ISRARLA HALKA DOĞRU OLMAYAN BİLGİLER VERMEK ABDÜLKADİR SELVİ’NİN YAŞINA VE GAZETECİLİK TECRÜBESİNE YAKIŞMAMATADIR
Abdülkadir Selvi 21 Aralık 2025 tarihli CNN Türk yayınında, “bunlar, biliyorsunuz bir Adnan Oktar diye bir suç örgütü ortaya çıkmıştı. Onlar da benzer şeyler kullandıkları belirlenmişti” diyerek müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarının uyuşturucu kullandıkları iftirasına yer vermiştir.
Oysa kendisi de gayet iyi bilmektedir ki;
MÜVEKKİL ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARINA 1999’DA VE 2018’DE YAPILAN OPERASYONLARDA,
200’E YAKIN KİŞİDEN LABORATUVAR ÖRNEKLERİ ALINMIŞ, TEK BİR KİŞİDE DAHİ UYUŞTURUCU, ALKOL ve HATTA REÇETELİ İLAÇLA TEMİN EDİLEN BİR MADDE DAHİ TESPİT EDİLMEMİŞTİR.
ÖYLE Kİ MÜVEKKİL VE ARKADAŞLARININ YAŞADIKLARI EVLERİN KİLERLERİNDE BULUNAN ERZAKLARA DAHİ EL KONULUP ADLİ TIBBA GÖTÜRÜLEREK MERCİMEK, BULGUR, UN PAKETLERİNDE BİLE UYUŞTURUCU TARAMASI YAPILMIŞ VE HİÇBİR MADDEYE RASTLANMADIĞI BELGELENMİŞTİR.
Abdülkadir Selvi gibi yaşını almış yılların gazetecilerinin bu iftirayı yaygınlaştırmaya devam etmeleri kanaatimizce bilgisizlikten kaynaklanmamaktadır.
Birçok gazeteci ve yorumcu dosyaya ait tüm detaylarla vakıf olmalarına, ortada tek bir tane bile suç veya suça dair delil hatta emare dahi olmadığını, müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarının dev bir kumpasın mağduru olduklarını bilmelerine rağmen bile bile kamuoyuna yanlış bilgi vermeye devam etmektedirler. Son derece çürük temeller üzerine inşa edilmiş Adnan Oktar Davası kumpasını ayakta tutabilmek için hemen her fırsatta, en ilgisiz konulara dahi müvekkilin adını dahil ederek, vicdanlarını ve mesleklerinin temel ilkelerini hiçe sayıp, karalama ve iftiraları yaygınlaştırmaya devam etmektedirler.
Ancak yine de Abdülkadir Bey’in bildiklerini unutmuş olma ihtimaline binaen müvekkil ve arkadaşlarının masum ve temiz olduklarının belge ve bilgilerini yeniden kendisinin bilgisine sunuyoruz. Bir insanın ahlakına ve hayatına dair böylesine önemli bir konuda yalan haber yaymış olmak durumundan imtina edeceğine inanıyoruz.
CNN TÜRK’ÜN BU AKŞAMKİ YAYININDA BU VAHİM HATASINI DÜZELTİP, ADLİ TIP KURUMU RAPORLARINDA YER ALAN GERÇEĞİ YANİ MÜVEKKİL VE ARKADAŞLARININ HİÇBİR ZAMAN UYUŞTURUCU KULLANMADIKLARINI, BÖYLE BİR GAYRİ AHLAKİ HAYATTAN UZAK OLDUKLARINI, KENDİSİNİN BİR ÖNCEKİ KONUŞMASINDA KAMUOYUNU YANLIŞ BİLGİLENDİRDİĞİNİ SÖYLEMESİNİ TALEP EDİYORUZ.
ABDÜLKADİR BEY’E BU DÜZELTMEYİ YAPMAK VE MASUM İNSANLARI KARALAMANININ DÜNYADA VE AHİRETTE SORUMLULUĞUNU ÜSTLENMEMEK YAKIŞIR KANAATİNDEYİZ.
Abdülkadir Selvi gibi muhafazakar camiaya mensup, manevi değerlere saygılı olduğu iddiasında olan bir gazetecinin “yalan söylemek ve iftirada bulunmak” gibi Allah’ın beğenmediği ve karşılığının olacağını bildirdiği kötülüklerden sakınması ve bu yönüyle diğer insanlara da örnek olması önemlidir. Allah Kuran’da şöyle bildirmiştir:
Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız:
Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. (Ahzab Suresi, 58)
Şunu da hatırlatmak gerekir ki, bir kısım kişilerin aradan geçen 8 yıla rağmen alakalı alakasız her konuda müvekkil Adnan Oktar’ın ismini geçirmelerinin, hemen her konuyu müvekkile bağlayarak aynı iftira, karalama ve yalanları sürekli kamuoyuna sunmalarının müvekkil Adnan Oktar’a hiçbir zararı olmamaktadır. Tam tersine her geçen gün daha da dinçleşip, gençleşip, sağlık kazanmakta, neşe, sevinç ve şükrü artarak Yusuf Medresesi’nin tüm maddi ve manevi güzelliklerden nasiplenmektedir.
Bazı kimseler kumpasları, iftiraları, yalanları destekleyerek geldikleri yerleri kaybetme korkusuyla, egoist ve sevgisiz bir dünya içinde ayakta kalabilmek için her an daha da yıpranırken, müvekkil Adnan Oktar Allah için tertemiz bir hayat yaşamanın nimetlerini, konforunu ve güzelliğini yaşamaktadır. Karalamalarla halkın kendisine olan sevgisini ve ilgisini azaltmaya çalışanların tüm çabaları müvekkile daha çok sevgi, kendilerine ise daha çok sevgisizlik olarak dönmektedir. Halkımız mazlumu ve masumu kendince ezmek için yalan söyleyenleri hemen anlayan ve hiç sevmeyen bir irfana sahiptir. Yalanlar ve iftiralar bunları dile getirenlerin kendilerini karalamakta ve küçük düşürmekte, iftiraya maruz kalanları ise yüceltmekte ve değerli kılmaktadır.
MÜVEKKİL VE ARKADAŞLARININ HİÇBİR ZAMAN ALKOL, UYUŞTURUCU YA DA BAŞKA BİR ZARARLI MADDE KULLANMADIKLAR 2018’DEKİ ADLİ TIP RAPORUYLA İSPATLANMIŞTIR
2018 yılında, sabah saat 05.30’da, eş zamanlı olarak 2000 bin polisin katılımıyla müvekkil ve arkadaşlarının yaşadığı 200’e yakın ev ve işyerine yapılan polis baskının da hiçbir gayri ahlaki manzara ile karşılaşılmamıştır. Alınan örnekler üzerinde yapılan laboratuvar testlerinde de tek bir kişide dahi herhangi bir uyuşturucu veya yasaklı maddeye ve hatta alkole dahi rastlanmadığı bilimsel olarak belgelenmiştir.
Yapılan testler sonucunda ADLİ TIP KURUMU BAŞKANLIĞI’NIN 18/07/2018 tarihli raporunda İSTİSNASIZ HERKES İÇİN;
“ALKOL (ETANOL METANOL), UYUSTURUCU VEYA UYARICI MADDELER BULUNMADIĞI”
belirtilmiştir.
Aşağıda Adli Tıp Raporunun bir bölümüne yer verilmiştir. Müvekkil Adnan Oktar’la başlayan liste test yapılan 170 kişi aynı şekilde devam etmektedir:
Ne var ki, öncesinde her türlü çirkin iftiraya yer veren bazı kişi ve kurumlar, müvekkil ve arkadaşlarının tertemiz olduklarına dair Adli Tıp raporundan bir satır dahi bahsetmemişlerdir. Bugün dahi aradan geçen 8 yılın ardından, devletin Adli Tıp Kurumu yalan söylediklerini belgelediği halde bu yalanı devam ettirmekten mahcubiyet duymamaktadırlar.
Abdülkadir Selvi’nin ilerlemiş yaşına, tecrübesine ve inancına yakışan her ne olursa olsun doğruyu söylemek, doğruyu söyleyecek cesareti gösteremeyeceği bir ortamda bulunuyorsa da en azından yorum yapmamaktadır. Ancak konuyla hiç ilgisi olmayan durumlarda dahi durup dururken masum ve mazlum bir insanın adını bir yalanın içine dahil etmenin vebalinin büyük olacağını unutmaması gerekir.
1999 YILINDA YAPILAN POLİS OPERASYONUNDA DA, EVLERDEKİ EŞYALARIN DAHİ ÜZERİNDE UYUŞTURUCU ARANMIŞ ANCAK TÜM EVLERİN TERTEMİZ OLDUĞU TESPİT EDİLMİŞTİR
Bilindiği üzere, 1999 yılında da müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik bir polis operasyonu yapılmış, bu operasyonda da müvekkilin arkadaşlarının evindeki paralar üzerinde dahi uyuşturucu aranmıştır. Bu aramalar ve testler sonucunda da hiçbir evde uyuşturucuya rastlanmamıştır.
Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan 26/11/1999 TARİHLİ EPİKRİZ RAPORUNDA herhangi bir uyuşturucu izine rastlanmadığı belirtilmiştir.
Müvekkil Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyonlarda hiçbir suç unsuru bulunmamıştır:
- Aynı anda 200’e yakın ev ve işyerine yapılan polis baskınında tek bir suç unsuru dahi bulunmamıştır; ruhsatsız silah, uyuşturucu madde, hatta gayri ahlaki sayılabilecek hiç bir unsura ve duruma rastlanmamıştır.
- Medyada şehir efsanesi gibi dolaşan şantaj videoları olduğu iddiası çok çirkin bir iftiradır; 1999 ve 2018 operasyonlarında tek bir uygunsuz video bulunmamıştır; video ile kendisine şantaj yapıldığını iddia eden bir kişi dahi bulunmamaktadır; her türlü iftiranın bulunduğu iddianamede dahi böyle bir iddia yoktur.
- Müvekkil Adnan Oktar’ın hanım arkadaşlarının tutumunu tüm Türk halkı çok iyi bilmektedir; kimseyle göz göze dahi gelmeyen, tavırlarında son derece titiz, mesafeli, karşı tarafta yanlış anlaşılmaya izin vermeyecek şekilde çok dikkatli davranan hanımefendilerdir. Aleyhlerindeki tüm iftiralardan münezzeh olan saygıdeğer, tertemiz hanımlardır.
- Müvekkil ve arkadaşları casusluk iftirasından kesin karar ile beraat etmişlerdir. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2022/158 Esas sayılı dosyasına ait 16.11.2022 tarihli kararı şöyledir:
- FETÖ’ye yardım iddiasından da kesin karar ile beraat etmişlerdir. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2022/158 Esas sayılı dosyasına ait 16.11.2022 tarihli kararı şöyledir:
- Kara para aklama ve dolandırıcılık suçlamalarından da beraat etmişlerdir. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2025/42 Esas no.lu ve 2025/165 sayılı kararı şöyledir:
Buna rağmen, cezaevi ile korkutulan bazı kadınların, hiçbir somut delile dayanmayan, soyut ve çelişkili beyanlarıyla 8656 yıl hukuka aykırı bir ceza almışlardır ve 8 yıla yakın süredir cezaevindedirler.
Tüm Türkiye, müvekkil ve arkadaşlarının masum olduklarını çok iyi bilmektedir. Ancak Kur’an’da Hz. Yusuf (as) için de belirtildiği gibi, lehlerine deliller görülmesine rağmen, bir hikmet ile bir süre cezaevinde tutulmaları kararı verilmiştir. Müvekkil ve arkadaşları bunda Allah’ın dilediği bir hayır, güzellik ve hikmet olduğunu düşünmektedirler.
Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırız:
Sonra onlarda (Yusuf’un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü)ağır bastı. (Yusuf Suresi, 35)
Saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine sunarız. 26.12.2025