ADNAN OKTAR DAVASINDA DA TÜM REDDİ HAKİM TALEPLERİ “DAVAYI UZATMAYA MATUF” GEREKÇESİYLE HUKUKA VE USULE AYKIRI OLARAK REDDEDİLMİŞTİR
CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel
ve
Adalet Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın Gökçe Gökçen
Dikkatlerine
KONU : İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesinde başlayan İBB Davası ile İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde tamamlanan Adnan Oktar Davasının kovuşturma aşamalarındaki benzer hukuk ihlallerinden dördüncüsünün sunumudur: Reddi hakim taleplerinin usulsüz şekilde geri çevrilmesi.
AÇIKLAMALAR:
Malumunuz üzere, Adnan Oktar Davası ile İBB Davasının kovuşturma aşamalarındaki benzer hukuk ihlallerinin üçüncüsünden bahsettiğimiz önceki yazımızda CMK 238. maddesine aykırı kovuşturma yürütülmesine vurgu yapmıştık. Bu yazımızda ise her 2 davada da reddi hakim taleplerinin hukuka aykırı şekilde geri çevrilmesi konusunu arz edilmektedir.
İBB Davasının 2. gününde bir kısım basında en çok konuşulup eleştirilen konuların başında, sanık vekillerinin reddi hakim taleplerinin mahkeme heyeti tarafından “davayı uzatma amacı taşıyor” gerekçesiyle geri çevrilmesi gelmiştir.
Hatırlanacağı üzere her iki davadaki benzer hukuk ihlallerinden bahsettiğimiz ilk yazımızda İBB Davasını yürüten heyetin doğal hakim ilkesine aykırı şekilde, diğer bir ifadeyle “özel” olarak görevlendirilmiş hakimlerden oluşturulduğu yönündeki eleştirilerden bahsetmiştik. İşte davanın ikinci gününde dosyaya sunulan reddi hakim taleplerinin esasını, doğal hakim ilkesine aykırı şekilde görevlendirildiği belirtilen söz konusu heyetin adil ve tarafsız bir yargılama yürütemeyeceği gerekçesi oluşturmuştur. Ancak daha dava 1 gün önce başlamışken, üstelik tutuklu sanıklar yaklaşık 1 yıl iddianamenin düzenlenmesini beklemek zorunda bırakılmışlarken, mahkeme heyeti sanıkların davayı uzatmaya çalıştıkları gerekçesiyle talepleri geri çevirmiştir. Mahkeme heyetinin reddi hakim taleplerine yönelik bu yaklaşımı taraflılığının bir göstergesi olarak değerlendirilip eleştirilmiştir. Basına yansıyan haberlerden ve sosyal medyada yer alan eleştirilerden bazıları şöyledir:
(https://x.com/avtubatorunn/status/2031071789745365039)
(https://x.com/ttaskinozer/status/2031434985433899352)
ADNAN OKTAR DAVASINDA DA MAHKEME HEYETİNİN ALENİ HUKUK İHLALLERİ SEBEBİYLE YAPILAN REDDİ HAKİM TALEPLERİ AYNI DAYANAKSIZ GEREKÇEYLE REDDEDİLMİŞTİR
Adnan Oktar Davasında İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 11.01.2021 tarihinde verilen 10 bin yıllık hukuksuz mahkumiyet kararlarının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından haklı olarak bozulmasıyla dosya yerel mahkemeye dönmüştür. Ancak bu esnada hükmü veren heyet -en başta özel olarak oluşturulan bir heyet olduğundan- hükmün hemen ardından dağıtılmıştır. Dosya bu defa yargılamayı yapmamış, müştekileri dinlememiş, sanık sorgularını yapmamış, savunmalara şahit olmamış bir heyetin önüne gelmiştir. Yaklaşık 800 klasörden oluşan dosyaya kısa süre içerisinde vakıf olmasına imkan bulunmayan heyet ilk günden itibaren şaşırtıcı hukuk ihlallerine imza atmaya başlamıştır.
İkinci kovuşturmanın daha ilk 2 gününde mahkeme heyetinin tarafsız ve adil bir yargılama yürütemeyeceği apaçık şekilde anlaşılınca duruşmada hazır bulunan tüm sanıklar tarafından (duruşma sırasında heyet başkanı Mahmut Başbuğ’un “başka reddeden var mı?” sorusu üzerine el kaldırmak suretiyle) reddi hakim talebinde bulunulmuştur. Bu haklı talepler İBB Davasında yaşananlara benzer şekilde alelacele, usulün gerektirdiği yol izlenmeden, geçerli bir gerekçeye dayandırılmadan güya davayı uzatma amacıyla yapıldıkları ileri sürülerek geri çevrilmiş ve yargılamaya devam edilmiştir.
Yaşanan bu olayla ilgili bazı önemli detaylar şöyledir:
08.09.2022 tarihinde 1 celsenin 3. oturumunda etkin pişman sanık Murat Çakır’ın emniyette verdiği 4 sayfalık ifade Mahkeme Başkanı tarafından satır satır okunmuştur. Aynı celsede etkin pişman sanık Müge Öğütçü’nün 26 sayfalık emniyet ifadesi de hiçbir satır atlanmadan okunmuştur. 09.09.2022 tarihli 1. celsenin 1. oturumuna gelindiğinde Müge Öğütçü huzura alınmış, ifadesi dinlenmiştir. Öğütçü saatlerce konuşmuş, bu konuşması sırasında müvekkile ve salondaki sanıklara defalarca galiz hakaretler etmiştir. İfade özgürlüğü sınırlarını fazlasıyla aşan, sanıkların kişilik haklarına saldırı niteliğine erişen saldırılara Mahkeme Başkanı hiç sesini çıkarmamıştır.
Müge Öğütçü’nün ifadesini alma işlemi bittiğinde sadece bazı sanıklara soru sorma hakkı tanınmıştır. Hakkındaki asılsız iddialara yönelik sorular sormak için müvekkil Adnan Oktar söz almış, ancak daha sorduğu ilk sorunun cevabını etkin pişman sanık Müge Öğütçü yerine Başkan vermiştir:
Başkan’ın Müge Öğütçü’yü koruyucu bu tutumu savunma tarafında infiale yol açmıştır. Başkan, müvekkilin sorduğu ikinci soruya da “bu soru bu kişinin cevaplayabileceği bir soru değil” demiş, sonra da onlarca sorusu olan müvekkile daha sonra söz vereceğini söyleyerek “sorunuz olmadığı anlaşılıyor, oturabilirsiniz” diyerek açıkça engellemede bulunmuştur.
Savunma hakkını kısıtlayıcı bu yaklaşım üzerine Mahkeme başkanı, müvekkil Adnan Oktar ve sanık avukatları arasında hararetli tartışmaların yaşandığı bir süreç başlamıştır. Müvekkil Adnan Oktar bu tartışmalar esnasında Başkan Mahmut Başbuğ’un kovuşturmada tarafsızlığını koruyamadığını ve bundan sonra da koruyamayacağını anlayınca reddi hakim talebinde bulunmuştur. Bunun ardından konuya giriş paragrafında ifade ettiğimiz olaylar yaşanmış, diğer sanıklardan el kaldırma usulüyle reddi hakim talepleri alınmıştır. Bunun üzerine tartışmalar daha da yoğunlaşmış, Mahkeme Başkanı reddi hakim taleplerinin usulüne uygun alınmadığını ileri süren sanık avukatlarının konuşmasına izin vermemiş, müvekkilin “sorularını tamamlamasını bekleyecek imkanlarının bulunmadığını” ifade ederek soru sorma hakkını elinden almış, tüm sanıklara olduğu gibi müvekkil Adnan Oktar’a da beyan, soru sorma ve savunma için süre kısıtlaması getirmiş, sanıkların savunma haklarını baştan sona engellemiştir. En nihayetinde de “davayı uzatmaya matuf” denilerek makul bir açıklaması, haklı bir dayanağı olmayan matbu bir gerekçeyle reddi hakim taleplerinin geri çevrilmesine karar vermiştir.
Adnan Oktar Davasında soruşturma aşamasından Yargıtay’ın ilamına kadar geçen süreçte müvekkil ve arkadaşlarının kanuni haklarından faydalandırılmadıkları, savunmalarını layıkıyla yapamayacakları şekilde kısıtlandıkları, sundukları delillerin dikkate alınmadığı, hukuka aykırı kararlara ve uygulamalara maruz kaldıkları gün gibi açıktır.
Bugün bu hukuksuzların daha da geniş bir çerçevede yaygınlaşmış olduğu görülmektedir. Müvekkil ve arkadaşlarının maruz kaldığı hak ve hukuk ihlalleri o dosya ile sınırlı kalmamış, bir şekilde adliyeye yolu düşen neredeyse tüm vatandaşları mağdur eden bir hal almıştır. Elbette görevini titizlikle, kanunlara saygı ve bağlılıkla yerine getiren Hakim ve Savcıların sayısı çoktur. Bu dürüst ve vicdanlı yargı mensupları Devletin temeli olan adaletin muhafazasını sağlamaktadır. Ancak somut bazı örnekler de tüm Türkiye’nin gözleri önünde gerçekleşmektedir. Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarıyla ilgili yargı sürecinde yapıldığı gibi, hukuksuzlukların yaşanmaması için gerekli önlemler alınmadığı ve her kimin başına geliyor olursa olsun hukuksuzluklara karşı birlik olunmadığı sürece bugün eleştirilen mevcut koşulların bile yakın gelecekte mumla aranacağı görülmektedir.
Saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 18.03.2026