İmamoğlu Davası Gibi Adnan Oktar Davasında da Sanıkların Ulaşamadığı Belgeler Basına Sızdırıldı

By gundem
8 Min Read

SANIKLARIN ULAŞAMADIĞI BELGELERİN BASINA SIZDIRILMASI ADNAN OKTAR DAVASINDA ÇOK SIK YAŞANMIŞTIR

CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel
ve
Adalet Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın Gökçe Gökçen
Dikkatlerine

KONU  : İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesinde başlayan İBB Davası’yla İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde tamamlanan Adnan Oktar Davası’nın duruşma süreçlerinde yaşanan benzer hukuk ihlallerinden yedincisinin sunumudur: Dosyadaki bazı önemli belgelerin yargılananlardan gizlenmeleri, dosyadaki gizlilik kararına rağmen basına sızdırılmaları suretiyle CMK’nun ilgili maddelerinin ihlal edilmesi

AÇIKLAMALAR :

CHP’li siyasetçiler, basın ve sosyal medya yorumcuları İBB Davasında tespit ettikleri hukuksuzlukları yoğun bir şekilde gündeme getirmektedirler. Bu doğrultudaki haberlerin bir bölümünde İBB Davası sanıklarından Buğra Gökçe’nin, tutuklanmasına sebep olan MASAK raporlarına talepte bulunmasına rağmen ulaşamadığı belirtilmiştir. Konuyla ilgili bir haber şöyledir:

(https://halktv.com.tr/siyaset/akpli-gulerin-masak-cikisina-bugra-gokceden-yanit-geldi-rapor-ortada-yok-1014870h)

AK Parti Grup Başkanvekilinin İBB Davasında MASAK raporlarının sanıklara verilmediği yönündeki eleştirilerin haksız olduğunu belirtmesi üzerine bir açıklama daha yapan CHP’li Buğra Gökçe, raporun kendisinde olmadığını bunun ya raporun gerçekte dosyada bulunmamasından ya da kendilerine özellikle verilmemesinden kaynaklandığını söylemiştir. Bu olayda MASAK raporu üzerinden ortaya atılmış olan söz konusu iddia dosya hakkında bilgi sahibi olan kesimlerce ileri sürülen “İBB dosyasının bütününde görülen evrak eksikliği” iddialarıyla paraleldir:

(https://x.com/_BurcuUgur_/status/2031100696083169500)

İBB Davasının başlamasıyla birlikte bu tür tartışmalara yol açan MASAK raporlarının dosyadaki gizlilik kararına rağmen iddianame hazırlanmadan önce bazı içerikleriyle basına yansıtıldığı da görülmüştür:

(https://www.cnnturk.com/turkiye/son-dakika-ibb-sorusturmasinda-masak-raporu-ortaya-cikti-2259216)

(https://www.hurriyet.com.tr/gundem/imamoglunun-masak-raporu-ortaya-cikti-haksiz-kazanc-elde-ettigi-varliklar-sayildi-42844392)

İBB DAVASINDAKİ MASAK RAPORU SORUNUNUN BİR BENZERİ MÜVEKKİL VE ARKADAŞLARIYLA İLGİLİ YARGI SÜRECİNDE DE YAŞANMIŞTIR

Müvekkil ve arkadaşlarının yargılandığı dosyada soruşturma aşamasında gizlilik kararı olduğu gerekçesiyle, kovuşturma aşamasında ise UYAP sisteminde evrakların tamamı ısrarla açılmayarak sanıkların dosyanın tamamına ulaşması engellenmiştir. Sanıklar yargılandıkları dosyaya vakıf olmadan savunma yapmaya mecbur edilmiştir. Bu ağır hukuk ihlali hakkında tüm ilgili kurumların yanı sıra kamuoyu da bilgilendirilmiş, ancak özellikle bazı kesimler tarafından bu durum açıkça desteklenmiş bazıları tarafından da göz ardı edilmiştir.

Müvekkil ve birçok arkadaşı kendileriyle ilgili MASAK raporlarını incelemek üzere Savcılıktan talep etmişler, ancak bu talepleri hem Savcılıkça hem de talebin reddine yapılan itirazları inceleyen mahkemelerce reddedilmiştir. Aşağıda müvekkilin söz konusu talebi ve bu talebi hakkında verilen Savcılık ve mahkeme kararları yer almaktadır:

Kararlardan da anlaşıldığı gibi müvekkil Adnan Oktar’ın MASAK raporlarının bir örneğinin verilmesi yönündeki talebi CMK 153/2. maddesi gereğince reddedilmiştir. Söz konusu kararlar hukuka aykırıdır. Nitekim CMK’nın 153/3. maddesinde “Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile BİLİRKİŞİ RAPORLARI ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.” denilmektedir. MASAK raporları da bilirkişi raporlarından sayıldığından, müvekkil ve bazı arkadaşlarının MASAK raporlarının kendilerine verilmesine yönelik taleplerinin CMK’nın 153/2. maddesi gereğince reddedilmesi hukuka aykırı olmuştur. Savcılığın ve sulh ceza hakimliğinin bu talepler karşısında öne sürdüğü geçersiz gerekçe, MASAK raporlarının müvekkil ve arkadaşlarından gizlenmek istendiği gerçeğini ortaya çıkarmıştır.

Ayrıca İBB Davası dosyasında olduğu gibi Adnan Oktar Davası dosyasında da MASAK raporlarının içerikleri hukuka aykırı şekilde basına sızdırılmıştır. Bu yayınlara hiçbir yaptırım uygulanmamıştır.

Şüphelilerin/sanıkların soruşturma sürecinde dosyada kendileri hakkında yer alan belgelere ulaşmaları engelleniyorken, söz konusu belgelerin davanın tarafı olmayan kişilerin eline geçmesi, içeriklerinin basında yayınlanması normal şartlarda bir hukuk devletinde asla yaşanmayacak hukuksuzluklardır.

(https://www.hurriyet.com.tr/galeri-iste-adnan-oktarin-mahkeme-karari-ile-el-konulan-86-sirketi-40896062)

(https://www.sozcu.com.tr/adnan-oktar-sorusturmasinda-ilginc-detay-hepsi-kuyumcu-olmus-wp2531378)

Adnan Oktar Davası dosyasında basına sızdırılan ve sanıklardan gizlenen belgeler, İBB Davası dosyasında yargılananlardan gizlenenlerden çok daha fazladır. Adnan Oktar Davasında sanıkların yargılama boyunca dosyanın tam içeriğine, duruşmalar sırasında müşteki avukatları tarafından sunulan evraklara, haklarındaki sözde delillere ulaşamamışlardır. UYAP sisteminin sadece belirli ve sınırlı bir bölümü sanıklar ve müdafilerinin iletişimine açık tutulmuş, yüzlerce UYAP sayfasına sanıklar hiçbir zaman erişim sağlayamamışlardır. Bu konuda defalarca Mahkeme Heyetine talepte bulundukları, maruz kaldıkları hukuksuz işlemi başta Adalet Bakanlığı olmak üzere tüm ilgili kurumlara bildirdikleri halde hiçbir değişiklik olmamış, haklarındaki dosyaya vakıf olmadan savunmaya yapmaya mecbur bırakılmışlardır. Hemen her defasında duruşmaya çıktıklarında adeta baskın şeklinde hiç bilmedikleri ve vakıf olmadıkları şeylere karşı cevap vermek durumunda kalmışlar, adil ve makul bir savunma hakkına hiç erişememişlerdir. Her duruşmada açıkça ve alenen kanunlar ihlal edilerek yargılanmışlardır.

NEDİM ŞENER’İN İSTİNAF MAHKEMESİ KARARINI YAYINLANMADAN ÖNCE BİLMESİ VE PAYLAŞMASI

Bilindiği üzere İstanbul 30 ACM’nin vermiş olduğu 10 bin yıllık hüküm kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozulmuştur. Dosyayı yaklaşık 1.5 yıl boyunca inceleyen 25 yıllık tecrübeli hakimler 400 sayfalık gerekçeli karar ile, yerel mahkemenin vermiş olduğu hükümleri tek tek kanunla ve içtihatla açıklayarak bozmuşlardır. Bu bozma kararıyla birlikte bazı sanıklar açısından tahliye kararı verilmiş ve sosyal medyada hakimler aleyhinde yoğun bir karalama kampanyası başlatılmıştır. Nedim Şener, Hilal Kaplan, Mücahit Birinci, Süheyb Öğüt gibi bazı isimler tarafından yaygara yapılmış, bir yandan kararı veren İstinaf hakimleri hedef alınırken bir yandan tahliye olanların yeniden tutuklanmaları kampanyası başlatılmıştır.

Savcılığın tahliyelere itirazının henüz İstanbul BAM 2. Ceza Dairesi tarafından incelemesi yapılırken, Daire kararı henüz UYAP’a yüklenmemişken kararın ne olduğu Nedim Şener tarafından kendi Twitter (X) hesabından paylaşılmıştır.

Nedim Şener bu paylaşımı yaptığı sırada, dosyanın tarafı olan hiçbir müdafi veya sanık henüz karardan haberdar değildir. UYAP ortamında yapılan basit bir inceleme ile, kararın ilgili taraflara duyurulduğu saat hemen tespit edilebilmektedir. Bu saat, Nedim Şener’in yukarıda görülen paylaşımından çok daha sonraki bir saattir. Kaldı ki, müdafiler ilgili ceza dairesinin kalemi ile mesai saatinden sonra yaptıkları görüşmelerde dahi, henüz kararın onaylanmadığı ve yayımlanmadığı bilgisini almışlardır. Ancak bu bilgi dosyanın ilgililerinden önce Nedim Şener tarafından öğrenilmiş ve kamuoyuna da duyurulmuştur. Bu durumda, adı geçen gazetecinin kararı illegal yöntemlerle elde ettiği ve kamuoyuna duyurduğu şüphe götürmez bir gerçektir. BUNUN BİR GAZETECİLİK BAŞARISI OLARAK GÖRÜLMESİ İSE ASLA MÜMKÜN DEĞİLDİR. Hukukun sınırlarını aşan, vatandaşların haklarını ihlal eden, yasal yollar dışında evrak ve belge edinip bunları algı operasyonu yapmak amacıyla yayınlayanlar mesleki kaygı değil bir takım odaklara hizmet gayreti içinde olurlar. Bu tarz illegal tutum ve davranışların bir hukuk devletin makul görülmesi mümkün olamaz.

Bilindiği üzere bu, eski Türkiye’de sıkça yaşanan bir manzara olduğu gibi FETÖ’nün de uyguladığı taktiklerden biridir. Aydın Doğan yönetimindeki Hürriyet gazetesi önemli davalarda henüz ilamı yapılmamış yargı kararlarını yayınlaması ile ünlenmişti. FETÖ’nün basın yayın organları da aynı taktiği Ergenekon, Balyoz vb gibi davalarda hep uyguladılar, yargı kararlarını sanıklara ve müdafiilerine tebliğ edilmeden, UYAP’ta yayınlamadan kamuoyuna açıklayıp algı operasyonları yaptılar. Bugün bir benzerinin Nedim Şener’in de dahil olduğu bir grup tarafından yapıldığı açıkça görülmektedir.

Sonuç olarak; Müvekkil Adnan Oktar’ın 2018’den bu yana bu hukuksuzlukları dile getiriyor olmasının temelinde de “hukuksuzluğun olağanlaşmasının” toplum açısından tehlikesini görüyor olması vardır. Nitekim tam da 8 yıldır dikkat çektiği üzere bugün Türkiye yargıya güvenin en aza indiği, buna paralel olarak da sosyal ve ekonomik hayatın adeta bloke olduğu hem ekonomik olarak hem de psikolojik olarak bir darboğazın oluştuğu görülmektedir. Bunun ortadan kaldırılması hukuka ve vicdana tam uyulmasıyla mümkündür.

Saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 19.03.2026

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir