Adnan Oktar Davasında Doğal Hakim İlkesi İhlal Edildiğinde Sessiz Kalınmasının Sonuçları

By gundem
11 Min Read

ADNAN OKTAR DAVASINDA DOĞAL HAKİM İLKESİ İHLAL EDİLDİĞİNDE SESSİZ KALINMASI BUGÜN YAŞANAN SÜRECİN ZEMİNİ OLMUŞTUR

CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel
ve
Adalet Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın Gökçe Gökçen Dikkatlerine

Konu : İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan İBB Davası’yla İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tamamlanan Adnan Oktar Davası’nın duruşma süreçlerinde yaşanan benzer hukuk ihlallerinden birincisinin sunumudur: Doğal hakim ilkesine aykırı teşekkül etmiş heyetle kovuşturma yürütülmesi

Açıklamalar :

Türkiye’de toplumun önemli bir bölümünün yargıya olan güveni son yıllarda benzeri daha önce görülmemiş şekilde zedelenmiştir. Bunun temel sebebi ise, yargı süreçlerinde ve kararlarında görülen hukuksuzluklardır. Her türlü zorluğa karşın görevini layıkıyla yerine getirmeye çalışan çok sayıdaki yargı mensubumuzun varlığı bu sorunu gidermeye maalesef yeterli olamamaktadır. Milyonlarca kişinin tanık olduğu bariz hukuksuzluklara yetkililerin sessiz kalması, yargılananların bir kısım medya tarafından linç edilerek peşinen suçlu ilan edilmesi ve bu yöntemle yargı heyetlerinin baskı altına alınması dahil yargı sürecinin yalnızca bir formaliteden ibaret olduğu hissini uyandırmaktadır.

“İBB Davası” olarak anılan davanın da yukarıda tarif ettiğimiz tablo ile uyumlu bir dava olarak ilerlediği görülmektedir. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayan duruşmalarla birlikte, söz konusu dava bir kısım basında hukuksuzluk iddialarıyla gündeme gelmekte ve bu durum toplumumuzun ciddi bir bölümünde adaletsizlik duygusu oluşturmaktadır.

Ancak bir yandan da çok önemli bir husus göz ardı edilmektedir:

Bu hukuksuzluklarla Türkiye’de ilk kez karşılaşılmamaktadır. Adnan Oktar Davası, İBB Davasında eleştiri konusu yapılan hukuksuzluklara ve hatta bunların çok daha fazlasına sahne olmuştur. Hatta Adnan Oktar Davası, bugün yaşanan hukuksuzlukların bir anlamda pilot uygulama sahası olarak kullanılmıştır. Çünkü,“kanunlarda emredildiği gibi değil uygun görüldüğügibi hukuk uygulanır” mantığının ilk uygulaması Adnan Oktar Davasıyla birlikte başlamıştır. Bu yaşanırken sol ve sağ basından bazı çevreler el birliği ile hukuksuzluğu desteklemiş, halka “olması gereken bu, sistem böyle işlemeli” mantığı telkin edilmiştir. Var güçleriyle kamuoyunun hukuksuzluğaikna edilmesi için uğraşanlar bugün İBB davasında yaşananların da asıl müsebbipleri olmuşlardır.

Geçmişte müvekkil ve arkadaşlarının kanuni haklarının alenen hiçe sayılmasına sessiz kalınması, bugün Türkiye’de “yargı mağduru” olarak tanımlanabilecek insan sayısının artmasının en büyük nedenlerinden biridir. Aşağıda sadece birkaç örnekle listelendiği üzere, İBB Davası ile Adnan Oktar Davası sürecinin sadece sorgu aşamalarındaki hukuk ihlallerinin benzerliği bu yöndeki tespitimizin en somut delillerinden biridir.

İBB DAVASINDA DURUŞMALARIN BAŞLAMASIYLA BİRLİKTE GERÇEKLEŞEN HUKUK İHLALLERİ İLE ADNAN OKTAR DAVASINDA YAŞANANLARIN BENZERLİKLERİ

1- Her iki davanın heyeti de DOĞAL HAKİM İLKESİNE AYKIRI ŞEKİLDE ATANMIŞ hakimlerden oluşturulmuştur.

2- Her iki dava da sanık vekilleri SORGU SIRASINI HEYETTEN ÖĞRENEMEMİŞ, basın sanıklar ve müdafilerinden daha önce bilgilendirilmiştir.

3- Her iki davada da SANIKLARIN BEYANDA BULUNMA TALEPLERİ GEREKÇESİZ OLARAK REDDEDİLMİŞTİR.

4- Her iki davada da KİMLİK TESPİTİ YAPILMADAN DURUŞMALARA BAŞLANMIŞTIR.

5- Her iki davada da sanık vekillerinin REDDİ HAKİM TALEPLERİ DAVAYI UZATMA AMAÇLI olarak değerlendirmiş, MAKUL GEREKÇELENDİRME YAPILMADAN MATBU SÖYLEMLE REDDEDİLMİŞTİR.

6- Her iki davada da SANIKLARIN ÇEVRESİ JANDARMALARLA SARILMIŞ, YAKINLARIYLA DOĞAL İLETİŞİMLERİ engellenmiştir.

7- Her iki davada da sanıkların duruşma salonunda AVUKATLARINDAN HUKUKİ YARDIM ALMA TALEPLERİ KABUL EDİLMEMİŞTİR.

8- Her iki davada da KATILMA TALEPLERİ ALINMADAN VE KARARA BAĞLANMADAN KATILANLARIN beyanları alınmıştır.

(NOT: İBB Davasının yargılama süreci ilerledikçe Adnan Oktar Davası ile oluşacak yeni hukuki ihlal benzerlikleri de bu listeye eklenerek bilgilerinize sunulacaktır.)

İBB Davasının başlamasıyla birlikte CHP yetkilileri tarafından ve kamuoyunun bir bölümünde en çok dile getirilen ve eleştirilen konuların başında, kovuşturmayı yürütecek heyetin doğal hâkim ilkesine aykırı şekilde görevlendirilmiş hakimlerden oluşturulması gelmiştir. Örneğin;

CHP Adalet Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın Gökçe Gökçen HUKUKEN HAKLI VE YERİNDE BİR TESPİTLE, “DAVAYA ÖZEL HEYET OLUŞTURULARAK DOĞAL HAKİM İLKESİNİN İHLAL EDİLMESİNİ” ŞÖYLE ELEŞTİRMİŞTİR:

(https://x.com/GokceGokcen_/status/2030977623694696455)

CHP Parti Meclisi üyesi Sayın Bülent Yücetürk de, Sayın Gökçen gibi haklı bazı eleştirilerini dile getirmiştir:

(https://x.com/b_yuceturk/status/2030999618931015924)

Sayın Gökçen ve Sayın Yücetürk’ün Doğal Hakim İkesinin ihlal edilmesiyle birlikte reddi hakim taleplerinin haklılığına dair yorumları kanuna uygun tespitlerdir. Ancak bu tespitleri yaparken göz ardı edilen önemli bir gerçek, bugün hukuksuzlukların bu derece rahat ve göz göre göre yapılmasına sebep olmaktadır. Bu da; bunların benzerleri Adnan Oktar Davasında yaşanırken, bunların onlarca fazlası hukuksuzlukla, tek bir somu delil dahi olmadan müvekkil Adnan Oktar ve genç hanımlar ve beyler 365 defa müebbet anlamına gelen binlerce yıllık cezalara çarptırılırken bir kısım basın adeta “oh olsun” diyerek hukuksuzlukları teşvik etmişlerdir. Bir kısım siyasiler ve kanaat önderleri ise tamamen sessizliğe gömülerek, sanki her şey olağanmış gibi davranmayı tercih etmişlerdir. Bunun neticesinde de hukukun çiğnenmesinden güç alanlara tahminlerinin ötesinde geniş bir alan açmışlardır.

Sayın Özgür Özel de özel heyet oluşturulmasının Mahkemeye güveni sarsacağına değinmiş ve konuyla ilgili basında değerlendirmeler yapılmıştır:

İBB Davasına bakacak yargılama heyetinin ‘doğal hâkim ilkesine’ aykırı şekilde oluşturulmasına yönelik eleştiriler elbette ki yukarıdaki birkaç örnekle sınırlı değildir. Bu durumla ilgili olarak çok sayıda eleştiri yapılmaktadır. Kamuoyunda oluşan genel taleplerin özünde yetkili kurumlar hukukun gereğini yerine getirmeye, kanunları eşit ve eksiksiz uygulamaya davet edilmektedir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz üzere, bu eleştirileri dile getirenler geçmişte Adnan Oktar Davası’nda benzer bir olayın yaşandığını -basın bültenleri aracılığıyla- gayet iyi bilmektedirler. Buna rağmen, o dönemdeki hukuk ihlali hakkında herhangi bir eleştiri, haber veya yorumda dahi bulunmamışlardır.

ADNAN OKTAR DAVASINDA DOĞAL HAKİM İLKESİ İHLALİ

Adnan Oktar Davası dosyasının iddianamesi 28.06.2019 tarihinde düzenlenmiş, iddianamenin tevzi olduğu İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi 02.07.2019 tarihinde usulî bir nedenle iddianameyi iade etmiştir. İncelendiğinde görüleceği üzere söz konusu iade kararı, Heyet başkanı Utku Ercan, üye Mahmut Başbuğ ve üye Hasibe Doğan tarafından imzalanmıştır.

BU İADE KARARINDAN BİR HAFTA KADAR SONRA, 10.07.2019 TARİHİNDE HSK TARAFINDAN ALINAN 785 SAYILI KARARLAİADE KARARINDA İMZASI OLANMAHKEME BAŞKANI SAYIN UTKU ERCAN İSTANBUL 30. AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NDEKİ GÖREVİNDEN ALINARAK İSTANBUL 1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINDA GÖREVLENDİRİLMİŞTİR.Aynı HSK kararıyla üye Mahmut Başbuğ İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına getirilmiştir. Yani iddianamenin tevzi edildiği mahkemenin başkanı değiştirilmiştir.

Bu aşamadan sonra Savcılık usulî eksikliği kısmen giderdiği iddianamesini 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermek yerine, dikkat çekici şekilde bir kez daha tevziye vermiş ve dosya bu kez İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’ne tevzi olmuştur.Uygulamada yeri olmayan bu keyfi işlemle birlikte iddianameyi bir anda önünde bulan İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi 12.07.2019 tarih ve 2019/162 iddianame değerlendirme numaralı kararında doğal hâkim ilkesine de vurgu yaparak şu ifadelere yer vermiştir:

“İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nce iade edilen iddianamenin mahkememize tevzi edilmesinin GEREK TABİİ HÂKİM İLKESİNE GEREK KANUNA GEREKSE UYGULAMAYA AYKIRI OLDUĞU açık olup İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca tesis edilen tevzi işleminin sehven gerçekleştirildiği değerlendirilerek mahkememize sehven tevzi edildiği anlaşılan iddianamenin ilgili mahkemeye gönderilmek üzere işlemsiz olarak iadesine dair oy birliğiyle karar verilmiştir.” (29.ACM, No: 2019/162 12.07.2019 Karar)

Bu karar yüzünden dosyanın 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne düşmesi engellenememiş, 19.07.2019 tarihinde 30. Ağır Ceza Mahkemesi iddianamenin kabulü kararı vermiş ve tensip zaptı düzenlemiştir. Bu kararda imzası olan yargıçlar ise başkan Mahmut Başbuğ, üye A. Tarık Çiftçioğlu ve üye Hasibe Doğan’dır.

Sadece iki hafta kadar önce yani 10.07.2019 tarihinde aynı nitelikte bir karar alınmışken 29.07.2019 tarihinde HSK tarafından 858 sayılı bir karar daha yayınlanmıştır.Bu karar ile mahkemenin daha önce de üyesi olan ve Mahkemenin Başkanlığına atanan Mahmut Başbuğ da dosyadan alınmış, mahkeme bünyesinde yeni oluşturulan 2. heyette görevlendirilmiştir. Yerine ise Galip Mehmet Perk atanmıştır.

Yine hem iddianamenin iadesi kararında hem de sonrasında verilen iddianamenin kabulü kararında imzası bulunan Sayın Hasibe Doğan da aynı şekilde 2. heyette görevlendirilmiştir. Böylece hem mahkeme başkanı hem de dosyada tabii şekilde görevlendirilmiş olan bir yargıç dosyada göreve başlamış olmalarına rağmen, fiili olarak kendilerine tevzi edilmiş olan dosyadan alınmışlardır.Ayrıca aynı HSK kararıyla İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nden Talip Ergen de yeni oluşturulan heyete ikinci üye olarak atanmıştır.

29.07.2019 tarih ve 858 sayılı bu HSK kararı ise ‘tabii hâkim ilkesini’ ihlal eder nitelikte olmasının yanında bu ihlalin alenen ikrar edildiği bir karar olmuştur. Zira alınan bu kararda açıkça: İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2 HEYET HALİNDE ÇALIŞMASINA, 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/74 Ve 2019/313 E. sayılı dosyalar ile MEZKUR DOSYALARA BAĞLANTILI OLARAK GELEBİLECEK DOSYALARA 1. HEYETİN, DİĞER TÜM DOSYA VE İŞLERE İSE 2. HEYETİN BAKMASINA ifadelerine yer verilmiştir. Bu kararda belirlenmiş iki dosyanın numarası zikredilerek hakimler görevlendirilmiş, yani görevli hakimler dosyadan alınmış, yerlerine başkaları atanmıştır. Nihayetinde Adnan Oktar Davasına bakacak heyet adeta ‘oldu bittiye’ getirilip özel olarak ayarlanmış ve yargılamanın temel kuralı olan ‘doğal hâkim ilkesi’ alenen ihlali edilmiştir.

Tüm bunlar yaşanırken hem sağ hem de sol basın elbirliğiyle sanki her şey kanunlara uygun ilerliyormuş gibi, bir takım iftira ve karalamaları ön plana çıkarıp yapılan hukuksuzlukları örtbas eden bir algı operasyonuyla hukuksuzluğa kapıyı sonuna kadar açmışlardır.

Adnan Oktar Davası ile İBB Davasının sadece ilk duruşmalarında dahi yaşanan benzer ve aleni hukuk ihlalleri, hukuktan ve adaletten yana olan herkesin ittifakıyla, Türkiye’de hiçbir kesimi ayırt etmeden hukuka dönülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bunun aksine sergilenecek bir tutumun toplumun hukuka güvenini tamamen yok edeceği, kutuplaşmayı derinleştireceği, hukuki boşlukları istismar edenlerin pervasızca hareket etmesine zemin hazırlayacağı ortadadır.

Devletimizin köklü hukuk geleneğinin savunucusu olan tüm siyasiler, aydınlar, kanaat önderleri ve basının bu duyarlılığı göstereceğine olan inancımız tamdır.

Saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 14.03.2026

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir