Vatan Partisi’nin Bediüzzaman Sempozyumu’na Tepkisinin Ardındaki Gerçekler – 🎙️

By gundem
16 Min Read

ADNAN OKTAR’DAN DUYURUDUR

Vatan Partisi Tarafından Bediüzzaman Sempozyumu’na Yöneltilen Tepkilerin Asıl Amacı Ne?

Vatan Partisi, 4-5-6 Ekim 2026 tarihlerinde 13.sü düzenlenen Bediüzzaman Sempozyumu’nu hedef alan bir basın açıklamasında bulunmuş ve bu sempozyumun devlet kurumlarının desteği ile gerçekleşmesine tepki göstermiştir.

Sayın Doğu Perinçek liderliğindeki Vatan Partisi’nin bu tepkilerinin, son dönemlerde oldukça dikkat çekici bir hal aldığı kamuoyunun takdirindedir. Bu tip eleştiriler yoluyla Vatan Partisi kurmayları, son dönemlerde sıklıkla gördüğümüz gibi konuyu ülkemizdeki cemaat ve tarikatlara getirmekte ve sert ve saldırgan bir üslup ile bu yöndeki söylemlerine devam etmektedirler.

Bediüzzaman Sempozyumu’na getirilen eleştiriler de, tam olarak partinin bu hedefi üzerine odaklanmıştır.

Konuyla ilgili açıklamalarımızı aşağıda takdirinize sunuyoruz:

Bediüzzaman Said Nursi’nin Kimliğini Anlayamamak

Bazı insanların büyüklüğü, uğruna yaşadıkları DAVALARLA, göğüs gerdikleri ZORLUKLARLA, gösterdikleri FEDAKARLIKLARLA ve arkada bıraktıkları MANEVİ MİRASLA ölçülür. İşte “Zamanın Harikası” anlamına gelen Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de, sevenlerin ve kendisini anlayanların gönlünde böyle müstesna bir yere sahip olmuş çok büyük bir İslam alimidir.

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri

İlimde, tefekkürde, imanda derin; iradede çelik gibi kuvvetli; hizmette olağanüstü fedakar ve yaşamında mütevazi olan Üstad, olağanüstü hafızası ve ilmi meseleleri kavrayışta ve uygulamadaki kararlılığı ile müstesna bir alim olarak tarihe geçmiştir. Sahip olduğu ilmi kabiliyetini, asıl olarak insanlığın en büyük meselelerinden saydığı iman hakikatlerinin anlaşılması ve Allah’ın tanınıp sevilmesi için kullanmış ve geçmişten bugüne pek çok kişinin imanına vesile olmuştur.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, yalnızca bir ilim insanı değil, bir DAVA VE CESARET insanıdır.

Hayatının uzun yıllarını cezaevlerinde ve sürgünlerde geçirmiş, bütün bunlara rağmen ilmi çalışmalarını sürdürmüş ve eserlerini daha da zenginleştirerek yoluna devam etmiştir. Hiçbir zaman şahsi bir menfaat veya dünyevi bir makam arzusu DUYMAMIŞ, hayatını sadece KUR’AN’A VE İSLAM’A HİZMETE adamıştır.

Hayatı boyunca, kendisine yönelen muhabbet ve hürmetin şahsında toplanmasını değil, hizmet ettiği iman ve Kur’an hakikatlerine yönelmesini istemiştir. Bu nedenle de halen Müslümanların yol göstericisidir. İslam aleminin büyük bir bölümü, Üstad’ın eserlerinden faydalanarak imanını kuvvetlendirmiştir. İslam alemi halen, onun eserlerinden istifade etmektedir.

Kısacası BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ HAZRETLERİ, MÜSLÜMAN ALEMİNİN MANEVİ LİDERİDİR. İlmi dehası, tefekkürünün derinliği, iman hakikatlerini izah ve ispat konusundaki eşsiz gayretiyle, SON ON DÖRT ASIRLIK İSLAM TARİHİNİN EN BÜYÜK ALİMLERİNDEN BİRİDİR.

Bugün hala, bir kısım çevrelerin Üstad ile ilgili ilmi çalışmalara tahammül edemiyor olmaları dahi, onun etkisinin güçlü şekilde devam etmesindendir. Söz konusu çevreler, Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin eserlerinin 100 yıldır devam eden etkisini ilmi anlamda durduramamanın sıkıntısını, onun adının geçtiği sempozyumlara dahi öfke besleyerek göstermektedirler.

Vatan Partisi’ne Bilmedikleri Bazı Gerçekleri Hatırlatalım

Bediüzzaman Sempozyumuna yönelik eleştiriler, genel olarak Vatan Partisi genel başkan yardımcısı Serdar Üsküplü tarafından yapılmıştır. Bu izahlarda, çok ciddi hatalı bilgiler, önyargılı yorumlar ve gerçekle alakası dahi olmayan çeşitli benzetmeler yer almaktadır. Parti’yi ve Genel Başkan Yardımcısını bilgilendirmek adına aşağıdaki hususları izah edelim.

Bediüzzaman Unvanı, Bediüzzaman’ın Kendi Kendine Koyduğu Bir İsim Değildir

Sayın Üsküplü muhtemelen yanlış yönlendirilmiş veya bilgilendirilmiş olacak ki, kendisi, “Bediüzzaman” isminin, bizzat Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin kendi kendine koyduğu bir isim olduğunu iddia etmiş, bu kurgu iddia üzerine de kendince eleştiriler yöneltmiştir. Vatan Partisi’nin daha bu aşamada dahi doğru bilgilere erişim eksikliği veya gerçeği çarpıtma özelliği olduğunu belirtmek gerekir. Keza diğer izahlar da, söz konusu gerçeği çarpıtma probleminin bir tezahürüdür.

Arapça kökenli olan “Bediüzzaman” ismi, “zamanın eşsizi“, “zamanının harikası” veya “asrının benzersiz şahsiyeti” anlamlarına gelir. Bediüzzaman unvanını Said Nursi Hazretleri’ne veren kişi, hocası Siirtli Molla Fethullah Efendi’dir. Bu olay, 1892 yılında Said Nursi henüz 14-15 yaşlarındayken gerçekleşmiştir.

Molla Fethullah Efendi, genç Said Nursi’yi ilmi bir imtihana tabi tutmuş, Said Nursi’nin sorduğu sorulara tereddütsüz cevap vermesi ve olağanüstü hafıza kuvveti karşısında hayranlığını ifade etmiştir. Bunun üzerine kendisini, zekası ve hafızasıyla meşhur olan büyük Arap edebiyatçısı Bediüzzaman el-Hemedani’ye benzeterek, Said Nursi’ye de aynı unvanı vermiştir.1

Bediüzzaman’ı “Emperyalizmle İş birliği” ile Suçlamak, Ancak Vatan Partisi’nden Beklenebilir:

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri gibi bir ilim insanını “emperyalizmle iş birliği” ile suçlamak, ancak ve ancak Vatan Partisi’nin yapacağı bir iştir. Vatan partisi, ideolojisi olan Maoizm’i yıllar önce TERK ETMEK zorunda kalmış, savunduğu ideolojinin HİÇBİR YAŞAM ALANI VE MANTIĞI OLMADIĞINI görmüş durumdadır. Bu nedenle de uzun zamandır, ideolojik bir zemin üzerine hareket edeMEyen, argüman ortaya koyaMAyan bir parti konumundadır.

İşte bütün bu nedenlerle, genellikle karşıt görüşe saldırıyı “emperyalizmle iş birliği” KLİŞESİ üzerinden yapabilmektedir. Dikkat edilirse, özellikle tarikat ve cemaatlere karşıt izahlar ve basın açıklamaları, sürekli olarak, iki cümlede bir tekrar edilen “emperyalizmle iş birliği” suçlaması üzerine kurgulanmaktadır. Bununla ne demek istendiği açıklanaMAdığı gibi, parti kurmayları böyle detayları açıklamaya gerek de duymamaktadırlar. Kendi seçmenlerinin bu iki kelimeye hemen ikna olacaklarını düşünmekte, solcu kesimin de bu suçlama ile hemen galeyana geleceğine inanmaktadırlar. Partinin, sol cenaha ve kendi taraftarlarına bakış açısı bu kadar sathidir.

Şaşırtıcı olan, bu suçlamayı Bediüzzaman Hazretlerine yöneltebilecek kadar BİLGİSİZ olmaktır.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin Milli Mücadele yıllarındaki faaliyetleri, bu iddiaları temelinden yalanlayıp yok etmektedir ve bunu, Bediüzzaman hakkında biraz bile bilgisi olan herkes çok iyi bilir.

Bediüzzaman’ın, İstanbul’un işgali sırasında kaleme aldığı Hutuvât-ı Sitte, işgalci siyasetin propaganda ve nüfuz yöntemlerini eleştiren çok önemli bir eserdir. Ayrıca Bediüzzaman Hazretleri, o dönemde, yalnızca işgale karşı fikir beyan etmekle de kalmamış, Anadolu’da başlayan Millî Mücadele aleyhindeki fetvaya İTİRAZ EDEREK vatanın müdafaasını üstlenenlerin asi sayılaMAyacağını savunmuştur. Bu sebeple Ankara’daki BÜYÜK MİLLET MECLİSİNE DAVET EDİLMESİ de tarihi hayatının önemli hadiselerindendir.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN, ÜSTAD BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ’NE BÜYÜK ÖNEM VERDİĞİ de bilinmektedir. Bediüzzaman ile Atatürk, MODERN İSLAM VE KURAN’IN YETERLİLİĞİ konularında ittifak halindeydiler. Atatürk, Bediüzzaman’a çok kıymet vermiş ve kendisini Diyanet İşleri Reisi yapmak istemiştir. Bediüzzaman da Atatürk’e daima saygı ve hürmetle davranmıştır.

Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri, 1922 yılında Atatürk’e bir mektup yazmıştır. Üstad Hazretleri, bu mektupta, ATATÜRK’E ÖVGÜ DOLU SÖZLERLE hitap etmiştir.

Bu tarihi mektup, üzerine “Çok mühim bir mektup” notu düşülerek, Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde muhafaza edilmektedir. Bediüzzaman Hazretleri, mektupta, önce Mustafa Kemal Atatürk’e “İslam Aleminin Kahramanı Paşa Hazretleri” olarak hitap etmiş, akabinde de şu ifadeleri kullanmıştır: “Ey şanlı Gazi. Zat-ı âliniz hem muzaffer ordunun hem muazzam Meclis’in manevi şahsiyetini temsil ediyorsunuz”.

Bediüzzaman Hazretleri, mektubuna, “Sizin bu başarınızı, yüce hizmetinizi takdir eden ve SİZİ CANI GÖNÜLDEN SEVENLERİN çoğunluğu inananlardır ve özellikle halk tabakasıdır ki, bunlar da sağlam Müslüman’dırlar. SİZİ CİDDİ ANLAMDA SEVER, TUTAR VE SİZE MİNNET DUYARLAR. FEDAKÂRLIĞINIZI TAKDİR EDER, UYANIŞA GEÇMİŞ EN BÜYÜK VE EN MÜTHİŞ BİR KUVVETİ SİZE SUNARLAR.” ifadeleriyle devam etmiştir. 2

Bediüzzaman Hazretleri, 9 Kasım 1922’de ziyaret ettiği Meclis’te, Bitlis Mebusu Arif Bey ve arkadaşlarının Meclis Başkanlığı’na yaptıkları başvuruyla kürsüye davet edilir. Kürsüde MİLLİ MÜCADELE GAZİLERİNİ TEBRİKLERİNİ SUNUP, DUA EDER. Bu gelişmeler, aynı gün Meclis Zabıt Ceridesi’nin kayıtlarına girer, bir gün sonra Hâkimiyeti Milliye Gazetesi’nde de haber olur.3

Dolayısıyla Vatan Partisi, “emperyalizmle iş birliği” klişesi üzerinden kendince Üstad’a karalamada bulunmak istemiş, ancak çok büyük hata yapmıştır. Bu klişenin, Üstad söz konusu olunca tutacak bir yalan OLMAYACAĞI bellidir. Ancak ne yazık ki, Vatan Partisi, karşıt görüşle mücadelede başka yöntem bilmemektedir.

Üstad’ın Hristiyanlara İttifak Çağrısı Kur’an’a Tam Olarak Uygundur

Vatan Partisi muhtemelen Üstad Bediüzzaman Hazretleri’ni suçlamak için yollar aramış ve Üstad’ın Kur’an’a tam anlamıyla uyarak Hristiyanlara yönelik yaptığı çağrıyı, akıl almaz bir biçimde günümüzde çok moda olan FETÖ zihniyeti ile ilişkilendirmiştir.

FETÖ’nün, Said Nursi eserlerini kendisine temel alması konusu, bugüne kadar hiçbir zaman Üstad’a yönelik bir eleştiri olarak getirilmemiştir. Çünkü her aklı selim insan, FETÖ’nün bugün gerçekleştirdiği eylemlerden, Kur’an’ın güzelliğini ve iman hakikatlerinin önemini anlatmış, Darwinist ideolojiye karşı ilmi mücadele vermiş, eserleriyle imanın kalplerde güçlenmesine vesile olmuş ve geçtiğimiz yüzyılda vefat etmiş bir Kur’an aliminin sorumlu tutulmasının ne kadar ANORMAL BİR ZİHNİYET olduğunu bilir. Böyle bir suçlama, ancak ve ancak Vatan Partisi kurmayları tarafından yapılabilir ki, parti temsilcileri yine şaşırtmamıştır.

Öncelikle, Üstad’ın Hristiyanlara yönelik çağrısı, Papa’ya yazmış olduğu mektup, Rum Patrikhanesi’ni ziyareti, KENDİSİNİN KUR’AN MÜSLÜMANI OLDUĞUNUN ÇOK AÇIK BİR DELİLİDİR.

Said Nursi Hazretleri, Emirdağ Lâhikası’ndaki, “Şimdi Ehl-i iman, değil Müslüman kardeşleriyle belki Hıristiyan’ın dindar ruhanileriyle ittifak etmek gerekir. Çünkü küfr-ü mutlak hücum ediyor” sözleriyle hareket ederek, Hristiyan ruhanileriyle ittifak önermiş, Papa’ya mektup yazmış ve 1953 yılında İstanbul Fener Rum Patrikhanesini ziyaret ederek dönemin Ortodoks Patriği Athenagoras’ı ziyaret etmiştir.

Söz konusu mektup ve yapılan ziyaretin temelinde iki düşünce bulunur:

  • Müslümanlarla Hristiyanların, dinsizlik ve saldırgan materyalizme karşı MÜŞTEREK HAREKET EDEBİLMESİ,
  • Hristiyanlara, Hz. Muhammed’in (SAV) peygamberliğinin ve Kur’an’ın hak kitap olduğunun anlatılması.

Bu faaliyetler, dini kimliklerin ortadan kaldırılması amacıyla değil, KARŞILIKLI TEMAS VE TEBLİĞ AMAÇLI olmuştur. Çünkü Kur’an’da, HAK DİNLERİN İTTİFAKI, KİTAP EHLİ’NİN ORTAK BİR TEVHİD İNANCINA ÇAĞIRILMASI EMREDİLMEKTEDİR:

De ki: “Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim.” Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız.” (Al-i İmran Suresi, 64)

Şüphesiz, Kitap Ehlinden, Allah’a; size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah’a derin saygı gösterenler olarak- inananlar vardır. Onlar Allah’ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar. İşte bunların Rableri Katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir. (Al-i İmran Suresi, 199)

…Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: “Hristiyanlarız” diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir. (Maide Suresi, 82)

…Kitap Ehli’nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah’ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar. Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır. Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Allah, muttakileri bilendir. (Al-i İmran Suresi, 113-115)

Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (Mümtehine Suresi, 8)

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Kur’an’ın emrine uyarak, Hristiyanlarla materyalist felsefeye karşı ittifak konusunda SON DERECE İSABETLİ BİR ADIM ATMIŞTIR. Şu anda TÜM MÜSLÜMANLARIN İZLEMESİ GEREKEN YOL BUDUR. Vatan Partisi’nin bu konuyu yorumlama şekli gerçek anlamda hayret vericidir. Vatan Partisi yetkilileri, Üstad’ı ve onun takdire şayan yaşamı ve fikirlerini, eleştirecek bir yol bulamamanın çaresizliği içinde gibi gözükmektedirler.

Vatan Partisi Neden Panik İçinde?

Bediüzzaman Sempozyumu’nun ardından, Vatan Partisi tarafından yapılan basın açıklamalarıyla dikkat çeken durum şudur: Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin fikirleri, şimdiye dek pek çok İslami cemaat ve topluluk tarafından yol gösterici kabul edilmiş ve sürekli olarak gündemde tutulmuştur. Özellikle SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ ve bir kısım hükümet yetkilileri tarafından Üstad sıklıkla saygıyla yad edilmiş, Üstad’ın fikir ve eserleri daima övgüyle anılmıştır. Bediüzzaman Said Nursi adına sempozyumlar her zaman düzenlenmiş, bu konuda toplantılar yapılmış ve onun güçlü fikirleri ve eserleri sürekli hatırlatılmıştır.

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Acaba ne olmuştur da, Vatan Partisi yetkilileri, birdenbire 2026 Ekim ayında gerçekleştirilen bu sempozyuma böyle ani bir tepki vermişlerdir?

Anladığımız kadarıyla Vatan partisi grubu, hurafelerden uzak, Kur’an’daki gerçek İslam dininin hakimiyetinin ve Hz. Mehdi’nin çıkışının yakın olduğundan emin olmuş durumdadır. Üstad Said Nursi Hazretleri’nin fikirlerinin ne kadar GÜÇLÜ olduğunu görmüş ve bu fikirlerin bugün özellikle müvekkil tarafından gündeme getirilip güçlü şekilde yorumlanmasını, geliştirilmesini kendi ideolojisi için TEHLİKELİ bulmuş durumdadır. Bu fikirlerin hakim olacağından emin gibidir.

Vatan Partisi yetkilileri, zaten uzun zamandır komünist ideolojinin ve Maocu anlayışın tamamen yıkıma uğradığını, GÜÇSÜZ ve ACİZ kaldığını, müvekkilin ilmi ve bilimsel çalışmaları neticesinde bu ideolojilerin tamamen DİZ ÇÖKTÜĞÜNÜ görebilmektedir. Müvekkilin, gerçek İslam anlayışı ile güçlü bir etki bırakması, Üstad’ın fikirlerinin gerçek İslam’ın yayılmasında hala çok etkili olması ve Üstad’ın, Mehdi’nin zuhuruna dair açıklamalarının alametlerinin ortaya çıkıyor olması, anladığımız kadarıyla Vatan Partisi grubunu ciddi şekilde tedirgin etmiş görünmektedir. Bediüzzaman Sempozyumuna gösterilen bu abartılı tepki, cemaatlere yönelik operasyonların her fırsatta desteklenmesi, buradaki tedirginliği gözler önüne sermekte, Vatan Partisi yetkilileri, komünist ideolojinin yenilgiye uğradığını ve gerçek İslam’ın hakimiyetinin yakın olduğunu kabul etmek yerine, aynı klişe iddialarla mücadele vermeye çalışmaktadır. Bu serzenişler, YENİLGİNİN AYAK SESLERİDİR.

Kur’an Müslümanlığının Hakimiyeti, Mehdi’nin Çıkışı, Vatan Partisi İçin de Müjdedir

Vatan Partisi’nin böylesine tedirgin olmasına aslında gerek yoktur. Kur’an Müslümanlığı, tüm dinlerin, inançların, görüşlerin, fikirlerin ÖZGÜRCE, ADALETLE, SEVGİYLE yaşandığı bir ortamı oluşturacaktır. Bağnaz Müslümanlık modeli ile taban tabana zıt bir anlayış sunacak, özlemi duyulan SOSYAL EŞİTLİK, asıl o zaman GERÇEK ANLAMDA UYGULANACAKTIR. Bütün dünya ve bütün inançlar, İslam’ın oluşturduğu SEVGİ, FEDAKARLIK, KARDEŞLİK VE İTTİFAK ortamından razı ve mutlu olacaklardır.

Dolayısıyla Vatan Partisi yetkililerinin Bediüzzaman’ın adının anılmasından, müvekkil gibi Kur’an Müslümanlığını savunan gerçek samimi Müslümanlardan çekinmesi yersizdir. Onların varlığı, Vatan Partisi ve onlarla aynı görüşleri savunanlar için de nimet olacaktır. HZ. MEHDİ MUTLAKA ÇIKACAK ve bu zuhur, çok yakın bir zamanda gerçekleşecektir. Hz. Mehdi’nin zuhuru ile yeryüzü, TEK BİR DAMLA DAHİ KAN AKITILMAYAN, ADALETİN EN MÜKEMMEL ŞEKLİ İLE UYGULANDIĞI EŞSİZ BİR SEVGİ ORTAMI olacaktır.

Vatan Partisi yetkilileri, bu konulara ezbere tepki göstermek yerine, artık daha akılcı bir bakış açısı ile bakmalıdırlar. O zaman, bu anlatılanların ne kadar doğru olduğunu anlayabileceklerdir.

Yukarıdaki açıklamaları takdirinize sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 15.10.2026

Dipnotlar

1. https://islamansiklopedisi.org.tr/said-nursi ↩

2. https://www.hurriyet.com.tr/gundem/said-i-nursinin-ataturke-yazdigi-mektup-16676088 ↩

3. https://www.hurriyet.com.tr/gundem/said-i-nursinin-ataturke-yazdigi-mektup-16676088 ↩

TAGGED:
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir