, dürüst ve doğru sözlü bir insan olduğunun farkındadır. Bu sebeple kendisine gösterilen teveccühte her geçen gün ciddi bir artış olmaktadır. GELECEK SEÇİMLERDE KENDİSİNE OY VERECEĞİNİ BELİRTEN VATANDAŞLARIN SAYISINDAKİ BU ARTIŞ, bazı kimseleri paniğe sevk etmiş görünmektedir.
Sayın Fatih Erbakan’ı kendilerince yıpratmaya çalışanlar, bir yandan müvekkil Adnan Oktar’ı ve eserlerini öven konuşmalarını gündem yaparken diğer yandan da müvekkil Adnan Oktar hakkında aleyhte beyanlar vermesi için kendisine akıllarınca baskı yapmaktadırlar.
Bazı gazetecilerin Sayın Fatih Erbakan’ın iktidara gelmesini istemedikleri için, gazeteci uyanıklığı diye bilinen bir tutumla, kendilerince onu köşeye sıkıştırmayı hedefleyen sorular sordukları görülmekledir. Bu kişilerin planlarına göre, Sayın Fatih Erbakan “Adnan Oktar’ı destekliyorum” derse partisinin ana tabanını oluşturan ve gelenekçi İslam anlayışını savunanların bazıları ona oy vermeyeceklerdir.
Sayın Fatih Erbakan “Adnan Oktar’ı desteklemiyorum” derse bu defa da modern, Atatürkçü ve aydın kesimin bir kısmından, bazı dekolteli hanımlardan, sahil kesimlerinde yaşayanların, ODTÜ’lü Boğaziçi’li gençlerin, bu kişilerin dostlarının, ailelerinin bazılarında oy alamayacaktır. Her iki cevabında da Sayın Fatih Erbakan için aleyhe bir durum olacağını hesap ederek bu tarz sorular sorulduğu açıktır.

Müvekkil Adnan Oktar burada oynanmak istenen oyunu görmüştür. Toplumu kutuplaştırmak amacıyla yıllar boyunca suni gerginlikler oluşturan bazı çevrelerin bu oyunlarını da mutlaka bozacaktır.
Bazı gazeteciler Sayın Fatih Erbakan’ı kendilerince sıkıştırmak için, “Plaja giden, bikini giyen kadınlardan, bara ve eğlence mekanlarına giden insanlardan da oy isteyecek misiniz?” diye sormakta, bu soruyla onu sıkıştırabileceklerini düşünmektedirler. Sayın Fatih Erbakan bu kesimlerle doğrudan iletişim kurup oy isteyemese bile, modern İslam anlayışına sahip ve tüm kesimlerle bağlantı içinde olan müvekkil Adnan Oktar onun için rahatlıkla oy isteyebilir.
Geçmişte CHP lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu olduğu gibi şimdilerde de Yeni Parti lideri Sayın Özgür Özel’i “Sarıklı, cübbeli, çarşaflı insanlardan oy istiyor musunuz? Tarikatların cemaatlerin oylarına da talip misiniz?” diyerek köşeye sıkıştırmaya çalışanlar olmaktadır. “Dindarlarla CHP/Yeni Parti yan yana mı olacak?” denilerek ayrıştırma ve kutuplaşma teşvik edilmektedir. Müvekkil Adnan Oktar, CHP ile dindarlar arasında oluşturulmak istenen bu ayrışmayı engelleyen insan olmuştur. Şimdi de bazı çevrelerin, Yeni Parti ve dindarların birbirlerinden uzak durmaları için oluşturdukları suni engelleri ortadan kaldırmaktadır.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Ak Parti’yi kurarken ‘Milli Görüş gömleğini çıkarttım’ diyerek yola çıkmış, bu sözleriyle “İslam’ın şartlarından vazgeçtim” demek istememiştir. Bu sözleriyle -müvekkil Adnan Oktar’ın inandığı dünya görüşünü savunarak- “Demokratım, her türlü görüşe açığım” demiştir. Bu şekilde de iktidar olmuştur.
Arkadaşlarını Refah Partisi’ne katılmaya teşvik ederek Refah Partisi’nin modern bir görünüm kazanmasını sağlayıp merhum Necmettin Erbakan’ın iktidara gelmesine müvekkil Adnan Oktar vesile olmuştur. İstanbul Belediye Başkanı seçildiğinde iki yanında müvekkil Adnan Oktar’ın arkadaşları olan Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da iktidar olmasına ve 25 yıl boyunca iktidarda kalmasına müvekkil Adnan Oktar vesile olmuştur. Gelecekte Sayın Fatih Erbakan’ın iktidar olmasına da müvekkil Adnan Oktar vesile olacaktır.
Sayın Fatih Erbakan samimi ve dürüst olduğu kadar ferasetli de bir insandır. Hukuk ve adaletin birçok olayda adeta rafa kaldırıldığı bir dönemde müvekkil Adnan Oktar’ı açıkça savunup desteklemesine gerek yoktur. Şu ortamda bunun mantıklı olmayacağı da açıktır. Zaten müvekkilin hukukun tam olarak uygulanmadığı böyle bir dönemde kimseden kendisini savunması gibi bir beklentisi de bulunmamaktadır. Müvekkil, kendisini çok sevmelerine rağmen aleyhinde konuşmaya mecbur bırakılanlara karşı hiçbir zaman en ufak bir kırgınlık duymamıştır. Bilakis şartlar gerektirdiğinde bu tip konuşmalar yapmalarını bizzat kendisi teşvik etmiştir.
Geçmişte A9 TV’nin toplantı ve davetlerine, bir kısmı ücret dahi almadan katılan ve müvekkili gönülden seven birçok ünlü sanatçı da operasyonun ardından kendilerine yönelen yoğun baskılar karşısında stratejik davranarak doğru olanı yapmış ve müvekkil aleyhinde konuşmak mecburiyetinde kalmışlardır. Ancak kim, kime, nasıl ve ne kadar baskı yaparsa yapsın, insanların kalplerinden geçenin bilinmesi ve değiştirilmesi imkansızdır.
Sayın Fatih Erbakan ise müvekkil Adnan Oktar üzerinden hedef alındığında, müvekkil aleyhinde asılsız açıklamalar yapmak yerine, maruz kalacağı baskıları hiçe sayarak Kuran ahlakına uygun davranmış ve dürüstlüğünden taviz vermemiştir. Sayın Fatih Erbakan’ın kendisine yapılan bunca baskıya rağmen gösterdiği dirayet ve dürüstlük gerçekten de takdire şayandır. Karşılaşabileceği risklere rağmen masum ve mazlum olanı savunmak yüksek bir ahlaktır ve böyle güzel, cesur ve mert bir tavır Sayın Fatih Erbakan’ın milletimizin gönlünde müstesna bir yer kazanmasını sağlamıştır.
Ne var ki kimi zaman insanlar bu dirayeti gösterememektedir. Nitekim geçmişte yine müvekkil üzerinden kendisine baskı yapılan bir başka Milli Görüş kökenli siyasetçi, Sayın Fatih Erbakan’ın gösterdiği doğruluğu ve dirayeti gösterememiş; müvekkil hakkında gerçekte inanmadığı ve kalbinde olmayan şeyleri söylemiştir. Dürüst ve samimi olmadığı için de vatandaşların gönlünde bir yer edinememiş, kısa bir zaman içerisinde siyasetten silinip tarihe karışmıştır.
Sayın Fatih Erbakan tıpkı babası merhum Prof. Dr. Necmeddin Erbakan gibi dürüst ve cesur bir yaklaşımla,
- Allah’ın Kuran’da emrettiği gibi hukuku esas aldığı, adaletten yana olduğu, fasıklardan gelen söze itibar etmediği, iftiraya yüz çevirdiği ve bir kumpas dosyasıyla insanların mağdur edilmesini kabul etmediği,
- Müvekkil Adnan Oktar’ın sadece Türkiye’de değil tüm İslam aleminde Müslümanların sevinç ve onur kaynağı olan eserleri hakkında tüm dayatmalara rağmen olumsuz bir açıklama yapmadığı,
- Bu eserlerin Allah’ın varlığının ve birliğinin anlatılmasında, tüm dinsiz ideolojilerin temel dayanağı olan Darwinizm’in bilimsel olarak yerle bir edilmesinde, Müslümanların aydın, modern, kaliteli ve yüksek ahlaklarının dünyaya tanıtılmasındaki muazzam etkisini göz ardı etmediği için bazı çevrelerin hedefi haline gelmiştir.
Sayın Fatih Erbakan’ın adalete, vicdana ve kanunlara uygun olan bu tutumunu bilgisizce yorumlarla eleştirerek kendisini yıpratabileceklerini zannedenlerin göremedikleri ya da görmek istemedikleri konu; geçmişte merhum Sayın Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın da Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da İKTİDARA GELMELERİNDEKİ EN BÜYÜK PAYIN MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’A AİT OLDUĞU GERÇEĞİDİR.
Bugün mevcut siyasi koşullar ve parti tabanında oluşabilecek muhtemel rahatsızlıklar sebebiyle, Sayın Fatih Erbakan’ın dine mesafeli, hatta din karşıtı olan kesimler başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinden doğrudan oy isteme imkanı bulunmayabilir. Ancak müvekkil Adnan Oktar’ın savunduğu Kuran’ı esas alan modern İslam anlayışı sayesinde;
- Sadece başörtülü ve çarşaflı kadınların değil, plaja gidip bikini giyen, dekolte kıyafetler giymekten hoşlanan, dans edip eğlenen kadınların,
- Sadece Orta Anadolu’nun değil, sahil kesimlerinin ve büyük şehirlerin,
- Sadece muhafazakar gençlerin değil, ODTÜ’lü, Boğaziçili gençlerin, dine karşı ve ateist olduğunu söyleyenlerin,
- Sadece cami cemaatinin değil, Alevilerin, Bektaşilerin, Caferilerin,
- Sadece Müslümanların değil, Musevilerin ve Hristiyanların da OYUNU ALABİLİR.
REFAH PARTİSİ VE AK PARTİ’Yİ İKTİDARA TAŞIYAN KİŞİ, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’DIR
1990’lı yıllarda Sayın Necmettin Erbakan’ın, Sayın Erdoğan’ın ve Refah Partisi’nin TOPLUMUN MODERN KESİMİNE DE HİTAP ETMEK İSTEDİKLERİNDEN; ancak dönemin şartları ve çeşitli ön yargılar sebebiyle modern kesim genelinde Sayın Erbakan’a, Sayın Erdoğan’a ve Refah Partisi’ne olan ilgi ve teveccühün adeta yok denecek kadar az olduğundan daha önce birçok kez bahsetmiştik.
Refah Partisi’ne yönelik toplum genelindeki bu ön yargıları yıkmak, halkın Refah Partisi’ne teveccühünü sağlamak ve Sayın Necmettin Erbakan’ın iktidara yürümesinin önünü açabilmek amacıyla müvekkil Adnan Oktar’ın,
- BAŞTA SAYIN GÜLAY PINARBAŞI VE SAYIN SERAP AKINCIOĞLU OLMAK ÜZERE SANAT VE SOSYETE CAMİASINDAN TANINMIŞ BİRÇOK İSİMİN REFAH PARTİSİ’NE KATILMASINI SAĞLADIĞINI,


- MÜVEKKİLİN ARKADAŞLARININ, REFAH PARTİSİ’NİN MODERN YÜZÜ VE VİTRİNİ HALİNE GELDİKLERİNİ,


- SAYIN NECMETTİN ERBAKAN’IN DA ADNAN BEY’İN MODERN İSLAM ANLAYIŞINI BEĞENİP BENİMSEDİĞİNİ VE DESTEKLEDİĞİNİ, VERSACE MARKALI ŞIK KRAVATLAR TAKMAYA VE ÖZEL GÜNLERDEKİ ANITKABİR ZİYARETLERİNE GİTMEYE BAŞLADIĞINI tüm milletimiz yakından bilmektedir.

Nitekim müvekkilin arkadaşlarının O DÖNEMDE REFAH PARTİSİ’NİN VİTRİNİ OLARAK ANILMAYA BAŞLANDIĞI; merhum Sayın Erbakan’ın hem dindar kesimin hem de seküler kesimin desteğini bu vitrin sayesinde alabildiği ve iktidara giden yolun kapılarının kendisine böylelikle açıldığı, bugün artık herkes tarafından bilinen bir gerçektir.
Sayın Cumhurbaşkanı’na Belediye Başkanlığını kazandıran, daha sonra Refah Partisi’ni iktidara taşıyan süreç baştan sona müvekkil Adnan Oktar’ın modern, aydın, sanat bilim, kalite ve estetikle İslam’ı bağdaştıran, İslamofobinin yersizliğini ortaya koyan, özgürlük ve demokrasinin Kuran’ın gereği olduğunu ispatlayan anlayışıyla aşılmıştır. Bu süreçte müvekkil Adnan Oktar’ın yakın arkadaşlarının Sayın Cumhurbaşkanı’nın yanında yer alması, eski Türkiye güzeli Gülay Pınarbaşı başta olmak üzere müvekkil vesilesiyle hidayet bulan mankenlerin Refah Partisi’ne katılması, halk ve Devletimiz nezdinde Refah Partisi, merhum Necmeddin Erbakan ve Sayın Cumhurbaşkanımız’ın modern, ilerici, demokrat söylemlerinin gerçekçi ve samimi olduğu kanaatini doğurmuştur. Kendisine karşı önyargılar bu sayede kırılmış ve hızla iktidara doğru ilerleyen bir dönem başlamıştır.
O dönemin şartları altında toplumun geniş bir kesiminin ve Devlet içinde güç sahibi olan odakların, geleneksel bir çizgide yer alan Refah Partisi ile sonrasında aynı çizgiyi sürdüren AK Parti’yi KABULLENMESİ VE İKTİDAR OLMALARINA RAZI OLMALARI ASLA MÜMKÜN OLMAZDI.
Refah Partisi ve AK Parti’nin hem devlet hem de toplum nezdinde benimsenerek tercih edilmesinin en temel sebebi, MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’IN MODERN, AYDIN, DEMOKRAT VE LAİK KURAN MÜSLÜMANLIĞI İNANCININ MERHUM ERBAKAN VE SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN TARAFINDAN KABUL GÖRMESİDİR. AYRICA MÜVEKKİLİN YÖNLENDİRMESİYLE ARKADAŞLARININ PARTİYE VERDİKLERİ DESTEK DE REFAH PARTİSİ’NİN VE DİNDARLARIN MODERN BİR ÇEHRE KAZANMASINA KATKI sağlamış, böylece bazı kesimlerin tereddütleri ve endişeleri ortadan kaldırılmıştır.
Müvekkil Adnan Oktar vesilesiyle GÜZEL, DONANIMLI, EĞİTİMLİ, GÜÇLÜ KARAKTERE SAHİP, MODERN VE VİZYONU OLAN GENÇLERİN REFAH PARTİLİ OLDUKLARINI AÇIKÇA GÖSTERMELERİ, Refah Partisi’ne ve o dönemde öne çıkan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik toplumsal teveccühün ciddi bir şekilde artmasını sağlamıştır.
Böylece Refah Partisi iktidar olmuş ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanlığı makamına taşıyacak süreç başlamıştır.
İktidar olmanın yolunu merhum Sayın Erbakan’a ve Refah Partisi’ne bizzat müvekkil Adnan Oktar’ın açtığı gerçeği bugün artık herkesçe bilinmektedir. Nitekim Refah Partisi’nin kurucu üyeleri, dönemin önde gelen gazetecileri ve önemli siyasetçileri de bu gerçeği açıkça dile getirmektedirler. Söz konusu duruma dair birkaç örnek vermek gerekirse:
ÖRNEK -1
Almanya’nın en büyük kamu yayın kuruluşlarından biri olan WDR (Westdeutscher Rundfunk) bünyesinde yayınlanan bir belgeselde, müvekkil Adnan Oktar’ın yakın arkadaşı Gülay Pınarbaşı’nın Refah Partisi’ne katılmasının, partiyi iktidara taşıyan en önemli adımlardan biri olduğu gerçeği gözler önüne serilmiştir. “Halkın Adamı” adını taşıyan 4 bölümlük “Erdoğan” belgeselinde, Refah Partisi’nin en tanınmış isimlerinden eski Manisa Milletvekili, eski TBMM Başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın görüşlerine de yer verilmiştir. 29.06.2026 tarihinde yayınlanan belgeselin birinci bölümünde şu bilgiler yer almıştır:

“Ancak 90’ların ortasında İstanbul’un pek çok semtinde yaşam Batılı bir metropoldeki gibidir.”
CAN DÜNDAR: Böylesine radikal görüşlere sahip birinin şehri yönetiyor olması şok ediciydi. Çünkü Türkiye siyasetinde şöyle bir söz vardır: “İstanbul’u kazanan tüm Türkiye’yi kazanır.” İlk kez bunun yaklaşmakta olduğunu sezmiştik. Siyasi İslam, Erdoğan’la iktidara gelmek üzereydi.
SONER ÇAĞATAY: Erdoğan yükselince siyasi İslam’ı iktidara taşıyacağı ve Türkiye’yi radikal biçimde dönüştüreceği endişesi vardı. O yüzden partisinin İslamcı olmadığını göstermek için yoğun bir çaba gösterdi.
Bir yıl öncesi… Erdoğan sürpriz bir adımla dikkatleri üzerine çeker. Türkiye’nin Miss Globe’u, Gülay Pınarbaşı’nı bir parti etkinliğine davet eder.
GÜLAY PINARBAŞI: Selamünaleyküm muhterem kardeşlerim!
Erdoğan, güzellik kraliçesine kameralar önünde parti rozeti takılmasını sağlar. O, artık İslamcı Refah Partisi’nin bir üyesidir.
BÜLENT ARINÇ: GÜLAY PINARBAŞI O ZAMAN REFAH PARTİSİNE GELMİŞTİ. Kadınlar bizler çizgisinde SİYASETE GİRDİKLERİ GÜNBİZ 1-0 KAZANDIK.
CAN DÜNDAR: Kadınları ve BU KADINI ÖNE ÇIKARTARAK YENİ FİKİRLERE AÇIK OLDUĞUNU, MODERN YAŞAMA KAPALI OLMADIĞINI ve laik Türkiye ile uzlaşmaya hazır olduğunu göstermeye karar verdi. Ve bu işe yaradı. Birçok insan ona inandı.”
ÖRNEK -2
Gazeteci İsmail Saymaz 3 Ocak 2021 tarihinde Sözcü gazetesindeki köşesinde kaleme aldığı “REFAH’IN MANKENİ” başlıklı yazısında, Gülay Pınarbaşı’nın, Refah Partisi İstanbul İl Teşkilatının 10 Aralık 1993’te gerçekleştirdiği İstanbul Gecesi’ne katılımını ve Sayın Erdoğan’ın bu konudaki mutluluğuna ilişkin izlenimlerini şöyle ifade etmiştir:

“REFAH’IN MANKENİ”
Necmettin Erbakan’ın RP’si 1993 YILINDA TABANINI GENİŞLETİRKEN, LAİKLERİ ÜRKÜTMEMEK ADINA VİTRİNE BAŞI AÇIK KADINLARI KOYMAYA ÇABALIYORDU. İlk transferi ANAP’lı Diş Hekimi Filiz Ergün oldu.
İkincisi, RP İstanbul İl Teşkilatı’nın 10 Aralık 1993’te gerçekleştirdiği İstanbul Gecesi’nde sahneye çıktı. O GECE YALNIZCA SİYASET DEĞİL, MAGAZİN DÜNYASI DA SARSILDI. ÇÜNKÜ KONUKLAR ARASINDA ÜNLÜ MANKEN GÜLAY PINARBAŞI VARDI.
ERDOĞAN’IN UZATTIĞI MİKROFON
Pınarbaşı, Abdi İpekçi Arena’daki geceye başı açık vaziyette katıldı. Kadınlara ayrılan bölümde Filiz Ergün ile yan yana oturdu. Çarşaflı ve türbanlı kadınlar arasında dikkat çekiyorlardı. Pınarbaşı’nın rozetini Ergün takarken, tüm salon “İnançlı kadınlar omuz omuza” diye slogan atıyordu. KÜRSÜDE, RP İL BAŞKANI ERDOĞAN DA VARDI. ERDOĞAN: “GÜLAY HANIM KISA BİR SELAMLAMA YAPACAK” DEDİ VE MİKROFONU KENDİSİNE UZATTI. PINARBAŞI ŞUNLARI SÖYLEDİ:
“Selamün aleyküm muhterem kardeşlerim. Bugün gerçekten çok mutluyum. RP üyesi olmaktan şeref duyuyorum. “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Müslümanlar birlik olmalı. Allah’ın selameti üzerinize olsun.”
“ERDOĞAN, ÇOK MUTLUYDU. ERBAKAN DA…”
ÖRNEK -3
Önce Refah Partisi’nin, ardından AK Parti’nin iktidar olması, yakın siyasi tarihimizin çeyrek asırlık dönemini şekillendiren en önemli gelişmeleridir. Bu tarihi dönüşümün müvekkil Adnan Oktar’ın vesilesiyle gerçekleştiği günümüzde pek çok siyaset bilimci tarafından da açıkça ifade edilmektedir.

Vatan Partisi Genel Başkanı ve Aydınlık gazetesi yazarı DOĞU PERİNÇEK’in, bir konuşmasında dile getirdiği: “Adnan Hoca’nın talebeleri bütün Anadolu’yu karış karış gezdiler, Darwinizm‘in ve materyalizmin aleyhinde çalışmalar yaptılar ve AK Parti iktidar oldu. AK Parti’nin felsefi zeminini Adnan Oktar sağladı” ifadesi, bu gerçeğin en açık ikrarlarından biridir.
Bu konudaki bir diğer ikrar ise PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’dan gelmiştir. Abdullah Öcalan 2001 yılında yayımlanan “Oligarşik Cumhuriyet Gerçeği” isimli kitabında, müvekkil Adnan Oktar’ın ilmi çalışmalarının etkisini şu sözlerle itiraf etmiştir:
“Tepede de MİT’in Türk oligarşik yapısının emrindeki din adamları vardır. Hem de filozofça din adamlarıdır bunlar. Osmanlı sultanlarında da tarih boyunca yol gösterenler din adamları değil miydi? Şimdi de rejime yol gösterecek din adamları vardır. MESELA O ADNAN HOCALAR NASIL ORTAYA ÇIKARILDI?”
Görüldüğü üzere Türkiye’de iktidar olan liderlerin elde ettikleri başarılar, müvekkilin fikri altyapı çalışmaları neticesinde sağlanmıştır. Müvekkilin temsil ettiği Kur’an’ı esas alan modern İslam anlayışı, Refah Partisi ve devamındaki AK Parti için çok önemli bir VİTRİN DEĞİŞİMİ sağlamış, bu durum siyasetin gidişatını da derinden etkileyip şekillendirmiştir.
MÜVEKKİL HER ZAMAN MİLLİ GÖRÜŞ’E SEVGİ DUYMUŞTUR. SAYIN ERDOĞAN’IN “MİLLİ GÖRÜŞ GÖMLEĞİNİ ÇIKARTTIK” SÖZÜ, MÜVEKKİLİN SAVUNDUĞU KURAN’I ESAS ALAN MODERN İSLAM ANLAYIŞINI BENİMSEDİĞİNİN İFADESİDİR
Ne var ki müvekkil Adnan Oktar’ın, Sayın Erbakan ve Sayın Erdoğan’a önerdiği ve bu sayede Refah Partisi’ni hem yerel hem de genel seçimlerde muazzam bir başarıya taşıyan MODERN ÇİZGİYE KARŞI, zamanla parti içinde -sayıca az da olsa- olumsuz bir reaksiyon gelişmiştir. Müvekkilin arkadaşlarının Refah Partisi’ne katılmaları ve Kuran’ı esas alan İslam’ın insanlara özlemini duydukları özgürlük, kalite ve sevinci getireceğini; başörtülü olsun veya olmasın tüm Müslüman kadınların eşit olduklarını; her düşünceden ve ideolojiden insanın kardeşçe bir arada yaşayabileceğini ortaya koymaları, REFAH PARTİSİ İÇERİSİNDEKİ KÜÇÜK BİR ZÜMRENİN TEPKİSİNİ ÇEKMİŞTİR. Partinin modern çizgisini görerek oy veren çağdaş kesimler ise bu yenilik karşıtı, katı gelenekçi hareketleri fark edince PARTİYE OLAN DESTEKLERİNİ GERİ ÇEKMEYE BAŞLAMIŞLARDIR.
Müvekkilin önerdiği modern anlayışa parti içinde başlayan bu karşı çıkışların ardından, Refah Partisi hakkında iktidardayken sözde bir irtica tehlikesi öne sürülmeye başlanmıştır. Refah Partisi’nin modern çizgiden modernlik karşıtı bir çizgiye yeniden dönmesi riski bahane edilmiş ve neticede 28 Şubat postmodern darbesi meydana gelmiştir. Bu darbenin ardından 18 Haziran 1997’de merhum Necmettin Erbakan başbakanlık görevinden istifa etmek zorunda kalmıştır.
Süreç bununla da sona ermemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Refah Partisi hakkında, “Lâik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri” gerekçesiyle kapatma davası açmıştır. 8 ay süren dava sonunda Refah Partisi, 16 Ocak 1998’de Anayasa Mahkemesi tarafından, parti görevlilerinin laiklik karşıtı eylemleri, devletin kurucusuna yönelik ithamları ve başörtüsüyle ilgili söylemleri gibi bazı nedenler öne sürülerek kapatılmıştır. Merhum Necmettin Erbakan başkanlığındaki Refah Partisi, henüz dava devam ederken 28 Şubat sürecinde iktidardan uzaklaştırılmıştır.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan da, Refah Partisi’nin devamı olan Fazilet Partisi’nden ayrıldıktan sonra partinin son döneminde ortaya çıkan ve kapatılmasına gerekçe gösterilen ‘‘MİLLİ GÖRÜŞ GÖMLEĞİNİ ÇIKARDIK’’ sözleriyle ilan etmiştir.

Sayın Erdoğan, “Milli Görüş gömleğini çıkarttık” sözleriyle yine son derece dindar olduğunu ama müvekkil Adnan Oktar’ın öncülüğünü yapmış olduğu KURAN MÜSLÜMANLIĞINA inandığını, ATATÜRKÇÜ, LAİK ve MODERN İSLAM ANLAYIŞINI savunacağını ortaya koymuştur. Bu açıklamasıyla, laikleri, deistleri, ateistleri, dinden uzak yaşayanları, dekolte giyenleri, bikiniyle denize girenleri, eğlence mekanlarına gidenleri, modern yaşam tarzına sahip olanları, Alevileri, Şiileri, Caferileri, Hristiyanları, Musevileri dışlayan anlayışı kabul etmediğini, bundan sonra onların da oylarına talip olacağını göstermiştir. Katı bir görüşe sahip olmadığını, her kesimden insanın haklarını koruyacağını, her düşünceden insana şefkat ve anlayışla yaklaşacağını söylemiştir.
Ancak burada şu önemli hususu da izah etmek gerekir:
Sayın Cumhurbaşkanımız’ın “Milli Görüş gömleğini çıkardım” sözü, Milli Görüş karşıtı bir söylem değildir. Bazı insanlar, yanlış bir yorum olarak, katılıkla Milli Görüş’ü kafalarında özdeşleştirmişlerdir. Oysa İslam Birliği ülküsüne gönül vermiş, 70’li yıllardan beri şevkle ve heyecanla İslam aleminin birleşmesi için emek veren, yerli ve milli duruşun temel kaynağı olan Milli Görüş, müvekkil Adnan Oktar’ın da her zaman sevgiyle destekleyip savunduğu bir görüş olmuştur. Milli Görüş’ün kalesi konumundaki Milli Gazete’de yıllarca müvekkil Adnan Oktar’ın yazılarından hazırlanan Ramazan sayfaları yayınlanmış, kitapları gazeteyle birlikte ücretsiz dağıtılmıştır.
Müvekkil Adnan Oktar sadece Milli Görüş’ü savunan insanlarımızı değil farklı cemaat veya tarikatları, başörtülü ve çarşaflı hanımları, cübbeli sarıklı gelenekçi İslam anlayışına sahip insanlarımızı da her zaman sevgiyle korumuş, kollamış, değer vermiştir. Müvekkil bu kişilerin kendi inançları doğrultusunda rahat ve özgür yaşayabilmeleri için gerektiğinde kendi özgürlüğünü feda eden yüksek bir ahlaka ve anlayışa sahiptir. Müvekkilin gelenekçi İslam anlayışına göre yaşayan kesimlerle, cemaat liderleriyle, kanaat önderleriyle her zaman çok iyi ilişkileri olmuştur. Mahmut Efendi Hazretleri, Şeyh Nazım Hazretleri, Süleyman Hilmi Tunahan’ın damadı Kemal Kaçar Beyefendi gibi büyük zatlarla görüşen bir insandır. Şeyh Nazım Hazretleri’nin kendisinden “Adnan Bey oğlum” diye bahsettiği bilinmektedir. Ayrıca Bediüzzaman Said Nursi’nin mutlak vekilleri olarak kabul edilen Mustafa Sungur Ağabey, Seyyid Salih Özcan, Said Özdemir Ağabey de müvekkilin yakın dostluk kurmuş olduğu kıymetli zatlardır.

Müvekkilin kendi arkadaşları arasında da gelenekçi İslam anlayışını esas alan, buna göre yaşayan insanlar vardır. Başörtülü, çarşaflı hanım arkadaşları olduğu basına da yansımıştır. Müvekkilin eleştirisi Kuran ayetlerine ve hadislere uygun olmayan yorumlarda bulunarak samimiyetten uzaklaşan, inançlarını öne sürerek menfaat elde etmeye uğraşan ve dürüst olmayan tutumları nedeniyle insanların din ahlakından soğumalarına sebep olan kişilerin tutumlarıdır. Bu kişilerin tutumlarına yönelik eleştirilerini de Müslüman kardeşleri olarak, hatalarından dönüp doğruyu görmeleri için dile getirmektedir.
MÜVEKKİLİN SAVUNDUĞU VE KURAN’A GÖRE UYGUN OLAN MODEL şudur: ALEVİ, SÜNNİ, Şİİ, BEKTAŞİ, DEİST, ATEİST, ATATÜRKÇÜ, MODERN VEYA GELENEKÇİ HER DÜŞÜNCEDEN VE İNANÇTAN İNSANIN; ÇARŞAFLI VEYA BAŞÖRTÜLÜ DE OLSA DEKOLTE GİYİNİP BİKİNİYLE DENİZE GİRİYOR DA OLSA, 5 VAKİT CAMİDE NAMAZ KILIYOR DA OLSA GECELERİ EĞLENCE MEKANLARINA GİDİYOR DA OLSA HEPSİNE SEVGİYLE VE SAYGIYLA YAKLAŞILMASIDIR. Türkiye’nin, tüm kesimlerin ARALARINDA HİÇBİR GERGİNLİK OLMADAN, BİRARADA DOSTLUK İÇİNDE YAŞADIKLARI BİR ÜLKE olmasını temenni etmektedir. Bir tarafı savunup diğerine sırt çevirmek, bir tarafa haklar tanıyıp diğerlerinin haklarını hiçe saymak Allah’ın Müslümanlara emrettiği ahlaka uygun değildir.
MÜVEKKİLİN SAVUNDUĞU KURAN’I ESAS ALAN MODERN İSLAM ANLAYIŞI, TÜM PARTİLERİ İKTİDARA TAŞIYACAK TEK MODELDİR
Müvekkil Adnan Oktar, bölünmeye karşı, milli ve manevi değerlere sahip çıkan, demokrat, Atatürkçü, laik, sanatı, bilimi ve kaliteyi savunan, kadınlara değer veren, hukuku koruyan, adaletten yana olan tüm partileri desteklemekte ve sevgiyle takip etmektedir. Parti liderlerinin samimiyetine inanmaktadır. Bu güzel değerlere sahip tüm partilerin iktidara gelmesini temenni etmektedir. Nitekim Ak Parti’yi iktidara taşıyan da müvekkilin bu düşüncelerini benimsemeleri olmuştur.
Yeni Parti, İyi Parti, Deva Partisi, BBP, Yeniden Refah Partisi, Zafer Partisi hatta Dem Parti ve TİP de dahil tüm partiler de;
- Bölünmeye karşı oldukları,
- Milli ve manevi değerleri korudukları,
- Her düşünceden ve inançtan insanı hiçbir ayrıma tutmadan sahiplendikleri, herkesin hakkını ve hukukunu savundukları,
- Modern yaşam tarzını benimseyenlere de gelenekçi İslam anlayışını savunanlara da özgürlük sağladıkları,
- Gençlerin neşesini kadınların özgürlüklerini koruyup güçlendirdikleri,
- Sanatı ve kaliteyi esas aldıkları, sevecen anlayışlı sevgi dolu bir üslup geliştirdikleri takdirde iktidar olacaklardır.
Toplumun tüm kesimlerini ayrım gözetmeksizin kucaklayacak, hakkı ve adaleti savunan bu anlayış, geçmişte Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ı nasıl iktidara ve milletimizin gönlündeki tahta taşımışsa yakın gelecekte diğer siyasi parti liderlerini aynı makamlara taşıyacaktır.
Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine sunarız. 28.09.2026
Çok haklısınızi inşaAllah size bütün kalbimizle inanıyor ve desdeliyoruz sayğilar sevgiler teşekkür ediyorum.
Erbakan Candır gerisi heyecan…. Kumpasa uğrayan müminleri elbette tanıyor ve biliyordur…. MİLLETİN teveccühü artmış ve artacaktır… Allah muzaffer eylesin En büyük kumandanın ve yardımcılarını İnşaAllah