“Özel Hayatın Gizliliği”, Adnan Oktar Söz Konusu Olduğunda Yok Sayılıyor

By gundem
10 Min Read

Adnan Oktar’dan Duyurudur

Şu An Gazetecilerin Ana Gündemi Olan “Özel Hayatın Gizliliği”, Neden Adnan Oktar Söz Konusu Olduğunda Önemsiz Bir Meseleydi?

Son dönemde gazetecilere ve ünlülere yönelik gerçekleşen gözaltı ve tutuklamalar, özellikle gazeteci Mehmet Akif Ersoy özelinde oldukça konuşulmuş ve gündem yapılmıştır. Bilhassa gazetecilerin oluşturduğu camia, Mehmet Akif Ersoy hakkında gündeme getirilen konuların “özel hayatın gizliliği” kapsamı içinde kalması gerektiğini, lekelenmeme hakkının ihlal edildiğini, masumiyet karinesinin görmezden gelindiğini sıklıkla dile getirir olmuşlardır.

Söz konusu gazeteciler ve konuyla ilgili yaptıkları yorumlardan bir kısmını hatırlatalım:

Gazeteci Serdar Akinan: … Efendim, … onu yapmış, bunu yapmış. BUNLARIN HEPSİ ONUN ÖZEL HAYATI EĞER ÖYLE BİLE OLSA BENİ İLGİLENDİRMİYOR, BEN GAZETECİYİM… (Serdar Akinan, 10 Aralık 2025, Youtube yayınından)

Gazeteci Serdar Akinan: … Sadece şunu söylemeye çalışıyorum. Mehmet Akif, bu kendi özel hayatıyla ilgili kullanmıştır, kullanmamıştır. BUNUN ÜZERİNDEN BİR LİNÇ KAMPANYASINI YAPMAK BENİM VE SİZİN HADDİNİZDE DEĞİL. Çünkü MASUMİYET KARİNESİ DİYE BİR ŞEY VAR… (Serdar Akinan, 10 Aralık 2025, Youtube yayınından)

Gazeteci Levent Gültekin:Akşamdan linç kampanyası başlattılar. Mahkum ettiler, gömdüler. … Vay karısını aldatıyormuş. BU NE UTANMAZLIK, NE AYIP BİR ŞEY ARKADAŞ. MASUMİYET KARİNESİ DİYE BİR ŞEY VAR ya. LEKELENMEME HAKKI diye insanlar yıllarca uğraşıyorlar haysiyetini, onurunu, itibarını inşa etmek, korumak için… (Leven Gültekin, 11 Aralık 2025 tarihli Youtube yayınından)

Gazeteci Ayşe Baykal: … Şunun ayrımı önemliydi. BİR İNSANIN ÖZEL HAYATI benim ahlaki standartlarıma uysun veya uymasın, seninkine uyusun veya uymasın mesele değil. BU İNSANIN ÖZEL HAYATI KENDİSİNEDİR. Siyasetteki duruşu kendisinedir. Şimdi biz bu ayrımı biz oturtabilseydik bugün bu video gündem olmamalıydı. Bu veya Ela Rümeysa’nın cep telefonundan veya başkasının cep telefonundan çıkartılan görüntüler, adliyeye teslim edilmiş görüntüler medyaya lanse edildi. HİÇBİRİMİZ BUNA İTİBAR ETMEMELİYDİK. … (Gazeteci Özlem Gürses’in 24 Aralık 2025 tarihli Youtube yayınından)

Gazeteci Ertuğrul Özkök: Bu iki insanı (Mehmet Akif Ersoy ve Ela Rumeysa Cebeci) ahlaken yargılayacak olanlara da iki sözüm var

Yaptıkları ahlâken güzel şeyler mi…

Mehmet Akif Ersoy’un gerçekten mobbing ve taciz anlamına gelecek eylemleri kanıtlanabilirse, bunlar tabi ki suç…

Ama şu an suç olabilecek taraftan değil, AHLAKEN YERDEN YERE VURULUYORLAR.

KENDİ PAYIMA KİMSEYİ AHLAKEN YARGILAMA HAKKINI KENDİMDE GÖRMÜYORUM.

Gazeteci Soner Yalçın: Tutuklanan gazeteci Mehmet Akif Ersoy’un özel hayatının, “uyuşturucu-grup seks” üzerinden sürekli teşhirini nasıl değerlendirmek gerekiyor?

Son yıllarda her daim yapıldığı gibi ortada KANITLANMAMIŞ/HENÜZ YARGI KONUSU BİLE OLMAYAN iddialar var.

Kişinin yalnızca hukuken değil, AŞAĞILANARAK-TEŞHİR EDİLEREK SEMBOLİK OLARAK YOK EDİLMESİ konusuna hiç girmeyeyim.

Gazeteci Soner Yalçın: Bu dil topluma yerleştiğinde, HERKESİN ÖZEL HAYATI DEVLET DIŞI BİR CEZALANDIRMA ALANINA DÖNÜŞÜYOR… Çünkü ahlâk evrensel ilke olmaktan çıkıp, sorgusuz-sualsiz yok etmenin aracı oluyor.

Gazeteci Şule Aydın: Biz bu yayında ahlak polisliğine soyunmayacağız. Çünkü bu mesele ahlak polisliğinin çok ötesinde tartışılması gereken bir mesele. KİMİN KAÇ KİŞİYLE SEKS YAPTIĞIYLA, KİMİNLE SEKS YAPTIĞIYLA BU MASA İLGİLENMİYOR. HİÇ NE BİZİ NE TOPLUMU İLGİLENDİRİR. (Dakika: 22:00)

Gazeteci Timur Soykan: Birincisi, KİMSENİN ÖZEL HAYATI BENİ İLGİLENDİRMİYOR. Yani o ne yapıyor orada? Yani o ilişkileri, şeyleri filan onunla ilgili kısımlar, MAGAZİNSEL KISIMLARI UMURUMUZDA DEĞİL. (Dakika: 28:15)

Hak İnisiyatifi Derneği

Özel Hayatın İhlali Niteliğindeki Uygulamalara ve İtibar Suikastlarına Son Verilmelidir.

Son günlerde gazeteci Mehmet Akif Ersoy üzerinden başlayan ve devamında kamuoyunda tanınmış isimlere yönelen gözaltı, arama ve medya yayınları, Türkiye’de soruşturma süreçlerinin ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL EDEN bir İTİBAR İNFAZINA dönüştüğünü bir kez daha göstermiştir.

HENÜZ KESİNLEŞMİŞ BİR YARGI KARARI BULUNMAMASINA RAĞMEN, GİZLİ TANIK İFADELERİ VE İDDİA NİTELİĞİNDEKİ BİLGİLER SORUŞTURMANIN GİZLİLİĞİ İLKESİNE AYKIRI BİÇİMDE KAMUOYUNA SERVİS EDİLMEKTE; KİŞİLERİN EVLERİ, İLİŞKİLERİ VE YAŞAM TARZLARI TEŞHİR EDİLMEKTEDİR.

BU UYGULAMALAR, MASUMİYET KARİNESİNİ VE İNSAN ONURUNU AÇIKÇA İHLAL ETMEKTEDİR.

ÖZEL HAYATIN KORUNMASI, suç isnadı karşısında dahi vazgeçilemeyecek temel bir haktır. İddiaların doğruluğu varsayılsa bile, BUNLARIN MEDYA YOLUYLA YAYILMASI NE HUKUKİ NE DE MEŞRUDUR. SUÇ VARSA YERİ MAHKEMEDİR; YOKSA YAPILAN AÇIK BİR İTİBAR SUİKASTIDIR.

 

Özel Hayatın Gizliliği, Geçmişte Önemsiz miydi?

Yukarıda, özel hayat konusuyla ilgili yapılan izahlar elbette doğrudur.

  • Yargıya taşınmış bir hususun basında böylesine açık analiz edilmesi,
  • Özel hayata dair, doğruluğu henüz tespit edilememiş pek çok konunun yansıması,
  • Kişilerin hiçbir suç içermeyen özel hayatlarına dair detayların manşet manşet yayınlanması,
  • Linç ve itibar suikastı çalışmalarının yapılması,
  • Kimseyi ilgilendirmeyecek detayların gece gündüz gündemlere taşınması,
  • Özel hayatı muhtemelen çok daha garip olan kişiler tarafından ayıplanması,
  • Masumiyet karinesinin, lekelenmeme hakkının ihlalleri

Asla taraftar olamayacağımız hususlardır. Kişi ve kişilerin suçlu veya suçsuz oldukları yargının konusudur. Yargının henüz sonuçlandırmadığı, hatta yargının dahi konusu olmayan hususların yıpratma ve yok etme malzemesi olarak kullanılması, hukuk devleti kavramına en fazla zarar veren husustur.

Ancak burada ilgi çeken konu, yukarıda örneklerini verdiğimiz, hakkaniyet adına önemli ve son derece doğru konuşmalar yapan bir kısım gazetecilerin ve kurumların, 2018 yılında, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına yapılan operasyon sonrasında basına yansıyan HABERLERE, İFTİRA BEYANLARA, etkin pişmanların kendilerini kurtarmak adına kurguladığı SAHTE HİKAYELERE, NEDEN CANLA BAŞLA SAHİP ÇIKTIKLARIDIR.

O dönemde de basında yayınlanan sayısız kurmaca hikaye, her ne kadar hiçbir gerçekliği olmasa da, TAMAMEN ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ KAPSAMINDAYDI. Ama keyifle zevkle basının gündemi oldu. KİMSE KARŞI ÇIKMADI.

Şu an Mehmet Akif Ersoy özelinde belirtildiği gibi, o zaman da, bunlar üzerinden bir linç kampanyasını yapmak HİÇ KİMSENİN HADDİNE DEĞİLDİ. Çünkü MASUMİYET KARİNESİ diye bir şey vardı. Ama nedense o dönemde PEK HATIRLANMADI.

Lekelenmeme Hakkı, o zaman da korunmalıydı. AMA YAPILMADI.

O dönemde de, suçun olup olmadığıyla kimse ilgilenmiyor (çünkü herkes ortada suç olmadığını biliyordu) fakat bu genç insanları AHLAKEN KENDİLERİNCE YERDEN YERE VURUYORLARDI. KİMSE SES ÇIKARMADI.

KANITLANMAMIŞ, HATTA HENÜZ YARGI KONUSU BİLE OLMAYAN İDDİALAR büyük bir heyecanla her gün, her saat gündem yapıldı. TEK BİR GAZETECİ DAHİ BUNA TEPKİ GÖSTERMEDİ.

Dava sanıklarının gerçek dahi olmayan özel hayatları, tıpkı Sn. Soner Yalçın’ın belirttiği gibi, DEVLET DIŞI BİR CEZALANDIRMA ALANINA DÖNÜŞMÜŞTÜ. Ama HERKES BUNU SİNEYE ÇEKTİ.

Şimdi “umurumuzda değil” denilerek eleştirilen MAGAZİNSEL KISIMLAR, o dönemde oldukça fazla gazetecinin umurundaydı; hatta ilgi konusuydu. KİMSE, BUNU YAPANLARI ELEŞTİRMEDİ.

Tehditle elde edilmiş müştekilerin, hapisten çıkarma şartıyla elde edilmiş etkin pişmanların iftira beyanları, çarşaf çarşaf ekranlarda ve gazete sayfalarındaydı. Şu an çok önemsenen SORUŞTURMANIN GİZLİLİĞİ, NEDENSE O DÖNEMDE AKLA DAHİ GELMİYORDU.

Masumiyet karinesini ve insan onurunu açıkça ihlal ettiği düşünülen bu haberler, her nedense O ZAMANLAR BUNU SÖYLEYEN İNSANLARIN İLGİ ODAĞIYDI. İNSAN ONURUNUN AÇIKÇA İHLAL EDİLDİĞİNE DAİR TEK BİR SES DAHİ ÇIKMAMIŞ, TEK BİR YORUM DAHİ YAPILMAMIŞTI.

Genç kadın ve genç erkeklerden oluşan 201 kişi, aileleri, yakınları, iş çevreleri, dostları olup olmadığı UMURSANMADAN, masumiyet karinesi AYAKLAR ALTINA ALINARAK, lekelenmeme hakkı TÜMÜYLE ÇİĞNENEREK, ailelerinin ve yakın çevrelerinin NE HALE GELDİĞİ HİÇ DÜŞÜNÜLMEDEN, bu insanların hapiste KENDİLERİNİ SAVUNAMAYACAKLARI AKLA DAHİ GETİRİLMEDEN, AKIL ALMAZ BİR LİNÇE UĞRADILAR. Ülkemizdeki PEK ÇOK BASIN YAYIN KURULUŞU ve GAZETECİ KİMLİĞİNE SAHİP PEK ÇOK KİŞİ, ŞU AN ELEŞTİRDİKLERİ BU LİNÇE ORTAK OLDULAR. Hatta bir kısmı, adeta bu linçi bir haz vesilesi olarak gördü, müthiş bir keyifle iddianamede dahi olmayan yalanları, manşet manşet yayınlamaktan geri durmadı.

Şaşırtıcı biçimde müvekkil ve arkadaşları hakkındaki yalanlar gündem yapılmaya HALA DEVAM ETMEKTEDİR. MASUMİYET KARİNESİNİN İHLALİNE HALA, KİMSE SES ÇIKARMAMAKTADIR.

Tüm bunları yapanların, eminiz ki, Adnan Oktar davasında, 6 ANA SUÇTAN BERAAT KARARI alındığından haberleri dahi yoktur. Kamuoyunu bilgilendirmek adına, Adnan Oktar davasında, aşağıdaki suçlar hakkında beraat kararları verilmiş ve bu kararlar KESİNLEŞMİŞTİR:

  • FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE YARDIM
  • SİYASAL VE ASKERİ CASUSLUK
  • RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK
  • NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK
  • SUÇTAN KAYNAKLANAN MALVARLIĞI DEĞERLERİNİ AKLAMA
  • KAÇAKÇILIK

Şu durumda, bugün tutuklanan gazeteciler özelinde lekelenmeme hakkından bahseden, masumiyet karinesini hatırlatan ve özel hayatın gizliliğinin önemini gündem yapan veya gündem yapmasa bile bu fikirde olan ONURLU GAZETECİLERİN, o dönemlerde müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına yapılanlara destek olmaları veya en azından seyirci kalmaları, kanaatimizce SAMİMİYETTEN SON DERECE UZAKTIR. Eğer gerçekten bahsettikleri bu değerlere inanıyorlarsa, onurlu ve etik gazeteci anlayışı ile bu yapılanlara tepki gösteriyorlarsa ve bu düşüncelerinde samimilerse, o zaman müvekkil ve arkadaşlarına yönelik yapılan linç kampanyasına destek olmaları veya en azından sessiz kalmaları hususuyla ilgili bir açıklama yapıp, özür dilemeleri hakkaniyetli olacaktır kanaatindeyiz.

Saygıdeğer gazetecilerimizin takdirine sunar, saygılarımızla bilgilerinize arz ederiz. 24.01.2026

1 Yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir