Müvekkil Adnan Oktar Dışarıda Olsa, Türkiye Bayram Yeri Olur – 🎙️

By gundem
15 Min Read

MÜVEKKİL ADNAN OKTAR’DAN BASIN DUYURUSU

MÜVEKKİL ADNAN OKTAR DIŞARIDA OLSA, TÜRKİYE BAYRAM YERİ OLUR

Türkiye’de insanların büyük kısmının, özellikle de gençlerin köklü bir ruhsal bunalım içinde olduğu ortadadır. Ekonomik sıkıntılar, ülkedeki siyasi ve toplumsal olumsuzluklar, gelecek kaygısı, sevgisizlik, nefret dilinin giderek daha da yaygınlaşması gibi olumsuzlukların tamamı, ülkemiz insanlarını mutsuz etmektedir.

  • Bilindiği gibi, 2026 yılının “Dünya Mutluluk Raporu”na göre, Türkiye 147 ülke arasında 94 olarak sıralanmıştır. Yani dünyanın en mutsuz ülkeleri arasında yer almıştır.
  • Bir başka araştırmaya göre, yaklaşık her beş kişiden dördünün psikolojik olarak iyi durumda olmadığı, her beş kişiden ikisinin depresyona yatkın olduğu belirlenmiştir.
  • Antidepresan tüketimindeki artış da dikkat çekicidir: 2018 yılından 2025 yılına kadar geçen sürede yaklaşık %45,8 artış göstermiştir. Yani 2018 yılından bu yana insanların mutsuzluk, ümitsizlik, çaresizlik hali %45 daha artmıştır.

  • İntihar vakaları da büyük bir hızla artış göstermektedir. 2018’de 3.342 olan ölümle sonuçlanan intihar vakası sayısı, 2025’te 4.599’a yükselmiş: toplamda %37,6 artış göstermiştir.

https://www.yurtgazetesi.com.tr/ekonomi/turkiye-en-mutsuz-ulkeler-arasinda-h84948.html

https://www.yenihaber.com.tr/turkiye-dunyada-en-mutsuz-106-ulke-oldu-finlandiya-ise-en-mutlu-ulke/7899/

https://www.memurlar.net/haber/569184/turkiye-de-kadinlarin-yuzde-71-9-u-mutsuz.html

https://www.nefes.com.tr/avrupanin-en-mutsuz-ulkeleri-aciklandi-turkiye-sadece-bir-ulkeyi-gecti-152514

https://www.youtube.com/watch?v=yFY1-Zv0G68

Müvekkil Adnan Oktar dışarıda olsa ve kendisine imkan verilse, tüm bu olumsuzlukları gidererek Türkiye’ye bayram neşesi getirebilir

Müvekkil Adnan Oktar, Türkiye’deki bu gerginliğin, umutsuzluğun, karamsarlığın, mutsuzluğun, içine kapanıklığın, gençlerin ümitsizliğinin, yılgın ve bitkin halinin tek çözümünün samimi bir Allah inancı ve Allah sevgisinde olduğuna inanmaktadır.

İnsanlara samimi olarak Allah inancı anlatıldığında, Allah sevgisi öğretildiğinde, Allah’ı sevenler, Allah’ın yarattıklarına da sevgi duyacaklar; sevgi, şefkat, merhamet, acıma hissi, fedakarlık, dayanışma, güzelliklerden zevk alma gibi hasletler gelişerek yaygınlaşacaktır.

Tevekkülün sırrını öğrenen insanlarımız, zorluklarla daha kolay başa çıkabilecek, her zorlukla beraber bir kolaylık olduğunu bilecek, her şerde bir hayır olduğunu görebilecektir.

Müvekkil, aşağıdaki ayeti hatırlatarak, kesin çözümün yolunu da göstermektedir:

Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız:

Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur. (Rad Suresi, 28)

Müvekkil Adnan Oktar dışarıdayken, kitaplarının yayınlandığı ve okunduğu, her gün canlı yayında Allah sevgisini, Kur’an ahlakını, dünyanın çözümsüz gibi görünen sorunlarına çözümleri anlattığı dönemlerde, Türkiye’de hem dindarlık güçlenmekteydi, hem de yayınlarının dinlendiği evlere neşe ve canlılık gelmekteydi.

9 yıldır cezaevinde olmasına rağmen, halkımızın büyük bir çoğunluğu suçsuz olduğunu bilmekte, suç isnatlarına inanmamaktadır. Sosyal medyada sıklıkla görüldüğü gibi, müvekkil Adnan Oktar’ın cezaevinden çıkmasını, müvekkil hapsedildikten sonra ülkenin neşesinin kaçtığını, kendisi geldiğinde tekrar neşe ve sevinç olacağını yazmaktadırlar.

https://x.com/mr_sch/status/2105735651123732618

Müvekkil dışarıda olsa ve kendisine yetki verilse:

Kadınlar istedikleri gibi giyinebilirler

Müvekkilin anlattığı, sadece Kur’an’ı rehber edinen dindarlık modelinde, “herkesin dini kendisinedir” (Kafirun Suresi, 6), “dinde zorlama ve baskı yoktur.” (Bakara Suresi, 256)

Kimse kimsenin ibadetine, giydiğine, yediğine, içtiğine, kahkahasına, karışmakla sorumlu değildir.

Ülkemizde ne yazık ki, özellikle kadınlar üzerinde, aileleri, mahalleleri, okul veya iş yerindeki kişiler, eşleri, arkadaşları çok büyük baskılar kurmaktadırlar. Kadınların giydiklerine, kahkahalarına, makyajlarına, hatta neşelerine dahi karışmakta; karışmaktan da öteye giderek kadınları psikolojik ve fiziksel olarak hırpalamakta, hatta katletmektedirler.

Müvekkil Adnan Oktar’ın anlattığı Kur’an ahlakı yayıldığında ise, kadınlar istedikleri gibi giyinebilecek, gülebilecek, gezebileceklerdir. Kimse kimsenin giydiğine karışmayacak, herkes özgür olacaktır.

ADNAN OKTAR: “Kadınların ezildiği bir ülke bereketli olmaz. Kadınlar her yerde özgür olsun, ister çarşafla ister dekolte gezsin, her yerde hürmet görsün. Mecliste, her yerde kadınlar önde olsun. Kadınların özgürlüğü kalitenin yüksekliğinin delilidir. Kadın güzelliği tüm dünyaya hayat verir. Kadınlar baskı altına alındığında dünyanın neşesi biter. Kadın güzelliği yoksa mezar hayatı vardır.”

Kadınlar özgürce, hiç korkup çekinmeden, zarar görmeden gezebilirler

Müvekkil Adnan Oktar’ın anlattığı Kur’an ahlakı yerleştiğinde her yerde güvenlikli bir ortam oluşacaktır; kadınlar her ortamda korunacak, güvenlikleri sağlanacak, kimse onlara sataşamayacak, söz söyleyemeyecek, istedikleri zaman istedikleri yere güven içinde gidebileceklerdir.

Nuaym b. Hammâd, Hz. Mehdi’nin yardımcılarını, fitnenin sona ermesini ve yeryüzünde güvenliğin sağlanmasını anlatırken şu hadisi aktarmaktadır:

“Yeryüzü güvenli hâle gelir; öyle ki bir kadın, yanlarında hiçbir erkek bulunmayan beş kadınla birlikte hacca gider; Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmaz.”

Müvekkil Adnan Oktar da Hz. Mehdi’nin talebesi, yardımcısı olarak kendisini kabul ettiği için, o mübarek zatın bir öncüsü olarak bu ortamı sağlayabileceğini belirtmektedir.

ADNAN OKTAR: “Bu yüzyıl kadınların hürriyet yüzyılı olacak. Kadınlar her yerde huzur güven içinde yaşayacak, istedikleri gibi giyinecek, istedikleri gibi gülecekler.”

ADNAN OKTAR: “Her yerde kadınların üzerindeki baskıyı kaldıralım. Kadın medeniyetin, hayatın kaynağıdır. Kadın mübarektir. Kadınlara genç kızken evlen diye ailesi, evlendikten sonra hem kocası hem ailesi akıl almaz eziyor. Kadın boşanmak istese bu sefer dul kadın hakkında akıl almaz ithamlar ortaya atılıyor. Bu çirkinliklerin hepsini kaldıralım, kadınlar çok ferah, huzurlu yaşasın.”

Caddeler, sokaklar bakımlı olur; yol boyunca meyve ağaçları dikilir.

Caddeler, sokaklar, binalar da insanların ruh halini, toplumun yapısını yansıtır. Allah’ı çok seven, Allah aşkıyla dolu bir insan, evini, çevresini, ulaşabildiği her yeri güzelleştirmek, zenginleştirmek ister; insanlara sürekli güzellikler sunmak ister.

ADNAN OKTAR: “Şehirlerde sokaklara bol bol meyve ağaçları dikilsin. Her yerde limon, elma, armut, kiraz ağaçları olsun. Her yer meyve bahçesi haline gelsin. Her yerin bağlık bahçelik olduğu bir Türkiye turistler için de çok etkileyici olur. Ayrıca ağaçların meyveleri de tüm halka dağıtılır.”

Çocuklara sevgi, saygı ve şefkat gösterilir, her yer hoşlarına gidecek şekilde düzenlenir

Müvekkil Adnan Oktar, çocukların Allah’ın tecellisi olan çok sevilecek, çok saygı duyulacak, her şeyin en güzelinin sunulması gereken varlıklar olduğuna her zaman dikkat çekmektedir.

ADNAN OKTAR: “Sadece büyük olanlara saygı gösterilir diye düşünmek yanlıştır. Çocuklar da saygıyı hak eder. Masumlukları, temizlikleri, günahsız olmaları gibi sayısız güzel, saygı duyulacak özellikleri var.”

ADNAN OKTAR: “Çocuklar için meyve ağaçlarıyla dolu istedikleri gibi dolaşıp oynayabilecekleri güzel alanlar yapmak lazım.”

ADNAN OKTAR: “Okulların çocuklar için cennet bahçesi gibi olması lazım. Çok güzel ve rahat koltuklar, ev gibi ortam, merhametli öğretmenler merhametli temizlik görevlileri, her yer çiçek gibi olmalı.

Tahta sıralar üzerinde, havasız sınıflarda değil filmler kullanarak, bahçede neşe içinde sohbet ederek düzenlenmiş bir eğitim sistemi olmalı. Çocuk okula gitmeyi eziyet olarak değil genel kültürünün, kalitesinin artacağını bildiği eğlence olarak görmeli. O zaman öğrendiğini unutmaz. Manayı unutturan bir eğitim sistemi olduğunda çocuklar derinlik alamıyor, sevgisizlik yayılıyor, felaket adım adım gelişiyor.”

Fakir, ihtiyaç içinde hiç kimse kalmaz; velayet sistemiyle ve farklı yöntemlerle herkesin ihtiyacı karşılanır

Müvekkilin bu konudaki açıklamaları, İslam ahlakının tam olarak yaşandığı bir ortamda, zengin ile fakir farkının kalmayacağını, herkesin ihtiyaçlarını gereği gibi karşılayabildiği, fedakarlık ve cömertlik üzerine kurulu, bereketli bir ortam olacağını göstermektedir.

ADNAN OKTAR: “Fakirler için alışveriş yapacakları büyük marketler kurulması gerekiyor, Orada ekmek, peynir, zeytin, yiyecek, et, her ne ihtiyacı varsa tam ihtiyacı kadar alacak. İhtiyacı kadar gıdayı almalarını sağlayacak bir görevli de orada yardımcı olur. Bu çok çözücü, çok güvenli bir sistem olur.”

ADNAN OKTAR: “Bir iki kişinin fakirlere yardım etmesi çözüm olmaz. Allah’ın Kuran’da bildirdiği velayet sisteminin tam yaşanması gerekir. Velayet sisteminde her insan, her insandan kendi öz kardeşi, annesi, babası gibi sorumludur. İstanbul’daki bir kişi Van’daki bir kişiden kendi ailesi gibi sorumludur. O zaman ne fakirlik ne yokluk kalır.”

ADNAN OKTAR: “İslam ahlakında olan velayet sistemi yaşandığında herkes birbirinin sigortası olur. Herkesin herkesten sorumlu olduğu en mükemmel sigorta sistemi budur. Tek bir kişiye tüm İslam ümmeti hizmetçi konumunda olur. İslam ahlakı dünyaya hakim olduğunda, gelecek korkusu ve tüm endişeler ortadan kalkacaktır.”

İnsanlar yalnızlıktan korkmazlar; herkesin dostluk, muhabbet, sevgi içinde mutlu, canlı bir yaşantısı olur

İnsanlar, bencilliğe, yalnızlığa, sevgisizliğe, nefrete itilmektedirler; birbirlerine tahammülleri kalmamış, birbirinin yüzüne dahi bakmayan, karşılaştığında selam dahi vermeyen insanlar aynı binaların, aynı evlerin içine doldurulmuş, yalnızlığın, sevgisizliğin acısını yaşamaktadırlar.

Oysa müvekkil Adnan Oktar’ın anlattığı İslam anlayışında, neşe, birlik, beraberlik, ikram, güzel söz, dosluk, kardeşlik vardır. Müvekkil Adnan Oktar’ın aşağıdaki sözleri, İslam’ın getireceği sıcaklığı ve bayram havasını çok güzel anlatmaktadır:

ADNAN OKTAR: “İslam’da toplum bayram havasında, müthiş bir coşku var. Herkes herkesin evine yatıya gidiyor, yemeğe gidiyor, o ona gidiyor, o ona gidiyor. Mesela biri ev yapacak, herkes birden geliyor, evi beraber yapıyorlar. Orada yemek çıkıyor, hep beraber yiyorlar yemeklerini. Tam bir kardeşlik içindeler.”

Her yer cıvıl cıvıl olur, insanlar istedikleri gibi dans ederler, sanattan, müzikten, eğlenceden zevk alırlar

Geleneksel İslam anlayışında, dans, resim, müzik, heykel haramdır. Oysa Allah hepsini Cennet güzelliği olarak yaratmıştır. İnsan ruhunun hoşlandığı güzellikler dünyada da helaldir. Müvekkilin bu konudaki bazı sözleri şöyledir:

ADNAN OKTAR: “Müzik helal dans helal resim heykel helal. Boş yere insanların üzerinde baskı kuruyorlar. İnsanların sevinç içinde çok rahat yaşaması lazım. Kendi koydukları gereksiz kurallarla hayatı cehenneme çeviriyorlar. Sevgi, güzellik, sanat, müzik, neşe yoksa hayat cehennem olur.”

ADNAN OKTAR: “Dans, müzik, eğlence, neşe, sohbet hepsi İslam’ın içindedir. İslam’ın yaşanmadığı hiçbir yer olmaz. İslam hayatın tamamıdır, İslam her yerde yaşanır.”

ADNAN OKTAR: “Cennette müzik var, dans var. Cennette olan burada da vardır. Cennette Allah güzel görüyorsa burada da güzel görüyor.”

Camiler boş kalmaz, gençler, yaşlılar namaz saatlerinde camilere akın ederler

Türkiye’de her mahallede en az bir kaç camii bulunmaktadır; özellikle İstanbul’da çok büyük ve çok güzel camiiler de inşa edilmiştir. Ancak camilerin içi bomboştur. Asıl önemli olan camilerin içini iman ehli ile doldurmaktır.

Müvekkil Adnan Oktar camiilerin içini imanlı gençlerle dolduracağını söylemektedir.

ADNAN OKTAR: “Camileri dolduracak şuurlu insan yetiştirmek önemlidir. Gece gündüz Darwinist eğitimle okullarda haşa “Allah yok” diye gençleri eğittikten sonra o insanların camiye gelip namaz kılması mümkün olmaz. Elbette cami yapılması gerekir ve camiler güzelliktir. Ama asıl güzel olan o camileri dolduracak insanları yetiştirmektir.”

ADNAN OKTAR: “Cami toplantı mekanıdır, sohbet dostluk kardeşlik mekanıdır. Sadece namaz için bir araya gelinen bir mekan değildir. İhtiyacı olan olduğunda yatıya da kalınır. Ama camileri akşam olduğunda kilitliyorlar. Allah’ın evi kilitlenmez. Camilerin çok temiz olması da çok önemlidir. Her gelen temizliğe katkıda bulunacak, süpürecek silecek. Camiler pırıl pırıl neşe dolu mekanlar olacak.”

ADNAN OKTAR: “Camilerin geniş pencereli bol yeşillikli olması çok güzel olur. Her camide sera gibi bol bitki olmalı. Müslümanların bir arada sohbet ettikleri şahane ortamlar oluşturulabilir.”

Müvekkil Adnan Oktar, herkesin arasını bulur, küsleri barıştırır, kavgaları ve çekişmeleri sona erdirir

Allah Kur’an’da şöyle buyurmaktadır:

Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah’tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz. (Hucurat Suresi, 10)

Müvekkil Adnan Oktar Kur’an ayetine uyarak, siyasiler başta olmak üzere, birbiriyle anlaşamayan, kavga eden kişi, grup veya cemaatlerin her zaman aralarını düzeltmiş, birbirlerine sevdirmiştir. Siyasette de nefret ve öfke dili kalkar, yerine saygılı bir üslüp hakim olur.

ADNAN OKTAR: “Allah’ın asıl istediği barıştır. Allah kavga istemez. Kavgayı Allah imtihan vesilesi olarak meydana getirir. Kavgayı kaldıran, o fitneyi izale eden kimdir? Allah’tır. Müminleri de vesile eder, barış ortamını meydana getirir.”

Müvekkil Adnan Oktar’ın anlattığı İslam ahlakı, toplumdaki tüm sorunların çözümünü sunmaktadır

Müvekkil Adnan Oktar’ın ifadeleriyle;

ADNAN OKTAR: “İslam’ın kendisi ılımlıdır. Sevecen, makul, tutarlı bir dindir. İnsanlara huzur verir. İslam’da şiddet yoktur. İslam merhamet dinidir, sevgi ve barış dinidir. İslam’da özgürlük vardır, hayat vardır, neşe vardır. İslam ultramodern hayatın ta kendisidir.”

Müvekkil Adnan Oktar’ın anlattığı, Kur’an’ı rehber edinen inanç ve ahlakta, hiçbir olumsuzluğa, insan ruhunu rahatsız edecek hiçbir görüntü veya konuşmaya yer yoktur. Yukarıda anlatılanların dışında, böyle bir modelde ;

  • Kadın veya çocuk cinayetleri olmaz
  • Okullarda saldırılar olmaz
  • Uyuşturucu kullanımı olmaz
  • Yolsuzluk olmaz
  • Sosyal medyada insanlar birbirlerini linç etmezler, sevgi ve saygı dili hakim olur
  • Sokaklar, caddeler, denizler, kumsallar, ormanlar, her yer tertemiz, bakımlı ve güvenli olur
  • Suç işlenmez, cezaevleri boşalır
  • Sokakta yaşayan, evsiz, aç, fakir kimse kalmaz
  • Herkes dinç ve sağlıklı olur
  • Herkes çok temiz, bakımlı, şık, kaliteli olur
  • Hiçbir şey israf olmaz
  • İnsanlar birbirine sevgi ve saygı ile yaklaşır,
  • Sanatçılar maddi ve manevi yönden desteklenirler; bu sayede çok daha kaliteli sanat eserleri ortaya çıkar.

Müvekkil Adnan Oktar gençliğinden itibaren tüm hayatını bu değerlerin anlatılmasına, benimsenmesine ve uygulanmasına adamış bir sevgi insanıdır. Müvekkilin cezaevinde olmaktan dolayı hiçbir şikayeti bulunmamaktadır, cezaevini sevgide, imanda, ilimde daha da derinleşmek, Allah’a daha da yakınlaşmak, Allah’ın sevgisini daha da kazanmak için bir uzlet yeri, Allah’ın bir lütfu olarak görmektedir.

Bununla birlikte, dışarıda olduğunda, kadın ve çocuk cinayetlerinin, okul saldırılarının, sert ve nefret dolu söylemlerin, kutuplaşmanın, mutsuzluğun, endişelerin, manevi zaafiyetin giderek daha da arttığı bu dönemde, manevi gücü, gençlere ve 7’den 70’e herkese ulaşabilme yeteneği, neşesi, sevgisi, fedakarlık anlayışı ve milletimizin iyilik ve bekası için azmi ile milletimize çok faydası olabileceğini ve devletimizin ilgili kurumlarını destekleyecek çalışmalarla katkı sağlama isteğinde olduğunu belirtmektedir.

Kamuoyunun bilgilerine bilvekale sunarız. 14.10.2026

TAGGED:
1 Yorum
  • MaşaAllah SübhanAllah Allah razı olsun Adnan Oktar dan ve bu yazıyı hazırlayandan da

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir