Hz. Mehdi’nin Kimliğinin Gizli Tutulmasındaki Hikmet ve Allah’ın Koruması – 🎙️

By gundem
21 Min Read

ALLAH’IN HZ. MEHDİ’NİN KİMLİĞİNİ GİZLİ TUTMASINDAKİ VE HADİSLERDEKİ MÜTEŞABİH ANLATIMLARDAKİ HİKMETLER

1) ALLAH, BAKARA SURESİ’NDE YERYÜZÜNDE BİR “HALİFE” VAR EDECEĞİNİ BİLDİRMEKTE; BU AYET MEHDİYETE DE İŞARET ETMEKTEDİR

Allah Kuran’da, Bakara Suresi’nin 30. ayetinde meleklere yeryüzünde bir “halife” var edeceğini bildirmektedir:

—Kovulmuş Şeytandan Rahman ve Rahim Olan Allah’a Sığınırız—

“Hani Rabbin meleklere: ‘Muhakkak Ben, YERYÜZÜNDE BİR HALİFE VAR EDECEĞİM’ demişti. Onlar da: ‘Biz Seni şükrünle yüceltir ve sürekli takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?’ dediler. Allah: ‘Şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim’ dedi.” (Bakara Suresi, 30)

Ayette Hz. Mehdi’nin ismi açıkça geçmemektedir. Bununla birlikte, Allah’ın yeryüzünde bir “halife” var edeceğini bildirmesi, Mehdiyete de işaret eden son derece önemli bir anlam taşımaktadır.

Nitekim Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde de Hz. Mehdi’nin ahir zamanda ortaya çıkacağı; yeryüzünde zulmün, çatışmanın ve ahlaki bozulmanın yaygınlaştığı bir dönemde çok önemli bir görev üstleneceği; insanlar arasında adaletin, sevginin, barışın ve güzel ahlakın hakim olmasına vesile olacağı ayrıntılı biçimde haber verilmiştir.

Bakara Suresi’nin 30. ayetinde özellikle dikkat çekici olan bir başka konu da, bu görevin Allah tarafından önceden takdir edilmiş olmasıdır. Meleklerin yeryüzündeki bozgunculuk ve kan dökülmesine dikkat çekmeleri üzerine Allah’ın;

“Şüphesiz SİZİN BİLMEDİĞİNİZİ BEN BİLİRİM”

buyurması, Allah’ın yaratacağı kaderin ve bunda bulunan hikmetlerin BAŞLANGIÇTA HERKES TARAFINDAN BİLİNMEYEBİLECEĞİNİ göstermektedir.

ALLAH, VERECEĞİ GÖREVİ, BU BÜYÜK GÖREV İÇİN KİMİ SEÇECEĞİNİ, O KİŞİYİ NASIL YETİŞTİRİP KORUYACAĞINI VE GÖREV VAKTİNİ KADERDE BELİRLEMİŞTİR.

HZ. MEHDİ İÇİN DE ALLAH’IN TAKDİR ETTİĞİ BÜYÜK BİR GÖREV BULUNMAKTADIR.

Ancak Allah’ın ahir zamanda böylesine büyük bir manevi görev üstlenecek bir kişiyi takdir etmiş olması, Hz. Mehdi’nin kimliğinin daha en başından bütün insanlar tarafından açıkça bilinmesini gerektirmemektedir.

Tam tersine, böylesine önemli bir görev üstlenecek Hz. Mehdi’nin gerçek kimliğinin ve manevi konumunun görev vakti gelinceye kadar gizli kalması, Allah’ın onu korumasındaki hikmetin bir parçasıdır.

Bu nedenle Allah, Hz. Mehdi hakkında onun anlaşılmasını sağlayacak çok sayıda işaret bildirmiş olmakla birlikte, kimliğinin daha en başından açıkça teşhis edilmesini sağlayacak bir tarif vermemiştir. Hz. Mehdi’nin ne zaman tanınacağı ve gerçek manevi konumunun ne zaman açıkça anlaşılacağı da Allah’ın takdirindedir.

2) ALLAH, HZ. MEHDİ’NİN KİMLİĞİNİ BİR HİKMET VE KORUMA GEREĞİ BELİRLİ BİR VAKTE KADAR GİZLEMEKTEDİR

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde, Hz. Mehdi’nin insanları iman, güzel ahlak, sevgi, barış ve kardeşlik etrafında birleştirmek için büyük bir manevi ve fikri mücadele yürüteceği ayrıntılı biçimde haber verilmiştir.

Aynı şekilde Hz. Mehdi hakkında aktarılan rivayetlerde ahlakı, soyu ve bazı özellikleri hakkında çok çeşitli ve detaylı işaretler de bulunmaktadır. Ancak Hz. Mehdi hakkında bu kadar çok alamet ve bilgi bildirilmiş olmasına rağmen, bu anlatımlar belirli bir kişiyi, yaşadığı dönemin başından itibaren herkes tarafından açıkça teşhis edilebilecek şekilde ortaya koyan bir “kimlik belgesi” niteliğinde değildir. Dolayısıyla Hz. Mehdi’nin gerçek kimliği ve taşıdığı manevi konum daha en başından herkes tarafından hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde anlaşılan bir bilgi şeklinde olmayacaktır.

Bunun çok önemli bir sebebi vardır. Hz. Mehdi’nin ortaya çıkacağı dönem, zulmün, çatışmaların ve büyük karışıklıkların yaşandığı bir dönem olarak anlatılmaktadır. Hz. Mehdi’nin görevine başlayacağı bu dönemde, onun faaliyetlerinden rahatsız olacak, yürüttüğü manevi mücadeleye karşı çıkacak, etkisini azaltmak veya tamamen engellemek isteyecek kişi ve çevreler elbette olacaktır. Böyle bir ortamda, kimliğinin daha ilk günden açık ve kesin biçimde bilinmesi, daha en başından açıkça tanınması, onu doğrudan baskıların, tehditlerin ve saldırıların hedefi haline getirebilir.

Bu nedenle Allah Hz. Mehdi’yi belirli bir zamana kadar korumak ve gerçek konumunun, manevi makamının herkes tarafından hemen anlaşılmasını engellemek için kimliğini gizli tutmuştur.

Zira Allah Hz. Mehdi için belirlediği kaderin gerçekleşmesini sağlayacak şartları da yaratmaktadır. Bu nedenle, büyük bir görev verdiği böyle değerli bir kulunu asla yalnız bırakmamakta; onun karşılaşacağı şartları, korunma biçimini ve ne zaman tanınacağını da kader içerisinde belirlemektedir. Dolayısıyla Hz. Mehdi’nin kimliğinin belirli bir süre gizli kalması da bu İlahi korumanın bir parçasıdır.

Allah, Hz. Mehdi’yi hem açık bir hedef haline gelmekten korur hem de zamanı geldiğinde onun kimliğinin, hayatındaki olaylar ve yüzyıllar öncesinden bildirilen alametler aracılığıyla anlaşılmasını sağlar.

Bu nedenle Hz. Mehdi’nin kimliğinin gizli kalması onun görevini engelleyecek bir durum değil; tam tersine Allah’ın onu korumasının ve görevini tamamlamasına imkan veren KADER PLANININ BİR PARÇASIDIR.

3) ALLAH’IN, ELÇİLERİNİ VE GÖREVLENDİRDİĞİ KULLARINI KİMLİKLERİNİ GİZLEYEREK TEHLİKELERDEN KORUMASI KURAN’DA ÇOK SAYIDA ÖRNEKLE ANLATILAN VE TARİH BOYUNCA TEKRAR EDEN BİR DURUMDUR

Allah, bazı elçilerinin ve özel bir görev verdiği kullarının gerçek manevi konumunu ve ileride üstlenecekleri görevi, vakti gelinceye kadar insanlardan gizlemekte; bu süreçte onları koruyup hazırlamaktadır.

Allah’ın önemli bir görev verdiği kullarını tehlikelerden korumasına dair Kuran’da çok detaylı örnekler yer almaktadır. Hz. Mehdi’nin korunmasını anlamak için de bu örneklere bakmak son derece önemlidir.

Kuran’da, Allah’ın bazı elçilerinin ve özel bir görev için seçtiği kullarının, kendilerine verilecek büyük görev başlamadan önce toplumları içinde yaşadıkları; ancak gerçek manevi konumlarının ve ileride üstlenecekleri görevin çevrelerindeki insanlar tarafından bilinmediği görülmektedir.

Bu dönem aynı zamanda ALLAH’IN O KİŞİYİ YETİŞTİRDİĞİ, OLGUNLAŞTIRDIĞI, ÇEŞİTLİ OLAYLARDAN GEÇİRDİĞİ, GÖREVİNE HAZIRLADIĞI VE KORUDUĞU BİR DÖNEMDİR.

İnsanlar onu sıradan bir çocuk, genç veya toplumun herhangi bir ferdi olarak görebilirler. Oysa Allah onun ileride üstleneceği görevi bilmekte ve hayatındaki bütün şartları buna göre yaratmaktadır.

Bu nedenle bazı örneklerde, Allah’ın seçtiği kişinin gerçek değeri ve gelecekteki manevi konumu uzun bir süre insanların bilgisinden gizli kalmakta; Allah da onu bu süre içinde koruyarak görevine hazırlamaktadır.

Hz. Yusuf ve Hz. Musa’nın hayatları bu konuyu anlamak açısından son derece dikkat çekici iki örnektir.

A) ALLAH, HZ. YUSUF’UN GERÇEK DEĞERİNİ VE İLERİDE SAHİP OLACAĞI KONUMU UZUN YILLAR İNSANLARDAN GİZLEMİŞTİR

Hz. Yusuf’un hayatı, Allah’ın bir kulunu yalnızca tehlikelerden kurtarmakla kalmayıp onun gerçek değerini, gelecekte sahip olacağı konumu ve kaderinde kendisi için hazırlanan büyük görevi de insanlardan gizleyebileceğini gösteren çok çarpıcı bir örnektir.

Hz. Yusuf’un kardeşleri ona karşı kıskançlık duymuş ve onu hayatlarından çıkarmak amacıyla kuyuya atmışlardır. Kuran’da bu olay şöyle bildirilmektedir:

“Nihayet onu götürüp kuyunun derinliklerine bırakmaya topluca karar verdikleri zaman Biz Yusuf’a, ‘Andolsun, sen ONLARIN BU YAPTIKLARINI BİR GÜN KENDİLERİNE, ONLAR SENİ TANIMAZKEN HABER VERECEKSİN’ diye vahyettik.” (Yusuf Suresi, 15)

Burada DAHA HZ. YUSUF KUYUDAYKEN ALLAH ONUN GELECEĞİNİ BİLMEKTE ve yaşayacağını bildirmektedir. Fakat kardeşleri bundan habersizdir. Hz. Yusuf’u kuyuya bırakarak ONDAN KURTULDUKLARINI düşünmüşlerdir.

Oysa Allah’ın HZ. YUSUF İÇİN YARATTIĞI KADER BAMBAŞKADIR. Bir yolcu kafilesi kuyuya gelir ve su almak üzere kovalarını indirir. Hz. Yusuf’u bulurlar:

“Bir yolcu kafilesi geldi ve sucularını gönderdiler. O da kovasını saldı. ‘Müjde! Bu bir çocuk’ dedi. ONU BİR TİCARET MALI OLARAK SAKLADILAR. Allah onların yaptıklarını bilendi.” (Yusuf Suresi, 19)

Ardından Kuran’da;

“Onu ucuz bir fiyata, sayılı birkaç dirheme sattılar. ONU PEK ÖNEMSEMEMİŞLERDİ.” (Yusuf Suresi, 20)

buyrulmaktadır. Bu ayet son derece dikkat çekicidir.

KARŞILARINDAKİ KİŞİ HZ. YUSUF’TUR. Allah onun için ÇOK ÖNEMLİ BİR GELECEK yaratmıştır. Ancak onu bulan kişiler bunun FARKINDA DEĞİLDİRLER.

ONUN GERÇEK DEĞERİNİ BİLMEMEKTE, ONU SIRADAN VE ÖNEMSİZ BİR KÖLE GİBİ GÖRMEKTEDİRLER.

Allah Hz. Yusuf’un ileride ulaşacağı konumu onların bilgisinden gizlemektedir.

Kardeşleri de Hz. Yusuf’un kuyudan kurtarıldığını, başka bir ülkeye götürüldüğünü ve orada bambaşka bir hayat yaşadığını BİLMEMEKTEDİRLER.

Yani Hz. Yusuf’un hayatının bu ilk döneminde İKİ AYRI GİZLİLİK vardır:

  • Kendisini kuyuya atan kardeşleri onun hayatta kaldığını ve başına neler geldiğini BİLMEMEKTEDİR.
  • Onu bulan insanlar ise karşılarındaki kişinin asıl kimliğini, gerçek değerini ve ileride ulaşacağı yüksek konumu BİLMEMEKTEDİR.

Aradan yıllar geçer. Hz. Yusuf çeşitli imtihanlardan geçtikten sonra Allah’ın dilemesiyle Mısır’da önemli bir makama gelir. Kuran’da;

“İşte böylece Yusuf’a o yerde İMKAN VE İKTİDAR VERDİK; orada dilediği yerde konaklardı.” (Yusuf Suresi, 56)

buyrulmaktadır. Daha sonra kıtlık sebebiyle kardeşleri Mısır’a geldiklerinde Hz. Yusuf’la karşı karşıya gelirler. FAKAT YİNE ONU TANIYAMAZLAR:

“Yusuf’un kardeşleri geldiler ve yanına girdiler. YUSUF ONLARI TANIDI, ONLAR İSE ONU TANIMIYORLARDI.” (Yusuf Suresi, 58)

Bu kez Hz. Yusuf kuyu başında veya bilinmeyen bir yerde değildir. Kardeşlerinin hemen karşısındadır. Onlarla konuşmakta, onların işlerini görmekte ve sahip olduğu yetkiyi kullanmaktadır.

Ancak kardeşleri, yıllar önce kuyuya attıkları kişinin şimdi KARŞILARINDA BULUNDUĞUNU ANLAYAMAMAKTADIR.

Allah, Hz. Yusuf’un gerçek kimliğini ve konumunu, İNSANLARIN GÖZÜNÜN ÖNÜNDE OLDUĞU HALDE dahi onlardan GİZLİ TUTMAKTADIR.

Hz. Yusuf kıssası bu nedenle HZ. MEHDİ’NİN KİMLİĞİNİN BELİRLİ BİR VAKTE KADAR ANLAŞILMAMASI konusuyla son derece dikkat çekici bir benzerlik taşımaktadır.

Bir insan toplum içerisinde bulunabilir, insanların gözünün önünde yaşayabilir ve faaliyet gösterebilir; buna rağmen Allah’ın onun için takdir ettiği gerçek manevi konum insanlar tarafından henüz anlaşılmayabilir.

B) ALLAH, HZ. MUSA’NIN KİMLİĞİNİ VE İLERİDE ÜSTLENECEĞİ PEYGAMBERLİK GÖREVİNİ FİRAVUN VE ÇEVRESİNDEN GİZLEYEREK ONU KORUMUŞTUR

Hz. Musa’nın hayatında da benzer ve çok dikkat çekici bir durum bulunmaktadır. Hz. Musa dünyaya geldiği sırada Firavun, İsrailoğullarının erkek çocuklarının öldürülmesini emretmiştir. Böyle bir ortamda Hz. Musa’nın hayatı daha doğduğu andan itibaren ciddi bir tehlike altındadır. Allah Hz. Musa’nın annesine şöyle vahyetmiştir:

“Musa’nın annesine, ‘Onu emzir. Başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu nehre bırak; korkma, üzülme. Çünkü Biz onu sana geri vereceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız’ diye vahyettik.” (Kasas Suresi, 7)

Hz. Musa nehre bırakıldıktan sonra Firavun’un ailesi tarafından bulunmuş ve saraya götürülmüş; böylece erkek çocuklarını öldürten Firavun’un evinde yetişmeye başlamıştır. Firavun’un ailesi onu bulduğunda, Firavun’un hanımı;

“O, benim için de senin için de göz aydınlığı olsun. Onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur veya onu evlat ediniriz.” (Kasas Suresi, 9)

demiştir. Böylece Allah Hz. Musa’yı, insanların normal şartlarda düşünemeyeceği bir yöntemle GİZLEMİŞ VE KORUMUŞTUR.

Burada dikkat çekici olan, Allah’ın daha Hz. Musa bebekken onun geleceğini bildirmesidir.

Allah Hz. Musa’nın ileride peygamber olacağını bilmektedir. Fakat Firavun ve çevresindeki insanlar bunu bilmemektedir. Dahası Hz. Musa, kendisini ileride en büyük düşmanlarından biri olarak görecek Firavun’un ailesinin içinde yetişmektedir.

Hz. Musa’nın daha sonra doğrudan Firavun’un sarayında büyümesi ise Allah’ın salih bir kulunu gizlemesinin ve korumasının ne kadar olağanüstü şekilde gerçekleşebileceğini göstermektedir. Gerçek görevinin yıllar sonra ortaya çıkması ise son derece dikkat çekicidir.

Hz. Musa daha doğduğu andan itibaren, ONU ÖLDÜRMEK İSTEYEN SİSTEMİN MERKEZİNDE, yine ALLAH’IN KORUMASIYLA hayatını sürdürmüştür.

Allah Hz. Musa’yı düşmanının hemen yanı başında büyütmekte, korumakta ve ilerideki görevine hazırlamaktadır.

Bu örnek bize önemli bir gerçeği göstermektedir:

ALLAH BİR KULUNA ÖNEMLİ BİR GÖREV VERMİŞSE,

ONU İNSANLARIN HESAP EDEMEYECEĞİ YÖNTEMLERLE KORUYABİLİR.

Hz. Musa yetişkinlik dönemine geldiğinde ise Allah ona görevini bildirmiştir. Kuran’da Allah’ın Hz. Musa’ya;

“BEN SENİ SEÇTİM. Şimdi vahyedilene kulak ver.” (Tâhâ Suresi, 13)

buyurduğu bildirilir.

Dolayısıyla Hz. Musa’nın hayatında da açık bir şekilde şu düzen görülmektedir:

Görev vakti gelmeden önce Allah onu korumakta ve yetiştirmekte; gelecekte üstleneceği büyük manevi görev ise kendisini öldürme ihtimali bulunan güçlerin bilgisinden gizli kalmaktadır.

Bu örnek de Hz. Mehdi’nin kimliğinin Allah’ın takdir ettiği zamana kadar açık biçimde anlaşılmamasının ne kadar hikmetli olduğunu göstermektedir.

4) PEYGAMBERLERİN GERÇEK MANEVİ KONUMLARI VE GÖREVLERİ AÇIKÇA ORTAYA ÇIKTIĞINDA KARŞILAŞTIKLARI AĞIR DÜŞMANLIKLAR, ALLAH’IN GÖREV VAKTİNE KADAR ONLARI KORUMASINDAKİ HİKMETİ AÇIKÇA GÖSTERMEKTEDİR

Peygamberlerin hayatlarında dikkat çeken bir başka ortak özellik de, Allah tarafından kendilerine verilen görevi açıkça yerine getirmeye ve toplumlarına tebliğ etmeye başladıklarında çok ağır düşmanlıklarla karşılaşmalarıdır.

İnsanlar bir kişinin GERÇEK MANEVİ MAKAMINI VE TEMSİL ETTİĞİ MESAJI ANLADIKLARINDA, özellikle mevcut düzenleri ve menfaatleri bundan zarar görecek olan çevreler ÇOK SERT TEPKİLER verebilmiştir.

Hz. Nuh kavmine Allah’ın dinini anlatmaya başladığında alaya alınmış, küçümsenmiş ve uzun yıllar boyunca yoğun bir karşı koymayla karşılaşmıştır. Kuran’da kavminin ileri gelenlerinin Hz. Nuh’la alay ettikleri açıkça bildirilmektedir. (Hud Suresi, 38)

Hz. İbrahim kavminin putperest inancına karşı çıktığında durum yalnızca fikir ayrılığıyla kalmamış; onu öldürmek istemiş ve ateşe atmaya karar vermişlerdir:

“Onu yakın ve ilahlarınıza yardım edin.” (Enbiya Suresi, 68)

Hz. Musa peygamberlik görevini üstlenip Firavun’un karşısına çıktığında, yıllarca içinde yetiştiği düzen artık onu açık bir tehdit olarak görmeye başlamıştır. Firavun;

“Bırakın beni Musa’yı öldüreyim…” (Mümin Suresi, 26)

diyecek kadar ileri gitmiştir.

Hz. İsa Allah’ın mesajını açıkça anlatmaya başladığında ona karşı da tuzak kurulmuştur. Kuran’da;

“Onlar tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarını boşa çıkardı.”(Al-i İmran Suresi, 54)

buyrulmaktadır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) de tebliğe başladıktan sonra yıllarca baskı, hakaret, boykot, saldırı ve öldürme tehditleriyle karşılaşmıştır. Mekke müşriklerinin onu tutuklamak, öldürmek veya Mekke’den çıkarmak için plan kurdukları Kuran’da açıkça bildirilmiştir:

“Hani inkar edenler seni tutuklamak, öldürmek veya sürgün etmek için tuzak kuruyorlardı…” (Enfal Suresi, 30)

BÜTÜN BU ÖRNEKLER ÖNEMLİ BİR GERÇEĞİ GÖSTERMEKTEDİR.

Peygamberler gerçek görevleri açıkça ortaya çıktığında, yalnızca sözlü bir muhalefetle karşılaşmamışlardır.

ÖLDÜRÜLMEK, SÜRGÜN EDİLMEK, HAPSEDİLMEK, SUSTURULMAK VE ETKİSİZ HALE GETİRİLMEK istenmişlerdir.

Dolayısıyla Allah’ın ÇOK ÖNEMLİ BİR GÖREV VERECEĞİ KULUNU, görev vakti gelinceye kadar toplumun hedefi haline getirmeden YETİŞTİRMESİ VE GERÇEK MANEVİ KONUMUNU İNSANLARIN BİLGİSİNDEN GİZLİ TUTMASI çok büyük bir koruma ve hikmet taşımaktadır.

BU DURUM HZ. MEHDİ AÇISINDAN DA ÖNEMLİDİR.

Hz. Mehdi’nin ahir zamanda üstleneceği görev, sıradan ve etkisiz bir faaliyet değildir. Hadislerde ÇOK BÜYÜK BİR MANEVİ MÜCADELE VERECEĞİ, insanlar üzerinde GÜÇLÜ BİR FİKRİ VE AHLAKİ ETKİ MEYDANA GETİRECEĞİ haber verilen bir kişiden söz edilmektedir.

Böylesine önemli bir görevi üstlenecek kişinin kimliğinin daha görev şartları oluşmadan açıkça bilinmesi, geçmiş peygamberlerin karşılaştığı örneklerde olduğu gibi, onu da çok erken bir dönemde ağır baskıların ve saldırıların hedefi haline getirebilir.

Bu nedenle Allah’ın Hz. Mehdi’nin kimliğini belirli bir vakte kadar gizlemesi bir bilinmezlik konusu değil, ONU KORUYAN HİKMETLİ BİR YARATILIŞTIR.

5) HZ. MEHDİ HAKKINDAKİ ANLATIMLARIN MÜTEŞABİH OLMASI, KİMLİĞİNİN BELİRLİ BİR VAKTE KADAR GİZLİ KALMASINA HİZMET EDEN HİKMETLİ BİR ANLATIM BİÇİMİDİR

Hz. Mehdi hakkında çok sayıda alamet, olay ve özellik bildirilmiştir.Ancak bu anlatımlar, bir kişinin adı, soyadı, doğum tarihi, yaşadığı adres ve hayatının bütün ayrıntıları verilerek hazırlanmış AÇIK BİR KİMLİK KARTI ŞEKLİNDE DEĞİLDİR.

Bunun önemli bir hikmeti vardır. Eğer Hz. Mehdi’nin kimliği yüzyıllar öncesinden hiçbir yoruma yer bırakmayacak açıklıkta bildirilmiş olsaydı, onu bekleyen ve desteklemek isteyen insanlar kadar onu engellemek isteyen çevreler de aynı bilgiye sahip olacaktı.

Bu nedenle rivayetlerde Hz. Mehdi hakkında çok sayıda alamet bulunmakla birlikte, bu alametlerin BİR KISMI MÜTEŞABİH, yani ancak olaylar gerçekleştikçe gerçek anlamı daha iyi anlaşılabilecek bir anlatım biçimine sahiptir.

MÜTEŞABİH ANLATIM KURAN’DA DA BULUNAN BİR ANLATIM BİÇİMİDİR. Kuran’da ayetlerin bir bölümünün muhkem, bir bölümünün ise müteşabih olduğu açıkça bildirilmektedir. Âl-i İmran Suresi’nin 7. ayetinde, Kitabın bir kısmını oluşturan muhkem ayetlerin yanında müteşabih ayetlerin de bulunduğu haber verilmektedir. Dolayısıyla BİR ANLATIMIN GERÇEK ANLAMININ OLAYLAR VE ŞARTLAR ORTAYA ÇIKTIKÇA DAHA AÇIK HALE GELMESİ Kuran’da bildirilen müteşabih anlatım anlayışıyla da uyumlu bir durumdur.

İŞARET VARDIR; ANCAK ONU VAKTİNDEN ÖNCE AÇIK HEDEF HALİNE GETİRECEK BİR KİMLİK TARİFİ YOKTUR.

Bu durum Hz. Mehdi’nin korunması açısından son derece hikmetlidir.

6) HZ. MEHDİ’NİN KİMLİĞİNİN GİZLİ OLMASI, HAKKINDA HİÇBİR İŞARET BULUNMADIĞI ANLAMINA GELMEMEKTEDİR

Hz. Mehdi’nin kimliğinin bir süre gizli olması ile hakkında çok sayıda alamet bulunması arasında herhangi bir çelişki yoktur. Aksine, bu iki durum birbirini tamamlamaktadır.

İşaretler vardır; fakat bütün işaretlerin aynı anda ve herkes tarafından kolaylıkla anlaşılması şart değildir.

Birbiriyle ilgisiz gibi görünen olaylar zaman içerisinde çoğaldıkça ve Hz. Mehdi hakkında yüzyıllar önce bildirilen alametlerle örtüştükçe, ortaya çıkan bütünlük daha belirgin hale gelir.

BU NEDENLE GİZLİLİK İŞARETSİZLİK DEĞİLDİR.

Allah bir yandan Hz. Mehdi hakkında işaretler bildirmiş, diğer yandan bu işaretlerin onu daha görev vakti gelmeden düşmanlarının önünde açık bir hedef hâline getirmeyecek biçimde anlaşılmasını takdir etmiştir.

7) HZ. MEHDİ’NİN KENDİSİNİ İLAN ETMESİ DEĞİL, HAYATINDA GERÇEKLEŞEN İŞARETLERİN ONU GÖSTERMESİ ESASTIR

Hz. Mehdi’yi Hz. Mehdi yapan, kişinin kendi hakkında ortaya attığı bir iddia değildir. Bir insanın “Ben Mehdi’yim” demesi tek başına hiçbir anlam taşımaz.

Önemli olan, Peygamberimiz (sav)’in yüzyıllar önce bildirdiği olayların, alametlerin ve özelliklerin zaman içerisinde Allah’ın takdiriyle bir kişinin hayatında bir araya gelmesidir.

Bu nedenle Hz. Mehdi’nin kimliği kişisel bir ilanla değil, Allah’ın yarattığı olayların ve gerçekleşen alametlerin zaman içinde BİRBİRİNİ TAMAMLAMASIYLA anlaşılır.

Hz. Mehdi hakkında rivayet edilen;

“Mehdi bizdendir, Ehl-i Beyt’tendir. ALLAH ONU BİR GECEDE ISLAH EDER.” (İbn Mâce, Fiten, 34, hadis no. 4085)

hadisi de bu açıdan dikkat çekicidir.

Bu rivayet, Hz. Mehdi’nin Allah’ın belirlediği zamanda görevine hazırlanması ve hayatının yeni bir safhaya geçirilmesi bakımından önem taşımaktadır.

SONUÇ

Yukarıda açıklandığı üzere, Hz. Mehdi’nin kimliğinin belirli bir vakte kadar gizli kalması, Allah’ın onu korumasındaki hikmetlerden biridir. Geçmişte de bazı elçilerin ve özel görev verilen kulların ileride üstlenecekleri büyük manevi görevler, uzun süre çevrelerindeki insanlar tarafından bilinmemiştir.

HZ. YUSUF ÖRNEĞİNDE;

⇒ kardeşleri onun hayatta kaldığını bilmemiş;

⇒ onu bulanlar gerçek değerini anlayamamış;

⇒ yıllar sonra kardeşleri karşısında durduğu halde onu tanıyamamıştır.

HZ. MUSA ÖRNEĞİNDE;

⇒ bütün erkek çocukların öldürüldüğü bir ortamda Allah tarafından korunmuş;

⇒ üstelik ileride karşısına çıkacağı Firavun’un çevresinde yetişmiş,

⇒ buna rağmen gerçek manevi görevi görev vakti gelinceye kadar bilinmemiştir.

Peygamberlerin görevleri açıkça ortaya çıktığında ise;

⇒ Hz. Nuh’tan Hz. İbrahim’e, Hz. Musa’dan Hz. İsa’ya ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’e kadar çok ağır düşmanlıklarla karşılaştıkları görülmektedir.

Bu nedenle Allah’ın Hz. Mehdi’nin kimliğini onu korumak amacıyla belirli bir vakte kadar gizlemesi, hem geçmişteki örneklerle hem de Hz. Mehdi’nin üstleneceği görevin büyüklüğüyle son derece uyumludur.

Hz. Mehdi hakkındaki bazı anlatımların müteşabih olması da aynı hikmetin bir parçasıdır.

⇒ Allah Hz. Mehdi’yi haber vermiş,

⇒ onun anlaşılmasını sağlayacak ÇOK SAYIDA İŞARET YARATMIŞ;

⇒ fakat bu işaretleri onu görev vakti gelmeden düşmanlarının önüne açık bir hedef olarak çıkaracak biçimde bildirmemiştir.

Allah’ın takdir ettiği vakit geldiğinde, daha önce birbirinden bağımsız veya anlaşılması güç görünen işaretler bir araya gelir ve Hz. Mehdi’nin gerçek kimliği de bu olaylar vesilesiyle anlaşılır.

Müvekkilin konuyla ilgili görüş ve değerlendirmelerini saygılarımızla bilgilerinize sunarız. 05.10.2026

TAGGED:
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir